12. Bölüm

Ağustos Böceği 🌹12

Dahliaaa
d_ah_lia

 


Evin önüne çektiğim arabadan indiğimde yanmayan ışlıklar evde olmadığını gösteriyordu.Ceketim elimde ilerledim. Anhatarla usulca açtım kapıyı saat altıyı geçiyordu hâla gelmemesi izinliyken kargahta kaldığını gösteriyor yada başka bir yerde kalıyor bilmiyorum her nerede ama yediğim halt canımı hem sıkıp hemde yakıyor.Botlarımı çıkarırken elimdeki ceketimide askılıktan astım. Anahtarı komidinin üstüne fırlattım .

Karalık koridorda ilerlediğimde elim usulca lambaya dokundu .
Tam arkamı dönüp mutfağa girecekken koltukta oturduğunu görmek içime su mu serpti yoksa alevlendirdi mi bilmiyorum.

Üstü çıplak altıda siyah geniş eşofmanı vardı.Kasları şaheser gibi ortadayken yakışıklılığına özlemle baktım.Yeni traş olmuş duşunu almıştı.
Kalkık burnu erkeksi kemikli yüz hatları yapılı vücudu çıplak kaslı geniş omuzları parlak esmer teni ah adam sen bana imtihansın.Yeşillerine canımı verecekken ben onları kırdım ben bir gün içinde onlara bakmayı özledim yakınken uzak kalkmak sanırım bu oluyordu.

"Neredeydin ?" Dediğinde soğuk ve mesafeli sesi bıçak gibi kesmişti duygularımı.

"Her zamanki işlerimle uğraşıyordum." Kafasını anladım dercesine salladığında yanına doğru yavaş yavaş ilerledim .Yayılarak genişce oturduğu koltuğa oturduğumda bir bacağımı katlayıp diğerinin altına aldığımda ona taraf döndüm .

"Nereden başlayacağımı bilmiyorum ."dediğimde yeşilleri benimle buluştu ne yüzünden nede gözlerinden hiç birşey okuyamıyordum.

"Hastaneyken Melis 'eski sevgilin' odama geldi zaten duydun herşeyi şimdi diyeceksin ki bunun bana söylediğin o lanet olası cümlelerle ne ilgisi var ?" Ensemi ovaladığımda gözlerimi ondan kaçırıp karşımda duran kitaplığa diktim,sessizce beni izliyordu.

"Benden öncen beni ilgilendirmez ilgilendirmemelide sabah uyandım yoksun yanımda,benimleydin gece ama uyandığımda gitmiştin.Bende bu işlerin içindeyim en iyi ben biliyorum birden bire ortadan kaybolmanın ne demek olduğunu ama işte karşıma geçip ben hastalandığımda bir hafta yanımdan ayrılmadı başımda bekledi ölümden dönmüşsün ama yanında değil dedi.

Beni unutmamış unutmuş olsaydı benim kokumu evinde arabasında taşımazdı dedi.Yaşadığınız şeyleri anlattı bana,iğrendim doğru yemin ederim iğrendim anlattığı şeyler zihnimde can bulduğunda ben seninle onu " yutkunduğumda derin bir nefes çekip geri verdim.

"Öyle hayal ettiğimde gecede o izi teninde gördüğümde o kelime ağzımdan çıktı sana özel birşey değildi ben senin teninden değil seni öyle görünce yaşadığınız şeylerden iğrendim ,özür dilerim,bana baştan söyleseydin onu unutamadığını kokumda onu bulduğunu-" bu sefer yutkunmadım,nefesim boğıma oturduğunda elimi boynuma götürmemek için direndim .
"Biliyorum kırdım seni ama emin ol sana kalbimin sesiyle konuşuyorum ilk kez dürüstçe çünkü artık herşeyi saklamaktan yoruldum yüzbaşı ."Gözümden akan yaşı sildiğimde kitaplardan gözlerimi çekmedim .

"Ben seni bir kelimemle kırdım ama sen beni kullandın sen bana her sarıldığında her kokladığında onu buldun.Biz anlaşmalı evlilik yaptık bunlara hakkım yok biliyorum ama insan bazı şeylerin önüne geçemiyor. Geçemedim kalbimin önüne.Üç gün süre vermiştin bana bak bu gün itiraf ediyorum.

Ben sana kör kütük aşıkken şu kalbim adını her duyduğunda titrerken kokun benden uzaklaştığında burunumu sızlatıp gözlerimi doldurken ,bana bunu hissettirmeye hakkın yoktu biliyormusun sana aşık olduğumu ben ilk kez nerede kabullendim.Hani bazen görevim gereği birileriyle yakınlık kurmam gerekiyorya işte tam o anda midem başka bir bulantı hissediyor.Her zamankinden farklı, kalbim bana sana ihanet ettiğimi haykırdığında anladım. Belki benim hatamı bir özür telefi eder unutulup gider ama senin hatanı hiç bir özür hiç,hiç bir söz telafi edemez.Beni yara bandı yaptığını ölene kadar unutamayacağım yüzbaşı çünkü sen eski sevgilinin kokusunu bende buldun."

Gözümden akan yaşları temizlediğimde yüzüne bakmadan ayağı kalktım .

"Bir Ağustos böceğine göre fazla iddalı sözler bunlar ."

Çatılan kaşlarımla arkamı döndüğümde oturduğu yerden kalkıp karşıma geçmişti .

"Onunla kendi isteğimle sevgili olmadım şimdilik sadece bunu bilmeni bununla yetinmeni istiyorum."Bana dokunmak için kaldırdığı eli her neden bilmiyorum ama yumruk olup geri inmişti.
Ağustos böceği ?

"Ben o kokuyu çocukken sevmiştim herkesten önce hayatıma lüle saçlarıyla giren bir Ağustos böceğinin,kokusunu sevmiştim.Gözümden akan yaşı ilk kez birisi silmişti huzuru mutluluğu çocukluğu onunla bulmuştum.Eğitim için ondan ayrılmıştım bana onu hatırlatacak birşey arıyordum geriye sadece kokusu kalmıştı bilmiyordum yıllar sonra onu bulacağımı.Bir gün çıkıp geldiğindeyse beni tanımadı."

Dudaklarımı birbirine bastırdığımda içimi çekerek kafamı salladım .

"Neden bana söylemedin ?"

"Tanımanı bekledim." dedi.Sesi çatallayan bir çocuğun serzenişi gibi. Sesindeki o sızı... O anda, ona ne kadar yük olduğumu fark ettim.

"Asla tanıyamazdım." dedim. İçimde bir suçluluk, bir boşluk...

"Biliyorum," dediğinde, o sessizlik bile canımı yakıyordu.

"Bana senin öldüğünü söylediler," dedim. Bu cümle, yıllardır içimde taşıdığım taşlardan biriydi.Ağırlığı,beni paramparça etmişti.Kelimelerimle birlikte göğsümden bir hıçkırık koptu.

"Neden hiç gelmedin?" dedim, sesim kısılmıştı. "Ben çok bekledim seni..."

"Dönemedim dönecek yaşa geldiğimdeyse sen yoktun."

Gelmişti bana gelmişti sözünü tutmuştu ama ben yoktum belki onada yalan söylediler...Kendimi tutamayıp kollarımı parmak uçlarımla yükselip boyuna sardığımda içim titredi.

"Sanada mı yalan söylediler ?"

Kolumun altındaki bedeninin gerildiğini hissettim.Ama sonra elini saçlarıma doladı, başımı hafifçe kendine çekti.Gözlerimi kapadım; nefesini saçlarımda hissettiğimde,yıllardır eksik kalan bir parçam yerine oturmuştu.

"Hayal ettiğin şeyleri onunla yaşamadım uzunca bir süre esir düşmüştüm bedenimin belirli yerlerinde yanıklar vardı onları tedavi etmişti bunu sana karşı kullanmış.İğrenmen kadar doğal birşey yok Gül izler çok dikkat çekici,bazen öyle zamanlar oluyor ki haftalarca duş alamıyorum ter kir ve barut kokusu deriye işliyor ellerim nasırlı kendi yüzümü yıkarken bile yüzüm çiziliyor."

Herşeyi unutmuş söyledikleri için yummuştum gözlerimi yaşlar yanağımdan süzüldü az önce elini o yüzden yumruk yapıp bana dokunmadan geri indirmişti.Kokusunu içime derince çektimde boyundan ayırdım kollarımı .
Tam ağzımı açacakken elimden tuttmuştu .

"Gel benimle ."
Bana fırsat vermeden kucağına aldığında merdivenleri hızla çıkmaya başlamıştı .

"Ne yapıyorsun ?"

"Seni taşıyorum."

"Bunu sormadığımı biliyorsun"
Beni takmadan yatak odasına doğru ilerlemeye devam etti.
Onun odasının önünde durduğumuzda beni usulca yere indirmişti.Yüzüne tuaf tuaf bakarken kaşlarıyla kapıyı işaret etti .

"Açsana ."

"Ne var içeride ?"

"Açınca göreceksin güzelim."

Titreyen elim kapının kurpuna dokunmuştu,aşağı indirdiğimde belimdeki eli bana güç veriyordu.
Aralı duran kapından sızan los ışığın kaynağını görmek için kapıyı tamamen açtığımda mumların yol yaptığı toz pembe ve beyaz kiraz çiçeği yapraklarının süslediği yeri takip ettiğimde yatağın üstünde ağzı açık duran karton kutunun içinde ışıl ışıl parlayan gelinliğin üstünde ağzı açık duran yüzüğün kocaman taşıyla parıltılı yansıması göz kamaştırıcıydı.
Manzara karşında yutkunurken elim ağzımı kapatmıştı .

Gözlerim dolmuş,kalbim göğüs kafesime sığmayacak gibi atıyordu.Hissettiğim mutluluk gözyaşlarıma karıştı.Eli gelinliğin üzerinde duran yüzüğü çoktan almış önümde tek dizinin üzerine çökmüştü .

"Seninle ömrü boyunca her gece aynı yastığa baş koymayacak olan ama seni son nefesine kadar koruyacak bu adama evet der misin benimle gerçekten evlenir misin ırkımın asil kızı ?"

Dolan gözlerimle kafamı salladığıma dilim sanki lal olmuştu.Dilimin bağlarını güçlülükle çözdüğümde başımı salladım.

"Evlenirim "

Ben kendimi bulamazken o gülümseyip doğrulduğunda uzatmayı unuttuğum elimi avuçları arasına alıp yüzüğü parmağıma takmıştı .

Nasırlı elini hisseden tenim yeniden yüreğimi burkmuştu yapmam gereken şeyi biliyordum .
Elini saran iki elime baktığında az önce dokunmak istediği yüzüme götürdüm.
Her ne olduysa ben o kelimeyi kullandıktan sonra bu hareketi yapmıştı belkide Yiğit'in söylediği gibiydi kelimelerin anısı vardı.

"Ellerinin değil yüzümü çizeceğini alev alev yakacağını bilsem yine dokun derim." Diğer elim karnın sol tarafında eşofmanın yarısını kapattığı yaranın üzerine dokunduğunda elimin altındaki beden dokunuşumla gerildi.Bu sefer yapamazsam asla yapamayacağımı bildiğimden utanana sıkıla kalbimi dinledim .

Yutkunduğumda elim karın kaslarına doğru usulca yol aldı diyaframını sıkmasıyla elimin altındaki baklavaları gerilmişti.Eğilip yara izinin olduğu yere dudaklarımı bastırdığımda bu izin zamanında ona verdiği acıyı tam şu an canımın her zerresinde hissetmiştim.Kızgın demirin bastırıldığı deride kalan hatıra bu gün canımı ona böyle hissettirdiğim için bir doz üssü yakmıştı .

"Gül "

Dudaklarımı teninden çekmiştim bileğimi bir anda saran parmakları beni havaya kaldırdığında diğer eli belimi sarıp tenine yapıştırmıştı.

"Kendini katılmayamı çalışıyorsun yoksa beni sınamaya mı ?"

Ne söylediğini anlayabilmek için kaşlarımı hafifçe indirdiğimde bezgince bir nefes vermişti.Sinirlenmiş miydi ?

"Galiba seni rahatsız etti bu yaptığım."

"Anlamıyorsun değil mi ?" Dediğinde anlamıyor olmam onu mutlu mu ediyor yoksa mutsuz mu bunuda anlayamadım .

"Neyi ?"

Gülümsemişti hemde o kadar gülümsedi ki gülümsemesine karşılık verdim .

"Allah'a çok dua etmiştim kabul olmuş ."

"Ne diledin ki ?"

"Hadi çocuk yapalım diye peşimde dolanırken kendini Ağustos böceği sananan o kızın büyüncede aynı kafayla devam etmemesini diledim galiba duayı fazla kaçırmışım şimdi karşımda duran kadın o kadar masum ki dokunmaya kıyamıyorum ."

Gerçekten o rezilliğimi hatırladığını bilmek beni yerin dibine sokmuştu. Hemde çıkarmamak üzere.Utançtan kızaran yüzümü gözlerimi kaçırarak gizlemek istediğimde kulağıma hissettiğim nefesiyle kapandı göz kapalarım.

"Benim küçük ağustos böceğim sözünü tutmuş benden başka hiçbir böceğe gitmemiş." Unutmamıştı .

'Merak etme ben senden başka şarkı söyleyen hiçbir böceğe gitmem artık ,büyüyene kadar seni bekliycem söz .'

"İndim dere ırmağa hoy nanayda
Cilveloy nanayda
Zeytin dalı kırmaya hoy nanayda
Cilveloy nanayda
Geldim seni almaya hoy nanayda
Cilveloy nanayda..."o şarkısını kulağıma hoş sesiyle okurken zihnim maziye yol almıştı .

'o zaman ben büyüyünce bu şarkıyı söyle bebek yapalım hem gözleri de senin gibi olsun gözlerin çok güzel senin .'

"Nayda na hoy nanayda hoy nanayda
Cilveloy nanayda
Nayda na hoy ninayda hoy nanayda
Cilveloy nanayda" şarkının sözleri bittiğinde halsizlik tüm bedenimi esir almıştı.

Parmakları çenemi kavradığında boy farkını kapatmak için belimi saran kolu yine ayaklarımı yerden kesmişti.Burnunu burnunun üzerinde hissettiğimde kuruyan alt dudağımı ıslatacak halim yoktu .

"Bu gün için aklımda böyle birşey yoktu sen soktun aklıma "Üst dudağımın üstüne dudaklarını bastırdığında geri çekilmeden konuştu."Ben bu dudaklara her baktığımda erirken sen bunlarla sınırlarımı aştın."

Aklıma nereden geldiğini bilmediğim Melis'in yüzü ve dudaklarıyla yine dengesiz hareket eden duygularıma kurban olmaktan korktum .

"O çok güzel bir kadın "dediğimde yeşil harekeleri siyahlarımı buldu .
Kimden bahsettiğimi anlamaya çalışıyordu.

"Çok güzel,güzelliği herkesi kıskandıracak kadar hemde kaşı gözü fiziği bir erkeğin isteyebileceğinin fazlası var o kadında,neden o değilde ben ? "
Benzince nefesini verdiğinde alt dudağını dilinin ucuyla temizledi.

"Nereden çıktı şimdi bu ?"

"Merak ediyorum ."

"Başka merak edecek birşey bulamadın mı ?"

"Bulamadım hem baksana cevap vermekte zorlanıyorsun !"

"Öyle mi ?" Dedi

"Öyle !" Dedim içimde bir yerler acırken.
Beni yerde bıraktı.Daha ne olduğunu anlayamadan yırtılan penyeyi üzerimden çekip odanın bir köşesine fırlattığında ağzımdan kaçan çığlıkla karşında içlikle durduğum için ellerim reflekse göğüslerime kapanmıştı .

Kolumdan tutup ters çevirdiğinde karşımda duran aynada yansımamızı gördüm.Sırtım göğsüne değerken hissettiğim bu tuaf duyguyla yutkundum.

"İndir ellerini !" Emir dolu ama fısıltı gibi çıkan sesiyle ellerimi usulca indirdim .Karnımda gezinen parmakları nefes kesiciydi ayaklarım titrerken destek almak için sırtımı ona daha fazla yasladım .

"Sen bu fiziği onunla aynı teraziye mi koydun ? "

Belimi saran kolları beni kendine bastırdında kollarımı ondan destek almak için kollarının üstüne koymuştum.
Karşında böyle durmak beni zorlarken hissettiğim duygular beni zorlayıp ateşe düşmüş gibi yakıyordu .

"Sen "dudaklarını saçlarıma bastırıp geri çekilişini,saçlarımı öpüp koklarken gözlerini yumuşunu, aynadan izledim.

"Çok güzelsin, burnun kara gözlerin ateş kırmızısı dudakların soruna gelirsek önce soruyu değiştirelim,o soru hoşuma gitmedi.Neden bu kadar kadın varken ben olsun .

Ben senin kaşına gözüne aşık olmadım desem en büyük yalan olur her erkeğin aklını alabilecek kadar güzelsin ama insanlar aşık olmadan önce hayran olurlar ben senin vatan sevgine hayrandım o küçük yüreğinin dağlardan büyük cesaretine korkusuzluğuna karşına kim çıkarsa çıksın yüreğinde korku rüzgarının esamesinin okunmadığı vatan için can alıp can verebilecek bu kadına hayran kaldım.Çekik gözlerin ötükenden bir parça taşırken her kaşlarını çattığına o kurt bakışlarını sevdim.
Dedim ki bana birşey olursa bu kadın beni unutmaz "gülümsedi .

"Kanımı yerde bırakmaz yıkılır ama düşman sevinmesin diye omuzlarını düşürmez .Ben senin her zerreni sevdim gülüşünü güldüğünde ortaya çıkan gamzeni kokunu tenini saçlarını kara gözlerini ama en çok ırkımın asil kızı oluşunu sevdim ."

"Ömer "dediğimde dudaklarını çıplak omuzuma bastırdı .

"Bir daha sakın zihninde bile onunla kendine aynı anda yer verme ve sakın bana da bu uyarıyı yaptırma canımı oldukça fazla sıkıyor ."

Eli bileğime dokunduğunda tırnak izlerinin üstünde gezinen baş parmağıyla sesli verdiği nefesi çıplak tenime çarpmıştı .

"Bir daha sana dokunursa sakın kendini kontrol etmeye çalışma ben arkandayım güzelim kimseye hesap vermeyeceğinin kimsenin sana hesap soramayacağının garantisini veriyorum sana.Üstüne daha fazla gelecek tepkisiz kalıp yeminimi bozdurup bana kadın dövdürtme ."

"Delirdin mi sen ?" Arkamı döndüğümde belimden kollarını çekmek yerine kendine daha fazla çekti .

"Sen döv sana hesap soran olursa ben bu meseleği bırakırım ."

"O kadar diyorsun yani ." Gülümseyerek ona baktım.

"Hayırdır senin kocandan şüphen mi var ?"

"Dürüst olmam gerekirse evet şüphem var.Neye güvendiğini arkandaki gücü sakladığın sırları hatta bu adam olduğundan bile şüphem var."

Alnını alnıma yasladığında eli elimi tam kalbinin üstüne bastırmıştı .Gürültüyle çarpan kalbi benim yüreğimden farksızdı kendini parçalara ayıracak kadar şiddetli atıyordu .

"Bir gün şüphen seni yenip bana olan inancını kırmak üzereyken bu kalbin senin için atışını hatırla,koy elini ve dinle yine aynı böyle atacak çünkü sana dilim sessiz kalsada bu sessiz kalamaz."

Ne demek istedi neyden bahsetti anlamasamda bildiğim birşey varki bu adamın hiçbir sözü boşa değil .
Bu duygusal ortamdan hem kopmak hemde karşında böyle durmak istemediğimden boğazımı temizledim.

"Çok üzgünüm beyfendi ama ne dediğinizi anlamadım ayrıca benim acayip uykum var sana iyi geceler " Yanından geçmek istediğimde kolumu kavrarayıp durdurmuştu .

"Üzgünüm yavrum bu gece ikimizede uyku yok!" Bu adam gerçekten ciddi .

"Bu gece olmaz ." Dediğimde kaşları çatılmıştı .

"Neden ?" Güzel bir soru neden ?

"Günah günah " Beynim ben bu bedende yaşıyor olamam bakışı attığında karşımda duran adam alt dudağını gülümseyerek temizledi.Hangi mal nikahlı kocasına bu cümleyi kurardı ki ?

"Hem bu gün cuma." Daha beter saçmalamdığımda o gülmemek için bu sefer damağını içten ısırıyordu.

"Şey yani bunlar gelinlik giymeden olmaz "

"İyi gelinlik orada git giy gel !" Bu adam gerçekten Öküz ! Dağ ayısı !

"Sen harbiden ayısın ya hemde dağ ayısı !"

"Dilin yine uzadı.Bahane üretmeyi bırakta itiraf et korkuyor musun sen ?"Kolumu elinden çektiğimde bir adım geri çekildim .
"Ne korkacağım ya !" Dediğimde üstümüme üstüme gelmeye başlamıştı .
"Korkmuyorsun öylemi ?"
Bacaklarım yatağa çarptığında dengemi kaybedip yatağa düşmüştüm evren sanki bu adamın işine yaramak için harekete geçmişti .

"Korktuğum birşey yok."

"O zaman sorun yok " dediğinde sağ dizini yatağa koymuştu diğer dizide yatakta yerini aldığında sırtım yatağa doğru meyil aldı.

Tükürüğümü yutarken yatakta geri geri gitmeye başladım sorun şu ki o da benimle birlikte geliyor.
Baklavaları diziyle attığı her adımda gözlerimin önünde dans ederken midemi kavuran asit beni tamamen ele geçirmişti.

"Üstümden çekilir misin ?"

"Sen mi geçeceksin ?"Dilinden dökülenler yüzümü yakıp kavurmuştu.
"Yer değişikliğine hazır değilsin yavrum."

Gidecek yerim kalmadığında elim ayağım titrerken sırtımı bu şekilde daha fazla tutamayacağımı anladımda pat diye bıraktım .

Kolunu yatağa yasladığında ağırlığının üstüme tamamen bırakmadan çıplak göğsünü bedenimle buluşturdu.Karımda hissettiğim sert kaslarıyla gözlerim yumulmuştu.Beni saran ateş nefesimi kesiyordu.Burnunu burnumun üstünde,elini yanağımda hissederken yutkunup araladım gözlerimi.

"Bu kokuyu kimse solumasın istiyorum."Nefesi dudaklarıma çarparken üst dudağıma sürttü dudaklarını.Küçük bir öpücük kondurdu .

"Teninin kokusu gözlerinde gördüğüm korkuyu dinlememe izin vermiyor. Kokuna köleyim kadın..."

Kalbim kalbinin altında deli gibi atarken tenim alev alev yanıyordu.
Dudaklarını dudaklarıma kapattığında nefesi bana nefes aldırdı .
Bir eli boynumda diğeri belimde dolaşırken dudakları ilk öpüşünden farklıydı .

Tutulan ellerim beni baştan aşağı saran ateşe karşılık verdiğinde yapmak istediğim şeyi yaptım .
Bir elim karın kaslarına diğerini koluna yerleştirdiğimde bir anlığına durdu.Dudakları dudağımdayken parmağımın altında gergin baklavanın üstünde hareket ettiğim.
Onun ağzından çıkan boğuk bir inilti kasıklarımdaki sızıyı artırırken hissettiğim sertlikle zaman ve mekan algım beni terk etti .

Dudaklarımı sertçe sömürmeye başladığında kendimi ne kadar sıkarsam sıkayım kontrol edemediğim iniltilerim onun boğuk iniltilerine karışmıştı.

Saçlarında gezindi ellerim teninde damarlarında dolaştı parmaklarım. Dudakları ezberledi dudaklarımı yanan mumlar bitmeye yaklaştı ne o ayrıldı dudaklarımdan nede ben sanki sadece bunun için varolmuşum...

Eli üstümdeki çamaşırın kopçasına uzandığında geri çekilmişti.
Ne zaman kapattığımı bilmediğim gözlerimi nefes nefese açtığımda elim bileğini tutmuştu.

"Sadece şimdilik izin ver güzelim söz istemezsen son vereceğim sadece şimdilik."

Daha önce hiç görmediğim bir arzuyla bana bakan gözlerine hayır nasıl derdim?

Elimi bileğinden çektiğimde açılan kopçayla birlikte çamaşır odanın bir tarafına uçmuştu.Sadece gözlerimi yummamıştım onlarıda kollarımla kapatmıştım.Utançtan sım sıkı yumduğum gözlerimi açmaya cesaretim yoktu.Dudakları açık kalan boşluklara dokunurken her dokunuşunda biraz daha eriyordum.

Elleri bileklerimi yavaşça onlardan kurtardığında hissettiğim şeyin hiç bir karşılığı yoktu .

"Çok güzelsin Gül,herşeyinle o kadar güzelsin ki kendimi kaybetmekten korkuyorum ."

"Ömer "sesim şehvetle karışık bir arzuyla odanın duvarlarına çarparken gözlerimi açtım.Sanki bunu bekliyormuş gibi dişlerini tenime geçirdiğinde iniltimle ellerimi saçlarına geçirip onu kendime daha fazla bastırdım.Bu adamın varlığı şu an yaptığı şeyler kalbim bedenim bedenimi saran bu his.
Yaşadığım adrelanine vücudum yetişemezken eli belimden usulca pantolonuma doğru kaydı .

Bu his beni deli edecek kadar güzel çileden çıkaracak kadar kudretliydi.Her hareketinde içim erirken ellerim omzularında dolaşıyordu.Dudakları yavaş yavaş aşağı inerken her yerimde bir iz bırakmaya ant içmiş gibiydi.

"Ömer "

Ben adını haykırmaktan öteye geçemezken o ileri gitmeye devam etti .

Altında kıvranırken o sadece gözlerime odaklandı.Çok yakışıklıydı her kadını kendine köle edebilecek kadar yakışıklıydı lanet olsun ki öyleydi.

"Durmamı istiyorsan şimdi söyle yoksa bundan sonrası için bu kadar yumuşak olamayacağım ."
Utanç beni terk ederken beni yakıp kavuran arzuya bıraktım kendimi.
Nefes nefese titreyen bedenimle sessiz kalmayı seçtim.Hayır demeye niyetim evet deneye cesaretim yoktu.
Bir kaç saniye süren sessizliğin ardından kulağıma dolan sesler onunda üstündekilerden kurtulduğunu gösteriyordu.

Tenime temasıyla gözlerim açılırken o iki parmağıyla yüzümdeki saçları yavaşça uzaklaştırıyordu .

"Ömer "dediğimde yutkunmuştum.
"Ben vazgeçtim "diye hızla tamamladım.
Üst dudağı yukarı katlanırken "Az önce istedin yani ?" Sıcak çıkan sesiyle.Dudaklarını boynuma serçe bastırdığında bu içinde tuttuğu şehvetin kalıntısıydı.

"Benim olmak senin kaderin kaderinden kaçamazsın ."

Ellerim sırtında dolaşırken geri çekilmeden yerini aldığında kendimi geri çekmek istediğimde ağırlığını üstüme bırakıp buna izin vermedi .

"Farkında değilsin ama hazırsın kasma kendini "Sesi o kadar ruh okşayıcı o kadar tahrik ediciydiki sadece yutkunup gözlerine bakabilmiştim.O orada hareketsiz beklerken anlıma bir öpücük kondurdu.

"Özür dilerim "dediğinde parmaklarım elimin altındaki çarşafı acıyla sıktı.Acı hafiflemek yerine dahada artıyordu çok büyüktü çok güçlüydü hissettiğim baskı gözümden bir damla yaş getirirken gözlerindeki yoğun şehvetin yerini sanki pişmanlık sarmıştı.

"Gül" kendini geri çekmek istediğinde
"Hareket etme !" Dedim.Parmaklarım kollarında onu durdurduğunda ,gözümden damlayan yaşı sildi.

"Çok mu yaktım canını ?"
Hissettiğim acı hafiflerken sessiz kalmayı tercih ettim.Saçlarıma bir öpücük kokdurduğunda yumdum gözlerimi.

"Son veriyorum tamam mı ağlama güzelim."
Sırf canım acıdı diye mi vazgeçmişti ?
Yosunları bana şu dünyada kıyamayacağı tek seymişim gibi pişmanlıkla bakarken elimi ensesine yerleştirdiğimde üstüme doğru eğilmesini sağlayıp dudaklarını dudaklarımla kapattım.

Kısa süreli şokunu bozduğunda karşılık vermişti.Usul usul öpüşü sanki bir özür gibiydi.

Yumdum gözlerimi.
Acı bir inilti daha onun dudaklarına karışırken tamamen ona bırakmıştım kendimi.Her yavaş hareketinde acım son bulurken yerini giderek ben ve ben olmaktan çıkaran duygulara bırakıyordu.

Mumlar artık tamamen sönmüş oda karanlığa gebe kalmıştı.
İçim yanarken teninde dolaşan parmaklarımla hissettiğim bu hislerle yumdum gözlerimi.Alt dudağına dişlerimi geçirdiğimde az önceki yumuşaklığın yerini bir anda nefesimi kesen sertlik aldığında tırnaklarımı acı ve zevin karşımında sırtına geçirdiğim.

"İstediğin bu mu ?" Kulağıma fısıldarken kuvvetti her zerremi eziyordu.Dişlerini boynuma geçirdiğinde birbirini takip eden bir öncekinden daha sert olan darbeleri nefesimi kesiyordu.

Ona cevap verecek nefes boşluğu bırakmazken,benden bir cevap bekliyordu.Acı ve yorgunluğu umursamayan yabancısı olduğum hislerim daha fazlasını isterken dişlerimi omzuna geçirdim.
Hırıltılı iniltisiyle hızını artırırken artık kendimden geçmek üzereydim.

"Ömer"adı dudaklarımdan öyle bir döküldüki ben bile inanamadım .
Yaptığım herşeyin onu daha fazla tahrik ettiğini biliyorum.

"Senin canına kastın mı var kadın bu nasıl bir ses tonu ?"

Seslerimiz birbirine karışırken bedenimi saran kasılmalar ve yoğun hazla tırnaklarımı bir kez daha tenine gömdüm. Beni kendine daha fazla bastırıp sonuna kadar içine işlerken içimde hissettiğim sıcaklık ve ardından gelen rahatlamayla kollarımı yatağa bıraktım.

Dudakları kulağıma yaklaşırken kendimi sıkmamla derin ve titrek bir şekilde fısıldadı.

"Sınırlarının ötesini istiyorum, paramparça olsan da..."

Hâlâ hareketsizdi, bekliyordu. Nefesi boynumda gezinirken, indirdiğim kollarım yeniden sırtında yerini almıştı. Beklemediğim bir anda, söylediğini tüm gücüyle hiç bir sınır tanımadan yaptı.Çığlığıma aldırmadı.

"Şaka yapmıyordum,yavrum."

Adı dilimden her döküldüldüğünde hızı artarken hızına birşey daha eklemişti aklımı alan gücü.Bu adamın gücüden haberi var mı ?Gidecek bir yeri kalmadan sonuna kadar tüm gücünu kullanıyordu.Ağırlığının çoğunu şimdi üstüme bırakmıştı.

Teni tenime her dokunuşunda, ağzından çıkan kelimeler sessizce yankı buluyordu. Boynumda bıraktığı iz, parmaklarımla teninde açtığım bir yol gibi derinleşiyordu. Her nefes, her sızlama, her an daha yoğun bir hale geliyordu.Tüm gücüyle, içimde kalacak bir iz bırakıyordu.

Kendini yanıma attığında çarşafı beceriksizce üstüme çektim.Alnıma kondurduğu buseyle yumdum gözlerimi.Hareket edecek halim yoktu çünkü unuttuğum acının on kat fazlasını şu an hissetmeye başlamıştım .
Saçlarımın kukusunu içine çektiğinde tebessüm ettim.

"Çok ileri gittim." Sesindeki pişmanlığı iliklerime kadar hissettim.
Eli yanağımı usul usul okşuyordu.Gözlerimi açtığımda bana bakışı şefkat dolu olsada ben yüzüne bakamadım.

"Duş alman lazım güzelim ."

"Halim yok sabah alırım."

"Kızaran yanaklarına su iyi gelir sonrada ağrı kesici alacaksın ."
Yorganı kafama çekip kendimi yatağa iyice bastırdım.

"Ağustos böceğiyken daha cürretkardın ne oldu sana ?"

"Ömer "dediğimde kahkahası kulaklarıma işledi.

"Adımı haykırırken kızarmıyordu yanakların ."

"Ömer ya !"
Benimle uğraşmaktan gerçekten keyif alıyor .

"Ömer yoluna kurban be yavrum kalk hadi su iyi gelecek ."

"İstemiyorum ya rahat bırak"Sesim çarşafın altında resmen kaybolmuştu .
Havalanan bedenimle çarşaf benden kayarak ayrıldı."Yok öyle bir dünya önce o duş alınacak,sonra ağrı kesici alınacak güzelim."

Bölüm : 21.04.2025 05:54 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...