
Kral yanıma doğru ilerleyip ellerini omuzuma koydu.
"Başından beri kusursuzluğunu nefes almadan izliyoruz prenses. Bu kadar Harika olmayı nasıl başardın bilmiyorum ama, sende gördüğüm gelecek, hiçbir prens ve prenses'de daha önce görülmemiş bir özellik. Krallığımın en önemli soydaşlarını ve en yeteneklilerini ailene kattığın için geleceğin adına asla şüphem kalmadı."
"Majesteleri bunların hepsi başından beri oyun muydu?"
" Bu bir caydırma politikasıydı. Şayet arkana 1 kere dahi dönmeden buradan çıkıp gitmiş olsaydın kendinle birlikte kazandığın soydaşları götürmüş olacaktın. Ancak şuanda değerli soydaşlarla birlikte kendine Airthon krallığının kapılarının sonuna kadar açtırdın. Güven krallığında bütün testleri başıyla geçtin güzel kızım. Ailene kattığın en sonki güç, bir haberci ve algı bozma kuşu, bir de onun sevgili eşi hipnotize vampiri oldu .Umarım seni Risk oyunları için daha güçlü ve donanımlı hâle getirebilmişizdir."
Kralın önünde saygıyla eğildim. Bütün bunlar için uğraşması, soydaşlarını benim için hazırlayıp krallığa giriş kapılarını açması, kalbimdeki kırgınlığı biraz daha yatıştırmıştı.
Sahiden de elimde olan bu kadar güçle, beni hala daha yetersiz görebilirler miydi? Hiç sanmıyorum çünkü arkam artık daha sağlam ve daha güçlüydü. Ayrıca nadir olan çift yetenekli soydaşlarım bulunuyordu. Hemde 6 âdet.
Yerdeki soydaşlar da hızla aileme katıldığında mührümün her ikisinin de kolunda damgalanmasını sağlayarak geri çekildim.
Crazy ve Dionas artık benim kusursuz ailemin Bir parçası olmuştu
Beni seçmiş olan bu güzel aileye kesinlikle bir vefa borcumun olduğunu bildirmem gerekiyordu.
Akşam yemeğinden sonra uzun uzun sohbetler ettiğim Kral ile, aile üyelerimizin yatmasıyla, Kraliçe Kral ve ben baş başa kalmıştık. Kusursuz kocaman bahçesinde sadece üçümüz kalmıştık. Eskiye dair bir konuyu açmak ve açmamak arasında kaldığımda sevgili kraliçemiz konuştu.
"Yüzünün hüzne boğulduğunu hissediyorum Melenda. Sorun nedir tatlım?"
Gözlerimi kraliçeye çevirdim. İnkar etsem dahi bunu anlayacağını biliyordum ve konuşmanın daha mantıklı olacağına karar verdim.
"Sevgili Kral ve Kraliçem, geçmiş hakkında size bir şey sorabilir miyim? Bu soru belki de sizi rahatsız eden bir şey olabilir."
Kraliçe elini elime koyup gülümsedi.
"Çekinmeden merak ettiklerini sor Melenda."
"Efendim yüzyıllar önce yapılan baş kaldırmada sevgili Prensinizi kaybettiniz. Ancak istemsizce bugün bazı şeyleri düşündüm. Krallığı düşürmek isteyen biri neden soyu devam ettiren prensesleri hedef almak için uğraşmadı da, tamamen kralıkla alakasız bir prensi öldürme gereği duydu?"
Kral ve kraliçenin bakışları aynı anda buluştuğunda, akıllarında oluşan soruların ardı arkasının bir anda kesilmediğini fark ettim.
"Neyi ima ettiğini anlayamadık Melenda. Bize daha açık olabilir misin?"
"Saçma gelebilir ancak, ben bunca şeyin Size ve krallığınıza karşı yapıldığı düşünmüyorum. Biliyorsunuz ki kehanet vampirleri de var, annem bana onların yapmış olduğu bütün tahminlerin tuttuğunu söylerdi hep. Ya prensin geleceği hakkında daha farklı şeyler olmuşsa ve bu bazılarının hoşuna gitmemişse? Yani demek istiyorum ki, bütün bunlar sadece bir kafa karışıklığı ise, asıl hedef prense?"
Kraliçe kralın elini sıkıca tuttuğunda umarım aklımdan geçenler saçma sapan bir krize yol açmazdı. Ama tüm gün boyunca nerdeyse bunu düşünüp durmuştum. O Prensin öldürülmesinin mantıklı hiçbir açıklaması olamazdı.
Kraliçenin gözlerinden birkaç damla yaş düştüğünde yaptığım şeyin bir annenin acısına tuz basmak olduğunu fark ettim. Hızla ayağı kalkıp önünde diz çöktüm.
"Kraliçem acınıza yapmış olduğum saygısızlık için lütfen beni cezalandırın. Boş bulundum ve geçmişi tekrar hatırlamanıza sebep oldum."
Kafasını olumsuz anlamda sallayarak yüzüme baktı ve gözümün önüne düşen saçları kulağımın arkasına iterek konuştu.
"Sevgili kralımız izin verirse, prenses ile yürümek istiyorum."
Kral üzgün eşinin isteğini geri çevirmedi ve onay verdi. Ayaklarımın üzerine kalkarak kraliçemizin de kalkmasına yardım ettim ve dümdüz olan bahçede yürümeye başladık.
"Melenda bu söylediklerinin beni üzdüğünü düşünüyorsun sevgili kızım öyle değil mi? Ancak ben bir anneyim, o olaydan beri asla içimde yanan evladımın acısını dindiremedim. Ölü olduğunu biliyorum fakat buna inanmak istemiyorum. Hem hangi anne evladının öldüğüne inanabilir ki?"
"Kraliçem sizi çok iyi anlıyorum, Fakat prensimizin cenazesini aldınız mı? Ya da ölümünü kanıtlayan bir şeyler gördünüz mü?"
"Krallıkta doğan her Bir velihat için, kutsal ağaçtan bir nişane yapılır. Bu nişane velihatlar yaşadıkça parlar. Ancak oğlumun ilk varisimin nişanesi uzun zaman önce söndü-"
Kraliçe elleriyle büyük bir ağacın yanında Ateşi kullanarak geçit açtığında bulunan 6 nişanenin de yandığını gördük. Bunun ne olduğunu anlayamasam da, kraliçenin gördüğü manzara hem susmasını hem de teninin bembeyaz olmasını sağlamıştı. Koluma tutunmakta güçlük çektiğinde hızla ona destek verdim.
"Kraliçem! Kraliçem iyi misiniz lütfen tepki verin!"
"Melenda! Oğlumun nişanesi! Baştaki nişane de tıpkı diğerleri gibi parlıyor!"
Ne tepki vereceğimi şaşırırken Kraliçe hızla elinde oluşturduğu mührü havaya fırlattığında bütün karanlık gece bir anda aydınlandı. Bu mühürün anlamı acil Bir yardım çağrısıydı ve Kral dahil bütün aile üyelerini buraya çağırmıştı.
Sevgili kralımız hızla yanımıza ulaşıp yerde dizlerinin üzerine çöken eşine yaklaştı ve yüzünü ellerinin arasına aldı.
"Sevgili kraliçem! Neyin var, sana ne oldu böyle!"
Korku dolu gözleri beni bulduğunda kraliçe gözyaşları içinde Krala Prensin Nişanesini gösterdi. Kral da saniyeler içinde buz gibi olmuş teni ile nişaneye baka kaldı ve gözlerini oradan alamadı.
"Anca-"
Konuşamıyordu.
Sevgili eşinin gözyaşlarına eşlik etmekten başka hiçbir şey yapamadılar.
Saniyeler içinde bütün bahçeyi aile üyeleri kapladığında herkes şaşkınlıkla nişaneye baka kaldı.
Aile üyelerim benimle birlikte sessizce köşede dururken yerden eşini kaldıran Kral toparlanıp duygularını kontrol etmek adına konuştu.
"Lütfen kraliçemi dinlenmesi için odasına götürün ve asla yanından ayrılmayın!"
Kraliçenin ailesi hızla ona yardımcı olup mühürü kullanarak bahçeden ışınlandığında gözlerimin içine bakan Kral yanıma yanaşıp beni hızla kendine çekti ve anlıma dudaklarını bastırdı.
"Sen kesinlikle karanlığıma adanmış Bir mucizesin!"
Kral ailesiyle ve muhafızlarıyla bahçeden saatler önce ayrılıp gitmişti. Bahçedeki koltuklarda ben, ailem ve Vasilis oturmuş öylece bekliyorduk.
"Prensesim şimdi ne olacak? Velihat prens yaşıyor mu yani?"
"Yıllar önce sönmüş bir nişane şuanda parlıyor. Bunun tek mantıklı açıklaması Prensin hayatta olduğudur!"
"Peki ya nerede? Böyle bir şey daha önce asla olmamıştı. Ayrıca nişane yeri mühürlenmişti. Kraliçe bugün ne oldu da orayı açma gereği duydu?"
Soruyu soran Dimitri ile bakışlarım buluştuğunda alt dudaklarımı dişlemeye başladım.
"Prensin ölümü hakkında kanıtları olup olmadığını sorma gereği duydum. Kraliçe de beni nişaneye götürdü. Ancak mührü açtığında bütün nişanelerin yandığını gördük."
"Tanrı aşkına! Böyle bir şey mümkün mü?"
Kraliçenin veziri yanımıza geldiğinde gülümseyerek yüzüme bakıyordu. Umarım bu İyi bir şeydir diye içimden geçirmeden edememiştim.
"Kralımız diğer kralıklara haber verdi Prensesim. Birazdan herkes ülkemize katılım sağlayacak. Kraliçemiz krallıklar için hazırlamanıza yardımcı olmak adına beni gönderdi."
Bu demek oluyordu ki çok acil bir durum söz konusuydu. Kızlarla ayaklandığımda erkekler de diğerleri ile birleşti. Kral ve kraliçeler toplandığında sivil kıyafetlerle olmamız yasaktı ve geceden beri parti elbiseleri ile duruyordum. Kraliçe tarafından hazırlanan odaya geldiğimizde kızlarla içeriye girdik. Üzerinde adlarımızın yazılı olduğu kutuları görünce kraliçemizin hassasiyeti mahçup olmamı sağlamıştı.
Ay prensesi adlı straplez göğüs dekolteli ve derin bir ayak yırtmacı olan çiçekli ve belli başlı rütbelere işlenen altın taşlı elbiseyi üzerime giyinip geri çekildim. Elbiseden ayrı balon olan kollarını giyinip, Kızlara döndüm. Elbisenin renginde işlemeleri daha düşük olan diz altı bele yapışan ayni kumaştan elbiseler de onlara gönderilmişti.

Dionas yanıma yaklaşarak konuştu.
"Bunlar kraliçemizin kızları için özel yaptırdığı Ay prensesi serisi efendim. Ancak daha önce hiçbir prensese bu elbiseyi vermemişti. Bizzat tasarımını kendisi yapmış sarayın önemli bir yerinde tutuyordu. Sanki milimine kadar size özenle tasarlanmış gibi. Harika görünüyorsunuz."
"Teşekkür ederim, aynı şekilde sizde muazzam ve kusursuzsunuz."

Kızlar beni çekip makyaj masasına yöneldiğinde dağınık topuzuma ay simgesi olan çubukta bir toka yerleştirdi. Aşağıya doğru dökülen yıldızlar muazamdı. Kraliçenin göndermiş olduğu Aydan oluşan görkemli tacı başıma yerleştirdiklarinde önümde saygıyla eğildiler. Daha sonra hafif Sarı ve Pembe karışımı bir makyaj yapıp dudaklarıma mat kahverengi bir ruj sürüp geri çekildiler. Aynadaki kusursuz görünen kıza baktım. Hemen arkamdan kızlar hazırlandı ve çalan kapıyla gelenlerin çocuklar olduğunu fark ettim. Oturduğum yerden kalkıp yürümeye başladığımda kapıda gözlerimin buluştuğu çocuklara bakmaya başladım.

Sarının hakim olduğu kraliyet kıyafetlerini giymiş omuzlarında çiçekli işlemeler bulunduruyorlardı. Vasilis ile gözlerim buluştuğunda onun kıyafetinin koyu bir siyah olduğunu gördüm. Yüzünün bu defa diğer yarısını kapatmış bir maske takmıştı ve harika görünüyordu.

Özenle hazırlandığı için anlaşılıyordu ki Vladimir de geliyordu. Gerçi şuanda bütün soy ağacının krallıkları burada olacaktı. Abim ve babamlar da dahil.
Yavaşça yürümeye başladığımızda geçen bütün hizmetkarlar durup selam veriyordu. Kalabalığın hakim olduğu saray salonuna girdiğimde bütün bakışların beni bulduğunu gördüm.
"Tanrım bu duyguyu ikinci kez yaşıyor olmak beni mahvediyor! Harika Harikaaaa!"
Earla uyarıcı gözlerle baktığımda hızla toparlanıp yürümeye devam etti. Diğerleri de bıyık altından bu duruma gülerken krallığımızın bulunduğu 3. Sıraya geçtim. Babam ve abim beni memnun bakışlarla karşılarken dizlerimin üzerine hafifçe çökerek selam verdim.
"Güzel kızım, Harika görünüyorsun."
Aileme bakıp bana gururlu bakışlar attığında abim beni çekerek hızla kollarının arasına aldı.
"Güçlerini akan damarlarında hissedebiliyorum küçük Ateşim."
Bütün krallıklar tam anlamıyla salonda yer aldığında Kral ve Kraliçe yavaşça içlerinde yürüyüp baş köşeye geçti.
"Acil çağrım üzerine beni kırmayıp buralara kadar geldiğiniz için teşekkür ederim. Dün gece yaşanan bazı olaylar fark ettik ve sevgili Ateş Prensesi Melenda sayesinde kraliçemin açmış olduğu Velihat Nişanesinde."
Sözlerini kesip hızla Nişane mührünü açtığında daha da yoğun parlayan Prensin Nişanesini herkes şaşkınlıkla baka kaldı.
"Oğlumun yaşıyor olduğunu gördük. Sizde biliyorsunuz ki bu Nişaneler Kutsal ağaca bağlı ve ağaç asla yanılmaz. Oğlumun öldüğünü gözlerimle görmüştüm ancak, şuanda yaşıyor olduğunun kanıtı da yine gözlerinizin önünde. Ben oğluma ulaşmak için her birinizden yardım istiyorum. Bana birtek siz yardım edebilirsiniz."
Abim tuttuğu elimi sıkılastırıp benimle birlikte hızla öne atıldı.
İkiz kardeşlerim de tabikide abimin arkasında buna dahil oldu.
"Victorias krallığı ve velihatları kralın 43556 ailesi, benim 6548 ailem, kız kardeşimin 18 kişilik ailesiyle daima hizmetinizdedir efendim."
Bizim arkamızdan hızla diğer kralıklarda buna dahil olduğunda Kral minnet dolu bakışlarını gözlerime kenetledi.
Kral Honest kralın yanına giderek desteklerini belirtti ve konuşmaya başladı.
"Simth beni dinlersen dostum önceliği bizim ve daha gelişmiş velihatların ailelerine arama için öncelik verelim. Henüz eğitim alan Velihatları bilmediğimiz bir tehlikeye atmayalım."
"Haklısınız majesteleri. Sizinle aynı fikirdeyim."
Kral Honest bizlere bakarak konuştu.
"Grandon Akademisi, Unciras Akademisi, Plasatin Akademisi ve Letras Akademisi öğrencileri ihtiyaç duyulmadığı sürece bu olayların dışında tutulacaktır. Hem sizin hemde ailelerinizin sağlığı için önceliğiniz akademik başarılarınız olsun. İnanıyorum ve Temenni ediyorum ki, Kayıp Prensimiz en kısa zamanda bulunacaktır."
Krallığın akşamki yemeğine davetli kaldığımız için ve bu süre içinde ailemle yalnız kalmadığım için uygun bir an kolayıp bulmuştum.
"Dimitri bizi sadece başbaşa kalabileceğimiz bir yere götürür müsün?"
Hızla kafasıyla onayladı.
"Tabikide Prensesim lütfen böyle ilerleyelim."
Prens ve prenseslerin içinden geçerek yürümeye başladığımızda ilk defa okul dışında gördüğüm velihatların memnun bakışlarını üzerimde hissediyordum.
"Ne kadar da tuhaf öyle değil mi? Kendi okulum ve soy ağacım bana düşmanlık yaparken diğer velihatlar bana samimiyetle yaklaşıyor."
"Prensesim sizin onlara ihtiyacınız yok biliyorsunuz. Ayrıca istediğiniz süre boyunca hafta sonu tatillerinizde dışarıdaki Akademilerle buluşma fırsatınız olabiliyor. Okullar birbirine çok yakın ve Meydan herkese açık."
Ters ters yanımdaki diğer aile üyelerime baktım.
"Ben bunları neden şuanda öğreniyorum!"
Hepsinin bakışları hızla başka bir yere kaydığında gözlerimi kıskanç bu çocuklara devirdim.
Boş bir eski yapıya geldiğimizde içerisinin ve etrafın temiz olduğundan emin olduktan sonra sevgili aile üyelerime tek tek baktım.
"Teşekkür ederim, beni seçip bana güvenliğiniz için. Umarım size sonuna kadar layık olabilen bir prenses olabilirim."
"Tanrım, siz fazlasıyla zarif ve güzelsiniz. Sizi seçmeyi red eden soydaşlara o kadar üzülüyorum ki!"
"Ayrıca Mührümde gördüğünüz sırrı sakladığınız için teşekkür ederim."
"Evet prensessss!"
Dimitriye gülerek baktım.
"Bu arada sevgili arkadaşlarım gördüğünüz mühürlerdeki sırrın dışında bir sır daha varrrr!"
Heyecanlı heyecanlı birbirlerine bakan çocuklara baktım.
"Durum şöyle ki ben sadece Ateşi kontrol etmiyorum sevgili ailem. Ben geri kalan 4 elementi daha kontrol edebiliyorum."
Ağızları açık şaşkınlıkla baka kaldıklarında ilk şoku atlatmalarını bekledim. Sözü vezirim devraldı ve devam etti.
"Ayrıca Prensesimiz şuan için doğa olaylarını kontrol etme ve zihin okuma gerçekleştirebiliyor."
"Tanrı aşkına bu imkansız!"
İkizler aynı anda tepki verdiğinde ellerimle oluşturduğum 4 elementi havada birleştirip saniyesinde yok ettim. Henüz elementleri kontrol etmeyi bilmediğim için riskli bir davranıştan uzak durmaya çalışıyordum.
"Mühürlerdeki 5. Elementin henüz ne olduğunu bende bilmiyorum. Ona dair hiçbir şey yapamadım. Nasıl aktif edeceğimi ve tek 1 mührü nasıl kullanabileceğimi de bilmiyorum."
"Prensesim, kralıklar bu özel yeteneğinizi fark ederse sizin için felâket olabilir. Genç yaşınıza rağmen yetenekleri olan ayrıcalıklı soydaşlar edinmiş olabilirsiniz ancak, hala daha bize rağmen güçsüzsünüz. Daha güçlü hale gelmeniz ve soydaş seçmeniz gerekiyor."
"Üzgünüm çocuklar ama, henüz herkese güvenebilecek durumda değilim. Ayrıca siz beni seçmemis olsaydınız, ben risk oyunlarına bile mevcut ailemle devam edecektim."
"Pekala, sizin yerinize soydaşları biz seçsek, bize itimatınız olur muydu Prensesim?"
"Size her daim güvenim sonsuz çocuklar. Ancak ben size böyle bir yükü yükleyemem."
"Aksine efendim sizin güvenliğiniz için daha fazlasını yapmamız gerekiyor. Güvenliğinizi öncelikte tutmalıyız. Bunun için de daha güçlü soydaşlara ihtiyacımız var."
Bakışlarım Cyrus ile buluştuğunda onayladı.
"Dimitri haklı prensesim. İşler sanıldığımızın aksine başka bir hal almaya başladı. Bu yüzden güvenliğinizi daha üst seviyelerde tutmamız gerekiyor. Bundan sonra ailenize alacağımız herkesin da güçlü ve sizi koruyacak potansiyelli olmasını esas almamız gerekiyor."
"Ailemin kapıları herkese açıktır. Ayrıca hepiniz zaten beni koruyacak potansiyelle sahipsiniz. Benim için hiçbirinizin birbirinizden farkı yok. Asla da olmayacak. Eminim ki elinizde bulunan yetenekler haricindeki savaş potansiyellerini eşit dağıtabilirsek herşey olduğundan daha güçlü olabilir."
Dionasın uyarıcı sesiyle hızla kapıya doğru döndüm.
"Prensesim yakınlarda hareketlenmeler mevcut. Lütfen konuşmalara dikkat edin."
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 627 Okunma |
62 Oy |
0 Takip |
46 Bölümlü Kitap |