30. Bölüm

V.M. 30. Bölüm

Lotus Çiçeği
sayonaraa

Bardakları masaya bırakıp hızla yanıma oturacağı sırada buna izin vermeden hızla kucağıma gelmesini sağladım. Vezir kesinlikle haklıydı. Bütün bunların bu kadar çabuk ilerlemesi imkansızdı. Sanki bilinmeyen Bir güç aramızdaki o perdeyi tam anlamıyla kaldırmıştı.

"Tıpkı seninle bugün birleşmemişiz de sanki yıllardır birlikteymişiz gibi değil mi?"

Kafamı hızla olumlu anlamda salladığımda konuşmaya başladı.

"Elimdeki bilgileri söylemek için odaya geldiğimde vezirime gerekli bilgileri verdim. O da bana kısa zaman geçtikten sonra başka bir konu hakkında konuşmak istediğini söyledi. Konuşalım dediğinde direkt olarak bağ durumundan bahsetmeye başladı ve kısa zamanda bir birlikteliğin olacağını söyledi. Dün gece yola çıkıp benim lafıma rağmen krallığa gelmen, hakkımda olan birçok şeyi görmen, beni korumak için kendini riske atman gibi birçok şeyden bahsetti. Bütün bunların ilerde olması gerekirken şimdi sana karşı olması ve bunun gerçek Bir bağ olup olmadığını öğrenmem gerektiğini söyledi."

"Tanrım sen bu yüzden beni aniden öptün! O bağı öğrenmek için!"

"Aslında onu isteyerek yapmadım. Sana gerçekten çekildiğim için yaptım. Ancak karşılık alamayınca üstüne sen gitmek isteyince, içimde oluşan hayal kırıklığını asla sana anlatamam Vasilis. Bilmiyorum gerisi fazlasıyla ani gelişti ve biranda seninle kendimi öpüşürken buldum. Ayrıca bu mühür işinden benim de haberim yoktu. Bütün bunları bile yeni öğrendim."

Eli kalbimin üzerine değdiğinde içimde oluşan o tarifsiz his beni biranda etkisi altına almıştı.

"Senin gibi özel bir prensese neden layık görülmüş olabilirim?"

"Ya ben sana layık görüldüysem?"

Hadi ama! Böyle bir şey olması imkansızdı. Nasıl olurda basit bir vezire böyle bir Prenses layık görülebilirdi?

Dudakları hızla dudağımı bulduğunda karşılık vermeme dahi izin vermeden ayrıldı.

"Bence sen kusursuz bir vezirsin. Sırf benim için, beni korumak için bile bağlılık yemini ettiğin bir Velihattan, savaş bile başlamasına sebep olabilecek Bir sır saklamayı tercih ettin. Buna rağmen kendini nasıl değersiz görebilirsin?"

"Bunu seni korumak için yaptığım doğru ancak, şimdi konu bambaşka ve asla senden ayrılmayacağım gibi de bir gerçek var. Sonsuza kadar sürecek olan bir birlikteliğe mühürlendik prenses farkında mısın?"

"Kulağa fazlasıyla hoş geliyor."

"Şuanda eşim olduğunu bağıra bağıra ilan edemesem de, Sevgilim olmayı kabul eder misin?"

Kafasını hızla kaldırıp yüzüme bakmaya başladı.

"Prensin ile arandaki sorunları büyütmek istemiyorum. Sen istediğin sürece de geri planda duracağımdan şüphen olmasın."

Dudakları büzülen kadının dudaklarına dokunarak buna hızla engel oldum.

"Tanrı aşkına sen ne dediğini farkında mısın? Prensimin özel hayatıma karışmayacağı gerçeği var Prensesim. Ayrıca sence seni bu saatten sonra hangi güç benden ayırabilir?"

Dudaklarım yukarıya doğru kıvrılırken onun da bana karşılık vermesi fazlasıyla kusursuzdu.

Velihattım yanına gitmem için haber gönderdiğinde kucağımdaki kızı dikkatle kaldırdım. Masanın üzerine bulunan meskeyi hızla kendine çekip yüzüme yerleştirdiğinde yaptığı her hareketi inceliyordum. Dudaklarıma küçük bir öpücük bırakıp kaçtıktan hemen sonra bu defa maskenin bulunduğu ve yanağımı kaplayan siyahlığa dudaklarını bastırdı. Hayır, bundan bu kadar etkilenmemem gerekiyordu!

Kapıya kadar yüzünde kocaman bir gülümseme ile eşlik ettiğinde anlına küçük bir öpücük bırakıp geri çekildim. Pekala bu kusursuzluk artık bana mı aitti?

Odadan ağır ağır çıkıp, Koridordan çıkıp yürümeye başladım.

Melenda:

Vezirim yüzüme bakarken, gözlerimi hafifçe kıstım.

"Bir şey mi söylemek istiyorsun sen bana?"

"Üzgünüm Prensesim ancak, sizinle Bir konu hakkında konuşmam gerekiyor."

"Seni dinliyorum vezirim. Neden bunun için bu kadar zorluk çekiyorsun?"

"Bu konu sizin ve Soydas Vasilis hakkında."

Adını duyduğumda kalbimden geçen o tarifsiz hissiyatla gülümseyerek yüzüme bakmaya başladı.

"Güçleriniz sandığımızdan çok daha fazla Prensesim, bundan etkilenen de yalnızca siz değilsiniz. Bizde bu mühre dahil olduğumuz için, sizin yetenekleriniz sayenizde mevcut yeteneklerimizde artış var."

Gözlerimi hafifçe kıstım, bunun iyi bir şey olması gerekiyordu öyle değil mi?

"Bu umarım iyi bir şeydir."

"Kesinlikle iyi bir şey."

Aklıma gelen şeyle gözlerimi hafifçe kıstım.

"Peki ya, Vasilis ile benim hakkımdaki şey nedir?"

"Şöyle ki prensesim, aranızda oluşan çekim sandığınız kadar basit bir şey değil. Ruhlarınız eş olmak üzere."

"Anlamadım bu nasıl mümkün olabilir?"

"Biz vezirlere Velihatları evlilik bağı oluşturduğunda bir mühür daha verilir."

Kollarını yavaşça sıyırdığında gözlerimi kocaman açtım.

"Aman tanrım bu sana biranda mı verildi! Ancak biz henüz bağ olmayı bırak, herhangi bir Duygusal bağ içinde bile değiliz Vezirim! Bu nasıl mümkün olabilir?"

Belirginleşen çizgiyi gösterdi.

"Evet prensesim bende bunun imkansızlığının boyutunu sizin kadar bilsem de, oluşan şey tamamen bu. Ayrıca bu mühür daha önce işaretlenen mühürlerden fazlasıyla farklı."

Heyecandan kendimden bağımsız hızla ayağı kalkıp etrafımda dönmeye başladım.

"Bir Saniye bir saniye. Öncelikle bu konuya hızla Bir açıklık getirmeliyiz! Tanrım onun doğru eş adayı olduğuna ne kadar eminiz ki! Ya yanılıyorsak?"

"Böyle bir şey imkansız prensesim, çünkü Birbirinize aşırı bir çekim halindesiniz. Daha önce böyle bir şeyi kimsenin görmediğine çok eminim, Vasilisin her tehlikede bulunduğunuz anda yanınızda olması kendisini bu tehlikelere hiç düşünmeden atması, cezasını bildiği halde mevcut prensinden sizin hakkınızda Bilgi saklaması tamamen sizinle alakalı bir durum. Sizden asla ayrılmıyor ve tahminim üzerine bu bağın tamamlanması için de bir şekilde birbirinize çekiliyorsunuz."

"Ama böyle bir şey olması imkansız! İMKÂNSIZ!"

"İmkansızlık sizin yanınızda olmaması gereken tek kelime. Ayrıca henüz güçlerinizin boyutunu bile bilmiyoruz."

"Peki benim bu durumda ne yapmam gerekiyor? Ondan uzak kalmam mı, ona yaklaşmam mı?"

"Uzak duramasınız Prensesim kesinlikle. Bu imkansız. Veziriniz olarak söylemeliyim ki, bence bu birliktelik için siz adım atmalısınız."

"Böyle bir şeye asla cesaret edemem ki! Of ben bunu nasıl yapabilirim! Daha önce hiç bir erkekle böyle konuşmamışken hemde!"

"Onu bir kahve içmeye davet edebilirsiniz? Durumlardan da bahsedip güvenini kazanmış olursunuz hem. Birliktelik için süre veremem, bunun nasıl gerçekleştiğini de öngöremem kesinlikle, ama iyi geçeceğinden eminim."

"Onun da bana karşı hisleri olduğundan eminsiniz yani öyle mi?"

Balkonumun kenarında aptal bir sırıtma ile saatler önce vezirim ile yaptığım konuşmaları düşünüyordum. Kalbim olduğundan daha farklı atıyordu ve kendimi bambaşka bir güvenin içinde hissediyordum. Bu his muazzamdı. Gerçekten bir birliktelik bağı bu kadar kolay mıydı? Ya da tüm bu olanlar ne kadar mantıklı olabilirdi?

Kapım çalmaya başladığında hızla ayağı kalkıp içeriye girdim. Sevgili Vezirim Cyrus ve Hanna gelmişti.

Onları içeriye davet edip oturttuktan sonra sıcak kahvelerden onlara da hazırlayıp hızla salona döndüm.

"Prensesim, tebrik ederim. Bugün hakkınızda Harika bir haber aldım."

"Bu birliktelik sizleri mutlu ettiyse ben daha ne isterim ki?"

Hanna elinde getirdiği cam kutuyu yavaşça açıp içindeki iksiri bana uzattı.

"Geçici bir büyü ancak bir süre en azından risk oyunlarında size yardımcı olacaktır Prensesim"

İksiri hızla alıp içtim ve birkaç dakika sonra ateş büyümü aktif ettiğimde duyduğum iki derin Oh ile bende buna katıldım.

"Prensesim! Sonunda bunu halledebildik."

"Sormayın gerçekten şuanda daha mutlu olabileceğim bir an daha hatırlamıyorum!"

Sohbet koyulaşmış ilerlerken gözlerim bir anda derin düşüncelere dalan kızı bulduğunda hafifçe kafamı eğdim. Bakışları anında beni bulduğunda gülümsedim.

"Reflekslerin gerçekten muazzam."

"Teşekkür ederim prensesim. Canınızı sıkan bir durum mu oldu acaba?"

Kapı hızla çaldığında yerimden kalkmadan açtım ve içeriye giren 6 çocukla bakışlarımı bu kızdan kaçırmadan konuşmaya devam ettim.

"Neden gizlemeye çalışsan da moralinin bozuk olduğunu hissediyorum Hanna?"

Dudakları anında büzülürken hızla toparlandı.

"Aslında konunun sizinle hiçbir alakası yok prensesim. Bugün yeraltı şehrine gittigimde Bir şeylerle karşılaştım ve aklım istemsizce takıldı."

Gözlerimi hafifçe kıstım konu kesinlikle ciddi bir şeydi. İblislerin dünyasına karışmamız kesinlikle yasaktı ama o hanede bulunan biri benim ailemdeydi. Yani bu durumda konu beni de ilgilendiriyordu.

"Umarım orada herşey yolundadır. Canını sıkan şey de ne?"

"Prensesim imkânsız olduğunu biliyorum ancak, size Bir şey sorabilir miyim?"

"Tabikide sorabilirsin."

"Ana kralımızın yıllar önce kaybolan oğlu Tanın aurasını bugün hissettim. Bu hissiyat o kadar güçlü ve kuvvetliydi ki asla yanıldığımı sanmıyorum. Sorun şu ki bunu kralıkta hissetmem imkansızdı. Sanki bu etki bana dış dünyadan geliyordu ve oldukça yakınımda gibiydi. Böyle bir Aurayı nasıl hissedebildim?."

"İblis kralının kaybolan bir oğlu olduğunu hiç duymamıştım."

"Biliyorsunuz ki Prensesim, sizler için prensesler çok önemli iken bizde durumlar tam tersi şekilde prensler eşliğinde yürüyor. Tan da ana kralımızın büyük oğluydu. Doğduktan sadece birkaç gün sonra korunaklı saraydan hiç kimse fark edemeden kaçırıldı ve birdaha asla haber alınamadı."

"Bebek bir prensi kim neden kaçırmak ister ki? Ayrıca İblis krallığının Velihattına ulaşma cesaretini kim gösterebilir?"

Yutkunup yüzüme bakan kıza gözlerimi kısarak baktım.

"Sorun da burda ya prensesim. Bugün fark ettim ki, Tanı hiç kimse hatırlamıyor. Hatta ben bile onun varlığını bugüne kadar unutmuştum. Kaldı ki nasıl oldu da onu hissettim aklım mantığım almıyor."

Duyduklarımla dudaklarım aralanırken doğrulamak adına bir kez daha sordum.

"İblis kralı ve halk kaçırılan Prensin varlığından habersiz mi demek istiyorsun sen? Doğru mu anladım ben?!"

"Evet prensesim. Durum Tamamen bu şekilde. Kulağa mantıksız geliyor eminim ancak, Tanı bugün aniden hissettiğimde aklımda oluşan sorulara cevap bulmak için ailemin huzuruna çıktım, Tan hakkında sorular sorduğumda bana onun kim olduğunu sordular ve çabalarıma rağmen asla hatırlamadılar. Ayrıca bir ara bende bunu unutur gibi olsam da, hızla durum toparlandı ve bir daha bu konu aklımdan çıkmadı. O zaman yaşanan kargaşaların Hepsi dün gibi aklımda iken, şuanda kimsenin Tanı asla hatırlamıyor oluşu sizce de garip bir durum değil mi? Bebek veliaht prense o Zaman ne olmuştu? Ya da velihat prensi kaçıran kişi şuanda nerede olabilir?! Soruları asla durduramıyorum çünkü onun iblis kanı bizim melez halimize kıyasla Tamamen saf. İçimizde ya da başka bir yerde ise bu zamana kadar kendini fark etmemiş olması imkansızdı! En azından çevresinden biri bile onun iblis kanı taşıdığını hissedebilirdi."

Bakışlarım sevgili vezirim ile buluştuğunda hızla ellerini havaya kaldırdı.

"Bu defa tıkanıp kaldım. Sanıyorum ki, sorun krallığın içinde, bir cadı tarafından güçlü bir büyüye mağruz kaldıkları için Velihattı hatırlamıyor olmaları çok bariz."

"Peki onu bugün durup dururken hissetmeme, hala daha varlığının içimde Bir yerlerde aynı hisle devam etmesine ne diyeceksiniz?"

Kapı yeniden çalmaya başladığında ona yakın olan Gibin hızla açtı.

"Oooo oooo sevgili eniştemiz de teşrif ettiler ha!"

Dudaklarım anında yukarıya doğru kıvrılırken Vasilis bakışlar eşliğinde gülerek içeriye girdi. Hanna bakışlarını yavaşça Vasilise çevirip göz ucuyla baktıktan hemen sonra hızla toparlandığında bu küçük bakışın anlamını sonra düşünmek için rafa kaldırdım.

Yanıma yaklaşan adam hızla gelip oturduğunda gözlerini hafifçe kısıp ortama baktıktan sonra konuştu.

"Umarım sizi rahatsız etmemişimdir. Yanlış bir zamanda geldiysem gidebilirim."

Kafamı olumsuz anlamda sallayarak elimde oluşturduğum Mührümü hızla gözlerinin önüne tuttum.

Şaşkınlığı ve sevincini gizlemeden konuştu.

"Tanrım omuzlarımdan kalkan yükü sana şuanda asla anlatamam! 2 gün içindeki bütün ana dersler iptal edildi ve kimseden bahane istemeksizin herkesin mührü için eğitim alanında olmasını istediler!"

Hepimiz gülerek gerçekten rahatlayan bu çocuğa bakarken aurasında heyecan artan o kıza bakmaktan kendimi asla geri çekemiyordum. Vasilis odaya girdiği ilk andan itibaren onu bu denli heyecanlandıran şey de neydi? Kalp atışlarına kadar onu heyecanlandıran şeye asla bir anlam veremiyordum. Soydaşım sevgilimden eşimden hoşlanmıyordu bundan kesinlikle emindim bu hissiyat bambaşkaydı ancak-

"Vezir gerçekten de Prensesimizin eşinin Vezir Vasilis olduğuna emin miyiz?"

Earla hepimiz gülerek bakarken bunu kaç yüz Bin defa sorduğunu merak ediyordum sahiden!

Aile üyelerime yeni katılan İmas ve Shiya da uzun süredir birliktelik yaşayan iki soydaştı. Crazy ve Dionas gibi Sürekli yan yana olmaları da beni ayrıca mutlu ediyordu.

Bölüm : 25.02.2025 12:20 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...