27. Bölüm

V.M. 27. Bölüm

Lotus Çiçeği
sayonaraa

Yavaşça yürümeye devam ettiğimizde Pembe çiçeklerle kaplı güzel yapım bir mezarlığın önüne geldik. Markus hızla yanında gidip mezar taşına güzel bir öpücük kondurdu ve elinde getirdiği beyaz Pembe gülleri bu mezarlığa bıraktı. Ne mutlu ki, bu güzel kadın da son zamanlarını güzel geçirmişti.

"Sevgilinin yaydığı Aurada yeşil sevgili soydaşım, eminim ki sayende son günlerini en mutlu şekilde geçirmiştir."

Gözlerindeki yaşlar damla damla mezarlığın üzerine dökülürken auraların aniden oluşturduğu uzun saçlı güzel fizikli bir kadın tam da Markusun önünde dizlerinin üzerine çöktü ve başını sırtına yaslayıp elini tutarak fısıldadı. Şaşkınlıkla ağzım açık izliyordum.

"Lütfen onu çok sevdiğimi ve artık beni merak etmeden tıpkı benim gibi onu sevecek Ailesine bir ömür boyu bağlı kalmasını istediğimi söyler misiniz Prensesim."

Kafamı hızlı hızlı salladığımda yanaklarına Bir öpücük kondurup kaybolduğunda küçük soydaşım tekrardan konuştu.

"Prensesimiz çok heyecanlandı! Ayrıca burada saniyelik de olsa bambaşka bir ruh hissettim!"

Gözyaşlarım elimin tersiyle silip konuştum.

"Markus, biraz önce burada seninleydi, sana sarılıp öptü ve sana, Seni çok sevdiğini artık onu merak etmemen gerektiğini, tıpkı onun gibi seni sevecek Yeni ailene bir ömür boyu bağlı kalmanı istediğini söyledi."

Herkes şaşkınlıkla bana bakarken ayağı yavaşça Kalkan soydaşım hızla gözünden akan yaşları silerek yanıma geldi.

"Böyle bir şey olması mümkün değil, Ariyanın son isteğini siz nasıl bilebilirsiniz Prensesim?"

Akan yaşları hızla tekrar sildiğinde bakışlarım birbirine bakan Hanna ve Vezirimi buldu.

"Durum sandığımızdan çok daha ciddi. Prensesimiz aktif ettiği mührü sayesinde ölülerle Bir şekilde iletişime geçmeyi başardı bundan sonra çok daha fazla dikkatli olmalıyız. Prensesimizi bekleyen büyük tehlike kapıda."

Yanımda duran Vasilisten hızla güç aldığımda onun da beni desteklemesi güçlü durmamı sağlamıştı. Vezirim gerçekten de çok haklıydı. Kontrolsüz bir şekilde açtığım büyü güçlerim benim imkansız bir şey yapmamı sağlamıştı. Ancak büyü gücümle bunun sahiden alakası var mıydı? Çünkü ölü prensesle ilk etkileşime girdiğimde henüz kendimi zorlamamıştım.

Saraya tekrar dönüp bizim için ayrılan arabalara bindiğimizde Yola çıkan arabalarla vezirim konuştu.

"Prensesim, ellerinizde alev büyüsü oluşturur musunuz?"

Hızla küçük 2 alev halkası yarattığımda, ateşin kenarlarında parlak bir şekilde göz alan siyah çizgileri görmek herkesi şaşırtmıştı .

"Böyle olmaması gerekiyordu! Buna derhal Bir çözüm bulmamız gerekiyor!"

Pekala prensesim, dikkat çekmeden su büyüsü kullanır mısınız?"

Kafamı hızlı sallayıp muhafızların görmeyeceğinden emin olduktan sonra, elimde oluşturduğum beyaz su halkasına bakmaya başladık. Kenarında aynı parlaklıkta koyu yanan siyah çizgiler mevcuttu.

"Tanrım o şeyi büyülerinin içinden Yok etmeliyiz! Bu Bir felaket."

"Ancak yeryüzünde 4 elementin kontrolü bile sağlanamazken, 5. Elementin ne olduğunu nereden bileceğiz? Ayrıca bunu nasıl kontrol edeceğini prenses nasıl öğrenecek!"

"4 gün sonra Risk oyunları başlıyor ve tamamen bu süre içinde büyü kullanılacak!"

"Pekala saraya gittiğimiz gibi derhâl bu konu hakkında bilgi edinmeye başlayalım. Size kütüphaneye girmeniz için yardımcı olacağım. Hep birlikte bakarsak daha kısa sürede etkili bir şeyler bulabileceğimizi düşünüyorum."

Vasilise minnet dolu bakışlarımı sunduğumda küçük soydaşım konuşmaya başladı.

"Prensesimizin gerçekten de Ateş Prensesi diye anılırken, suya olan hâkimiyetini de gördünüz mü?"

Memnuniyet bakışlarının hepsi yüzümde buluştu.

"Her gördüğümde bir kez daha etkileniyorum. Prensesim, kesinlikle kusursuzluğun ta kendisisiniz."

Vezirim kafasını hızla doğuya çevirdiğinde Vasilisin de aynı etkiyle döndüğünü hissetmiştim. Tanrım bir kralık daveti daha mı?

"Prensesim Uniten krallığından tarafınıza Bir mektup gönderiliyor."

Saniyeler içinde Ateş mektubu önüme düştüğünde okumaya başladım.

"Sevgili Prenses Melenda, Size ülkemde bulunan 32 tane soydaşın kararıyla bu mektubu yazıyorum. Her biri 2. Yeteneklerinde ustalaşmış özel vampirler ve soydaşlardır. İblis kanı taşıyan ve ailesinin Prensesi olan Soydaş Hannaya bağlılıkları sebebiyle hepsi bir ömür boyu ailenize katılıp size hizmet etmekten memnuniyet duyacaklarını tarafıma ilettiler. Yüzyıllardır krallıklarımızın barış içinde olması ve soydaşlarımın çocuklarının sizin gibi güzel ve özel bir Velihattı seçmesi onayımdır. Ülkemize gelmenizi ve sizi ağırlamayı çok istesem de, Franbel krallığında yaşananlardan sonra sizi yorucu bir yolculuğa daha çıkarmak istemiyorum. Ayrıca Risk oyunları için sizi seçen bütün soydaşlarımıza güveniyorum. Umarım bu güzel aileye yer vererek beni ve kralığımı onurlandırırsınız. Daima sizinle olacağız Prensesim. Uniten krallığından tarafınıza Sevgilerimle."

Şaşkınlıkla mektubu okurken Vezirime baka kaldım.

"Prensesim Uniten krallığı hava alanında gelişmiş en büyük kralıktır ve Toprağın Soydaşları olarak bilinirler. Soydaş Hannanın varlığını duyup ailenize katılmak isteyen bu 32 kanın gücünden yararlanmak sizin için önemli olacaktır."

Bakışlarım Hannayı bulduğunda hızla Vezirimi destekledi. Refleksleri beni etkilemişti.

"İblis prensesi olduğumu bilen cok nadir soylar vardır prensesim. Şayet bu kişiler tahmin ettiğim kişiler ise, kesinlikle ailenizin kapılarını gönül rahatlığıyla açmanızı isterim. İçlerinde tıpkı benim gibi iblis kanı taşıyan soydaşların olduğunu biliyorum."

Vezirimden ve Hannadan aldığım destek ile kafamı hızla onayladım.

"Lütfen soydaşlarımızı aileme kabul ettiğimi Uriten Krallığına iletin Vezirim."

"Hemen iletiyorum Prensesim."

Geçen zaman ile iki vezir aynı anda konuştu.

"Soydaşlarınız kralıktan ayrıldı ve yola çıktı Prensesim."

İkisi birbirine şaşkınca bakarken ben gülerek yüzlerine baktım.

"Bu bilgi için teşekkür ederim Sevgili Vezirlerim."

Vasilis hızla ensesini kaşırken Cyrus da benim gülümsememe eşlik etti.

"Ailenizi çok kısa bir zamanda 57 üyeye tamamlamanız fazlasıyla kusursuz ve gurur verici prensesim. Çift yeteneği bulunan soydaşları ikna etmek bile çok zor iken, sizin aileniz nerdeyse sadece 2. Yeteneklerle dolu. Bu güç kusursuz olacak."

"Ayrıca İblis kanı taşıyan prensesimizin de katkıları çok büyük. Onun sayesinde bugün ailesinde yer alan iblis kanı taşıyan soydaşlarımız da bu aileye katılacak."

"Lütfen beni olduğunuz yerde Prenses diye anarak mahçup etmeyin Sevgili Prensesim. Bu konuda çok dikkatli olmalarını sağlayacağımdan lütfen şüpheniz olmasın."

Kafamı hızla olumsuz anlamda salladım.

"Sen benim ailem için yeterince kusursuz bir soydaşsın Hanna, sana hak ettiğin saygıyı göstermelerini asla engellemeyeceğim. Bizim krallıklarımızın kuralları olduğu gibi, İblis krallığının da kurallarını biliyorum. Asıl sen bu konuda kendini hiçbir zaman kötü hissetme ve soydaşlarımızın hiçbir şey için zorlanmamasını sağla olur mu?"

"Tanrım Prensesim, konum ve imtiyazlarınızı bu kadar arka planda tutmayın."

Vezirim ile bakışlarım buluştuğunda hafifçe Hannanın dediğine onay verdi.

"Pekala istediğiniz gibi olsun. Ancak benim gibi prenses olduğunuz gerçeğine her zaman saygı duyacağımı bilmenizi isterim."

"Prensesim Lütfenn!!"

Gülüp diğer soydaşlarıma bakmaya başladım. Hepsi memnuniyet dolu bakışlarla yüzüme bakarken bende onlara memnuniyetle baktım.

"Sevgili soydaşlarım aileme katıldığınız için size yeniden teşekkür ederim. Umarım sonsuza kadar sürecek bu bağda size en layık Velihat olabilirim ve beni seçtiğiniz için sizi asla pişmanlığa uğratmam.."

"Prensesim, güzel iyi niyetlerinizle lütfen bizi mahçup etmeyin."

"Ayrıca içimde yıllardır oluşan huzursuzluk bitmiş de, kendimi evime gelmiş gibi hissediyorum!"

"Mührünüzün sınırları içine girdiğim an, size karşı olan saygım derinlerde oluşmaya başladı bile prensesim."

Memnuniyet dolu bakışlarımı yüzlerine bir kez daha yansıtıp sık ormanlar içinden geçtiğimiz yolları izlemeye başladım.

Bütün aile üyelerim uyurken gözlerimin buluştuğu adama bakıyordum.

"Gece boyunca ayaktaydın Melenda, gözlerini biraz dinlendirmeni rica edebilir miyim?"

Kafamı olumsuz anlamda salladım.

"Uyku ihtiyacı hissetmiyorum, ayrıca gece boyunca benimle birlikte uyanık olduğun gerçeği ile bu teklifi benim sana yapmam gerekiyor ha?"

"Bu kadar iyi niyetli olmamanız konusunda hiçbir uyarıyı dinlemeyeceksiniz öyle değil mi?"

Gülerek yüzüne bakarken aynı karşılığı almam uzun sürmemişti. Yeşil irislerinde kendimi görmek beni fazlasıyla hoşnut ediyordu ancak ona ne şartlarda açılabilirim henüz bilmiyordum. Ondan hoşlandığımı bilse duygularıma karşılık vermek ister miydi sahiden?

"Sorun mu var prensesim? Dalıp gittiniz?"

Kafamı hızla olumsuz anlamda salladım.

"Başınıza bela olmayı ne zaman bırakacağım diye içimden düşündüm. Üzgünüm."

Dudaklarımdan bir kıkırdama koparken saçlarını düzelterek gözlerimin içine içine baktı.

"Bana asla yük olmuyorsun Melenda, ayrıca durumun ile ilgili gerçek yüzünden sana memnuniyetle daha fazla ilgi göstereceğimden şüphen olmasın."

Aklıma eğitim alanındaki halleri gelince somurtarak yüzüne baktım.

"Lütfen eğitimlerime karışmayın Soydaş! Yerlerden yerlere tekrardan çalınmak istemiyorum!"

Kollarımı çiçek yapıp ters ters yüzüne baktığımda gözlerini gözlerimeden ayırmadan bana gamzeli bir kahkaha sundu. Tanrım , umarım gözlerimin rengini benden bağımsız değişmiyordur!

Okul bahçesinde duran arabalardan indiğimizde ilk ders saatine denk geldiğimizi anlamıştım çünkü herkes bahçedeydi. Arabalar hızla uzaklaştığında bahçede gözlerimle buluşan bakışlara karşılık veriyordum ki, tam önümde ışınlanma büyüsü ile doğan 32 soydaş hızla dizlerinin üzerine çöktü.

"Saygı değer Prensesim. Bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz."

Dizlerinin üzerinde bekleyen soydaşlarıma yanaşarak tebessüm ettim.

"Beni seçip aileme katılma şerefini gösterdiğiniz için, ben size teşekkür ederim Sevgili soydaşlarım. Aileme Hoşgeldiniz."

Elimde oluşturduğum mührün dikkatle kollarına damgalanmasını sağladığımda hepsi aniden kırmızının en koyu olan gözleriyle hızla gözlerime bakmaya başladılar. Yavaşça yerden kalkıp doğrulduğumda hızla buna dahil olup vezirimin yanında ona da selam verip Prenses Hannaya döndüler. Hanna memnuniyet dolu bakışlarla hepsini süzerken, onun tamamen kör olmadığını düşünmem hata mıydı gerçekten?

Vasilis baş selamı vererek yanımdan uzaklaştı ve sinirle ayakta duran prensine doğru yöneldi.

Önüme düşen saçlarımı havalı Bir şekilde düzelterek kalabalık bahçeden bakışlar eşliğinde yürümeye başladım.

Vezirim yeni aile üyelerimi akademi kaydı için götürürken üstümdeki yorgunluktan kurutulup okul formalarımı giyindim ve kısa bir makyajın ardından odamdan çıktım. Vasilisin telefonumla haber gönderdiği eski tapınağa akademinin arkasına geçerek yürümeye başladım. Biraz ıssız bir köşede kalması ve kesinlikle kullanılmadığını tahmin ettiğim bir yapıya geldiğimde ölüm sessizliği olan bu yapıdan içeriye girdim.

Etraf tamamen taşla kaplıydı ve içeriye tek bir giriş bulunuyordu. Etrafı hayran dolu bakışlarla incelerken tam ensemde hissettiğim nefesle kokusunu almam bir olmuştu.

Yavaşça arkamı dönüp gözlerimizi buluşturdum.

"Tanrım, bu kadar sessiz gelebildiğini bilmiyordum doğrusu."

"Hakkımda hala bilmediğin çok şey var Prensesim."

Dudaklarım yukarıya doğru kıvrılırken tebessüm ettim.

"Öğrenmek için gün sayıyor olacağım."

Cevap vermek için ağzını aralasa da içeriye giren aile üyelerim ile birlikte sessizliğini korudu ve arka plana çekilerek onlarla yalnız kalmamı sağladı.

Dioans emriyle kuş bedenine giren Crazy hızla dışarıyı gözetlemek için buradan ayrıldı.

"Bu gizliliğin nedenini fazlasıyla merak etmeye başladık Prensesim."

"Mührünüzün vücudumuzda damgalanan sembolü bizi çok şaşırttı. Daha önce hiç böyle bir şey görmediğimizi söylemek istiyoruz. Ne iblis krallıklarında ne de vampirler dünyasında hiçbir Velihatta ait böyle bir sembol bulunmamakta."

Soydaş Harieaya bakarak baş selamı verdim.

"Haklısınız mührüm diğer velihatların mühründe hem şekil hemde element sembolü olarak çok farklı. Ancak bunun çok gizli bir sebebi var."

Hepsi kas katı kesilmiş beni izlerken boğazımı temizleyip devam ettim.

"Sevgili Soydaşlarım, ben Sadece Alev elementini değil, bu elemente birlikte var olan 3 elementi daha, bilinmeyen ayrıca 1 elementi daha kontrol edebiliyorum."

Şaşkınlıkla birbirlerine bakan soydaşlar ne olup bittiğini asla anlamamıştı.

"Anca- Ancak bu imkansız Prensesim. Ne dediğinizi farkında mısın?"

"Eziraya katılıyorum, saygısızlığımızı maruz görün ancak, daha önce dünya üzerinde yaşayan hiçbir türümüzde böyle bir şey görülmemiştir prensesim."

Vezirim yavaşça yanıma yaklaşıp sözlerimi devraldı.

"Ayrıca bilmeniz gerekenler bunlarla sınırlı değil sevgili soydaşlar, prensesimiz ayrıca zihin okuyup, hava olaylarına da son derece hakim ve kontrol edebiliyor."

"Ama! Bu söyledikleriniz imkansız!"

"Prensesimiz bunların hepsini nasıl yapabilir?"

"Ayrıca, Henüz bilmediğimiz bir büyüyü kullanıyor ve ölmüş ruhları hissedip onlarla iletişime geçebiliyor."

Gözleri duyduklarının şaşkınlığı ile kocaman olurken onların merakını dindirmek adına hızla bir elimde oluşturduğum Ateşi diğer elimde oluşturduğum suyu havaya gönderip toprağı hava yardımıyla hareket ettirip yukarıda birleşmelerini sağlıyordum ki, elementlerin içinde oluşan koyu siyah parlak, bilinmemezlik elementi hızla ortaya yerleşti ve 4 büyük elementi daha belirgin bir hâle getirdi. Ben dahil herkes ağzı açık Bir şekilde bu olanları izlerken ilk defa olan bu şey beni ve mevcut ailemi de şaşırtmıştı.

"Tanrı aşkına?"

"Gözlerimin gördüğünü sizde görüyor musunuz!"

"Bu hem imkansız hem de! Hemde kusursuz!"

Yavaşça kendiliğinden yok olan büyülerime bakmayı sonlandırıp bu defa yüzüme bakmaya başladılar.

"Prensesim, çok büyük bir tehlike altındasınız, bu yaptığınız ve güçleriniz bilinirse, sizi asla sağ bırakmazlar."

"Bunun için prensesi korumak önceliğimiz olmalı soydaşlar, onu tehlikeye atacak hiçbir şeye dahil olmamalı sürekli yanında bulunmalıyız! İşin ciddiyetini farkındasınız değil mi?"

Hepsi hızla kafalarını salldığında vezirim bana döndü.

"Mührünüzü Risk oyunlarından hemen önce aktif etmeyi en kısa zamanda öğrenmeniz gerekiyor Prensesim. Ayrıca Ateş büyünüz içinden 5. Elementi çıkarmadığımız sürece büyü yapmamanız gerekiyor."

Vasilis sessizliğinin ardından bir adım öne gelerek varlığını yeniden belli etti.

 

Bölüm : 25.02.2025 10:51 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...