
İsmail beni göğsüne daha da sıkı bastırdığında, sınıfın ortasında öylece kalakalmıştık. Herkes nefesini tutmuş bize bakıyordu ama benim aklım, Akın’ın o pis sırıtışında ve Simay’ın bahsettiği ,nüfuzlu dayı, meselesindeydi.
İsmail’in öfkesi yatışmış gibi görünse de koridordaki kalabalığın arasından aniden iki güvenlik görevlisi belirdi.
Neler oluyor burada? İsmail Fırtına, hemen dekanlığa geliyorsun!
İsmail derin bir nefes alıp omuzlarını dikleştirdi, beni yavaşça arkasına itti.
Siz gidin, geliyorum, dedi buz gibi bir sesle. Mehmet hemen yanımıza gelip İsmail’in omzuna elini koydu.
Oğlum, sen sakin ol. Ben de seninle geliyorum, dedi ve göz kırptı.
İsmail ve Mehmet dekanlığa doğru yürürken, sınıfın arkasında büyük bir karmaşa yaşanıyordu. Akın, arkadaşları tarafından revire doğru taşınırken, Simay hırsla çantasını topluyordu. Gözlerindeki o endişeli ama bir o kadar da kararlı ifade dikkatimi çekmişti.
Fatma, ben hemen dönüyorum, sen sınıfta kal, dedi Simay ve hızla sınıftan çıktı. Dayanamadım, bacaklarımdaki sızıyı ve yorgunluğu unutup arkasından koridora fırladım.
Simay, okulun arka bahçesindeki kuytu köşeye doğru ilerliyordu. Peşinden gittiğimde, onu Akın’ın arkasındaki serserilerden biri olan Hakan’la hararetli bir şekilde tartışırken buldum.
Sana o dosyayı vermeyeceksin dememiş miydim? diye tısladı Hakan, Simay’ın kolunu sertçe kavrayarak.
Simay kolunu hızla geri çekti.
Bırak kolumu! Siz ne sanıyorsunuz kendinizi? Akın’ın o pis oyunlarına alet olmayacağım. Eğer İsmail’e ve Fatma’ya zarar verirseniz, o dayısının yaptığı tüm usulsüzlükleri panoya asarım!
Tam o sırada, sınıfa gitmesi gereken Poyraz koridorun köşesinden fırladı. Simay’ın kolunun tutulduğunu gördüğü an, gözü dönen sadece İsmail olmadığını kanıtlarcasına ileri atıldı. Hakan’ın üzerine öyle bir yürüdü ki, çocuk iki adım geri çekilmek zorunda kaldı.
Lan! diye bağırdı Poyraz. Sen kimin kolunu tutuyorsun? İsmail’le uğraştığınız yetmedi, bir de kızlara mı sarmaya başladınız?
Poyraz, Simay’ı arkasına alırken göğsünü Hakan’a siper etti. Sınıfta her zaman neşeli, şakacı olan Poyraz gitmiş, yerine bambaşka, korumacı bir adam gelmişti. Simay’ın yüzündeki o şaşkınlık ve hafif kızarıklık, aralarındaki o gizli çekimi net görmemi sağlamıştı. Hakan, Poyraz'ın bu sert çıkışıyla arkasına bakmadan uzaklaştı.
Ben şaşkınlıkla onları izlerken, telefonuma bir mesaj geldi.
İsmail çıktı.
Başımı çevirip kapıya baktım. İsmail’in koridordan geçen gölgesini gördüm. Bana doğru yaklaştı
Koridorun uğultusu ve Akın’ın iğrenç sırıtışı aramızdaki havayı iyice germişken, İsmail bir anda bileğimi kavradı... Kimseyi umursamadan beni peşinden sürüklemeye başladı.
Fakültenin en üst katına, doğum günümde dans ettiğimiz sınıfa çıktık... Sınıfin kapısını hızla açıp beni içeri soktu ve kapıyı arkamızdan kilitleyip sırtını ahşap yüzeye yasladı.
Nefes nefese kalmıştık. İçerideki loş ışık, pencerelerden sızan toz bulutları ve dışarıdaki dünyanın gürültüsünün tamamen kesilmesi bizi saniyeler içinde baş başa bırakmıştı. İsmail hiçbir şey söylemeden üzerime doğru yürüdü...
Beni arkamdaki ilk sıraya, o eski ahşap masaya doğru itti. Sırtım masanın kenarına yaslandığında, İsmail gövdesiyle beni tamamen duvarla kendi arasına hapsetti.
İyimisin...diye fısıldayabildim yakasını tutup, sesim onun sıcaklığı karşısında anında pürüzsüzleşmişti.
Aşağıda her şey mahvoldu, sen iyimisin ve neden buradayız yoksa kötü birşey mi old-
Umurumda değil hiçbir şey... diye mırıldandı sesi iyice boğuklaşırken.
Şu an dünyadaki hiçbir şey umurumda değil kadınım. Umrumda olan şey sen ve senin o beni sarhoş eden vücudun...
Dudakları, bir saniye bile beklemeden dudaklarıma kapandı. Bu, sabahki ya da evimizdeki öpücüklerden çok farklıydı, vahşi, aç ve tamamen mühürleyici bir öpücüktü. Sıcak dili ağzımın içine sızıp dilimle pervasızca oynarken, elleri dik yakalı siyah kazağımın eteklerine kaydı. Parmaklarının sıcaklığı tenime değer değmez, kasıklarımdaki o dünkü derin, sızım sızım sızlayan ağrı yerini tamamen hırslı bir yanmaya bıraktı. İniltilerimin arasında konuştum
Kasıklarımdaki bu ağrı sızılar sanırım asla geçmicek...
Ben senin kocan olduğum süreçte haklısın biraz zor ama şunu bil! Sana bu hayatta yatabileceğim tek acı bu...
Biliyorum ve bu acıyı çekmeyi seviyorum...
Kazağımı tek bir hamlede başımdan sıyırıp attı... Dudaklarını boynuma bastırdığı anda kapı çaldı ikimizde irkildik...
Kapı açılmadan önce ayrılmamız gerekiyor eğer anahtarları varsa-
İsmail çıkarttığı kazağımı bana tekrardan giydirdi ve boynuma bakıp konuştu
Bu gece yemeğe davetliyiz... Teyzem seni yakından tanımak istiyormuş. Büyükannem de teyzemlerle yaşıyor oda seni görmek istiyormuş...
Tamam kocacığım gideriz.
Başını eğdi sanki isteksiz gibi bende hemen yanağını kavrayıp başını kendime çevirdim.
Ama sanki sen istemiyorsun...
Büyükannemi uzun zamandır görmedim en son babamla annemin ölüm yıldönümünde gördüm o günde yüzüme bakmadı...
Neden yüzüne bakamıyorsun birtanem bana anlatabilirsin ben senin karınım...
Kapı yine çaldı ve İsmail ayağa kalktı
Hayır sen söyle ben onları kovarım gerekirse...
İsmail yanağıma öpücük kondurdu
İyiki... İyiki varsın birtanem ve iyiki benim karımsın.
İyiki...
İsmail'in yüzündeki ifadeye bakılırsa onu üzen bir olay olmuştu ve anlatmakta zorluk çekiyordu bende onun yüklerini hafifletmek için kendimden örnek verdim
Benim büyükannem beni sırf Ayhan'la bırakmak için beni bırakıp gitti... Bende büyük annemi sevmiyorum çünkü teyzemle bir olup bana tuzak kurdular.
Benim büyük annem... Her neyse boşver karıcığım bunlarla kafamızı kurcalamaya gerek yok. Gel hadi evimize gidelim akşam davetliyiz...
Kaçıyorsun ama...
Öyle olması gerek sana bunu anlatamam...
Anlatabilirsin...
Ayağa kalkıp kapıya doğru yürüdü kapıyı açtığında karşımızda Poyraz ve Simay vardı.
Ne oldu?
Sizin burada olacağınızı biliyordum! Her neyse şimdi kötü bir haberim var...
İsmail sinirle bağırdı
Ne oldu, siktimin okulunda bak birgün! Birgün olaysız günümüz olsun kendimi asıcam!
Akın... Akın çok darbe aldığı için hastaneye kaldırıldı bu yüzden aşağıda polisler seni bekliyor.
Söyledikleri ile beynimden vurulmuş gibi oldum...
H-hayır... hayır ne alaka ya hiç bişey yapmadı ki-
Korkma birtanem bak bana hiç bişey olmicak ben konuşup olayları anlatıcam.
Hayır İsmail hayır! Gitme!
İsmail ellerimi tutup dudaklarına götürdü, öptükten sonra gözlerimin içine bakarak ellerimi yanaklarına koyup konuştu.
Bana hiç bişey olmicak... Sen burada kal dikkat et bu okulun yeni sahibi bu Akın'ın dayısı olduğuna göre etraf artık güvenli değil.
İsmail bakışlarını Poyraz'a çevirdi.
Eğer olurda... Olurda geri dönemezsem Fatma sana emanet Poyraz sana güveniyorum
Bana güven kuzen ama aileme-
Tamam onları boşver sen Fatma'ya ve Simay'a dikkat et... Fatma'ya eğer bişey olursa-
Merak etme kimse bişey yapamaz!
İsmail alnını Poyraz'ın alnına dayadı
Sana güveniyorum...
İsmail giderken elini tuttum
Hayır! Hayır bırakmam olmaz bak onların amacı bu zaten bizi ayırmak bişey yaparlar seni suçlu gösterirler ben ne yaparım o zaman... Ben sensiz yaşayamam
Ama önceden öyle yaşıyordun birtanem lütfen üzülme olmazsa annenlerin evine gidersin.
Olmaz! Benim evim ne senin evin ne annemlerin evi... Benim evim sensin! İnsan evini bırakıp gider mi?
Sevdiğim... Gitmem gerek
İsmail elimi bırakıp aşağı indi göz yaşlarımı tutamadım. Arkasından göz yaşlarım süzülürken koştum tam aşağıda polisler bileğine kelepçe takarken bağırdım.
HAYIR!
Polisler bana bakıp İsmail'i okuldan çıkarttı... Onun o yüzündeki acılı bakış ile okuldan çıkması kalbimde dayanılmaz bir ağrı oluşturdu... Olduğum yere yığıldım, Her seferinde yere yığılıp ağlama sebebim onun beni kırmasıydı yaptığı davranışlarıydı ama şimdi ilk defa beni ne kadar zorlansada bırakıp gitmek zorunda olmasına ağladım...
HAYIR...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 19.21k Okunma |
1.25k Oy |
0 Takip |
100 Bölümlü Kitap |