
Arsız gülümsemesi ile dolgun göğüslerime şiddetli bir baskı uygulayıp kafasını o aralığa gömdüğünde bambaşka Bir zevk yaşayacağımı anlamam uzun sürmemişti.
Sabahın ilk ışıklarına kadar bu defa uykuya dalmış bu adamı kesinlikle ben zorlamış, kaç defa tenimde kaybolmasına izin vermiştim hiçbir fikrim yoktu! Tek bildiğim bu defa yorularak ilk defa kendi isteği ile uykuya daldığı olmuştu. Kasıklarımda oluşan tatlı sızılarla bacaklarımı hızla çıplak bacaklarına sardım. Uykuda dâhi olsa saniyeler içinde elleri kadınlığımı bulduğunda gülerek biraz yaramazlık yapmayı planlıyordum ki, uykulu sesini duydum.
"Derhal rahat durup uyu yoksa, seni aralıksız bayılacağın geceye kadar asla uyutmam!"
Dudaklarımı zevkle ısırdığımda ona biraz daha yanaşmıştım ki parmağını kadınlığıma hızla bastırıp beni acıyla inletti.
"Tanrım! Ciddi olamasın bebeğim değil mi?"
Kafamı kaldırıp yüzüne bakarken tek gözü açık halde bana sorgulayıcı bakışlar atarak konuştu.
"Hayır hayır! Sen fazlasıyla ciddisin!"
Kadınlığımla oynamaya devam edip beni zevkin tam ortasında inler vaziyette bırakıp parmaklarını dudaklarına götürerek konuştu.
"Gözlerini kapatıp derhal uyu!"
Sinirle ona sırtımı dönüp yatakta en Uzak köşeye gittiğimde beni tek hamlede kendine çekerek sinirle soludu.
"Hadi ben neyse de! Sana ne oluyor be KADIN! Ne bu arsızlık bugün böyle!"
Üstüme hızla çöküp sinirle soludu.
"Sana cidden iyi bir ders vermem gerekiyor. Hiç hissetmediğin bir şeyi hissetmelisin."
Güçlerini aktif ederek hızla içime girdiğinde sanırım boğazımı yırtacak kadar Bir çığlık atmıştım. Korkuyla yüzüme bakan adamın sırtına uzattığım tırnaklarımı batırdım.
"Hassiktir! Ruh hastası manyak Karı seni!"
Hangi acı sahiden Zevke dönüşebilirdi? Sanırım biraz daha zorlarsa yırtılmak üzere olan kadınlığım bana daha önce tatmadığım bambaşka Bir zevk tattırıyordu. İşin garibi de, mümkünmüş gibi onu daha fazla etkileyip daha fazlasını istiyor oluşumdu.
Bu doyumsuzluk da neyin nesiydi Tanrım!
Prens Tan:
Gözlerimi zorla aralayıp göğüsümde yatan kadına bakmaya başladım. Alışkanlık haline getirdiğim bu durumdan artık vazgeçemiyordum. Yüz hatlarını ezberlemek her anını hafızama mümkünmüş gibi kaydetmek istiyordum.
Yavaşça kımıldayıp bana daha çok sarıldığında uyku anında olmasına rağmen bedeninin ihtiyaçları beni tahrik ediyordu. Dün gece aklıma geldiğinde yatakta bu defa kıvranan ben olmuştum. Onun Harika bedeninde sayısız kez kaybolmuştum ve ilk defa buna yenilen ben olmuştum. Zevkin yaşadığımız Doruk noktası onu asla durdurmaya yetmemişti ve benden mümkünmüş gibi daha fazlasını istemişti.
Yavaşça yatakta uzanmasını ve rahat etmesini sağlarken dün gecenin esiri olarak yırtılmış çarşaflar ve yastık başlarına gülerek bakıyordum. Banyoya ilerleyip içeriye girdiğimde gözüme çarpan boy aynasına baka kaldım
Bütün bedenim kadınımın diş izleriyle doluydu ve izini tüm tenime fazlasıyla sağlam kazımıştı. Yorgun bedenimi soğuk suyun altına bırakıp rahatlamak için gözlerimi kapattım.
Odamıza girip üzerimi hızla değiştirdiğimde hala uyumakta olan kadına gözlerimi kısarak baktım. Sahiden 1 haftadır ne çok uyuyordu öyle.
Normalde benden önce kalkaması gerekiyordu. Boynumda bıraktığı ısırık izini kapatmak yerine yakamın birkaç düğmesini daha açıp diğer diş izlerinin de görünmesini sağladım. Prensesin vücuduma bıraktığı bu etkiyi herkesin görmesi gerekiyordu.
Ses çıkarmadan odadan çıkıp bana yabancı gelen bu akademinin koridorlarında yürüyerek bahçeye ulaştığımda, bir anda 248 kişiye ulaşan kalabalık ailem, prensesin ailesi ile bahçede oturmuş yüzüme bakıyordu. Yanlarına yaklaştığımda kalkmalarını engelleyip bende oturdum.
"Prensesimiz nerde Prensim?"
"Gece biraz geç yattı. Uyuyor şuanda rahatsız etmek istemedim."
Kafasıyla onaylayan vezire bu defa başka bir soru yönelten ben olmuştum.
"Velihatlar ve İblisler arasında bir sorun yoktur umarım?"
"Henüz olumsuz bir durumla karşılaşmadık. Sadece İblis velihatlar birazcık durumu garipsiyor."
"Zamanla alışırlar. Vampir Velihatlar Prenses Melenda için buradalar, taraflarını belli ettikleri için her birinin rahat etmesini sağlayın."
"Emredersiniz Prensim."
Kuzgunum uçarak omuzlarıma konduğunda konuşmaya başladı.
"Kraliçem neredelerr?"
"Uyuyor kuzgun. Rahatsız etmek istemedim."
Bana totosunu dönüp vezirlere bakmaya başladığında gözleri uzaklara dalmış kıza bakıyordum ki, beyaz hareleri ile hızla bana bakmaya başladı.
"İyi misiniz Prensim?"
"Ben iyiyim ancak, Sen neden dalgın gibisin Hanna?"
"İçimde aniden oluşan bir huzursuzluk hissettim Efendim. Lütfen ciddiye almayınız."
Yanımıza yaklaşan İblis velihatların hissettiğimde bu konuyu sonraya kaldırma kararı alıp yavaşça ayağı kalktım. Elini bana uzatan Prensin elini tutmuştum ki, kalbime aniden giren ağırlıkla, hızla ayağı kalkan soydaşlara baktım.
"Prensesim!"
Vezirin dudaklarından dökülen kelimelerle aniden odamızın içinde belirdim. Yerde boylu boyunca uzanan kadının yanına hızla çöktüğümde baygın haldeki Eşimi hızla kucağıma alarak yeniden ışınlandım ve revire hızla girdim. Hemşireler sevgilime müdahale ederken içeriye giren aile üyeleri şaşkınlıkla yatan kadına bakıyordu.
Gözlerim sadece bir tanesi ile buluştuğunda elleriyle oluşturduğu sembolleri prensese gönderip kocaman açılan gözleriyle yanında duran vezire tutundu.
"Tanrım Prensesimiz!"
Bakışları inanılmaz bir heyecanla beni bulduğunda gözlerimi kısmıştım ki heyecanı ile kekeledi.
"Prensim! Pre-Prensesimiz! Ha-Hamile!"
Bedenim baştan aşağı titrediğinde şaşkınlıkla sedye üzerinde baygın yatan kadını buldu bakışlarım.
Bu mümkün olabilir miydi?
Yanına hızla gittiğimde gözlerinin içine bakıp nabzını kontrol eden doktorun bana gülümseyen bakışlarını gördüm.
"Soydaş Hanna haklı Prensim, Prenses Melenda Hamile."
"Son zamanlarda halsizlik yaşamasının sebebi bu muydu yani!"
"Hormon değişiklikleri çok normal Prensim. Halsizlik hissediyorsa lütfen uzun süre kontrol altına kalmasına izin verin. Hissettiğim kadarıyla 5 âdet Velihat bekliyorsunuz."
Gözlerim kocaman açılırken bütün aile üyelerimiz heyecanla oldukları yerde kala kalmıştı. Elim ayağım birbirine dolanırken bende şaşkınlıkla öylece kala kaldım.
Saatler sonra sedyesinin başında öylece oturtup yüzünü incelediğim kadın gözlerini yavaş yavaş açmaya başlamıştı. Etrafı kontrol ettikten sonra bakışları beni bulduğunda dudaklarını büzdü.
"Özür dilerim Prensim, bir anda başım döner gibi oldu. Hiçbir şey hatırlamıyorum. Çok oldu mu?"
"Önemli değil güzelim, şuanda iyi misin?"
"Evet iyiyim hiçbir sorun yok."
Gülerek yüzüme bakarken imayla dudaklarına eğildim.
"İyi olduğuna emin misin Birtanem?"
Yüzü korkuyla aralandığında dudaklarım yukarıya doğru kıvrıldı.
"Yoksa sorun mu var Sevgilim?"
Kafamla hızla onaylayıp iç çektim.
"Hemde çok büyük bir sorun var Birtanemmmm."
Gözlerindeki korku giderek artarken dudaklarım dudaklarıyla buluştu. Yavaşça geri çekilip elimi göbeğinin üstüne bırakıp dudaklarımı bu defa oraya bastırıp doğrulduğumda kocaman olmuş kırmızı irisleri ile gözlerimin derinlerine bakıyordu!
"Tan! İnanamıyorum yoksa ben! Ben!"
Kafamı hızlı hızlı salladığımda kolları boynumu sıkıca sardı. Tanrım fazlasıyla da güçlenmiş miydi o!
Yavaşça bedenimden ayrıldı. Gözleri sevinçle parlarken heyecanlı heyecanlı o da elini elimin üzerine bırakarak karnına dokundu.
"İnanamıyorum bizim bir bebeğimiz mi olacak yani!"
Kafamı olumsuz anlamda sallayarak yüzüne biraz daha yanaşıp fısıldadım.
"1 değil tam 5 tane bebeğimiz olacak!"
Ağzı şaşkınlıkla kocaman aralandığında elleriyle hızla ağzını kapattı.
"Tanrım sen ne dediğini farkında mısın! Tanrım! 5 tane mi Tan!"
Gözlerinden akan yaşları fark ettiğimde kafamı hızla olumsuz anlamda sallayarak bunu engelledim.
"Ağlama birtanemm. Ağlama!"
Kollarını yine boynuma sardığında enseme bıraktığı o Kusursuz öpücüklerin etkisine takılı kalmıştım.
1 hafta sonra, Prenses Melenda:
Beynim bana oyun mu oynuyordu bilmiyorum ama çıkmış göbeğime yine aynı heyecan ile bakıyordum. Gözlerini açmış yüzüme bakan adamı fark ettiğimde hızla yataktan kalkıp yanıma geldi ve beni kendine bastırarak dudaklarıma öpücükler bıraktı.
"Bu manzaraya beni nasıl her gün aşık edebilirsin?"
Ellerini çok hafif şişmiş karnıma bastırıp boynuma sürtünmeye başladı.
"Duşa gireceğim. Hazırlanmamız Lazım!"
"Girelim Prensesim!"
Beni hızla kucağına aldığında çıplak vücudumu aldırmadan hızla banyoya ilerleyip duşa kabinden içeriye girdi.
Banyodan ciddi anlamda zor çıkıp odaya geldiğimde vücudumu koyulaşan mor gözlerin hapsinde kurutup çıkardığım ultra mini ve büyük çoğunluğu göğüsünde bulunan dekolteli dar elbisemi vücuduma geçirdim. Dolgun göğüslerim hafif taşsa da bu bir sorun yaratmıyordu. Şişmiş göbeğim dar elbisemin altından daha fazla belli olurken gülümseyerek oraya dokundum. Boy ayansından yüzüme bakan adamın yutkunduğunu görmek beni deli ediyordu. Uzun saçlarımı tepeden örüp sıkı bir at kuyruğu ile sardım. Siyah Karga detayları bulunan gösterişli tacımı takıp at kuyruğumu tacın arkasından kurtardım ve anlıma dökülen figürleri düzelttim. Kırmızı ve Siyah ağırlık koyu Bir makyaj yapıp, mat kırmızı bir rujla geriye çekildim.
"Dakikalardır soluksuz Bir şekilde seni izliyorum."
"Beklenmeyecek şekilde de sakinsiniz Prensim."
Hızla önüme gelip boynumun altına derin öpücükler bırakmaya başladı.
"Geceyi iple çekiyorum çünkü."
Dudaklarım yukarıya doğru kıvrılırken, yan tarafta bıraktığı Siyah kot gömleğini eline alıp kollarını geçirmesini sağladım. Düğmeleri ağır ağır kapatıp gözlerinin içine baktığımda son düğmede ellerimi hızla ellerine alıp dudaklarına götürdü.
"İyi misiniz Birtanem?"
Boşta bıraktığı elini karnıma bastırdığında gülümsedim.
"Sadece fazlasıyla heyecanlıyız!"
"Sakin ol. Fazla heyecanlı olmaman gerekiyor."
Yüksek ince topuklu, yine karga detaylı botlarımı ayağıma geçirip Eşimin koluna girerek koridorda yürümeye başladık. Gözleri gözlerimizle buluşan herkes bize hayranlıkla bakıyordu. Bahçede hazır bekleyen birkaç Velihat bize baş selamı verdiğinde gülerek bizi memnuniyetle izleyen ailemize doğru yöneldik.
"Yolculuğa hazır mısınız Prensesim?"
Gözlerimi kısıp etrafa bakıp kafamı olumsuz anlamda salladım. Sevgilimin gözleri kuşkuyla bana bakarken havada süzülerek uçan karga tam da omuzuma konduğunda gülümsedim.
"İşte şimdi eksiksiziz."
"Sizi kınıyorum Kralım! Sizi kesinlikle Kınıyorum!"
Kanatlarını açmış yüzüme yüzüme yanaşan Kargaya Sevgilim gözlerinini devirdiğinde ışınlanma mührünü hızla açtı.
Saniyeler içinde saray bahçemize geldiğimizde kalabalık olan sarayın bahçesine bakmaya başladım. Hafif bir mide bulantısı geçirsem de hızla toparlanmıştım. Arkamızdan gelen Velihatlara baş selamı verdim. Bütün Krallıklar burada toplanmış, Abim ve Prenses Elenorun nişan törenine gelmişti. Tanrım nişan sonrasına kadar ben nasıl bekleyecektim şimdi?
Ellerimi birbirine çırpıp heyecanla sevgilimin koluna girdiğimde yüksek seste gülen aile üyelerine katıldım. Memnun bakışlar eşliğinde saraydan içeriye girdiğimizde bakışlarımın buluştuğu 2 velihatta hızla gözlerimi devirdim. Neden yine karşıma çıkmışlardı?
Abime hızla ilerleyip boynuna atladığımda uzun bir süre sonra geri çekildim.
"Ateşim! Bu heyecan da neyin nesi böyle!"
Gözlerimi gözleriyle buluşturup omuz silktiğimde eşini yanına çekti.
"Sanırım bir karışıklık oldu ha? Evlenen sen misin yoksa!"
Dudaklarımdan bir kıkırdama koparken sevgilime hızla yanaşıp kollarının arasına girdim. Boynuma öpücükler kondurup birçok memnun bakış altında kaldık. Kapıları açılan saray kısmından babam ve eş adayı çıktığında, mevcut mutluluğumun bozulmaması adına görmezden gelerek abime bakmaya devam ettim. Yanındaki prensesi işaret ettiğinde hafif Bir baş selamı ile bana bakan Elenora Bakarak konuştum.
"Birlikteliğinizin başlangıcını tebrik ederim Prenses."
"Teşekkür ederim Melenda."
Yüzüme başka bir duyguya bakarken buna karşılık vermemek için bakışlarımı ondan çektim. Babam yanımıza geldiğinde hızla kollarını boynuma sardı.
Nişan töreninin ardından tebrikleri kabul eden abimin yanına sevgilimle koşa koşa gittiğimde gözlerini kısıp yüzüme bakmaya başladı.
"Dostum bu cadının bana söyleyeceği yok! Sabahtan beri yerinde duramıyor, neyi var onun!"
Dudaklarım yukarıya doğru kıvrılırken beni abime doğru iten sevgilime gülümsedim. Abime doğru yanaşıp yanaklarına küçük bir öpücük bırakıp Prenses Elenorun da duyabileceği bir şekilde fısıldadım.
"Tebrikler Prensim, Dayı oluyorsunuz!"
Geri çekilip ellerimi ağzımda heyecanla birleştirirken mutlulukla gözleri parıldayan abim tepki dahi veremiyordu!
"Tanrım bir bebeğiniz mi oluyor!"
Abimin yüksek seste mutluluğu bütün sarayda yankılanırken mutluluğuma dahil olan Eşim konuştu.
"Maalesef Prensim, bir tane değil tam beş tane bebeğimiz oluyor!"
Abim kahkahalarla gülmeye başladığında eliyle ağzını kapattı . Prenses Elenor hızla bana yaklaşıp kollarını heyecanla boynuma sardığında karşılık verdim.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 627 Okunma |
62 Oy |
0 Takip |
46 Bölümlü Kitap |