73. Bölüm

73. Bölüm

Kyula
kyulaseng

Gecenin o yoğun itirafları ve birbirimize kenetlendiğimiz huzurlu uyku, sabahın ilk ışıklarıyla yerini tatlı bir telaşa bıraktı

 

Güneş perdenin arasından sızıp burnumun ucunu gıdıkladığında, hayatımın en güzel sabahına uyandığımı hissettim. Ama burnumun ucunda bir gıdıklanma değil, bir nefes vardı.

 

Gözlerimi araladığımda İsmail'in o meşhur serseri gülüşüyle karşılaştım. Dirseğinin üzerinde doğrulmuş, uykulu gözlerle beni izliyordu..

 

Günaydın birtanem, dedi

 

Günaydın birtanem, dedim etrafa bakarken,duvardaki saat sabahın sekizini gösteriyordu.

 

İsmail! Saat sekiz! Annem birazdan 'Fatma kahvaltı hazır' diye kapıya dayanır, çabuk kalk!

 

İsmail istifini bozmadan kolunu belime daha sıkı doladı. Bırak dayansın, damadın geldi dersin...

 

Burunlarımızı birbirine sürtüp dudağını araladı

 

O anda kapı çaldı

 

Fatma kahvaltı hazır.

 

Annem....

 

Fatma uyandın mı kızım?

 

Evet anne uyandım

 

Tamam seninle bişey konuşmam gerek

 

Annem kapıyı açtığında anda İsmail'i yataktan ittim ve yere düştü üstüne yorganı atıp saçlarımla boynumu kapattım

 

Annem kapıyı açtı ve bana baktı

 

Kızım odanın hâli ne? Yorganı neden yere attın?

 

Şey anne akşam sıcak oldu bende yorganı üstümden attım.

 

Kalmasın bari yerde kaldıra-

 

Hayır! Yani boşver annem eğilme şimdi sen bana ne dicektin...

 

Annem yatağımın ucuna oturdu

 

Canım kızım, baban ve ben düşündük taşındık senin evlenmene karar verdik

 

Nasıl yani evlenebilir miyim....

 

Evet kızım biz sana karışmıyoruz hatırladın mı Selim ile evlenecektin ama olmadı...

 

Evet hatırladım.

 

Şimdi biri varmış seni beğenmiş çocuk seni istemeye gelicekler akşam

 

Ne!

 

Ne oldu kızım?

 

Anne... Benim başka sevdiğim biri var

 

Kim?

 

İsmail...

 

Kızım siz arkadaştınız hani.. Hani bu çocuğu sevmiyordun ilk zamanlar diyordun ya bencil, karaktersiz biri diye geçende o beni sevmez demiştin sevmiyor beni demiştin şimdi ne oldu...

 

Annemin bu sözleri İsmail'in de canını yakmıştır diye içimden geçirdim ve annem devam etti.

 

İyi biri seni kurtardı,bizi kavuşturdu ama seni en çokta o ağlattı,senin mutlu bir evliliğin güzel bir hayatın olmalı....

 

Bende mutlu bir evliliğim mutu bir hayatım olmasını istiyorum bu yüzden onu istiyorum...

 

Çok mu seviyorsun...

 

Evet hemde çok...

 

Tamam. Kahvaltı hazır sen üstünü giyin gel

 

Tamam annem...

 

Annem odadan çıktı ve İsmail başını açıp bana baktı

 

Anneni kendi annemden daha çok seviyorum biliyorsun dimi.

 

Hahahah annem öyledir benim!

 

Yataktan adeta fırladım. İsmail uykulu ve hantal adımlarla, sanki kendi evindeymiş gibi rahatça kalktı.

 

Üzerini düzeltirken bir yandan da hala benimle uğraşıyordu.

 

Eee o zaman ben bugün yüzüğü parmağına takayım mı?

 

Bilmiyorum... Yani herşey hızlı ilerlesin istiyorum bir anda hemen evlenmek istiyorum çünkü biz seninle nişanlı olduğumuzda annemler tedbirli davranıp buluşmalarımızı kısıtlicak evlenene kadar...

 

Eee sen bende kaldığında bişey demediler.

 

Çünkü onlar benim Yasemin'in yanında refakatçi olarak kaldığımı biliyordu

 

Yasemin'in değilde benim refakatçim oldun hahahah

 

Sus da yürü! diyerek onu kolundan tutup kapıya sürükledim. Koridorda parmak uçlarımızda ilerliyorduk. İsmail'in devasa cüssesiyle benim yanımda sessizce yürümeye çalışması o kadar komikti ki, korkuyla karışık bir gülme krizi tuttu beni. Tam merdivenlerin başına gelmiştik ki, mutfaktan bir su sesi geldi.

 

Eyvah, annem, diye fısıldadım dehşetle.İsmail kulağıma eğildi Sakin ol Fatma, James Bond moduna geçiyorum.

 

Tam o sırada annem mutfaktan çıkıp elinde çaydanlıkla koridora yöneldi. Ben İsmail'i hemen banyonun kapısının arkasına ittim, kendim de önüne geçtim. Annem bize doğru baktı, ama gözleri yarı kapalıydı

 

Fatma? Kiminle konuşuyorsun sen? dedi annem, gözlerini kısarak.

 

Hiç anne, kendi kendime... Şey, bugün jüri var ya, sunum provası yapıyorum. 'Bakın bu binanın temeli çok sağlam' falan diyorum işte, dedim, sesim titreyerek.

 

İsmail arkamda, banyonun kapı eşiğinde sessizce gülmekten sarsılıyordu. Bir ara dengesini kaybedip ayağını yere vurdu.

Annem duraksadı. O ses neydi?

 

Şey... bina çöktü anne! Yani maket... Maketin parçası düştü. Her neyse ben elimi yüzümü yıkayıp geliyorum.

 

Annem başını salladı bende İsmail'in yanına girip kapıyı kitledim derin nefes alarak başımı eğdim ardından çenemden sertçe tutup başımı kaldırdı azgın erkeksi sesiyle konuştu

 

Sizin duşa kabin camının da dayanıklılığını test edelim mi hıh-

 

İlk önce bir evden çıkartalım seni, sonra herşeyi test ederiz,yapmamız gereken tek şey seni buradan çıkartmak diyerek İsmail'in kolundan tutup onudış kapıya doğru koşturdum.

 

Dış kapıyı sessizce açtım. İsmail eşikte durdu, gitmeden önce aniden geri dönüp yanağıma öpücük kondurdu.

 

Delisin!

 

Sana deliyim!

 

Onu uğurlayıp kapıyı kapattığım an arkamda annemi gördüm. Gözleri açılmıştı şaşkınlıkla kapıya bakıyordu.

 

Kızım... Kapıyı neden açtın birimi geldi

 

Kalbim küt küt atarken kendimi mutfağa attım.Anne ne oldu, uykusuzluktan halüsinasyon görüyorsun sanırım. Rüya görmüşsündür, hadi çayı koy da içelim.

 

Annem kafasını kaşıyarak mutfağa girdi.

 

Mutfağın masasına çöktüğümde yüzümde engelleyemediğim o aptal tebessüm vardı.

 

Mutfak masasında annemin şaşkın bakışları altında tabağımdaki tostu yerken, annem hala söyleniyordu. Fatma... Sanki evde İsmail vardı, parfümü bile sinmiş koridora. Senin kaybolduğun gün yine evimize parfümü sinmişti.

 

Anne ya çocuk evinde uyuyor hem neden bu saate buraya gelsin! Hadi, ben kaçtım yoksa Alya ve Simay bir olup beni çiğ çiğ yer!

 

Çantamı kaptığım gibi kendimi dışarı attım. Bahçe kapısından çıktığım an, köşede park halindeki arabayı gördüm. İsmail, arabanın kapısına yaslanmış, elinde bir karton bardak kahveyle beni bekliyordu.

 

Beni gördüğü an güneş gözlüklerini hafifçe aşağı indirip o öldürücü gülüşünü gönderdi.

 

Gel bakalım hanımefendi, dedi dalga geçerek.

 

İsmail, buralarda durmasana! diyerek hızla yanına ulaştım.

 

Ders saati gelmek üzere hemen gitmemiz lazım...

 

Arabaya bindik ve fakültenin otoparkına girdik. Arabayı park ettikten sonra çantamı alıp arabadan indim.

 

Fakülteye girdiğimizde atmosfer bir anda değişti. Bizimkilerin masası, okulun kantininde her zamanki yerindeydi. Ama bu sefer bir fark vardı İsmail elimi bırakmıyordu. Parmaklarımızı birbirine kenetlemiş, sanki dünyaya meydan okur gibi yanyana yürüyorduk.

 

Masaya geçtiğimizde İsmail sandalyeyi çekip beni oturttu, kendisi de yanıma oturdu.

 

Simay gözlerini kısarak bana baktı, sonra eğilip fısıldadı "Sizi şöyle görüyorum ya hala inanamıyorum ne yaptın ne ettin kendine aşık ettin... "

 

Sol dudağım kırıldı ve Alya konuştu

 

Evet ekip şimdi kamp yapılacakmış tüm sınıflarla üç gün dersler iptal sınavlar yakın diye kimler katılıyor

 

Ne güzel fikir kim düşünmüş

 

Yasin düşünmüş... Herkes çantasını falan alır sonra çadırında geçer

 

Tamam.

 

Unutmadan Yasemin taburcu olmuş dün isterseniz onu görmeye gidebilirsiniz

 

İsmail'in elini bırakıp hızla sınıfa koştum.

 

Kapıyı açıp karışımda Yasemin'i görünce koşarak sarıldım

 

Yasemin şimdi daha iyisin değil mi?

 

Fatma... Doktor çocuğunuz olamicak dedi...

 

Ne-

 

Sapladığı bıçak zehirliymiş ve tam yumurtalıklarımın olduğu yere saplanmış...

 

Üzülme...

 

Nasıl üzülmiyim kimse benimle evlenmicek... Sen düşün sen eğer kısır olsan İsmail seni sever mi?

 

O beni asla bırakmaz...

 

Umarım mutlu olursunuz Fatma benim yerime de mutlu ol... Ben anne olma duygusunu yaşıyamiyacağım çünkü

 

Evlatlık edinirisin...

 

Kendi evladım gibi olmaz...

 

Tedavisi yokmu...

 

Yok. Tamamıyla kaybettim ama size herşey için teşekkür ederim beni siz kurtardınız

 

Kapı açıldı ve İsmail yanımıza geldi

 

Geçmiş olsun Yasemin şimdi nasılsın...

 

İyiyim İsmail iyiyim... Sizin sayenizde iyiyim ve sanada teşekkür ederim Yusuf'u yakallattığın için

 

Ne demek... Her neyse şimdi bir sıkıntı yok dimi

 

Yok.

 

İsmail'e döndüm ve bana bakıp konuştu

 

Yusuf buralarda yok ama başka bir sıkıntımız var Akın buralarda görülmüş...

 

Vücudum istemsizce gerildi ve İsmail elimi tuttu

 

Ben buradayken kimse sana zarar veremez birtanem sakın korkma...

 

İsmail ben çok korkuyorum ya bana zarar vermek için birilerini tuttuysa... Ya bişey yaparsa-

 

Yapamaz!

 

Yapar...

 

Ders başladı ve masaya geçtim o anda Akın kapıyı açtı ve içeriye girdi

 

Günaydın!

 

Başımı eğip onu görmezden geldim

 

Yanıma yaklaştı ve arka masaya oturdu İsmail masanın altından elimi sıkıca tuttu...

 

Korkma ben yanındayım...

 

İçim birazda olsa rahatladı...

 

Ders çıkışı Mehmet yanımıza geldi

 

İsmail acil gel benimle

 

Olmaz!

 

Neden?

 

Sen beni neden çağırıyorsun?

 

İlker'ler burdaymış...

 

Ne o şerefsiz orospu çocuğu buraya mı gelmiş

 

İsmail’in yüzündeki o öfkeyi görmek beni daha da geriyordu. Mehmet’in getirdiği haberle gözleri kan çanağına dönmüştü.

 

Evet... Seni görmek istiyormuş

 

Olmaz benim önemli işim var

 

İsmail bence onların sınıfa girmesi daha kötü olur bence onların yanına gidelim...

 

İsmail, "Onlarla uğraşamam şimdi, Fatma'yı yalnız bırakamam," diye kestirip attığında, İlkerlerin sınıfa baskın yapmasından korktum. Eğer buraya gelirlerse her şey daha da sarpa saracaktı.

 

Git İsmail, dedim sesimi olabildiğince dik tutmaya çalışarak. Bak, kantinde zaten Alya ve Simay var, oraya geçeceğim hemen. Hem Mehmet burada, bana bir şey yapamazlar. Ama sen gitmezsen buraya gelip daha büyük olay çıkaracaklar. Lütfen...

 

İsmail bir süre direndi, elleriyle yüzümü kavradı, sanki bir saniye bile ayrılmak istemiyordu. Bir yere ayrılmıyorsun, duydun mu beni? Kantine giriyorsun ve yanlarından ayrılmıyorsun. Hemen döneceğim.

 

Tamam, söz, dedim titreyen sesimle. İsmail, Mehmet’e öldürücü bir bakış atıp hızlı adımlarla koridorun sonuna doğru uzaklaştı. Arkasından bakarken içimdeki huzursuzluk hissi bir an olsun dinmedi.

 

Hızlı adımlarla kantine doğru yürümeye başladım. Koridor biraz tenhaydı, sınıflar boşalmış herkes bahçeye çıkmıştı. Tam köşeyi döndüğüm an, kolumun sertçe kavranıp karanlık bir boşluğa doğru çekilmem bir oldu. Çığlık atmaya çalıştım ama ağzım sert bir elle kapatıldı.

 

Sesini çıkarma küçük cadı, yoksa İsmail'i bir daha göremeyebilirsin.

Bu ses... O kadar tanıdıktı ki kanım dondu. Akın’ın sesinden başkası değildi. Kokusu, o bildiğim o ağır parfümü burnuma doldu. Seni İsmail'den kurtarmaya geldim, diye fısıldadı kulağıma.

 

Kurtulmak için çırpındım, tepindim ama o kadar güçlüydü ki... Ensemde hissettiğim sert bir darbeyle dünya bir anda karardı.

 

Gözlerimi açtığımda başım zonkluyordu. Etraf oldukça loştu, tozlu ve terk edilmiş bir sınıfın sıraları arasında olduğumu fark ettim. Kollarım arkadan sıkıca bağlanmıştı. Ağzımdaki bant, konuşmamı engelliyordu. Panikle doğrulamaya çalışırken kapı gıcırdayarak açıldı.

 

İçeri giren kişiyi gördüğümde nefesim kesildi. Yusuf... Yasemin'in hayatını karartan, o bıçağı saplayan adam karşımdaydı. İçimden ama o yakalamıştı derken Elindeki metal bir çubukla sırayı tıklatarak bana doğru yaklaştı.

 

Diz çöküp önümde durdu. Bir elini çeneme atıp sertçe yukarı kaldırdı, başımı zorla onun gözlerine bakacak şekilde sabitledi. O pis, sinsi gülüşüyle yüzümü inceledi.

 

Hoş geldin Fatma, dedi, sesi bir yılanın tıslaması gibiydi. İsmail seni her tarafta arayacak, değil mi? Ama o, senin benim elimde olduğunu asla tahmin edemeyecek.

 

Bant yüzünden sadece boğuk bir "Mmm!" sesi çıkarabildim. Yusuf, çenemi daha da sıkarak acıyla inlememe sebep oldu.

 

İsmail sana koruyuculuk mu taslıyor? 'Ben buradayken kimse sana zarar veremez' mi dedi? Bakalım, şimdi seni aldığımda o serseri kahraman yine aynı şekilde durabilecek mi?

 

Yusuf ayağa kalktı, sırtını bana dönüp pencereye doğru yürüdü...

 

Hatırladın mı beni Fatma?

 

Ağzım bağlıydı başımı salladım ve tekrardan bana dönüp bağırarak konuştu

 

Sana bir soru sordum! Hatırladın mı beni!

 

Gözlerim doldu ve bir eliyle yanağımdan tutup ağzımdaki bandı sertçe çıkarttı

 

Şimdi söyle hatırladın mı beni!

 

H-hatırladım...

 

Sana aşık olduğumu bile bile gidip İsmail ile sevgili mi oldun sen! Sana yakın olmak için Yasemin'i kullandım lan ben!

 

Ona neden zarar verdin! Şerefsizsin sen pisliksin o kızın bir daha çocuğu olamicak-

 

Evet! Bir ihtimal verdim ona ama İsmail yine o kızıda elimden aldı!

 

Yasemin İsmail'e aşık değildi!

 

Ama sen aşıksın! Seni hep takip ettim Galata kulesine çıktığınızda beraber onun evine girdiğinizde-

 

Ne... 

 

Bir gözüm hep üstündeydi! Ne sandın sen beni reddediceksin bende usul usul susup durucam mı sandın!

 

Yusuf bırak beni-

 

İlker şu anda İsmail'in başına silahı dayamıştır arayıp ona tetiğe bas emrini vermemi ister misin.

 

Hayır... Hayır yapma ne olur yapma lütfen yapma.

 

Yusuf'un telefonu çaldı

 

Aa bak iyi insan lafının üstüne arar...

 

Yusuf yapma!

 

Yusuf telefonu açacağı anda ayağımla telefonu elinden düşürttüm

 

Ne yapıyorsun!

 

İsmail'e zarar veremezsin! O beni eninde sonunda bulur

 

Yusuf tekrardan ağzıma bant yapıştırdı ve eline aldığı bezi burnuma götürdü o anda gözlerim karardı...

Bölüm : 10.05.2026 13:58 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...