14. Bölüm

V.M. 14. Bölüm

Lotus Çiçeği
sayonaraa

Büyük bir çan sesi yankılandığında elimdeki tableti kapatarak arkama yaslandım ve sınıfın boşalmasını izledim.

"Size eşlik etmemi ister misiniz prenses?"

"Evet çok güzel olur. Henüz yetenek sınıflarının yerini öğrenemedim."

Derslikten birlikte çıktığımızda kapı girişinde olan dolabına uğrayıp elindekileri bıraktı ve daha sonra koridorun ortasında bulunan benim dolabıma yöneldi.

Elimdeki fazlalıkları bırakıp birlikte yürümeye başladığımızda kafamı hafifçe eğerek yüzüne baktım. Gözlerimiz buluştuğunda Gülümsedim.

"Birşey mi sormak istiyorsunuz prenses?"

Kafamla hafifçe onayladım.

"Sadece geldiğimden beri sizi maskeli görüyorum. Bunun bir nedeni var mı?"

"Uzun yıllardır takıyorum. Kişisel bir nedeni yok, yüzümün görünmesini tercih etmiyorum."

"Rahat rahat nefes alabiliyorsun yani öyle mi?"

Durup yüzüme baktığında bense hızla önüne geçtim ve dudaklarının bulunduğu yere elimi götürüp nefes alış verişini kontrol etmek istedim. Vücudumdan geçen bir elektrik akımı tuhaf bir hissiyatta kapılmamı sağlasa da elimi asla geri çekmedim.

" Okuldaki birçok kişi yüzümü hiçbir neden doğrultusunda görmedi prenses. Ancak sizin için kesinlikle istisnai davranabilirim. Bunu ister misiniz?"

"Aslında, aksine olayı daha da gizemli hale getirmeniz taraftarıyım. Bu maskenin ardındaki çocuğu zihnimde şekillendirmek istiyorum. Tabiki izninle."

"Maskenin altında bulunan Bu çocuğa, daha önce kimse bu ilgi ile yanaşmamıştı doğrusu. Bu teklifi sizin gibi bir prenses yapıyorsa kesinlikle itat etmem gerekiyor."

"İtat mi?"

"Sadece şaka yapıyorum. Maskemi çıkarmanı istediğin günü zevkle bekliyor olacağım."

Konuşmak için ağzımı açtığım sırada vezirimin sesini duydum.

"Prensesim?"

Arkamı ona döndüğümde yüzüme kısık gözlerle bakıyordu.

"Dersleriniz bitti mi çocuklar?"

"Evet prenses. Başlangıç için alana ilerliyorduk. Size eşlik etmemizi ister misiniz?"

"Vasilis ile devam edeceğim. Benim için geç kalmayın lütfen. Hem dersten önce ve sonra yapmanız gereken birşeyler olduğunu hatırlatırım."

Mesajı aldıklarında hepsi birbirine baktı ve bana baş selamı vererek çapraz yönde dağılarak ilerlemeye başladılar.

Biz yeniden yürümeye başladığımızda Vasilis konuştu.

" Aile üyelerini seçmeye gittiğin gün yaşanan şeylerden ötürü yeniden özür dilerim Melenda. Biliyorsun ki, bir vezir olduğum için önceliğimi her zaman prensime vermek zorundayım."

"Ne yani bunun için şuanda benden özür mü diliyorsun? Senden böyle bir şey için özür beklemiyorum asla. Hem o gün senin soydaşımız olduğundan bile habersizdim. Güzel yeteneklerimi seni korkutmadan denemek isterdim doğrusu."

Gülmeye başladığımda buna eşlik etti. Konuştuğumda istemeden verdiği tepkileri gözlerinin Kızarmasına neden oluyordu ve bu benim ondan başka bir etkileşim almamı sağlıyordu. Bana ne olduğunu anlamasam da, ona bu kadar samimi davranmamalıyım diye geçirdim içimden. Sonuçta onu tanımıyordum ve bir sevgilisi olabileceği ihtimali üzerinde durmadan bencilce davranıyordum. Ailesi fazlasıyla kalabalıktı. Risk oyunlarında fazlasıyla şampiyonlukları bulunuyordu ve bu durum onlara her bir zafer için yeni bir soydaş hakkı sunuyordu. Ayrıca önemli bir konumda bulunuyordu. Yükselişi tavan yapmış Popüler olan bir vezirdi.

Bahçeye çıktığımızda yüksek meşalelerin yerleştirildiği bir yoldan ilerledik ve kalabalık bir grubun içine girdik. Alev büyücüleri sırasıyla yerlerini almış bekliyorlardı.

"Ön safta duralım Melenda. Diğerlerini izleyerek daha kolay adapte olabilirsin."

Beni peşinden sürüklemesine izin vererek alanı tam ortaladık ve toplanan kalabalığı izlemeye başladık.

Orta yaşlarda bir adam bize doğru ilerlerken gözlüklerini düzelterek konuşmaya başladı.

" Bugünkü dersimiz 2 li gruplar oluşturarak birbirinizle savaşmak. Grup oluşturanlar, kalkan ve ateş eğimini en iyi şekilde kullanmak zorunda. Sona kalkanı kırılmadan kalan takım kazanır."

Herkes birbirini tanıdığı için hızla gruplaşmaya başladıklarında kenara çekilmek için adım atmıştım ki koluma temas eden bir el bunu durdurdu.

"Bu kadar basit mi pes ediyorsun. Hiç yakıştıramadım doğrusu."

"Sadece köşede sona kalmak istedim. Sence kolay pes eden birine mi benziyorum Soydaş Vasilis?"

Kırmızı gözlerimle gözlerine baktığımda gülümsedi.

"O halde bana eşlik edeceğini umuyorum ne dersin?"

"Hmm, Olabilir tabikide."

Gülmeye başladığımda o da bana eşlik etti.

İkişerli ayrıldığımız gruplarda Bay Cesrıc göz ucuyla takımları süzdü ve ellerinde oluşturduğu küçük halkaları tepemize gönderdi.

"Kalkanını kırdığınız takımın alev halkasını yok edeceğim."

Alandan çıkarak yeniden konuştu.

"Karşılıklı gelecek şekilde eşleşin."

"Bir stratejin varmı prenses?"

"Kalkanı riske atmayalım. Önceliğimizi karşı atak olarak kullanalım. Büyük ihtimalle çifte hasar vurmak için uğraşacaklar. Kalkanlarını açtıkları an saldırıya geçebiliriz."

"Kalkan açmadan riskli olmaz mı?"

"Riski sevmez misin şampiyon?"

Gözleri gözlerimle buluştuğunda tek kaşımı kaldırdım.

"Plan okey mi yoksa, Sende miyiz Soydaş?"

"Emrinizdeyim Prenses."

Bay Cesrıc' in işareti ile aramızdaki mesafeyi hızla açıp ellerimde oluşturduğum alev toplarını karşıya göndermeye başladım. Bana eşlik eden Soydaşın varlığı daha da motive olmamı sağlarken buna bir yandan da anlam yüklememek için çabalıyordum. Kalkan açmak için hazırlanan takım bizi köşeye sıkıştırdığını sanıyor ve daha fazla üstümüze geliyordu.

"Prenses zorlanmaya başladık. Kalkan açmamız gerek."

"Hayır daha değil. Bana güven ve atakta kalmaya devam et."

Soydaşın bir an yaptığı dikkatsizlik ile hızla ona gelen alev topunun önüne geçip kendi alev halkam ile durdurdum. Etkileşime geçip çarpışan alevler karşı tarafa büyük bir hızla giderken kalkanını açan takım ile Gülümsedim.

" İşte şimdi kalkan kırabiliriz Soydaş."

Elimle kocaman bir alev topu oluşturduğumda şaşkınlığı ile bana eşlik eden bu çocuk birleştirdiğimiz topu karşı takıma attı ve yüksek seste kırılan kalkan ve yere düşen takım ile Soydaşa baktım.

"Bu deneme savaşını neredeyse her zaman tekrar ediyoruz, ancak ilk defa kalkan açmadan rakibin kalkanını kıran birini görüyorum. Aynı zamanda da ateş elementine bu kadar hakim, saniyeleri bile kendi aleyhine çeviren bir vampir görmek gururumu okşadı."

"Teşekkür ederim. Bana inanıp güvendiğin ve son ana kadar beklediğin için."

"Bir anlık boşlukta yaptığım hata için beni affedin prensesim."

Kafasını hafifçe eğdiğinde çenesini tutup bakışlarımızı buluşturdum ve kafamı olumsuz anlamda sallayarak gülümsedim.

Aramızdaki yoğun etkileşimi Soydaş Vasilis farkında mıydı bilmiyorum ama, Daha fazla konuşmadan diğer takımların da savaşının sonlanmasını sessiz bir şekilde bekledik.

Bahçede oturmuş elimdeki bardaktan kan içiyordum. Çocuklar henüz yanıma gelmemişti ve ben birkaç defa tehditkar şekilde kafamı kaldırıp etrafa bakınıyordum. Eğitimler çoktan bitmişti. Acaba parşömenleri isterken bir sorunla mı karşılaşmışlardı?

Burnuma tanıdık birkaç koku geldiğinde kaşlarımı hafifçe çatıp kafamı kaldırdım. Beklediğim gibi tam önüme gelip durduklarında prenses Sanya kollarını çiçek yaparak gözlerimin içine bakıyordu.

"Bir sorun mu var Sanya?"

"Evet Melenda. Burda çok büyük bir sorun var ve ben nasıl halledeceğimizi bilmiyorum tatlım. Ne yapacağız?"

"Sorun varsa eminim halledilecek bir konudur. Nasıl yardımcı olabilirim bunu anlatırsan daha sağlıklı bir konuşma gerçekleştirebiliriz."

" Pekala. Madem en kısa yoldan bu sorunu halletmemizi istiyorsun, Sana sadece tek bir seçenek sunacağım. Burnunun dikine gide gide çok fazla damarıma basıyorsun. Burda buna asla izin vermeyeceğim, sadece ben değil diğer prensesler de benimle aynı fikirde. Burda düzeni bozmadan devam etmek zorundasın. Diğerleri gibi bana saygı duyup veliaht prensese boyun eğmelisin. "

" Hadi ya, Sanya bu hangi kural? Hangi kuralda ya da Kraliyet fermanında Su varisi Bir prensese boyun eğmek zorunda olduğum yazıyor? Sen Su Varisi olabilirsin ancak karşında Ateş Kralığı Varisi duruyor. Bu sana az geldiyse bir de Su Kralığını gelecekte temsil etmesi istenen bir varis var. Anlayacağın, ya burda durup herkesin aynı statüde olduğunu kabul edeceksin, ya da durup kendinle birlikte bu saçma kuralını destekleyen insanlarla birlikte yok olup gideceksin. Anlaşıldı mı Prenses Sanya? Rica ederim karşıma birdaha bu konuşmalar ile gelmeyin! Birdahası olmayacak ve Tavrım aynı sessizlikte devam etmeyecek "

" Sen neye güvenerek bu kadar özgüvenli konuşuyorsun? "

" Bunun özgüvenle hiçbir alakası yok. Aile üyelerini alarak buraya karşıma gelip beni bu şekilde uyaramaz, tehditler savuramasın Prenses. Haddini aşma ve yoluna devam et. Ben senin rakibin değil aksine birinci dereceden bağlı olduğun akraban ve okul arkadaşınım. Kraliyet dışında hiçbir samimiyetimiz hiçbir zaman olmadı, olmayacak da. Ailelerimizin bu tatsızlığı duymaması için konuyu kapat Sanya."

" Ne sanıyorsun sen kendini? Masum kız ayaklarınla birilerini etkileyip yıldız falan olmayı mı? 2 havalı hareketler yaptın diye senin tarafında olacaklarını mı? Bak etrafına ? Kim bu saçma sapan hareketlerinden etkilenip sana döndü?!"

" Giderek seni hiç ciddiye almamamı sağlıyorsun Sanya. Derdin ne senin? Güç ve Ünvan mı istiyorsun? En üste sadece ben mi olayım diyorsun? Git ve hak ettiğini al. Herşey orda."

" Seni yok etmek istiyorum ve inan bana bunu başarana kadar durmayacağım."

"Öyle mi dersin? Güldürme beni tatlım. Lütfen uzaklaş. "

Kırmızı gözleri gözlerimle buluştuğunda yerime dönerek kan dolu olan bardağımı elime alarak onları hiç tiye almadım ve içmeye devam ederek elimde tuttuğum tabletime döndüm.

Şuanda daha önemli işlerim vardı ve bu tepemde dikilen kızlar fazlasıyla sinirimi bozuyordu.

Bölüm : 22.02.2025 11:09 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...