3. Bölüm

V.M. 3. Bölüm

Lotus Çiçeği
sayonaraa

"Zihin okuyan bir Prensin nasıl olur da senin zihninini okuyamadığını merak ediyorum."

Hafifçe gülümseyip cevap verdim.

"Lütfen zihnimi okumayı başardığınız zaman bunu benimle paylaşın. Tüyolara ihtiyacım var Prensim."

"Resmiyete gerek yok, okul sınırları içerisinde eşitiz Melenda."

"Okul sınırları dışındayız prensim. Kural kuraldır. Prenses olsam da yerimi biliyor saygımdan kusur etmiyorum."

"Neden dışlanıyorsun? Halkın sana karşı fazla kin dolu duyduğuma göre, büyü ile hafızlarına girdiğimize göre durum ciddi görünüyor."

Ağzımdan laf almaya çalışan bu küstah prensin ağzının ortasına geçirmek istesem de Vezirimin dedikleri aklıma geldiği için sustum. İstemesem de en azından okula gidene kadar böyle olmak zorundaydı. Bu herife katlanmam gerekiyordu.

" Belkide kabul görmemem gereken bir prensesimdir?"

"Yoksa kusurlu musun?"

İşte sohbeti daha fazla uzatmamak için sorduğu en mantıklı soruydu. Kafamı öne eğip sessizce durdum.

Bu iğrenç lekeyi kendime nasıl getiriyorum aklım almıyordu ama Vezirler bizim ana damarlarımızdı. Onların öngördüğü şeyler asla şaşmazdı. Bu yüzden tetikte olmak zorundaydım.

"Demek ki bütün dedikodular doğru. Yazık oldu."

Göz devirmemek için kendimi zor tutup ondan biraz daha uzaklaşarak cama yöneldim.

Saraydan epey uzaklaşmış durumdaydık ve hava giderek kararıyordu.

"Vezirin okul hakkında bilgilendirme yaptı mı prenses?"

"Hayır hiçbirşey bilmiyorum."

"Vezirin de mi sana baş kaldıranlar arasında?"

"Aramızın pek iyi olduğu söylenemez."

"Okula gelmeni isteyenin o olduğunu düşünmüştüm."

"Vezir babama sadık Prensim, prensese değil. Babamın başına açtığım belalardan artık sıkıldığını bana çoğu kez açık açık ima etti. Birbirimizi pek sevmediğimiz gibi, gereksiz yere hiçbir şey hakkında konuşmuyoruz da."

"Bu kadar dışlanmışlık arasında, ailenden ve diğer soylulardan alacağın tepkilerden korkmuyor musun Melenda?"

"Pek umrumda olduğu söylenemez aslında. Aileniz ve ailem arasındaki hiç kimseyle hiçbir zaman bir bağ kurmadım. Duygusallık arkadaşlık pek ilgimi çekmiyor."

"Yazık oldu Risk için sadece bir piyon olarak kalacak mısın yoksa?"

Kaşlarımı hafifçe çattım. İlgimi ilk defa çekecek bir konuya parmak basmış gibiydi.

"Risk de nedir? Açıklar mısınız prensim?"

"Ben senin vezirin değilim küçük hanım. Bu bilgileri vezirinden öğrenmen gerekiyordu."

"Geri dönelim ve ona birlikte soralım o halde. Belki yanımda olduğunuz sürece bana biraz da olsa kibar davranır ne dersiniz?"

Ah Vezirim! En azından basit şeyleri bana anlatabilirdin! Bu adamla muhatap olmak giderek sinirimi bozuyor!

"Bu kadar işsiz biri değilim prenses. Neyse ki şanslı günündesin. Üstüne pek gitmeyeceğim. Zaten okulda alman gerekeni alacaksın."

"Umarım soylu öğrencileriniz biraz akıllıdır da bana bulaşmazlar."

"Neden? Eğlenceli olacağından şüphem yok."

"Aksini düşünmüyorum."

En samimiyetsiz gülümsemem ile yüzüne bakıp meydan okuduğumda düz çizgi halindeki kaşlarının hafifçe çatıldığını gördüm.

"Vampirler okulun belirlediği bir risk oyunun parçasıdır ve oynamak zorundadır. Risk alacağın birçok savaş eğitimi dersinden daha güçlü ve eğitimli bir oyundur. Hayatta kalma stilini de belirler ve senin ileride gerçekten kraliyette layık bir kral veya kraliçe olup olmadığını öngörür. Bir prenses olarak kraliçe statüsünde değerlendirildiğin için, sana ait 3 birliğin olacak. Bunları en iyi şekilde yönetmek ve harita üzerindeki bölgende hayatta kalmak zorundasın."

"Saçmalığın adını gösterin deseler kesinlikle bu oyunu gözüm kapalı işaret eder arkamı dönmeden yürür ve giderdim. Kaldı ki Küçücük bir bölgeyi savunmak için birliklere ihtiyaç duyacağımı kim söyledi?"

Bu durum onu sesli bir şekilde gülümsetti. Hatta sadece onu da değil önde oturan iki çocuğun da gülme seslerine şahit oldum.

"Senin gibi dışlanmış bir prenses için koca bir kıtayı savundurmak mantıksız olurdu tabiki. Bu oyunu anlamanı beklemek de fazla aptallıktı kabul ediyorum. 3 birliğe sahip olacağını söylediğime çok bakma. Sen dışlanan bir prensessin, yanına iddia ediyorum ki 3 birlik üyesini bırak 1 tanesini bile alamazsın."

"Ne güzel ya işte. Uğraşılacak ne kadar da az derdim varmış. Okulu gelmeden sevmeye başladım."

"Ciddiyetini korumalısın prenses. Sandığının aksine Risk bahsettiğin gibi dalgaya alınacak bir şey değil. Riskin kuralları ölümcüldür."

"Dudaklarımda hissettiğim kanın tadı muazzam prensim."

Dişlerimi meydan okurcasına çıkardığımda gözlerini kısarak gözlerime baktı.

"Dışlanmış birine göre fazla cesaretlisin. Ancak kimse dışlanmış birinin yüzüne bakmaz. Saray hayatında gördüklerini unut prenses. Burda emrinin altına alacağın hizmetçin için dahi çabalaman gerekecek biliyorsun değil mi?"

"Tabiki, Vezir sanırım öyle bir şeyler mırıldanıyor gibiydi."

"Melenda!"

Camdan dışarıyı izlediğim bakışlarımı gözlerine çevirdiğimde, kızaran gözlerini ve kabaran saçları ile gözlerime teması koparmadan bakıyordu.

"Dinliyorum?"

"Okulun bahçesine girdiğimiz andan itibaren ben de sana diğerlerinden farksız davranmayacağım ve başına gelecek olan şeyleri sana en dostane şekilde anlatmaya çalışıyorum farkında mısın? Bence burnunun dikine gidip havalı olmaya çalışmaktansa, kuralları aklına kazımaya başla."

"Yıllardır soylulardan ve kraliyetten herhangi biri ile samimiyet kurmadım. Kaldı ki onlar da benimle ilgili hiçbir şeye dahil olmadı. Gördüğüm tek ortam 5 yaşındaki kutsama törenindeki yaşıtlarımdı. Biraz mantıklı düşünür müsünüz Prensim, beni dışlayan sizler mi, yoksa sizi dışlayan ben mi? Ne dersiniz? Güç sizlerle ulaşabileceğim şeyler değil. Güç kendi kendime elde edebileceğim bir şey. Bu yüzden mümkün olduğunca beni dışlayanlara destek verenlerden olun. Her neyse, Oyunun kuralları diyorduk öyle değil mi? Devam edin lütfen. "

" Bu kendinden emin hallerin ile 1 gün bile ilerleyeceğini sanmıyorum. Umarım sana insaflı davranan insanların eline düşersin de seni vefalı bir şekilde ezerler. Aksi taktirde ziyan olacak olman, fazlasıyla hayal kırıklığı ve dramatik. "

" Hayal kırıklığı mı? Gerçekten de dramatik. "

Verdiğim cevap gözlerinde saniyelik bir sinirin geçmesini sağladı ancak fazlasıyla profesyonel hareket ediyordu. Gardını bana birkez daha indirmedi ve beni ne uyarmak için ne de herhangi ekstra bir diyaloğa girmek için cümleler sarf etti.

" Birlikler 3'e ayrılacak Prenses. Piyadeler Süvariler ve Topçular. Zayıf halkalarını daima korumak zorundasın. Unutma. Bu zayıf halkaların dışında önemli olan 2 noktan daha var. 1. Asker sayıların, 2. Başkentin. Başkentinde bayrağını kaybettiğin an birdaha dönmemek üzere elenirsin. Oyun biter. Oldu da hayatta kalmayı bir şekilde başardın ve devam ettin, hala umut var gibi görünüyor, kıtana saklanan belli görevlerin var, kıtanı hem koruyup hem de bu görevleri başarılı şekilde bitirmen ve hazineye ulaşman gerekiyor. Hazine ödüllerin jokerler. İstersen ölen askerlerini 1 defaya mahsus oyuna sokabilirsin istersen de başka askerleri oyuna dahil edebilirsin. Unutma başka askerleri sokman da çok riskli. Müttefik yapmak istediğin zaman, sana yardım edip gelişmeni sağlayan bir müttefik her zaman çıkarları için sana yanaşır. Seni ona tehdit olmayacak kadar geliştirir ve elinde olan jokerleri ile ölen askerlerini kaldırmanı ister. Asker oyuna yeniden döndüğü andan itibaren bir bakarsın ki müttefiğin, bütün sırlarını bilen en azılı düşmanın ve olduğun kıtayı tek hamlesi ile ele geçirmiş azılı bir düşmanın Oluverir. "

" Harika bunu bile bile hangi aptal bir müttefik ile asker karşılığında anlaşır? "

" Bazı savaşların acıması yoktur Prenses. Başladığın oyunda saniyeler içinde ölüp eleneceğini mi sandın? Vampirler avlarından beslenmeden önce onları incitmekten zevk alırlar unutma. Bahsettiğim sıradan Riskin kurallarıydı. Gerçek risk Arena da gerçek düşmanlara karşı verdiğinde ortaya çıkacak. "

" Peki ya bütün bu anlattığın kurallara uymaz, daha da büyük bir delilik ile bu oyunu Red edersem ne olur? "

Yine gülümsedi.

" Kan Bakiresi yatağıma tek gecelik misafir olur. Kanın gerçekten de denildiği kadar lezzetli mi prenses? Bakmak için sabırsızlanıy-"

Saçlarımı kaldırıp boynuma yöneldiğinde hızla onu durdurup yanağına tüm gücümle bir tane geçirerek onu durdurdum.

"Kral olacak bir prensin bu kadar aciz şekilde faydalandığı zayıflıkları olması ne kadar da acı."

Saniyeler içinde arabayı terk edip arka araca bindiğimde ani fren ile duran arabadaki korumalar şaşırmış gözlerle gözlerime bakmaya başlamıştı.

 

"Ancak Prenses. Siz buraya nasıl geldiniz efendim!"

"Ben Ateş Kralığı Prensesiyim. Gücüm ve hızım Anka kuşunun ateşinden geliyor. Kutsal ve saf bir kan için fazla şaşırmış görünüyorsunuz beyler. Mesafeyi açmayın derim."

Araba hızla çalıştığında bunca boş sohbete neden bu kadar katlandım diye kendime kızmayı da ihmal etmedim tabikide.

Bedenim hafif bir etkinin altına girdiğinde gözlerimi kapatıp beni etkisi altına alan bu tarifsiz şeyin Prensle ilgisi olmadığını en azından çözmüştüm çünkü o şuanda burada değildi. Peki beni etkileyen bu şey neydi?

Bölüm : 20.02.2025 11:39 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...