

Dolabımdan çıkardığım beyaz taşlı üzerinde işlemeleri olan çorabımı üzerime geçirip göğüs dekolteli parlak Beyaz elbisemi giyinip makyaj masama yöneldim. Kırmızının en koyu olan saçlarımı tarayarak serbest bıraktım ve beyaz ağırlıklı bir makyaj yaparak, gözlerimin altına beyaz yuvarlak taşlar takarak geri çekildim. Boy aynamdan kendimi süzerek memnuniyet dolu sesler çıkardım.
Fazlasıyla güzel görünüyordum. Odada yapacak bir şey olmadığını fark ederek gereken eşyalarımı elime alarak odadan çıktım. Koridorda çocuklarla karşılaştığımda gülümsedim.
"Prenses, fazlasıyla güzel ve iddialı görünüyorsunuz efendim."
"Tarzımı kesinlikle değiştirme vaktinin geldiğini düşünüyorum, yanlış mıyım kızlar?"
"Hadi ama çocuklar."
Tatlı bir sohbet eşliğinde bahçeye çıktığımızda yine herkesin bakışları bizi buldu. Bu durum giderek hoşuma gidiyordu. Başkalarının dikkatini çekmek ve bir şeyleri fark etmelerini sağlamak istiyordum. Bunu da en kısa zamanda başaracaktım.
Çardaklara geçip oturduğumuz sırada bize doğru gelen maskeli çocuğu fark ettim. Prens Vladimirin veziri neden bize doğru yaklaşıyordu?

Gözlerimi kısıp bize doğru gelmesini izledim.
Önümüzde durup baş selamı ile beni karşıladı.
"Günaydın Prenses Melenda."
"Teşekkürler size de günaydın Soydaş."
"Abiniz birazdan burada olacak efendim haber vermek istedim."
"Harika, ancak bu bilgiye nereden ulaştınız?"
"Üzgünüm sanırım tam olarak tanışamadık. Ben Ateş krallığı soydaşlarından Vasilis Gallen."
Gözlerim şaşkınlıkla aralandı.
"Yani siz."
"Evet prenses. Ben abinizin veziri olan Oscar Gallenin kardeşiyim. Abim krallığınıza hizmet etmekten ötürü fazlasıyla memnun. Dün yaşanan olumsuz etkileri görmezden gelme nezaketinde bulunur iseniz, tüm içtenliğimle Bu durumda bende her daim emrinizde olacağım."
" Teşekkür ederim yeniden. Fazlasıyla mütevazi davranıyorsunuz. Bir şeye ihtiyacınız olursa her daim bizde buradayız Soydaş Vasilis. "
Bütün kalabalığın dikkatini çeken bir gölge belirdiğinde heyecan ile ayağı kalktım.
Abim ve kardeşlerim ailesi ile birlikte tam karşımda duruyordu. Ellerimi birbirine çırpıp hızla yanına koşup kollarımı boynuna sardım. Onları uzun zamandır görmüyordum.

"Tatlı küçük kardeşimiz bizi özlemiş çocuklar."
"Abi ya!"
Beni baştan aşağı süzdükten hemen sonra memnun bakışlarını bütün vücudumda gezdirdi.
"Yine harika görünüyorsun. Umarım bu günü stressiz bir şekilde atlatmama yardımcı olabilirsin güzel Ateşim!"
Gülmeye başladığımda arkamda hissettiğim ailemin gücü abime de yansımıştı.
"Melenda bu kadar güçlü bir bağı hayatım boyunca görmedim tatlım. Bu kadar az bir üye ile bunu nasıl başarabildin? Sen kusursuz bir detaysın güzelim.''
Abime mahçup bakışlarımı gönderdiğimde yüzüme bakıp gülümsemesi mesajın ulaştığının belirtisiydi.
"Burda böylece durmaya devam mı edeceğiz yani? Biran önce ailenle tanışmak istiyorum güzellik."
İkiz erkek kardeşlerim abimin yanından beni zorla kopartıp kollarının arasına aldıklarında büyük bir kalabalık ile kralın bizim için ayırttığı Saraydaki özel bahçeye doğru ilerledik.
Abim bize eşlik eden soydaşları ve gardiyanları yanımızdan gönderdiğinde sadece kendi ailesi ve benim ailem ortamda kalmıştı.
"Evet çocuklar hemen hemen her birinizi eskiden tanıyor oluşum ve şuanda kardeşimin ailesinde yer alıyor oluşunuz beni fazlasıyla memnun ediyor. Ancak işinizin hiç de kolay olmadığını farkındasınız öyle değil mi?"
Aile üyelerim önce bana bakıp daha sonra abime döndüler. Sözü vezirim devralmıştı.
" Prensesi korumak bizim görevimiz Prensim. Bu konuda şüpheniz olmasın. Onun için her daim yanında duracağız. Prensese birşey olmasına asla izin vermeyeceğiz. "
Abim memnuniyet dolu bakışlarını üzerimde bir kez daha kenetledi. Onu memnun ediyor oluşum beni inanılmaz derecede etkiliyordu. Kan bağım olan insanların desteğini görmek ilerlediğim bu yolda benim için en değerli hazineydi.
Kralın bizim için özel olarak hazırladığı yemeğe oturup hep birlikte yedik. Fazlasıyla özel bir ilgi almak, abimi de memnun etmiş görünüyordu. Bu okul için önyargıları vardı. Çünkü burda olmasa da, nasıl bir işleyişe hakim olduğunu biliyordu. Prenses Sanyayı benden daha iyi tanıyordu.
Gecenin ilerleyen saatlerinde abim ve ikiz kardeşlerimle birlikte odama çıktık.
"Burda en azından birkaç gün kalamaz mısınız?"
Abim olumsuz ve üzgün bir ifade ile yüzüme baktı.
"Hiç vaktim yok güzelim. Bugünü bile ayak üstü bir şekilde araya kaynattım. Sırf senin için."
"Ne yaparsam yapayım sabah erkenden gitmiş olacaksınız yani öyle değil mi?"
"Bu veda ile seni üzmeyeceğim küçük ateşim. Birkaç ay sonra yeniden birlikte olacağız."
Abimin boynuna kollarımı sarıp ona sıkıca sarıldım.
Salonumda oturmuş içecek ikramı olarak kan içen ve bir yandan da sohbet eden kardeşlerimiz izliyordum. Veziri tam abimin çaprazında duruyordu ve sohbete ayak uyduruyordu. Abim ağır ağır kafasını kaldırıp yüzüme baktı. İçinden geçirdiği şeyleri okuyabiliyordum. Güçlerimi görmek istiyordu. Ona gülümseyip hafifçe kafamı olumlu anlamda salladım.
"Ellerimde oluşturduğum büyüleri yavaş yavaş birleştirdiğimde her biri şaşkınlık içinde beni izliyordu.
" Tanrı Aşkına! "
" Bu inanılmaz Melenda! "2-İkizler
Abim oturduğu koltuktan hızla kalkıp yanıma geldiğinde büyüyü hızla bozdum. Beni kendine çekip sıkıca sarıldı ve dudaklarını anlıma bastırdı.
" Seni derhal korumam altına almalıyım. Bu gerçeği öğrenirlerse seni asla sağ bırakmazlar. Tanrım bunu bile bile seni nasıl kurtlarla dolu bu okulda bırakabilirim? "
Abimin gözlerindeki korkuyu gördüğümde hızla elimi yanağına koyup hafifçe okşadım.
"Bana hiçbir şey olmayacak abicim. Bütün önlemleri teker teker alacağım ve asla kralığımızın boynunu eğecek bir hata yapmayacağım."
"Bundan hiçbir şüphem yok zaten küçük Ateşim. Tek korkum, diğerlerinin sana zarar vermek için uğraşacağı tüm akıl dışı şeyler. Büyülerin henüz güçsüz. Bunları gizli gizli geliştirmek için kesinlikle son derece hassasiyette ihtiyaç duyman gerekecek."
"Ve ben bütün bunları ailem ile birlikte halledeceğim. Lütfen içini rahat tut ve kaderinin en önemli anını tamamla. Prensesini elde et. Aksi taktirde aklını kurcalayan bir parça olup bunu mahvedersem çok üzülürüm."
Gözlerim dolduğunda bakışları aniden yumuşadı ve kırmızı gözleri gözlerimle buluştu. Elendor ile olan aşklarını bütün krallıklar biliyordu ve asla Elendoru bir prense istememişlerdi. Prens evlilik yaşına geçen hafta girmişti ve artık önlerinde hiçbir engel bulunmuyordu. Kral abimi bizzat huzura çağırıp ilk prosedürler için başlangıç yapmak istiyordu. Kralık kuralları gelecekteki Kral ve Prensesler için çok katı durumdaydı. Prosedürler ne olursa olsun netti. Kralıkta geçireceği 1 ayı hiçbir hataya meyilli olmamalıydı. Yeni ailesine kendini kabul ettirmeliydi.
Gözümden bir damla yaşın akmasıyla dışarıda kopan kocaman gök gürültüsü beni kendime getirmişti. İçeriye hızla giren rüzgar sadece benim değil diğerlerinin de dikkatini çekmişti.
"Prensesim sen sadece büyüleri değil, Tanrım sen- Sen doğa olaylarını da kontrol edebiliyorsun! "
İçim bu yeni öğrendiğim bilgi ile korkuyla dolmaya başlamıştı. Bu fazlasıyla riskli bir durumdu öyle değil mi. Dışarıdaki gök gürültüsü giderek hızlandığında yağmuru es geçen hava bir anda tuttuğu doluları serbest bıraktı.
Abim durumumu fark ettiğinde hızla beni kendine çekip sarıldı ve seslice fısıldadı.
"Sakin ol prensesim, lütfen sakin ol. Korkucak hiçbir şey yok. Şşşşş... Duygularını kontrol altına almalısın hemde hemen. Yoksa durum daha kötü bir hal alıcak. Sakinleş... Şşşşş..."
Abimin rahatlatıcı sesine sığınırken alacaklı gibi çalan kapılar ile ayakta olan kardeşlerimden Michael hızla kapıya gidip açtı. İçeriye giren aile üyelerim hep birlikte başıma toplandığında abim onları durdurup benimle göz teması kurdu.
" İşte böyle. Bağın onları buraya çağırdı prensesim. Şuanda sana iyi geliyorlar çok daha sakin olmalısın."
Abim konuşmaya devam ederken bir yandan da açık olan pencerelerden dışarıda şiddetini azaltmış olan havayı inceliyordu. Dolu tamamen durduğunda abim birkez daha konuştu.
" Çok çok daha iyisin. "
Bakışları Vezirini bulduğunda, hızla yanına geldi. Bunun üzerine benim vezirim Cyrus da hızla yanımıza geldi.
"Prensim, Melendaya ne oldu?"
"Sanırım 5. Elementin ne olduğunu artık biliyoruz."
Vezirim şaşkınlık içinde işaret parmağı ile dışarıyı işaret etti ve abime baktı . Ancak o konuşmadan Abimin veziri konuştu.
"Üzgünüm prensim. Prensesin durumuna bakılacak olursak, gücü kesinlikle bu kadar basit değil. 5. Element kesinlikle doğa olaylarını kontrol etmek değil."
"Anlamadım? Ne demek 5. Element bu değil! Gözlerinle hava olaylarını kontrol ettiğini gördün!"
"Gördüğüm tek şey prensim, Prensesin güçlerinin kesinlikle bir sınırı olmamasıydı. 5. Elementin bu kadar basit bir doğa kontrolü olmayacağından kesinlikle eminim. Bambaşka yeteneklerini keşfetmek üzere ve bunlar olmadan elinde olanları derhal kontrol altına almalı. "
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 627 Okunma |
62 Oy |
0 Takip |
46 Bölümlü Kitap |