
İsmail’in o kendinden emin duruşunu gördüğümde içimdeki yangın biraz olsun küllenmişti. Mehmet, sanki dünyanın en büyük eğlencesine davet edilmiş gibi ellerini birbirine vurdu, gözlerinde o meşhur muzip ışıltı yanıyordu.
Okuldan arttırma operasyonu, kulağa hem çok profesyonel hem de bizim ekibin o kendine has çılgınlığıyla dolu bir intikam planı gibi geliyordu. İsmail, Mehmet’e dönüp sadece başıyla bir işaret verdi, aralarındaki o sessiz iletişim bile Akın gibi birine karşı ne kadar dişli olduğumuzu kanıtlıyordu.
Poyraz ise hala bir hayalet gibi duruyor, Simay’ın Akın’la birlikte fakülte binasına doğru gidişini izliyordu, elleri yumruk halindeydi ama İsmail’in ona attığı sakinleştirici bakış, bir planın parçası olduğunu anlamasını sağlıyordu.
Hadi millet, toplanın, dedi Mehmet. Akın denen arkadaşın en büyük zaafı ne? İtibar ve o sözde lüks yaşamı. Bizim onu öyle bir köşeye sıkıştırmamız lazım ki, fakültede adım atacak yer bulamasın.
Mimar kafasıyla düşünün, bir binayı yıkmak için temeline sızmak gerekir.
Kampüsün arka tarafındaki o eski, gölgeli ağaçların altına geçtiğimizde, planın hatları netleşmeye başladı.
Mehmet’in mimarlık fakültesindeki bağlantıları, Poyraz’ın sokaklardan gelen keskin zekası ve İsmail’in o her şeyi gören gözleri bir araya gelmişti. Akın, okulun o gösterişli ama aslında içi boş projelerinin arkasına sığınıyordu, biz ise o projelerin gerçeğini, yani çalıntı fikirlerini ve sahte başarılarını ortaya dökecektik.
Simay’ın acı dolu fedakarlığının üzerine bir de bizim bu sessiz savaşımız eklenince, kampüs bizim için bir savaş alanına dönmüştü. Her köşede Akın’ı takip ediyor, onun attığı her adımı önceden hesaplıyorduk.
Mehmet, bir ara Akın’ın katıldığı o yüksek bütçeli proje yarışmasının belgelerine sızdı.Bakın buraya, dedi Mehmet ekranı bize çevirerek. Adam resmen başka bir üniversitedeki öğrencinin tezini alıp üzerine kendi ismini yazmış. Bu belgeyi rektörlüğün önüne bir 'mimari analiz' olarak bırakırsak, Akın’ın akademik hayatı değil, tüm hayatı çöker.
İsmail elini omzuma koydu, parmakları tenimde gezindi. Bu zafer, Simay’ı o şerefsizin elinden kurtarmakla kalmayacak, aynı zamanda bizim o kurşuni bulutlarımızı tamamen dağıtacaktı.
Ben ise Simay’ı uzaktan izliyordum. Akın’ın yanında nasıl zoraki gülümsediğini, gözlerindeki o boşluğu gördükçe içim sızlıyordu. Ama biliyordum ki, bu operasyonun sonu, onun o esaretten kurtuluşu olacaktı.
Poyraz yanıma yaklaştı, sesi fısıltıdan halliceydi. Onu onun elinden alacağım, Simay’ı o adamın gölgesinden çıkarıp, ışığa geri getireceğim. İsmail’in planı kusursuz yapıcaz ben inanıyorum.
Güneş batarken, fakültenin o devasa kütüphanesinin önüne geldik. Akın, içeride arkadaşlarıyla birlikte, sanki okulun tek sahibiymiş gibi kahkahalar atıyordu. Biz ise kapının önünde, elinde dosyalarla bekleyen bir infaz timi gibiydik. Mehmet elindeki dosyayı İsmail’e uzattı.
Şimdi, dedi İsmail, gözlerini kütüphanenin camına dikerek. Şimdi, bu yuvayı koruma vakti. Akın’ın yıkılışını izlemeye hazır mısın Fatma?
Hazırdım. Hem de her zamankinden daha çok. Çünkü biliyordum ki, bu sadece bir okuldan uzaklaştırma operasyonu değil, bizim hak ettiğimiz huzuru, adaleti ve en önemlisi özgürlüğümüzü geri alma günüydü.
Kapıyı itip içeri girdiğimizde, Akın’ın o sahte krallığının yıkılışının ilk adımını attık.
Kütüphanenin o ağır, sessiz havası bizimle birlikte değişti. İçerisi ansiklopedi kokusu ve ders çalışma mırıltılarıyla doluydu ama bizim sessizliğimiz, bir fırtınanın öncesindeki o ürpertici dinginliğe benziyordu.
Akın, masanın başında arkası bize dönük bir şekilde projelerini inceliyordu, etrafında ise okulun tarafsız olduğunu sanan ama aslında onun gölgesinden beslenen birkaç kişi vardı.
İsmail, elini belime koyup beni biraz geride bıraktı. O bir komutan gibi planın merkezindeydi. Mehmet ise elinde sanki çok önemli bir akademik çalışma taşıyormuş gibi, Akın’ın hemen yanındaki boş masaya geçti ve planın ilk aşamasını başlattı.
Mehmet, yüksek sesle yanındaki arkadaşına sanki kütüphanedeki herkesin duymasını istermiş gibi konuşmaya başladı.
Dostum, şu Akın’ın 'Geleceğin Şehri projesini gördün mü? Çizgileri ne kadar da tanıdık, sanki 2022'deki o meşhur Avrupa Mimarlık Ödülü’nü alan projenin tıpkısının aynısı. İnsan biraz değiştirir, biraz 'mimari dokunuş' katar, değil mi?
Akın’ın omuzlarının gerildiğini gördüm. Kalemini elinde sıktı, döndü ve Mehmet’e ters ters baktı. Ama Mehmet oralı bile olmadı, kendi bilgisayarında sanki bir şeyleri kıyaslıyormuş gibi duruyordu.
Poyraz devreye girdi. Kütüphanenin diğer ucunda, sanki tesadüfen oradan geçiyormuş gibi yaparak Akın’ın masasının önünde durdu. Cebinden telefonunu çıkardı ve sanki bir arkadaşıyla konuşuyormuş gibi ama sesi yeterince yüksek
Evet, evet, dekanlıkta az önce belgeleri gördüm. Proje dosyasındaki o orijinal imza ve onay belgelerinin sahte olduğu tespit edilmiş. Adamcağızın akademik hayatı birkaç saat içinde bitiyor, duyunca şok oldum!
Poyraz’ın oyunculuğu mükemmeldi. Akın, yerinden fırladı.
Ne saçmalıyorsun sen? diye bağırdı Poyraz’a. Kütüphanedeki herkes susmuş, bize bakıyordu. Akın’ın yüzündeki o kibirli maske, yerini saf bir paniğe bırakıyordu.
İşte tam o anda, İsmail kütüphanenin kapısından rektör yardımcısı ve mimarlık bölümünün en katı hocasıyla birlikte girdi. İsmail onları sanki çok önemli bir ihbarı bildirmek için getirmiş gibi, oldukça ciddi ve vakur bir tavırdaydı.
Sayın Hocam, dedi İsmail, sesinde hiç tereddüt yoktu. Akın’ın bugün sunduğu ve üzerine bu kadar iddialı konuştuğu projenin, aslında çalınmış bir eser olduğunun kanıtları tam burada. Mehmet arkadaşımız konuyu teknik olarak inceledi, ben de idari boyutuyla ilgilendim.
Mehmet, sanki elinde bir bomba taşıyormuş gibi laptopu profesörün önüne açtı. İki projeyi yan yana koymuştu, çizgiler, hesaplamalar ve hatta yanlış yapılan bir sütun tasarımı bile birebir aynıydı. Profesör gözlerini kısıp ekrana baktı, sonra Akın’a döndü.
O bakış, Akın için bir idam fermanı gibiydi.Akın, Simay’a baktı, sanki ondan yardım bekliyormuş gibi. Simay ise o an, gözlerini ilk defa korkusuzca Akın’ın gözlerine dikti...
O projeyi ben yaptım... Akın'ın bir suçu yok
Şaşkınlıkla Simay'a bağırdım.
Simay!
Sevgilimin bir suçu yok kendisi bunu yapmak istemedi ben yapmasını istedim
Profesör konuştu
Yaptığın suç biliyorsun dimi?
Özür dilerim ama eğer bide yapıcaksınız ona değil bana yapın...
Akın hayranlıkla Simay'a döndü.
S-sen az önce beni mi korudun...
Evet eski sıra arkadaşım... Sırf arkadaşlarım rahat olsun diye yaptım sakın başka bişey düşünme-
Kızım ben ne düşünebilirim? Her neyse teşekkür ederim falan
Hahahah ne! Teşekkür ederim falan derken ya sen düzgün teşekkür etmeyi bile bilmiyor musun?
Öğrenirim belki Simay kanka
Ay sus lütfen tamam teşekkür falan etme ben böyle iyiyim.
İsmail'in kulağına yaklaşıp fısıldadım
Birtanem bişey dicem ama kızma
Söyle hayatım.
Sanki... Sanki Simay Akın'a iyi geliyor gibi. Onu değiştiriyor gibi baksana-
Ama Poyraz Simay'ı seviyor...
Biliyorum ama Akınla dertleşme fırsatım olmuştu tabi o zaman iyi biriydi bana herşeyi anlattı... Bana dedi ki ben bu hayatta hep üzüldüm önce annemden sonra babamdan hayatımın en büyük darbelerini alarak büyüdüm.
İsmail Poyraz'a bakıp konuştu
Poyraz iyi biri ama sanki Akın ve Simay dediğin gibi hem imkansız hem imkanlı...
Bence biz Akın'ı okuldan arttırma operasyonunu iptali edelim-
Biz konuşurken Yasemin yanımıza geldi elindeki sıcak çayı Poyraz'a çarptığı gibi üstüne döktü.
Önüne baksana! Mahvettin üstümü şimdi ne yapıcam ben.
Bana ne ya ne yaparsan yap! Özür dilicektim senin bu kabalığından sonra-
Lütfen özür dile ya... Ben çok meraklıydım özür dilemene!
Sen kimsin ya?
Aralarına girdim
Öncelikle bu Poyraz yani İsmail'in kuzeni ve Poyraz buda Yasemin benim yakın arkadaşım.
Poyraz sırıttı
Bence uzak dur yenge bununla arkadaş olma
Nedenmiş çok bilmiş?
Çok bilmiş derken anlamd-
Her neyse seninle uğraşamam benim Fatma'yla konuşmam gerek
Ne oldu yoksa-
Hayır öyle bişey değil... Sen gel benimle
Yasemin elimden tutup beni sınıfa götürdü... Sınıfa girdiğimizde telaşla konuştu
Ben doktora gittim...
Ne dedi...
Tedavi olabilirsiniz ama riskli dedi... Ben ileride evlendiğimde evlendiğim adamı baba yapmak istiyorum ben şimdi ne yapıcam of keşke... Keşke ergenken bu kadar aptal olmasaydım... Pişmanım ya şimdi ne yapıcam ben
Merak etme hem bak ben inanıyorum sen mutlu olucaksın bence kabul et...
Kabul edeyim mi...
Evet bence de et çünkü risk bile olsa bunun sonucunda hamile kalabilirsin yani anne olabilirsin...
Tamam kabul eidcem.
Yasemin ile sınıftan çıkıp tekrardan bizimkilerin yanına gittiğimizde Poyraz konuştu
Hatırladım ben gıcık kızı! Bu kız İsmail'i seviyordu hatta biz plan yapmıştık İsmail'i rezil etmesin diye-
Ya sen hala onları mı düşünüyorsun cidden mi!
Evet çünkü senin nasıl bir şeytan olduğunu çok iyi biliyorum Yasemin!
Fatma bak al şu çocuğu gözümün önünden yoksa ben-
Ne yaparsın? Bak Fatma'dan da ismail'den de uzak dur!
İsmail atladı
Kuzen sakin ol öyle biri değil-
Foyan ortaya çıkınca herkesten dayak yiyen ben değildim sendin bence sözlerine dikkat et!
Yasemin elini kaldırdı ve Poyraz bileğinden tutup onu durdurdu
Ne oldu zoruna mı gitti!
Ben onları yapmak istemedim...
Yasemin'in gözleri doldu ve Poyraz devam etti.
Aynen bende inandım! Senin bu sahte göz yaşlarına inanacak kadar aptal değilim şimdi git nerde ağlıyorsan ağla senin yüzünden Fatma çok ağladı sıra sende!
Yasemin'in gözlerinden yaşlar süzülürken Poyraz bileğini sertçe bırakıp yüzüne güldü
Şimdi git buradan ve arkadaşlarıma sakın yaklaşma!
Yasemin dayanamadı ve ağlayarak yanımızdan ayrıldı bende Poyraz'ın yanına yaklaştım...
Çok ileri gittin.
Hakketi!
İsmail ekledi.
Seni anlıyorum bu Simay ile Akın yüzünden sinirlisin ama neden kıza bağırdın ki kuzen biraz ileri gittin
İsmail bu kız seni rezil etmeye çalıştı biliyorsun dimi?
Biliyorum ama istemiyerek yaptı. Sonra herşeyi anlattı Fatma'ya yakın arkadaş oldular tekrardan-
Bana ne bundan asıl mesele Simay bu Yasemin değil! Simay'ı nasıl Akın'dan kurtarıcaz...
Mehmet ve Alya yanımıza geldi
Yasemin ağlıyordu gördünüz mü Neva mı bişey yaptı acaba-
Poyraz yaptı!
Yenge-
Ne yenge? Neden arkadaşıma o kadar çok bağırdın ki benimle konuşmak istedi önemli birşeyi ya oda benim gibi kız gidip özür dile!
Poyraz başını kaldırıp konuştu
Asla! Özür dilememi beklemeyin eskiden yaptıklarını unuttunuz isterse değişsin ama sonuç değişmez
Baksana bize biz İsmail ile evliyiz şu anda kötü bişey mi yapmış? Eskiden de yapmazdı ama tehdit ettiler kızı-
Nasıl..
Git özür dile!
Alya ve Mehmet başını salladı
Fatma haklı... Özür dile Poyraz üstüne gittin.
Bir daha yüzüne bakmam olur biter. Her neyse artık bunları boşverelim hepiniz Yasemin'ci oldunuz başıma. Şu an da en önemli şey Simay.
Ders saati geldi ve sınıfa girdik sıralarımıza geçerken Simay ile Akın içeriye el ele girdi Poyraz sinirle onlara baktı. Akın Simay'ın sandalyesini çekip onu oturttu ardından yanına oturdu. Yasemin başını sıraya gömmüş uyurken yanına oturdum.
Yasemin.
Başını kaldırmadı...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 19.21k Okunma |
1.25k Oy |
0 Takip |
100 Bölümlü Kitap |