51. Bölüm

51. Bölüm

Kyula
kyulaseng

Anlamamazlıktan gelmek istedim ama o bakışını üzerimde hissettiğim anda bunun mümkün olmadığını anladım. Sanki kelimeleri söylemese bile kafamın içindekileri okuyabiliyordu ve bu durum beni hem rahatsız ediyor hem de tuhaf bir şekilde güvende hissettiriyordu. Gözlerimi kaçırıp omuz silktim.

 

Ne anlıyormuşum mesela?

 

Sesimi olabildiğince düz tutmaya çalıştım.

 

Hafifçe yaklaştı. O kendine has rahatlığı vardı ama bu sefer içinde başka bir şey de vardı… daha dikkatli, daha ölçülü.

 

Tam bir şey diyecekti ki yan taraftan gelen kahkaha sesi bütün atmosferi yerle bir etti.

 

Simay gülmeye başladı

 

Ama bu bildiğimiz Simay kahkahası değildi… bu baya kendini tutamayan bir kahkahaydı. Hepimiz dönüp ona baktık. Simay, Poyraz’ın elindeki telefonu almaya çalışıyordu ama o uzattıkça uzatıyordu.

 

Ver şunu, diye bağırdı Simay.

 

Vermem, bunu story atıcam, dedi Poyraz, kaçarken.

 

Sakın!

 

Ben dayanamadım, gülmeye başladım. Alya zaten yere yatmıştı gülmekten, Mehmet de ben böyle rezillik görmedim diyerek video çekmeye devam ediyordu.

 

Ne var videoda, diye sordum.

 

Poyraz şeytan gibi sırıtıp telefonu havaya kaldırdı.

 

Simay az önce korku tünelinde anne ben iyi bir insandım diye bağırdı.

 

Bir an sessizlik oldu.

 

Sonra…

 

Simay’ın yüzü kızardı.

 

Ben onu demedim, dedi.

 

Dedin, dedi Poyraz, aşırı sakin.

 

Demeeedim.

 

Kaydı açayım mı?

 

Simay bir an durdu. O klasik şimdi ne yapacağım bakışı geldi yüzüne. Sonra bir anda taktik değiştirdi.

 

Ver şunu yaaa, diye bu sefer daha yumuşak bir sesle söyledi, koluna hafifçe vurdu.

 

İşte orada bir şey oldu.

 

Çok küçük bir şeydi ama fark etmemek imkânsızdı.

 

Poyraz geri çekilmedi.

 

Hatta gülümsedi.

 

Ve telefonu indirdi.

 

Tamam, siliyorum, dedi.

 

Simay beklemiyordu bunu. Hepimiz beklemiyorduk açıkçası.

 

Gerçekten mi, dedi şüpheyle.

 

Evet ya, ağlayacaksın şimdi.

 

Ben ağlamam.

 

Birazdan ağlarsın.

 

Poyraz!

 

Tekrar gülüşmeler başladı ama ben gözümü onlardan alamıyordum. Çünkü o an aralarında değişen şeyi hissetmiştim. Bu artık sadece atışan iki arkadaş değildi. Daha yeni, daha hafif ama kesinlikle farklı bir şeydi.

 

Alya da fark etmiş olacak ki bana dirsek attı.

 

Bir şeyler oluyor Fatma… diye fısıldadı.

 

Evet… dedim, gözlerimi kısmış izlerken, ama Simay’ın haberi yok gibi.

 

Poyraz’ın var ama.

 

Gerçekten de vardı.

 

Çünkü Simay yine söylenerek Mehmet’in yanına giderken, Poyraz’ın bakışı onun üzerindeydi. O klasik dalga geçen hali gitmişti, yerine daha dikkatli bir şey gelmişti.

 

İşte o an içimden eyvah dedim.

 

Çünkü bu iş ya çok güzel olacaktı… ya da...

 

Ben bunları düşünürken İsmail tekrar yanıma yaklaştı.

 

Daldın yine, dedi.

 

İzliyorum, dedim, başımla Simay ve Poyraz’ı işaret ederek.

 

Baktı, sonra hafifçe güldü.

 

Onlar halleder.

 

Simay halleder de… dedim, Poyraz’a biraz üzülüyorum şimdiden.

 

Niye?

 

Ona döndüm.

 

Çünkü Simay fark ettiğinde ya kaçacak ya da korkucak çünkü o hep sevdiği zaman üzüldü

 

Doğru! Onun sevgilisi olduğunu görmedim

 

Oldu ama aldatıldı... Güvenemiyor eskisi gibi hatta aynı benim gibi oda güven istiyor sadece güven.

 

Sonra ikimizde sustuk.

 

O sessizlik… bu sefer rahatsız edici değildi.

 

Yan yana oturuyorduk, omuzlarımız neredeyse değiyordu. Ne geri çekildim ne o yaklaştı. Ama o mesafe… garip bir şekilde yeterliydi.

 

Bugün güzeldi, dedi.

 

Başımı salladım.

 

Evet… güzeldi.

 

Kaçmadın...

 

Gözlerimi ona çevirdim.

 

Kaçmadım.

 

Zor muydu?

 

Bir an düşündüm. Sabahki halim geldi aklıma. Arabada yaşadığım o karmaşa, kaçma isteği, inat…

 

Zordu, dedim sonunda, dürüstçe. Ama… değdi.

 

Bir an düşündüm. Sabahki halim gözümün önüne geldi, arabada otururken içimde büyüyen o kaçma isteği, her şeyi yarım bırakıp gitme dürtüsü, kendimi korumak için ördüğüm o görünmez duvarlar… Günün başındaki benle şu anki ben arasında koca bir mesafe vardı sanki. Sabah her şeyi reddeden, hissetmemeye çalışan kız gitmişti de yerine biraz daha duran, biraz daha cesaret eden biri gelmişti. Ya da belki sadece yorulmuştum sürekli kaçmaktan.

 

Başımı hafifçe ona çevirip gözlerinin içine baktım. Bu sefer kaçırmadım bakışlarımı.

 

Zordu dedim. Ama değdi galiba.

 

İsmail hemen cevap vermedi. Sadece baktı. O bakış yine aynıydı, sakin ama derin, insanın içini açıyormuş gibi.

 

Normalde rahatsız olmam gerekirdi ama olmuyordum. Aksine içimde garip bir huzur vardı.

 

Ben de öyle düşünüyorum dedi, sesi yumuşaktı.

 

Kalbim hızlandı. Ama bu sefer korkudan değil. Daha çok… olacak bir şeyi bekler gibi.

 

Rüzgar hafifçe esti, saçlarım yüzüme geldi. Elimi kaldırdım ama o benden önce davrandı. Parmaklarıyla saçlarımın arasına girip o tutamı yüzümden çekti. Çok küçük bir hareketti ama etkisi hiç küçük değildi.

 

Olduğum yerde kaldım. Nefesim bir an takıldı.

 

O da fark etti ama geri çekilmedi. Sadece daha dikkatli baktı bana. Gözleri gözlerimdeydi. Kaçmak istedim belki ama bu sefer yapmadım.

 

Fatma...

 

İsmimi söylerken sesi garip bir şekilde yumuşuyordu.

 

Efendim...

 

Sesim düşündüğümden daha kısık çıktı.

 

Bir şey söyleyecek gibi oldu ama sustu. Gözleri kısa bir anlığına dudaklarıma kaydı. Dudağını ıslatırken alt dudağını ısırdı

 

Kalbimin attığını hissediyordum. Çok net. Bu sefer geri çekilmek için bir sebep aramadım.

 

O da çekilmedi.

 

Daha ne kadar dayanmam gerek....

 

Ayağa kalktım ve lavaboya gittim... Lavabodayken kalbim sıkıştı.

 

Lavabodan çıkarken İsmail kolumdan tutup beni geri geri duvara yasladı

 

Dudaklarımı birbirine bastırıp dudaklarına bakarak konuştum

 

Zamana ihtiyacım var...

 

Ama ben dayanamıyorum burada herkes eğlenirken seninle ayrı olmaya hepsi sevgili gibiyken seninle arkadaş olmaya dayanamıyorum... Dudaklarına baktığımda kendini çekmene daha fazla dayanamıyorum

 

Gözlerine bakarken başımı eğip geri çekildim..

 

Zaman istiyorum senden-

 

Peki o zaman geldiğinde ilk yapacağın şey ne olucak.

 

Eğer o zaman gelirse ben seninleyken kendimi güvende hissetim demektir.

 

Beni oyalıyorsun gibi hissediyorum... Selim'den ayrıldın ama hala soğuksun bana. Bizim o eski hallerimizi özlüyorum.

 

Ben...

 

Ellerini belimden yukarı götürürken konuştu

 

Çok saçma gelmiyor mu? Duvardan duvara... Duştan, koltuğa öpüşen kişilerdik şimdi burada oturmuş birbirimizi arzuluyoruz

 

Vücudum ısındı ama belli etmedim

 

Ben seni arzulamıyorum...

 

Arzuluyorsun... Deliriyorsun!

 

Hayır

 

Beni deli gibi istiyorsun

 

Hayır

 

İstiyorsun

 

H-hayır...

 

İsmail'i ittim

 

İstemiyorum! Zamana ihtiyacım var sana söyledim

 

Neden... Dayanamıyorum sensizliğe

 

Sana zamanında aşk sevişmek değil demiştim...

 

Ama bunları söyledikten sonra benimle seviştin... Eğer o gün aramız bozulmasaydı Galata kulesine gidecektik sonra sen benim evimde kalıcaktın belkide gerçekten birbirimizin olucaktık...

 

Ama bozuldu...

 

Keşke bozulmasaydı... Sende böyle düşünüyor musun?

 

Bölüm : 19.04.2026 23:01 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...