
Melenda:
Saatler önce sakinleşmiştim. Sarayın bahçesine gelip abim ve kardeşlerimle oturmuştuk. Prenses Elenor da aramıza katıldığında uzun bir süredir sevgili yengemi görmemenin üzüntüsüyle kendimi ona bırakmış, kollarımı beline sarmıştım.
"Lütfen Durumunuzu sormadığım için beni affedin yengeciğim."
"Tatlım, saçmalama. Bunca derdin arasında birde benim için mi üzülüyorsun sen ? Seni çok seviyorum biliyorsun ve harika başarılarının artması için her gün dua ediyorum."
Saçlarıma küçük bir öpücük bırakıp geri çekildiğinde bakışları abimi buldu. Hafifçe gözlerimi kısıp abime baktığımda derin düşüncelere dalan ve burun kemerini sıkan abimi gördüm.
"Pekala bir sorun var ve bu benden gizleniyor? Bunun Sebebi nedir?"
"Aslında tam olarak bir sorun değil Prensesim, fakat ülkemizin geleceği açısından konuşmamız gereken bir ko-"
Hızla elimi havaya kaldırıp ilk defa abimin sözlerini kestim.
"Bu konuda olan net tavrımı biliyorsunuz! Babam için neden ısrarla bir eş adayı aradığınıza anlam veremiyorum!"
"Lütfen öncelikle sakin ol Melenda. Ancak tatlım sende biliyorsun ki, ülkede bir kraliçe olmaması başlı başına bir sorun zaten. Ancak 20 seneye aşkın bir süredir bir kraliçe olmaması ülkenin çıkarları açısından da ne kadar sıkıntılı bir süreç sende biliyorsun."
Kalbini kırmak istemesem de bu konu hakkında yorum yapan herkese tavrım kesinlikle netti ve gözüm görmüyordu.
"Üzgünüm Prensesim ancak, ülkemiz adına kararlar vermek için henüz yetki altında değilsiniz. Bu yüzden abimle aramdaki konula-"
"Melenda! Yengene Saygılı ol!"
"O halde sizde benim kurallarıma karşı saygılı davranın ve birdaha bu konuyu benimle konuşmaya kalkmayın!"
Sinirle ayağı kalktığım an bahçeden dışarıya çıkanlarla gözlerim buluştu. Babam ve yanındaki kraliçe gülerek sohbet eşliğinde aşağıya iniyordu.
"Bu! Bu da ne demek!"
"Melenda bu senin alabileceğin bir karar değil biliyorsun. Lütfen babamın eş seçimi için karar vermesi hakkında daha fazla düşüncesizce davranma. Bu kişiselleştirilecek bir mesele değil!"
"Annemizin yerine nasıl başka bir kadının gelmesine izin verebilirsiniz!"
Gözlerim ikiz kardeşlerimi bulduğunda ikisinin de bakışları yere kaymıştı.
"Tanrı aşkına kardeşler içinde buna bir tek karşı gelenin ben olduğumu söylemeyin! Bana bunu söylemeyin!"
"Melenda, kraliçe Merli benim öz teyzem. Kendisine her konuda içtenlikle kefil olabilirim tatlım. Lütfen önyargılı davranma."
Gözlerim sinirle Prenses Elenor' u buldu.
"Neden Teyzenizin babamla bu kadar derin bir bağ kurmasını istiyorsunuz? Ayrıca düne kadar fikirleri benimle aynı olan kardeşlerim bugün neden bu işe olumlu bakıyor Prenses Elenor!?"
Sesim hızla yükseldiğinde ayağı Kalkan abimi sinirle başka bir köşeye uzaklaştırdım. Aile üyeleri şaşkınca yüzüme bakarken ayağı kalkmış Elenora bakıyordum.
"Birdaha aile üyelerim ile arama girmeyeceksiniz Prenses! Size karşı olan tutumum bugünden itibaren artık çok daha farklı olacak!"
İşaret parmağımı tam da gözlerinin önüne doğrulttuğumda gözlerinde yansıyan alevler bana aitti.
Saniyeler içinde babam ve yanındaki kadın içimize geldiğinde gözlerim gözleriyle buluştu.
"Arkamdan yapılan bunca plana Yeni dahil olabildiğim için üzgünüm. Ayrıca! Kesinlikle bu evliliğe bir prenses olarak onay vermediğimi belirtmek isterim!"
"Prenses. Lütfen ses tonunuza hakim olun. Karşınızda babanız Mejesteleri Kral ve eş adayı kraliçe var."
"Eş adayı mı? Kimse bana bu eş adayından bahsetmedi! Ayrıca bu evlilik asla olmayacak!"
Bakışlarım babamı bulduğunda gözlerimin içine bakıyordu.
"Bu zamana kadar istediğin her şeyi onayladım Prensesim. Sana karşı her zaman herkese karşı tavırlı oldum ve bir kral olarak senin tercihlerini ön planda tutmak için uğraştım. Bugün ise geldiğimiz noktada krallığım ve kendi hayatım için en doğrusunu düşündüğüm şeye karar vermek istiyorum. Buna senin de saygı duymanı bekliyorum."
"O halde buna asla saygı duymayacağım gerçeği ile bildiğiniz şeye davam edin. Bu birlikteliğe asla dahil olmayacağımı bilin."
Bakışlarım yanında duran kraliçeyi bulunca tekrardan konuşmaya başladım.
"Ayrıca hiçbir zaman hak ettiğiniz konuma ulaşamayacaksınız! Krallığımızın zaten bir kraliçesi vardı ve yerini almanıza asla izin vermeyeceğim!"
Abim Eş adayının yanına gelip ağlayan kadına kollarını sardığında, Gözlerim sinirle koyulaştı ve daha fazla dayanamadan konuştum.
"Derhal bay Smith'in huzuruna çıkmak istiyorum Cyrus. Haber gönderin."
"Hemen hallediyorum prensesim."
"Orda dur bakalım ufaklık saygısızlık edip böyle çekip gidemesin-"
Işınlanma mührüm ile saniyeler içinde Saraya girdiğimde derin bir nefes sakinliğimi korumaya çalıştım.
"Efendim, sakin olmalısınız."
"Bu birlikteliğe asla izin vermeyeceğim!"
Kral Simth ve kraliçeden izin aldıktan sonra hızla sarayı terk ettim ve okulda bulunan daireme döndüm. Kimseyi yanımda istemiyordum ve aile üyelerimin de odasına çekilmesine izin verdim. Salondaki koltuklarıma kendimi bırakıp tuttuğum gözyaşlarımı serbest bıraktım. Annemin ölümü ani olmuştu ve üstünden bu kadar Zaman geçmesi babamın sahiden de yeni bir evlilik yapması gerektiğini mi gösteriyordu?
Gönülden bağlı olduğu bir kadının anısına nasıl olur da bunu yapabilirdi?
Elimdeki sıcak kahve ile ayaklarımı balkondan aşağıya sarkıtmış öylece oturuyordum. Bahçede sigarasını içen çocuğu gördüğüm an gözlerimi kıstım.
Sebebi olduğum yağmurun altında hiç etkilenmeden öylece oturuyordu ve en önemlisi o da Akademiye dönmüştü.
Derin bir nefes alıp ona doğru bir etkileşim gönderdiğimde ıslak saçlarını dahi hareketlendiren o rüzgar ile yavaşça kafasını kaldırıp bakışlarımızı buluşturdu. Yüzündeki şaşkınlıktan onun da benim burada olduğumu beklemediğini fark ettim.
Eline aldığı telefonu ile birkaç şey yaptığında içerde titreyen telefonumu fark Edip balkonun kenarından atladım ve içeriye hızla geçerek sehpada duran telefonumu elime aldım.
Vasilis Gallen sizi takip etmek istiyor.
Hızla onaylayıp geri takip ettiğimde hızla ekrandaki gelen bildirime tıkladım.
"Prensesim Akademiye döndüğünüzü bilmiyordum."
"Bende sizin geldiğinizden habersizdim."
"Habersiz olduğum için size eşlik edemedim efendim. Kusura bakmayın lütfen."
"Hmm, Kesinlikle Kusura baktım."
"Prensesim ciddi misiniz?"
Kafasını hızla kaldırıp benimle göz teması kurduğunda telefonunu işaret ediyordu. Kafamı hızlı hızlı salladığımda dudaklarını büzerek cevap yazmaya başladı.
"Özür dilerim, bu durumu nasıl telafi edebilirim?"
"Bir kahve içmeye ne dersiniz Soydaş?"
Dudakları yukarıya doğru kıvrılırken hızla içeriye girdiğinde bende zıplaya zıplaya kapıma doğru ilerledim.
Sakin ol Melenda! Bu kadar heyecan hiç normal değil. Alt tarafı bir kahve!
Kapım hafifçe tıklandığında önünde durduğum kapıyı açtım.
Üzeri değişen çocuğa şaşkınlıkla bakıyordum.
"Bu kadar kısa sürede bunu yapmayı nasıl başardın sen?"
Gözlerini kırmızıya çevirip içeriye girdiğinde arkasından gülümsüyordum.
"Fazlasıyla cool bir hareket."
Vasilis içeriye geçerken banyoya ilerleyip siyah havlulardan bir tanesini elime aldım ve oturan çocuğa ilerledim. Tek gözünde maske ile karşımda duruyordu ve kesinlikle kusursuz görünüyordu!
Islak saçları anlına yapışmıştı ve hala küçük damlaları yere dökülüyordu.
Yanına ilerleyip oturdum ve elimdeki havluyu uzatıp konuştum.
"Saçlarını kurula, hasta olmanı istemem."
"Sanırım yüzyıllar önce hasta olmayı bıraktım prensesim."
Havluyu alıp saçlarını kuruturken oynattığı mimiklerine bakıyordum. Gözünün tam kenarında kusursuz bir beni vardı ve ben yüzünü artık tam görmek için çırpınıyordum.
"Yüzümde bir şey mi var Prensesim?"
Fazlasıyla dikkatli baktığımı fark edince, utanarak bakışlarımı çevirdim ve göz ucuyla tekrar baktım.
"Her şey yolunda, üzgünüm ben maskene dalmıştım."
"Bu aralar sigarayı biraz fazla alışkanlık haline getirmiş olabilirim. Ağız maskesi yüzümü ifşa ediyorr."
"Takma o halde."
"Aslında bunu bende çok isterdim ancak, kendim bile yüzümün net halini hatırlayamıyorum prensesim. O kadar uzun zamandır maskelerim benimle bütün Bir halde."
Bakışları yüzümü bulurken yeniden konuştu.
"Teklifim hala geçerli Prensesim. Size karşı maskemi düşürmekten büyük bir zevk duyarım."
Kalbimde ani bir titreşim ve hareketlenme olduğunda bakışlarımı kaçırdım. Hayır rahatsız olabileceği bir şey yapmak istemiyordum açıkçası.
"Ayrıca lütfen bu konu hakkında kendinizi sorgulamayın, Kendi özgür irademle bu teklifi sunuyorum. Kesinlikle rahatsız olmayacağım rahat olabilirsiniz."
Gözlerimi kısıp hızla yüzüne baktım.
"Yoksa zihnime mi giriyorsunuz Soydaş!"
Erkeksi bir kahkaha attığında bu defa da çıkan gamzelerini gördüm. Bakışları beni bulduğunda hızla ayağı kalkıp konuştum.
"Kahveni koyup geliyorum."
Hızla mutfağa koşup kahveyi koyup, sıcak ketılda bulunan suyu kupaya boşalttım. Kendi bardağımı da tazeleyip tekrar salona ilerledim.
Kahveyi önüne koyup toparlandığım sırada bakışlarımız buluştuğunda hayranlıkla gözlerim gözlerini buldu.
Tanrım maskesini çıkarmıştı.

Kusursuz yüz hatlarına bakarken kırmızılaşan gözlerimi fark ederek hızla bakışlarımı çektim.
"Umarım merak ettiğiniz yüz olmasam da, beklediğinizi karşılamışımdır."
"Tanrım dalga geçiyor olmalısın Vasilis değil mi? Harika ve kusursuzsun!"
"Mahçup oluyorum prensesim. İltifat ediyorsunuz."
Kafamı olumsuz anlamda sallayıp yerime oturdum. Maskesini tekrar taktığında artık altındaki yüzü bildiğim için mutluydum.
Fark etmemesi için kahvemden kocaman bir yudum alarak bakışlarımı yüzüne kaydırdım.
"Neden erkenden Akademiye döndünüz efendim?"
Omuz silkip konuştum.
"Birçok olay yaşandı. Bir de üstüne kendi ailevi sorunlarım gelince daha fazla o ortamda kalamayacağımı fark ettim diyelim. Peki sen neden burdasın?"
"Prenses ben uzun bir süre önce Akademiye geldim. Malumunuz ki Prensim ve Prenses Sanya ile birazcık atıştık."
Dudaklarımı büzüp konuştum.
"Üzgünüm, benim yüzümden bir tatsızlık çıkmasını engellemeye çalışıyordunuz."
"Tatsızlık çıkaran belliydi Prensesim. Her zaman olduğu gibi. Lütfen bu konuda kendinizi suçlamayın. Keyfinizin kaçmasına da izin vermeyin."
"Bunu sizde başarırsanız karşılık vereceğimi umuyorum."
Gözleri gözlerimle birleştiğinde teşekkür edercesine başını salladı.
"İyi niyetinizin arkasına sığınıyorum efendim. Belki de prensime yakışan eş adayı kesinlikle siz olabilirdiniz."
Kaşlarım aniden çağrıldığında kalbimde küçük bir boşluk olduğunu hissetmem uzun sürmemişti. Ben aptal hayaller içinde ona karşı bir samimiyet ve duygu beslerken, Tanrım beni aptal prensine mi layık görmüştü!
"Yüzün düştü prenses. Yoksa şüphelerimde doğru muyum?"
Gözlerimi hızla devirip Vasilise baktım.
"Tanrı aşkına o aptal ile beni nasıl yan yana getirebilirsin? Düşüncesi ve fikirleri kötülük akan biriyle işim olmaz Soydaş! Ayrıca bilmenizi isterim ki, Risk oyunları davetiyemi verdiğiniz gün Kral odama geldi ve aile üyelerimin yanında oğluna eş adayı olmamı teklif etti."
Gözleri kocaman açılırken şaşkınlığını asla gizlemedi.
"Ne yani siz majestelerini geri mi çevirdiniz?"
"Tabikide geri çevirdim. Benden gerçekten yapabileceğim Bir şey istemesini o kadar çok isterdim ki, ancak oğluyla evlenme planlarını bırak sohbet etmemek için bile büyük bir çaba sarf ediyorum Vasilis. Çıkar ilişkisi içinde olacağıma ve bir ömür boyu sevmediğim biriyle olmaktansa, sevdiğim kişiyle aşk evliliği yapmak istediğimi belirttim ayrıca bunun ne kadar süreceği de umrumda değil."
"Prensesim bu konu hakkında ne diyeceğimi bilmiyorum."
"Lütfen beni o aptal Prensine yakıştırmak haricinde her şeyi söyle olur mu?"
Ters ters yüzüne bakıp kahvemden bir Yudum daha aldım.
"Bütün velihatlar çıkar ilişkilerine önem verir Prensesim. Bunun sizin için ne kadar önemli olduğunu anlamakta zorluk çekiyorum. Sıfıra yakın olması da beni ayrıca korkutuyor."
"Ben Bir Prensesim. Sırf köklerim daha sağlam olsun diye bir prensle evlenmek zorunda olduğumu kim söyledi ha? Soydaş kanından gelen de birçok Velihat bulunuyor."
"Tanrım soyunuzun tek prensesi olmanıza rağmen bir de Soydaş kanı mı düşünüyorsunuz?"
Omuzumu hafifçe kaldırıp indirdim.
"Hem belkide hakkımda çıkan birçok dedikoduyu aldırmayan sadece onlar olur ne dersin?"
Kaşlarını hızla çattı.
"Ancak böyle saçma bir nedenden dolayı geleceğinizi mahfetmeyi düşünmüyorsunuz değil mi?"
"Aksine, düşüncelerim tamamen beni gerçekten seven ve saygı duyan biriyle olmak. Bir daha evlenme şansım olmayacak ve bir ömür yanında olduğum insana sonsuza kadar sevgi ve saygı ile bağlı kalmak isterim. Ayrıca mutlu olmadığım bir birliktelikte nasıl mutlu Bir Yuva kurabilirim?"
Gözlerinin saniyelik de olsa kırmızı parlaması yine içimde bir yerleri etkilese de buna izin vermemem gerektiğini fark ettim. Bana dair hiçbir şey hissetmiyordu ve sadece arkadaş olarak bir bağ kurmak istiyordu. Yani tahminimce.
Belki de bana acıyordu bilemiyorum.
"Yarın sabah derslikte 3 boşluğumuz var Prenses."
"Bunu bilmiyordum. Neden?"
"Okulda bazı öğretmenlerde değişiklik yapıldı ve henüz yerleri doldurulmadı."
"O halde biraz daha fazla yatabilirim değil mi?"
Gözleri gülerken kısıldı ve kafasını olumsuz anlamda salladı.
"Aslında sabah erken kalksanız ve açık spor salonunda buluşsak?"
Gözlerimi hafifçe kısıp yüzüne baktım.
"Nedenn?"
"Çünkü bu 2 hafta sonra Risk oyunları başlıyor. Dövüş becerileriniz umarım ki harikadır ancak birebir test etmek isterim."
Dudaklarımı kemirip gözlerimi kaçırdım.
"Dövüş mü? O da nerden çıktı şimdi?"
Bu durumdan keyif aldığı belliydi. Ona dil çıkarıp kahvemden Bir Koca yudum daha aldım. Bu halime gülerken konuştu.
"Lütfen Risk oyunlarını ciddiye alın Prensesim. Basit gibi görünse de, asla öyle değil."
"Tamam ama bu benim gerçekten umrumda değil. Saçma sapan aptal Bir oyun benim gelecekteki ülke yönetimime nasıl katkı sağlayabilir?"
"Prensesim, öncelikle Risk oyunları sizin güç ve dayanıklılığınızı test eder, ayrıca Risk gelecekte Velihatlarla karşılaşacağınız çarpışmaların acımasızlığına, ülkenizin çıkarları adına oluşabilecek, kaosa, hainliğe sizi hazırlar. İnanın bana Risk sadece bir oyundan ibaret değil. Orda güven ve güvensizlik test edilir. Orda siz değil gücünüzün ve zekanızın kararları konuşur."
"Beni korkutuyorsun!"
"Amacım da tam olarak bu prenses. Korku en güçlü silahtır ve Rakibinize karşı kullanmak zorunda kalacağınız bir kalkandır."
"Peki şuan yaptığın da Prensine bir ihanet değil mi Soydaş? Sonuç itibariyle ben de senin ve ailenin bir Rakibiyim ve sen rakibini savaşa hazırlıyorsun."
"Yetenekleri ve taktiği elimde olan bir prenses bana ne kadar zarar verebilir?"
Gözleri beni bulup güldüğünde meydan okuyan bakışlarla aynı karşılığı verdim. Ancak unuttuğunuz bir şey var sevgili soydaşım. Öğreneceğiz güne kadar bu büyük sürprizi size en içten şekilde saklayacağım.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 627 Okunma |
62 Oy |
0 Takip |
46 Bölümlü Kitap |