56. Bölüm

56. Bölüm

Kyula
kyulaseng

Dudaklarım onun dudaklarına o kadar yakındı ki nefesini hissedebiliyordum. Ama geri çekilmedim. Çünkü ilk defa kaçmak istemiyordum. İlk defa korksam bile kalmak istiyordum.

 

İsmail gözlerini kapattı. Sanki birkaç saniyeliğine kendisiyle savaşıyordu.

 

Sonra elimi çenesinden çekip ayağa kalktı.

 

Yapma bunu..

 

Kaşlarım çatıldı.

 

Neyi?

 

Bana baktı. Gözleri yorgundu günlerdir uyumamış gibiydi.

 

Bana böyle bakma.

 

Nasıl bakıyorum?

 

Derin nefes aldı. Başını başka tarafa çevirdi.

 

Sanki hala şansın varmış gibi!

 

Ayağa kalkıp ona yaklaştım. Aramızda sadece birkaç adım vardı artık.

 

Belki vardır?

 

İsmail acı bir şekilde güldü.

 

Fatma sen gerçekten yorulmuyor musun?

 

Neden yorulayım?

 

Canımı yakıp sonra hiçbir şey olmamış gibi geri gelmekten!

 

Sesini yükseltmişti ama bu kez öfkesinden çok kırgınlığı konuşuyordu.

 

Gözlerim doldu.

 

Ben hiçbir şey olmamış gibi davranmıyorum…

 

Davranıyorsun!

 

Bir adım daha yaklaştı.

 

Hem de her seferinde.

 

Yutkundum...

 

Ben sadece-

 

Sen sadece korkuyorsun! diye sözümü kesti. Beni seviyorsun diye korkuyorsun. İnsanlar ne der diye korkuyorsun. Kendini bana bırakmaktan korkuyorsun. Sonra ne yapıyorsun biliyor musun? Gelip beni kırıyorsun.”

 

Boğazım düğümlendi çünkü haklıydı.

 

İsmail gözlerimin içine baktı.

 

Ben senin denediğin bir ihtimal değilim Fatma...

 

Sesim zar zor çıktı.

 

Biliyorum…

 

Hayır bilmiyorsun! dedi hemen. Bilseydin o gün bana o sözleri söylemezdin.

 

Gözyaşım yanağımdan süzüldü.

 

Özür dilerim…

 

Başını eğdi. Eliyle saçlarını geriye itti.

 

Sen özür dileyince geçmiyor!

 

O an içimde bir şey parçalandı yavaşça yanına gittim. Bu kez beni durdurmadı.

 

Titreyen ellerimle elini tuttum.

 

Nasıl geçireceğimi bilmiyorum…dedim fısıltıyla. Ama denemek istiyorum.

 

İsmail gözlerini kapattı.Elimi bırakmadı.

Bu bile kalbimin hızlanmasına yetmişti.

 

Ben tekrar aynı şeyi yaşarsam toparlanamam Fatma…

 

Sesindeki kırıklık beni mahvetti.

 

Başımı eğdim.

 

Ben de sensiz toparlanamıyorum…

 

O an ev sessizleşti.

 

Sadece nefes alışlarımız vardı.

İsmail yavaşça bana döndü. Gözleri dudaklarıma kaydı sonra tekrar gözlerime baktı. Sanki kendine “yapma” diyordu ama bedeni beni bırakmıyordu.

 

Bir anda elektrikler gitti.

 

Ev karanlığa gömüldü.

 

İstemsizce irkildim. Dengeyi kaybedince İsmail refleksle belimden tuttu nefesim kesildi.Aramızdaki mesafe tamamen yok olmuştu artık.

 

Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki duyacağından emindim.İsmail alnını alnıma yasladı.

 

Sen benim en büyük hatamsın…diye fısıldadı.

 

Gözlerimi kapattım.

 

O an dünyada sadece ikimiz varmış gibi hissettim belki de en korkunç şey buydu… çünkü onu hala deliler gibi seviyordum.

 

Kapı açıldı ve annem elindeki tabağı düşürdü.

 

Fatma...

 

A-anne...

 

Kızım siz ne yapıyorsunuz burda?

 

Biz mi? Biz-

 

İsmail beni bıraktı ve bende askılarımı düzeltip anneme baktım

 

Şey biz araba anahtarı arıyorduk...

 

Bu halde mi?

 

Yani anahtarı arıyorduk sonra elektrik gitti bende önümü göremeyince-

 

Aynen evet öyle oldu hem geç oldu ben gidiyorum

 

Dur arabanın anahtarını vereyim

 

Koltuğun altından anahtarı alıp yanına gittim

 

Al... Anahtar burda

 

İsmail bana sinirle bakıp anahtarı aldı

 

Demek anahtarı sakladın hıh canım arkadaşım!

 

Yo aklıma yeni geldi

 

Umarım öyledir.

 

Annem bize baktı ve başını eğip gülümsedi...

 

İsmail'i kapıya kadar götürdüm ve kapıyı kapatıp odama geçtim...

 

Az önceki olanları düşündüm ve kendi kendime konuşmaya başladım

 

Ne yaptım ya ben! Hayır yani bişey olsada salonda mı olacaktı salak Fatma! Of iyiki aramızda bişey olmadı ya olsaydı da annemler gelseydi o zaman ne dicekti-

 

Annem içeri girdi ve kapıyı kapatıp yatağımın kenarına oturdu

 

Dinliyorum canım kızım?

 

Neyi anneciğim...

 

Annem yatağın kenarına otururken ben hala elimdeki yastığı sıkıyordum.

 

Yüzümün sıcaklığını hissedebiliyordum. Utançtan resmen yanıyordum. Annem bana bakarken dudaklarının kenarında bastırmaya çalıştığı bir gülümseme vardı ama gözleri ciddi olmaya çalışıyordu.

 

Kızım hani siz arkadaştınız?

 

Başımı hemen başka tarafa çevirdim.

 

Arkadaşız zaten…

 

Annem kaşlarını kaldırdı.

 

Fatma ben babanla salona girdiğimde çocuk belinden tutuyordu seni.

 

Elektrik gitti anne refleksle tuttu işte düşüyordum ben…

 

Hee tabii. İnsan düşerken alnını alnına da yaslıyor zaten.

 

Anne!

 

Yastığı yüzüme kapattım. Annem bu kez dayanamayıp güldü. Ben ise utanmaktan yok olmak istiyordum.

 

Kızım bak dalga geçmiyorum ama dışarıdan bakınca çok başka görünüyordu.

 

Yastığı indirip anneme baktım.

 

Başka nasıl görünmüş olabilir ki?

 

Annem bana uzun uzun baktı. Sonra saçımı kulağımın arkasına itti.

 

Sanki ikinizde sevgili gibiydiniz...

 

Boğazım düğümlendi.

 

O kadar basit söylemişti ki… ama duyduğum anda kalbim acıdı.

 

Başımı eğdim annem bunu fark etti.

 

Yoksa gerçekten seviyor musunuz birbirinizi?

 

Gözlerim doldu ama belli etmemeye çalıştım.

 

Bilmiyorum…

 

Fatma.

 

Bu kez sesindeki yumuşaklık her şeyi bozdu. Dudaklarımı birbirine bastırdım.

 

Ben onu kırdım anne…

 

Annem sustu.

 

Hem de çok kırdım...

 

Gözyaşım yanağımdan süzüldü. Hızlıca silmeye çalıştım ama annem gördü.

 

Küçüklüğünden beri ne zaman gerçekten üzülsen aynı şeyi yapıyorsun biliyor musun? Ağlamamaya çalışıyorsun.

 

Burnumu çektim.

 

Çünkü suçlu hissediyorum.

 

Annem derin nefes aldı.

 

İnsan en çok sevdiğine hata yapar bazen.

 

Ama o artık beni görmek istemiyor...

 

Bunu söylerken sesim titredi.

 

Annem birkaç saniye sustu. Sonra hafifçe gülümsedi.

 

Kızım o çocuk seni görmek istemese gece vakti buraya gelmezdi.

 

İstemsizce anneme baktım gözlerim yere kaydı.

 

Bugün okulda başka bir kızla oturdu.

 

Annem kaşlarını çattı.

 

Seni kıskandırmak için yapmıştır.

 

Nereden biliyorsun?

 

Çünkü erkekler sinirlenince genelde zekalarını kaybediyorlar. İstemsizce güldüm. Annem de gülümsedi ama sonra yüzüm tekrar düştü.

 

Anne ya bir daha düzelmezse...

 

Annem elimi tuttu.

 

Düzelir mi bilmiyorum kızım. Ama şunu biliyorum… bir insanın gözlerine öyle bakıyorsa kolay vazgeçemez.

 

Kalbim yine hızlandı annem haklıydı.

 

İsmail bana bakarken hala kırgınlığın altında sakladığı bir şey vardı. Ben onu hissediyordum. Sorun da buydu zaten. Hissediyordum ama elimle tutamıyordum.Tam o sırada telefonum titredi.

 

İkimiz de ekrana baktık. İsmail yazıyordu.

 

Nefesim kesildi annem sırıttı.

 

Açsana.

 

Telefonu elime aldım. Parmaklarım titriyordu. Mesajı açtığım anda kalbim yine saçmalamaya başladı.

 

Bir daha anahtar saklarsan gerçekten kavga ederiz haberin olsun...

 

İstemsizce güldüm.

 

Ama mesajın devamı vardı.

 

Bir de…

 

Mesajın devamını görünce nefesim yavaşladı.

 

O geceliği ben varken bir daha giyme.

 

Yüzüm kıpkırmızı oldu.

 

Annem merakla bana bakıyordu.

 

Ne yazmış?

 

Telefonu hemen kapattım.

 

Hiçbir şey!

 

Annem şüpheli gözlerle bana baktı.

 

Fatma…

 

Yatağa uzanıp yastığı yüzüme kapattım.

 

Anne çık odadan lütfen utanıyorum...

 

Utanma kızım sen 20 yaşında kızsın ne demiş olabilir ki?

 

Hiç bişey anneciğim ben uyumak istiyorum... Sana da iyi geceler

 

Sende kendimi görüyorum kızım... İsmail ile sende babanla bizi görüyorum.

 

Gerçekten mi...

 

Evet. Bizde babanla okulda tanıştık kavga sonucu hahahahha baban arkadaşları ile koridor kenarlarında serserilik yaparlardı... Baban gençken çok serseriydi her kız bilirdi onu...

 

Sonra ben tenefüste arkadaşlarımla birlikte sınıfa gidiyordum, baban bana seslendi “Şşt baksana bana güzellik!” bende arkamı döndüğüm gibi yumruk attım sonra gözü kıpkırmızı oldu diye koridorlara çıkamadı ahahhahah

 

Ahhahah sonra ne oldu

 

Sonra biz aynı sınıfa düştük babanla aynı sıraya oturduk bende şakalar falan yapıyordum öyle böyle derken birgün baban beni yanağımdan öptü... Bende tekrardan ona vuracakken durdurdu “Ödeştik... Sen gözümü kızarttın bende yanağını.” dedi...

 

Söze bak! Babam be!

 

Bende dedim gözümü kızartman gerekmiyor muydu? Gözüme bakıp konuştu “Ben kadına el kaldırmam! Kadına vurmam vurulurum” dedi bende gerçekten çok utandım yüzüm kıpkırmızı oldu sonra bana “Sana vuruldum deli kız” dedi

 

İsmail'in bana deli kız dediği zamanlar aklıma geldi...

 

Ha unutmadan benide kaçırdılar kızım ve beni baban kurtardı... O gün seni bulduğunda anladım ki İsmail ile sen baban ve ben olucaksınız...

 

Anne biliyor musun ben ondan nefret ediyordum... Biz onunla okulun ilk günü tanıştık ama tanışmamız bile komik... Şimdi ise onu seviyorum hemde çok seviyorum sadece bazı korkularım var bu yüzden aramız bozuldu

 

Ne oldu?

 

Beni kullanmasından korkuyorum... Sanki aramızda bizi birbirimize bağlicak şey olursa birbirimizden kopucaz gibi hissediyorum...

 

Sizi birbirinize bağlayan şey zaten kader...

 

Başımı eğdim ve gülümsedim.Annem haklıydı bizi birbirimize bağlayan şey ne öpüşmelerimiz nede sözlerimiz di bizi birbirimize bağlayan şey kaderdi...

 

Anneme sıkıca sarıldım ve kulağıma fısıldadı

 

Eğer seviyorsan sakın bırakma kızım sıkı sıkı tut çünkü kaybettikten sonra geri gelmiyor...

 

Annem odamdan çıktı ve herşeyi günlüğüme yazdım...

 

Ertesi sabah uyandığımda üstümü giyinip evden çıktım...

 

Sınıfa girdiğimde gözlerim İsmail'i aradı ama o yoktu...

 

Bölüm : 24.04.2026 16:27 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...