68. Bölüm

68. Bölüm

Kyula
kyulaseng

Ciddiyim...

 

Ben ciddiyim dediğim anda İsmail, elini vites kolundan çekip yavaşça yüzüme doğru uzattı. Soğuk parmak uçları yanağıma değdiği an gözlerimi hafifçe yumarak bu temasa teslim oldum. İsmail’in dokunuşu hem çok nazik hem de bir o kadar sahipleniciydi...

 

Koltuğunda bana doğru eğilirken, aramızdaki mesafe saniyeler içinde eriyip bitti...Parmaklarım İsmail’in yakasına tutundu sanki ondan güç alıyormuşum ya da kaçmama engel oluyormuş gibi...

 

Bu sadece bir öpücük değildi,uzun süredir bastırılan tüm duyguların, söylenmemiş sözlerin ve özlemin bir patlamasıydı. İsmail’in dudakları, dudaklarımdayken yumuşak ama kararlı bir uyumla buluştuğunda, kalbimin atışını kendi göğsünde hissedebiliyordu.

 

Elini enseme kaydırarak öpücüğünü derinleştirdi....

 

Aramızdaki vites kolu ve o dar mesafe sanki aşılması gereken son engeldi... Bakışlarımı İsmail’in gözlerinden ayırmadan, yavaş ve kararlı bir hareketle yan koltuktan dizlerimin üzerinde hafifçe yükselerek onun koltuğuna geçtim ardından kucağına oturdum...

 

Saçlarımı nazikçe kavradı. Yüzüme biraz daha yaklaştı..Belimi iki eliyle sımsıkı kavrayarak kendine daha çok çekti...

.

Başını kaldırıp göz göze geldiğimizde zaman durdu.

 

Ellerim İsmail’in omuzlarından boynuna doğru kaydı, parmaklarım saçlarının arasına karıştı. İsmail’in sert göğsü ile narin bedenim arasındaki o kusursuz uyum, ikimizin de nefesini kesti...

 

Bu kez öpüşmemiz çok daha aç, çok daha talepkardı. Yukarıdan ona doğru eğilirken başını hafifçe geriye atarak bu anın her saniyesini içine çekti...

 

Dudaklarımı boynuna doğru indirdim. İsmail, gözlerini sıkıca kapatıp kokumu içine çekti... elimi onun sırtında gezdirerek fısıldadım

 

Burada, seninleyken diye fısıldadım... Sesim arabanın buğulu camları arasında yankılanırken devam ettim...Dünya durmuş gibi hissediyorum.

 

İsmail hiçbir şey söylemedi sadece beni daha sıkı sararak, dudaklarını tekrardan dudaklarıma bastırdı...

 

İsmail’in uzun, sıcak parmakları belimden kalçalarıma doğru indiğinde nefesimi tuttum. Parmak uçları, tişörtümün altındaki açık tenimle her buluştuğunda vücudumdan aşağı bir elektrik akımı boşalıyordu.

 

Korkmuyordum aksine, bu yakıcı hissin beni tamamen ele geçirmesini istiyordum.

 

Ellerimi onun omuzlarına dayadığımda, kumaşın altındaki o sert ve gergin kasları hissetmek başımı döndürdü. Ona ne kadar yakın olursam olayım, sanki yetmiyordu. Daha fazlasını, onun sıcaklığını en derinimde hissetmek istiyordum.

 

Dudaklarımız birleşmeden hemen önce, sıcak nefesi dudaklarımda titredi. O an durmak, dünyanın en büyük işkencesi olurdu.

 

İsmail, bir eliyle ensemi sıkıca kavrayıp beni kendine mühürlediğinde, dudaklarımın arasından istemsizce bir inilti kaçtı. Diğer eliyle bacağımı sahiplenici bir tavırla sıktığında, kucağında hafifçe kıpırdanarak ona daha çok uyum sağladım.

 

Sana dokunmamak için kendimi ne kadar zorladığımı bilmiyorsun, dediğinde sesi o kadar pürüzlü ve derindi ki, bu sesin titreşimini göğsümde hissettim.

 

Cevap verecek gücü kendimde bulamadım. Sadece başımı hafifçe eğip dudaklarımı kulağına yaklaştırdım. Aldığım o titrek nefes, aslında içimdeki tüm savunma duvarlarının yıkılışının sesiydi. Öpüşmeye başladığımızda, zaman kavramı tamamen anlamını yitirdi.

 

Arabanın camları dış dünyayı tamamen kapatacak kadar buğulanmıştı. Artık dışarıda kimin olduğu umurumda bile değildi. İsmail’in kucağında, onun kokusuyla sarılıyken kendimi hiç bu kadar canlı hissetmemiştim. Kalbimin atışı, onun göğsüne vuran ritimle aynı hıza ulaştığında, kendimi tamamen bu fırtınanın akışına bıraktım. Artık sadece biz vardık.. bir de bu dar alanda birbirini tüketen o sonsuz arzu.

 

Dudaklarımız birbirinden ayrıldığında, alınlarımız hala birbirine yaslıydı. İkimizin de nefesi kesilmişti... İsmail alçak ve titreyen bir sesle fısıldadı

 

Sevişmemize evimde mi devam etsek birtanem...

 

Utanarak gözlerimi kaçırdım ve çenemden tutup sertçe başımı kaldırdı konuşmadan önce alt dudağını ısırdı

 

Yoksa kaldığımız yerden devam etmek istiyor musun...

 

Başımı sağa sola salladım

 

Eve gidelim...

 

Kucağından kalkarken beni durdurdu ve tekrardan dudaklarımızı birleştirdi

 

İsmail’in dudakları dudaklarımdan ayrıldığında, arabanın içindeki o yoğun, buğulu havayı ciğerlerime çekmeye çalıştım ama nafileydi. "Seni tam anlamıyla hissetmek istiyorum," dediğinde, bu isteğin benim ruhumda nasıl bir fırtına kopardığından habersizdi. O an tek bildiğim, tenimin onun tenine olan açlığının artık hiçbir sınır tanımadığıydı.

 

Ellerini belime koyup beni kaldırdı ardından kendi koltuğuma oturdum ve elini bacağıma koyup konuştu.

 

Bizim markete uğramamız gerek....

 

Neden?

 

Çikolata alıcaz

 

Çok komik hahaha! ben çocuk muyum?

 

Sen çikolata sevmiyor musun?

 

Alkış yaparak konuştum

 

Ay gerçekten çikolata mı alıcaksın!

 

Çocuk değilim diyorsun bide, hallere bak hahahahaha birtanem sana çikolata alırız ama benim de bişey almam lazım

 

Sende mi çikolata alıcaksın

 

Alınca görürsün...

 

Onunda tadına bakarım beğenirsem yerim

 

Hahahahha

 

Neye gülüyorsun?

 

Sırıtarak bana bakmaya devam etti

 

Hala gülüyorsun ne dedim ki? Yiyecek bişey almicak mısın?

 

Bir nevi öyle... Hahahahah Fatma alemsin ya iyiki sevdim seni deli kız

 

Yüzümde tebessüm oluştu ve İsmail markete doğru sürdü... Sürerken hala gülüyordu anlamsızca yüzüne baktım

 

Hala gülüyorsun ya!

 

Tamam tamam sustum...

 

Arabayı kenara durdurdu ve markete girmeden önce kendi kendine konuştu

 

16cm olarak düşünürsek-

 

Ne 16 neyin hesabını yapıyorsun-

 

Kulağıma yaklaşıp fısıldadı

 

Birtanem bak şimdi biz sevişicez ya...

 

Eee...

 

Korunmak içi-

 

Duraksadım ve İsmail yüzüme bakıp kahkaha attı

 

Her çeşidinden alim mi?

 

Gıcık pislik! Ya bak şu anda bile şaka yapıyorsun ya

 

İşimiz bu hahahah!

 

Hala gülüyorsun ya

 

Aşkım sence komik değil mi?

 

Komik değil!

 

Onun tadına bakarım beğenirsem yerim diyordun yer misin

 

Omzuna vurdum

 

Gıcık! Gıcık pislik!

 

Markete girdik ve ben çikolata reyonunda gezerken elinde kutularla geldi

 

Hangsini istersin?

 

Bana ne ya al istediğini

 

Senin damak tadına,zevkine hangisi uyarsa onu alalım

 

Bak burda senin damak tadına göre beş kardeş var ister misin?

 

Tamam tamam sustum... Hangisini almamı istersin bak ciddi soruyorum?

 

Ya biz seninle zamanında burdan çikolata alıyorduk arkadaş olduğumuz zamanlarda şimdi seninle beraber elindekilere bakıyoruz gerçekten şaka gibi

 

Bunlarda çikolata gibi işte çeşit çeşit bak çikolata da fındıklı oluyor bitterli oluyor bunda da tırtıklı oluyor klitoris oluyor çifte haz-

 

Utanarak omzuna vurdum ve çikolataları alıp konuştum

 

Ben arabaya geçiyorum sen arkamdan gelirsin.

 

Çikolataları alıp kasadan geçerken ellerim titriyor, aldığım çikolataların paketini sıkıyordum...

 

Arabaya geldiğimde çikolataları arka koltuğa bıraktım ardından derin bir nefes alıp yan koltuğa baktım İsmail sırıtarak arabaya bindi

 

Hala gülüyorsun ama-

 

Yani bence sende gül çünkü az sonra böyle olmicaksın

 

Arabayı çalıştırdı ve eve gelene kadar gözlerini benden ayırmadı... Eve geldiğimizde çikolataları alıp konuştum

 

Ben eve geçiyo-

 

İsmail poşetleri elimden alıp arabayı kitledi

 

Sen yorulma birtanem ben taşırım sonuçta az sonra yorulacaksın..

 

Evin anahtarını bana uzattı ve konuştu

 

Al sen aç...

 

Kapıyı açtım ve içeriği girdiğimizde İsmail elindekileri mutfağa bırakmaya gitti... Kapıyı kapattım ve önüme dönerken İsmail ile göz göze geldik beni iki kolunun arasına aldı...Sırtım kapıya çarptığında, İsmail’in nefesi saç diplerimi titretti

 

Nerde kalmıştık...

 

Bölüm : 07.05.2026 06:49 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...