
Korku, boğazıma dolanan görünmez bir sarmaşık gibiydi. Nefes aldıkça daha da sıkıyor, ciğerlerimi parçalayacakmış gibi baskı yapıyordu. İlker ise hemen arkamdaydı. Nefesini ensemde hissetmek bile midemi bulandırıyordu.
Kıyı gittikçe uzaklaşıyordu.
Hoca başka bir kanoyla ilgileniyor, Simay ile Alya’nın kahkahaları rüzgârın arasında kayboluyordu. Kimse burada ne olduğunu bilmiyordu. Kimse benim korkudan titrediğimi görmüyordu.
Ne demek suya atarız siz kafayı mı yediniz dedim. Sesim güçlü çıksın istemiştim ama titredi.
Parmaklarım kanonun kenarına öyle sert kenetlenmişti ki tırnak diplerim sızlıyordu.
İlker yavaşça omuzlarıma dokundu. O an buz tutmuş bir yılan tenime değmiş gibi ürperdim.
Sakin ol Fatma… dedi kulağıma doğru eğilerek. Sadece küçük bir şaka.
Bırak beni İlker yoksa bağırırım dedim sertçe.
Kerem arkasına bile bakmadan güldü.
Bağır. Ormanın ortasındayız. Sesin sadece şu lanet gölde yankılanır. İsmail gelene kadar biz seni çoktan kazayla suya düşürmüş oluruz.
Sonra durdu o soğuk sesiyle devam etti.
Ama en güzel kısmı ne biliyor musun Fatma? O aslan parçanın seni o halde görmesi olacak. Üşümüş, ağlayan, çaresiz…hiçbir şey yapamaması.
İçimdeki korku o an bir anda öfkeye dönüştü.
Başımı kaldırıp ikisine baktım.
Sizden korkmuyorum dedim dişlerimin arasından. Siz sadece başkasını incitince kendini güçlü sanan zavallılarsınız.
İlker’in yüzündeki gülümseme silindi.
Gözleri karardı.
Zavallı ha… dedi alçak bir sesle.
Kanoyu sertçe yana itti.Buz gibi su bedenime çarptığında ciğerlerimdeki bütün nefes boşaldı. O kadar soğuktu ki canım yanıyordu. Gölün dibi ayaklarımdan tutup beni aşağı çekiyor gibiydi.
Çırpındım.
Nefes almaya çalıştım.Su boğazımdan içeri doldu.
Panikle yüzeye çıktığımda saçlarım yüzüme yapışmıştı. Titriyordum. Ellerim uyuşmuştu.
Kerem ve İlker bana yukarıdan bakıyordu.
Sanki bir insanı değil de eğlenceli bir gösteriyi izliyorlardı.
Fatma düştü diye bağırdı İlker yapmacık bir korkuyla. Tutamadık hocam!
Tam o anda suyun içine büyük bir sıçrayış sesi karıştı.
İsmail.
Hiç düşünmeden kendini göle atmıştı.
Birkaç saniye içinde bana ulaştı. Güçlü kolu belime sarıldığında bedenimdeki panik çözülmeye başladı. Göğsüne tutundum. Nefesim parçalanıyordu.
Buradayım… dedi titreyen bir sesle. Buradayım birtanem sakin ol.
Gözleri bana değil karşıdaki kanoya bakıyordu. İlker’e.
Hayatımda bir insanın bakışından ilk kez gerçekten korktum.İsmail’in yüzünde sadece öfke yoktu. Birini yok etmeye hazır bir adamın sessizliği vardı.
Kıyıya çıktığımızda her yer birbirine girmişti. Hoca bağırıyor, Alya ve Simay üstüme battaniye örtüyordu. Ama ben sadece İsmail’i izliyordum.
Sırılsıklam halde doğruca İlker’in yanına yürüdü.
İlker hâlâ konuşuyordu.
Kaza oldu hocam Fatma bir anda-
Cümlesi yarıda kesildi.
İsmail yakasına yapışıp onu yere savurdu.
Herkes donup kaldı.
Kaza öyle olmaz İlker dedi İsmail. Sesi baltayla kırılan ağaç gibi sertti. Gerçek kazanın ne olduğunu istersen sana ben göstereyim.
İlker ilk kez korkmuş görünüyordu...
Akşam olduğunda revirden çıkıp bungalova döndük. Yağmur başlamıştı. Çatının üstüne vuran damlalar bile insanın içini ürpertiyordu.
İsmail kapının önünde nöbet tutuyordu.
Hoca kaç kere konuşmaya çalıştıysa da yerinden kıpırdamadı.
Sanki biri gelip bana tekrar zarar verecek diye gözünü bile kırpmıyordu.
Gece yarısına doğru kapı hafifçe tıklandı.
Fatma… uyanık mısın?
İsmail’in sesiydi.Dışarı çıktığımda elinde iki kupa sıcak çikolata vardı. Islanan saçları hâlâ alnına düşüyordu.
Tam ona yaklaşmıştım ki Alya nefes nefese yanımıza geldi.
Çabuk gelin oyun başladı!
Bizi sürükleyerek kamp ateşinin yanına götürdü.
Herkes yere serilen minderlerde oturuyordu. Ama ortam garipti. Herkes gülüyordu ama o gülüşlerin altında patlamaya hazır bir şey vardı.
Alya ortaya geçip cam şişeyi çevirdi.Şişe dönmeye başladı.
Ucu Poyraz’ı gösterdiğinde Alya sırıttı.
Doğruluk mu cesaret mi?
Poyraz göğsünü kabarttı.
Cesaret.
Alya kahkaha attı.
O zaman Simay’ı yanağından öpeceksin. Hahaha merak etme arkadaşça.
Bir anda ortalık yıkıldı.
Poyraz’ın yüzü kıpkırmızı olmuştu. İsmail yanından eğilip yandın kardeşim diye fısıldayınca istemsizce güldüm.
Simay utanmıştı ama geri çekilmedi.
Poyraz eğilip yanağına küçük bir öpücük bıraktığında herkes alkışlamaya başladı.
Kısa bir anlığına her şey normale dönmüş gibiydi.
Sonra Mehmet şişeyi çevirdi.
Şişe ağır ağır dönüp durdu ucu İsmail’i gösterdi.
Diğer tarafı ise…Neva’yı.
Neva başını kaldırdı.
Gözlerini doğrudan İsmail’e dikti.
Doğruluk mu cesaret mi?
İsmail elimin üstündeki parmaklarını sıktı.
Doğruluk.
O an içime kötü bir his çöktü.
Neva yavaşça öne eğildi.
Eğer Fatma hiç hayatına girmeseydi… Benimle olduğun günlere dönmek ister miydin?
Kalbim duracak gibi oldu.
Kimse konuşmuyordu.İsmail derin bir nefes aldı.
Neva… dedi yavaşça. Senin huzur dediğin şey benim için karanlıktı. Ben sevmenin ne olduğunu Fatma’yla öğrendim. Eğer o hiç olmasaydı bile sana geri dönmezdim.
Neva’nın yüzü dağıldı.
İsmail sinirle şişeyi çevirdi.
Şişe dönüp İlker’i gösterdiğinde herkes gerildi.
İlker yavaşça sırttı.
Doğruluk mu cesaret mi İsmail?
Doğruluk.
İlker başını hafif yana eğdi.
Neva’yla birlikte oldunuz mu?
Kalbim göğsüme yumruk gibi vuruyordu.
İsmail bana baktı.
Hayatımda ilk kez onun gözlerinde korku gördüm.
Fatma…
Cevabını bekliyoruz? dedim.Sesim buz gibiydi.
İsmail gözlerini kapattı.
Sonra yavaşça konuştu.
Evet olduk...
O cümle içime bıçak gibi girdi.
Ateşin sıcaklığı bir anda boğucu geldi. Neva'nın gözleri dolmuştu ama umurumda değildi.İsmail hemen bana döndü.
Ama o zamanlar hiçbir şey bilmiyordum dedi çaresizce. Seni sevdiğim gibi kimseyi sevmedim Fatma. Sen beni değiştirdin.
İlker kahkaha attı.
Ne romantik ama.
Sana yemin ederim en büyük pişmanlığım o...
Neva’nın dudakları titredi...
Sanki yıllardır içinde taşıdığı bir şeyi kusuyordu.
Ben… o zaman hamile kalmıştım...ailem beni bu yüzden terk etti sonra bebeği aldırdım.
İsmail şaşkınlıkla Neva'ya döndü
Ne...
Dayanamadım.
Ayağa kalktım.
Yeter oyun bitti!
Arkamı dönüp karanlığa yürüdüm.
İsmail peşimden geldi.
Peşimden gelme!
Hayır konuşucaz...
Göle bakan yaşlı ağacın altında durduğumda gözyaşlarım sonunda aktı.
İsmail birkaç adım önümde duruyordu. Bana dokunmaya korkuyordu sanki.
Özür dilerim dedi. Böyle öğrenmeni istemezdim.
Sorun geçmişin değil dedim ağlayarak. Sorun onların hâlâ aramızda olması. Sorun bana ilk benmişim gibi hissettirmendi... Asıl sorun onu hamile bırakman...
Benim haberim olmadı...
İsmail yüzümü ellerinin arasına aldı.
Avuçları hâlâ buz gibiydi.
Seninle tanıştığım gün eski hayatımı gömdüm dedi. Ne olur bizi onların kirine bulaştırma.
İçimdeki acı dinmiyordu.
Ama ona baktığımda hâlâ eve dönmüş gibi hissediyordum.
Bir daha dedim titreyerek. Bir daha kimsenin bizi böyle aşağılamasına izin vermeyeceksin.
Söz veriyorum dedi.
Sonra beni kendine çekti.
Tam o sırada karanlıktan bir çıtırtı geldi.
İsmail anında önümde durdu.
Kim var orada?
Kerem ortaya çıktı.
Elindeki çakıyla bir dalı yontuyordu.
Sakin ol şampiyon. Hoca seni çağırıyor. Neva bayıldı.
İsmail’in çenesi kasıldı.
Defol git buradan.
Kerem sırıtıp geri çekildi.
İsmail bana döndü.
Bungalova git. Kapıyı kilitle.
Ya sen dedim hemen.
Bu gece o hesabı kapatmadan dönmeyeceğim.
Kalbim sıkıştı.
Hayır. Elinde bıçak var İsmail olmaz-
Cümlem yarıda kesildi.
Bir anda karanlığın içinden çıkan iki el kollarımdan tuttu.
Çığlık attım.
İsmail’in yüzü değişti.
Bırakın kızı!
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 7.62k Okunma |
658 Oy |
0 Takip |
85 Bölümlü Kitap |