40. Bölüm

T. M. 40. Bölüm

Lotus Çiçeği
sayonaraa

"İblis krallıklarında daha önce hiçbir kralın konuşan Bir kargası olduğunu görmemiştim."

Abimin bakışları hayranlıkla kuzguna yöneldiğinde dalından uçan kuş hızla omuzlarıma kondu.

"Herşey yolunda mı ufaklık?"

Koca kargaya böyle hitap etmem komiğime gidiyordu. Gagasının altıya oynarken konuştu.

"Hiçbir sorun yok Kraliçem."

"Size Kral ve Kraliçe olarak mı hitap ediyor?"

"Maalesef, bu küçük yaramazı uyarsak da bizimle böyle konuşuyor hemde gerçek bir Kral ve Kraliçe huzurunda."

Kuzgun hiç oralı olmadan tepemde gezinmeye devam ederken abim şaşkınlığını gizleyemedi.

"Gerçekten de çok tuhaf."

"Tuhaf olan nedir prensim?"

Sevgilim ve abisi yanımıza hızla geldiginde, abimin Veziri sözleri devraldı.

"Konuşan Bir kargayı geçtik prensesim, bu kargalar Kral ve Kraliçe tayin edilmeden asla doğup şekillenmezler. Tanın varlığı ile ortaya çıkan bu Karga, üstüne üstün birde resmi olarak sizi tanıyor. Daha önce böyle bir şey asla görülmemişti. Ayrıca bir Kral ve Kraliçe yanında Velihatta ve gelinine asla bu şekilde saygı duyamazlar. Sizinki direkt olarak konuşuyor."

"Aslında bu takılacak en son şey. Çünkü evlenmeden önce bile mührümüz tamamlandı. Biz aslında resmiyette bir evlilik yapmadık. Onun dışında zaten evliyiz."

"Evet bu da bambaşka bir imkansızlık."

"Yeteneklerin ne durumda Prensesim?"

Elimde oluşturduğum büyülerimi hızla görmelerini sağladım.

"İblis krallığı sayesinde sadece birkaç günde kontrol altına alabildim. Üst seviyelerini açmak için sabırsızlanıyorum."

"Prenses Melendanın durumu hakkında henüz hiçbir kralık görüşme istemedi Prensim farkında mısınız?"

Yanımdaki Prensim de düşünceli bir şekilde bu durumu onayladı.

"O halde bu tek bir şeyi gösteriyor ki, bu durumu bilen belli başlı kişiler var ve onlar da kesinlikle bu sırrı ortaya çıkarmamakta kararlı."

"Prensim tarafınıza mektup geliyor."

Vezirin sesiyle hepimiz abime baktığında bir anda önünde beliren su büyüsüyle gözlerimi kıstım.

Kafasını ağır ağır kaldırıp yüzüme bakmaya başladı.

"Dün akademide Prenses Sanya ile aranda ne oldu güzelim?"

Sinirle solurken gözlerimi devirdim.

"Prensime ve bana saygısızlık ettiler. Bende karşılığını verdim."

"Yüzünde ciddi yanıklar meydana gelmiş ve bunun olması için gerekli bir sebep sunmamızı istiyorlar, aksi takdirde sorunlar oluşacağını bildirmişler."

"Kuralları biliyorlar. Hiçbir Veliaht birbirine hakaret edemez! Ayrıca Honest krallığında onları şikayet ettiğime dair mektup bulunuyor. Sözlü uyarılarımı dikkate almayıp devam ettikleri için karşılık verme gereği duydum. Haklılık payım epeyce fazla."

Abimin bakışları vezirimi bulduğunda elinde oluşturduğu mektubu abime uzattı.

"Prensesimiz haklı Prensim. Defalarca uyarılara rağmen Krala kadar ulaşan bir bildiri gönderdik. Ayrıca ailelerine kadar 2 Velihat şikayet edildi ve dünkü meselede kesinlikle velihatların arasına girmedik."

Abim mektubu vezirine ileterek konuştu.

"Bütün bunları Terman krallığına iletin ve Prensesin yapmış olduğu şeylerin bedelini ödediğini belirtin. İki Velihat arasındaki kavgalara karışacak durumda olmadığımızı söyleyin. Yaptırım yapmaları karşılığında bizim de tepkisiz kalmayacağımızı, karşılık vereceğimizi iletin."

"Hemen iletiyorum Prensim."

Vezir mektubun kopyası ile birlikte olan biteni Krallığa ilettiğinde abimin bir iç çektiğini duydum.

"Birazdan yola çıkacağız Prensesim."

"Harika. Kendinize dikkat edin!"

"Gelmemekte ısrar ediyor musun?"

*Kesinlikle."

Meydan okuyarak abimin gözlerinin içine bakmaya devam ettiğimde kafasını olumsuz anlamda salladı.

"Efendim kralıktan cevap geliyor.

Abim önüne düşen mektubu hızla açıp okuduğunda onu memnun eden bir cevap olduğunu kıvrılan dudaklarından anlamıştım.

"Durumların tek taraflı dinlendiği ve rahatsızlık için özür dilediklerini bildirmişler."

"Tanrım onu birdaha görmeyecek olmanın beni ne kadar mutlu ettiğini size anlatamam!"

Abim gülerek ayağı kalktığında yanıma gelip beni kendine çekti.

"Kararların mantıklı olduğu her süre boyunca yanında olacağım. Hatalar dâhi yapsan bunun benim için hiçbir önemi olmayacak küçük Alevim. Yaşamaya yeni yeni başladığın tüm deneyimler için başarılar diliyorum."

Beni öpüp sıkıca sarıldıktan sonra geri çekildi ve Sevgilime yöneldi. İkizler salya sümük üstüme atlarken onlara gülerek bakıyordum. Tanrım!

Bu kadar Duygusal olmamaları gerekiyordu!

Benden sonra Prensime de aynı şekilde sarılıp geri çekildiklerinde yakalarından tutan abim ikisini de çeke çeke yürüdü. Mührünü aktif Edip bütün ailesini içine alıp gözden kaybolduklarında sevgilime baktım.

Masada otururken uçarak yanımıza gelen kargası konuşmaya başladı.

"Kralım, Aile üyelerinizi seçmeniz isteniyor."

"Kim tarafından?"

"Babanız emri verdi Efendim."

"Çağrıldığım bir kralık var mı peki?"

"Bütün krallıklar tarafından soydaş seçimleri için bekleniyorsunuz."

Gözlerim kocaman açılırken onun da buna şaşırdığını fark etmiştim. Bilinen 97588 İblis krallığı mevcuttu ve hepsinden aile seçmesi için davet mi almıştı. Tanrım bu harikaydı!

"Bütün İblis krallıklarından davet almak mı!"

"Hepsine gidip aile seçmem imkansız Melenda."

"Üzgünüm ama onlar zaten seni seçtiler sevgilim."

Yüzüne baktığımda onun bakışları da beni buldu. İtiraz edemiyordu çünkü bunun doğruluğunu biliyordu.

"İblis krallığında bu kadar aile üyesi olan kimse yok sevgilim. Nasıl olur da herkesi aniden aileme alabilirim?"

"Davetleri aldın Birtanem. Hemen kararlar vermene gerek yok. Yavaş yavaş bütün bunları halledebilirsin."

Elini tutup destek olurcasına sıktım. Hızla elimi dudaklarının arasına götürüp bana gülümsedi.

"Aldığım kararların içlerindeki tek doğru sensin."

"Karşılıklı Sevgilim. Hepsi karşılıklı."

"Neden aramızda bu kadar mesafe var?"

Gözlerini kısıp hemen yanında olduğum sandalyeden beni hızla çekip kucağına aldığında kahkaha atarak karşılık verdim.

"Delirmeye başlıyorsun."

"Daha iyi ya, bütün sorumluluklarımdan kurtulup sadece sen olabilirim."

"Önceliğiniz Vezir seçmek olmalı kralım."

Romantik anlar yaşayan sevgilim kafasını hızla kaldırıp ters ters önümüzde duran Kargasına baktı.

"Hadi ya! Şuanda vezir Kimin umrunda bak bakayım bi!"

"Zaten tüm gün Kraliçemin dibindesiniz! Lütfen Vezir seçimi için araştırma yapın!"

Kuzgun ve Sevgilim arasındaki o kötü kötü bakışların arasında kaldığımda hızla konuştum.

"Öncelikle sakin olun. Kuzgunu dinleyerek kendine bir vezir secmekle başlıyorsunuz Efendim."

"Şimdi mi? Bu mudur yani?"

Dağılmış saçlarıyla yüzüme bakarken ellerim anlında tarifsiz bir hisse çıktı ve cevap verdim.

"Evet hemen şimdi."

Oflayarak yüzüme baktığında elinde oluşturduğu mührü ile krallıkların listesini açtı. Bunun yasal olduğunu hiç sanmıyordum.

"Sen şuanda vezir karşılaştırması mı yapıyorsun?"

"Hayır, mührümün kimi Vezir olarak seçtiğine bakıyorum."

Kuzgun ile birbirimize şaşkınlıkla baktığımızda mührün durduğu yer ile konuştu.

"İşte vezirim burada."

"Tan bu ne kadar güvenilir? Baksana orada sanki hiç kimse Yok gibi?"

"Hayır orada ve şimdi biz de yanına gidiyoruz."

"Sevgilim vezirinin yanında tek başına olmalısın. Sizi rahatsız edemem."

Gözleri sinirle yüzümü bulduğunda benimle birlikte hızla ayağı kalktı. Kapıdan çıkan vezirim telaşla bize baktığında kafamı olumsuz anlamda salladım.

"Sorun yo-"

Kuzgunun son anda yetişmesi ile ışınlanan sevgilime Ters ters bakıyordum.

"Kralım bunu yapamazsınız! Gittiğiniz her yere beni götürmek zorundasınız!"

Sevgilim Kargasına uzun uzun baktıktan sonra gözlerini devirerek yavaşça ayaklarımın üzerine inmemi sağladı ve elimi tutarak yürümeye başladı.

Simsiyah ormanda Tanın geçmesi ile renkli çiçekler açmaya başladığında hayranlıkla bakıyordum. Yüksek Bir dağın en tepesine çıktığımızda kap karanlık uçurumdan gelen sesle aşağıya baka kaldım.

"Hoşgeldiniz Prens Tan."

"Nerdesiniz Soydaş?!"

Tanın Kibar konuşması yalnızca bana karşı mümkündü. Bu Bir ay ondan Naif ve İnce olan o güzel sesini de alıp götürmüştü. Konuştuğu herkese yargılayıcı bir şekilde yanaşıp maalesef soğuk davranıyordu. Elim kalbine gittiğinde konuşan çocukla birkez daha uçuruma baktım.

"Olmam gereken yerde sizi bekliyorum."

"Bana güvenebilir misin Prensesim?"

"Tabikide Tan! Bu nasıl bir soru?"

"Seni birazcık rahatsız eden bir yolculuğa çıkabiliriz."

Gözlerimi kısarak yüzüne baktığımda aniden beni hızla kucağına aldı. Korkuyla ellerimi boynuna doladığımda gülümsedi.

"Korkma Sevgilim."

Hızlı hızlı koşup kendini aniden bu uçurumdan aşağıya bıraktığında çığlıklar eşliğinde aşağıya inişimizi izliyordum. Kalbim ağzımdan çıkacak gibi atarken dümdüz bir şekilde iki bacağının üzerine inen sevgilim hızla dudaklarıma yapıştı.

Korkuyla yarım yamalak karşılık versem de bu hissiyat onu fazlasıyla memnun etmişti.

"Tanrım! Sen bunu nasıl yaptın Tan!"

"İblis yeteneklerimden biriydi, ancak uzun zamandır bende aktif halde. Yeni bir şey değil."

Gözlerim kocaman açıldı. Böyle bir şey mümkün olabilir miydi sahiden?

Yavaşça yeniden ayaklarımın üzerine inmemi sağladıktan sonra elimi tutup yürümeye başladı. Bu karanlık mağara için hızla elimde ateş büyümü oluşturup Sevgilime bir yön vermesi için uğraştım.

Yavaşça attığı adımları bir anda hızlandığında muhtemelen beni peşinden çekiştirdiğinden habersiz hızlı hızlı yürümeye başladığında onu bu kadar heyecanlandıran şeyin ne olduğunu merak etmiştim doğursu.

Kalp ritmine ve vücut hareketlerine kadar bütün tepkisi değişmişti. Adımlarım koşmaya döndüğünde biranda tam karşımızda elinde büyüler oluşturmuş yerde belli sembollere odaklanmış çocuğa hayranlıkla baka kaldım.

Son büyüsünü tamamlayıp yavaşça doğruldu ve Prensinin tam önüne gelip dizlerinin üzerine çöktü.

"Mührünüzü hissettiğimden beri, tarfisiz bir memnuniyet içindeyim. Umarım sonsuza kadar size layık olabilirim."

Semithan bağlılık yemini ardından baş selamı ile bana da hızla saygı duyup doğruldu.

"Merhabalar Prensesim. İblis krallığına hoş geldiniz."

"Merhaba Vezirim."

Gözleri hızla kısılıp kolunu dirseğine kadar açtı. Tıpkı vezirimde oluşan evlilik mührü yeni vezirin kollarına yerleştiğinde, şaşkınlıkla bize bakıyordu.

"Ancak- Evliliğinizin resmiyette olduğunu bilmiyordum özür dilerim."

"Henüz resmiyette değil Vezirim. Ancak bağımız 1 aydan fazla Bir süre önce tamamlandı."

"Böyle bir şeyi ilk defa duyuyorum Prensim. Bu Harika. Ayrıca evlilik mührünüz tamamen farklı."

Beni kendine yanaştırıp dudaklarını dudaklarıma bastıran adam gülümsedi.

"Eşim de Bir o kadar güzel ve Kusursuz Vezirim."

Dudakları memnuniyetle yukarıya doğru kıvrılan Vezir durumumuzu onaylıyordu. Kucağında yeniden yerimi aldığım adama bakıyordum.

"İndiğin gibi çıkacağından da emin misin Sevgilim?"

Yüksek seste bir kahkaha atıp hızla havaya fırladığında birkez daha çığlık çığlığa yukarıya çıkışımızı izledim .

"Bu nasıl bir güç böyle? İlk defa gözlerimle şahit oluyorum!"

Birliktelik yürümeye başladığımızda veziri ve Kuzgun da arkamızdan ilerliyordu. Yavaşça esen rüzgarın tenime farklı değdiğini hissettim. Kafamı yana doğru çevirirken durumun bir tehlike olup olmadığını anlamaya çalışıyordum.

"Güzelim neden durdun?"

"İçimde bir huzursuzluk oluştu. Sebebini anlamlandıramıyorum."

Yavaşça yanıma gelip baktığım yöne baktı. Karanlığın içinden mor gözleri ile 3 adet puma sıçradığında ne yapacağımı şaşırdığım an beni hızla arkasına alan adam öne doğru kendini siper etti. 3 puma aynı anda yere düşüp saygı ile eğildiğinde yanıma yaklaşan vezir yüzüme bakıyordu.

"İyi misiniz Prensesim."

Kafamı hızlı hızlı salladığımda korkuyu üstümden atarak konuşmaya başladım.

"Sevgilim, Onlar neden bana saldırdı?"

Hızla bana doğru dönüp dudaklarını anlıma bastırdı.

"İblis krallığı bekçileri Siyah İblis Pumaları. Vampirleri sevmezler, sanırım kokunu alıp buraya kadar takipte kaldılar."

"Özür dilerim onları rahatsız ettiğim için!"

"Saçmalama güzelim. Birdaha böyle bir şey yapmaya kalkışamazlar!"

Etrafı kontrol edip yürümeye başlayan adamı hızla durdurdum. Gitmemiz gerekiyordu ancak, içimdeki hissiyat bambaşka bir şey gibiydi. Gözden uzaklaşan pumaların arkasından bakarken, sevgilim bir terslik olduğunu anlayarak bana döndü.

Bölüm : 06.03.2025 06:05 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...