41. Bölüm

Ah Bu Hayat Çekilmez 40🦋

Dahliaaa
d_ah_lia

 


Yorumu unutmayın olur mu bunlar beni kitaba çekiyor.
Bir nevi ilham perisi 🧚🏻‍♀️artırıcı gibi düşünelim .

 

Keyifli okumalar 🦋❤️🇹🇷

 

♡♡♡

Gecenin bana bıraktığı utancın ardından, gün boyu kaçıp durduğum adamın odasına, elimdeki dosyaları imzalatmak için gitmek zorunda kaldım.
Nisa olmadığı için bu kez mecburen ben ilgilenecektim.

Emre'nin arayıp olanları anlatmasından sonra Nisa'ya dokunmadım.
Beline silah takan herkesin kendini mafya zannettiği bir devirde yaşıyoruz.
Bu soytarılardan biri kalkacak, bu devletin özel askerlerinden birinin savaş meydanında bu vatan için kaybettiği babalık hakkıyla alay edecek...
Ben de buna göz mü yumacağım?

Boncuğumun nasıl bir intikam alacağını bilmiyorum ama büyük oynayacağı kesin.
Bu kadar uzun sürmezdi; demek ki beklediği bir şey var.
Ve sanırım beklediği şey, Valkow'un saat üç buçukta basına açık olarak yapacağı güvenlik şirketi toplantısı.

Olay patladıktan sonra Valkov'u bizzat ziyaret etmek zorunda kalacağım.
Aksi halde intikam ateşi Nisa'nın üzerine yönelecek.

Saha benim, masa senin... Sarı bilgisayarı kurdum.
Arda içinse ayrı bir fikrim var.
Biraz kafasını dinledikten sonra soluğu Nisa'da alması için planım hazır.Nisa'yı sadece ben koruyamam, değil mi?

Cumadan çıkıp timiyle birlikte yuvaya giriş yapan Ömer, odasına çekilmişti.
Kapısının önünde durdum. Topuz yaptığım saçımın kahküllerini elimle düzelttim.
Üzerimdeki kısa deri ceketi toparladıktan sonra kapıya tıklattım.

"Gel !"

Sese bak borazan yutmuş dağ ayısı !

İçeri girdiğimde yüzüne bakmadan ilerledim .
Dosyayı imzalaması için masaya bıraktığımda isimliğe gözlerimi devirdim .

'Binbaşı Ömer Savaş Bozkurt '

"İsimine göz devirdiğin adam için kapıda 42 saniye kendini düzeltmek olmuyor ajan !"

Ağzım açık kalırken yüzüne baktım.

"Sen-Nasıl?"

Baştan aşağı beni süzdüğünde yeşillerine daldım .Her gün sanki yeşilin farklı tonunu buluyordum bu adamda.
Geniş omzundaki yıldızdan daha parlaktı onlar.
Uzun bacaklarıyla oturduğu sandalyeyi birazcık geriye itekleyip yayılarak bana baktı .
Elindeki kalemi parmaklarının arasında çevirip dururken kaşlarıyla ayaklarımı işaret etti .

Kafamı eğip parlak siyah topuklularıma baktım.
Topuk sesimden mi tanıyor bu manyak ?

Başımı tekrar kaldırdığımda yüzüne hasretle baktım.
Dolgun dudakları dün içimde kalan alevleri harladığında en çok özlemden yandım.

Sandalyesini kapatan vicudu bakışı duruşu bir insan,bir adamın giydiği askeri botların ayağında duruşuna nasıl hayran olabilir ya ?

"Geceden sonra uyuyamadın galiba ?"
Kağıtları imzaladıktan sonra boynunu biraz yatıtıp bana imalı imalı bakmasıyla dün geceyi tekarar hatırladım.

'Yavrum, sen elime mi yükseliyorsun?'

'Ben onlara, bu arabaya bindiğim ilk gün yükselmiştim. Ama sen bilmiyorsun,'

'Bak işte...bunu gerçekten bilmiyordum.'

'...Kollarındaki damarlara da yükseliyorum.Gücüne de yükseliyorum...'

Yüzüm cayır cayır yanarken kendimi silkeleyip düşüncelerimi dağıttım.

Salaksın Gül tam bir salak !
Nasıl bu kadar kontorolden çıkabildim?
Âna dönmek için ona baktığımda imalı bakışıyla biraz daha morardım.
Adam resmen zihnimi okuyordu.

"Bir sorun mu var binbaşım ?"

Ağzının içinden cık diye ses çıkarıp keyifle geri yaslandı.Düşündüğüm şeyi yapmayacak değil mi ?
Üstüme oynamayacaksın değil mi Ömer ?

"Sen niye sırıtıyorsun ya ?" Alt dudağını diliyle yavaşca temizlediğinde aynı ukalalıkla baktı bana .

"Biraz daha bana öyle bakıp bakıp gülersen yarım bıraktığım işi tamamlarım !"

Karşıma ilk çıktığı gün onu vururken Gökçe'nin sesiyle titreyen elim bu sefer tekrar ona doğrultamazdı silahı.

"Sen tamamlamak istedin de ben engel mi oldum güzelim?"
Gözlerim büyürken ona doğru bir adım attım .

"Ömer sırıtıp durma o yarımdan bahsetmiyorum vurmamdan bahsediyorum! Seni bu sefer gerçekten vururum!"

"Dün gece öyle demiyordun ama ?"

"Dün gece ilacın etkisindeydim !
İlaç İlaç ! içimden geçen şeyler değildi."desemde yeşilleri yalanımı yerle bir etti. O gözler, dün geceki itiraflarımdan sonra hiçbir şeyi saklamama izin vermiyordu.

"Bak hâlâ - Ömer kes şunu,şöyle bakma !"

"Nasıl bakıyorum ?"

" 'Sen istediğini söyle ben, dün gece söylediklerinin hepsinin senin içinden geçenler olduğunu biliyorum' der gibi bakıyorsun !"

Boynunu geriye atıp kahkaha attığında bu hareketi dün verilen ilaçtan daha çok alt etti beni.
Adem elması boynunun kalınlığı ...Offf!

"Başka ne der gibi bakıyorum hadi onuda söyle bari"Domatesten farkım olmayan yüzümle ona direnmeye çalışıyordum.Beni bilerek zorluyordu. inadına,üstüme oynayarak.

"İstersen birazda sen benim ne der gibi baktığımı söyle "

"'Benim cesaretim yok Ömer,benim yarım bıraktığım işi sen tamamla ' der gibi bakıyorsun güzelim."

Yutkundum. Sözlerindeki güven,ses tonu, bakışlarındaki ateş...

Kontrol et kendini Gül !
Oynuyor işte seninle !
Masadaki kalemi ona hızla fırlattığıma zerre efor sarfetmeden refleksle tek eliyle tuttu kalemi.

"Şşş yavaş güzelim,dün 'bakmaya doyamıyorum' dediğin gözlerime bu gün kalem fırlatmak yakışıyor mu ?"

Sözleri dudaklarından çıkarken gözlerimle buluştu.Boğazım düğümlendi. Kaçmak istiyordum ama gözlerim ondan kopmuyordu.
O an odanın sessiz gürültüsü ciğerlerimi sıkıştırdı.Kalemi yakalayışındaki rahatlık, ses tonundaki sıcaklık... her şey, üzerimde kurduğu hakimiyetin kanıtıydı.

'Bakmaya doyamıyorum' demiştim dün gece,hayır ilacın etkisi değildi ben bu gözlere ilk gördüğüm gün tutulmuştum.
Bu koyu yosun yeşilleri kaybettikten sonra aylarca yandım.

Utancım yavaşça çekildi ve yerini, Ömer'in kül olmuş bedeninin önünde ona 'bir kere aç gözlerini'diye yalvarırken ellerime bulaşan sıcak kül olmuş derinin aylarca süren uykusuz gecelerin ve çığlıklarla uyanışların acısı aldı.

Yüzüne bakmadan dosyayı aldım.Kapıya doğru ilerleyince geçmişim peşimden o ise ardımdan geldi.

Dosyada Aslan'nın ismini gördü onunda imzalaması için ona gideceğimi biliyor.
Time ait olan dinlenme odasına giderken duyduğum sese kafamı sallayıp gözlerimi devirdim .

Yiğit asla şaşırtmıyor...

"Ama ayıp ya milföy hamurum!
Zaten bu sabah çok sinirliyim .Yine ve yine birisi beni öptüğü için değil çişim geldiği için uyandım .Ben güne böyle başlamış bir adamım dostum kovalama beni kısmetimi kaçırıyorsun! "

"Ah bu hayat çekilmezzz sen olmasan Batur !"

"Ahhh bu hayat çekilmez sen olmasan Milföyyy!"

İçeri girdiğimde koltuğun tepesinden atlayan Yiğit'e yerden altığı basketbol topunu füzeymiş gibi fırlatan Batur'la göz göze geldiğimde herşey için çok geçti.
Yiğit eğildiği anda vızıltıyla havada süzülerek gelen top, bana doğru yol alırken her detay netleşiyordu: odadaki ışık, toz zerrecikleri, kalbimin güm güm kulağımda çarpışı.

Şimdi bir doksan dokuz boyunda dev gibi bir adamın elinden çıkan top amel defterimi kapatacak.

Belimden güçlü bir şekilde çekildiğimde zamana meydan okunurken saniyeler içinde önüme geçip beni göğsüne çeken adamın sırtında patlayan top üniformayı çırptığında hızını ve süratini kaybedip yere düştü. Göremesemde seke seke sakinleşti.
Bir eli belimde bir eli saçlarımda beni sarmalamıştı.Potokal barut ve sigara kokusunda mayışırken kalbim ilk günki gibi ritmini yine şaşırdı.

Bana değseydi kesin bayıltacak olan top onu zerre sarsmadı.
Gözleri yerdeki topa azılı düşmanmış gibi bakarken kokusunu özlemle bir kez daha çekip yüzüne baktım.
Bu adamın kollarında küçük kalmayı beni koruması kadar seviyorum.

Aşk,beni yakışıklı yüzünü izledikçe tutuşturdu.Kalbinin bu kadar hızlı atması yakınlığım mı yoksa o topun bana değme ihtimali mi ?
Cevabın ikiside olduğunu biliyorum ve her iki cevapta,içimdeki bu karışımın beni tamamen ona teslim ettiği gerçeğiydi.

İki eliyle yüzümü avuçları içine alıp gözlerimin içine baktı,derin bir nefes verdi.Baş parmağı hızlıca dudağımın kenarını ileri geri okşadığında bu harketiyle iyi olduğumdan emin olup benden koptu.

Beni bırakıp yüzünü timine dönüğünde hepsi ip gibi dizilmişti.
Hepsindeki ciddiyet tüyler ürperten cinstendi.Gerçi Ömer banada böyle baksan bende öyle dizilirim.Yok yada kalbim çok acır bana öyle bakmasın.
Saçmaladın iyice Gül !

"Noldu burnuna ?"

Sorusuyla kafamı kaldırdım.Mert'in burnundan kan geldiğini gördüm.Kurumuştu ama bayağı kanamış gibi gözüküyordu .

"Kaza komutanım "
Hazır olda verdiği cevaba inanayım mı inanmayayım diye Mert'i,Ömer gibi baştan aşağı inceledim.

Yiğit'in burnunu çekmesiyle gecelerimi ona çevirdim.Gülmemek için uğraşıyordu.
Yok artık bunu da mı yaptın ?

"Çocuğun burnunu mu kanattın ?"

Ağzımdan bir anda çıkan soruya hakim olamamıştım.

"Kim ben mi ? " Ağzından cık cıkladığında bakışları direk Batur'a baktı .

"Bu timin günah keçisi ben miyim ?
Niye kimse beni sevmiyor benim son sevilme tarihim mi geçti ?
Başınıza taş yağsa Yiğit'den bileceksiniz çok pis darıldım Gül haberin olsun !
Çölde sususuz kalmış bahtsız bedeviyim ben...
Birde bunun neresi çocuk şuraya bak kazık kadar !
O kazığın burnunu ben değil biraz önce Batur kırdı?"

"Batur mu ?" İkinci kez hayret içinde kalırken sırıtarak Batur'a baktı.

Aslan kenarda gözlerini devirip bezgin bir nefes verdi.
Yiğit insanlara İllallah ettiriyordu .
Biz gelmeden önce bu salonada ne oldu ?

"İnanmıyorsun bana değil mi vahşirella ?
Dur yemin edeyim;
Cinler Batur'u çarpsın
Eşekler tepsin
Katırlar çığnasın
Çirkef kızlar kovalasın ki Batur yaptı ."

"Üsteğmenim doğru mu ?" Ömer'in Batur'dan cevap beklemesiyle Batur bir adım öne çıkıp başıyla selam verdiğinde önce bana mahcup mahcup bakıp Ömer'e döndü.

"Doğru komutanım .Müsadeniz varsa anlatayım."
Başıyla onayladığında pür dikkat Batur'a odaklandım.

"Cumadan sonra biraz kestirmek için salona geldim komutanım.O sırada Mert'de gelmiş diğer koltukta kestirmiş ."

İçine sanki nefes değilde taş çeker gibi soluduğunda Yiğit'e ters ters baktı.Yiğit dahil Aslan hariç tüm tim bıyık altından gülmemeye çalışıyordu.

"O sırada Yiğit üsteğmen benim ayağıma bağladığı ipin diğer ucunu Mert'in koluna bağlamış .
Bana tokat attığında hışımla kalktım koltuktan ben kalkıncada Mert'in kolunu ayağımdaki ip çekti.Yere düşerken burnu masanın kenarına çarptı."

Yiğit gerçekten akıllanmazsın...

Yutkunup bana baktı.

"Gül çok mahcubum sana karşı."

"Önemli değil öyle düşünme ."
Başını yana yatırıp eyvallah der gibi kırdığına Ömer onun tam karşısında durmuştu.

"İpi hangi ayağına bağladı ?"
Duygusuz şekilde sorduğu soru tüylerimi alarma geçirmişti.

"Sol komutanım !"
Sırtı bana dönük olsada yüz ifadesini tahmin ediyordum.

"Hangi kolundu ?" Mert'e nasıl bakıyorsa garibim çekinsede bunu gizlemeye çalıştı.

"Sağ komutanım "

"Demek Yiğit üsteğmen seni sol ayağından senide sağ kolundan bağladı ve siz hissetmediniz ."

Çok feci yerden yakaladığında gözlerimi yumdum.Bu hiç iyi değildi .

"BENİM TİMİMDEN İKİ ASKERİMİN UZUVLARI BAĞLANIYOR VE HİSSETMİYORLAR DOĞRU MU DUYDUM ?!"

Sesiyle yerimden sıçrarken kimseden çıt çıkmıyordu.Aslan hemen yanımda durup elleri arkasında bağlı timi izlerken onun da bu duruma sinirlendiği bariz ortadaydı.
Ama unuttukları birşey var bağlayanda bir özel kuvvet askeri Yiğit kim bilir hangi şeytanlıkla başardı bunu .

"ANA KUCAĞIMI LAN BURASI ?
UYKUDAN UYANAMAYAN ANASININ KOYNUNDAN ÇIKMASIN !
NE İŞİNİZ VAR SİZİN BURADA ?!"

Onu ilk kez timine karşı böyle görüyordum .

"Başkanım -" duyduğum sesle arkamı döndüm.Burcu bu kargaşadan biraz ürkmüş gözlerle bana bakarken elindeki çiçekleri bana doğru uzattı .

"Bunlar size " Elime telaşla bırakıp kaçar gibi uzaklaştı.
O ortamın gerginliğinden hızla uzaklaşırken ben şimdi bu gerginliğin ortasında bu elimdekilerle ne yapacağımı düşündüm.

Arkamda hissettiğim adımlarla gözlerimi sım sıkı yumdum.

Elimdekilerin hızla çekilmesiyle gözlerimi açtığımda karşımda kırmızı görmüş boğa gibi elindeki not kartını okuyan adam gördüm .
Gözlerini yumup elindeki kartı avucunda sıktığında parmak boğumları morardı .
Kulağından alevler çıkarken avucunu açtığında ufacık kalan kırışık kart ayaklarımın ucuna düştü.

"Kim bu puşt ?"

Kartta isim yazmamasına içimden şükür ettiğimde gözlerimi yerden kaldırıp yüzüne bakmaya cesaret edemedim.

"Sana soru sordum !" Buz gibi sesiyle başımı kaldırdığımda boğazımı temizledim .

"Sorulan her soruya cevap verecek olsaydım öğretmen olurdum istihbaratçı değil.Cevaplarla aram pek iyi değilidir."

Dışarıdan dik dururken içimden resmen titriyordum.Bakışları ölümü korkutuyordu.
Kafasını salladığında çiçekleri yere fırlatıp üstüme doğru bir adım attı .

"Bu otları hangi puşt gönderiyor ?"

"Bilmiyorum."
Diren Gül diren yoksa Yağız'ı kesin diri diri gömer.

Ah Yağız !

Ah Ahmak !

Alt dudağını dişlerinde sıkıştırıp bıraktı .

"Bak güzelim sabrediyorum ama sabrım tükenmek üzere ."

Vallahi de sabrediyor billahide .

"Nolur sabret ya sen sabretmezsin diye çok korkuyorum ."

Alay eder gibi umursamaz umursamaz konuşsamda gerçekten korkuyorum.

"Ulan ben öldüm mü orosbu çocuğununum biri dur durak bilmeden sana hediye gönderiyor ?!"

Gürlediğinde sanki üstüme şimşek çaktı.Havalanmayan tüyüm kalmadı.

"Dualarım ne zaman kabul olur tahminen ne zaman geberiesin binbaşı ?"

İki elinin yumruğunu sıkarak aramızdaki mesafeyi kapattı.
Burnundan soluya soluya göğsü hızla inip kalkarken biraz daha böyle bakarsa gözlerim dolabilir .
Yalan Ömer vallahi yalan sana bir kez daha birşey olursa yaşayamam bu sefer.Ama bunu yapmak zorundayım.Yağız'ı senden korumak zorundayım.

"Pişt tüyelim yavaştan hissediyorum bu işin sonunda giren bize girecek "

Yiğit'in kısık sesi gerginliği zerre azaltmadı.Ama bence haklı Ömer şu an yüzyıllardır sönükken birazdan patlayacak olan yanar dağ gibi .

"O PUŞTUN kim olduğunu söylüyor musun söylemiyor musun ?"

Dişlerini sıka sıka son kez bana sorduğunda direncim artık tükenmek üzereydi.

"Lan tüyelim diyorum size !"

"Kes o sesini başımıza ne geliyorsa senin yüzünden geliyor !"

Kaşlarıyla bana demek öyle diye meydan okudu .

"İkinci bir emre kadar Börü böcek bile yemeyecek !"

Yok artık !

"Al işte ! Ben dedim size giren bize girecek tüyelim diye !
Lan bari bırak çekirge yiyelim vicdansız !!"
Vallaha Yiğit bu sefer haklı .

"Şuraya bak !" Botunun altına az önce pestil ettiği kartı alıp ezdi .
"Notta yazmış birde benim karıma not yazmış lan notunuda elinide sikmezsem namerdim!
Duydun mu beni !"

Ses çıkarmayınca dişlerinin gıcırtısı arttı.Yumruk yaptığı parmaklarını bozup işaret parmağını bana doğru salladı .

"Su da yok Börüye !
SU DA YOK GÜL,SU YOK !
SEN SÖYLEYENE KADAR SU DA İÇMEYECEKLER,
SÖYLE ŞU PUŞTUN İSİMİNİ !"

"Sıçmakta yasah mı gurban ?"
Cesaret edip tek konuşabilen Yiğitt'i helal olsun .

"O da yasak lan ! Gül o puştun ismini söyleyene kadar o da yasak .
Altınıza yapın !"

Fazla casaret başa bela oldu.
Korkmasam ağzım şaşkınlıktan aşağı düşecekti .

"Lan bir kerede sus Yiğit !
Bir kerede sus !
Açma şu ağzını şom herif !"

"Benim suçum ne milföy hamurum adam karısına söz geçiremiyor bize erkeklik tas-"
Ömer benden ilk kez kafasını ve bakışlarını tamamen çekip Yiğit'e baktığında benim bile tükürüğüm boğazıma kaçtı.

"Erkek... evet erkek ya erkek dedim değil mi ben ?

Erkek dedim !

Erkek yaaa offff...uğruna sol böbreğimi vereceğim haşin vahşi erkeğim üzülme kadınlar hep böyle nerde o eski kızlar.
Kadınlar hep böyleler söz dinlemiyorlar sıkma o taş gibi kaslarını,baklavalarını.
Bende tam bu yüzden bekarım diyecektim .
Ruh eşim yok çünkü ben eşsiz bir ruha sahibim.Ama sen ruh eşini bulunca zor oluyor tabi .
Hem seninde imtihanın bu sabret napalım su akar yolunu bulur ne kadar yavşak varsa karını bulu- .

Batur ,Yiğit'in karnına dirseğini geçirdiğinde nihayet susmuştu.Ama Ömer hâlâ aynı bakıyordu.

"Konuştuğun kelimeleri sikeyim senin bir tanesi bile doğru değil.Sen adam olmazsın lan sen adam olursan ben namerdim valla bak her dakika ayrı bir gerizekalısın.Kapat o çeneni salak !"

Batur Yiğit'e fısıldasada duydum .

"Kaslarına ve baklavalarına doğru değil dedi duydun değil mi haşin erkeğim ? "

"Sol ellerinizi ve sağ ayağınızı hissedene kadar " Bana baktığında yutkundum ."Benim karımda o puştun adını söyleyene kadar yerden kalkmak yok !
ŞINAV VAZİYETİ AL !!!"

Tim yere yatarken tutamadım kendimi .

"Ya sen iyice kafayı yedin,rahat bıraksana timi onların ne suçu var ?"

"Timle birlikte operasyonlara katılmak için kendine özel izin çıkarmadın mı?
'bende börü'denim diyordun...
Al sana ilk askeri ikaz;

Ceza kişisel değil, kolektiftir.
Birinin hatası, tüm birliği yakar!' "

"Ben senin askerin değilim ruh hastası manyak !"

"Çok doğru ama arkamdakiler benim askerim ve sen söyleyene kadar sadece nefes almalarına izin var!"

Bir umut Aslan'a baktığımda bu durumdan keyif alır gibi izliyordu timi ve bizi.Sanki timi Ömer'e tekrar geri vermenin rahatlığı vardı adamda .
Üniformasınının kumaşını hafif yukarı çekip rahat rahat oturdu deri siyah koltuğa.

"Size aşk oku fırlatırken bizi nişan alan Eros puştunu bir tutarsam cibiliyetini okşayacağım !"

"200'le başlıyorsuz beyler hissedene kadar sayı artacak !
ÇEKKK !"

"Ulan hatayı sen yapıyorsun cezayı biz çekiyoruz başlarım böyle işe!"

Yiğit,Batur'u mu suçluyor ben mi yanlış duyuyorum !

"300 oldu!"
Zavallılar şınav çekerken vicdanım hiç rahat değildi.

"Timini rahat bırak !"

" Sen O Puştun adını söyleyene kadar onlara rahat yok!"
Elleri ardında timi izlerken yüzüme bile bakmadan onları izliyordu .

"Sol ayağını hissediyor musun üsteğmenim ?"

"Hissediyorum komutanım !"

"Kaç oldu çavuşum ?" Mert'e sorduğunda dağılan sarı saçları ve burnuyla başını yukarı kaldırdı .

"299 komutanım!" Bunlar hep manyak ya..

Ne biri ? En az 15 çektiler .
Şimdi cinnet geçireceğim .

"Ömer ben o ismi söylemeyeceğim sende Börüyü rahat bırakacaksın!" Yine bakmadı yüzüme ,dağ ayısı !

"Seni hayatından çıkaracak bir kadına kimin ne gönderdiğinin bir önemi var mı ?"
Sırtı bana dönükken yumruklarını sıktığında bileğindeki damarlar titredi .

"500 oldu !" Dedi. Bana bakmadan .

"Gül söyle kurbanın olayım yoksa o puştu ben bulup zina edeceğim!"
Yiğit isyan bayraklarını şimdiden çekmişti .

"Komutanım bizi bırakın size O puştu bulalım!" Hasan acaba nasıl bulacak merak ediyom.

"Komutanım haklı bırakın bizi size o puşt oğlu puştu bulalım."
Yavuz sende mi ? Şimdi yolcam o kıvırcık kısa saçlarını !

"Komutanım getiren kuryeyi bulur o puştu buluruz ."
Emre mantıklı yerden girmişti .Ben bunun olacağını geçen sefer tahmin edip Nisa'ya kuryenin geldiği anlardaki güvenlik kayıtlarını erkenden sildirmiştim.
Ömer ,Emre'nin önerisiyle bana daha sinirli baktığında bunu yaptırdığım için kızdığını ortaya koydu .

"O puştu ben bir bulursam çıktığı yere - "
Mehmet'de dahil olunca bezdim !

"Puşt diyip durmayın şu adama!

"BÖRÜ YÜKSEK SESLE!"

"PUŞT!"

 


BÖLÜM SONU

Hasret giderebildiniz mi Yiğit ile ?

Ah bu hayat çekilmez sen olmasan Yiğit ♡

Yiğit'i özledik diyip durdunuz ama Yiğit hiç durmuyor...

Yağız'da birkaç bölüm sonra sizlerle olacak unutanlar için hatırlatayım Yağız kumrunun Cerrah olan ikizi.

Sizi seviyorumm🦋🧚🏻‍♀️❤️🇹🇷

 

Bölüm : 02.10.2025 18:39 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...