
Prenses Elenor, Ayrıldığında abim beni hızla kendine çekti. O da ayrıldıktan sonra şişik karnıma hızla ellerini bastırıp gülümsedi.
"Tanrım! İnanamıyorum! Benim küçük Ateşim ne ara büyüdü böyle!"
Gözyaşları içinde kalmış babama aynı karşılığı verip kollarımı boynuna sardığımda, hemen arkasından ikiz kardeşlerim salya sümük ağlayarak üstüme atladı.
Bu kadar duygusal olmamaları gerekiyordu!
Benden ayrılıp Prensime sarıldıklarında hepimiz birbirimize gülerek bakıyorduk.
Akşam yemeğine oturduğumuzda velihatların tebriklerine katılmayan tek 2 kişi vardı. Sahi onlar tebriği bırak sohbet amaçlı tek bir kelime dahi duymak istemiyordum ya neyse! Saniyeler içinde iğrenç bir ima ile yüzüme bakan prenses kindar sesini asla gizlemeden konuştu.
"Bir İblis Prens İle nasıl olur da Velihat prenses birleşebilir? Ayrıca bu birliktelikten tıpkı Melez soydaşlarımız gibi bebekler doğacağını düşünmüyorsunuz değil mi?"
Fazlasıyla iğrenç bir kahkaha attığında sanırım midem yemekten değilde bu kızdan tiksinmemden dolayı ağzıma geliyordu.
"Seni ciddiye alarak kesinlikle mutluluğuma gölge düşürmeyeceğim. O çeneni kapat yoksa ben kapatırım!"
"Denemelisin."
"Yenilgiye doymuyorsun değil mi? Ne kadar da acınası!"
Konuşmaya devam ettiğinde onu asla ciddiye almadan sevgilimin çıkmaya başlayan kirli sakallarına ellerimi sürdüm. Arzuyla koyulaşan gözleri gözlerimi bulduğunda boynumun altına öpücükler bırakmaya başladı.
Uçarak yanımıza gelen kargayı hissettiğimizde Saygıyla eğildi.
Etrafa kuşku dolu gözlerle bakıp gözlerini gözlerimle sabitledi.
"Kraliçem, size huzursuzluk yaratan bir durum mu var?"
Kafamı olumsuz anlamda salladığımda birkez daha aptal kızın sesini duydum.
"Ben yanlış duymadım değil mi? Şu hayvan Prensese kraliçe diye mi hitap etti biraz önce?"
Karga konuşmak için hamle yaptığı sırada Prensim dahil oldu.
"Benim krallığımın kraliçesini sorgulamak ne haddinize?"
"Bak sen! Birilerinin dili sonunda açılabildi ha?"
Kargayı seven sevgilim işaret verdiğinde hızla uçup uzaklaşan kız Sanyanın üstüne geldiğinde kakasını direk olarak üstüne yaptığında dudaklarımdan kopan kıkırdamaya engel olamamıştım.
Saçlarından aşağıya düşen bok ile neye uğradığını şaşıran kız sinirle ayağı fırladı.
"Lânet olası hayvan! Ne hakla bunu yapabilir!"
Aile üyeleriyle yürümeye başladığında önümdeki etten bir parça daha alıp dudaklarıma götürdüm.
"Melenda sahiden iblis krallığında kraliçe mi olacaksın?"
Soru bana yöneltilse de, kesinlikle Tana bakıyorlardı.
"Velihatlarımız doğacak çocuklar. Ayrıca Prensesim evlilik istediği takdirde, ailemden ayrı olacağım. Bu da bir kralık kurmak için yeterli sebepler diye düşünüyorum."
"Aslında İblis krallığında sadece mevcut kralların Kargaları varken, sizin Prens tayin edildiğiniz anda bir karganız olması, işleyişin de bu şekilde olması gerektiğini gösteriyor."
"Yıllardır çalınan bir hayatın getirileri sadece."
Prensimin Bakışları Vladimiri bulduğunda suçluluk duymak yerine zevkle gülen adama kaşlarımı çattım. Sahiden de planları neydi?
Masanın altında ellerini yumruk yapmış sevgilimin elini tutarak göbeğime yerleştirdiğimde yumuşamış bakışları hızla beni buldu.
"Aslında ileride bir gün, İblisler ile aramızda olacak tüm sorunların düzeleceğine inanıyorum. Kesinlikle birgün yüzyıllar önce olduğu gibi birlikte olabileceğiz."
"Çok fazla hayal kuruyorsunuz Velihatlar. Bizi her daim öldürmek ve soyumuzu kurutmak için uğraşan pis bir dünyadan nasıl barış bekleyebilirsiniz?"
"Ortaya attığınız laflar iddadan öteye gidemez. Tarihte her daim ilk saldırıların Vampirler tarafından olduğunu asla unutmayın Prens Vladimir. Ayrıca İblis Kralı Hazra Gibi sayesinde uzun yıllardır Vampirler ve İblisler arasında hiçbir kanın dökülmediğini belirtmek zorundayım."
"Birileri dersine iyi çalışmış anlaşılan. Madem bu kadar iyimsersiniz, neden yeraltı şehrindeki sayısız kaynakların vampir halkları ile paylaşılmasına izin vermiyor, aksine bir savaş uğruna oraları korumak istiyorsunuz?"
"2 ayrı dünya olduğunu kabul etmelisiniz. Ayrıca yeryüzünde yaşamayı seçen sizlersiniz. Yeraltı şehrinin kaynaklarını ifşa ederek sadece kendi varlığınızı değil bizim varlığımızı da dünyaya açarak 2 ayrı türü de tehlikeye atmaya ne kadar meraklısınız öyle! Düşünceleriniz pek Zavallıca. Ancak babam ve diğer tüm İblis krallıkları izin verse dahi, içlerinde en güçlü ve gelecek vaad eden Kral olarak bu dediğinizin gerçekleşmesine asla izin vermeyeceğim. Dünyanın dengesi olduğu gibi kalacaktır."
"Sanırım sen kendini fazlasıyla yukarılarda görmeye başlamışsın bile. Bir hiç olduğunu anlaman ne kadar uzakta olabilir ki Prens Tan Elzem?"
"Bir zamanlar bahsettiğiniz Hiçlikte sakladığınız çocuğu unutmanız gerektiğini asıl siz ne zaman anlayacaksınız acaba? İblis krallığının güçlerini hafife almayın, ayrıca sizin soyunuzdan gelen ve güçlerine bizzat gözlerinizle şahit olduğunuz bir Prensesi hiç mi hiç hafife almayın."
Koyulaşmış gözleriyle gözlerime bakmaya başlayan prensime gülümsedim.
"Sanırım bu gerçeği sır olarak saklamak fazla mantıksız ha?"
Bütün Velihatlar gözlerimin içine şaşkınlıkla bakarken ellerini masanın üzerinde yumruk yapmış velihatla gözlerim buluştu. Vezirimi hızla huzuruma çağırdığımda saygıyla eğilip masaya doğru yanaştı.
"Vezirim derhal 1. Derece yeteneklerimi bilen tüm ailemin toplanmasını istiyorum."
Vezirim şaşkınlıkla yüzüme bakarken yapmak istediğim şeyin mantığını sorgulayıp Prensime döndü. Ancak hemen sonra gözleri beni buldu.
'Prensesim, bu yaptığınız kumar oynamak gibi. Güçlerinizin varlığından Vampirleri haberdar etmek istediğinize emin misiniz?"
"Son derece eminim Vezirim. Şimdi dediklerimi derhâl yap."
Saygıyla Bir kez daha eğilip hızla gözden kaybolduğunda şaşkınlıkla karşımda duran Velihatlardan biri konuştu.
"Ancak bilinen tek zihin okuma yeteneği Prens Vladimirde iken, siz Vezirinizin ic sesini mi duydunuz biraz önce?"
"Saçmalamayın Velihatlar. Asla öyle bir yeteneği olamaz!"
Sinirden kırmızının en koyuna dönmüş gözlerini gözlerime sabitlemekten hiçbir şekilde geri durmazken, sarayda yankılanan çan sesleri ile dudaklarım yukarıya doğru kıvrıldı.
Sevgilimle birlikte el ele kalkıp şaşkın bakışlar eşliğinde yürümeye başladığımızda hemen arkamızdan kalkan Velihat bize yetişmeye çalışıyordu ki, belimi kavrayan eller bizi hızla ailemin bulunduğu salondan içeriye getirdi. Bütün 1. Derece ailem ve onların ailesi burdayken boğazımı temizledim.
"Bir sorun mu var güzelim? Bizi buraya neden çağırdın?"
"Aslında Bir konuyu bugün açıklığa çıkarmamız gerektiğini fark ettim."
Abim gözlerini kısarak yüzüme baktı.
"İnsanlardan kendimi saklamak için kaçmış olabilirim ancak, neden kendi krallıklarım tarafından da gizli tutuluyorum? Yeteneklerim bir tehdit olsaydı, Honest krallığı sizce bu zamana kadar susar mıydı? Beni diğerlerine anlatmaz mıydı?"
Abim ve babam hızla birbirine baktığında konuşmaya devam ettim.
"İblis krallığının güçlerimden haberi var ve beni asla tehdit olarak görmediler. Ayrıca yeteneklerim karşısında krallığıma büyük bir ödül olduğumu söylediler ve henüz Tan ile olan mührümden habersizdiler!"
"Melenda, sen gerçekleri burda da mı söylemek istiyorsun?"
"Ben bunun doğru olduğuna inanıyorum. Aksi takdirde saklamaya devam etmek karşı tarafın eline bir koz gibi duruyor! Yani bu gece ne olaca-"
Kapılar hızla açıldığında içeriye giren 3 krala şaşkınlıkla bakıyorduk.
"Sen ne halt ettiğini sanıyorsun ha! Sana bunu yapman için izin vereceğimi mi sanıyorsun sen!"
"Kral Honest! Özel alana bu şekilde giremesiniz kendinize gelin. Ayrıca kimin kralığında olup, kimi tehdit ettiğinizi farkında mısınız?"
Abime doğru hızla bir hava büyüsü kullandığında aile üyeleri ani bir atakla bunu durdurdu. Herkes şaşkınlıkla Kral Honeste bakıyordu.
"Yapmaya çalıştığın o şeyden derhâl vazgeç yoksa seni mahvederim Prenses? Gücün kimin ellerinde olduğunu fark et! Seni yaşatacağımı mı sanıyorsun sen?"
Ellerimde oluştuğum Büyüleri görmesi için gözüne gözüne tuttum.
"Gücün kimin ellerinde olduğunu mu sormuştunuz siz? Güç benim Kral Honest! Sizi bu kadar korkutan şey de neyin nesi ha?"
"Hiçbir bilgin dahi yokken aptal güçlerinle beni yenemesin! Buna izin verecğimi mi sanıyorsun sen! İkinizin birlikteliğini engelleyememiş olabilirim ancak verdiğiniz rahatsızlık buraya kadar."
Elini havaya kaldırdığı an, mührünü aktif eden prensim hepimizi aniden Velihatlarla dolu bahçeye ışınlamıştı.
Herkes hızla ayağı kalkıp bize baktığında Tan konuşmaya başladı.
"Bugün Victorias krallığında bir prensesi tehdit etmediniz Kral Honest, Siz benim huzurumda bir İblis Kraliçesini tehdit ettiniz! Bunun sonuçları size fazlasıyla ağır olacaktır!"
Bütün krallıklar hızla bahçeye çıktığında herkes şaşkınlıkla bize bakıyordu.
"Sen beni tehdit ederek ne yaptığını farkında mısın delikanlı? Bizaat bana savaş açıyorsun!"
Gülerek yüzümüze baktı.
"Bunun Bir savaş olduğunu düşünüyorsanız şayet, derhal başlatabilirim. Öncelik de tarafımdan!"
Hızla eliyle işaret verdiğinde Prensimin mevcut bütün ailesi aniden arkamızda belirdiğinde dudaklarım yukarıya doğru kıvrıldı. Buda yetmezmiş gibi mührün içinden çıkan pumalar hızla önümüze atladığında 6 7 kat daha fazla çoğalmış olmalarına şaşkınlıkla bakıyordum. Hırlayarak tam önümüzde durduklarında beni hızla kendine çeken velihatım meydan okurcasına yüzlerine bakıyordu.
"Vampir krallıklarının aileleri ve toplam halk sayısı ile bile, mevcut aileme yetişemezken, burda huzurumda Kraliçemin canını almakla mı tehdit oluşturdunuz siz?"
Kral Honest ve beraberindeki herkes şaşkınlıkla bize bakarken, genç velihatların Hepsi hızla safımıza geçti. Krallıklar ortada kalıp olup biteni anlamaya çalışıyordu ve sözcü olmakla görevli Bir Kral hızla ortaya geçti.
"Burda olup bitenleri bize de açıklar mısınız! İblis Prens neden bu kadar sinirli ve Velihatlarımız! Hepsi neden onlarla birlikte!"
"Bu genç çocukların hepsinin beynini yıkıyorlar! Nasıl olur da yasaklanmasına rağmen bu iki Velihat birliktelik yaşayabilir! Yüzyıllardır barış içinde yaşamaya çalışan krallıklarımızı ne hale gelecek haberiniz var mı sizin!"
"Bu zaten uzun zamandır tartıştığımız bir konuydu. İki ayrı dünyanın Velihattı hiçbir zaman birleşmemeliydi, şuanda Prenses Melenda Hamile. Çocukların yaşayıp yaşanmayacağı bile belli değil!"
"Evlilikleri derhâl oy birliği ile red edilmedi!"
Kral Honest boğazını yırta yırta bağırmaya devam ederken, velihatım hızla konuşmaya başladı.
"Pekâlâ pekâlâ, bu yaşlı adamı yeterince dinlediniz. Nedenini bilmediğim bir şekilde hakkımdaki gerçekleri Airthon, Maisya ve Honest krallığı benden ve sizlerden yüzyıllar boyunca yeterince gizledi. Şimdi ise Vampir prenses ile ilgili olan birlikteliğimi size tehlikeli göstermeye çalışıp yeni planlara bir kez daha hepinizi dahil etmeye çalışıyor."
"Orda durmalısınız Prens Tan. Bahsettiğiniz şeyler büyük suçlamalar, durumunuzu bahsettiğiniz kralıkların bildiğine dair kanıtlarınız var mı? Ayrıca evlilik konusunun ciddiyetini tartışmadan nasıl birlikte olup Velihat getirme cesaretinde bulunabilirsiniz? Yasakları farkında değil misiniz?"
İblis krallığından hızla kapılar açıldığında gelen Kralı gördük. Yavaşça başımı eğip saygı duyup doğrulduğumda adım atarak yanımıza ulaştı. Önce Tanın sonra benim yüzüme gülerek baktıktan sonra kraliçesi ile birlikte kralıklara döndü.
"Vampir krallığına 7 kez savaş çağrısı gönderdiğimizden haberiniz var mı beyler?"
Bütün Krallıklar birbirine şaşkınca bakarken Kral Arthur bir kez daha konuştu.
"Bunun nedeninin ne olduğunu biliyor musun peki? Nedeni tam tamına 1695 yıldır oğlum Tanın krallığımdan kaçırılması. Hemde çok iyi bildiğiniz ve soy bağları sayesinde Vampirlerin temsili olarak saydığınız Kral David Honest tarafından!"
"Elinde ne tür kanıtlar var ki karşımızda böyle konuşuyorsun sen Hazra!"
"Vampir kraliçelerine kıyasla, İblis kraliçelerinin kralıklarımız için önemleri nedir biliyor musunuz?"
Yavaşça eşine dönüp anlına bir öpücük bıraktığında Kraliçemizin hızla eliyle açtığı büyüye şaşkınlıkla bakıyordum. Hanna ile ilk Tanı tartışmaya başladığımız andan olan ve kralıktan itibaren yaşanan bütün diyologları eksiksiz gösterdiğinde ağzım açık kalmıştım.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 627 Okunma |
62 Oy |
0 Takip |
46 Bölümlü Kitap |