60. Bölüm

60. Bölüm

Kyula
kyulaseng

Bir süre sadece onu izledim. İçimde yine o garip sıcaklık büyüyordu. Elimi istemsizce yanağına götürdüm, parmak uçlarımla hafifçe dokundum. Tam geri çekecektim ki kirpikleri kıpırdadı.

 

Gözlerini yavaşça açtı.

 

Bir anda donup kaldım.

 

Bana birkaç saniye sessizce baktı. Sonra sesi uykulu ve kısıktı.

 

Gülümsemeye başladı. O yarı uykulu hali bile tehlikeliydi. Başımı kaçırmaya çalıştım ama eli belime gidip beni yerimde tuttu.

 

Nereye?

 

Hiçbir yere…

 

Beni biraz daha kendine çekti. Şimdi yüzlerimiz neredeyse aynı hizadaydı. Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi. Nefesi dudaklarıma değiyordu artık.

 

İsmail…

 

Hı...

 

Böyle bakmayı bırak.

 

Niye?

 

Çünkü…

 

Cümlem boğazımda kaldı. Çünkü ben konuşmaya çalışırken o gözlerini dudaklarıma indirmişti.

 

Elimi göğsüne koyup hafifçe itmek istedim ama kıpırdamadı bile.

 

Fatma.

 

Efendim…

 

Eğer öpeceksen öp.

 

Nefesim durdu.

 

Ne?

 

Ama eğer öpersen… olacaklardan ben sorumlu değilim.

 

Gözlerim büyüdü.

 

Sen kafayı yemişsin.

 

Kısık bir kahkaha attı.

 

Belli olmuyor mu?

 

Utançla geri çekilmeye çalıştım.

 

Ben seni öpmeye çalışmıyordum zaten.

 

Daha cümlem bitmeden kolu belime sıkılaştı ve beni yeniden kendine çekti. Bu kez sırtım yatağa değmişti, o üzerime eğilmişti. Kalbim artık resmen canımı yakıyordu.

 

Fazla yakınız....

 

Evet öyleyiz rahatsız mı oldun?

 

Sesi öyle sakindi ki ne diyeceğimi şaşırdım. Gözlerimi kaçırdım. Yüzü boynuma yaklaştı. Sonra kulağımın hemen yanında nefesini hissettim.

 

Kaçmaya çalışıyorsun ama kalbin hiç öyle demiyor.

 

Bütün vücudum ürperdi.

 

Kaçmıyorum…

 

Bir eli parmaklarımı bulup avucunun içine aldı. Diğer eli saçlarımın arasında yavaşça gezdi.

 

Şu an seni öpsem…

 

Nefesim kesildi.

 

Devam etme...

 

Niye?

 

Çünkü…

 

Çünkü kendini durduramayacağından mı korkuyorsun… yoksa benim kendimi durduramayacağımdan mı?

 

Başımı yana çevirdim. Utançtan konuşamıyordum. Dudakları yanağıma değecek kadar yakındı artık. Aramızda kalan son mesafe de eriyordu sanki. Benim ellerim yakasını tutunmuştu farkında bile olmadan.

 

İsmail hafifçe güldü.

 

Bak yine bana tutundun.

 

Sus...

 

Dudakları kulağımın hemen altında durdu.

 

Sustur o zaman...

 

Cesaretle karşılık verdim

 

Sen sustur...

 

Dudaklarını kulağımda gezdirirken fısıldadı

 

Hissediyormusun

 

Saçlarımdaki elini göğsümün üstünde gezdirdi ardından çenemi tutup alnını alnıma yasladı

 

Beni sakın durdurma...

 

İstiyorum ama...

 

Ama...

 

Dudaklarımın titrediğini hissetim kalbim yerinden çıkacak gibi atarken İsmail gözleri kapalı tekrardan fısıldadı

 

Eğer hala hazır değilsen beklerim... Ben seni zorlamak istemiyorum sen ne zaman hazır olursan o zaman olsu-

 

Sözünü kesip dudaklarımızı birleştirdim ellerimi boynuna doladım. Başımı yatırıp öpüşlerini devam ettirdi...

 

Ellerimizi birbirine kenetledi ve üstüme çıktı....

 

Burunlarımız bir birine değdi gözleri kapalı tekrardan fısıldadı

 

Son kez söylüyorum... Hazır değilsen-

 

Dur. Bana bir söz ver

 

Dinliyorum...

 

Beni bırakmıyacağına söz ver...

 

Ellerini çekip saçlarımı kulağımın arkasına aldı... Alnımdan öpüp tekrardan alnını alnıma yasladı

 

Sana söz veriyorum birtanem...

 

Sana güveniyorum.

 

Tam o anda telefon sesi odanın içini kesti.

 

İkimiz de bir anda durduk.

 

İsmail gözlerini kapatıp derin nefes aldı.

 

Şaka gibi!

 

Telefon ısrarla çalmaya devam ediyordu. Komodinin üstündeki ekrana baktı. Kaşları çatıldı.

 

Alya.

 

Doğrulup telefonu aldı.

 

Ne var?

 

Karşı taraftan gelen ses o kadar yüksekti ki ben bile duyabiliyordum.

 

İsmail nerdesiniz siz? Mehmet yok!

 

Yüzündeki ifade anında değişti.

 

Ne demek yok?

 

Bir anda ben de yatakta doğruldum.

 

Alya’nın sesi titriyordu.

 

Az önce eve gidecektik bana mesaj attı. Sonra biriyle tartıştığını yazdı. Sonra telefon kapandı. Ulaşamıyorum! Her yerde baktım yok!

 

İsmail ayağa kalktı.

 

Sakin ol. Son gördüğün yeri at hemen.

 

İsmail bana baktı. Az önceki halinden eser yoktu artık. Yüzü sertleşmişti.

 

Giyiniyoruz ve çıkıyoruz.

 

Kalbim bu kez bambaşka bir sebeple hızlandı.

 

Ne olmuş olabilir…

 

İsmail çekmeceden anahtarını alırken sesi keskin çıktı.

 

Bilmiyorum!

 

Sonra gözlerimin içine baktı.

 

Ama Mehmet'e eğer bişey yapmışlarsa büyük hata yapmışlar...

 

Yataktan neredeyse fırlayarak kalktım. Az önce yüzümü yakan utanç gitmişti, yerini buz gibi bir endişe almıştı. Ellerim titriyordu ama bu kez başka türlü. Banyoya koşup kendi kıyafetlerimi aceleyle giyerken düğmeleri yanlış ilikledim, tekrar söküp yeniden taktım. Aynadaki yüzüm solmuş görünüyordu.

 

Odaya çıktığımda İsmail çoktan hazırlanmıştı. Beyaz gömeliği giymiş, anahtarları eline almış kapının önünde bekliyordu. Yüzü taş gibiydi. Beni görünce bir saniye baştan aşağı baktı.

 

İyi misin?

 

Hayır.

 

Dürüst cevap verdim. Zaten başka türlü konuşacak halim yoktu.

 

Korkuyorum... Alya nasıl üzülmüştür

 

Yanıma gelip omuzlarımdan tuttu.

 

Kork ama panik yapma. Bişey olmicak Mehmet'i bulacağız...

 

Nasıl bu kadar eminsin?

 

Çünkü bulana kadar durmam... Hatırladın mı seni bulmak için yurtdışından geldim. Ayhan ile Akın seni kaçırmıştı eğer o gün sana birşey olsaydı ben zaten o gün benim ölüm günümdür demiştim hemde kendimi kendi silahımla öldürecektim...

 

Neden böyle düşündün...

 

Sen yoksan hayatın bir anlamı olmaz zaten... İkimiz diğer dünyada belkide kavuşuruz burada olmadı orada olur diye düşündüm. Ama dünya gözüyle kavuşmak varmış

 

Sesinde öyle bir kesinlik vardı ki içimdeki dağınıklığın ortasına kısa bir anlık düzen geldi. Başımı salladım. Merdivenlerden hızla indik. Evden çıkarken gece ayazı yüzüme çarptı. Birkaç dakika önce aynı gece başka hissettiriyordu, şimdi ise her şey sert ve yabancıydı.

 

Arabaya bindiğimiz an Alya tekrar aradı. İsmail hoparlöre aldı.

 

Neredesin?

 

Evin önündeyim. Güvenliğe söyledim, kamera kayıtlarına bakacaklar ama çok yavaşlar!

 

Mehmet en son ne yazmıştı?

 

Biri peşimde gibi bir şey dedi… sonra şaka yapıyorum yazdı… sonra da biri ciddi ciddi beni sinir etti dedi. Sonra kesildi hat. İsmail ben çok kötü hissediyorum.

 

Ağlama. Son konumu attın mı?

 

Attım.

 

Tamam. Orada kal.

 

Telefonu kapattı. Arabayı çalıştırdı. Motor sesi geceyi yardı. Emniyet kemerimi takarken parmaklarım yine zorlandı.

 

İsmail…

 

Hı?

 

Ya gerçekten kaçırıldıysa?

 

Direksiyonu sıktı.

 

O zaman onları mahvederim.

 

Araba karanlık sokaklardan hızla geçerken camdan dışarı baktım. Sokak lambaları yüzümü sarı sarı kesiyordu. İçimde dua etmekle ağlamak arasında sıkışmış bir his vardı. Sabah Alya mutluydu şimdi Mehmet'ten haber alamıyor... düşündükçe boğazım düğümleniyordu. Onun başına kötü bir şey gelmesi fikri bile midemi bulandırıyordu.

 

İsmail’in telefonu yeniden çaldı. Bu kez Alya değil, tanımadığım bir numaraydı. Ekrana baktı, kaşları çatıldı ve açtı.

 

Kimsin?

 

Karşı taraftan erkek sesi geldi. Rahat, ukala bir ton.

 

Arkadaşınızı arıyorsunuz galiba.

 

İsmail’in çenesi kasıldı.

 

Neredesin?

 

Önce ses tonunu düzelt. Yardım etmeye çalışıyorum.

 

Benim bile içim ürperdi. İsmail’in sesi alçaldı.

 

Üç saniyen var.

 

Adam güldü.

 

Marina tarafındaki eski depo alanı. Adamınız burada. Ama çok sinirli haberin olsun.

 

Telefon kapandı.

 

Bir an sessizlik oldu. Sonra İsmail gaz pedalına bastı. Araba öne fırladı.

 

Kimdi o?

 

Bilmiyorum.

 

Mehmet orda mı?

 

Birazdan öğrenicez.

 

Sesi sakindi ama ellerindeki damarlar belirginleşmişti. O sakinliğin altında ne kadar öfke olduğunu hissedebiliyordum.

 

Marina tarafındaki eski depo bölgesine vardığımızda etraf neredeyse tamamen ıssızdı. Terk edilmiş binalar, paslı çitler, kırık lambalar… Gece daha da karanlık görünüyordu burada. Araba durur durmaz kapıyı açtım.

 

Arabada kal.

 

Hayır!

 

Fatma!

 

Hayır dedim. Alya oradaysa ben de geliyorum onu yanlız bırakamam sen Mehmet'i alıp gelirsin!

 

Bana döndü. Birkaç saniye yüzüme baktı. Sonra kısa bir nefes verdi.

 

Yanımdan ayrılma.

 

Başımı salladım.

 

İleride bir deponun önünde iki araba vardı. Birinin kapısına yaslanmış üç erkek duruyordu. Ortalarında elleri bağlı olmasa da kollarını öfkeyle sallayan biri vardı.

 

Mehmet.

 

Onu görünce içimden bir şey çözüldü.

 

Mehmet bizi görünce bağırdı.

 

ŞU GERİ ZEKALILARI BURADAN ALIN!

 

Alya kenarda ağlamaya başladı Alya'nın yanına koşmak istedim ama İsmail kolumdan tutup yavaşlattı. Gözleri adamlardaydı.

 

Ne oluyor burada?

 

Ortadaki uzun çocuk sırıttı.

 

Arkadaşınız biraz fazla konuşuyor.

 

Mehmet sinirden köpürdü.

 

BENİ ZORLA ARABAYA ALMADILAR! BİNDİM ÇÜNKÜ ALYA’NIN ESKİ SEVGİLİSİNİ DÖVMEYE GELDİK SANMIŞTIM!

 

Bir an durdum.

 

Ne?

 

Mehmet devam etti.

 

SONRA BUNLAR BENİ BURAYA GETİRİP ŞAKA YAPIYORUZ DEDİLER!

 

İsmail gözlerini kapatıp bir saniye başını eğdi. Sanki sabrını topluyordu. Sonra bana baktı hemen ardından Alya'ya

 

Mehmet deli mi?

 

Biraz...

 

Mehmet bağırdı.

 

DUYUYORUM!

 

Kapıya yaslanan çocuk gülmeye başladı.

 

Alya’nın kuzeniyiz biz. Doğum günü şakası yapacaktık. Telefonu alınca işler büyüdü galiba.

 

Benim ağzım açık kalmıştı. İsmail ise birkaç adım öne çıktı.

 

Şaka?

 

Çocuk gülümsemeyi bıraktı.

 

Abi yanlış anlaşıldı-

 

Bir sonraki saniye İsmail çocuğun yakasına yapıştı. O kadar hızlı olmuştu ki gözüm bile seçemedi.

 

Bir daha kızları gece vakti böyle korkutursanız yanlış anlaşılmanın ne olduğunu size ben anlatırım.

 

Çocuk yüzü bembeyaz kesilerek başını salladı.

 

Tamam abi tamam.

 

Alya ellerini beline koydu.

 

Ben demiştim zaten bunlarda zeka yok diye.

 

Dayanamadım, gidip ona sarıldım.

 

İyimisin

 

Mehmet iyiymiş... Daha iyiyim şimdi

 

Gözlerim dolmuştu. Sinirden mi rahatlamadan mı bilmiyordum.

 

İsmail yanıma geldi. Elini enseme koydu.

 

Bitti. Eve gidiyoruz.

 

Mehmet hala söyleniyordu.

 

Ben bunları dava ederim. Manevi tazminat. Psikolojik çöküş. Açım ayrıca.

 

Güldük ve İsmail elimden tutup hızla arabaya götürdü

 

Arabaya dönerken İsmail kulağıma eğildi.

 

Az önce yarım kalan bir şey vardı.

 

Ona şokla baktım.

 

Şu an bunu mu düşünüyorsun?

 

Sinsi şekilde gülümsedi.

 

Simay bulunduysa evet.

 

Yüzüm yine yandı.

 

Bu çocuk gerçekten hiçbir durumda normal kalamıyordu.

 

Arabayı hızla sürdü eve vardığımızda arabadan inip yavaşça kapıya doğru ilerledim

 

Şey çok geç oldu ya...

 

Biliyorum...

 

İsmail kapıyı açtı ve ilk önce beni içeri aldı...

 

İyi misin?

 

İsmail ben seninle konuşmak istiyorum...

 

Tamam dinlerim seni gel buraya otur yanıma anlat herşeyi...

 

Koltuğa oturdum ellerimi dizime koyup birbirine geçirdim... Sonra baş parmağımla diğer elimi okşadım ve gözlerim dalgın konuşmaya başladım

 

Beni iyi dinle... Biz önceden Selim'le ciddiydik bişeyler ciddileşti diye nişanlan-

 

Yoksa Selim'le...

 

Hayır ailesi ile tanıştım ve evlilik teklifi aldım! Nasıl düşünürsün böyle bişeyi...

 

Öyle düşünmüyorum... Sadece ben bunu öğrenmek istemiyorum ben söylemek istediğin şeyi duymak istiyorum...

 

İsmail ellerimi nazikçe birbirinden ayırıp iki elinin arasına aldı yavaşça ellerimi dudaklarına götürdü ve öptükten sonra gözlerimin içine derin derin baktı...

 

Bak birtanem... Ne söylemek istiyorsan söyle ben beklerim sen beni bırakma ben seni ölümüne kadar severim...

 

Şey ben...

 

Sen?...

 

Gözlerimi kaçırıp başımı oynattım gözlerime bakmaya çalıştı başımı çevirdim... Yutkunup beni sıkıca tutan ellerine baktım.

 

Ben... Eğer seninle tam birbirimizin olduğumuzda ayrılırsak diye korkuyorum... Ya bizi ayırmaya çalışan olursa... Ya ikimizden biri vazgeçerse yada-

 

Parmağını dudağıma dokundurup beni susturdu...

 

Şşt... Bizi sadece ölüm ayırır...

 

Ya Ayhan ve Akın tekrardan beni bulursa bizi ayırmaya çalışırsa çünkü Ayhan bana en mutlu gününde beni tekrardan görüceksin ama son görüşün olacak dedi...

 

Bunları düşünme... Sakın düşünme ben her zaman senin yanındayım...

 

Sana güveniyorum... Seni çok seviyorum keşke bunların yaşamasaydım onlar yüzünden seni kendimden uzak tutuyorum

 

Ama ben sana söyledim... Ben zamanını beklerim sen bana hazırım de yeter merak etme gerekirse bu konuyu tamamıyla kapatırım... Hatta bak istersen üniversiteyi bitirdikten sonra evleniriz böylece aklında okula dair hiç birşey kalmaz

 

İsmail sen çok iyisin ilk gördüğümde senden nefret ettim çünkü sen benim tanıdığım insanlardan farklıydın... Sen herkes değildin bişey konuşurken senin fikirlerini daha çok önemsedim...

 

Sende benim için çok farklısın...

 

Odaya geçtik ve birbirimize bakıp sıkıca sarıldık...

 

Seni asla demiyorum seni ebediyen bırakmicam... Her zaman elinde elimin sıcaklığını hissedeceksin ben her zaman yanında olucam

 

İyiki sen...

 

Yatağa uzandı ve ona sarılıp başımı göğsüne yatırdım...

 

Huzur bulduğum tek yer orasıymış gibi başımı kaldırmak istemedim...

Bölüm : 28.04.2026 06:10 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...