4. Bölüm

4. Bölüm

Kyula
kyulaseng

Kağıtta yukarı çıkmam gerektiği yazıyordu bende etrafa baktım ama kimse bana bakmıyordu bende çantamı sırama bırakıp yukarı kata çıktım toz kokusu ağır basıyordu ki burası uzun zamandır kullanılmıyordu en sonda kapısı kapalı bir sınıf vardı oraya doğru yürüdüm ve kapıyı açtığım anda gözlerime inanamadım.

 

Balonlar, renkli pankartlar, masa üstünde çikolatalar ve küçük bir hediye paketi… Kalbim birden hızla çarpmaya başladı.

 

Simay ve Alya bana gülümseyerek el sallıyordu, Akın da oradaydı, tam önümde, hafif utangaç ama gözleri parlıyordu.

 

İçimden fısıldadım, "Akın senin ne işin var burada bunu benim için mi yaptın?"

 

"Evet Fatma herşey senin için Alya ve Simay ile konuştum ve bunu senin için yaptık umarım mutlu olursun"

 

Alya yanıma geldi ve bana sarıldı ardından elindeki notu bana verdi bende kağıdı açıp okudum.

 

"Biz senin yanında olacağız, her zaman. Bugün sadece küçük bir sürpriz yapabildik ama umarız mutlu olursun önümüzde kocaman 4 sene var💕"

 

O anda gözlerim doldu. Bu kadar düşünceli, bu kadar özel bir sürpriz beklemiyordum. Simay ile Alya'nın gülümsemesi ve o bakışları içimde bir sıcaklık yarattı.

 

Simay ve Alya bana cesaret verip, hediyeyi açmamı işaret ettiler. Elimi uzattım, hediyeyi açtım. İçinde bir bileklik bir çikolata küçük ama anlamlı bir not vardı. Her detay, beni mutlu etmek için düşünülmüştü. Sevinçle etrafa bakarken tanıdık bir yüzün bizi izlediğini gördüm.

 

İsmail'di...Sadece sessizce buraya bakıyordu, gözlerinde pişmanlık vardı.

O eski alaycı tavrı yoktu, belki de benden özür dilemek istiyordu...

 

Arkadaşlarımın yanından ayrılıp dışarı çıktım ardından İsmail'in yanına gittim ve sessizce bana baktı.

 

"Neden buradasın?" dedim ve yine kendi gibi davrandı.

 

"Bu seni ilgilendirmez ben sadece Akın'ı arıyordum işte burdaymış gördüm tamamdır"

 

"Emin misin? Benden özür dilemicekmisin?"

 

"Hayır asla! Bunun suçlusu ben değilim"

 

Bağırarak karşılık verdim, "Ta kendisisin bana yumruk attın ve hiç bişey olmamış gibi davranıyorsun."

 

İsmail dahada çok bağırdı, arkadaşlarım yanıma geldi, tüm sınıf etrafımızda toplandı ve kolumdan tutup hesap sordu.

 

"O zaman benim işime karışmasaydın bunlar olmazdı ne işin vardı ben kavga yaparken orada kendini kahraman gibi yumrukların ortasına atmana, atınca olan oldu bir daha sakın arkamdan gelme bu sana ders olsun bir daha yapmazsın"

 

"Bırak kolumu İsmail, herkes bize bakıyor."

 

"İsmail haklı Fatma senin ne işin vardı arkasında? Neden onu önemsiyorsun ki o kavga ederken onun arkasında olman çok garip? Yoksa sen İsmail'e aşık mısın?"

 

Tüm sınıf gülmeye başladı.

 

Bende karşılık verdim.

 

"Şu saçmalığı kesin öyle bişey yok!"

 

İsmail yine alaycı tavrıyla bana yaklaştı.

 

"Eğer bana aşık olursan bedelini ağır ödersin!"

 

"Hayır seni sevmiyorum, benim zaten sevdiğim biri var. Hem sen kimsin? Kendini bişey zanneden zavallının tekisin."

 

Akın arkamdan seslendi, "Peki sen kimi seviyorsun Fatma?" Bende arkamı döndüm ve ona baktım. Tüm sınıf sanki benden bir cevap bekliyor gibiydi.

 

"Bu sizi ilgilendirmiyor, bunlar benim duygularım"

 

"Zaten bizi ilgilendirmez! Sen sadece biraz akıllı olmaya çalış tabiki başarabilirsen!"

 

Kendimi tuttum, içimden mırıldandım

 

"Bırak Fatma ne hali varsa görsün, o sadece bir öküz, sen onu önemsemiceksin!"

 

Sınıfa geçtik. Ardından sırama oturdum ve öğretmen geldi.

 

"Evet, dün işlediğimiz konuyu kim bize özet geçebilir?" dedi. Alya parmak kaldırdı ve öğretmen başını sallayıp onay verdi.

 

Alya ayağa kalktı ve konuyu anlatmaya başladı. O sırada Akın yanıma geldi.

 

"Merak etme Fatma, ben senin yanındayım, üzülme. İsmail gerçekten insanların duygularını kullanıp egosunu tatmin ediyor"

 

"İsmail benim umrumda değil, beni tüm sınıfa rezil ediyor, ona bişey yapmadım ki. Her neyse Akın, eğer okuldan sonra boşsan seninle birlikte cafeye gid-"

 

İsmail yanımıza geldi.

 

"Akın bugün benim evde buluşuyoruz, geliyorsun dimi?"

 

"Sen nereden çıktın?"

 

"Hiç bir yerden, arkadaşımla konuşuyorum körmüsün? Aa unuttum kördün dimi," sağ dudağını kıvırdı.

 

Her neyse, "sakin kal Fatma," deyip sustum ve İsmail konuşmaya devam etti.

 

"Sana diyorum dostum tamam mı? Geliyor musun, bugün benim eve eğlence var, kız arkadaşını getirebilirsin."

 

"Tamam o zaman, Fatma ile geliriz."

 

İsmail ve ben aynı anda, "Ne?" diye birbirimize baktık.

 

"Kız arkadaşın dedin, öyle değil mi?"

 

"Evet ama bu kız değil."

 

"Ben erkek miyim?"

 

"Bu eğlence benim eğlencem, sen yoksun"

 

"Eğer Fatma gelmezse ben de gelmem."

 

"Evet, öyle yapalım. Seninle birlikte cafeye gidelim mi?" dicektim bende.

 

İsmail sinirle elini sıraya vurdu.

 

"Ne halin varsa gör ama büyük eğlenceyi kaçırıyorsun dostum, hem de bu kız yüzünden. Onu sadece 1 haftadır tanıyorsun, ne kadar da çok güveniyorsun"

 

"Fatma, benim tanıdığım en iyi kız, o çok güzel ve iyi kalpli biri. Onun sözleri, gülüşü, bakışları..."

 

"Tamam kes, senin edebiyatını dinleyemem burada."

 

İsmail yanımızdan gitti ve arka sırada oturup gözlerini bize dikti.

 

"Fatma, sen gerçekten de kimi seviyorsun?"

 

"Ahh şu konu... Akın ben birini sevmiyorum, sadece kurtulmak için söyledim."

 

"Yani şu anda sevdiğin biri yok mu?"

 

"Evet yok."

 

"İyi o zaman, nedenini bilmiyorum ama senin yanında kendimi..."

 

İsmail bana nazikçe seslendi şaşkınlıkla ona baktım.

 

"Fatma, buraya gelir misin?"

 

"Ne oldu İsmail?"

 

"Sadece bişey sorucam."

 

"Sorabilirsin burada da."

 

"Hayır olmaz, yanıma gel."

 

Tüm sınıf yine sırıtmaya başladı. Bende sesleri susturmak için gittim.

 

"Ne oldu İsmail?"

 

"Hiç, sadece sana bişey söylicem."

 

"Ne diceksin?"

 

İsmail bana yaklaştı ve kulağıma fısıldadı

 

"Akın'ın sevgilisi gelicek bugün, aslında parti diye bişey yok. Onu mutlu etmek istiyoruz, o yüzden onu ikna et, benimle partiye gelsin. Yoksa sevgilisi çok üzülecek."

 

"Öyle mi? Bana hiç bahsetmedi. Peki, tamam öyle olsun, elimden geleni yapıcam."

 

"Tamam o zaman, sen git ikna et ve sakın sürprizi bozma."

 

"Tamam, merak etme, sırrın bende güvende."

 

İsmail bana baktı ve gülümsedi, o kadar içten ve güzel bakıyordu ki donup kalmıştım. Sonra kendime gelip Akın'ın yanına gittim.

 

"Ahh, sonunda geldin Fatma, ne oldu?"

 

"Akın, benim işim çıktı, sen partiye gidebilirsin"

 

"İsmail ne dedi sana, böyle oldun?"

 

“Hiç bişey, sadece ödevle ilgili bişey sordu”

 

Dediğim gibi öğretmen bizi duydu

 

"Ödev mi vermişim ben, ödev verdiğimi hatırlamıyorum çocuklar, ama aklıma getirdiğimiz için teşekkür ederim."

 

"Hayır, kahretsin!"

 

İsmail sinirle konuştu

 

"Kim söyledi o ödev lafını hangi gavat?"

 

"Fatma söyledi."

 

"Herşey zaten onun başından çıkıyor."

 

"Sanki isteyerek söyledim."

 

"Tamam, kesin şu şamatayı!”

 

Herkes yoklama sırasına göre grup oluyor, 2'şerli grup olun. Son tarihi önümüzdeki hafta, bugün tam bir haftanız var, konusuda dedi ve tahtaya yazdı. “Hepiniz gidip yazdığım yerlerin mimari açıdan değerini yazın, hepsini yaptıktan sonra beraber maketini yapın. En güzel yapanı okulda sergide sergilenmesi için seçicem.”

 

"İyi, tamam o zaman, güzel ödev. Tarihi yerleri gezicez, bu mükemmel bişey," diye içimden konuşurken ders bitti ve herkes yoklamaya bakıp grup arkadaşını öğrendi. Alya üzülerek yanıma geldi.

 

"Ne oldu Alya, neden ağlıyorsun?"

 

Bana bakıp konuştu.

 

"Kahretsin Fatma, bana grup arkadaşı olarak Mehmet denk geldi, bu çok kötü bişey. Of, hayır onunla beraber vakit geçirmek istemiyorum."

 

"Neden ki? Arkadaşça zaman geçirirsiniz" derken Simay yanıma geldi ve konuşmaya başladı.

 

"Bana Akın Şivan denk geldi.”

 

"Aaa çok iyi, denk gelmişsiniz."

 

"Peki sana kim denk geldi Fatma?"

 

"Gerçekten bir ben bakmadım. Bana kim denk geldi?"

 

İsmail elleri cebinde ayağa kalktı ve yoklama sırasına bakmaya gitti, ardından da ben gittim.

 

"Hayır olmaz!" diye bağırdım içimden. İsmail bana baktı ve sağ dudağını kıvırdı.

 

"Şaka olmalı, hemen yoklamanın yerini değiştirin!" Alya yanıma geldi

 

"Evet, İsmail haklı, ikimiz yer değiştirelim. Sen Mehmet ile, ben Fatma ile."

 

Bende duyunca sevindim.

 

"Mükemmel, tamam öyle yapalım!"

 

Yoklamada isimlerimizin yerini değiştirdik. Ardından ders başladı ve gönül rahatlığıyla yerime oturdum.

 

Alya sevinçle bana sarıldı

 

"Çok iyi oldu, bir an gerçekten Mehmet ile birlikte olucam sandım."

 

"Peki ya ben? Bana İsmail denk gelmişti, şaka gibi, ya asıl ben zor kurtardım."

 

"Doğru ya, oh sonunda rahatız kız kıza eğlence çıktı bize," derken öğretmen elinde kağıtla içeri girdi ve hepimiz selamladıktan sonra oturduk.

 

"Evet çocuklar, Fidan hanım size ödev vermiş, konularını da size söylemiş. Ben yoklama sırasına göre grupları belirledim, şimdi okuyacağım. Herkes grubunu oluştursun. İlk grup

 

Mehmet ve Alya."

 

"Hayır olamaz, lütfen değiştirin efendim!"

 

"Hayır, kabul etmiyorum."

 

"Lütfen, eski sevgilim..."

 

"Bu daha iyi olur, hahahahah, belki barışırsınız."

 

"Öyle bir konu değil."

 

"Lütfen beni ciddiye alın, herkes okuduğum kişiyle birlikte yapacak ödevini. En baştan söylüyorum, isimleri söylediğim kişiler gelip zarflarını alsın. İçinde konularınız yazıyor, maket ödeviniz içinde eşyaları almanız için numara var, bu numaraları eski sınıftan bulabilirsiniz, isteyen yeni alabilir."

 

"Mehmet Yıldız, Alya kılıç, ilk grup siz gelip zarfınızı alın."

 

Alya sinirle kalktı ve Mehmet üzgün bir şekilde Alya'nın yanına yaklaştı, zarfı alıp yerlerine geçtiler. Ardından öğretmen yine isimleri okudu.

 

"Yaren Tisa, Sinem Tursan ikinci grup."

 

Kızlar kalkıp beraber zarflarını aldılar, o sırada İsmail lavabo izni istedi ve öğretmen izin vermedi. Ardından yine grupları okumaya devam etti.

 

"Rıvan Diren, Tuğçe Ruyan üçüncü grup."

 

Yine kız ve erkek olarak grup kurmuşlardı, ikisi beraber zarfı alıp sıralarına geçtiler.

 

"Simay Alır, Akın Şivan, dördüncü grup."

 

Sıra Simay ile Akın'a geldi, ikisi beraber öğretmenden zarfı aldı ve beraber oturdular. Bende onlara bakıp dalmıştım, bir anda öğretmen bana seslendi, yine seslendi ve ben kendime gelip ayağa kalktım.

 

"İsmail Fırtına, Fatma Koçari, beşinci grup gelin zarfınızı alın."

 

İsmail ayağa kalktı ve konuşmaya başladı

 

"Olmaz, bu kız sağır, bakın sizi bile duymuyor!"

 

"Eğer seni duymazsa, ona yaklaşmayı dene, soğuk çocuk."

 

Öğretmenin dediği çok saçmaydı, hemen ayağa kalktım ve İsmail de yanıma geldi, ikimiz zarfımızı alıp oturduk.

 

"Bakalım bana neresi gelmiş?"

 

Zarfı açtım ve içinde Galata kulesi yazısını gördüm.

 

Alya zarfı açtı ve kız kulesini görüp sinirle kapattı.

 

"Hayır ya, ben Mehmet ile birlikte gitmek istemiyorum, kahretsin, of ya!"

 

"Ne var bunda? Başbaşa zaman geçirirsiniz."

 

"Unutma, sende İsmail Galata kulesine gideceksin."

 

"Evet ama bak, ben umursamıyorum çünkü sevgilim değil, hahahah, çok şanssızsın Alya."

 

"Simay peki?"

 

Simay'a baktım ve Akın ile iyi anlaşıyordu, hatta beraber oturuyorlardı. Ders bitti İsmail yanıma geldi.

 

"Ne çıktı zarf ta?"

 

"Galata kulesi.”

 

"Ne, Galata kulesi mi? Orası neresi ki, nasıl maketini yapıcaksın oranın?"

 

"Pardon? Yapıcaksın değil, yapacağız. Sen herşeyi bana mı yaptıracağını sanıyorsun?"

 

"Sanıyorum değil herşeyi sen yapıcaksın, nede olsa bu ödevin suçlusu sensin, yani herşey yine senin başının altından çıktı."

 

"Hayır, sende yardım edeceksin!"

 

"Hayır, etmicem. Sen buluşma gününü ayarla, ben sadece Galata kulesini gezicem öylesine, sen ödevi yaparken de yanında dururum."

 

"Ha öyle mi? Gerçekten, ne kadar teşekkür etsem az, bay bencil Fırtına böyle mütevazı bir hareketi nasıl kabul eder ya!" Gözlerim doldu deyip bir anda yüzümü ciddileştirdim. "Sen ne saçmalıyorsun, ben yaparsam puanı ben alırım."

 

"Sende o zaman, ben yaptım demezsin ve ikimiz yapmışız gibi gösterip bana da puan kazandırırsın ha nasıl fikir?

 

"Mükemmel fikir, dahiyane bir fikir, hatta bak sen Galata kulesine falan da gelme, maketi de ben yaparım, ben herşeyi yaptıktan sonra İsmail ile birlikte yaptık derim."

 

"Ciddi misin? Aferin, böyle ol işte, bak nasıl iyi davranıyorum sana."

 

"Bana iyi ya da kötü davranmanı istemiyorum, tek derdim dersten geçmek ve maalesef sende benim grup arkadaşımsın, o yüzden bana yardım edeceksin, adı üstünde grup ödevi."

 

"Peki, tamam, ederiz, ucundan bişeylerden tutarız, basit iş."

 

"Aynen, çok basit göreceksin, sen basiti. Her neyse, bu seninle olan ilk ve son grup ödevi olacak. Ben gidiyorum!"

 

Yanından uzaklaştım...

 

Bölüm : 16.04.2026 10:54 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...