
Tanrım Melenda! Sen biraz önce Honest krallını mı red ettin? Gerçekten de Prens Vladimirin eşi olmayı mı red ettin?"
"Bunda şaşılacak ne var Tonga? Kralın karşısında oğlunu kötüleyemezdim öyle değil mi? Oğluyla bu kadar övünen bir babayı hayal kırıklığına uğratamam."
"Evlilik yaşınıza çok az kaldı Prensesim. Kralın İlk gelin adayı olmanız gurur verici gerçekten. Ancak dediğiniz gibi Prens Vladimir stratejik düşünen ve bambaşka planlar kuran bir veliaht. Gelecek için ne olacağını bilmiyoruz ancak şuan için bu konuyu red etmeniz en mantıklı hareketti. Düşünmek için vaktin isteseydiniz bana danıştığınızda vereceğim kararlar benzer olacaktı."
Vezirimin desteği içimi rahatlatırken ona minnetle bakıp konuşan çocuklara döndüm.
"Kralımızın sevgili Prensesimiz ile övünmesi gerçekten de harika bir olay değil mi?"
"Melenda için konuşulan dedikoduların hiçbirine kulak asmaması ve bütün her seyin aksi olduğunu gören bir Kralın fazlasıyla Adaletli ve riyakar olduğu açık değil mi?"
"Haklısın Cyrus. O gerçekten harika bir Lider. Umarım bundan sonra onun izinde yetiştirilen krallar ve kraliçeler de onun gibi olabilir."
"En azından bir tanesine kefil olabiliriz çocuklar ha?"
Hepsinin gözleri beni bulduğunda tebessüm ederek verdikleri destekleri hoş görü ile karşıladım. Bana güvenleri harikaydı.
Su parşömenine bir süre daha çalıştıktan sonda eşyaları toplayıp salonda yeninden oturmaya başladık.
"Risk oyunlarına ilk defa katılacağım çocuklar. Beni bekleyen şeyler çok korkutucu mu?"
"Açıkçası Prenses, bize stratejik planlama lazım. En azından bütün prens, prensesler ve soydaşların ilk etaptan beri düşmanımız olacağı gerçeğini unutmamamız gerekiyor."
"Earl çok haklı prenses. Bütün bunları çok iyi planlamamız ve sizi Riskin içinde korumamız gerekli."
"Bana kalırsa dövüşçüler olarak bölgelerimizi savunmaya öncelik verelim ve vezir ile prensesi bayrağın altında tek bırakalım. İlk etapta zaten direk olarak bayrağa geleceklerini sanmıyorum."
"Bayrağın yerini değiştirme şansımız var mı çocuklar?"
"Bu çok riskli prenses. Neden kırılmaz duvarları olan güvenli bölgeden bayrağı kaldırmak istiyorsunuz?"
"Zayıf halkalar daima zayıf halkalara yönlendirilir çocuklar. Onların amacı bizi yıkmak değil direkt olarak sınır dışı etmek. Bu yüzden bana ve bayrağımıza geldiklerinde büyük bir sürpriz ile onları karşılamamız gerekiyor."
Vasilisin kapıda vermiş olduğu Risk davetiyesini masadan alarak kurallarına bakmaya başladım.
Güçlerimizi ve stratejik her şeyi kullanmak serbestti.
Albyra aktif olduğunda konuşmaya başladı.
"Prenses Melenda, Honest krallığı tarafından bir bilgilendirme mesajı yayınlandı efendim. Dinlemek ister misiniz?"
"Lütfen aç Albyra."
'Grandon okulunun sevgili öğrencileri, yarın akşam krallıktaki büyük salonda Kral Honest ve Eşi İzanda Honest tarafından öğrenciler için bir davet oluşturulmuştur. Bütün öğrencilerin katılım sağlaması gerekmektedir. Ayrıca Risk oyunları rakipleriniz yarınki seçimlerde belirlenecektir.
Grandon Sarayı Yetkilileri.'
"İşte bu okulun sevdiğim en Harika özelliklerinden birisi. Muazzam partileri."
"Harika o zaman. Yarın baya dolu dolu geçecek gibi."
Duştan çıkıp üstüme sardığım bornozun kemerini bağlayarak merdivenleri yavaşça inmeye başladım. Çocuklardan dün parti için kızlarla birlikte elbise istemiştim ve bugün odama kırmızı büyük Bir kutu içinde getirip bıraktıklarını gördüm. Masamın üstünde duran kutuya doğru ilerleyip paketin kurdelesini yavaşça açıp içindeki muazzam taşlı elbiseye bakmaya başladım.
Bu harika zevke sahip olan hangisiydi? Derhâl bir iletişime geçip dolabımı yeniletmem gerekiyordu.
Islak vücudumu kurutup, Tek omuzu olan derin göğüs dekolteli full taşlı olan elbiseyi elime alıp üzerime geçirdim. Islak vücudumu ateş yardımıyla kup kuru bir hale getirip makyaj masama ilerleyip oturdum. Saçlarımın iki önünden hafif uçlar bırakıp Kalan saçlarımı komple ördüm.

Portak ağırlıklı bir makyaj yapıp dudaklarıma kırmızı mat bir ruj sürüp geri çekildim
Harika görünüyordum. Komidinde duran saf taştan yapılmış tacımı saçlarıma dikkatle yerleştirdim.

Kapımın önünde tıklanma duyduğumda gülümseyerek geri çekildim ve oraya doğru yürümeye başladım.
Açtığım kapının arkasındaki aile üyelerim harika bakışlara bana bakarken bende son derece memnun Bir şekilde onları süzüyordum. Bakışlarım güzel kızlarımın üstünde durduğunda fazlasıyla harika göründüklerini fark ettim.
"Prensesimiz parti için hazırlar mıdır efendimmm?"
Cray dan gelen soru ile gülümsedim ve uzattığı eline girdim. Kapılar arkamdan otomatik olarak kapanırken ben aile üyelerimi arkama alarak yürümeye başladım.
"Bizim için bu güzel kombinleri seçen beyefendi aranızdan hangisi çocuklar?"
Ani kalp atışını hissettiğim Laidh ile yüzümdeki kocaman gülümsemeyi artırdım.
"Bu harika detaylara daha sonra deyineceğiz ve sen her alanda yanımda olacaksın."
"Beğenmenize çok sevindim prensesim. Her daim emrinizdeyim."
Samimiyeti mührümün ve diğerlerinin mührünün parlamasını sağladığında gülümseyerek açılan asansöre bindim.
Kapıdan çıkıp kalabalık Bahçeye doğru yürüdüğümüzde bütün Prens , Prenses ve soydaşların bakışlarını üzerimizde hissediyordum. Arkamızdan konuşulanlar, memnuniyet ve kıskançlıklar yüzümü gülümsettiyordu.
"Prenses Melenda neden bu kadar da mutlu acaba?"
1. Soyun velihattı olan Prenses Sanya yolumu aile üyeleriyle kesip konuştuğunda gözlerimi gözlerine diktim. Karşısında bu şekilde durmam onu fazlasıyla sinir ediyordu. Ayrıca yine ve yine benden nefret ettiği gerçeğini hiç çekinmeden yüzüme yüzüme vuruyordu. Bugün biraz daha farklı biraz daha özgüvenli gibiydi.
"Mutluluğum hakkında size Bilgi vereceğimi bilmiyordum Prenses Sanya. Ayrıca yolumu kesmeyi iyi huy edindiğinizi görüyorum. Lütfen hareketlerinize dikkat edin. Sizi uyarmıştım birdaha bu kadar hoş görülü davranmayacağımı söylemiştim."
"Melenda, Melenda! Kendini ne sanıyorsun da bana bu kadar aptalca konuşabiliyorsun? Güç, ünvan, imtiyaz ve çok daha fazlası benim elimde biliyorsun öyle değil mi? Ayrıca haberin yok diye var sayarak söylüyorum, Kral Honestle dün gece bizzat yemekte bulundum ve Velihattına yanımda eş adayı seçmesini söyledi. Bu ne demek oluyor biliyor musun sen?"
Aile üyelerim bir anda gülmeye başladığında dudaklarımdan kopan kıkırdamaya engel olmadım. Arka planda dönen konuşmalardan habersiz bir prenses daha kendini ne kadar aşağıya çekebilirdi ki?
Bahçedeki kalabalık saniyesinde çifte katlanmış bütün herkes pür dikkat bizi izliyordu.
"Kendinize gelin soydaşlar! Prensese hakaret etmeye nasıl cüret edersiniz siz?"
Yavaşça kafamı aileme çevirip baş selamı ile uyarı verdim. Mesajı alıp sustuklarında Konuşan prensesin vezirine döndüm.
"Prensesini korurken başka bir prensese hakaret ettiğini farkında mısın sen? Hangi hakla?"
"Ancak Prenses Melenda Aileniz prensesi-"
Elimi hızla havaya kaldırıp sözlerini kestim. Hızla sustuğunda konuşmaya başladım.
"Bir velihattın ailelerine sadece başka bir velihat veya daha üstü karışabilir. Siz soydaşlar karşınızda bulunan Velihattı görmezden gelerek hareket edemezsiniz. Bunun sonuçlarını iyi biliyor olmalısınız. İdam cezasını uygulamaktan geri çekilmeyeceğimi de bilmelisiniz!"
Sanya sinirden kızaran gözlerini dimdik yüzüme diktiğinde bahsettiğim kuralların ağırlığını hiç acımadan uygulayabileceğim gerçeğini çok iyi biliyordu. Gözlerini gözlerimden ayırmadan konuştu.
"Derhal yapılan saygısızlık için Prenses Melendedan özür dileyin!"
Arkasında bulunan Bütün aile üyeleri hızla yere çöküp Sanyanın mührü ile aynı anda özür dileyip ayaklandığında gözlerimi Sanyadan ayırmadan devam ettim.
"Bu terbiyesizlik karşısında bu seferlik aile üyelerime önünde diz çöktürmeyeceğim Sanya. Ayrıca-"
Aramızdaki mesafeyi sıfıra indirerek kulaklarına eğilip konuşmaya başladım.
"Birdaha beni elinde bulundurduğun bir güç için tehdit etmeye kalkarsan, sadece elindeki gücü almakla kalmam Sanya, seninle ölümüne istediğin dişe dişten bir düşmana dönüşürüm."
Geri çekilip kırmızının en koyusuna dönüşen gözlerine aynı karşılığı verdim ve gülümseyerek yanından ayrılıp aile üyelerimle yürümeye başladım. Gerginliği üstümden atmadan saraya gitmem doğru olmazdı. Ayrıca biraz önce kılpayı kurtulduğumuz bir tuzak için de Ailemi uyarmam gerekiyordu. Cyrus ile bakışlarım buluştuğunda başını hızla anladığını belli eder gibi salladı ve konuşmaya başladı.
"Biraz önce bir tuzağa çekildik çocuklar. Melendayı tehlikeye attık. Her ne olursa olsun bir prenses konuşurken Gülmememiz gerekiyordu. Prens ve prenseslere saygısızlık etmeye hakkımız yok, biz hangi gücün yanında olursak olalım, her daim onlara saygılı davranmak zorundayız. Melenda henüz tek mühürü aktif edemiyor bu yüzden biraz önce özür dileyen taraf biz olsaydık bütün mühürler aynı zamanda aktif olacak Melendayı riske atacaktık. Doğrudan mühürlere bakma izinleri yok, ancak Velihatlar mühürlerin güçlerini hissedebilirler. Ateş Velihatları Melendedan kesinlikle ateş mührü gücü hissetmedikleri için durumdan şüpheleniyor olabilirler. Bu tehlikeyi asla göz ardı etmeyin!"
Çocuklar yapmış olduğu hatayı fark ettiklerinde hızla özür dilediler. Kafamı olumsuz anlamda sallayarak konuştum.
"Önemli değil. Bunun için size asla kızmam. Sadece dikkatli olun. Prens ve prenseslerle konuşurken, en azından saygısızlık olacak şeyler yapmamaya özen gösterin olur mu? Belki de en azından bunun gibi basit bir hataya düşmemiş oluruz."
Cyrus hızla kafasını sola çevirdiğinde gözlerimi kıstım.
"Bir sorun mu var?"
"Sanırım Airthon krallığından tarafınıza bir mektup geliyor prensesim."
Hızla adını duyduğum kralık ile ayağı kalktım.
" Anca-"
Ateş mührü hızla önüme düştüğünde zarf yavaşça açılmaya başladı.
"Airthon krallığından ben Kral Simth. Değerli prensesim krallığınız adına kulağıma gelen birtakım şeyler oldu. Aile üyelerinizin toplamaya başladığınız için size bu mektubu içtenlikle yazıyorum. Krallığımın, Ateş soydaşları ile müttefikliği görülmemiş kadar uzun bir zaman bağına dayanmaktadır. Yüzyıllar önceki büyük antlaşmanın sonuçları ne olursa olsun Aileniz daima destekçim olmuştu. Şimdi de bu vefa borcunu ödemek amacıyla ülkemin en ileri gelen soydaşlarını ailenize almanız için krallığıma sizi davet etmekten büyük onur duyarım prensesim. İçtenliğimin karşılığında buraya gelmeniz benim en büyük temennimdir. Geleceğimizin velihat Prensesine sevgilerimle. Kral Smith."
Ağzım açık okuduğum mektup ellerimden küle karışıp kaybolurken şaşkınlığım beni esir almıştı. Bütün krallıkların derinden saygı duyduğu ve bağlılık gösterdiği Airthon kralı tarafından Saraylarına katılım göstermem için çağrılıyordum. Diğer tüm krallıklar ordan soydaş seçmek için inanılmaz şeylerden vazgeçerken o kralık şuanda benim için uğraşıyordu.
"Ancak Prensesim, bildiğiniz gibi Airthon krallığından bir Prens ve Prenses için asla böyle bir mesaj gelmez. Orası sadakat krallığıdır ve tek istisna olarak soydaşlar Velihatlarını kendileri seçer."
Vezirim ile aynı anda gözlerim buluştuğunda omuzlarımı hızla dikleştirdim.
"Bu yüzden çağrılıyoruz ya Earl. Krallıkta bulunan önemli Bir soydaş ya da soydaşlar bizi seçti."
"Melenda hiçbir şey anlamıyorum. Ne demek oluyor bu?"
"Olan şu ki çocuklar, gece yola çıkıyoruz. Vezirim Honest Kralı ile görüşüp durumdan haberdar ederseniz çok sevinirim. Yarın hafta sonu olduğu için Airthon krallığına gideceğimizi izin verirlerse bu geceden yola çıkacağımızı belirtin."
Cyrus Earlı omuzundan dürtüp işaret verdiğinde birlikte saraya doğru yürümeye başladılar. Bende çocuklarla çardağa oturtup konuşmaya başladım.
"Airthon krallığının Sadece Ates ve su soydaşları mevcut. Bildiğiniz gibi diğer krallıkların o ülkeye izinsiz girmesi yasak ve çok nadir seçilen soydaşlarımızın sayesinde girebiliyoruz. Ülkenin 5 velihat prensesi bulunuyor. Ayrıca geçmişe nazaran şuanda daha güçlü ve daha özel vampirleri içinde bulunduruyor. Peki ya Ülkede bu kadar sık kuralların olma sebebini biliyorsunuz değil mi?"
"Aslında bakarsan prenses, sadece kutsal soy arasında krallıkta olup bitenler biliniyor. Biz soydaşlar bu tür konulardan uzak tutuluruz. Yasaklı krallığın geçmişte yaşadığı şeyleri bilmiyoruz."
Bu şaşırtıcıydı. Neden soydaşlara krallıkta olup bitenler anlatılmıyordu?
"O zaman konuya en başından başlıyım, Airthon krallığı yüzyıllar önce büyük bir savaşın eşiğine geldi. Ülkede bulunan bazı Toprak ve Hava soydaşları isyan çıkardı ve diğer Ülkeler bu kralı yalnız bıraktı. O zaman babam ve Annem kendi soydaşlarını ülkeye gönderdi. Daha sonra Su krallığının başında olan büyük amcam da buna dahil olup kendi soydaşlarını gönderdi. İsyan çıkaran soydaşların hepsi tutuklandı ve büyük bir işkenceden sonrası hepsi idam edildi. Edinilen bilgilerde 2 krallığın birleşip Airthon krallığının gücünü ve kurduğu otoriteyi yerle bir etmek istediği anlaşıldı. Krallıklar da gereken cezayı aldılar ancak 1 krallığın veziri henüz yakalanmamıştı ve hala ülkede bulunuyordu. Bu soydaş su büyüleri üstünde ustalaşmış, tahminen de ülkeye gizlice sızıp isyanın başlamasına da sebebiyet vermişti. Kralın tek oğlunu kaçırıp öldürdükten kısa bir süre sonra bulunmuştu ve bunu emrinde olduğu Endons krallığının yapmasını istediği söylenmişti. O krallıktaki herkes düşürülmüş kral ve kraliçesi sürgün edilmişti. Bu olaylardan sonra Kral ailesini korumak amacıyla birdaha hiçbir velihatta ve kralıklara güvenmedi. Ülkesine bağlı kalan soydaşların isterse krallığa bağlı isterlerse de başka ülkeden velihatları seçmesine izin verildi. Kral Smith bana gönderdiği mektubunda geçmişte ailenizin yapmış olduğu yardımların şimdi karşılığını vermek istiyorum diye başlamış ülkelerine misafir olmamızı ve bir soydaş seçimi için çağırıldığımızı belirtmiş."
"Bütün bunları duyduğuma inanmıyorum prensesim. Ülkenin tek erkek velihat prensi öldürüldü yani öyle mi? Ama neden direkt olarak prensesleri hedef göstermediler prensesim? Sonuç olarak soy devam ettirenler prensesler değil mi?"
Laidh çok haklıydı. Kaşlarımı hafifçe çattım. Olayları hiç bu yönden düşünmemiştim doğrusu. Krallığın 5 adet prensesi varken neden bir prensi öldürme gereği duymuş olabilirlerdi ki? Ayrıca Airthon krallığı Soy ağacının 9. Sırasında önemli bir yere sahipti. 5 prensese rağmen ülkesi fazlasıyla özel bir bağa sahipti. Prenseslerin aileleri fazlasıyla kalabalıktı.
"Peki ya Melenda, Krallık seni bir soydaş seçimi için çağırıyorsa madem, neden bizi seçen biri olduğunu söyledin."
"Sanırım küçük bir sınavdan geçiriliyoruz. Kralık bu haber elimize ulaştıktan sonra ne yapacağımızı izlemek istiyor."
Çocuklar şaşkınlıkla birbirine baktığı sırada Cyrus ve Earl tekrar aramıza döndüğünde baş selamı verdiler.
"Prensesim artık hazırsanız yavaş yavaş büyük salona geçelim. Parti başlamak üzere."
Ayağı yavaşça kalkıp yürümeye başladığımda Cyrus konuşmaya devam etti.
"Prensesim Kral Honestin huzuruna çıkıp almış olduğunuz daveti tarafına ilettim ve izni doğrultusunda bugün yola çıkmak istediğimizi belirttim. Duyduklarına Kral ve Kraliçe çok şaşırdı ancak, böyle bir davetin karşılığında tüm kararın size ait olduğunu bildirdiler efendim."
Memnun Bir şekilde yürümeye devam ederken Nişan merasimleri için karşı ülkenin Ateş krallığında bulunan abim aklıma geldi. Onu bu konuda bilgilendirmem gerekiyor muydu? En azından haber vermeliydim.
"Cyrus abimin vezirine olanlar hakkında küçük bir not düşüp uygun zamanda durumlardan haberdar etmesini ister misin?"
"Tabikide Prensesim hemen ilgileniyorum."
Büyük salondan içeriye girdiğimizde ilk defa düzenli şekilde Velihatları ve arkalarında bulunan soydaşları görebiliyordum. Bu defa kimsenin bana kötü bir gözle bakmadan direkt olarak samimi davrandığını görmek yüzümü güldürmüştü.
"Prensesim, mutluluğunuz hepimize yansıyor efendim."
"İlk defa bana karşı biraz daha sıcaklar. Onların düşmanı olmadığımı hissetirmeleri güzel."
"Büyük saray içerisindeyiz, dikkat ve göz önünde bulunmak için hepsi krala karşı yalaka yapıyor prensesim. Lütfen itibar etmeyiniz."
Earlın sözleri üzerine Laidh hızla karın boşluğuna Bir tane vurduğunda onların bu haline gülümseyip kafamı olumsuz anlamda salladım.Yerimize geçeceğimiz sırada buradaki en az masanın bize ait olduğunu görmüştüm. Hepsi fazlasıyla kalabalıkken, bizim masamızda sadece 8 sandalye bulunuyordu.
Başta özel olarak hazırlanmış masalara içeriye giren 3 soyadaş prensesi oturduğunda gözlerimi devirdim. Egoları bu şekilde onları nereye kadar götürebilirdi sahi? Ayrıca diğer soydaş velihatları ile aramda hiçbir sorun yokken beni bu kadar fazla dışlamaları da anormal değil miydi? Kendi insan krallığı tarafından dışlanan prensesi- soy ağacının krallıkları hangi amaçla dışlıyor olabilirdi sahi? Sebebi güç müydü anlamsız bir nefret mi?
Yemeğin ardından büyük salonun parti bölümüne geçmiş bir süre daha kendi ailemle devam etmiştim. Beni mutlu eden şeylerden biri en azından soydaşlarım diğer velihatların soydaşları ile iyi anlaşıyordu. Eskiden tanışık ve akraba olmaları iyi bir şeydi doğrusu. Cam Bardağıma koyulmuş kırmızı kanı dudaklarıma götürdüğümde karşımda bana bakan maskeli çocukla gözlerim buluştu. Bu defa dudaklarını açık bırakıp yüzünün yarısını kaplayan altından bir maske ile gizlenmişti. Neden bu kadar kusursuz görünüyordu?

Tebessüm edip selam verdiğimde aynı karşılığı almam uzun sürmemişti. Saniyeler içinde boynuna atlayan bir kızla göz temasımız bozulduğunda bakışlarımı ordan çekme gereği duymuştum. Yakınlıkları beni birazcık rahatsız etmiş olabilirdi sanırım.
Peki ya neden? Yoksa ondan etkileniyor muydum?
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 627 Okunma |
62 Oy |
0 Takip |
46 Bölümlü Kitap |