41. Bölüm

T.M. 41. Bölüm

Lotus Çiçeği
sayonaraa

"Güzelim sorun ne?"

"Vaktimiz varsa, oraya doğru gidebilir miyiz?"

"Nasıl istersen Yavrum. Sorun olmadığına emin misin?"

"Henüz Bilmiyorum Prensim."

Yavaşça karanlık ormana doğru yürümeye başladığımızda biraz önceki pumalardan daha kalabalık bir grup önümüzü kestiğinde, bu defa saldırmıyor, aksine sadece hırlıyorlardı.

Yerde acılar içinde kıvranan pumayı gördüğümde ona doğru adım atmıştım ki, önümü kesen pumalar hızla buna engel oldu. Tan pumaların önüne geçtiğinde birkez daha saygıyla eğilen pumlar Sevgilimin huzurunda fazlasıyla isteksiz bir şekilde yolu açtı. Hızla yerdeki pumaya yöneldiğimde şiş karnıyla onun hamile olduğunu anlamam uzun sürmemişti. Karnına dokunduğum an inlediğinde elimi hızla geri çektim. Sadece bir tane Yavru doğabilmişti ve sanırım o da ölü gibiydi. Can çekiyor oluşu ve ağlayan bu puma ile gözlerim buluştuğunda bana yalvararak baktığını fark ettim.

"Özür dilerim birazcık canını acıtabilirim."

Benim de gözlerim dolu dolu olurken, rahmine gelmiş olan yavruları büyük bir güçle hızla yukarıya doğru ittirdim. İnleyerek bağıran hayvanla bütün pumalar arkamda hırlayarak duruyordu. Bu defa hayvanın rahmine gelen küçük pumayı gördüğümde hızla doğumuna yardım etmeye başladım. 6 küçük yavru sağlıklı bir şekilde duyduğunda, az çok toparlanan ve gözleri yaşlar içinde kalan puma yerdeki ölü yavrusuna eğilip yalamaya başladı. Kalbimin derinlerinde büyük bir sızı hissederken gözyaşı döken bu hayvanın kulaklarını okşayarak, küçük yavruya dokundum. Derinlerden gelen bilinçsiz bir hissiyatla birkaç büyü sözcüğü kullanıp geriye çekildiğimde ellerimin deydiği küçük yavru kıpırdamaya başladı. Yanımdaki hayvan şaşkınlıkla küçük yavrusuna baka kaldığında diğerlerine katılıp ayakta durmaya çalışan yavrusu ile hızla etrafımda dönmeye başlayan anne puma yüzümü yalıyordu. Bu hissiyat beni gıdıklarken aniden arkamda eğilerek bana da saygı duyan Puma ailesine baka kaldım.

"Sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim, ancak İblis krallığının Gelini olduğum gerçeği yüzünden beni bağışlayın. Umarım birdaha bilinçli bir şekilde sizi rahatsız etmem."

Ben konuşmaya devam ederken yüzümü yalayan puma hızla partilerinden birini yüzüme koyup yavrularına bakmamı sağladı. Bana duyduğu minneti hızla kucağıma yatarak gösterdiğinde, gülerek yavrularını hava yardımı ile annelerine çektim. Göğüslerinin tadını alan yavrular büyük bir iştahla süt içmeye başladığında, doğumu yüzünden güçsüz düşen bu Pumanın rahatlamasını sağlıyordum. Gözlerini kapatıp bana bakarken Prensim de eğilmiş başka bir pumayı seviyordu.

"İnan bana sevgili dostum, bunu yapmak Gelinim için büyük bir zevkti."

Prensimin onlarla iletişime geçmiş olmasına hayranlıkla bakıyordum. Vezir ve Kuzgun diğerleri ile birlikte ormanda avlanıp genç anne adayına et getirdiğinde biraz daha da olsa toplanan Puma hızla gelen etleri yemeye başladı. Kafasını okşamaya devam ederken yavaşça toparlanıp yavruları ile ilgilenen babanın yanından Prensime doğru yürüdüm. Yavrularını başka bir üyeye teslim eden Baba hızla yanıma gelip bacaklarıma sürtündüğünde yavaşça başını okşayıp dudaklarımı başına kondurdum.

"Tebrikler, genç baba adayı."

Kıkırdayıp sırt üstü mutlulukla oynayan pumaya bakarken arkadan belime sarılan eller kulağıma fısıldayıp konuşmaya başladı.

"Beni delirtiyorsun. Gittiğin her yere dokunmayı nasıl beceriyorsun."

"Bilmiyorum."

"Sana minnet duyuyorlar."

Yavaşça yüzümü ona dönüp dudaklarına dudaklarımı bastırdım.

"Şefkatli Eşim benim."

Yanaklarıma ve boynuma öpücükler kondurup koyulaşmış gözleriyle yüzüme baktı.

"Kesinlikle eve dönmemiz gerekiyor.!"

Beni hızla peşinde sürükleyip yürümeye başladığında veda edemediğim bu sürüye hızla elimi sallayarak veda etmeye çalışıyordum.

Aniden ışınlanma büyüsünü kullanan adam bahçesine geldiğinde, gözlerini kısarak yüzüne bakan vezirim konuştu.

"Prensim, prensesi böyle alıp alıp gidemezsiniz!"

"Sonra vezir sonra."

Hızla benimle birlikte içeriye doğru yürürken, baktı olacak gibi değil, hızla beni kucağına alıp odasına saniyeler içinde resmen ışınlandığında dudaklarımdan kopan kıkırdamalara asla engel olamıyordum.

"Sevgilim kafayı mı yedin sahiden noluyor sana böyle!"

Üzerimde bulunan canım elbiselerim yine param parça yerdeki yerini alırken dolgun göğüslerime hiç affetmeden saldırdığında, tahrik olmuş bedenimle karşılık vermeye başladım. Ancak onu daha fazla etkileyeceğimi hiç plana katmamıştım.

Cumartesi sabahı yavaşça gözlerimi açtığımda morun en koyu olan gözlerini gözlerime dikmiş adamla karşılaşmayı beklemiyordum. İstisnasız 3 4 gündür her uyandığımda aynı manzara ile karşılaşıyordum. Saçlarına ellerimi daldırdığımda gözlerini hızla kapatıp altındaki yerimi almamı sağladı.

"Uyanmanı bekliyordum, giderek uykucu mu oldun sen?"

Kafamı olumsuz anlamda sallarken bana gözlerini devirip ellerimi kafamın üzerinde birleştirip dolgun göğüslerimin arasına hızla girdi. Bu herifi sanırım asla doyuramayacaktım. Asla ama asla sınırı yoktu. Nerdeyse sabahlamış, 2 saatten daha az bir süre ile uyumuş olmamıza rağmen, onu kesinlikle tatmin edemediğimi anlamıştım. Bacak aralarım onun varlığını uyurken bile hissediyordu o dereceye gelmiştim.

Öğleni geçen saatti gördüğümde gözlerimi pörtletip yataktan doğruldum.

"Tanrı aşkına! Bütün gün bu yatağa takılı kalamayız!"

Tek Ellini başının altında birleştirip beni boşta kalan eliyle üzerine çektiğinde gözlerimi kısıp çıplak vücuduna dokundum.

"Kesinlikle sana bir ayar çekmem gerekiyor doyumsuz Prens."

Gözlerini kısıp yüzüme bakarken boşluğundan faydalanıp hızla banyoya ilerleyip kapıyı arkamdan kilitledim.

Arkamdan sert bir şekilde kapıya vurmaya başladığında gülüyordum ki, aniden bütün yerler gözümün önünden kayar gibi olduğunda kapıya hızla tutundum.

"Açıyor musun bu lânet kapıyı kırayım mı!"

Hızla toparlanıp kilidi çevirdiğimde içeriye hızla girip duvarla arasına beni aldı.

"Birdaha bunu yapma!"

Dönen gözlerimi toparlamaya çalışırken bakışlarını hızla yüzüme kaydırdı.

"Güzelim iyi misin? Neden aniden yüzün soldu böyle?"

Yüzüme dokunup endişeyle bakmaya başladığında kafamı olumsuz anlamda salladım.

"Biraz yorgunluk hissediyorum. Sanırım yine beslenmeyi ihmal ettim."

Sinirle solurken beni tek hamlede kaldırıp sırtına attı ve totoma acıtacak şaplaklar atarak duşa kabine ilerlediğinde sinirle arkasından sert kaya gibi olan bedenine cimcikler atıyordum. Etkilenir miydi? Asla!

Endişeli yüzüyle yüzüme bakarken elimdeki bardağı gözüne sokarcasına sallamaya başladım.

"4. Bardağımı içiyorum biraz da olsa şu endişeli ifadeyi yüzünden siler misin?"

Beni biraz daha mümkün olabilirmiş gibi kendine bastırdığında dudaklarımı büzdüm.

"Çok fazla gereksiz endişelenmiyor musun sahiden?"

Gözlerini devirip bardağı ağzıma sokar gibi ittirdiğinde derince yutkunup bardaktaki sıvının boğazımdan aşağıya kayıp gitmesine izin verdim.

Aynı anda içeriye giren vezirlere kafamı kaldırarak bakmaya başladım.

"İblis akademisinden sizlere eşlik edecek Konvoy yola çıktı Efendim."

Prensim kafasıyla onaylayıp yüzüme baktı.

"Uzun bir yolculuk olacak iyi misin Güzelim."

"İyiyim Tan! Lütfen endişelenmeyi keser misin beni de geriyorsun!"

Kafasını olumsuz anlamda sallayıp anlıma öpücükler kondurmaya başladı.

Hazırlanırken yatakta oturan ve derin düşüncelere dalan adamın yanına ilerleyip, tam yere çökecekken beni hızla kucağına çektiğinde ellerimi soğuk teninde gezdirmeye başladım.

"Sabahtan beri neden yüzün bu kadar asık senin?"

"İyiyim güzelim. Benim için endişelenme. Asıl sen iyi misin?"

"İyiyim Tan! Yeter artık bu kadar gerilme sevgilim patlayana kadar besin aldım zaten!"

Kafasını olumsuz anlamda sallayarak konuştu.

"Geldiler Birtanem. Hazır mısın?"

Peki ya bunu ben neden hissetmedim? Yavaşça ayağı kalkarken belimi tutmasını sağladım. İnce belimi kavrayıp odadan çıkarken beni bambaşka sahipleniyor gibiydi. Tanrım birden bire bu adama ne olmuştu böyle?

Arabaya biner binmez kısa yolculuğun içinde bastıran uykuyla Sevgilimin omuzlarına düşen kafama izin verdim.

Duran arabaları hissettiğimde zorlanarak gözlerimi açsam da yüzüme bakan adama gülümsedim.

"Geldik mi?"

"Geldik birtanem. Yol boyunca uyudun İyi olduğuna emin misin sen?"

"Vücudum sadece birazcık uyku istedi. İyiyim gerçekten iyiyim!"

Tan ayağı kalkıp indikten hemen sonra yavaşça inmeme yardım etti.

Köşeye geçmiş koca bir iblis halkı bize şaşkınlıkla bakarken hemen karşısında gözlerimin buluştuğu kalabalık Velihat gurubuyla gözlerim parladı.

"Aman Tanrım! Neredeyse herkes burada!"

Elimi tutan adamla ayak üstü selamlar eşliğinde bize ayrılan odamıza geldiğimizde omuzlarımdan ittiren adama bakıyordum.

"Geç ve dinlen güzelim."

Dudaklarımı ısırıp hızla yatağa ittiğim çocuğun üstüne kurulmuştum ki kafasını yana çevirdi. Kendini tuttuğunu fark ettiğimde bakışlarının beni bulmasını sağladım.

"Ateşler içinde yanan Sevgilim nerede benim? Bu isteksizlik de neyin nesi?"

Kafasını olumsuz anlamda sallayarak konuştu.

"Dinlenmen gerekiyor Prensesim."

Gözlerimi hızla kısıp sinirin bütün vücudumda dolaşmasına izin verdim. Bunu hisseden çocuk gözlerimin içine koyulaşmış hareleri ile bakarken kucağından atlamak için hamle yapmıştım ki, hızla belimi kavrayıp buna engel oldu.

"Yanlış anlama beni! Buna asla izin vermem! Aralıksız ilişkiye girmemiz yüzünden vücudunun yorgun düştüğünü düşünüyorum. Dinlenip gücünü toplaman için sadece sana zaman vermek istiyorum."

Tüylerim aniden çekildiğinde bambaşka duygularla beni tahrik eden adamın dudaklarını öpmeye başladım. Belimde dolaşan elleri saniyeler içinde hızla bana yenilip elbisemi param parça yaptığında, dudaklarını öptüğüm adamdan hızla ayrıldım. Şaşkınlıkla bana baktığında boynunun altına yönelip şah damarını emmeye başlamıştım ki dişlerimdeki sızıyla altımda inleyen adamdan hızla geri çekildim. Kafamı yana çevirip ellerimle dişlerime dokunduğumda şaşkınlıkla kala kaldım. Yüzüne bakmamı sağlayan adam dişlerimi fark ettiğinde bu durumdan daha fazla memnun olamazdı sanırım! Benim şaşkınlığımın aksine Tamamen mutlu bir şekilde kocaman olmuş gamzelerini bana sunuyordu. Kafasını hafifçe yana atıp konuştu.

"Kadınım bambaşka zevklerin mi peşinde?"

"Tan saçmalama daha önce bunu asla yapmadım! Ayrıca nasıl sana karşı bunu yapabilirim?"

"Seni beslemek uzun zamandır hayalimken, şuanda bedenin bunu istiyor. Sence bunu geri çevirmene izin verir miyim?!"

Sivri dişlerim sızlamaya başladığında Eşime bakıyordum.

"Bunu yapamam Sevgilim! Ya kendimi engelleyemez ve sana Zarar verirsem?"

"Söz veriyorum bu olursa seni durduracağım."

"Ya durduramasan?"

"Aslında o an alacağım zevki hiçbir şeye değişmem!"

Sinirle yüzüne bakarken, baş döndürücü şekilde şah damarından akan kanı hissetmeye başladım. Kesinlikle bunu durduracak gücü kendimde bulamıyordum. Dudaklarım şah damarına kısa ama etkileyici bir öpücük bıraktığında dişlerim saniyeler içinde bu adamın altımda bambaşka bir zevkle kıvranmasını sağladı. Kanı bütün bedenime tarifsiz bir etki yaratırken dediklerim saniyeler içinde gerçekleşti ve ben sadece kanıyla yetinmedim. Bütün bedenine dişlerimle etkiler bırakıp tadını aldığım kanıyla deliriyordum.

Bu hissiyatın sonunun gelemeyeceğini fark ettiğimde, hızla kendimi geriye çekip, diş izlerimle vücudu kanayan bu adama bakmaya başladım. Kafasını geriye doğru atmış zevkten zevke koşuyordu.

Aman Tanrım! Saniyeler içinde vücudunu bu hâle getiren ben miydim!

Akan kanları beni tahrik ettiğine hızla dilimi herbir hücresine sürüp geri çekildim.

Gözleri zevk sayesinde en koyu mora dönmüş çocuk saniyeler içinde beni altına alıp çıplak vücuduma hayranlıkla bakıyordu.

"Sıra benim cennetimde kadınım."

Bölüm : 06.03.2025 06:15 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...