
Dionasın uyarısı ile etrafa baktım.Gelenlerin kokusunu daha önce almadığım için yabancı olduklarını anlamam uzun sürmemişti. Konuyu değiştirme fikri şuan için daha makbuldü.
"Belirttiğim gibi Risk oyunlarına kadar kendinizi çok fazla yormadan bu haftayı atlatmanızı istiyorum."
Cyrus hızla sözü devralıp konuyu daha da yoğunlaştırdığında artık yanımıza kadar gelen Prens ile ayağı kalktım. Svaylan Krallığı prenslerinden birtanesi ailesiyle yanıma gelmişti. Prense baş selamı verdiğimde aynı karşılığı almam uzun sürmemişti.
"Umarım Prenses ve ailesini rahatsız etmemişizdir."
Kafamı hızla olumsuz anlamda salladım.
"Kalabalığın içinde olmaktan fazla konsantre olamıyordum Prensim. Bildiğiniz gibi aileme dün katılan soydaşlarımızı Risk oyunları hakkında bilgilendiriyorduk."
"Gezerken sizi görüp uğramıştık prensesim. Lütfen devam edin."
"Bahçeye dönüyorsanız eşlik etmek isteriz Prens Metash"
Prens yüzüme bakıp gülümserken yanına ilerleyip sarmaşıklarla kaplı bahçeden geniş bahçeye doğru yürümeye başladık.
"Tebrik ederim prensesim. Bütün velihatlar sizden bahsediyor."
"Teşekkür ederim ancak, konu nedir?"
"Airthon krallığından en çok soydaşı alan sizsiniz. Yanlış hiçbir hata yapmadan tüm soydaşlarınızı bulmak güzel bir his olsa gerek."
"Bununla övünmek istediğim en son şey olur Prensim. Lütfen sizin başarılarınız yanında benimkileri görmezden gelin."
Prens Metash, varlıklı bir kralıkta bulunuyordu ve tıpkı babası gibi krallığının en parlak çağlarından birisini zekası ve gücü sayesinde yaşamasını sağlıyordu. Prensin ayrıca Risk oyunları zaferleri de oldukça fazlaydı.
"Prensesimiz çok nazik ve kibar efendim. Böylesine nazik olması Krallıklar arasındaki nadir olaylardan bir tanesi."
"Teşekkür ederim sevgili Vezir Vanton. Bir soydaştan bunları duymak beni gururlandırıyor."
"Ciddi ortamlarda Prensler ve Prensesler olmak zorunda olabiliriz ama, bize de özgürlük alanları sağladıkları zamanlar haftada 2 defa da olsa oluyor Melenda. Lütfen hafta sonralarını elinden geldiğince bizimle geçir."
"Memnuniyet duyarım Prensim. Vaktiniz oldukça uğramaya çalışırım."
Kalabalık bahçeden içeriye Velihatların yanına girdiğimizde, okulumun olduğu kısma Ufak bir bakış attı.
"Soy Ağacının üyeleri ile işin yoksa yemekte bize katılmanı isterim."
Vezirime göz ucuyla baktığımda onay almıştım. Demeki soy ağacımla yemekte oturma zorunluluğum yoktu. Gerçi bu da isteyeceğim son şeylerden birisi olabilirdi.
Prens Metash beni kendi Velihatlarına doğru götürürken samimi gülüşlere katılarak selam verdim. Velihatlar ve soydaşlar en samimi haliyle beni ve Ailemi karşılayıp tebriklerini sunduğunda Prenses Elizabeth konuştu.
"Melenda, sende tıpkı benim gibi ülkede dışlanan bir prensestin öyle değil mi?"
Bu durumu Velihatlarının arasında bu kadar kolay dile getirmesi biraz tuhaf olmamı sağlasa da kafamı olumlu anlamda salladım.
Prens Edvin hızla omuzuna bir tane vurup konuştu.
"Tanrı aşkına Elizabeth. Defalarca kendine şöyle söyleme diye seni daha ne kadar uyarmamız gerekiyor? Lütfen sende bu kadar iyimser davranma Melenda ve bunu kusur gibi söyleme. Bu durumlar hiçbir zaman kusur değil çünkü her birimizin maalesef yaşamak zorunda kaldığı durumlardan birisi. Zamanında Grandon Akademisi yetkilileri hepimiz için ufak çaplı iyilikler yaptı."
Göz kırıpıp kırmızı gözlerini belirginleştirdiğinde vermek istediği mesajın asla yalnız olmadığım oluşuydu. Bu iste buraya ait olduğum düşüncesine beni saniyelik de olsa itivermişti!
"En büyük temennimiz de Birbirimize sahip çıkabilen Kuzenlerimiz olması öyle değil mi gençlik?"
Hepsi birbirini onaylarken gözlerim dolu dolu imrenerek hallerine baka kaldım.
"Açıkçası Velihatlarımm, size birazcık imrendiğimi söylemek isterim. Birbirinize olan destekleriniz kıskanılmayacak gibi değil."
"Hepimiz bir zamanlar Grandon Akademisinde okuduk Melenda. Az çok da her birimiz herkesin Soy ağacına hakimiz. Lütfen Kendi başına kurallar koymuş birkaç velihatta kendini ezdirme. Ayrıca onlara ihtiyacın olmadığını da bil lütfen. Soy ağaçlarımız farklı olsa da, her birimiz birbirimizin yüzyıllar önce birbirine bağlı olan Kuzenleriyiz."
Meryy hızla kollarını boynuma sarıp samimice konuştu.
"Ayrıca onlar seni istemiyorsa biz havada seni kapmaya hazırız, bize işaret vermen yeterli."
"Hey, Melendayı karşı okuldan kaçırmak gibi Harika bir plan yapmaya ne dersiniz?"
"Tanrı aşkına Unicras Akademisinden Grandon'a koca bir tünel açtığımızı düşünsenize! Hem soydaşlarımız ve vezirlerimiz de var. Sadece yarım günde saman altından su yürütürüz!"
Gelen bu harika fikirle hızla ellerimi birbirine çırprım.
"Ufak yaramazlıklar yaptığımız yaşlarımıza yeniden dönme Fikri mi! Ne zaman başlıyoruz!"
"Bir Saniye Bir saniye! Sevgili velihatlarım, asla karışmak istemiyoruz ancak, bu ciddiliğiniz bizi korkutmaya başladı. Dediklerinizi bir Kral ve Kraliçe duysa neler olur sizin haberiniz var mı!"
Yüzüm aniden düştüğünde Cyrus yüzüme sen ciddi misin bakışlarını çoktan göndermeye başlamıştı.
"Peki ya tüneli kaçırmak için değil de kaçamak için açsak?"
"Prensim! Lütfen!"
"Sanırım hafta sonunu beklemek zorunda kalacağız çocuklar."
Birbirimize bakıp aynı anda gülmeye başladığımızda bütün bahçede bizlerin ve soydaşlarımızın kahkaha sesleri yankılanıyordu.
Yavaşça üzerimize gelen Velihatlar ile dudaklarımı ıslattım. Vladimir ve Sanya önde, diğerleri de arkalarında onlara eşlik ettiğinde saniyeler içinde bizim tarafımızda olan Velihat sayısı 3'e katlanmıştı. Tanrı aşkına ne yapıyordu bunlar? Kendilerini sadece Soy ağacının en üst tepesinde görmüyorlardı, diğer Soy ağacında bulunan eşit oldukları velihatlara da hakaret etmeye çalışıyorlardı.
"Sevgili kuzenlerimiz neden hala bizi tebrik etmedi acaba?"
"Üzgünüz Prenses Sanya. Sizin mutluluğunuzdan önce kendi mutluluklarımıza odaklanmış durumdaydık. Madem yeri geldi, Evliliğinizi tebrik ederiz."
Yarım ağız herkesin tebriği duyulduğunda, istenmeyen Kız hala bana laf atma çabasında konuştu.
"Dün gece Partiyi yarım bırakıp bize saygısızlık ettin Melenda. Bunu akademide başbaşa konuşacağız."
Gözlerim samimiyetsizce gözleri ile buluştu.
"Tanrı aşkına bambaşka bir kralıktayız ve karşıma geçmiş ne saçmalıyorsun sen? Ayrıca ne zamandan beri Akademide seni herhangi bir konuda dinler oldum?"
"Grandon Akademisi haricinde, Sarayın gelecekteki Kraliçe adayı hakkında doğru konuşman için seni ilk ve tek bir defa uyaracağım Prenses. Müstakbel eş adayıma en yakın zamanda saygı duymayı öğren."
"Tanrı aşkına siz ne saçmalıyorsunuz? İstediğiniz yerde aşkınızı yaşayın bundan bana ne? Ben Grandon Akademisinde okuyan bir öğrenciyim. Hepsi bu kadar. Henüz sivilde değilim. Ayrıca sivilde asla karşılaşmayacağımızın da garantisini içerisindeyim! Sarayla herhangi bir bağım olmadığı gibi, sizin de bulunduğunuz o akademide sadece sizlerle aynı statüdeyim? Bu üstünlük sağlama çabaları da neyin nesi?"
"Ne o dışlanmış Prenses? Uzak bağ akrabalarından iki üç kuzenin kanatlarını gerip sana sevgi gösterisinde bulundu diye mi bu havalar? Akademiye döndüğünde herşey yine aynı olacak ne kadar acı. Ya da ne sanıyorsun, ailene üç beş tane çöp üye kattın diye seni bir anda olduğundan daha üstün falan mı tutacağız?"
Gözlerim sinirle kızarmaya başladığında Sanyaya doğru Bir adım atmıştım ki Vezirimin sesi kulaklarımı doldurdu.
"Lütfen Prensesim. Bu tür oyunlara gelmeyin. Belirtmiş olduğunuz gibi Airthon krallığındayız ve çıkan herhangi bir tatsızlık krallığa yapılan bir saygısızlık olacaktır. Lütfen sakin olun. Kışkırtıcı sözlere boyun eymeyin."
"Vezir Cyrus haklı Prensesim. Lütfen burada oluşabilecek tatsızlıklara izin vermeyiniz."
Sesini duyduğum çocuğa ben ve yanında bulunanlar şaşkınlıkla bakarken, o arkada birleştirdiği elleri ve kendinden emin sert duruşuyla direkmen gözlerimin içine bakıyordu. Kafamı hızla olumsuz anlamda salladım ve ellerimde kontrolsüzce oluşan Alevi yok ettim.
"Prenses Sanya! Sizi birkez daha uyarmayacağımı belirtmiştim. Bir kez daha karşıma Aileme saygısızlık ederek çıkmayın demiştim! Bunun hesabını size soracağım! Emin olabilirsiniz ki, artık size istediğinizi verme vaktim geldi!"
Tatsızlık giderek büyürken kimsenin huzurunu daha fazla kaçırmamak için, Velihatlar ve soydaşlara küçük bir özür sunup ailemle birlikte müsade isteyerek ortamdan uzaklaştım.
Yalnız olduğumuz kimsenin olmadığı bir dağın tepesine geldiğimizde sinirle yüksek seste bir çığlık attım. Toprak hızla havalanıp karşımda bulunan nehrin akışını bozduğunda ellerimi sıkabildiğim kadar sert sıktım.
Gökyüzünde şiddetli bir şimşek çaktığında aile üyelerim korkuyla yüzüme bakıyordu.
"Lânet olası! Bana ne hakla olduğundan daha üstün davranmaya kalkar! Lânet olası! Nasıl bana herkes içinde emir vermeye kalkar!"
Yanımda bulunan koca kayayı havaya kaldırıp sert bir şekilde yere fırlattığımda, paramparça yere ayrılan kayaları izledim. Ufak bir sarsıntı geçiren zemine aldırış etmeden bir çığlığın daha dudaklarımdan kopmasına izin verdim.
"Melenda, sakin olmalısın. Hava fazlasıyla kötü bir duruma geldi ve şuanda kontrolsüz bir şekilde büyülerini kullanıyorsun!"
Kafamı olumsuz anlamda sallayarak gözlerimi sıkıca kapattım. Kriz anına girmiştim ve birtek Vezirim benimle iletişim kurabilirdi. Ancak kendime ne derse desin asla hakim olamıyordum. Toprağın üzerinde bulunan bütün kaya parçalarını havaya kaldırıp sert bir şekilde çamura batmış nehre fırlattım.
Mührü ile anında yanımda beliren abim ve aile üyelerini gördüğümde hızla ona gidip sarıldım ve gözyaşlarımı serbest bıraktım. Gökyüzünden sağanaklar boşalmaya başladığında ateş soydaşları hızla üzerimize bir kalkan açtı ve ıslanmamızı engelledi. Abimin veziri Cyrusa dönüp sinirle soludu.
"Prenses Melenda neden bu hale geldi?! O bu hâle gelirken siz ne yapıyordunuz Soydaşlar!"
"Üzgünüz Vezir Oscar. Prenses Sanya ve Vladimir bir anda Prensesi kışkırttı. Üzgünüz ama, yapacak bir şeyimiz yoktu. Sessizce köşede durduk çünkü Velihatların atışmalarına doğrudan katılamıyoruz biliyorsunuz. Ancak laf biranda bize ulaştığında, Melenda kontrolü kaybetti, beni dâhi dinlemedi efendim ama Kardeşiniz, sayesinde o an içinde olduğumuz durumu idare edebildi. Uzaklaştığımız an, durum gördüğünüz gibi oldu. Sakinleştirmeyeceğimi anladığımda son çare sizi çağırmak zorunda kaldım."
"Tanrı aşkına o iki aptal Velihat kendilerini ne sanıyor! Yaptıklarının suç olduğunu farkında değil mi bunlar! Bir prensesi rencide etmek de ne demek! Aile üyelerine dil uzatmak da ne demek!"
"Sakin olun Prensim. Prensesi kontrol altına alın hemen bu konu ile ilgileneceğim."
"Bana derhal kesin bir çözüm ile gelin! Derhal! Yoksa bu konunun asla burada kapanmasına izin vermeyeceğim!"
Yazardan:
Prensin mührü ile yağan yağmurun altında Bahçede sohbet eden Prens ve Prensesi aileleri ile boş bir alana ışınlayan Vezir sinirle bağırmaya başladı.
"Siz ne hakla! Ne hakla bir Prensese karşı üstünlük sağlamaya çalışırsınız!"
"Ha ha ha! O korkak kız yemedi içmedi ve gelip sevgili abisine durumları mı iletti? Ne kadar da gurursuzca bir hareket!"
Vezirin emir verdiği Soydaş hızla Alev büyüsünü prensesin kalbine atıp canının yanmasını sağladıktan sonra alevi geri çekti.
"Siz! Siz ne hakla bana saldırmaya cüret edersiniz!"
"Birdaha Prenses hakkında en ufak saygısızlık gösterirseniz! Canınız bu kadarıyla yanmakla kalmayacak! Prensim adına buraya geldim, ayağınızı en kısa zamanda denk almazsanız! Başınıza gelebilecek her durumdan siz sorumlu tutulursunuz! İnanın bana övünmeye, böbürlenmeye ve de ahkâm kesmeye devam ederseniz, dört krallığı da birbirine düşman etmekten başka bir şeye sebep olmasınız. Kaldı ki unutmayın Krallıklar sizin gibi 2 3 aptal yüzünden birbirlerine olan saygısını yitirmez. Birdaha karşınıza bu kadar kibar çıkmayacağım!"
Vezir kendi soydaşları ve kardeşini içine alacak bir ışınlanma büyüsü ile velihatları ve soydaşlarını özel mühürlerin dışında basit ışınlanma mühürlerinin işlemediği bir dağda mahsur bırakarak oradan uzaklaştı.
"Tanrı aşkına o pislik vezir bizi burada mı bıraktı sahiden!"
Sinirle Prensin yüzüne bakan kız kollarını vücudunda birleştirerek içinde giderek artmaya başlayan kini harladı. İliklerine kadar Melendaya karşı kıskançlık ve nefret hissediyordu.
Vezir daha sakin bir yere ışınlandığında yüzüne bakan kardeşine bakmaya başladı.
"Prensini falan çiğnemedin! Sen bir Vezir olarak doğru olanı yaptın Vasilis. Giderek saçmalamaya başlayan bu insanların yanında asla doğru Bir geminin yolcusu olamayacaksın bunu lütfen artık fark et! Sadece kendilerini değil sizi de gizliden gizliye zehirliyorlar! Krallıklar barış ve huzur içinde yaşamak zorunda Vasilis ve biz soydaşlar bunlar için uğraşmak bunlar için gerekirse can vermek zorundayız beni anlıyor musun!"
"Prens Vladimirin bir suçu yoktu. Sadece üst üste hatalar yapan o aptal kızı bir defa daha korumak zorunda kaldı. Sanya çocuk gibi aptalca hatalar yaparak dikkat çekmeye çalışıyor, bundan bıktım! Ancak biliyorsun ki Prensimin yanında olmak zorundayım, bense bugün onu ezip geçerek karşı safta olan bir Prensese destek oldum."
"Sanya sizi zehirleyen bir sarmaşık. Hiçbiriniz olayın ciddiyetini farkında değilsiniz. Onun kullanmakta olduğu piyonlarından başka hiçbir şey değilsiniz Dostum. Buna rağmen bugün doğru yaptığın bir adımı dahi yanlış görüyorsun. Üzgünüm ama sana verdiğim değerleri yitirdiğini gözlerimle görmek çok acı."
"Lütfen abi, Prensin için vazgeçtiğin tonla şey varken, neden benim prensim için yaptığım şeyleri bir yanlıştan ibaret görüyorsun?"
"Çünkü Prensin kendi kararlarını vermeyi bırakalı uzun zaman olmuş. Ayrıca onun kararlarını sorgulamak sadece sana düşerken, bir Vezir olarak görevlerini yerine getirmiyor, üstüne üstün kendi kararlarını da, tıpkı Prensin gibi geleceği olmayan bir kıza emanet ediyorsun."
Vasilis ağzını açıp cevap vereceği sırada buna Engel olan Abisi hızla soydaşlarını alıp onu yalnızlığa terk etti.
Vasilis ellerini saçlarının arasına alarak yüksek seste bir küfür savurup etrafında dönmeye başladı.
Prensi ve Herşeye burnunu sokan Prenses Sanya ile saatler önce yeterince kavga etmişlerdi. Şimdi de herşey üst üste gelmiş, abisinden yaptığı seçimler yüzünden laf yemek zorunda kalmıştı.
Ancak Melendanın sinirini kontrol altına almasını sağlamaktan asla pişman değildi. İlk defa soylu bir Prensese karşı yakınlık hissediyor, bunun başına açacak belaların sonunu düşünmüyordu. Melendayı ilk gördüğü andan beri içinde oluşan duyguları anlamlandıramıyor ona karşı çok büyük ve derin bir bağ kuruyordu. Bu çekimin tek taraflı olduğu düşüncesi onu hem kırıyor hem de mutlu ediyordu. Çünkü yaşadığı bu duyguların asla bir tarifi yoktu. Peki ya bunu fark eden Prensinin ona karşı verdiği Emir doğrultusunda ne yapabilirdi?
Vladimir ve Sanya dikkat çekmeden Vasilisin Melenda ile yakınlık kurup ona bilgiler getirmesini istiyordu. Bu bahane ile Melendaya daha yakın davranıp onu koruyabileceğini düşünen çocuk, ayrıca İhanet etmek istemediği Prensine de sevmeye başladığı kadın tarafından bilgi getirmek zorundaydı.
Şimdi ne yapacaktı? Bu çıkmazı nasıl sonlandıracaktı? Kendini bulunduğu dağın yüksek uçurumundan aşağıya hızla bıraktı.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 627 Okunma |
62 Oy |
0 Takip |
46 Bölümlü Kitap |