37. Bölüm

T. M.37. Bölüm

Lotus Çiçeği
sayonaraa

Çocuklarla Harika bir sohbetin sonuna geldiğimizde bana sarılan kız konuştu.

"Lütfen yarın Saraya uğrayın prensesim. Kraliçemiz sizi görmeyi çok istiyor."

"Yarın Tan ile birlikte huzura çıkacağımızı belirtin lütfen. Saraya dönerken de çok dikkatli olun sevgili Elticiğim ve Sevgili Kaynım!"

Yüzüme memnuniyet dolu bir gülümseme gönderip el ele orman yoluna girip gözden kaybolduklarında yanımda erkeksi hırlamalar çıkaran Sevgilime döndüğüm gibi dudaklarının dudaklarımı bulması bir olmuştu. Göğüs dekolteli olan elbisemin ipliklerini hızla çekip ellerini içine daldırıp acıyla inlememi sağladı. Aralanan ağzıma daha fazla girerken göğüs uçlarımı hiç affermeden sıkıyordu!

Şöminenin başında birlikte uzanırken göğüslerimin üzerine yuvarlak daireler oluşturan adamın göğüsünde uzanıyordum.

"Benimle evlen Melenda."

Duyduğum şey ile kafamı hızla kaldırıp yüzüne baktım.

"Sevgilim nerden çıktı bu şimdi?"

"Zaten mührümüz tamamlandı. Sadece resmiyet kaldı. Evlen benimle."

Yüzünü yavaşça ellerimin içine alıp gülümsedim.

"Zamanı gelince evleneceğim Prensim. Ancak şuanda herşey çok taze iken, seni ve aileni buna zorlamak istemiyorum."

Sıkıntıyla iç çekip kafasını arkaya doğru attığında kucağına atlayıp bakışlarının beni bulmasını sağladım.

"Canını sıkan şey de ne birtanem?"

"Seni tamamen sonsuza dek yanımda istiyorum!"

"Zaten sonsuza dek yanında değil miyim?"

"Bahsettiğim şeyi çok iyi biliyorsun prenses."

"Sevgilim, henüz hakkındaki gerçekleri yeni öğrenmiş durumdasın. Sorumluluklarının getirisini en iyi şekilde kavramalısın. Önceliğin bu olsun. Birdaha bizi kimse ayıramayacak zaten. Buna asla izin vermeyeceğim."

Kollarını belime hızla sarıp konuştu.

"Asıl seni benden hiç kimse birdaha ayıramayacak! Buna asla izin vermeyeceğim Güzelim."

"Aile üyelerimi buraya çağırabilir miyim?"

"Tabikide, istediğin her şeyi yapabilirsin neden benden izin istiyorsun Sevgilim?"

"Sadece senden izinsiz hiçbir şey yapmak istemiyorum Sevgili Prensim."

Beni belimden çekip yüzüne yaklaştırdığında burnuna öpücük kondurup geri çekildim. Gülerek ondan kaçıyordum ki daha merdivenin başına gelmeden kendimi bir anda önümde beliren çocuğun kucağında buldum. Pis bir şekilde gülerek konuşmaya başladı.

"Nereye kaçtığınızı sanıyorsunuz Siz Prenses?"

"Tanrım bu kadar güçlü ve hızlı olamasın!"

"Güçlerimin henüz hiçbirinin farkında bile değilsin."

Gülerek yüzüne baktığımda dudaklarını dudaklarımla birleştirdim. Ondan kendimi asla geri alamıyordum.

Harindanın göndermiş olduğu kıyafetlere baktım. Gözlerim lacivert taşlı yakası açık bir elbiseyle buluştuğunda hızla üzerimdeki kıyafetlerden kurutulup üzerime giyindim. Derin bir bacak yırtmacı ve sırt dekoltesi bulunuyordu.

Göndermiş olduğu makyaj malzemelerinin de paketlerini açıp saçlarımın düz Bir şekilde belime dökülmesini sağladım. Lacivert ağırlıklı makyajımla çok güzel görünüyordum. Aile üyelerimi hissettiğimde hızla odadan çıkarak merdivenleri inmeye başladım. Topuklu ayakkabımın sesiyle salonda bulunan aile üyelerim hızla kafasını kaldırıp yüzüme bakarken, vezirim ile el tokuşan adam kafasını hızla bana çevirdi bir daha da çekmedi zaten.

Yanlarına hızla gittiğimde beni önüne alan adam belime arkadan sarılıp açık olan omuzlarıma öpücükler kondurmaya başladı.

"Hoşgeldinizzz!"

"Hoşbulduk Prensesim. Sizi böyle güzel ve mutlu görmek bizi çok sevindirdi."

Tana kendimi birazcık daha bastırdığımda aile üyelerim memnuniyet dolu bakışlarla yüzüme bakıyordu.

Bahçeden dışarıya çıktığımızda elimi tutan sevgilim, kolunu uzatarak kuzguna yer açtı ve aile üyelerim ile birlikte hızla yeraltı şehrine ışınlandığında hissettiğim o farklı aura ile Tana baktım.

"Kusursuz olan bu havanın nedeni sen misin?"

Kafasını olumsuz anlamda sallayıp yürümeye başladığında adım attığı her anda, toprakta bulunan kurumuş çiçeklerin bambaşka bir şekilde yeniden canlandığını görünce şaşkınlıkla ağzım aralandı.

"Sevgilim şu yaptığın şeyin farkında mısın sen!"

Çiçekleri gösterirken beni kendine doğru hızla çekip gülümseyerek yürümeye devam etti. Saray kapılarına geldiğimizde muhafızlar hızla saygı duyup yolu açtı. Gösterişli sarayın koridorlarından yürüyüp Kral ve kraliçenin huzuruna geldiğimizde bu defa 6 Velihat ve Prenslesleri de yanlarında görmüştüm. Gözlerim Harinda ile buluştuğunda dikkat çekmeden bana el salladığında baş selamı ile ona gülümseyerek, yürüyen sevgilime katıldım.

Aynı anda eğilip Kral ve Kraliçeye selam verdiğimizde aile üyelerim de bizimle birlikte saygı duyup doğruldu.

"Hoşgeldiniz Prenses Melenda."

Yanına gitmem için işaret veren kraliçe ile, ellerimizi ayıran sevgilimden uzaklaşarak kraliçeye yöneldim.

"Hoşbuldum Efendim. Öncesinde gelemediğim için lütfen beni bağışlayın olur mu?"

Kolları hızla boynumu sardığında hızla karşılık verdim.

"Teşekkür ederim Güzel Gelinim. Oğlumu bana kavuşturduğun için."

Omuzlarımda bir ıslaklık hissettiğimde hızla geri çekilip gözyaşları akan bu kadına baka kaldım. Kafamı olumsuz anlamda sallayarak gözyaşlarını sildiğimde Tan da yanımıza hızla gelip annesinin anlına küçük bir öpücük bırakıp geri çekildi.

"Bunu yapmaya devam etmemen konusunda anlaştığımızı sanıyordum?"

Sorgulayan bakışlarla annesine baktığında yüzü bambaşka gülümseyen kadına baka kaldım. Yüzyıllardır ondan çalınan ondan kaçırılan en değerli parçasına kavuşmuş olmasının gerçeği ile içindeki duyguları kontrol edemeyişini anlayabiliyordum. Kraliçe bizden uzaklaşıp kralının yanına gittiğinde bu defa Tahta bulunan Kral konuştu.

"Velihattım, dün yaptığın şey hakkında konuşmak ister misin?"

Tanın bakışları beni bulduğunda eliyle ensesini kaşıyıp konuştu.

"Üzgünüm Kralım ancak, sevgili eş adayımdan daha fazla ayrı kalamazdım."

Kral kafasını olumsuz anlamda sallasa bile memnun bakışlarla yüzümüze bakmaktan geri çekilmiyordu.

"Tıpkı diğer Velihatlarım gibi, büyük oğlumun da bana Baba demesine yardımcı olur musun gelinim? Çabalarıma rağmen asla bunu dedirtemiyorum."

6 velihattına rağmen ısrarla Tandan duymak istediğini fark ettiğimde bakışlarım hızla Sevgilim ile buluştu. Sanırım demeyi o da çok istiyordu ancak, bunun için cesaret edemiyor gibiydi. Babasını işaret ettiğimde gözleri dolu dolu olsa da kafasını olumsuz anlamda salladı. Yavaşça elini tutup verdiğim destekle konuşmaya başladı.

"Lütfen sizi üzdüysem beni Affedin Babacığım. Sadece kuralları ve sınırlarımı aşmamak için uğraşıyorum."

Tahtan hızla kalkan adam yanımıza doğru gelip kollarını sevgilime sardığında müsade isteyerek geri çekildim. Minnet dolu bakışlarını üzerimden çekmeden oğlundan ayrıldı ve hızla yanıma yaklaşıp beni de kendine çekti.

"Sana dair umutlarım çok büyük güzel gelinim. Umarım bu yolda beni hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmazsınız."

"Umarım Kral-"

"Bana tıpkı diğer gelinlerim gibi Baba de!"

Kafamı hızlı hızlı salladığımda, yeniden konuştular.

"Lütfen Velihatlara tanışın, birazdan aranıza katılacağız."

Dört velihat ve eş adaylarıyla fazlasıyla iyi geçinip anlaşmış olsam da, geriye kalan 2 Velihat ve eşleri, tıpkı bana ve Tana bir o kadar soğuk davranıyordu. Bu durumun üstüne düşmeden yanımda oturan 4. Velihatın eşine baktım.

"Sevgili Eltimin şiş karnı neden bu kadar Harika?"

Yüksek seste bir kahkaha atıp konuştu.

"Keşke bende dıştan bakarak bu kadar güzel yorumlar yapabilseydim Melenda. Ufaklıklar beni fazlasıyla zorlamaya başladı. Hemde gelmelerine daha 3 ay varken."

Gözlerim kocaman açılırken konuştum.

"Yoksa ikizler mi!"

"Keşkeeeee, tam tamına üçüzlerrrr!"

İnanamayarak ona bakarken o benim diğerleri ile birlikte bu halime gülüyordu. Elimi hızla alıp karnında bir bölgeye koyarak konuşmaya başladı.

"Bak içerde bir yerde yaramazlık yapıyorlar!"

Tekme atışlarını hissettiğimde hayranlıkla bakıyordum.

"Tanrım onları yiyebilir miyim!"

"Bekle bir saniye Melenda! Onlardan önce sana doğmuş olanları yedirelim!"

5. Velihatın eşi konuştuğunda, emir verdi ve hizmetçisi olduğunu fark ettiğim kadın hızla içeriye gitti. Saniyeler içinde 4 tane küçük bebekle çıka geldiklerinde, biranda bütün Velihatların hepsinin buraya geldiğini fark etmiştim.

"Gözlerime inanamıyorum bunlar da ne böyle!"

Tanın kucağındaki bebek, Saçlarımı ellerine dolamış gülerek bana bakıyordu . Bu erkek çocuğuna bende hayranlıkla bakıyordum. Tıpkı annesi gibi sarışındı. Mor gözleri ışıldıyordu.

"Bunlar küçücük Tan!"

Diğer velihatların kucağında bulunan 3 bebeğe daha hayranlıkla baktım. İkisi kız ikisi erkekti ve kesinlikle çok fazla değer görüyorlardı.

"Benim ufaklar da bir çıka gelse, başka bir şey istemeyeceğim sahiden!"

"Daha seninkilere epeyce uzun bir süre var amcası. O zamana kadar bunlarla idare etmek zorundasın!"

"Hazır yapıyorken bize de 2 3 tane versenize!"

İmayla konuşan eşinin arkasına geçmiş şekilden şekile giren Harindaya baka kaldım. Sanırım eşi bir çocuk isterken o buna karşıydı. 4. Velihatın kardeşine ve eşine imayla baktı.

"Eşin nerede? Bizden çocuk isteyene kadar Bu teklifi ona sunsana!"

"Hadi ama sevgili Kayınbiraderlerim! Ne biçim konuşuyorsunuz siz böyle?"

Utana sıkıla konuşan kıza hep birlikte güldük.

"Evleneli daha 2-3 ay bile olmadı. Karımı rahat bırakın!"

Aslında kimse karısına Bir şey demiyordu. 7. Velihat fazlasıyla imalar içinde kendisini güzeller güzeli karısını utandırıyordu. Ya da tamamen bilerek yapıyordu bir bilgim yoktu.

Tan bir anda huzursuzlanan bebekle korkuyla yüzüme baktı.

"Melenda! Canını yaktım sanırım ağlamaya başladı."

Kafamı olumsuz anlamda sallayarak hızla elinden aldım.

"Sakin ol sevgilim. Hiçbir şey yapmıyordun ki! Başka bir şey vardır. Belki de karnı acıkmış-"

Ortamı aniden pis bir koku sardığında korkuyla burnunu tıkayan sevgilime baka kaldım. Hizmetçiler hızla yanımıza gelip bebekleri aldığında hepimiz birbirimize bakıp gülüyorduk!

Birkaç dakika sonra açılan kapılardan, sarışın 5 6 yaşlarında küçük çocuklar geldiğinde, bize soğuk davrandıklarını hissettiğim Velihatların yanına hızla gidip önlerinde durdular. Acaba ailece mi onlarda bir sorun vardı?

"Çocuklar Anne ve babanızdan önce amcanıza selam vermek zorundasınız. Bunu daha önce de konuşmuştuk öyle değil mi?"

Çocuklar anne ve babalarından onay alıp hızla yanımıza geldiler ve Önce Tana daha sonra bana karşı eğilip tekrardan ailelerine doğru yürüyüp yanlarında yer aldılar.

"Teşekkür ederim prens ve prenseslerim."

Hafif bir baş selamı ile bende onlara aynı karşılıkla selâm verdim.

"Sen büyük gelinsin Melenda. Lütfen bize ve çocuklarımıza karşı mütevazı bir şekilde davranma. İblis krallığında işler bu şekilde yürümüyor."

"Üzgünüm siz bana nasıl yanaşmak istiyorsanız öyle yanaşın sevgili Eltilerim, ancak bu krallığın gelinleri konumunda olduğumuz sürece, sizden asla üstün olmayacağım. Ayrıca sütatü ve Sıralamanın da bir önemi olduğunu düşünmüyorum."

"Çünkü henüz işleyişin nasıl olduğunu bilmiyorsun!"

Kraliçenin sesini duyduğumuzda hızla ona doğru döndük.

"Yersiz bir kıskançlık içinde bulunmamanız gerektiği konusunda sizi daha önce de uyarmıştım. Bütün Velihatlar ve eşleri gayet iyi anlaşırken sürekli sorunları çıkaran siz ikinizsiniz. Hiçbir zaman aranızda ayrımcılık yapmadım! Oğullarımla nasılsam Gelinlerimi de aynı eşitlikten yana tuttum. Bunu da bozmanıza izin vermeyeceğimi bilin!"

"Üzgünüm Kraliçem. Sözlerimi yanlış anladığınızı söylemek iste-"

Elini havaya kaldıran kraliçe konuşan prensesi susturup yanımıza doğru geldi.

"Bugün hava çok güzel ve kralımız herkesin bahçede toplanmasını istedi."

Velihatların yanında duran çocukları yanına çağırdığında arkasını dönüp yürümeye başladı.

4. Eltime hızla yönelip 3. Eltimle kalkmasını sağladım. Teşekkür Edip eşinin yanına yürüdü ve koluna girdi. 7. Eltim bana doğru yaklaşıp benim koluma girdiğinde arkasından iç çeken adamın yanına ilerleyen Sevgilim de kardeşini yine kolunun altına alıp sürükleye sürükleye yürümeye başladı.

Bölüm : 06.03.2025 05:23 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...