
Bardağım elimden hızla kayıp içindeki kanla birlikte yere düştüğünde kafamı ağır ağır kaldırdım.
"Sana istediğini vermeyeceğim. Kendini ne kadar daha küçük düşürebilirsin diye sadece oturup izleyeceğim. Lütfen beni eğlendirdiğin bu oyuna Devam et Prenses. Keyifle izliyorum."
"Benden korkup, bu şekilde mi üstünlük sağlamaya çalışıyorsun Melenda?"
Gözleri mi devirip eşyalarımı toparladım ve yavaşça ayağı kalkarak yürümeye başladım. Burada durup daha fazla beni tahrik etmesini izleyemezdim doğrusu. Bir şey karıştırıyor oldukları bariz belliydi ve bir anda içime düşen kuşku ile gözlerimi kısıp arkama ufak bir bakış attım. Benim aile üyelerim hala daha etrafta değildi? Umarım bunda bir payları yoktur.
Önüme döndüğüm sırada hızla bana doğru gelenleri gördüm. Earl hepsini çekiştirip hızlı hızlı getiriyordu ve Vezirim onu sakinleştirmek için uğraşıyordu.
"Dostum acele edin!"
Bakışlarımız buluştuğunda hafifçe kaşlarımı çattım.
"Sonunda! Neredesiniz siz?"
"Parşömenleri kütüphaneden almaya çalışıyorduk Melenda. Sen iyi misin?"
"Evet iyiyim sorun ne?"
"İçgüdüsel olarak bize ihtiyacın olduğunu hissettik."
"Daha doğrusu sen bizi çağırdın."
Bunu yapabildiğimi bilmiyordum doğrusu!
"Evet birkaç Dakika önceye kadar vardı. Ama iyiki burada değildiniz, bir kavga ihtimalini düşünmek dahi istemiyorum doğrusu. Kendi çabalarım ile Halletim diyebilirim. "
"Parşömenler odanda Melenda, istersen daha fazla oyalanmayalım."
Yürümeye başladığımızda bizi izleyen bakışlara bir kez daha dönüp baktım. Siniri bütün damarlarında geziyordu ve kırmızılaşan gözleri kesinlikle ona boyun eğmem konusunda tahrik edici davranıyordu. Sanırım Bu konuyu ele almamın zamanı gelmişti.
Odama doğru ilerlerken elinde bir Ferman ile bize doğrudan yanaşan Vasilisi gördüm. Birkaç adımdan sonra yanımıza ulaştığında baş selamı verip fermanı uzattı.
"Risk oyunları giriş kılavuzunuz prenses. Ayrıca içindeki küçük harita ile konumunuzu görebilirsiniz."
"Teşekkür ederim Vasilis."
Odamdan içeriye girdiğimizde kapıların kapanmasını sağladım ve ortada düzenle indirilen Parşömenlere ilerledim.
"Öncelikle hanginizle başlıyoruz?"
"Krallık ve parşömen sırasına göre gideceğiz prenses. Ateşe hakim olduğunuz için bu konuda derslerde alacağınız eğitimler yeterli olacaktır. Su parşömeni ile devam edeceğiz. Bugün almanız gereken ders Su elementi. Bize yapabildiklerinizi gösterin lütfen."
Birkaç basit hareketten sonra parşömende yazan yazılar doğrultusunda sesli bir şekilde fısıldayıp devam ediyordum ki, Gibin ve Laidh dahil oldu.
" Bu şekilde olmaz Melenda. Suyu yanlış kullanıyorsun ve parşömeni yanlış okuyorsun. Kelimelere daha dikkatli odaklan ve el çevikliğini tıpkı ateşteki gibi kullan."
Yapmaya çalıştığım bükme hareketini tek hamlede yapıp suyu şekil vere vere havaya kaldırdıklarında bir kez daha denedim ancak yine başarılı olamadım.
" Biraz daha rahatlaman gerekiyor Melenda. Su sakinliği ve akıcılığı sever. Zihninin karmaşıklığını suya yansıtmaya devam edersen sürekli başarısız olacaksın."
Derin bir nefes alarak zihnimin geçmişe gitmesine izin verdim.
Geçmiş :
"Bugün ilk defa ateş eğitimi alacaksınız prenses. Son derece heyecanlı olmalısınız."
"Korkuyorum bay Padric. Ya ateşi kontrol edemezsem?"
"Prensesim, içinizdeki saf kan gücünü öyle bir ateşten alıyor ki, lütfen olumsuz düşünmek yerine daha sakin olun. Ateşin gücünü içinizde hissetmeli ve onu yönlendirmelisiniz. Unutmayın ateş sakinliği ve Asilliği sever. Ateşe hükmetmek istiyorsanız ona emir vermeli, kontrolü ondan almalısınız. "
Şimdiki Zaman :
İlk eğitimim gözlerimin önünden yana yana giderken suyun en kıvrımlı ve güzel haliyle yukarıya doğru çıkışını izledim.
" Tanrım suyun içinde ilerleyen küçük ama etkileyici ateşi görebiliyor musunuz? "
" Bu güç Muazzam. "
Diğerleri gibi etkileyici bir şekilde bende buna kendimi kaptırmış gidiyordum ki, çalan kapı ile hızla suyun akışını keserek burun kemerimi sıktım. Yavaşça ayağı kalkarken Earl havayı kullanarak tüm parşömenleri yukarıda bulunan odama çıkardığı gibi kapıyı açtım.
Karşımda duran saray muhafızı baş selamı ile bana bakıp konuşmaya başladı.
"Prenses Melenda, Kralımız sizinle görüşmek istiyor."
"Benimle mi?"
"Evet efendim."
"Anlıyorum. Konu hakkında herhangi bir talimatınız var mı?"
Kafasını olumsuz anlamda sallayan muhafızı birkaç dakika bekleterek içeriye geçtim.
"Kral beni huzuruna çağırıyor muhafız kapıda, Üzerimi değiştirip gideceğim."
"Gelmemizi ister misiniz prensesim?"
"Tabikide hayır, benimle görüşmek istiyor, ailemle değil."
Çocuklar ciddiyetsizliğime göz devirken hızla soyunma odama girdim. Kralın huzuruna çıkacağım gerekçesi ile mor uzun yırtmaçlı dar bir elbise giyinerek saçlarımı açık bıraktım ve yanıma başka bir şey almadan odamdan dışarıya çıktım. Beni bekleyen muhafız ile birlikte yürümeye başladığımızda içimde oluşan bir huzursuzluk hissiyattına kapıldım. Ancak aileme haber vermek için henüz çok erken olduğu için muhafız ile birlikte yürümeye devam ettim.
Sarayın yoluna doğru ilerlerken gözlerimi hafifçe kıstım.
"Acaba beni tam olarak kimin çağırdığını öğrenebilir miyim?"
"Kralımız çağırıyor efendim."
Adımlarımı durdurup tebessüm ettim.
"Kralınıza söyleyin o halde, kendisini dairemde bekliyor olacağım."
Muhafızı orada bırakarak yavaş adımlarla yürümeye başladım ve birkaç dakika ardından yeniden daireme dönüp içeriye girdim.
"Prenses bir sorun mu var?"
Kafamı olumsuz anlamda salladım.
"Küçük bir yanlış anlaşılmadan başka bir şey değil."
Su hareketini yeniden çalışmaya başladığım an kapı yeniden çalmaya başladı ve gözlerimi devirerek su elementinin akışını kestim. Earl hızla ayağı kalkıp kapıya doğru gittiğinde merakla hepimiz o yöne dönüp gelenin kim olduğuna bakmaya başladık.
Saniyeler içinde içeriye giren Kral ile hepimiz ayağı kalkıp saygıyla eğildik. Yüzüm kıpkırmızı olmuş yanarken çocuklar da şaşkınlık içinde olup bitene bir anlam yüklemeye çalışıyordu.
Bahsettiği kral gerçek kral mıydı yani?
Hay şansın böylesine!
"Prenses Melenda."
Mahcup mahcup yüzüne bakıp mantıklı bir cümle kurmayı hedefledim ancak bunun mümkün olmadığını anladığımda iç çekerek konuştum.
"Üzgünüm kralım birşeylerin ters gittiğini fark edip geriye döndüm. Lütfen saygısızlığımın bedelini bana karşı bir ceza ile ödetin."
Hafifçe tebessüm ettiğinde yavaş adımlarla koltuklarıma yürüdü. Ondan tarafta olan bütün aile üyelerim hızla bana doğru geldiğinde kral birkez daha samimi ve içten konuştu.
"Aile üyelerinle özel bir görüşme yapmıyorsundur umarım. Rahatsız ettiysem beni bağışlayın çocuklar."
"O ne demek majesteleri, sizi bizzat rahatsız ederek buraya kadar getirdiğim için büyük Bir suçluluk duygusu içerisindeyim."
"Böyle bir şey söz konusu bile değil Prenses. Lütfen rahatlayıp karşıma oturun."
Aile üyelerimin geçmesini sağladıktan sonra bende bana ayrılan köşeye geçerek oturdum ve bakışlarımı krala çevirdim. Dikkatle beni izliyor, memnun bakışlarını bana göstermekten kendini asla geri çekmiyordu.
"Prenses, fazlasıyla mütevazi ve kibarsınız. Tam bir asalet ve gelecek vaad eden bir Kraliçesiniz. Kardeşlerinizi burada ağırladığımız gün kesin bir kanıya varmıştım hakkınızda. Sizi her seferinde hayranlıkla izlerken buluyorum kendimi. Kendi egolarını ve yerini düşünen diğer prens ve prensesler gibi değilsiniz ve bunu görmek beni öyle mutlu ediyor ki sana anlatamam tatlım."
"Kralım, bu ince ve güzel düşünceleriniz altında mahcup kalıyor eziliyorum, lütfen böyle şeyler söylemeyin. Siz harika bir kralsınız, soydaşlarımızın yıllardır barış içinde yaşamasını sağlayan, Krallıkların yüzyıllardır savaşsız aynı sınırlar içerisinde yaşamasını sağlayan tek vasıflı lidersiniz. Sarayınızın bahçelerinde yetişen ben ve diğer prens ve prensesler, soydaşlarımız eminim ki izinizde en sağlam adımlarla ilerleyecektir."
Kafasını olumsuz anlamda salladı.
"Melenda, belki de samimi bir şekilde ilk defa bir prensese bu şekilde yanaşıyor ve uzun yıllar sonra ilk defa dertleşiyorum. Savaşsız yaşamaya çalıştığımız bu dünyayı maalesef artık ben bir arada tutmaya çalışsam da, kendi krallıkları buna izin vermiyor. Herkes aynı şartlarda ve eğitimlerde yer alsa da, herkes aynı görüş çizgisinde artık daha fazla ilerliyemiyor."
"Kralım ben sözlerinizden hiçbir şey anlayamıyorum. Bir sorun olduğunu düşünmeye başlamaktan korkuyorum."
"Risk oyunlarının neden var olduğunu biliyor musun Melenda?"
Kafamı olumsuz anlamda salladım. Açıkçası basit bir liderlik oyunu olduğunu düşünmekten öteye gitmemiştim.
"Risk oyunları yüzyıllardır var çünkü, Kral ve Kraliçeler savaş eğitimleri alamazlar. Bu yasak. Krallıklar kendi öz evlatlarının gelecekleri söz konusu olsa dahi gelişme süresinin farklılık göstereceğini bilir. Bu yüzden bir tarafa gelişirken diğer taraf çoktan herşeyi öğrenmiş ve savaş hazırlığına başlamış olur. Bu yüzden bu geleneği eşitsizlik olmaması ve krallıkların birbiri üzerinde hak talep etmemesi adına bu savaş eğitimlerini yasakladım. Ancak sizi gerçek dünyaya da bir şekilde hazırlamam gerektiğini biliyordum ve bunun için düşünürken günün birinde, Ateş krallığı kraliçesi Estonyadan bir mesaj aldım. Bu mesajda planlanmış bir oyundan ve kurallarından bahsediliyordu. Bu oyun tamamen Kralık fertlerinin kaderiydi. Derhâl büyük bir akademi yapılmasını emrettim ve birçok krallık ve soydaşlara haber saldım. Artık Honest krallığının Bir akademiye dönüştüğü ve burada herkesin en eşit ve adaletli bir eğitim alacağını yazdım. Aradan saatler geçmeden bütün prens ve prensesler, tüm krallıkların soydaşları akademi bahçesinde yer alıyordu. Planın en zor kısmı saatler içinde halledilmiş en basit kısmına sıra gelmişti."
Duyduğum bunca şeyin şaşkınlığını yaşarken bizzat aile üyelerimin de bana katıldığını görüyordum. Sanırım bunca şeyi ilk defa duyan ben değildim. Ayrıca risk oyunları gerçekten de benim annemin fikri miydi?
"Risk oyunları sayesinde, prens ve prensesler en iyi şekilde eğitilip, kalıcı ailenin kavramını sağlayabilecekti, uzun yıllar da bu şekilde ilerledi. Ancak son zamanlarda Risk oyunlarının belli başlı kuralları ihlal edilmeye başlandı. Bu durum başlarda göz ardı edilse de, maalesef yanlış bir karar olduğunu çok sonradan farkettim. Ben esneyen bu kuralları nasıl toplar ve haksızlığa uğrayan soydaşları kurtarabilirim diye düşünürken bir anda sen geldin ve geldiğin ilk günde aile seçimi yapmak istediğini belirttin. Bu karar deneyimli prens ve prenseslerin bile eğitimlerden çok sonra almak istediği bir karar iken, Bir andan bütün dikkatimi sana verdim ve ben oturup Kara Kara birşeyleri düzeltmeye çalışırken, sen bütün bir geleceğini etkileyen seçim ile benim aylardır uğraştığım büyük bir sorunu çözdün Melenda. Krallığıma dair fikirleri ve son noktaları ancak ben koyabilirim ama akademi kuruluşu ne kadar elimde olsa da kuralları yöneten ben değilim. Yüzyıllar önce annenin Kraliyet Fertleri için bulduğu çözümü, tıpkı aynı mantık çerçevesinde ilerleyerek ailen için de yaptın ve haksızlıkla bu okuldan gönderim sağlanan öğrencileri tek tek alarak buraya getirdin. Hepsinin saygın vasıfları tek tek düşürülmüşken, sen her birini Ateş krallığının varis ailesi yaptın. Sana saygım ve sevgim giderek artıyor prenses. Ve Bugün buraya gelmemin sebebi bütün bunlar değil."
Bütün bir element krallığının lideri odama kadar gelerek benden ne gibi bir şey isteyebilirdi? Ben ona ne gibi bir şey sunabilirdim?
"Prens Vladimir evlilik yaşında Melenda. Eş adayı henüz belli değil ve ben bir ay sonra gerçekleşecek Risk oyunlarının başlangıcı şerefine düzenlenecek gecede prensesini ilan etmesini isteyeceğim. Gönlümden geçen ve krallığıma yakışacağını bildiğim tek prenses sensin Melenda. Başta Krallığımın, daha sonra Varisimin kraliçesi olmak ister misin?"
Tanrım!
Nutkum tutulmuş bir şekilde karşımda Duran bu adama bakıyordum! Ne dediğini farkında mıydı!
Vladimir'e eş olmamı mı istiyordu! Hayır böyle bir şeyin mümkünatı olmadığı gibi onu asla ve asla eş seçme gibi bir durumum da söz konusu olamazdı.
"Kralım, sizi red etmek gibi Bir tavrım ve saygısızlığımın asla olmayacağını farkındayım ancak, Ben ve Prens Vladimir asla olamayız. Bu büyük teklife layık görülmek beni o kadar onurlandırdı ki, ancak buna layık olmadığımı düşündüğüm gibi, samimiyetinize inanarak Kendi fikrimi söylemek istiyorum."
"Dinliyorum Melenda. Lütfen çekinmeden düşünceni bana ilet."
"Kralım, hiçbir zaman mantık evliliği düşünmedim. Sıradan Bir kraliçe olmaktansa, sınırları zorlayan ve bambaşka bir hayat yaşamayı tercih eden bir kraliçe olmak istiyorum. Elimdeki her şeyi kaybetmek uğruna dâhi olsa, sevgi bağı ile birleşmek istiyorum. Açıkçası ileride ne olacağını bilmesem bile, karşıma çıkacak kişinin sadece Bir prens ile sınırlı kalacağını sanmıyorum. "
Kralın gözleri şaşkınlıkla büyüdü.
"Sen sırf aşk yemini için bir soydaşı prense tercih edeceğini mi söylüyorsun yani Melenda?"
"Eğer gerçek bir aşk büyüsüne kapılırsam kralım seçeneklerimi değerlendireceğimi söylüyorum."
Yavaşça ayağı kalktığında bizde hızla beraberinde ayaklandık.
"Oğlu için bütün servetini feda eden bir babayım, bütün krallıkları yöneten bir liderim ancak, dünyanın en iyi eş adayını, en iyi gelin adayını kaçıran bir Kralım. O günü seninle birlikte bekliyor olacağım güzel Melenda. O gün aynı uğurda savaştığım ve maalesef kaybettiğim ikinci mağlubiyetim olacaksın."
Kral odadan çıktığında hepimiz şaşkınlıkla arkasından baka kalmıştık.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 627 Okunma |
62 Oy |
0 Takip |
46 Bölümlü Kitap |