
Gözlerimi araladığımda yatağın boş kısmını görmek kaşlarımı çatmıştı. İlk defa uyandığım bir Sabah onu yanımda bulamamıştım. Bu neydi şimdi? Neden onu son zamanlarda yanımda bulamamaya başlamıştım?
Yavaşça yataktan doğrulup bedenimi duşa yönlendirdim. Sıcak suyun altında rahatlayıp gecenin yorgun izlerini silip banyodan kurulanarak çıktım. Üzerime hazır bir kombin geçirip hafif bir makyaj yaptıktan sonra yavaşça odamdan çıkıp koridorları inmeye başladım.
Aile üyelerim ve iki vezir karşılıklı oturmuş sohbet ediyorlardı. Tanın veziri dışında hiçbir aile üyesinin burada olmadığını fark ettiğimde gözlerimi kıstım. Çocukların rahatını bozmasına izin vermeden yanlarına gidip yavaşça oturdum ve konuşmaya başladım.
"Acaba benim sevgili eşim neden bu sabah yanımda yoktu ve veziri burada bizimle?"
"İblis krallığından önemli bir haber geldi prensesim. Oraya gitmek zorunda kaldı ancak sorun olacak bir durum yok."
"Emin misiniz çocuklar?"
Gözlerim hepsinin üzerinde şüpheyle gezdiğinde zihinlerinde de konuyla ilgili herhangi bir bilgi olmaması durmamı sağlıyordu.
Vakit hızla geçip giderken saatlerdir sessizliğe bürünmüş bahçede oturuyordum. Yanıma doğru yaklaşan, Gibin ve Earlın getirdiği kan bardağını alıp içmeye başladım.
"Sahiden de bana hala bir haber göndermedi mi o!"
"Özür dilerim prenses henüz vezirler bir haber alamadı."
"Saraya gitmek istiyorum!"
"Vezirlere derhal haber veriyoruz prensesi-"
Yanımızda hızla beliren adam karanlık içinden çıkıp direk olarak üzerime doğru yürürken konuştu.
"Gerek yok çocuklar. Keyfinize bakın."
Earl ve Gibin hızla Tana saygı gösterip uzaklaştığında yanıma gelip oturan çocuk saçlarımı önümden çekerek yüzüme bakmaya başladı. Ona o kadar çok sinirliydim ki, tarif edecek hiçbir kelime bulamıyordum. Dudaklarıma yöneleceği sırada bunu engelleyerek kafamı çevirdim ve öfkemi sesime yansıtarak konuştum.
"Bütün bu gizemin açıklamasını artık alabilir miyim senden?"
"Sağlığına dikkat etmelisin güzelim. Sana zamanı geldiğinde her şeyi açıklayacağım."
Gözlerim gözlerini sinirle bulduğunda yanından kalkmak için hamle yaptım ancak karnıma giren şiddetli bir sancı ile inleyerek yerime oturdum. Tan korkuyla kalkıp önümde durduğunda hızla elini karnıma koyarak yüzüme baktı.
"Sevgilim iyi misin? Neyin var!"
"Bir şeyim yok! Sadece kalkmama yardım et!"
Gözleri gözlerimle kırgınlıkla bakarken bana yardım etmeyeceğini anlayarak hızla yeniden kalkmak için hamle yapmıştım ki, kollarımdan tutarak yavaşça kalkmamı sağladı. Ayağı kalktığımda elimi tutmak için hamle yapmıştı ki, buna izin vermeyerek yanından ayrıldım.
Saniyeler içinde önümde beliren adam durmamı sağlamıştı. Sinirle kendime hakim olamadan konuşmaya başladım.
"Savaşın tam ortasındasın ama en büyük savaşın benimle. Bunu Bize neden yapıyorsun Tan?"
Gözlerini gözlerimden hızla kaçırarak konuştu.
"Sadece yaptığım şeyin doğru olduğundan emin olmak istiyor, Sizi korumaya çalışıyorum."
Dudaklarımda acı bir gülümsemeyle konuşmaya başladım.
"Bunu yapmanın en kolay yolu beni yalnız bırakmak mıydı? Karnımda senin çocuklarını taşırken, yüzüme bile bakmamayı tercih ediyorsun. Bunu nasıl hak ettim? Harika giden ilişkimizde, bende mi senden hayatını çalan vampirlerden oldum yok-"
Tan sözlerimin bitmesine dahi izin vermeden hızla dudaklarımı dudaklarıyla birleştirip tahrik edici bir şekilde öptü ve geceyi parlatan gözleriyle derin bir nefes alarak gözlerimin içine bakmaya başladı.
"Beni istediğin her şekilde cezalandır sevgilim, Ama asla diğerleri ile aynı olabileceğini düşünerek beni bu denli üzme. Sen bana ait olan görkemsin. Sen kusursuzluk ve mükemmelliksin. Hak ettin demiyorum. Ama eğer bu savaş süresi boyunca Zaafım olan sen ve bebeklerime odaklanırsam, Zayıflar ve sizin için özgürlük sunmaya çalıştığım geleceği sonsuza kadar yok ederim."
Yanaklarımı ağır ağır okşarken konuşmaya devam etti.
"Benden Yüzlerce yılımı çalan ve soydaşlarımızı esir eden o kötülüğün önünde eğilmemeliyim."
Ellerini yanaklarımda birleştirip bir kez daha tadına asla doyamadığım dudaklarını dudaklarımla birleştirdi ve uzun bir süre öptükten sonra ayrılarak konuşmaya devam etti.
"Senin gözlerine her baktığımda, Her şeyi yakmak istiyorum. Vampirler, İblisler, hepsi Kendi dünyalarında yaptıklarında boğulsun istiyorum. Ben sadece kollarında sonsuz olmak istiyorum Ama yapamam. Sonsuz yaşamanızı garantilemek için Savaşmak zorundayım Güzelim. Krallığımı kurup seni kraliçesi yapabilmem için bu savaşı İblisler adına kazanıp seni vampirlerin kraliçesi yapmak zorundayım. İşte o Zaman iki dünyanın kapıları birbirine sonsuza dek samimiyet ile aralanabilir, Sonsuza dek böyle bir savaş olmadan ferah içinde yaşayabilirler."
Bir adım yaklaşarak karşımda tüm duvarlarını yıkmış beni ve bize ait bebeklerimizi kaybetmekten korkan bu adama yanaştım ve gözlerimi aşkla gözlerine sabitledim.
"Ben senin zayıflığın değilim Tan. Ben her hücrem ile seninim. Kapıda olan savaşın sonuçları ne olursa olsun elimde bulunan tüm gücü Sadece bu savaşın kazananı olman için kullanacağım. Hayalini kurduğun o sonsuzlukta bebeklerimiz tamamen özgür ve gelecek kaygısı olmadan, Adalet ve Sonsuz sevgi ile büyüyecek Birtanem."
Avuçlarımı ellerine alıp küçük öpücükler bırakırken gözyaşlarını hissettim.
"Savaşa gidip, liderlik edecek, Sonsuz bir barışın zaferini iki dünya için de garantileyeceksin!"
Bu defa ellerini tutan ben oldum ve direk olarak mührümüzün üstüne yerleştirdim. Aynı anda Aktif olan mühür bizi birbirimize bir kez daha aşka çektiğinde dudaklarına eğilip yavaşça öptüm.
Kraliçemizin çağırısı üzerine İblis sarayına gelmiştik. Tan ile birlikte eflatuna dönmüş gökyüzünün altında bahçedeki mini şelalerin sesiyle ağır ağır yürüyorduk. Bebeklerimiz yakında geleceklerdi ve içimdeki heyecanı asla anlatamıyordum. Kuzgun iblis gücünü kullanıp hızla önümde durdu ve baş selamı ile önce beni daha sonra Tanı selamladı.
Bahçenin dört bir yanında, biyolüminesan çiçekler titreşiyordu. İblis bahçeleri gündüz donuk görünse de gece olduğunda, yıldızlar gibi parlıyordu. Tan güçlerini kullanarak çiçekleri bambaşka renklere çevirirken hayranlıkla onu izliyordum. Kral, Kraliçe, Altı prens ve eşleri, Bahçede bizimle birlikte oturuyor sohbetler ediyorlardı. Tan elini yavaşça karnıma bastırıp onu hissederek karşılık veren bebeklerimizle gülümsedi.
“Çok yakında bu bahçede, diğer yeğenlerimle birlikte onların koştuğunu izleyeceğiz Güzelim.’’
‘’O Günü Görmek için Sabırsızlanıyorum Sevgilim.’’
İblis Kralının memnuniyet dolu sesini duyduğumuzda ona doğru döndük.
''Oğlum haklı güzel Gelinim! Çok yakında Güzel torunlarımın sayısı artıcak. Birlikteliğiniz ve Mutluluğunuz beni ve Kraliçemi son derece bahtiyar ediyor!''
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 627 Okunma |
62 Oy |
0 Takip |
46 Bölümlü Kitap |