39. Bölüm

T. M. 39. Bölüm

Lotus Çiçeği
sayonaraa

"Eski aileni çoktan unutmuş ve silmiş gibisin Prens Tan?"

İğrenç bir şekilde kahkaha atıp devam etti.

"Bir buçuk ay içinde bu kadar değişmen hiç normal değil. Kendini prens olarak görmeye başlamış havalara bile girmişsin! Ne kadar da acınası bir durum!"

Elini tuttuğum adam hızla bir hamle yapmıştı ki, onu hızla durdurup kafamı olumsuz anlamda salladım.

"Seni kışkırtmak için uğraşıyorlar birtanemm. Lütfen karşılık verme. Bu yasak."

"Koruyucu melek Prenses Melenda yine iş başında ha? Ne o tasmasını tuttuğun köpeğin kaçmak için mi uğraşı-"

Elimde oluşturduğum alev büyüsünü hızla hepsinin üzerine gönderip sinirle soludum.

"Bir daha eş adayım , sevgilim hakkında ileri geri konuştuğunuzu duyarsam sizi mahvederim! İğrenç egolarınızı lânet okulunuzda kendi kendinize tatmin edersiniz artık!"

Ayağı kalkıp su büyüsünü kullanmak için hamle yapan kızı, hava yardımı ile hızla engelleyip, kaynar suyu yüzüne gelecek şekilde döktüm. Acıyla inleyip çığlıklar eşliğinde bağırmaya başladığında prens Vladimir hızla yanına çöktü. Gözlerimi devirip yüzüme bakan adama baktım.

"Karışmadığın için teşekkür ederim bebeğim. Senin onlara karşı hamle yapmanı sağlayıp ortalığı karıştıracaklardı. Ancak benimle aşık atmaları direkt olarak onlara pahalıya patladı. Umarım derslerini bir şekilde de olsa almışlardır!"

Dudaklarına yönelip kısa bir öpücük bırakıp geri çekildim ve bizi bekleyen aile üyelerime doğru yürüdüm.

"Başında uyardığınız için müdahale etmedik prensesim."

"En iyisini yaptınız çocuklar. Tanı kışkırtmak için uğraştılar ancak başarılı olamadılar."

Toparlanmış Sevgilisine yapışarak ağlayan kıza gözlerimi devirdim ve ışınlanma mührümü kullanıp bu defa ben Tana ait evin sınırları içerisine geldim.

"İblis krallığının topraklarına çok rahatlıkla girebiliyorsun Birtanem. Güçlerini bu şekilde kullanman harika."

Elini alıp hızla kalbimin üzerine koydum.

"Bütün bunların sebebi mührün. İblis krallığında güçlerimi rahat rahat kullanmama izin veriyor Sevgilim."

Memnun bakışlarla konuştu.

"Bunun bana hissettirdiği duyguyu sana tarif edemem Birtanem."

Gözlerimi yavaş yavaş açtığımda yanımda bulunan adamın masumca uyuması beni etkiliyordu. Saçlarına ellerimi atıp hızla karıştırıp dağılmasını sağladım. Hafifçe huzursuzlanıp mırıldansa da, eski pozisyonuna dönüp uyumaya devam etti. Ayağı kalkıp banyoya ya ilerledim ve işlerimi halledip giyinme odama geçtim. Dolaptan çıkardığım günlük mini elbiseyi üzerime geçirip saçlarımı dağınık bırakarak makyaj masamdan yüzüme hafif bir renk vererek odadan çıktım. Merdivenlerden indiğimde salonda oturan aile üyelerim yüzüme bakıyordu.

"Günaydın Prensesim."

"Size de günaydın çocuklar

"Efendim abinizden bir mesajınız var."

Elimde oluşturduğum ateş mührü ile gelen mesajı okumaya başladım.

'Ateş kralığından habersiz bir şekilde ayrıldığınızdan beri 5 gün geçti prenses. Bugün krallığa dönmeni istiyorum. Ayrıca başlayacağın akademinin tehlikelerini farkında mısın seninle konuşmamız gerekiyor. Birde Kral babamızın eş adayı bugün sarayımıza davetli ve burda olmak zorunda olduğunu unutma.'

Mesajın son kısmında gözlerimi hızla devirip Vezirime baktım.

"Kesinlikle bugün saraya falan gitmiyoruz! Tepkimi bildikleri halde beni nasıl oraya çağırırlar?!

"Cevap vermem gerekiyor Prensesim."

"O halde gitmeyeceğimi belirt."

"Prensesim bu resmi bir davet. Maalesef gitmek zorundasınız."

"Gitmeyi çok istiyorsanız siz gidin! Ancak ben kesinlikle gitmeyeceğim!"

Gözlerimi sinirle devirirken hissettiğim adam saniyeler içinde belimi kavrayıp koltuklara oturdu.

"Ne oluyor burada çocuklar?"

"Prensesimiz saraya teşrif etmek için davet aldı. Ancak malum bir durumdan dolayı gitmek istemediğini belirttiyor."

"Sorun nedir birtanem?"

"Annemden sonra bir kraliçe kesinlikle kabul etmeyeceğimi bildikleri halde beni ısrarla! Israrla o kadını kabul etmem için zorluyorlar. Böyle bir şeyin olmayacağını belirtmeme rağmen! Kendileri ne yapmak istiyorlarsa yapsınlar, ancak bu kabulün bir parçası olmayacağım."

"Prensesin isteğini Abisine ilet vezir. Gitmek istemediği bir yere onu asla göndermeyeceğimi bilin."

"Tabikide hemen bildireceğim prensim ancak, İblis krallığı için bir davet talebinde bulunabilirler. Bilginiz olsun."

"Hayır hiçbir talepte bulunmadan direkt olarak istedikleri zaman krallığa gelebileceklerini not düşün. Buna hiç kimse karışmayacaktır."

Evin içinde bizimle birlikte bulunan Kuzgun hızla harekete geçti ve bahçeye çıkarak gözden kayboldu.

"Hemen iletiyorum efendim."

Gözlerim prensimi bulduğunda saçlarıma küçük öpücükler bırakmaya başladı. Derin bir sohbetin içinde iken hızla doğrulamamı sağlayan prensime baktım.

"Sevgilim noldu?"

"Abinler yola çıktı güzelim. Birazdan burada olurlar."

Yanlış bir pozisyonda olup abime karşı saygısızlık olmaması için toparlanan sevgilime aşk ile baktım. Kendi Ailesine karşı hiçbir şekilde bu durumu umursamadan rahat davranırken, söz konusu benim ailem olduğunda, bu kadar temkinli davranıyor olması beni fazlasıyla etkilemişti.

Bakışları yüzüme kaydığında gözlerini kısarak yüzüme bakıyordu. Yanaklarını okşamaya başladığımda konuştu.

"Bir şey mi oldu Sevgilim?"

Kafamı olumsuz anlamda sallayıp dudaklarına küçük bir öpücük bırakıp geri çekildim. Bahçeden gelen hisle buraya geldiklerini anlamam uzun sürmemişti.

Önden abim arkasından ikiz kardeşlerim ve abimin veziri girdiğinde Aile üyelerim ayağı kalktı. Tan da beni kaldırıp gelenlere baktı.

"Hoşgeldiniz."

Bakışları abisi bildiği Vezirin üzerinde takılı kaldığında onu desteklemek için koluna sarıldım. Aile üyelerim arka tarafa geçip orda beklemeye başladığında koltuklara ilerleyen kardeşlerimle Sevgilim konuştu.

"Sizi yalnız bırakayım. Bir şey olursa bahçede olacağım."

"Bir adım daha atma Delikanlı. Geç ve Eşinin yanında otur. Sen ailemizin damadısın ve senden gizli saklı hiçbir şeyimiz olamaz."

Abimin sözleri Tanın bütün hücrelerine kadar etki yarattığında yanıma oturan çocuk beni hızla kendine doğru çekip arkadan belime sarıldı. Abimin memnun bakışları üzerimizde gezerken yine Tana bakarak konuştu.

"Yaşadığın talihsiz olayların hepsinden haberimiz var. Sana bunları yaşatanların hepsi zamanı geldiğinde gerekli cezayı alacaklar. Ancak o zaman gelene kadar, sahip olduklarına iyi bak olur mu?"

Bakışları beni bulduğunda koruması gerektiği asıl kişinin ben olduğumu söylüyordu.

"Gelelim asıl konumuza."

Bakışları yeniden beni bulduğunda gözlerimi devirdim.

"Beni delirtme güzelim! Bize tanınan haklar kadar konuşabiliyoruz ve sen o hakların dışına çıkmaya epey meraklı gibisin. Ancak bu kararları alanlar bizler değiliz."

Sinirle abime baktım.

"Hayır kraliçe adayı bir başkası olsa kesinlikle red ederdiniz! Ancak eşinizin teyzesi olduğu için, fazlasıyla iyimser davranıyorsunuz!"

"Yanılıyorsunuz Prensesim, bu bilgiyi ben ve Elenor da yakın Bir zamanda babam tarafından öğrendik. Senin düşündüğün gibi Kraliçe adayını öneren benim nişanlım değildi. Ayrıca o gün yengenin kalbini çok fazla kırdın."

"Kesinlikle bu durum umrumda bile değil! Henüz aile ilişkilerimize karışacak durumda değil!"

"Kraliyettin bütün sınavlarını başarıyla geçtim Prenses. Hafta sonu nişan törenim var."

Eskiden bu habere uçarak karşılık verirdim ancak- şimdi, Elenora olan kalp kırıklığım buna izin vermiyordu. Abim aksini söylese de, kesinlikle prensesin bu tanışma olayında bir parmağı olduğunu biliyordum!

"Sizi ve Ailenizi tebrik ederim."

"Bu kadar mı Prenses?"

Omuz silkip kafamı olumsuz anlamda salladım.

"Üzgünüm, siz bana karşı birşeyler hissetmiyor olabilirsiniz ancak, benim sizlerle karşı büyük bir kalp kırıklığım var."

Abim burun kemerini sıkıp yüzüme bakarken kafamı olumsuz anlamda sallayarak bu duyguların Bir parçası olmamaya çalıştım.

"Peki ya mevcut okulundan çıkıp bir İblis okuluna gitmen mantıklı mı?"

"Bulunduğumuz okulda bize karşı yapılan durumların farkındasınız. Ayrıca eşime yıllardır yaptıkları şeyleri görmezden gelerek orda okumaya devam mı edeceğiz sanıyorsunuz?"

"Prenses normal bir soru sordum, bu kadar tepki vermemelisiniz."

"Pekala o okulda devam etmek istemiyorum. Ayrıca eşim nerede devam ederse oraya gideceğim. Lütfen kararlarıma saygı duyun."

Hızla ellerini havaya kaldıran prens abim konuştu.

"Kararlarına karışmaya hakkımız yok zaten prensesim, ancak mevcut 1. Derece aileni aldığın kararlardan bizaat haberdar etmelisin. Vezirinle yazışıyor olmak beni sinir etmeye başladı."

Dudaklarımdan bir kıkırdama koparken arkada ciddi durmam için bana uyarıda bulunan çocuğu gördüm ancak gülmem giderek artarken abim Prensime baktı.

"Sahiden şu şeyle yüzyıllar geçirmek istediğine emin misin dostum?"

Kötü kötü beni ima ettiğinde ona dil çıkararak anlıma dudaklarını bastıran adama kocaman bir gülümseme gönderdim.

"Tanrı aşkına onu kıskanmamam gerekirken, neden kıskanıyorum ki?"

"Oh! İyi oluyor sana!"

Ters ters yüzüme bakarken gülmeye devam ettim.

"Buraya neden geldiğimi biliyorsun öyle değil mi? Tek velihat prenses olarak saraya gelmen gerekiyor."

"Üzgünüm ancak böyle bir şey olmayacak."

"Melenda! Bu rica değil, bu artık bir emir ve buna saygısızlık edemesin."

"O halde emirlere uymadığım için gerekli cezalar neyse uygulansın."

"Bu kadar inatçı olmak zorunda mı sahiden?"

Bakışları vezirime kaydığında sessiz kalmayı tercih eden çocuk bana bakıyordu.

"Üzgünüm prensim."

Vezirimin bakışları hızla bizi bulduğunda yüzüne bakıyordum.

"İblis Akademisinden tarafınıza mektup geliyor Prensesim."

Salondan içeriye giren haberci Bir kuş tam önümde durup ayaklarında bulunan mektubun önüme düşmesini sağladı.

'Sevgili Elzem Krallığı gelini Prenses Melenda, yüzyıllardır krallığımızda Melez öğrenciler haricinde hiçbir Saf kanın bulunmadığını belirterek başlamak isteriz. Akademimize uyum sağlayacağınızdan hiçbir şüphemiz yok. Bu yüzden okulumuzun kapıları siz dahil olmak üzere bütün saf Vampirlere açıktır. Umarım yüzyıllardır birbirimizden uzakta barış içinde devam ettiğimiz gibi, birlikteliğimizde de barış içinde uyumlu kalabiliriz. Okula hafta sonu gönderilen heyetle gelmenizi bekliyoruz. İblis Gabriel Akademisi yetkilileri.'

Benimle birlikte mesajı okuyan prense gülümseyerek onay verdim.

"Sadece beni değil, aynı kandan gelen soydaş ve Velihatlara da kapılarını açtıklarını belirtmişler Sevgilim."

"Sanırım okul bahçesinde bize katılmak isteyen Velihatlar kayıt alıp başvuru yapmış olmalı."

"Haklısınız."

"Bir saniye çocuklar, Akademiden sizinle birlikte kayıt aldıran öğrenciler mi oldu?"

Omuz silkip abime baktım.

"Yani aramızda böyle bir konuşma geçmişti evet, ancak bizden sonra ne yaptıklarını bilmediğimiz için, mektubun son kısmına dayanarak konuşuyoruz."

"Bu çok tuhaf. Grandon akademisindeki tüm öğrenciler tamamen saf kanlar ve özel seçilen öğrencilerdir. Okulu bırakmak istemeleri garip."

Bahçede sohbetler eden aile üyelerim ve abimin ailesini izliyordum. Abimin Veziri ve Sevgilim yalnız kalmak için birazcık izin istemiş ve yanımızdan ayrılmıştı.

Aklım uzun bir süre önce yanımızdan ayrılan sevgilimde kalmıştı ve henüz hiçbir sohbete odaklı olamıyordum.

Bölüm : 06.03.2025 05:53 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...