29. Bölüm

V.M. 29. Bölüm

Lotus Çiçeği
sayonaraa

Kaşlarım şaşkınlıkla yukarıya doğru kıvrılırken şuanda olup biten hiçbir şeye bir anlam veremiyordum. Prenses sanki, Sanki bir plan yapıyor gibiydi!

Elinde oluşturduğu ateş mührü ile hızla yazılı olan bir kuralı okumaya başladı.

"Velihatlar kendilerine özgü eşleri seçmekte özgürdürler. Nadir de olsa bu birliktelikler Soydaşlar arasında olur ve bir Velihatta karşılık verip cayan soydaşın cezası ya ölüm."

Mührü hızla yok edip dudaklarıma yanaştı ve o gülümseme ile devam etti.

"Ya da evliliktir."

Duraklaya duraklaya ölüm gibi bütün bu süreci yavaş yavaş anlatan prensese şaşkınlıkla baktım, o ise hâlinden büyük bir keyif alıyor gibiydi ve benimle dalga geçmekten asla kendini geri çekmiyordu.

"Ne yani ölmemi mi istiyorsunuz prenses!"

Gülen yüzü hızla asıldığında sinirle gözlerini gözlerime dikti.

"Evlilik dedim evlilik! Ne ölümü be!"

Gülme sırası bana geldiğinde büyük bir kahkaha atıp sinirle somurtan kadına baktım. Ellerini hızla çıkmış olduğunu tahmin ettiğim gamzelerime yerleştirdiğinde gözlerimi kapatarak bende oluşturduğu o muazzam etkilere kendimi bıraktım. Sanki parça parça bütün bedenim yerinden çıkıp onunla bütünleşmek istiyordu ve ben bunu nasıl durduracağımı kesinlikle bilmiyordum.

Ellerini yavaşça çekip gözlerimin içine baktı.

"Zorunlu bir şekilde hiçbir şeye dahil olmanızı istemem Vasilis. Lütfen yaptığım yanlış ise beni bağışla. Sana karşı oluşan hisslerim engellemeyecek bir boyutta ulaşmış gibiydi ve kendimi geri çekersem bu defa-"

Hızla dudaklarında olan yerimi yeniden aldım ve saniyeler içinde ayrılıp koltuğa oturarak kucağıma yerleşmesine izin verdim. Yaptığım hiçbir şeye tepki vermeden öylece izliyor oluşu altında eziliyordum. Bu kadar rahat nasıl davrandığımı açıkçası bende asla anlamamıştım. Ona çekiliyor olmam hiç normal değildi.

"Prensesim. Bana bunların hiçbirini açıklayarak kendinizi mahçup etmenize gerek yok. Bir karşılığı olmayacağını bile bile, sizi İlk gördüğüm andan itibaren içimde her zaman bir şeylerin büyümesine izin veren bendim ve bunu sizden izinsiz yaparak bütün suçu kendimde görüyorum."

Dolu dolu gözleri aniden gözlerimi bulduğunda rahatsız olduğu gerçeği ile onu kucağımdan indirmek için hamle yapmıştım ki yüzümde yeniden ellerini dolaştırdı.

"Ancak ben bunların hiçbirinin hata olmasını istemiyorum, izniniz doğrultusunda sizinle bir birliktelik sağlamak istiyorum."

"Prensesim, durumunuz ortada iken sizi koruyacak daha güçlü ve sağlam bir velihat seçmek varken neden bir soydaşı size eş adayı olarak görüyorsunuz?"

Kafasını hızla olumsuz anlamda salladı.

"Sahiden de güç peşinde koşan bir kadın gibi miyim uzaktan bakınca? Bundan bu kadar uzak durmama rağmen gerçekten de böyle mi görünüyorum soydaş! Ne kadar da Acı!"

Kalkmak için hızla hamle yaptığında reflekslerimi hızla kullanıp buna engel oldum.

"Böyle bir şeyi nasıl düşünürsün Melenda? Bunu ima etmediğimi gayet iyi biliyorsun. Ben seni tek başına koruyacak bir gücü sana veremem biliyorsun. Sadece kökü uzun süreli yaşamış bir soydaştan başka bir şey değilim. Sana asla bir velihat prens kadar güç verip destek olamam."

"Bahsettiğin güç bu mu?'

Ellerinde oluşturduğu o alevin siyah göz alıcı rengi ikimiz arasında durduğunda tıpkı benim gibi o da yeteneğine bakıyordu. Ben bunu kusursuzluğun bir sınırı olmaksızın tanımlarken o boş gözlerle buna bakıyordu.

"Ne kadar büyük bir tehlike altında olduğunu biliyor musun sen?"

"Güç, imtiyaz, üstünlük ve kıskançlıkla uğraşacak durumda değilim. Sadece bende olan bu yeteneklerin kaynağına inmek, neden o kişinin ben olduğumu bilmek istiyorum."

"Senin için gerçekten de doğru Bir eş adayı olduğuma inanıyor musun Melenda? Lütfen içindeki basit bir hissiyat gibiyse, geleceğini bunun için tehlikeye atma. Vezirinle bu konuyu konuşman gerekiyor."

"Pekala."

Bu defa reflekslerini hızlı kullanıp üzerimden zıpladı ve elinde oluşturduğu mühür ile tahmin ettiğim şeyi yaptı.

"Melenda bunu baş başa konuşman gerekiyor. Ben yokken. Bu sizin özeliniz!"

Bana ters ters bakarken kapıya ilerleyip açtı. Eli havada olan çocuk içeriye girdiğinde bakışlarımızı şaşkınlıkla buluşturdu.

"Birlikteliğin tamamlandığını hissetmiştim. Sanırım maskeyi çıkardığınız için Prensesim."

Ortaya büyük ve imalı bir giriş yaptığında, Tamamen unuttuğum şey ile yüzüme dokunduğumda gülerek içeriye giren Vezir bana baş selamı verdi ve sırıtarak tam da dibime oturdu.

Bir saniye o az önce birlikteliği tamamladığınızı hissettim mi demişti?

"Evet seni ahmak! Tam olarak öyle söyledi."

Karşımda ayakta dikilen kız sinirle bana bakarken giderek gülüşü artan vezir sinirimi bozuyordu.

Bu kız da zihin okuyordu değil mi?

"Beğenemedin gibi sanki?"

Sinirle kendimi kasarken Velihattımdan sakladığım düşünceleri bu cadıdan saklayamayacağım gerçeği beni etkisi altına aldığında yanan canımla hızla kafamı kaldırdım.

Kalbime değip mührünü söndüren su ile saniyeler içinde tekrar ateş yandığında dişil enerji konuştu.

"Beni daha fazla sinir etmeden sus!"

"Bu kesinlikle tahmin ettiğimden daha keyifliydi."

Cyrusa aynı anda döndüğümüzde ellerini hızla havaya kaldırıp konuştu.

"Pekala. Beni buraya çağırma sebebinizi biliyorum."

"Benim gitmem gerektiği gerçeğini ona söylemek zorundasın dostum."

Kafasını hızlı hızlı olumsuz anlamda salladı ve konuştu.

"Uzun zamandır sizi izliyorum Vezir Vasilis. Prensesin duygularından emin olduktan sonra sizi incelemeye başlamıştım ki, bu şeyin sadece hoşlantı olmadığını fark ettim. Ruhlarınız birbirine çekiliyordu ve Vezir olarak bu mührü hissedebiliyordum. Birliktelik bağınızın tamamlanmasına çok az kalmıştı ve bugün bunun olduğunu hissettim."

"Ama bu imkansız. Birliktelik bağları yalnızca evlilikten sonra vezirlere öngörülüyor."

Derin bir nefes alıp daha sonra verdi.

"Durum şöyle ki, yine çok kısa bir zaman önce fark ettiğim gibi Prensesin yetenekleri ailesinde olanların da gücünü arttırıyor. Ayrıca çok kısa bir zaman geçmesine rağmen üst rütbeli Vezirler gibi prensese aniden gelen mektupları hissedebildiğimi fark etmiş olmalısınız. Oysaki bu benim çok çok sonra alacağım eğitimlerle gelişmesi gereken bir süreçti."

Şaşkınlıkla ağzım aralandı.

"Haklısınız. Arabada aynı anda soydaşların yola çıktığını anlamıştık ancak, ben bunun üzerine çok düşmemiştim. Oysaki siz henüz Vezir eğitimlerine bile giremediniz değil mi!"

"Aynen öyle Vasilis. Bu gücün sınırını bende çok merak ediyorum ancak yakın Bir süre içinde öğrenebileceğiz gibi durmuyor."

"O da ne demek?"

"Prensesim maalesef abinizden aldığım bilgilerle, bir süre beklemeniz istendi. Bahsedilen vampir uzun zamandır ortalarda olmadığı gibi yerini fazlasıyla uzun süre saklayabiliyormuş. Ayrıca o olmadan bu yolculuğa çıkmanıza izin vermedi."

"Peki ya bu gücü ne yapacağız?"

Elinde oluşturduğu büyü ile vezirine baktı.

"Efendim Hana iblis krallığından güvendiği birkaç kişiyle büyü gizleme üzerine konuşuyor. En kısa zamanda dönüş sağlayacağını umuyorum."

"İblis krallığında bu konu hakkında konuşmak tehlikeli değil mi Vezir?"

"Haklısın Vasilis. Dediğim gibi prensesin büyü güçlerine aileye katılan herkes bir şekilde dahil oluyor. Bunu benimle birlikte Hanna da fark etti, gerekli bilgiyi aldıktan sonra Markus sayesinde hipnotize olmalarını ve unutmalarını sağlayacak. Markus okulda çoğu kişiyi büyüsü etkisine almaya başladı bile!"

"Tanrım ne yapıyor o?"

"Earl zorluyor prensesim! Lütfen sinirlenmeyin partiler için davet alıyorlar."

Karşımda duran kızın sinirle bakışları beni buldu.

"Hah sende gidiyorsundur o malum partilere!"

Gözlerimi kapatıp sinirle soludum. Tanrı aşkına benim öyle aptal insanların içinde ne işim olabilir? Bana bunu nasıl yakıştırabilir?

Hafif bir kıkırdama sesiyle gözlerimi hızla açtım. Beni mi denemişti o biraz önce? Gözlerimi kısarak yüzüne baktığımda omuz silkip yüzüme bakıyordu. Aramızdaki bu etkiyi bozan Cyrus olmuştu.

"Bir anda bu kadar samimi olmanız size Bir şeyleri kanıtlamıyor mu Vezirim?"

Hızla toparlanıp rahatsız bir duruma geldiğimde gülümsedi.

"Lütfen rahat edin çünkü bu ailenin bir parçasısınız artık."

Yavaşça mührünün olduğu kolunu yukarıya kaldırıp bana gösterdiğinde gözlerim şaşkınlıkla aralandı.

Gerçekten de evlilik sonrası vezirlerin koluna yerleşen mühür şuanda bileğinin biraz üstünde duruyordu. Elim hızla kalbime gittiğinde yutkundum. Sahiden böyle bir şey mümkün olabilir miydi? Tanrım onun için gerçekten de doğru kişi ben olabilir miydim?

Dudakları büzülen kadın üzgün sesiyle konuştu.

"Sanırım bunca şey ona fazla. Keşke sizi dinleyip bu kadar fazla şey bilmesine izin vermeseysim Vezirim. Daha bu kadar şey bile çok yeniyken şimdi de kalkıp ona bir gecede sonsuza kadar benimle olabileceği gerçeğini söylüyoruz. Keşke gerçekten bütün bunlar için acele etmeseydim!"

Elini yüzüyle kapattığı an sinirle soludum ve ayağı kalkarak yanına ilerledim.

"Neden her şeyi bu kadar yanlış anlıyorsun ve bu kadar hasas oldun biranda! Fazlasıyla güçlü o kıza ne yaptın? Anlatmak istediğim, vezirin elinde beliren bağlılık mühürü evlenmeden asla oluşmaz. Onlara mühürlenmez. Biz seninle bağlandıysak sen beni henüz kabul etmedin veya kalbimde bu mührün oluşmasını sağlayamasam diye sadece kendimden endişe ediyorum. Sadece kendimden sende hiçbir sorun Yok olamaz da! Zaten fazlasıyla kusursuzsun!"

Yanımıza yaklaşan Vezir hafifçe geldi ve elimi prensese yanaştırıp kalbinin üzerindeki kıyafetin biraz açılmasını sağladı.

Üzerinde dikenli dalları olan gülleri gördüğümde gözlerim şaşkınlıkla aralandı.

"Tanrı aşkına bu nasıl bir mühür?"

Yavaşça oradaki işini bırakıp beni ittire ittire aynanın karşısına getirdiği ve konuştu.

"Bu mührü ne olursa olsun gizlemelisin Vasilis. Ailenden hiç kimse vücudunu çıplak görmemeli."

Hızla yakamı aşağıya doğru kaydırdığında kalbimin üzerine yerleşen o mühür nutkumun tutulmasına sebep oldu.

Vezir yanımdan uzaklaşırken yanıma doğru ilerleyen kadın kalbime dokunup yukarıya doğru çıktı.

"Seni bunun için asla rahatsız etmeyeceğim. Sadece benden rahatsız olma olur mu? Ve bu kadar kısa sürede tüm bunların nasıl gerçekleştiğini sorgulama. Çünkü benim de bilmediğim bu gerçeklere asla verebilecek bir cevabım yok."

"Sen şu görüntüden rahatsız olduğumu falan mı düşünüyorsun hala! Tanrım seni yanımda Sevgilim eşim diye gezdirmek ne demek sen biliyor musun! Ben sana kavuşmayı bile hayal edemezken şuanda ilerideki krallığında sana eş olacağımı öğrendim. Asıl sen ilerleyen bu süreçte bundan rahatsızlık duyma diye ne gerekirse ben yapacağım."

"Senden nasıl rahatsız olabilirim? Seni her gördüğümde ağzım kulaklarımda atıyordu!"

Dudaklarım hızla yukarıya doğru kıvrılırken Vezir tekrardan konuştu.

"Şuanda bu durumu Abinizle paylaştım. Her şeyden haberi var sizi biliyor rahat olabilirsiniz. Bulduğu en kısa boşlukta yanınıza geleceğini bana haber verdi. Müsadenizi isteyerek şimdi de ailenizle paylaşacağım sevgili Prensesim."

Başıyla onaylan kızın anlına küçük bir öpücük bırakıp memnuniyet dolu bakışlarla kapıya ilerleyen vezirin arkasından baktım.

"Sadece bir öpücüğün bizi nasıl aynı mühür altında birleştirebilir?"

"Bilmiyorum ama, korkuyorum."

"Korkmalısın, o zaman güçlü olacak ve bütün bunları aşabileceksin. Aslında İyi tarafından bak bugün buraya gelmesem hiçbiri olmayacaktı."

Bakışlarını hafifçe kaçırıp yüzüme yeninden baktı.

"Belki de sevgili Vezirim ile buraya gelmen için öncesinden bir plan kurmuş olabilirim."

"Anlamadım nasıl?"

"Geç otur geliyorum hemen."

Beni hızla koltuğa doğru itip kızaran yanaklarıyla hızlı hızlı mutfağa ilerleyip ketıla su koymaya başladığında arkasından bakıyordum.

Bölüm : 25.02.2025 12:09 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...