
"Yine benimle iletişime geçtiler gördün mü güzelim?"
Kafamı hızlı hızlı sallarken gözlerini kısıp yine yüzüme baktı.
"Bugünlük eğitimler yeter Birtanem. Dinlenmeye çıkıyoruz. Hemen!"
Cevap vermeme dahi izin vermeden odamızın içinde belirdiğimizde hafifçe başlayan ağrılarım ile karnıma dokundum. Tanı korkutmak istemiyordum ancak ondan böyle bir şeyi gizlediğimi duyarsa olacakları düşünmek de istemiyordum.
"Sevgilim?"
Bakışları hızla yüzümü bulduğunda elinden tutup koltuklara yöneldim. Ani bir harekette bulunmaması için onu oturtup dikkatlice ayaklarının üzerine oturdum. Elleri direkmen karnımı bulduğunda bakışları yüzümdeydi.
"Sorun ne güzelim?"
"Birşey söyleyeceğim ama korkup ani bir tepki vermeyeceksin tamam mı?"
Kaşları hızla çağrıldığında iç çekerek konuştum.
"Korkulacak bir durum yok sevgilim. Sadece birazcık ağrım var ve bana hissedilir derecede bir acı veriyor."
Karnımda bulunan ellerini hızla sıktığında kafamı olumsuz anlamda salladım.
"Bebeklerimiz gayet iyi."
"Peki ya sen Prensesim?"
"Bende iyiyim. Hiçbir sorun yok!"
1 haftalık eğitimin ardından şişen karnımın izin verdiği kadar çardaklardan birine ilerleyip oturdum. Ben aralıksız eğitimlere devam ederken sevgilim birtakım kralık işleri yüzünden ortalıklarda görünmüyordu. Nerede olduğuna dair bilgilerim olsa da, Savaş hazırlıkları yapıyor olmaları bütün tüylerimi diken diken ediyordu. Bunun olmasını engellemenin sahiden de bir yolu yok muydu?
Karnımda oluşan ağrı ile kasılıp hızla doğruldum. Anında aile üyelerim etrafımda belirdiğinde yüzüme bakıyorlardı.
"Prensesim hani bugünkü eğitime ara verecektiniz? Öyle anlaşmıştık?"
Dudaklarımı büzüp sinirle yüzüme bakan iki vezire bakıyordum. Hanna hızla yanlarından ayrılıp önümde diz çöktü ve her zamanki gibi ağrıyan karnım için şifa büyüsü kullandı. Elleri hafif hafif karnımın üzerinde gezerken konuşmaya başladı.
"1 hafta içinde fazlasıyla büyümüş gibiler Prensesim, böyle giderse 6. Ayın başlarında bir doğum olabilir. Fazlasıyla hareketli davranıyorlar ve çok aceleciler."
"5. Ayın bitmesine çok az kaldı Hanna, Doğum konusunda emin misin?"
"Üzgünüm çocuklar, Velihatlar kesinlikle içeride olmaları gerektiği süre boyunca kalmayacaklar."
Bu durum kesinlikle tehlikeliydi. Bebeklerim 6. Ayın başında nasıl doğabilirdi!
Elim korkuyla karnıma gittiğinde gözlerimin dolduğunu hissettim. Vezirler birbirine bakıp bana döndü.
"Prensesim üzgünüm ama, artık bu durumla birlikte bu sancıları prensten daha fazla gizleyemeyiz. Buraya çağırmak zorundayız."
Pekâlâ bu defa kesinlikle yanımda olmalı. Bebeklerim İyi olacak mıydı?
Haber ile birlikte saniyeler içinde yanımda beliren Sevgilim hızla yanıma gelip oturdu ve endişeyle yüzüme bakmaya başladı.
"Güzelim neden ağlıyorsun?"
Yüzümden düşen yaşları hızla sildiğinde bu defa ailemize döndü.
"Çocuklar noluyor burada?"
Hanna bir iç çekip konuşmaya başladı.
"Prensim son zamanlarda olduğu gibi Velihatlar biraz daha hızlı büyüyor ve Prensese olduğundan daha fazla sorun çıkarıyorlar. Böyle giderse yakında bir erken doğum olabilir."
Tanın karnımda bulunan elleri hızla sıkılaştı.
"Bu durumun Prensesime etkisi ne olacak? Ve ne kadar yakın sürede olabilecek bir doğum?"
Beni istemeden hızla kendine çektiğinde Hanna yeniden konuştu.
"Tahminime göre doğum önümüzdeki haftalarda gerçekleşebilir."
"Bebeklerim daha 5. Ayını bile doldurmadı! Bu durum kesinlikle normal bir durum değil ve riskli öyle değil mi?"
"Prensim iblisleri geçin, daha önce hiçbir kralıkta böyle bir şey asla görülmedi. İnanın sonuçları ne olacak hiçbir fikrim yok. Ama geçmiş zamanda olduğu gibi yine söyleyebilirim ki, henüz Prensesimizde ve Velihatlarda hiçbir sorun yok. Gayet sağlıklı durumdalar."
"Pekâlâ planlarım bu şekilde değildi ancak, yapacak hiçbir şey yok. Derhâl hazırlanın ve bahçede eksiksiz olun. Geliyorum birazdan."
Yavaşça ayağı kalkıp anlıma dudaklarını bastırdı.
"Sadece birkaç saniye beni burada bekle güzelim. Gözünü açıp kapama hızın içinde burada olacağım."
Neler olup bittiğini anlamaya çalışırken 2 vezir yanımda kaldı Tan dediği gibi Sadece saniyeler içinde gidip geldi ve önümde duran vezirlere baktı.
"Gerekli herşeyi hallettim çocuklar. Hazırlık yapıp direkt olarak buraya gelin."
İki çocuk hızla yanımızdan ayrılıp gittiğinde dizlerinin üzerine çöken Sevgilim ellerimi ellerine alarak dudaklarına götürdü.
"Tan korkuyorum Sevgilim, neden birden bu kadar telaşa kapıldınız ne oluyor?"
"Hiçbir şey güzelim. Sadece aylar sonrasını düşünerek yaptığım bütün planlarımızı fazlasıyla erkene çekmek zorunda kaldım. Birazcık eksikleri olsa da, kesinlikle kusursuzluğun sen tanımı olduğuna eminim."
"Anlamıyorum Birtanem. Daha açıklayıcı olur musun?"
"Bundan sonraki süreç evimizde devam edecek Birtanem. Stresten tamamen uzakta olacaksın ve fazlasıyla kendine ve bebeklerimize odaklı olacaksın. Bir süreliğine derslerin bitiyor."
İtiraz istemeyen ses tonu ve bakışlarını onayladım. Buna ihtiyacım olduğunu artık sorgulamaya kesinlikle gerek yoktu. Çünkü durum fazlasıyla ciddi görünüyordu. Fazlasıyla kalabalık ailelerimiz aniden bahçeye hazır Bir şekilde toplandığında herkesin endişeli bakışları bizi bulmuştu. Çocuklara bakıp eksiksiz olduklarını anladıktan sonra Tan konuşmaya başladı.
"Gidiyoruz Sevgilim."
Anlıma Bir öpücük bırakıp saniyeler içinde ışınlandığında gözlerim tanıdık evden çok Uzak bambaşka bir yerde açıldığında şaşkınlıkla geldiğimiz yere bakıyordum.

9 katlı ve fazlasıyla geniş kocaman bir sarayın önünde duruyorduk. Tam ortasında akan 2 katlı şelale Kusursuz bir şekilde dökülüp önündeki kocaman denize karışıyordu. 2 taraflı geçiş merdivenleri vardı ve yerler dahil olmak üzere sarayın her yeri tamamen mermerdi. Küçük süs olarak yerleştirilmiş çimleri incelerken bakışlarım kocaman bahçeyi buldu. Rengarenk çiçeklerle süslenmiş ayrıca oyun bahçesi olarak ayrı bir yer dekore edilmisti. Bunun dışında misafirleri ağlarlamak için Kusursuz bir genişliğe yer verilmişti. Tanrım bunun arka tarafını henüz görmeye hazır değilim. Burası da kime aitti?
Ensemde bulunan nefes hızla Kulaklarımda bir sese dönüştü.
"Kralığımıza hoşgeldin Kraliçem!"
Kalbim hızlı hızlı atmaya başladığında dudakları hızla yukarıya doğru kıvrıldı.
"Burası artık sonsuza kadar yaşayacağımız ve tamamen bize ait olan Sarayımız. Umarım senden habersiz seçmeme kızmaz sürprizimi beğenirsin birtanem."
Böyle Kusursuz bir yeri seçtiği için ona kızacağımı nasıl düşünebilirdi? Ayrıca Tanrım!
Krallığımız! Sonsuza kadar yaşayacağımız yer gerçekten de burası mıydı!
Sadece bir bahçesi bile kendi krallığım kadardı! Karnımın izin verdiği kadar hızla kollarımı boynuna sardım.
"Prensim, Burası fazlasıyla kusursuz. Sahiden burası bize mi ait?"
"Kusursuzluk sadece sensin Kadınım. Sen Sadece Benim değil, Krallığımın İhtişamı en büyük Görkemsin."
Dudakları hızla dudaklarımı bulduğunda heyecanımın izin verdiği kadar karşılık verdim. Aile üyelerimiz için de aynı mermer yollardan ilerleyip bir sürü villadan Kusursuz tıpkı saray gibi dikkat çeken evler yapılmıştı. Şehrin girişi bile muazamdı. Sanki özel olarak tasarlanmış bir tarafımız tamamen Denize diğeri ise ormana aitti.
"Evleriniz belli çocuklar. Keyfinize bakıp yerleşin. Lütfen Bir sorun olursa da söylemekten çekinmeyin."
Aile üyelerine yumuşak bir ses tonuyla konuşup beni hızla kendine çekip Sarayın girişine ışınlandı.
"Burayı sana gezdirmeden önce gitmemiz gereken bir yer var Birtanem."
Heyecanla yüzüne bakarken daha ne gibi bir şeyle beni şaşkınlığa uğratabilirdi ki?! Bütün Bir ömrüm bu muhteşem sarayı keşfetmekle geçecekti sanırım!
Çift kapılı bir odaya geldiğimizde yavaşça kapıların açılmasına izin verdi. Odadan içeriye girdiğimde şaşkınlıkla ağzımı araladım ve bebek odası olarak dizayn edilmiş Koca odaya hayranlıkla baktım. 5 ayrı bölüm oluşturulmuş mobilyaları karışık renklerle bezenmişti. Bütün duvarların dekorasyonu farklıydı ve 4 erkek odası bir tane de kız odası dizayn edilmişti.

Çeşitli hayvan figürlerinin dekorasyonları içinde hep baş köşede bulunan bir kelebek vardı. Karga ve yarasa detayları yatakların hepsinde kullanılmıştı ve odada siyah tonlarıyla mor uyumu yakalanmıştı. Köşede bebeklerimiz için ayrı Bir oyun odası dizayn edilmişti ve kıyafetlerinin bulunduğu dolaplar odanın diğer ucunda bulunuyordu. Gözlerimden yaşlar aktığını fark ettiğimde arkadan belime sarılan eller omuzlarıma bir öpücük kondurdu.
"Bebeklerimize ve sana yaptığım sürprizimi beğendin mi güzelim?"
Kafamı hızlı hızlı sallarken gözyaşlarımı sildim.
"1 tane Prensesimiz mi olacak Sevgilim."
"Çoğunluğu anneleri gibi olan prensesler isterdim ancak, onlar bir dahaki sefere kaldı."
İma ile dudakları yukarıya kırıldığında bende buna eşlik ettim. Yavaşça beşiklere doğru yürüyüp bu güzel hissin beni etkisi altına almasına izin verdim. Bebeklerim mutluluğumu hissetmiş olacak ki hızla buna dahil olduklarında hala akmakta olan gözyaşlarıma elimi uzatmıştım ki, Tan benden önce davranıp çenemden tutarak bakışlarımızı buluşturdu.
"Ağlama güzelim, mutluluktan olduğunu bilsem bile, o güzel gözyaşlarının akmasına dayanamıyorum."
"Bebeklerimizin sağlıklı bir şekilde doğması dışında hiçbir şey istemiyorum."
"Belki de durumlar söylendiği gibi biraz erken gerçekleşecek ama, hiçbirinize birşey olmasına asla izin vermeyeceğim. Hepiniz iyi olacaksınız."
"Tan Odamıza götürür müsün bizi?"
Dudakları ima ile kıvrılırken hızla bizi siyahların hakim olduğu bir odaya getirdi. Fazlasıyla büyük bu odada tam ortada duran büyük siyah yatak bütün dikkati üzerine topluyordu.


2 ayrı oda fark ettim. Sanırım birisi banyo diğeri de giyinme odası olmalıydı. Salıncak, Siyah koltuk takımı ve televizyon ünitesi ile tamamlanmış Bir odaydı. Boydan olan bütün camları ve koca balkonu direkt olarak Deniz manzarasına bakıyordu.
Yavaşça yüzüme bakan adama yöneldiğimde kollarını açarak kendini hızla bana bıraktı. Üzerindeki gömleği benden beklenmeyen Bir şekilde paramparça edip yere fırlattığımda şaşkınlık ve memnuniyet dolu bakışlarla yere bakıyordu. Elinden tutup yavaşça yatağımıza yöneldiğimde önce oturmasını sağladım daha sonra hızla kucağına yerleştim. Şişik karnım aramızdaki mesafeyi kapatmamak için uğraşsa da buna bir şekilde çözüm bulup dudaklarımı dudaklarıyla birleştirdim. Beni açlıkla öperken yavaşça dudaklarımı ayırıp boynuna doğru yöneldim. Aslında açlığım daha başka bir şeyi arzuluyordu. Dişlerimin çıktığını fark ettiğimde küçük öpücükler bıraktığım boynuna hızla dişlerimi geçirdim. Elleri hızla belimi bulduğunda altımda zevkle kıvranıp hem acıdan, hem de zevkten zevke hırlamalar çıkarmaya başladı.
Göğüsünde uzandığım adamın vücudundaki diş izlerimin üzerinde ellerimi gezdiriyordum. Onun elleri ise çıplak bedenimde küçük küçük daireler oluşturuyordu. Kısa bir süre içinde ilk defa erkenden yorgun düşmüştü. Bunun nedenini anlamak hiç zor değildi. Vücudundaki bütün kanını kendime besin olarak kullanmıştım. Normalde İblis kanı bebeklerim için tehlikeli olabilirdi, henüz hangi türde doğacaklarını bilmiyorduk ama, bedenim o tadı arzuluyordu ve karşı koyamıyordum.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 627 Okunma |
62 Oy |
0 Takip |
46 Bölümlü Kitap |