53. Bölüm

53. Bölüm

Kyula
kyulaseng

Aklım ve beynim arasında sıkıştım kaldım...

 

Sanırım ben...

 

Ben seni anladım. İsmail'in evine gidiyoruz

 

Arabayı durdurduğunda kalbim sanki yerinden çıkacak gibiydi. Poyraz hiçbir şey demeden sadece kısa bir bakış attı bana. O bakışta “emin misin?” vardı ama sesli sormadı. Ben de cevap vermedim. Çünkü emin değildim. Sadece gitmek zorunda hissediyordum.

 

İsmail’in kapısının önünde durduğumda ellerim buz kesmişti. Kapıya bakıyordum ama çalmaya cesaret edemiyordum. Az önce söylediklerim kulaklarımda yankılanıyordu.

 

Senden iğreniyorum...

 

Yalan. Hem de söylediğim en büyük yalanlardan biri ama geri dönüşü yoktu artık.Derin bir nefes aldım ve kapıyı çaldım.Bir süre ses gelmedi. Tam dönecektim ki kapı açıldı.

 

İsmail karşımdaydı.

 

Üzerinde siyah bir tişört, saçları dağınık, yüzü… ifadesizdi. Gözleri kızarmıştı sarhoş gibi bir hali vardı...Bana baktı ve umursamazca sordu

 

Ne var! Neden geldin?

 

O an konuşmayı unuttum gerçekten dilim tutuldu.

 

Ben…

 

Kapıyı biraz daha araladı ama geri çekilmedi.

 

Bir şey söylemeyeceksen durup kekelemeye devam edeceksen kapatıyorum.

 

Kalbim sıkıştı.

 

Konuşmamız lazım.

 

Gözlerini kaçırdı.

 

Geç oldu. Yarın konuşuruz.

 

Hayır! Şimdi konuşmam lazım.

 

Kısa bir sessizlik oldu. Sonra derin bir nefes aldı ve kapıyı tamamen açtı.

 

Gir.

 

İçeri girdim ama o benden uzak durdu. Kapıyı kapattıktan sonra bile yanıma gelmedi. Sanki aramızda görünmez bir duvar vardı.

 

Bir süre ikimizde konuşmadık.

 

Ben konuşmak istiyordum ama nereden başlayacağımı bilmiyordum. O ise konuşmak istemiyordu, bu çok belliydi.

 

Az önce söylediklerim...

 

Sözümü kesti

 

Ciddiydin!

 

Başımı sağa sola salladım hemen.

 

Hayır, değildim!

 

Kahkaha attı. Ama o kahkaha… hiç komik değildi.

 

Fatma!Lütfen kendini daha fazla küçük düşürme.

 

Bu cümle göğsüme oturdu...

 

Ben küçük düşmüyorum sadece… yanlış söyledim-

 

Yanlış? diye tekrarladı.

 

Bana ‘iğreniyorum’ demek yanlış mıydı sadece?”

 

Sessiz kaldım cevabı yoktu...

 

'Bak' dedi daha sakin ama daha soğuk bir sesle.

 

Ben aptal değilim. Az önce orada olan her şeyi gördüm, hissettim. Sonra bir anda… sanki başka birine dönüştün.

 

Gözlerim doldu ama ağlamadım.

 

Korktum...

 

Yüzüme umursamazca baktı.

 

'Korktum' diye tekrar ettim.

 

Sana karşı hâlâ böyle hissetmekten korktum. Kendimi kaybetmekten korktum. Yine aynı şeyleri yaşamaktan korktum!

 

Çenesi sıkıldı.

 

Çözümün neydi? Beni aşağılamak mı?

 

Ben seni aşağılamadım!

 

Bana iğrenç olduğunu söylemek aşağılamak değil mi?

 

Sesi yükseldi.

 

Bu sözler senin dudaklarından döküldü! Şimdi gelmiş neyi anlatıyorsun sen?

 

Kalbim hızlandı çaresizce gözlerine bakıp konuştum

 

Ben… kendimi korumaya çalıştım...

 

Yanlış kişiye saldırdın o zaman!

 

Bu cümleyle birlikte içimde bir şey kırıldı, bir adım attım ona doğru...

 

İsmail, ben

 

Yaklaşma!

 

Donup kaldım hızla geri çekildim.

 

Biraz mesafe iyi gelecek, En azından bana!

 

Gözlerim doldu bu sefer.

 

Beni içeri almak istemiyorsun yani?

 

Zaten aldım,ama bu her şeyi düzelteceğimiz anlamına gelmiyor.

 

Yutkundum.

 

Ben düzeltmek istiyorum…

 

Başını iki yana salladı.

 

Ben istemiyorum.

 

Bu cümle… her şeyden daha ağırdı.

 

Sanki biri içimden bir parçayı kopardı... Kısık bir sesle sordum

 

Gerçekten mi...

 

Evet!

 

Hiç düşünmeden tereddüt etmeden söyledi.

 

Çünkü sen ne istediğini bilmiyorsun Fatma. Bir yaklaşıyorsun, bir itiyorsun. Ben oyuncak değilim!

 

Sözleri sertti... Bir yandan da haklıydı.

 

Ben…

 

Bugün olan şey…Benim için gerçekti. Ama senin için… sadece bir deneme...

 

Başımı eğdim.

 

Ben öyle demek istemedim…

 

Dedin.

 

Sessizlik uzun, ağır bir sessizlik...

 

Git artık!

 

Başımı kaldırdım.

 

Gözlerinde en ufak bir yumuşama yoktu.

 

Git Fatma. Ben şu an seni görmek istemiyorum.

 

O an gerçekten nefes alamadım.

 

Ayaklarım geri geri gitti. Kapıya kadar nasıl yürüdüm hatırlamıyorum bile.

 

Kapıyı açtım.

 

Tam çıkacaktım ki durdum. Arkam ona dönükken konuştum

 

Ben hala… Seni seviyorum.

 

Cevap gelmedi.

 

Yavaşça arkamı döndüm.

 

Bana bakıyordu ama yüzünde hiçbir şey yoktu.

 

Ne özlem ne kırgınlık... Koca bir hiç vardı, umursamazca cevapladı

 

Geç kaldın!

 

Bu sefer gerçekten kırılmıştı bu sefer… onu ben kırmıştım.

 

Kapıyı açıp çıkmıştım. Gerçekten gitmeye kararlıydım. İçimdeki o kırık gururu toplayıp o evden uzaklaşmak istiyordum. Ama daha ikinci adımı bile atamadan arkamdan gelen sesle durdum.

 

Fatma.

 

Yavaşça döndüm. Kapı hala açıktı. İsmail orada duruyordu. Bu sefer yüzünde az önceki o donuk ifade yoktu. Ama bu iyi bir şey değildi. Gözlerinde garip bir şey vardı… çözemedim. Ne öfke, ne kırgınlık. sanki… karar vermiş gibiydi.

 

Gel...

 

Hiç düşünmeden geri döndüm. Bu benim en büyük hatam mıydı, yoksa zaten çoktan kaybetmiş miydim, bilmiyordum. Ama o an tek bildiğim şey, onun “git” demesinden daha ağır olan tek şeyin “gel” demesi olduğuydu.

 

İçeri girdim. Kapı bu sefer arkamdan sertçe kapandı.

 

Ne olduğunu anlayamadan bana doğru yürüdü. Adımları hızlıydı, kararlıydı. Geri çekilmeye fırsatım bile olmadı. Bir anda elleri yüzümü kavradı ve dudakları dudaklarıma çarptı.

 

Şaşırdım. Tepki veremedim ilk başta. Ama o beni hiç durmadan öpmeye devam etti. Sertti, acımasızdı. Sanki içindeki her şeyi bana aktarıyordu. Parmakları çenemi sıkıca tutuyordu, kaçmamı engeller gibi. Nefesim kesildi ama geri itmedim. İtemedim...

 

Ellerim istemsizce tişörtüne gitti. Kumaşı avuçladım. Kendime çektim. O an… her şeyi unuttum. Az önce söylediklerimi, yaptıklarımı, onun bana söylediklerini… hepsi silindi. Sadece o vardı.

 

Ve ben… yine ona dönüyordum.

 

Dudakları daha da sertleşti. Nefesi nefesime karıştı. Beni geri geri ittirerek duvara yasladı. Sırtım sert yüzeye çarptığında hafifçe irkildim ama o durmadı. Aksine daha da yaklaştı. Vücudu vücuduma değdiğinde kalbim göğsümü parçalayacak gibi atıyordu.

 

Bu tanıdık bir histi.

 

Ama bu sefer… farklıydı.

 

Bir şeyler eksikti. Ama o an anlamadım.

 

Boynuma indi dudakları,nefesim kesildi,gözlerim kapandı,ellerim saçlarına gitti...

 

Onu kendime çektim. Daha fazla, daha yakın sanki biraz daha yaklaşırsa her şey düzelecekmiş gibi.

 

Yanılıyordum çok fena yanılıyordum.

 

Dudakları dudaklarımdan yavaşça ayrılırken nefeslerimiz hâlâ iç içeydi... Gözlerimi açtım. Gözlerinin içine baktım.

 

Soğuk ve keskin bir bakışı vardı...

 

Başımı hafifçe yana eğdi.Gözlerini gözlerime kilitledi, dudaklarını kulağımda gezdirirken konuştu

 

Senden iğreniyorum!

 

Ne nefes alabildim ne de hareket edebildim. Az önce aynı cümleyi kurdan bendim ,biliyordum ama… onun ağzından duymak bu şekilde bu anın içinde acı vericiydi.

 

Gözlerim büyüdü, dudaklarım aralandı ama sesim çıkmadı.

 

İsmail omuzlarımdan tutup geri çekildi. Sanki bana dokunmak bile istemiyormuş gibi.

 

Sonra… dudaklarını sildi.

 

Aynı benim yaptığım gibi.... aynı hareket, aynı küçümseme içimde bir şey paramparça oldu.

 

Neden yaptın bunu?

 

Kahkaha attı. Ama bu kahkaha… acımasızdı.

 

Denedim!

 

Omuz silkerek devamını getirdi.

 

Sonra anladım ki olmuyor!

 

Aynı sözler aynı ton aynı soğukluk... Gözlerim doldu ama bu sefer tutamadım.

 

Bana bunu neden yaptın...

 

Sen başlattın!

 

Net bir şekilde cevapladı ardından devam etti

 

Ben sadece bitirdim.!

 

Bir adım geri attım. Duvar hâlâ arkamdaydı ama sanki uçurumdaymışım gibi hissettim.

 

Bu… aynı şey değil!

 

Bence birebir aynı! Hatta daha hafif...

 

Bu cümleyle birlikte gözyaşlarım yanağımdan süzülmeye başladı...

 

Sen… sen beni kullandın!

 

Gözlerimin içine baktı.

 

Hayır!Sana nasıl hissettirdiğini gösterdim!

 

Bu bir öpücük değildi bu bir cezaydı… Ben isteyerek içine yürümüştüm hiçbir şey söylemedim, söyleyemedim çünkü söyleyebileceğim hiçbir şey yoktu...

 

Yavaşça kapıya doğru yürüdüm. Bu sefer arkamdan seslenmedi. Dur demedi. Gel demedi hiçbir şey demedi...Kapıyı açtım ellerim titriyordu tam çıkarken son bir kez ona baktım...

 

Yerinden bile kıpırdamamıştı sanki ben hiç olmamışım gibi...

 

Kapıyı kapattım merdivenlerden inerken gözyaşlarım durmuyordu. Nefes alamıyordum göğsüm acıyordu ama en kötüsü… içimdeki histi.

 

Kendimi…kullanılmış gibi hissediyordum sanki az önce yaşanan her şey… benim zayıflığımın bir sonucuydu. Sanki ona geri dönmem… onun istediği şeyi vermem… sadece onun beni kırmasını kolaylaştırmıştı.

 

Dışarı çıktığımda hava buz gibiydi ama ben hiçbir şey hissetmiyordum. Çünkü içim çok daha soğuktu.

 

Yolda yürürken bir an durdum. Ellerimi dudaklarıma götürdüm. Dudaklarımda hala onun tadı vardı...her şeyden daha çok canımı yaktı.

 

Ben ne yaptım…

 

Yolda yürürken güzel anılarımız gözümün önünde bir film şeridi gibi geçmeye başladı... Kalbim sıkıştı ve sokağın ortasında kendimi yerde buldum. Çöktüğüm yerde ellerimle yüzümü kapatıp ağlamaya başladım...

 

Bölüm : 21.04.2026 16:38 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...