24. Bölüm

V.M. 24. Bölüm

Lotus Çiçeği
sayonaraa

Gün doğumuna yaklaşırken Krallığın sınırları içine girdiğimizi anlamıştım. Çocuklar uzun bir süredir uyuyordu. Kendimi yavaşça esnetip yolu izlemeye devam ettim. Cyrus ile yaptığımız konuşmalar dün geceden beri aklımdan asla çıkmıyordu ve Vasilisin gerçekten bana karşı bir şeyler hissediyor olduğu düşüncesi beni kesinlikle heyecanlandırıyordu. Peki ya onun bana karşı kendini özgüvenli hissetmemesini sahiden de yok edebilir miyd-

Burnuma gelen kokularla hızla midem ağzıma geldiğinde yüksek seste bağırdım.

"Arabaları hemen durdurun!"

Çocuklar hızla gözlerini açtığında birkez daha midem ağzıma geldiğinde öğürdüm.

Cyrus hızla oturduğu koltuktan kalkıp dizlerinin üzerine çöktü.

"Prensesim, iyi misiniz neyiniz var?"

Kafamı hızlı hızlı sallayıp birkez daha öğürdüm ve ayağı kalkarak açılan kapılardan hızla çıktım. Bu dayanılmaz koku da neyin nesiydi?

Çocuklar da hızla yanıma geldiğinde muhafızlar da etrafımızda durmuş bize bakıyordu.

"Efendim burası korunaklı bir yer değil. Henüz kralık sınırları içersinde değiliz, Buradan uzaklaşmamız gerekiyor."

Kafamı hızla olumsuz anlamda salladım.

"Aldığım kokuları sizde almıyor musunuz?"

Aile üyelerimin yüzüne tek tek baktığımda hiçbirinin herhangi bir tepki vermediğini görünce bunun imkansız olduğuna yemin edebilirdim.

"Tanrım buralarda bir şeyin öldüğüne değil çürüdüğüne yemin edebilirdim!"

"Pekala prensesim siz arabaya binin biz etrafa bakalım olur mu?"

Kafamı hızlı hızlı salladığımda, arabaya yönelmek için gittiğim an Derinlerde acı çeken ve yardım isteyen birini duydum.

'Lütfen bize yardım edin, bize yardım edin!"

Gözlerim kocaman açılırken sesin geldiği yöne doğru bakışlarımı hızla çevirdim.

"Tanrım biri yardım istiyor!"

Sesi ve pis kokuları takip Edip Koşmaya başladığımda aile üyelerim de hızla bana eşlik ediyordu.

"Melenda!"

"Melenda bizi bekle bu hiç normal bir durum değil!"

"Prensesim lütfen yavaşlayın!"

Vampir hızımı kullanıp hızla kokuların geldiği noktaya ulaştığımda ruhum buradaki kokudan sanki çıkacak gibiydi. Yavaşça ilerlediğimde üst üste atılmış birçok cesetle karşı karşıya geldiğimde çığlık atarak hızla birkaç adım geriledim. Düşmek üzere iken omuzlarımdan tutan çocuk beni havada yakalayıp yüzüme ve baktığım yerdeki cesetlere dehşetle bakıyordu.

"Tanrım!"

"Siktir bu da neyin nesi böyle!"

"Bu kadar Ceset! Nasıl olur da buraya gelmiş olabilirrr!"

Gözlerimden yaşlar akmaya başladığında bir anda gelen tehlike ile bağırıp kalkan açmam bir oldu.

"Dikkat Edin!"

Kalkanım yüzünden geriye doğru hızla giden Ekaripinisler ile kırılan kalkanım hızla yok oldu. Cyrus hızla bağırdı.

"Dikkat edin! Prensesi koruyun!"

Ayağı hızla kalktığımda yüzümüze simsiyah gözleri ile bakan kan emici vamprilerle gözlerim buluştu. Tanrım onların burada gün ışığında dışarıda ne işleri vardı!

"Böylesini daha önce hiç görmemiştim! Onlar gün ışığına nasıl çıkabiliyor!"

"Bunu şuanda tartışmayın! Prensesi koruyun ve çok dikkatli olun!"

Karşımızda bulunan bu canavarlar hızla üstümüze doğru atladığında Earl havayı kullanarak Gibin de toprağı kullanarak hızla geriye doğru tökezlemelerini sağladı.

Dakikalar içinde etrafımızı 6 tanesini daha sardığında konuştum.

"Uzak durun! Size zarar vermelerine izin vermeyin! Duydunuz mu beni! Isırıklarından Uzak durun!?"

Ekaripinisler türümüzün farklı bir örnekleriydi ve doyumsuz vampriler olarak geçiyorlardı. Onlarla karşılaşan soylar genelde hayatta kalmıyordu. Şansı olanları ısırıp kendileri gibi yapıyorlardı şanslı olmayanları ise öldürmeden paramparça edip işkence etmekten kaçınmıyorlardı. Genelde Velihatlara saldırıp soydaşlarını Kendi taraflarına çekiyorlardı. Ancak bu kadar azı bu yerde yatanları nasıl öldürebilmişti? Ayrıca nasıl gün ışığında bu kadar rahat gezebiliyorlardı!

Arkamızdan gelen sesler ile o tarafa dönmüştüm ki, saray muhafızlarını dönüştürdüklerini görmem ile ağzım korkuyla aralandı.

"Prensesim fazlasıyla güçlüler. Yeni besin aldıkları için mevcut gücümüzle onlara etki edemeyiz!"

"Pekala mantıklı davranın. Melendayı riske atacak bir şey yapmayın!"

"Aniden kalabalıklaştılar, onları zaman algıma sokarsam kesinlikle, sağ kurtulma şansım çok nadir olur prensesim."

Kafamı hızla olumsuz anlamda salladım.

"Sakın böyle bir şey yapma sakın! Mantıklı kararlar alın!"

Dionas hızla yanıma ilerleyip konuştu.

"Efendim ben algılarını kısa bir süre de olsa bozabilirim çok güçlüler ve uzun süre tutamam. Bu süre içinde Crazy saraydan yardım istesin bizde birkaç tanesinin icabına bakalım."

Kafamı hızla salladım. En mantıklısı sanırım bu olabilirdi. Aileme Zarar gelmesine asla izin vermeyecektim.

Dainas yeteneğini hızla kullandığında sadece muhafızların etkilendiğini gördük. Karşımızdaki vampirler bize dalga geçerek bakıyordu ve niyetleri kesinlikle iyi değildi.

"Pekala saray muhafızları güçsüz, onlara zarar vermekten kaçının. Büyülerimi kullanacağım ve siz de bu süre içinde zaman kazanacaksınız."

"Prensesim sadece ateş büyüsü kullanın. Biri sizi görebilir!"

"Şuanda bu hic umrumda değil! Tek önceliğim hiçbirinizin zarar görmemesi. Şimdi ışınlanma mührümü kullanamıyorum çünkü onlar da içinde. Ateşten ve gün ışığından korkuyorlar, gördüğüm kadarıyla şuanda gün ışığında bir şekilde hayattalar, ellerinizde kılıç oluşturup, kalplerine hançer şeklinde batırmanız gerekiyor. Unutmayın sadece kalplerine! Bunu yapamayacak gibiyseniz asla yanaşmayın!"

Çocuklar element büyülerini hızla açtığında bakışlarım vezirimi buldu.

"Lütfen beni en doğru şekilde toplayıp eğit."

"Prensesim ancak büyülerinizi bize karşı kullanmanız çok erken olabilir! Siz hala daha mührünüzü bile aktif edemiyorsunuz!"

"Saraydan buraya gelene kadar bunlar işimizi bitirir Vezir! Simdi verdiğim emiri hızla uygula ve güçlerimi size nasıl paylaşmam gerektiğini bana öğret."

"Pekala efendim. Öncelikle tamamen sakin olun ve içinizde 5 büyük elementin gücünü hissedin. Daha sonra hepimize bu güçlerin gelmesi için tıpkı ışınlanma mührünüzü kullandığınız gibi bizi içine alın."

Derin bir nefes alıp ortamdaki seslerin beni rahatsız etmemesini sağladım ancak ilk denemede başarısız oldum.

Vampriler aile üyelerime doğru hareket ettiğinde güçlü bir Alev büyüsünü kalkan olarak etrafımda açtım ve hızla bir kez daha denedim.

"Prensesim! Kendinizi bu kadar yormamalısınız!"

Derin bir nefes daha alarak kalbimde atan damarlarıma, kan pompalayan hücrelerime kadar birçok şeyi hissederek hızla gözlerimi açtım. Saldırıları ile kalkanımı kıran vampirler aile üyelerime saldırmak için hızla hamle yaptığında elimde oluşturdum büyüleri hızla fırlatıp yavaş yavaş kendime geldiğimde dönen başım ile yere düşmek üzereydim ki hızla kolları ile bedenimi saran adam buna engel oldu. Bakışlarımız buluştuğunda o bana bende ona şaşkınlıkla bakıyordum.

"Vasilis."

"Prensesim , Siktir! Melenda sen iyi misin!"

Vezirim ve diğerleri hızla yanıma geldiğinde, Vasilis konuşmaya başladı.

"Burda neler oluyor böyle! Siz iyi misiniz!"

Dionasın sözleri ile herkes ona bakmaya başladı.

"Crazy saraya ulaştı, birazdan herkes burada olur!"

"Pekala mantıklı hareket edin! Prensesi tehlikeye atmayın!"

"Vezir Prenses büyüsünde 5. Elementi maalesef aktif etti. Ekaripinislerin kalbindeki kristallarde bu durum belli oluyor. Bunu kesinlikle sorgulayacaklardır. Kristaller normal bir büyü simgesinde ve renginde değil!."

"Dimitri doğru söylüyor! Derhal kristalleri toplayıp kendi büyünüzün olduğu taşları koyun ve kristalleri yanınıza alın!"

Vasilis beni incitmeden sırtında bulundurduğu çantayı hızla çocuklara doğru atıp yüzüme bakmaya başladı.

"Bu kadar güçsüz nasıl düşebildin! Tanrım bu nasıl bir güç böyle! İyi misin!"

Kafamı yavaşça sallayıp ona bilgi verirken kuşkuyla etrafına baktı. Çocuklar hızla toparlanıp yanımıza geldiğinde vezirim Vasilise bakıyordu.

Gördüğü şeylerin farkındaydı ve doğurabileceği sonuçların sonunu asla kestiremiyordu.

"Vezir burda olanların hiçbir açıklaması yok! Ölenlerin içinde bir prenses ve ailesi var! Saray yetkilileri bunu asla görmezden gelmeyecek ve yeni soydaş bağı kuran bir ailenin hiçbir ek gücü olmadan bu Ekaripinisleri nasıl yok ettiğinin peşine düşeceklerdir! Asla konuşmayın! Prensesin yanından da asla ayrılmayın! Prensesin durumunu bilen her kim varsa derhâl buraya çağırın! Ayrıca savaşırken prensesin bu kadar güç kaybetmesini de mantıklı bulmazlar!"

Gözleri gözlerimi bulan çocuk konuşmaya başladı.

"Efendim anormal durumu ortadan Yok etmek için, size Ufak da olsa bir yara izlenimi vermemiz gerekiyor!"

Kafamı olumlu anlamda salladığımda dişlerinin arasından nefes alıp vermeye başladı.

 

Elinde oluşturduğu ateş büyüsünü yerdeki muhafızladan birinin kanına sürüp geri çekildi ve yanıma tekrar dönüp beni eski pozisyonda üzerine alıp konuştu.

"Üzgünüm Melenda, beni bunun için affet!"

Hızla ateşi karnıma yakın bir yere bastırıp geri çektiğinde acıyla çığlık atmaya başladım.

"Gelmek üzereler! Prenses iyi mi!"

"Panzehir bütün Krallıklarda var. Melendaya birşey olmayacak!"

Gözleri gözlerimle bakarken vücuduma karışan kanın hissiyatı bana tarifsiz bir acı hissi veriyordu. Gözlerimin acıdan kızardığını hissettsem de oralı olmadım.

"Siktir bu imkansız!"

Ne olduğunu anlamasam da Cyurs hızla yanıma çöküp Vasilis ile gözlerini birleştirdi. Saniyeler içinde bütün vücudumun iyileştiğini ve eski enerjimin yerine geldiğini hissettiğimde gözlerime bakan çocuklara baktım.

"Ben sanırım, Daha iyiyim ve vücudum artık acımıyor."

"Çünkü yaralarınız, imkansız bir şekilde hızlı iyileşti Prensesim."

Duyduğum şeyle gözlerim kocaman olurken Vasilis konuşmaya başladı.

"Ormana girdiler ayağı kalkabilir misiniz efendim?"

Kafamı hızla sallayıp beni kaldırmasına izin verdim. Ayakta durmakta saniyelik olarak zorlansam da beni tutan adama tutunup dengemi sağladım. Çok geçmeden etrafımızı saran saray muhafızları ve Kralın veziri önce bize daha sonra da üst üste yığılmış cesetlere inanamayan gözlerle bakmaya başladı.

Tanrım, orda gerçekten de bir Prenses mi vardı? Bu doğruysa çok büyük bir sorun ve savaş demekti!

"Melenda kesinlikle sessiz kalmalısınız!"

Ensemde hissettiğim uyarıcı ses ile yutkundum.

"Tanrım, siz iyi misiniz prensesim?"

Kafamı hızlı hızlı salladığımda Vezir yanında bulunan soydaşları hızla cesetlere yönlendirdi. Cesetleri inceleyen çocuklar hızla kafalarını kaldırıp Vezirlerine baktı.

"Ef- Efendim Bu prenses Yisirsa"

Gözleri kocaman açılan adam hızla cesetlere yanaşıp eğildiğinde bende korku dolu gözlerle olanları izliyordum. Prenses Yisirsa Franbel krallığının müstakbel gelin adayıydı ve Sadece birkaç ay sonra Velihat Kral Arthur ile düğünü vardı.

Vezir hızla saraya yardım çağrısı gönderdiğinde titreyen vücudumu hızla yanımda bulunan adama sardım ve gözyaşlarımı serbest bıraktım.

"Melenda, sakin olmalısın, lütfen Bunu yapma prensesim."

Benden yardım istediğinde prenses yaşıyor muydu? Ben ona geç mi kalmıştım?

Kral ve daha kalabalık bir grup hızla bulunduğumuz alana geldiğinde cesetlere yanaşmak için adım atan prense izin vermediler. Prens şaşkınlığını attıktan kısa bir süre sonra, öfkeyle yerde gözleri açık yatan Prensesine baka kaldı ve bütün büyü gücünün vücudunda toplanmasını ve dışarıya atılmasını sağladı. Veziri ve aile üyeleri hızla yanına gidip onu sakinleştirmeye çalışsa da, yaşadığı acıyı bu mesafeden hissedebiliyordum.

Ortamdan uzaklaştırılmış sarayın girişinde kontrollü bir şekilde muhafızlarla birlikte duruyorduk. Abim vezirimin çağrısı ile gelmişti ve şuanda kralın huzurundaydılar. Ellerimi tutan vezirim kafasını olumsuz anlamda salladı.

"Lütfen, sakinleşin Prensesim."

Saraydan çıktığını fark ettiğim adamla ayağı kalktığımda yanımıza hızla geldi.

"Neden ayakta durmasına izin veriyorsunuz?"

Yavaşça beni çekip koltuklardan birine oturmamı sağladı ve yanıma oturarak diğer aile üyelerimin de yüzüne Bakarak konuştu.

"Herkes bize kraliyet yolunda saldırdıklarını biliyor. Sizi sorgulamayacaklar, ormanda güç yetersizliği nedeniyle koşarken cesetlerle karşılaştığımızı söyledim ve Melendanın ateş mührünü son zamanlarda aktif ettiğini belirttim. Yani seni taze kan ve güç olarak bildikleri için soruşturma kapsamına dahil olmayacaksınız. Kralıkta herhangi bir sorunla da karşılaşmayacaksınız."

"Tanrım, ben ne diyeceğimi bilmiyorum. O kadar kötü bir durumdayım ki, prensesin ölümü, yaşamış olduğumuz bu saldırı!"

Gözlerimden yaşlar düşerken Vasilis konuştu.

"Korkunç olduğunu biliyorum Prensesim ancak siz sağ kurtulma şansını yakaladınız, Prensesin ölümü asla istenmeyen Bir şeydi, ancak tek tesellimiz sizin ve ailenizin sağ olması. Lütfen güçlü durun."

Bakışlarım Cyrusa kaydığında yavaşça dizlerinin üzerine çöktü.

"Soydaş Vasilis çok haklı prensesim. Şuanda hayatta isek Hepsi sizin sayenizde. Lütfen bizim hayatta kalmamız sizin için önemli bir yerde dursun."

Gözyaşlarımı elimin tersiyle sildiğim an karşımda duran abimi görünce hızla ayağı kalkıp yanına gittim ve kollarımı boynuna sararak gözyaşlarımı serbest bıraktım.

"Küçük Ateşim.."

Bölüm : 24.02.2025 21:01 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...