9. Bölüm

V.M. 9. Bölüm

Lotus Çiçeği
sayonaraa

Earl sayesinde Honest krallığına bağlı 2 Soydaşı da kolaylıkla ikna etmiştik. Geriye kalan sadece 1 kişi vardı. İşte onun için biraz uğraş vermek zorundaydık ve diğerleri de Cyrus adını duyduğunda birazcık karamsar olmuştu.

Benimki imkansızı istemek gibi bir şeydi ama o olmadan hala koca bir boşluğumuz tamamlanamayacaktı.

Neden mi?

Cyrus bir keşiş olmak için kendini terk edilmiş bir tapınağa kilitlemişti ve yıllar içerisinde yaptığı araştırmalar sonucu kendini büyük ölçüde geliştirmeyi başarmıştı. Toprak krallığının soydaşlığından gelen bir ailesi vardı ancak yüzyıllar önceki bir savaşta krallığı ve Soydaşlığı maalesef yıkılmıştı. Hayatta kalan tek kişiydi ve ömrünü yalnızca ve yalnızca yalnız olmaya adamıştı. Aradığım diğerlerinden çok onun zekasıydı. Çünkü o toprak elementini öyle iyi kullanıyordu ki, 4 elementi bir şekilde yönetmeyi başarmıştı. İşte bana ve diğerlerine kılavuz olabilecek tek kişi oydu.

"Yeter! Lütfen beni bu taşın üstünde bırakın ve dönüşte alın. Bir adım atacak halim daha yok!"

"Küçükken daha az şımarıktın Gibin! Bu kadar kolay pes etmen seninle aynı aileyi paylaştığım için beni biraz düşündürdü doğrusu."

Hafifçe gülüp aralarındaki tatlı atışmanın ilerlemesine izin verdim. Birbirlerinden pek haz etmiyor gibilerdi ve Earl bu fırsatı hiç kaçırmıyordu anlaşılan.

Burası bir tapınak olduğu için mührü buranın belli bir seviyesinden sonrası için ışınlanmayı Red ediyordu. Ancak bu işte bir terslik olduğunu fark ettiğimde hızla konuştum.

"Durun bir saniye çocuklar!"

"Etrafı inceliyorum Prensesim. Ancak bir tehlike olduğunu fark etmedim iyi misiniz?"

"Yaklaşmakta olan bir tehlike yok ancak, tam olarak bir tuzağın içinde olduğumuzu düşünüyorum."

"Her yer toprak ve bir dağ yamacından yukarıya çıkıyoruz Efendim. Nasıl bir tuzağın içinde olabiliriz ki?"

Tek kaşımı kaldırıp Tonganın yüzüne baktığımda gözlerini kısıp biraz düşündükten hemen sonra dediklerini yüksek seste birkez daha tekrar etti.

"Yüksek bir dağ yamacında toprak bir yol üzerindeyiz öyle değil mi?"

"Evet bunun nesi garip? Siz iyi misiniz?"

Darellin sorusunu hızla yanıtladı.

"Çıkmış olduğumuz bu toprak arazi aslında bir tuzak. Ne kadar çıkmaya devam edersek edelim, zirveye hiçbir zaman ulaşamayacağız çünkü zirvesi yok. Her zaman aynı taşın üstünde dönüp duracağız. "

" Hadi ama sabahtan beri boşuna mı dönüp dolaşıyoruz sahiden! Bu vicdansızlığı bize kim yapar!? "

" Aslında vicdansızlık değil Gibin. Aksine mantıklı ve zekice düşünülmüş bir tuzak. İstenmeyen misafirleri caydırmak için kesin bir çözüm. "

."Peki ya şimdi ne yapacağız Prensesim."

Ellerimi toprağın üzerine koyup gözlerimi kapattım ve birkaç saniye sonra açıp şekilenen toprakları izledim.

"Şanslı günümüzde olduğumuz için Tanrıya şükredeceğiz! Beni takip edin."

Tırmanmak yerine patika bir yolu zorlanmadan yürümeye başladığımızda, artık farklı şekillerin bizi karşıladığını ve bu defa kesinlikle yukarıya çıktığımızı fark ettim.

Tapınak tam önümüzde belirdiğinde Emly konuştu.

" Melenda buranın doğru yer olduğuna emin misin? Aksi takdirde burda bir yaşam olduğunu düşünmüyorum. Çoktan terk edilmiş gibi duruyor."

"Aslında terk edilmiş durumda değil. Sadece yeni sahibi gitmemiz için öyle bir hava katmak istiyor."

Birkaç adım atıp konuştum.

"Cyrus lütfen bu toprak ve tozdan olan kalkanı kaldır ve bizimle iletişime geç. Konuşmamız gereken konular var."

Hiçbir tepki görmediğimde birkez daha tekrarladım.

"Cyrus lütfen!"

Derin bir nefes aldığımda bu işin sandığımdan daha zor olacağını fark ettim.

"Lütfen bana istemediğim şeyleri yaptırmak zorunda bırakma. Sadece seninle konuşmak istiyorum."

"Benimle konuşmak istediğiniz konu her ne ise, sizinle ilgilenmiyorum Prenses Melenda."

"Ama bunca yolu senin için geldik."

"Ateş prensesi olmanıza rağmen toprak hakkında çok zeki olduğunuzu fark ettim. Üzülerek söylüyorum buraya gelmenizi isteyen ben değildim, bunun için benimle konuşacağınız hiçbir şey beni ilgilendirmiyor."

"Bana kalırsa şuanda yaptığı çok büyük bir terbiyesizlik. Onunla konuşan insanlar varken karşımıza bile çıkmıyor ne kadar da ayıp."

Tapınağın topraktan heykelini hızla yıkmak için hamle yapan Earl'ı engellemek için uğraşsam da bu pek faydalı olmadan heykel yere düşüp topraklar eşliğinde param parça oldu.

" Tapınağa zarar verecek kadar ihtiyatsızsınız! Tanrıları kızdırmadan derhal gidin buradan!"

Earl ikinci Topraktan heykeli de yerle bir ettiği sırada zemin ayaklarımızın altından sert bir şekilde kaydı ve dengede durmak için büyük bir uğraş verdik.

Yerin altında büyük bir ciddiyetle ve sinirli yüz ifadesi ile çıkan Cyrus gözlerini gözlerimle birleştirdi.

"Tapınağa iki defa zarar vermeye kalktın!"

"Hey dostum! Yerin altında olduğun için göremedin sanırım, ancak onu yapan bendi-"

Cyrus elinde oluşturduğu toprak mızraklarını hızla Earl'a gönderdiğinde Mührümün toprağını aktif ederken toprak yardımı ile ona ışınlandım. Çocukların bu gerçeği burda bu şekilde öğrenmesini hiç istemiyordum ancak, Cyrus beni bir şeyler için mecbur bırakıyordu. Gelen mızrakları ateşin etkisi ile engellediğimde karşımdaki çocuk konuştu.

"Nasıl topraktan yararlanarak ışınlandın Prenses Melenda?"

"Bu sorunların hiçbir önemi yok Cyrus. Konuşmamız gereken konular çok daha farklı."

"Size ilgilenmediğimi söyledim!"

"Bu hiç önemli değil. Burada söyleyeceklerimi dinlemek zorundasın."

"Bu ısrarların sebebini anlayamıyorum! Neden buradasın Prenses?"

"Buradayım çünkü sana ihtiyacım var."

"Ateş krallığının tek varisinin bana neden ihtiyacı olabilir?"

"Çünkü Vezirim sizi seçmemi istedi. Bana yardım edecek tek kişi sizsiniz."

Geçmiş:

"Aile çok büyük ve kutsaldır Melenda bunu asla unutma. Gittiğin yerde birçok tehlike aslında senin için yeni başlıyor olacak. Önceliğin en güvendiğin insanları bulup ailen yapmak. "

"Bu kadar erken mi? Aile için beklemem gerekmiyor mu sahiden? Kimseye güvenmemem gerektiğini bana söyleyen sizdiniz."

"Kendini korumak zorundasın. Kimseye güvenmemen gerektiğini hala söylüyorum Melenda, ancak gittiğin ortamda bile kendin için en iyi olanı bulmak senin görevin. Doğru kararlar aldığından emin olmalısın."

"Sözlerinizde başka bir şeyler anlatmak istediğinizi düşünüyor gibiyim Vezirim? Sorun nedir?"

Kolundaki Mührünü gösterip konuşmaya başladı.

"Ben sadece Ateş krallığına bağlı bir vezir olabilirim Melenda. Bu yolda yaşadığım süre boyunca babanıza, size ve kardeşlerinize her zaman bağlılık yemini edeceğime dair hiçbir şüpheniz olmasın efendim ancak, kendinize ait bir prenses olarak vezir bulmak zorundasınız. Bu sizin en büyük önceliğiniz olmalı. "

" Bir vezir mi? Okula bile yabancıyken, nasıl da gidip bir vezir bulabilirim? "

" Sizin için en doğru kişiyi buldum prenses. Okula gittiğinizde aileniz için araştırma yapmak için dışarıya çıkmanıza izin verilecektir. Bu sırada Terk edilmiş tapınağa gideceksiniz. Yeteneklerinizi kontrol etmenizi sağlayacak tek kişi orda sizi bekliyor olacak. Onu ailenize almak zorundasınız. Unutmayın her şeyini kaybetmiş birine fazlasıyla önemli bir şey vaad etmek zorundasınız. Ona vezir olarak bakarsanız, hiçbir şey elde edemeden dönersiniz. "

" An- Ancak terk edilmiş tapınakta yaşayan kişi!"

"Asıl ulaşman gereken anahtarın o."

Şimdiki Zaman :

Gözlerimin önünden film şeridi gibi geçen konuşmalar ile gülümsedim.

" Önce size gelip her şeyi tek seferde de bitirip gidebilirdim Cyrus. Amacım buraya ailemle gelip seni de bu ailenin bir parçası olmanı sağlamaktı."

"Bu ısrarların sebebini anlayamıyorum Prenses. Neden ben?"

"Bende anlayamıyorum. Ben, Seni istemediğim için çekip giderken bu çocukta neden bu kadar ısrar ediyorsun şimdi?"

Dudaklarımdaki gülümseme artarken Cyrusa baktım.

"Üzgünüm ama bunu aileme dahil olmadığın sürece sana açıklayamam. Bilmen gereken tek şey, yeteneklerinin hepimiz açısından bir öğretici olacak olması. "

" Her biriniz farklı elementlerin bir parçasısınız. Ben 4 elementi nasıl kontrol ederim."

"Canını buna mı sıktın yani. Sadece sen değil dünya üzerinde bunu yapabilecek biri bile yok. 4 elementi kontrol etmek mi? Güldürmeyin beni çocuklar."

Earl gülmeye başladığında buna eşlik ettim. Okulda öğrenecekleri şeylere tepkilerinin ne olduğunu merak ediyordum doğrusu.

" Buradaki görevin sona erdi Cyrus. Tapınak sana öğrenmen gereken her şeyi verdi, bundan sonraki hayatını o bilgileri dağıtarak geçirmelisin."

"Prenses, Size karşı mahçup olmak istemiyorum. Lütfen sizin için daha iyi bir seçenek arayışına girin."

"Her birinizden o kadar memnunum ki, ve hiçbirinizi arkada bırakarak gitmeye niyetim yok!"

"Beni bırakıyordun ama pis cadı!"

Gülmeye başladığımızda Cyrus da buna katıldı. O an bir parçamız olduğunu kabul etmesi hoşuma gitmişti. Aile olmaya başlamıştık. Kesinlikle başlamıştık ve bunun bozulmasına asla izin vermeyecektim.

Bölüm : 20.02.2025 21:18 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...