
Sıcak su omuzlarımdan aşağı dökülürken gözlerimi kapattım. O an, suyun her bir damlası sanki İsmail’in parmak uçlarına dönüşüyor, tenimde yakıcı bir karıncalanma bırakıyordu. Islak saçlarım sırtıma bir mühür gibi yapışmışken, ruhum hala o darmadağın olmuş çarşafların arasında, onun kokusuyla sarhoş bir haldeydi.
Kendi banyomdaydım ama zihnim tamamen onun odasına hapsolmuştu. Dün geceki o dizginlenemez tutku, zihnime her vurduğunda kalbim kaburgalarımı zorluyordu.
"Deliriyorum galiba," diye fısıldadım. Sesim suyun uğultusunda kaybolup gitti.
Bornozuma sarılıp aynaya baktığımda, buğulu camın ardından kendimi tanıyamadım. Boynumdaki o hafif morluk, İsmail’in bana bıraktığı en tehlikeli ve en güzel imzaydı. Parmak uçlarımla o izin üzerinden geçerken içimin titrediğini hissettim. Alya haklıydı biz el ele tutuşurken yanakları kızaran o çekingen çiftten, bir gecede camları tuzla buz eden o fırtınalı aşığa nasıl dönüşmüştük? Belki de o yangın hep içimizdeydi, biz sadece perdeleri çekmiştik.
Oda buz gibiydi. Saçlarımı kurutup beyaz geceliğimi giydikten sonra yatağa uzandım ama eksik olan bir şey vardı Onun kollarının beni bir kafes gibi sarmalaması, o tanıdık sıcaklık... Telefonumu elime aldığımda kalbim sanki yerinden fırlayacaktı. Mesaj ondan gelmişti.
Yatağın çok boş ve soğuk geldiğini biliyorum... Çünkü benimki şu an buz gibi. Kokun hala yastığımda ve ben o kokuyu içime çekmeden uyuyamıyorum.
Dudaklarımı ısırdım. Zihnimi okuyordu, sanki ruhumun her kıvrımını biliyordu..
Ben de... diye yazdım titreyen parmaklarımla. Sadece kollarında olmayı istiyorum.
Uzun bir süre sonra telefonum çaldı. O hırıltılı, içimi eriten sesiyle, Utançtan yanakların kızardı mı? diye sordu. Güldüğünü duyabiliyordum. Çünkü sesin, o anki gibi... nefes nefese geliyor.
İsmail, yapma şunu! dedim, yatağın içinde cenin pozisyonu alıp yorganı başıma çekerek. Yarın okulda Alya’nın imalı bakışlarından kaçamayacağımı biliyordum ama o an dünya sadece ikimizden ibaretti.
Konu evliliğe geldi ,Evlilik... diye mırıldandım bir anlık cesaretle. Alya ve Mehmet gibi... Sence biz de yapabilir miyiz? Okul biter mi öyle?
Kısa bir sessizlik oldu sessizliğin ardından çıkan sesindeki ciddiyet beni benden aldı.
Sen istersen yarın o yüzüğü parmağına takarım. Biz beraberken yapamayacağımız hiçbir şey yok.
Gözlerim doldu. Onu o kadar çok seviyordum ki bu duygu bazen göğsüme sığmıyordu.
Biliyorum... Seni çok seviyorum
Bende seni çok seviyorum keşke şu anda senin yanında olsam kollarımı beline sıkıca sarsam kokunu içime çeksem...
Keşke...
O zaman pencereyi aç, dedi birden.
Şaşkınlıkla yataktan fırladım. Pencereyi açtığımda, gecenin karanlığında aşağıda bana el sallayan o silueti gördüm. Kalbim bir kuş gibi çırpınmaya başladı. Sen nasıl geldin? .
Birtanem benim ehliyetim var ya yoksa unuttun mu?
Hayır...
Arabamda var geçen gün benden anahtarını sakladığın arabamla geldim-
Biliyorum.... Dışarısı soğuk değil mi.
Çok soğuk ama seninle telefondan konuşmak bile beni ısıtmaya yetiyor...
Hastasın sen!
Sana hastayım,dedi, o kendine has sesiyle...
Saçlarımla yüzümü kapattım, yüzümde engelleyemediğim aptalca bir tebessüm oluştu.
Her neyse ben seni gördüm sesini duydum artık gideyim-
Dur kapatma!
Neden ki...
Ben şimdi aşağı iniyorum kapının önüne yaklaş...
Aşağı inmeye karar verdim. Annemle babamın uyuduğundan emin olarak, nefesimi tuta tuta merdivenlerden indim. Kapıyı açtığım an onun boynuna sıkıca sarılmak istedim ama sessiz olmam gerekti...
Onu parmak uçlarımızda odama çıkardığımda, kapının kapandığı o saniye boynuna atıldım. Sımsıkı sarıldım kemiklerini kırmak istercesine, bir daha hiç bırakmayacakmış gibi. Burnunu boynuma sürttüğünde, sıcak nefesi tenimi yakıp geçtiğinde hayat durdu...
Kollarını belime doladığı an, zamanın akmayı bıraktığını hissettim. Başını omzuma gömdüğünde boynuma çarpan o derin ve yakıcı nefesleri, sadece ciğerlerimi değil, doğrudan ruhumu sarsıyordu.
Geldin... diye fısıldadım. Sesim, gömleğinin kumaşında kaybolup giderken ellerim kendiliğinden onun sırtına kapandı. Gerçekten geldin...
Geri çekilmedi. Aksine, burnunu boynumun o en hassas çukuruna sürterek tenimin sıcaklığını hafızasına kazır gibi derin bir yolculuğa çıktı.
Geldim... diye mırıldandı,sesi göğüs kafesinde yankılanıp doğrudan kalbime ulaşıyordu...
Elleri, geceliğimin ince kumaşı üzerinden sırtımda yukarı doğru tırmanmaya başladı. Parmak uçları, az önce duşta hayal ettiğim o hayali dokunuşların gerçeğe dönüşmüş haliydi.
Yakıcı, sahiplenici ve her bir noktayı titreten türden...
İsmail başını kaldırdığında gözleri karanlıkta parlayan iki kor parçası gibiydi. Şimdi nasılsın, dedi, baş parmağıyla dudaklarımın kenarını usulca okşayarak.
Senin yanında daha iyiyim, diye tamamladım cümlesini büyük bir cesaretle. Gözlerindeki o derin tutku, içimdeki tüm savunma duvarlarını birer birer yıktı.
Beni belimden kavrayıp hafifçe havaya kaldırdığında ve yatağa doğru yöneldiğinde ayaklarım yerden kesildi. Hayatımda kendimi hiç bu kadar korunmasız ama aynı zamanda bu kadar güvende hissetmemiştim. Yatağın yumuşaklığına uzandığımızda, az önce buz gibi gelen oda İsmail’in varlığıyla kavurucu bir sıcaklığa büründü. Üzerime eğildiğinde, gölgesi sanki tüm dünyamı kaplayan tek sığınak oldu.
Sana sarılmadan uyuyamayacağımı söylemiştim," dedi erkeksi sesiyle...
Dudaklarını, boynumdaki o hafif morluğun, dün geceden kalan o imzanın tam üzerine dokundurdu tüy kadar hafif ama canımı yakacak kadar yoğun bir öpücük bıraktı. O an damarlarımdaki kanın çekildiğini hissettim.
Ellerim göğsüne gitti avuçlarımın altında deli gibi çarpan o kalbi hissettim. O da benim kadar heyecanlıydı, o da benim kadar bu anın açlığını çekiyordu. Gözlerimi kapattığımda sadece onun kokusunu ve ona has büyüleyici sıcaklığı hissediyordum...
İsmail, diye fısıldadım. Seni o kadar çok seviyorum ki, bu his bazen canımı yakıyor.
O acıyı ben alırım, dedi ve dudakları, sabrımı tüketen o sonsuz bekleyişi bitirerek benimkilerle buluştu.
Geceliğimin askısı omzumdan usulca kayarken,her dokunuşunda, her nefesinde ona ait olduğumu, onunla tamamlandığımı iliklerime kadar hissediyordum.
İsmail’in dudakları, sanki tenimin her hücresini tek tek mühürlemek istiyormuş gibi büyük bir açlıkla ama bir o kadar da hazineye dokunurcasına özenle üzerimde geziniyordu.
Dudaklarımız arasındaki o ıslak ve derin temas, odadaki tüm oksijeni tüketiyor yerini sadece ikimizin paylaştığı o ağır, yakıcı ve tutkulu soluklara bırakıyordu.
Bir an duraksadı, alnını alnıma yasladı. Gözleri, karanlığın en koyu yerinde bile ruhumun en derinini okuyormuş gibi bakıyordu...
Seni bırakmam lazım diye fısıldadı. Sesi arzudan öyle bir çatallanmıştı ki, içimdeki o sızının daha da derinleştiğini hissettim
Bırakma...
Kollarımı boynuna daha sıkı doladım ve onu kendime, tam kalbimin üzerine çektim.
Dudakları yeniden boynuma indi aynada dakikalarca izlediğim o morluğun, o yakıcı imzanın üzerinden bu sefer daha sahiplenici, daha derin bir tavırla geçti. Dilinin sıcaklığı ve dişlerinin o hafif, can yakan ama haz veren baskısı kasıklarımda tarif edilemez bir sancıya dönüştü
İleri gidemeyiz...
Neden...
Çünkü koruyucumuz yok
Yavaşça üstümden kalktı ve kendimi itekleyip yorganın altına girdim... Karının üstüne koyduğu ellerini alıp belime sardım...
Sarıl bana...
Birbirimize sımsıkı sarılmış, nefes nefese kalmıştık. İsmail, yüzüme yapışan saçlarımı nazikçe kenara çekti ve alnıma uzun, huzur dolu bir öpücük bıraktı.
Seni asla bırakmayacağım, diye fısıldadı saçlarımın arasına.
Başımı kaldırıp gözlerine baktım
Bende seni... İsmail sana birşey sorucam ama bana dürüst cevap ver!
Tamam... Hesap sormaya şimdiden başladık hahahaha
Yatakta doğrulup gözlerine baktım
Benden önce başka bir kızla seviştin mi?
Gülümsedi ve göğsüne vurdum
Komik mi?
Hayır değil... Bak birtanem geçmişim kabul ediyorum çok kötüydü ama-
Yani başka bir kızla seviştin benden önce...
Ama hayatımda senden başka bir kızla sevişmedim...
Gerçekten mi...
Evet gerçekten merak etme ilk deneyimim sendin-
Bak eğer yalan söylüyorsan!
Serseri falandık da o kadar da değildik
Sırtımı yatak başlığına yaslamıştım, o ise yanıma yaklaşıp ellerini dizlerimin üzerine koydu. O an, o kadar güçlü ve o kadar dokunulmaz görünüyordu ki, bu adamın ilkinin ben olduğum düşüncesi içimde tuhaf bir gurur ve tarifsiz bir aidiyet duygusu uyandırdı.
Bak bana, dedi çenemi usulca yukarı kaldırarak. Senden önce hayatımda gürültüler vardı, kalabalıklar vardı ama hep bir şeyler eksikti. Kimse senin gibi bakmadı, kimse ruhuma böyle dokunmadı. Dün gece... dün gece sadece bedenlerimiz değil, hayatlarımız birleşti benim için. O yüzden sakin ol.
Gülümsedim, ellerimi onun sıcak avuçlarının arasına bıraktım. Seni kaybetmekten, başkasının olduğunu hayal etmekten bile korkuyorum İsmail...
Asla, diye fısıldadı. Beni tekrar kendine çekip göğsüne yatırdı. Saçlarımın arasından öperken kalbinin o ritmik atışını kulağımda hissetmek dünyanın en güvenli sığınağıydı. Şimdi uyu biraz. Yarın zor bir gün, fakülte, projeler... Ama hepsinde yanında ben varım...
İyiki varsın...
Tam gözlerimi kapatırken aklıma takılan bir soru oldu ve bende sordum
Mehmet bişey diyordu geçende-
İsmail beni susturmak ister gibi dudaklarımızı birleştirdi
Geri çekildiğinde gözlerim kapalı ağzım açık dudaklarımda hala onun dudaklarının ıslaklığı vardı... Gözlerimi açtığımda gözlerime baktı ve o an ne diyeceğimi unuttum...
Başımı geri onun göğsüne koyup gönül rahatlığıyla gözlerimi kapattım...
İyi geceler birtanem...
Başını kaldırıp şaşkınlıkla bana baktı
Birtanem dedin...
Evet...
Hani utanıyordun...
Utanmıyorum artık. İsmail ben... ben...
Sen...
Ben senden ayrı bir gün bile uyumak istemiyorum... Sadece seninle uyumak istiyorum.
Bende öyle istiyorum birtanem...
Seni ilk gördüğümde havalı, bencil, cimri, egoist, serseri, züppe, dallama biriydin
Aşkım ilk güzel gidiyordun sonda bozdun aaa ben öylemiydim?
Tüm sarışınlarla sevgili olanda bendim! Bak yine aklıma geldi gıcık oldum-
Olabilirsin tabiki hatta bana istediğini yapabilirsin...
Dur şimdi sıra sende sen beni ilk gördüğünde hakkımda ne düşündün?
Ben seni ilk gördüğümde bu kız başıma bela olur dedim çünkü ilk tanıştığımız gün araba yolu gibi gidiş geliş yolu sandın... Kesin aynı sınıfa düşeriz dedim fenada olmaz bu kızdada gider var dedim fiziği taş gibi verim alırız bir ara dedim
Verim derken? Tarlamıyım ben gerizekalı!
Ahhahahaha güldürme beni
Ben gülmüyorum!
Haklısın yani bir ara alırız dedik daha dün alabildik
Omzuna vurdum
Gıcık pislik!
Yani eski İsmail Fırtına'dan bahsediyoruz... Soyadımın hakkını fazlasıyla verirdim ama biliyor musun ben hiçbir kızı gerçek anlamda isteyerek öpmedim...
Hiçbir kızı? Kaç kişiden bahsediyoruz
Bak birtanem sen...
İsmail söylemekte zorluk çekerek yavaş yavaş konuştu
Sen o sarı Selim'le gözümün önünde ö-öpüştün... Sen dua et beni öyle biriyle görmedin
Haklısın ya ben onu yaptım zamanında.... Peki bu konuyu kapatalım
Tamam kapatalım sen söyle bakalım bana çarptığın gün ilk tanıştığımız gün neden bir telaşla araba yolunda gibi çizgileri gidiş geliş olarak söyledin?
Ya ben o zaman ehliyet sınavına girecektim aklımda hep yollarda arabalardaydı.
Şimdi anladım... Peki o kağıtları dağıttığın gün-
Pardon? O kağıtları ben dağıtmadım sen dağıttın arka arka gidiyordun aptal aptal sırıtarak ben seni farketmedim bile sonra zaten...
Arka arka gidiyordun sırıtarak diyorsun emin misin görmediğine?
Flashback
Sınıfa girdiğimde fark etmeden İsmail'e çarptım ve elindeki kağıtlar yere düştü. Sinirle bana yaklaştı ve kolumu tutup kendine çekti...
Ne yaptığını sanıyorsun sen! Senin yüzünden hepsi birbirine karşıtı.
Bırak kolumu canımı acıtıyorsun, kağıtlarına bir şey olmadı.
Olmadı ama onların bir sırası vardı, şimdi en baştan sen yapacaksın çünkü suçlu sensin.
Ne, ben bir şey yapmadım seni görmedim bile.
Aa unuttum sen yeşil çizgiden geçerken benim de mavi çizgiden geçmem gerekti değil mi?
Ne saçmalıyorsun?
Aynısını sana dün söyledim kendi rezilliğinin nasıl bir boyutta olduğunu anlarsın. Şimdi geç topla şu kağıtları, hepsini sırası ile düzenle.
Hayır istemiyorum, zorunda değilim bu senin sorumluluğun.
Peki tamam o zaman sınıfa soralım bakalım bu kimin sorumluluğu.
İsmail sınıfın ortasına geçip konuşmaya başladı.
Az önce gördüğünüz gibi bu kız benim sıralı kağıtlarımı karmaşık hale getirdi, herkes şahit. Bunun suçlusu ben miyim? Yoksa bana çarpıp haklı çıkmak için üstüne 'ben bir şey yapmadım' diyen şahıs mı?
Şahıs derken ismim var benim.
...
Gıcıklığına şahıs dedin dimi o zaman
Yani...
Peki tamam o zaman
Heycanla yatakta doğruldum ve sordum
Bana vurduğun gün çeneme vurduğun günü diyorum-
İsmail çenemi tutup başını eğdi ardından çenemin her bir köşesine öpücükler kondurdu...
Senden özür dilemem lazımdı... Şimdi özür diliyorum birtanem ben orada umursamazca davrandım ama seni çok merak ettim...
Heh bende sana onu diyorum... Yukarıda bana sürpriz hazırladıklarında kapıdan izliyordun...
Senin nasıl olduğunu görmek istedim...
Banada, Akın'a bakmaya geldim gördüm şimdi tamam gibi bişey demiştin. Sonra da eğer bana aşık olursan bedelini ödersin demiştin hatırladın mı?
Sen dün gece olanları hatırladın mı... Bence bedelini ikimizde ödetmişiz gibi hıh ne dersin...
Sustum ve dudaklarımı birbirine bastırıp başımı eğdim.. aklıma yine birşey geldi ve parmağımı kaldırdım
Ha bide Alya ve Mehmet'le gezmeye çıktığımız gün bana zavallı demiştin! Oysaki ben orada sana güvendim sen yanımda olduğunda kendimi güvende hissetim ama sen orada sana olan güvenimi mahvettin...
Peki orada Poyraz'ı seviyorum derken ciddimiydin... o zaman için soruyorum
Hayır değildim... Eğer sen beni orada öpseydin ben sana hiç bişey demezdim çünkü beni susturmak için dudağıma dokunduğunda beni öpmeni bekledim
Flashback
Özür dilemene gerek yok,ben bunu kabullendim artık... Benim bir ailem yok her şeyin nasıl olduğunu biliyorum. Sana hatırlatmak istemedim..
Gerçekten özür dilerim..." derken İsmail parmağıyla dudağıma dokundu.
Sus, söyleme...dedi.
Parmağı dudağımdaydı ve bana bakıyordu...kalbim hızla atmaya başladı. Kendimi geri çektim...
...
Seni susturmak için dudağına dokunduğumda seni öpecektim ama kendimi tuttum... Eğer seni orada öpseydim kendimi asla affetmezdim!
Gözlerini kaçırdı bende sordum
Neden ki...
O zaman seni sadece kullanmış olurdum... ben aşık olduktan sonra seni öptüm...
Başımı tekrar göğsüne yasladım. Kalbinin atışları artık bir ninni gibi geliyordu kulağıma.
Biliyor musun? dedim parmağımla göğsündeki hayali çizgileri takip ederken. O gün beni öpmediğin için sana kızmıştım üstüne bir de zavallı dediğin için ama şimdi... Şimdi iyi ki bekletmişsin diyorum. Çünkü o zaman öpseydin, belki de bu kadar ,benim, olmayacaktın.
İsmail saçlarımı okşayıp derin bir nefes aldı.
Zamanlama her şeydir Fatma. Bizim zamanımız yakın bir zamanda başladı ve bence sonsuza kadar sürecek.
Sonsuza kadar... diye tekrar ettim.
Sadece ikimiz, darmadağın olmuş çarşafların ve tertemiz itirafların ortasında, birbirimizin nefesiyle tamamlanıyorduk.
Hadi artık uyu, dedi burnunu saçlarıma sürterek. Bende yine parmağımı kaldırdım
Son olarak...
Tamam dinliyorum birtanem anlat.
Sen bana ne zaman aşık oldun... Yasemin'in doğum günü partisinde sırf ben Poyraz'la yakınım diye onun teklifini kabul ettin gözlerimin önünde seni öptü
Oda senin planındı hanımefendi! Hani sırf beni korumak için planlar yaptın ya kuzenimle,dans ettin gözlerimin önünde-
Kıskandın mı sen beni?
Evet! Ben o zaman hislerimi bilmiyordum anlamıyordum ama varya o gün eğer Poyraz seni gözümün önünde öpseydi...
Ne olurdu mesele düşün ki yanağımdan öptü o an-
Onu olduğu yere gömerdim.
Hahahah sen beni o zaman zorbalıyordun!
Ama benden başkasının yapmasına izin vermiyordum.
Duraksadım ve başımı kaşıyıp cevap verdim
Dur bi dakika haklısın... Hayatımıza Neva'yı da almak istemedim sırf bu yüzden bana bağırdın.
İsmail çenemi tutup gözlerini gözlerime dikti
Ben o zamanları düşündükçe yaptıklarıma pişman oluyorum....
Bende... Neden böyle şeyler yaptık ki?
Bilmiyorum ama tek bildiğim şey eğer biraz daha uyumazsak okula yorgun gidicez
Utanıp yorganı yüzüme çektim
Aklın hep başka şeylerde....
Yo ben o anlamda demedim gözlerimizin altı çökmüş olucak anlamında ded- bana diyene bak sen asıl fesat sensin bide masum masum bakıyor ama aklında bin türlü fesatlık geçiyor sen yokmusun sen...
İkimizde güldük ve başımı İsmail'in göğsüne yatırdım...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 7.62k Okunma |
658 Oy |
0 Takip |
85 Bölümlü Kitap |