44. Bölüm

44. Bölüm

Kyula
kyulaseng

Ertesi sabah kalktığımda üstümü giyinip saçlarımı düzleştirdim içim kıpır kıpırdı dün yaşadıklarım aklıma geldikçe içimde kelebekler uçuşuyordu... Telefonumu açtığımda Bay Bencil Fırtına'dan mesaj vardı...

 

“Günaydın” mesaja bakarken içimden “Acaba artık ismini düzeltsem mi...” diye geçirdim tam düzeltecekken annem beni çağırdı

 

“Fatma kahvaltı hazır kızım...”

 

Telefonumu ve çantamı alıp odadan çıktım... aşağı indiğimde masaya oturduk ve babam bana bakıp konuşmaya başladı

 

“Kızım dün olanlar için üzgünüz... Sakın üzülme biz konuştuk yarın gelicekler bu sefer ne olursa olsun kimse seni üzemicek!”

 

İçimde farklı bir his oluştu ama sustum...

 

“N-nasıl yani?”

 

“Selim ve ailesi seni üzdüğü için yarın gelicek kızım... Sakın üzülme herşey çok güzel olucak.”

 

“Ben...ben vazg-”

 

Kapı çaldı ve gelen Alya'ydı üzgün olduğu yüzünden okunuyordu...

 

“Ne oldu Alya iyi değilsin”

 

“Fatma ben... Ben birşey öğrendim-”

 

“Alya ne öğrendin hemen anlat”

 

Biz Alya ile konuşurken annem Alya'yı da masaya davet etti

 

Alya'nın yüzünden belliydi kötü bir şey öğrendiği...

 

“Herşey için teşekkür ederim... Fatma biz artık gidelim mi?”

 

Alya ile yürüyerek okula giderken sessizliği bozdum

 

“Sen neden sustun Alya?”

 

Alya düşünceli adımlarla yürürken bana cevap vermedi bende zorlamadım...

Okula geldiğimizde Mehmet Alya'nın yanına gelip saçlarını kulağının arkasına alarak konuştu

 

“Neyin var sevgilim iyi değilsin...kim üzdü seni?”

 

“Sen..sen biliyordun Mehmet! Herşeyi bil-”

 

İsmail içeri girdiğinde Alya bakışlarını İsmail'e kitledi

 

“Günaydın gençlik!”

 

Uanarak İsmail'e baktım...

 

“G-günaydın”

 

İsmail bana bakarken yüzüm kızardı

 

Mehmet Alya'yı alıp yanımızdan ayrıldı...

 

Ellerim serbest dururken İsmail elini elime değdirip konuştu

 

“Günaydın...”

 

İsmail'e bakarken hissediyordum... Gözlerim parlıyordu karnımda kelebekler uçuşuyordu

 

“Bugün okuldan sonra seninle beraber Galata kulesini gezmeye gidelim mi ama bu sefer kaybolmak yok hahahahah”

 

Gülümsedim ve başımı eğip konuştum

 

“Olur...sen nasıl istersen öyle olsun”

 

Mehmet yanımıza geldi ve İsmail'in kulağına fısıldadı ardından İsmail şaşkınlıkla yanımdan ayrıldı

 

“Ne oluyor burada?” diyerek arkalarından gittim...

 

İsmail'in elinde bilgisayar vardı ama benden bişey saklıyor gibiydi bir yandanda Alya konuşmaya çalışıyordu ama Mehmet ağzını tutuyordu

 

“Derhal bana burda ne olduğunu anlatın!”

 

İsmail elindeki bilgisayarın kapağını kapatıp elini omzuma attı

 

“Birşey yok sadece önemsiz bir bilgisayar oyunu”

 

“Tamam o zaman neden Alya'yı susturuyorsunuz?”

 

“Biz yapmıyoruz ki o sadece...o küfür ediyordu Mehmet susturdu! Dimi Mehmet”

 

Mehmet başını sallayıp onayladı

 

“Evet evet biliyors-”

 

“Her neyse hadi derse geçelim az kaldı öğretmen gelir şimdi.”

 

İsmail sanki bişeyin üstünü örtmek istiyor gibiydi ama önemsiz bir bilgisayar oyunu için bu kadar telaşlı olmasını beklemiyordum...

 

Sınıfa geçtimizde Alya arkamızdan gelip en önde oturdu ardından öğretmen geldi ve derse başladı

 

Biz dersi dinlerken öğretmen USB çıkartıp dersi öyle anlatmaya başladı... Alya ayağa kalkıp konuştu

 

Bay Turan bu USB'de dersiniz hakkında herşey var lütfen bunu kullanın.”

 

İsmail ayağa kalkıp karşılık verdi

 

“Bence gerek yok efendim siz devam edin!”

 

Alya USB'yi öğretmene uzattı ve USB'yi taktığı anda İsmail Alya'nın yanına gidip konuşmaya başladı

 

“Eline ne geçicek bunu yaparsan?”

 

Alya gülerek cevapladı

 

“Arkadaşımı-”

 

İsmail USB'yi çıkartmaya çalıştı o sırada Mehmet yanına geldi tüm sınıf İsmail, Mehmet ile Alya'ya baktı... İsmail, Mehmet ve Alya ile konuşurken sessizlik oldu

 

“Bu USB çalışmıyor efendim lütfen derse devam edelim!”

 

“Hayır, lütfen bana iki dakika verin ben hemen hallederim”

 

Alya USB'yi düzgünce taktıktan sonra herkes sustu ve bir video açıldı... Altında tarih yazıyordu 3 Eylül...

 

Videoda bir erkek grubu toplanmış bir konu hakkında konuşuyordu... Birinin yüzü fazlasıyla tanıdıktı ağzında sigara ayaklarını masaya uzatmış oturuyordu... bu beni ayağa kaldırdı... ayağa kalkıp videoyu daha yakından izledim

 

Video

 

-Bakın şimdi ortaya bir iddia koyuyorum eğer bir kız bulup kendinize aşık ederseniz o zaman dileyin benden ne dilerseniz

 

-Ooo kolay iş severiz! Dileğim belli bana iki kız ayarla birde en kıralından içkiler unutmadan bu kız kim olacak?

 

-Fatma Koçari bak bu kızın hiç sevgilisi olmamış iyi oynanır bununla

 

-O kız dün bana çarpan kız değil mi? Şu salak kız?

 

-Evet kolay tavlanmaz gibi hissediyorum ama bize makara lazım!

 

-Bende varım!

 

-Bende varım!

 

-O kızı kendime öyle bir aşık edicem ki gözü benden başkasını göremicek!

 

-İsmail Fırtına yine bildiğiniz gibi can yakıcak! O zaman ne yapıyoruz!

 

-İyi davranıp arkadaş oluyoruz yurtdışına gidip arayı açıyoruz sonra yakın davranıp aşık ediyoruz!

 

-Neva'ya yanlışlıkla aşık olmuştun İsmail dikkat et aşık olma bu kızada

 

-Yok be ne aşık olucam o zavallıya sadece sevgi istiyor biraz başını okşa kölen olur o kız heheheeh

 

Video bitti...

 

Tüm sınıfın dikkati benim üstümde toplandı... Benim dikkatimi çeken şey videodaki karnımda kelebekler uçuşturan gördüğümde gözlerimin parladığı kişinin hakkımda söyledikleriydi... Gözlerimden süzülen yaşlar gözümdeki parıltıyı buğuladı...

 

“Fatma bunlara inanma-”

 

“Oyun ha? Bilgisayar oyunu öyle mi? Asıl oyun bendim önemsiz bir oyun dediğin sana olan duygularımdı... Bravo İsmail Fırtına kazandın tebrikler!”

 

Alkışlayıp göz yaşlarımı sildim

 

“Sen katilsin! Duygularımın katilisin! Karnımdaki uçuşan kelebeklerin katilisin!”

 

“Lütfen dinle beni-”

 

Arkamı döndüğümde Neva'nın ağladığını görüp İsmail'e sertçe cevap verdim

 

“Ne dinlemesi ben dinlemem gereken herşeyi dinledim! Mutlu musun? Yaptığın şey için mutlu musun İsmail Fırtına! Bu kızıda mı-”

 

“Konumuz o değil Fatma sensin lütfen beni dinle bak göründüğü gibi-”

 

“Kes sesini! Seninle tanıştığım gün ne demiştim hatırlıyor musun? Salak kız demiştim kendime,gerçekten çok salağım o kadar zavallıymışım ki senin sahte arkadaşlığına sahte aşkına inandım! Şimdi git zaferini kutla sana yakışanı yap! Ne duruyorsun makara çıktı işte hadi gitsene”

 

Alya'nın sabahtan beri anlatmak istediği şey buymuş... Öğrendiği şeyler yüzünden dalgındı... umarım ilişkisine bir zarar gelmez diye içimden geçirdim...

 

Ders bitti ve öğretmen sınıftan çıktı... Ama benim içimden çıkmayan duygularım vardı gözlerim istemsizce doluyordu yanağımdan yaşlar süzülüyordu...

 

“Beni... Beni dinle lütfen! ”

 

“Ne bekliyorsun hala burada? Dün bana neden öyle söylediğini şimdi anladım... Ben gerçekten çok saf biriyim beni sevdin sandım bu arada tebrik ederim çok iyi oynadın hayatımda senin kadar iyi oyuncu görmedim ve artık görmicemde hayatımdan defol git! Çık hayatımdan çık git!”

 

“Fatma yapma böyle lütfen üzüyorsun beni-”

 

“Ne? Hahahah dur bi dakika senin duyguların mı vardı vah vah Fatma seni çok mu üzdü hıh?”

 

“Yapma bunu bize ben seni seviyorum...”

 

“Ne saçmalıyorsun sen? Paçan tutuştu tabi baktın saf kızı tuzağına düşüreceğin anda kız gerçekleri öğrendi-”

 

“Fatma sadece bir dakikanı ayır ve beni dinle-”

 

“Dinlemicem! Keşke hiç gelmeseydin! Şunu bil seni asla sevmicem hem seni annen baban bile sevmemiş eminim yaşamış olsaydılar senin şu halini görüceklerine ölmeyi tercih ederlerdi iyiki ölmüşler! ”

 

İçimden “Ne diyorum ben... Söz ağızdan çıktı bir kere artık ne geri dönüşü olur nede ilerisi... diye geçirirken İsmail'e baktım... İlk defa onu gözleri dolmuş başı yerde görüyordum.. Hayatı sorgulayan bakışlarla başını eğip sınıftan çıktı...

 

Bölüm : 18.04.2026 01:29 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...