
Kurduğum alarmım çalmaya başladığında, gözlerimi açarak ayaklarımı yataktan sarkıttım ve banyoma ilerleyip kişisel bakımımı yaptım.
Aşağıya inip giyinme odama geçtim ve üstüme mavi yarım bir crop altıma da beyaz yarım sporcu taytlarından birini geçirdim.
Makyaj masamda hafif bir makyaj yapıp saçlarımı dağınık bir şekilde toplayıp uzunluğun belime düşmesine izin verdim.
Telefonumu elime alıp odamdan çıktım ve katta bulunan asansörlere doğru yürürken Cyrusa mesaj gönderdim.
'Uyanırsanız odamda değilim. Açık Spor salonunda Vasilis ile olacağım.'
Açılan kapılardan dışarıya çıkıp yürümeye başladım. Hafif kalabalık olan bahçede öğrenciler farklı yerlerdeydi. Büyük bahçenin arkasına yürüyüp açık olan spor salonuna ilerledim.
Kollarına bandana bağlayan çocuk beni fark edip kafasını kaldırdı. Siyah yarım maskesi yine yüzünün yarısını kaplıyordu.
"Geleceğini düşünmemiştim."
"Tabikideee, gitmeye can atıyorum."
Arkamı dönüp yürümeye başlamıştım ki, hızla kolumu tutup beni kendine hızla çekti. Vücudum kaslı vücuduna çarpıp durduğunda göz kırıpıp elindeki bandajları bana uzattı.
"Kaçıp gitmek mi Prensesim? Hic yakıştıramadım."
Ona bir kez daha dil çıkarıp, bandajları takarken erkeksi gülmesi kulaklarımı doldurdu. Tanrım bu çocuğun harika ses tonundan haberi var mıydı? Kendine gel Melenda.
Arkama geçip konuşmaya başladı.
"İlk önce gevşemeniz gerekiyor Prensesim. İzninizle."
Kollarımı yanlara doğru açıp bacak bileğimin bir tanesini ileriye itti. Diğerini tutup arkaya atacağı sırada ani bir hareket ile takla atıp yere düşmemi sağladı. Ne olduğunu anlamadan inleyerek kafamı kaldırdığımda tepemde dikilen çocuk gülerek bana bakıyordu.
"Dövüş alanına girdiğiniz andan itibaren, dostunuz değilim Prenses. Düşmanınızım."
Saygıyla eğilip elini uzattığında gözlerimi kısıp yüzüne baktım ve beni yerden kaldırmasına izin verdim. Kalktığım gibi tekrar yeri boyladığımda acıyla inleyip sinirle soludum.
"Hain pislik! Ne halt ettiğini sanıyorsun sen!"
Acıyla omuzumu tutup popomun üstüne oturmaya başladığımda, dizlerinin üzerine çökerek konuşmaya başladı.
"Tanrım risk oyunları için ne kadar da dişli Bir rakip!"
Yüzüne vurmak için hamle yaptığım sırada hızla bileğimi kavrayıp yüzüme yaklaştı. Kalp ritmim ile dalga geçtiği yetmiyormuş gibi bir de konuşarak dalga geçiyordu.
"Çok iyi hareket prenses, ama bilin bakalım karşınızdaki kim?!"
"Pislik herifin teki tabikide!"
Gülmeye başladığında hızla ayak bileğim ile karın boşluğuna bir tekme attım. Ancak tutmuş olduğu bileğimi hesaba katamadığım için üzerindeki yerimi almam saniyelerimi almıştı.
"Harika bir atak ancak-"
Hızla yer değiştirip üstüme çıktı ve iki kolumu da kafamın üstünde birleştirip yüzüme yaklaşarak konuşmaya başladı.
"Fazlasıyla yetersiz ve savunmasız Prenses."
Bir kez daha göz kırıpıp üstümden kalktı ve benim de kalkmam için fırsat verdi!
Kedinin fare ile oynadığı gibi saatlerdir benimle oynuyordu pislik herif!
Yüzüme doğru bir yumruk savurduğunda hızla kaçtım ve aynı hamlenin yüzünün yarısına gelmesini sağladım. Hızla toparlanıp memnun bakışlarla beni karşıladı ve hamlelerine devam etti.
Aldığım 1001. Darbe ile yeri boylarken isyan etmeye başladım.
"Lânet olası pislik, en iyisi sensin yeter! Beni böyle daha ne kadar haşat edeceksin!"
"1 ders boşluğumuz kaldı Prensesim. Devam etmeye ne dersiniz? Ben yeterince keyif alıyorum!"
"Yüzün gözün hala yerinde seni adi herif! Tabikide zevk alırsın!"
Yerde boylu boyunca uzanırken tam tepemde olan güneşin önüne geçerek konuşmaya başladı.
"Bugünlük yeter mi Prenses?"
"Yeter! Daha fazla dayak yemeyi kaldıracak durumda değilim!"
Erkeksi gülüşünü bana sunmaktan çekinmedi ve hafifçe yüzüne dokundu.
"Hala izlerinizi taşıyorum efendim. Benim için bir zevkti. Kalkmanıza yardım etmemi ister misiniz?"
"Beni tekrardan mindere fırlat diye mi? Ahahaha teşekkür ederim. Uzak dur benden Soydaş."
Daha yüksek bir kahkaha atıp arkasına bakmadan yürümeye başladığında hızla elimde oluşturduğum ateş çemberini ona doğru fırlattım.
Çemberin kırılma sesiyle gözlerimi hızla devirip uzandığım yerden yavaşça kalktım. Güneş beni rahatsız etmeye başlamıştı.
Gözlerimin buluştuğu çocuklar bana bakarken 1 tanesi hariç diğer hepsinin memnun bakışlarını üzerimde hissediyordum.
Yanlarına gittiğimde beklediğim tepki sahibinden geldi.
"Tanrı aşkına prenses! Bu çocukla olan yakınlığınız beni ciddi derecede rahatsız etmeye başladı."
"Sadece dövüş için hazırlık yapıyorduk."
"Benimle yapın! Size yanaşmak için zaman kollayan biri ile değil."
Gözlerimi devirip Cyrusa baktığımda gülümseyerek yüzüme bakıyordu.
"Earlı boşverin siz prensesim. Gayet iyi dövüşüyordunuz. Soydaş Vasilis kesinlikle sizin için iyi bir boşluğu doldurmuş."
Vücudumdaki ağrıyan yerlerime dokunarak sinirle konuştum.
"Fazlasıyla iyi doldurdu. O minderin üstünden 1 dakika kalkamadım be! Benimle resmen dalga geçti."
"Prensesim derslerimiz Erkenden bitiyor bu hafta, Risk oyunlarına hazırlık için, isterseniz derslerden sonra bizimle devam edin."
Ellerimi hızla birbirine çarpıp konuştum.
"Harika olur. Hem siz bana karşı daha insaflı davranırsınız ve en azından bende birkaç Bir şey öğrenebilirim!"
Okul kıyafetlerimi giyinip dersliğe indiğimde kapıda karşılaştığım insanlarla herhangi bir etkileşime girmeden içeriye girdim. Tekrar aynı sıraya geçip oturduğumda, arka sıramda oluşan hareketlilik ile o yöne dönüp bana baş selamı veren çocuğa karşılık verdim. Herşeye rağmen ona hala sinirliydim. Konuşmadan önüme döndüğümde arkamdan gelen gülme sesleri ile tekrardan dönüp sinirle soludum.
"Gülme morelimii bozuyorsunnn!"
Ellerini hızla havaya kaldırıp sessize gülmeye devam ettiğinde karşılık verdim.
Dersler sonunda bittiğinde çıkışa doğru ilerledim ve çıkanların arasına katıldım. Soydaş dersin ortasında Prensi ile çıkıp gitmişti. Elimde bulunan gereksiz eşyaları dolabıma yerleştirip kapaklarını kapattım. Yan tarafımı bir kalabalık sardığında yüzüme bakan kızlara bakmaya başladım. Pek iyimser olduklarını söyleyemezdim doğrusu.
"Prenses Melenda, yapmış olduğunuz bazı yanlışlar var ve bu durum beni rahatsız ediyor."
Bu kız Prenses değildi kendisi bir soydaştı ve prensesin huzuruna çıkıp böyle uyarıcı konuşması içimde bir merak duygusu oluşturmuştu.
"Üzgünüm soydaş, sizi tanımıyorum bile. Yaptığım şey sizi nasıl rahatsız edebilir?"
"Sevgilim ile girmiş olduğunuz yakınlıktan bahsediyorum. Prenses olabilirsiniz ama benden üstün olmanız sevgilimi elimden alacağınız anlamına gelmiyor!"
"Sevgiliniz?"
"Soydaş Vasilis!"
İsmini duyduğum çocukla küçük bir sarsıntı geçirsem de bunu belli etmeden hızla toparlandım.
"Üzgünüm, burda büyük bir yanlış anlaşılma olduğunu görerekten söylüyorum ki, Vasilis ile aramda en ufak bir durum söz konusu bile değil. Lütfen bu konuda içini ferah tut. Beni buraya kadar uyarmak için gelmekle zahmet etmişsin. Ayrıca bir sevgilisi olduğunu bilmiyordum. Daha dikkatli davranacağımın garantisini veriyorum. Şimdi müsadeniz ile."
Hızla yolumu açtıklarında kafamı olumsuz anlamda sallayarak asansörlere yöneldim
Üzerimi değiştirmem gerekiyordu.
Rahat bir şort takımını üstüme geçirerek son hazırlıkları yaptım ve aynadan kendime son kez bakarak elime aldığım mataram ile yürümeye başladım. Hafif gölgenin çöktüğü Spor salonuna ilerlediğimde aile üyelerimin beni beklediğini gördüm.
Yanlarına yaklaşıp beni bekleyen çocukların yanına geçtim ve hazırlıklara eşlik ettim.
Yerdeki yerimi tekrar tekrar en sert şekilde boylarken sinirle kasılmaya başladım. Ne demiştim saatler önce? Siz benim Bir şeyler öğrenmeme izin verirsiniz mi?
Vasilis daha insaflı davranıyordu Tanrım!
Gözlerini dikmiş yüzüme bakan Dimitriye sinirle bakıyordum. O ise hâlinden gayet memnundu ve beni yeniden yenmek için fazlasıyla motive haldeydi.
"Ne diyeceğim çocuklar, şu işe birazcık büyü mü karıştırsak?"
Ortamın sessizliğinden hızla faydalanıp elimde oluşturduğum ateş büyüsüne gizli bir haava büyüsü karıştırıp hızla Dimitriye gönderdiğimde hamlemden kaçmadan direkt olarak büyüm ile yüzleşmişti. Yerde boylu boyunca yatarken diğerleri halimize gülüyordu.
"Kesinlikle daha Adaletli."
Gülümseyerek kollarımı birbirine bağladığımda hızla yine yeteneğinden biri olan zaman büyüsünü kullandı. Başbaşa kaldığımızda gülme sırası ona gelmişti.
"Şimdi güçsüzsün Prensesim."
Ateşini bana doğru fırlattığında dudaklarım hızla yukarıya doğru kıvrıldı. Hava yardımıyla ellerimde oluşturduğum su büyüsünü arkasından kullandığımda boşta kalan elimle de ateş büyüsünü kontrol altına aldım. Su büyük bir hızla vücuduna değdiğinde hızla Dizlerinin üzerine çökerek, inlemeye başladı. Zaman algısı hızla bozulduğunda yanına koşarak gittim.
"Lânet olası Dimitri! Şunu yapmaktan vazgeç!"
Vezirimin sert uyarısıyla ben gülüyor, Dimitri ise tir tir titriyordu. Ateşimi hızla kalbine mühürlediğimde tekrardan zevkle gülümsedi.
"Tanrım sen gerçekten de harikasın!"
Ortamı bir anda Prens Vladimir ve Prensesi Sanya aile üyeleri ile sardığında kafamı kaldırdım.
"Soydaşlarını öldürmeye çalışan aptal bir prenses mi? Tanrım nasıl olur da bu yeteneklere sahip olanlar bu kızın yanında olmayı seçebilir."
Dimitri hızla yerden kalkıp iki elini bana uzattı ve yavaşça kalkmamı sağladıktan sonra baş selamı vererek beni eliyle tutup aileme doğru götürdü.
"Gerçekten de, benimle olan derdini artık tiye alıyorum Prenses Sanya. Görüyorum ki hiçbir şey yapmasam da bana olan kıskançlığın zaten günden güne artıyor ve bu durumu izlemek kesinlikle çok keyifli."
Gözlerini kısıp yüzüme sinirle baktı.
"Senin gibi bomboş hiçbir amacı olmayan bir prensesi kıskanacağım gerçeği mi? Fazlasıyla komiksin!"
"O halde durup durup yanındakiler ile soluğu yanımda almana ne demeli? İstediğin şeyin cevabını çok yakında alacaksın zaten, bu süre içinde daha mantıklı hareketler yapmaya dikkat et. Mümkünse etrafımda da fazla dolanmamaya çalış oldu mu?"
"Sözlerine dikkat et! Senin karşında ilk soy ağacının Velihat Prensesi duruyor!"
Dudaklarım aşağılayıcı bir ifade ile kıvrılırken kafamı hızlı hızlı salladım.
"Çok övündüğünüz o Soy ağacının içinde durumların pek ala nasıl işlediğini 1. Soy ağacı velihattına burda uzun uzun anlatmam mı gerekiyor sahilden de?"
Yüksek seste bir kahkaha atıp devam ettim.
"Ne kadar da acı, bu kadar boş vaktim yok, ancak ortalıklarda bomboş dolaşmanızdan görüyorum ki, sizin epeyce bir vaktiniz var, o halde!"
Hızla elimde ateşten oluşturdum Soy ağacının yazılı kurallarının 5. Maddesini okumaya başladım.
"Soy ağacı içinde önemli olan İlk 4 kutsal Soy ve Velihatları kesinlikle eşit derecede, eşit saygıyla karşılanmalı, aynı şekilde soydaşlar haricinde, Velihatların da eşit oldukları bu konumlara saygı duymaları zorunluluktur. Kurallara uymamak durumda, Valihat ve Soydaşlarının cezalandırılması kaçınılmazdır."
Gülümseyerek sinirle yüzüme bakan Prensese göz kırıpıp devam ettim.
"Lütfen bu kurallara boş olan tüm vaktinizde bakmaktan çekinmeyin."
Gözlerim hızla Vezirimi bulduğunda konuşmaya başladım.
"Vezirim, lütfen Velihat prens ve prensesi aile üyeleriyle birlikte kralımıza şikayet ediniz. Daha fazla saygısızlıklarına tahammül edemeyeceğim. Ayrıca hakkım olan cezalandırmayı da talep ettiğimi bildirmenizi isterim."
Okul etrafında bulunan Kralın haberci kuşlarından bütün olaya şahit olan baykuşlarından biri öterek hızla uzaklaştığında vezirimin sesini duydum.
"Hemen dileklerinizi kralımıza iletiyorum efendim."
Elinde oluşturduğu mektubu hızla büyüsü ile krala gönderdiğinde şaşkınlıkla yüzüme bakan kız sinirle konuşmaya başladı.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 627 Okunma |
62 Oy |
0 Takip |
46 Bölümlü Kitap |