
'Evlat devlettir ,devleti ayakta tutansa evlada öğretilen töredir.'
KUMRU
Direksiyonun başında gözlerim ağırlaşıyordu.Camdan dışarı süzülen sabahın ilk ışıkları, uykusuz gecenin ardından daha da bulanık görünüyordu gözüme. Parmaklarım direksiyona gevşekçe sarılmıştı; her dönüşte ellerim değil,canım sıkılıyordu.Hayatım sanki yaşım ilerledikçe rezil bir boyut kazanıyordu.
Dün gece yine... Nisa'nın "sevgili" kocası Arda beyimiz ortalarda yoktu. Bende bütün gece onun salya sümüğüne peçete yetiştirmekten gözlerimin altı mora çalan halkalarla sabahı ettim.
Uykusuzken araç kullanmaktan nefret ederim. Hele ki böyle adamlar yüzünden uykusuz kalmaktan...
"Daha ne kadar katlanacaksın bu adama?" sesim direksiyonla yol arasında kaybolup gitti.Cevabın bir yerlerde gizli olduğuna inanmak istiyordum,artık istediğim o cevabı bulsun istiyorum .
Dört yıldır Nisa'ya aynı soruyu soruyorum. Ve dört yıldır o bana aynı cevabı veriyor. Biliyordum; yine de dudaklarımızdan aynı sözler döküldü:
"Seven,sevdiğine katlanmaz;
katlanmak yüktür,aşkta yük yoktur."
Mavi gözleri, yorgunluktan solmuş bir deniz gibi devrildi. Ben de onun dudaklarını alaycı bir şekilde taklit ettim; sanki acımızı bastıran küçük bir tiyatronun içindeydik.
O adam yıllardır bir kez bile seviyorum demedi sahip çıkmadı.Nisa ise hâlâ Arda diye sayıklıyor.
Ne Arda'mız bitti, ne Savaş'ımız. Bir türlü bitmiyordu.
Direksiyonun başında bunala bunala ilerliyordum.Yol uzadıkça sabahın serinliği içeri doluyor, güneş ışığı asfaltın üstünde ince bir parlaklık bırakıyordu. Motorun homurtusu bile bana olduğundan daha derinden geliyordu; uykusuzluğun ağırlığı mıydı,yoksa içimdeki sıkıntı mı bilmiyorum.
"O ne ya?"
Uzakta bir hareketlilik var. Gözlerimi kıstım, daha dikkatli bakmaya başladım. Yolun biraz ilerisinde, yan yana dizilmiş birkaç lüks aracın silueti gözüme çarptı.Güneşin altında parlayan kaportaları,sanki sabahın huzurunu kesen siyah bir perde gibiydi.
Araba ilerledikçe suretler yaklaşıyordu. Önce araçlar, sonra onların önünde duran adamların şekilleri netleşti. Sert bakışlı, takım elbiseli korumalar... Hepsi aynı anda durmuş, yolu kapatan sessiz bir duvar gibi.
"Ne oluyor orada Kumru ?"
"Bilmiyorum boncuk sakin kal !"
Bakışlarım yolu kesen korumaların karşısına kaydı. Üniformalarıyla tim, tam karşılarında sıralanmıştı.
İki taraf arasında görünmez bir çizgi çekilmiş gibiydi; sabahın sessizliğiyle gerilimin ağırlığı birbirine karıştı.
Kalbim, direksiyonun ritmine inat hızlı hızlı atıyordu.Yavaşladım,aracı sağa çektim.Yanımda Nisa nefesini tutmuş gibi sessizce bakıyordu ileriye.Daha emniyet kemerimi çözmeden, boncuğum çoktan kapıyı aralamıştı...
Yiğit'de oradaydı !
Arabadan indiğimde gözlerim ilk onu buldu.Bana doğru asla bakmaması tuafken kiraç gibi gözüken yüzü daha tuaftı .
Bu adam sinirli mi ?
Arda hararetle sırtı bize dönük olan karşısındaki adama birşeyler anlatırken önümdeki adamların hepsi aynı anda ellerini arkaya ceketlerinin altına doğru attığında bellerindeki silahları fark etmek için geç kalmıştım .
Ben geç kalsamda o kalmadı .
O bir adım öne çıktığında her ne söylediyse eller silahlardan geri çekildi .
İstemsizce elimi kalbime götürdüğümü yeni fark ettim .Hızla atan yüreğimle yutkunup gözlerimi yımup açtım .
"Etkilendim ." Diyen adamın sesini bir yerden çıkaracağım ama nereden ?
Yiğit'in gözleri benimle kesiştiğinde Arda Nisa'yı kolundan tutup direk arkasına çekmişti .
Yuvaya birkaç km var ve bir grup eşkiyayla Batur ,Yavuz,Mert ,Yiğit, Arda,Emre,Mehmet ve Hasan neden karşıya karşıya ?
Arda sivilken tim üniformalı.Bu da demek oluyor ki adamların derdi Arda ile tim haber alıp karargahtan buraya uçtu.
Yiğit,ben adamların içinden geçerken gözünü benden ayırmıyordu. Burnunun kanatları öfkeden inip kalkmaya devam ediyordu .
İç güdülerime yenilip onun hemen yanında durdum .
Neden yaptığımın canı cehenneme .
Gözleriyle yukardan aşağı bana baktığında adım bile atmadan beni omzunun biraz geri hizasına aldı.
İçimi okşayan bu harekete olan hislerimi anında dağıttım.
Yada ben yine kendimi kandırdım .
Omuzları geniş,duruşu dimdik; yanında dururken hem korunmuş hem de... kendimi küçük hissettiğim o garip karışık hissi yaşatıyordu. Boyu uzun, kas yapısı belirgin; ama en çok çarpan, boyun çizgisinin verdiği keskin duruştu. Sanki her an saldırıya da, savunmaya da hazır bir adamdı.Çoğu zaman neşeli ama sadece sevdiklerine sıcak .
Ela gözlerini perdeleyen sığ kirpiklerinin gölgeleri yüzüne düşmüştü.
Gözleri anında benimle kesiştiğinde aptal gibi yakalanmıştım.Geri adım atarsam döndüğümde benimle alay edecek.Atmasam onu kestiğimi kabul etmiş olucam .Yutkunduğumda beni şaşırtacak birşey yaptı.
İçini çekti ve kısada olsa daldı gözlerime .
Hiç çekinmeden sıkılmadan.Hemde asla anlam yüklemek istemediğim bir duyguyla.
"Timur son kez uyarıyorum al adamlarını çek git buradan!"
Arda'nın yükselişiyle onun gözlerinden koptum.
Timur mu?
Şimdi tanıdım bu pisliği.
Arda'nın abisi Ali Sancar Gökmen'nin arkadaşı. Gökmenlerin büyük oğlu ile sayfa sayfa haberleri vardı; hakkında kara paradan bir ara soruşturma açılmıştı. Valkow Güvenlik şirketinin sahibi.
"Bu kız için mi?"
Sarı karşalarıyla Nisa'yı işaret ettiğinde Arda biraz daha arkasına çekti Nisa'yı.
"Onu karıştırma bu işe ! O yokkende ben senin kız kardeşinle evlenmeyi reddetmiştim!"
Arda'nın verdiği cevap herşeyi hatırlattı.
Babasının yani ailesinin Arda'yı evlenmesi için zorladığı kızın abisi bu adam.Resmi olarak ortaklıkları yok diye biliyorum.Peki bu neyin ortaklığı ?
Bu insanlar neyin peşinde bilmiyorum ama yasa dışı olduğu kesin belkide babası bu yüzden Arda'nın asker olmasına karşıydı.Çünkü istedikleri gibi at oynatamayacaklardı.
Yada Arda'yı kirli işlerine alet edemeyeceklerdi.
İçimdense başka bir öfke koptu. En nefret ettiğim erkek tipi: ne istediğini bilmeyen, oynayan erkekler. Arda tam da öyleydi; yıllardır böyleydi. Tavırları kör kütük aşık gibi, ama icraat sıfır.Seviyor mu, sevmiyor mu belli değil.Şu an korumak istediği kadını gece boyunca ağlatmıştı,bu aptal!
"Adın Nisa'ydı değil mi ?" Ona bakarak kurduğu soru cümlesine kendi kafasını sallayıp kendi kendine cevap verip devam etti .
"Kocanı çok mu seviyorsun Nisa ?"
Bu adam ne yapmaya çalışıyor ?
Ah Nisa'm... masmavi gözleriyle yanında küçücük kaldığı adama bakıyordu. Arda'nın gözlerine öyle bakıyordu ki, içim sızladı.
"Çok seviyorum."
Gözlerinin içine baka baka kurduğu cümleye bir kez daha çiğnedi gururunu. Yıllardır gördüğü en ufak şefkatte yumuşayıp gecesinde sessiz sessiz ağladığı gibi, bu günde aynısı olacak.
"Para tatlı tabi."
Mafya falan dinlemeyip kafa göz dalmama az kaldı.
Boncuğum benim aksime güzel yüzüyle gülümseyip kafasını salladı. Arda engel olmak istese de bileğini onun parmaklarından kurtarıp ileri çıktı.
"Siz bana tam olarak ne demek istiyorsunuz?"
Mavi ispanyol kot pantolunun üstüne geçirdiği koyu mavi gömleğinin uçlarını karnıda bağlamıştı. Eliyle hafifçe düzeltip kafasını salladı.Senin söyleyeceğin hiç bir şeyi takmıyorum ama yine de söyle diyordu.
Yumuşacık top yüzü,kurmızı yanakları ve topuz yaptığı bebek sarısı saçları... İtiraf edemeyeceğim ama bu kızı bilgisayar dışında güçlü görmeye ölüyorum, ölüyor...
Yavaşça Nisa'ya yaklaşıp küçümser bir bakış attığında ince sarı dudaklarını araladı:
"Kadınlar erkeleri sadece iki sebepten dolayı ister. Biri sex ikincisi para."
Gözleri Arda'yı bulduğunda bu bakışı hiç hoşuma gitmedi. Batur tövbe esdağfurullah çekerken Yiğit boynunu gergince kıtırdattı.
"Aptala oynama senin gibi kadınları çok iyi tanıyorum. Bu ikisinden ilki kocanda yok. Kocandan erkekliğini almışlar sarı şey."
Ne?
Tam o anda, Timur'un üstüne küfürle uçan Arda'yı tim tutmaya çalışırken, Nisa şaşırmak yerine Timur'a nefretle bakıyordu.
Biliyor, her şeyi biliyordu.
Nisa bunu biliyordu...!
Çekilen silahlar arkadan gelen Aslan Yüzbaşı sayesinde indirildi; ama kos koca adamlar hâlâ Arda'yı zapt edemiyordu.Kontrolünü kaybeden Arda,Timur'un pis pis sırıtışı ve kargaşa umurumda değildi.
Hatırladım... O kasabaya ilk gittiğim zaman, Nisa önüme bir hastanın sonuçlarını koymuştu. Dosyayı açtım; üzerinde sadece test sonuçları, tahliye raporları ve tıbbi bilgiler vardı. İsim ve kişisel bilgiler yoktu, ama veriler açık ve netti.
Kalbim istemsizce sıkıştı. Her satırı okudukça, o sonuçların işaret ettiği gerçeği fark ettim: bu çocuk için bir aile kurmak, biyolojik olarak imkânsızdı. Vücudu yaşadığı işkenceler ve elektrik maruziyeti yüzünden, tıbben, çocuk sahibi olması mümkün değildi.
Nisa bunu bilerek bana vermişti. Sesi çıkmamıştı, gözleri sessiz bir ağırlıkla üzerimdeydi. Anlamıştı ki ben, doktor olarak, bu gerçeği saklayamazdım. O gün elimde tuttuğum dosya, sadece kağıt üzerinde ki bir rapor değildi; yıllardır gizlenmiş acı bir gerçeğin sessiz bir kanıtıydı.
Arda asla baba olamayacaktı...
Nisa bunu biliyordu çünkü o gün ona bunu söyledim.Arda'nın hasta olduğunu, asla baba olamayacağını en başından beri biliyordu.
"Yalçın Timur Valkow!"
Boncuğumun sesiyle döndüğümde Timur, gözlüklerini takmış, aracına binmek üzereydi.Onun karşında dimdik duruyordu, mavi kotunun altındaki topuklu ayakkabılarıyla, elleri pantolonun cebinde.
Paşaya çoğu zaman kızsakta bizi böylesine güçlü birer kadın olarak yetiştirdiği için bile hakkı ödenmezdi.
'Evlat devlettir ,devleti ayakta tutansa evlada öğretilen töredir.'
Derdi...
Demirhan Bozkurt sen koca bir çınarsın...
"Kadınlar iki şey için yaşar. Onur ve değer verdikleri her şey. Sen bugün bu ikisinide çiğnedin. Senin gibi adamlarsa sadece para için yaşar. Yalçın Timur Valkow, bu gün çiğnediğin her şeyimin üstüne yemin ederim ki seni paranla rezil edeceğim."
Üst dudağını alayla havaya kaldırıp aracına bindiğinde, Nisa daha önce hiç görmediğim bir gülümsemeyle alt dudağını diliyle temizleyip gömleğini elleriyle düzeltti.
Kargaşadan ağrıyan başım yüzünden alnımı ovalarken arkamı döndüm.
Arda "Bırak!" diye Emre'nin ellerini yakasından attığında, tüm köz gibi yanan öfkesine rağmen gözlerini Nisa'dan kaçırdı. Bu çocuk bu yüzden Nisa'dan uzak durmuş olabilir mi?
Hadi ama... Arda'dan bahsediyoruz; bu kadar ince düşünebilir mi?
Omuzları çöktüğünde, içten içe yıkıldığını ama dışarıya dayanmak için direndiğini gördüm. Bir erkek için bu çok zordu, ama böyle açığa çıkarması daha da zordu. Az önce ortalığı inleten adam o değilmiş gibi çaresizce sırtını döndü ve arabasına doğru ilerledi.
"Devrem-"
Emre peşinden gitmek istediğinde Mehmet ona engel oldu .
"Bırak biraz yalnız kalsın "
Arda arabasına binip uzaklaşırken hemen arkamda duyduğum arabamın sesiyle geriye döndüm.Nisa'nın tam tersi yöne gittiğini görünce devrelerim iyice yandı.
Bu kızın salya sümük ağlayarak Arda'nın peşinden gitmesi gerekiyordu.
Neyin peşindesin Nisa ?
"Hepiniz biliyor muydunuz ?"
Yiğit,dışarıya derin sesli bir nefes bıraktığında cevabımı aldım.
Biliyorlardı.
"Sen nereden biliyordun ?"
Merakla bakan elalarına kafamı sallayarak cevap verdim .
"Ben bilmiyordum ki...
Nisa, kasabaya ilk geldiğim zaman önüme ismi ve bilgileri olmayan bir hastanın sonuçlarını koymuştu.
Testlere baktığımda, ona bu adamın çocuk sahibi olmasının biyolojik olarak imkânsız olduğunu söyledim.
Onun Arda'ya ait olacağı aklımın ucundan bile geçmezdi.
Ben bilmiyordum... ama Nisa biliyordu.
Onu asla hafife almayın. O kız... bir gecede Dünya'nın en üst düzey Merkez Bankası'nın en katmanlı güvenlik sistemlerini aşabilir. Yanında Dünya'nın en prestijli hacker hocaları ve siber güvenlik eğiticileri vardı; firewall'lar, IDS/IPS protokolleri, çift faktörlü doğrulama ve fail-safe önlemler... herkes saatler harcarken, Nisa saniyeler içinde engelleri devirirdi.
Hocaları bile şaşkındı; "Bu imkânsız..."diye fısıldıyorlardı. Ama Nisa için tüm bu sistemler çocuk oyuncağıydı.
Nisa Türk istihbaratının en değerli mücevheri.Hepimizi harcalar ama onu asla.
Ve siz bu kızdan bir test sonucunu saklayabileceğinizi mi düşündünüz ? Gerçekten inanılmazsınız"
"Dur duur dur !"
Mert ortaya kendini telaşla attığında yolu işaret etti .
"Nisa az önce ne dedi ?"
Yavuz sitemle araya girdi."Ne bilelim ne dediğini mi takip ettik !"
"Devrem kız az önce Valkow itini tehdit etti duydum .Seni paranla rezil edeceğim dedi ."
"Siktir "diye araya giren Hasan'dan sonra Aslan bana doğru geldi .
"Kumru,Nisa bunu yapar mı ?"
"Yapmaya gitti zaten ." Benim rahatlığımın aksine onların renk atan yüzleri hayra alamet değildi.
"Kızım sen salak mısın ? Az önce giden o orosbu çocuğunun nasıl bir kansız olduğunu biliyor musun sen ?"
Bu golgisiz salağın bana sürekli hakaret etmesinden nefret ediyorum.
Sinirle gözlerimi yumup açtığımda ona doğru yürüdüm .
"Benimle düzgün konuşana kadar sakın muhatap olma ! Ayrıca rahat olun Nisa sistemde arkasında iz bırakmaz.Kimse onun yaptığını bulamaz ."
"Bu,kendine bakmadan bana golgisiz salak diyor !"
"Az önce seni paranla rezil edeceğim diye tehdit etmeseydi o söylediğinde haklı olurdun Kumru ."
Lanet olsun ! Aslan haklı .
Ben uyuyamadım ki uyanayım.
Nisa açık açık ifşa etti kendini.
"Nereye gitti söyle yanına gidelim ."
Aslan'a bakıp kafamı olumsuz salladım.Bu imkansızdı işte.
"Nisa'dan bahsediyoruz o istemediği sürece onu asla bulamayız ."
"Başını derde sokmadan bulmalıyız "
Emre haklı ama iyi bişey daha var .
"Biz bulamıyorsak Valkowda bulamaz iyi tarafı bu Gül'e haber verin biriniz o bulabilir,onların acil hattı var."
"Emre,ara Gül'ü ."
"Emredersiniz komutanım !"
Aslan durumla ilgilenirken ben ağıran gözlerimi ovuşturdum.
"Bir daha uykusuz kalmamaya çalış ."
"Sen benim iyiliğimi düşünür müydün ?"
"Ne düşüneceğim kızım seni ben ? Kendimi düşünüyorum pörtlek gözlerin yetmiyornuş gibi birde kanlanıp morarınca ben uykusuz kalıyorum.Kabuslarıma giriyorsun."
İçimde birşeyler kırıldığında artık pes ettim.Birşey demeden Aslan yüzbaşının arabasına doğru ilerleme başladım.
Kendi gözlerimden nefret etmeye başlayalı çok oluyordu.
"Benim arabama geç !"
Ya sabırrrrr !
Tam aracının yanından geçerken kolumdan tutmasıyla kalbim biraz daha battı içime.Yutkunmama izin vermeyen birşeyler vardı.
İçime taş gibi oturan birşeyler .
Önüme geçtiğinde gözlerimi devirdim.
"Benimle gel hadi ." Arabasının kapısını açtığında kaşlarıyla işaret etti.
Dibine kadar girip çenemi dik tutup dudaklarımı araladım.
"Gözlerime bakınca uykuların kaçmıyor mu senin ? "
Yutkunduğunda gözlerini gözlerime sabitledi .
"Kaçıyor...gözlerin uykumu kaçırıyor."
O kadar içten söyledi ki sanki kurşunlar saplandı ciğerlerime...
İçim yana yana gülümseyip açtığı arabasının kapısından içeri girdim .
"Biraz daha kaçsın o zaman !" Kaşlarımı meydan okurcasına kaldırdığımda o gülümseyip "Kaçsın acem kızı kaçsın ." Diyip kapımı kapattığında yaşadığım şoku atlatmaya çalıştım.
İlk kez pörtlek göz demedi .Hiç görmediğim babamın iranlı olduğunu biliyormuş...
Kendine gel Kumru ,kaptırma kendini !
O pisliğin teki .
Şımarık sorumsuz vurdumduymaz...
Biraz daha bu golgisiz salakla baş başa kalırsam yine kendi kendime herkese kurulacağım.
Araba çalıştığında onu umursamadan müzik açtım. Motorun homurtusu sabahın sessizliğine karışırken, camdan içeri giren serin rüzgâr yüzüme vurdu. Güneş yeni yükselmişti; yan aynalarda altın sarısı ışık parlıyordu.
Biraz daha bu golgisiz salakla baş başa kalırsam yine kendi kendime herkese kurulacağım.
Boş geçtiğim birkaç şarkının ardından Kerküğün Zindanı'nı bulunca durdum. Derin bir nefes alıp geriye yaslandım, gözlerimi kapatıp dinlemek üzereyken o tuşa hayvan gibi basıp müziği kesti.
" Manyak mısın sen?"
"Manyağım ulan !"
Ukala ukala cevap verirken sabır çektim.
Bana resmen diyor ki Kumru kafamı gözümü yar,ağzımın ortasına kürekle vur !
Sesindeki çözemediğim bir duygu, direksiyonu tutuşundaki sertlikle birleşince gerildim. Üniforması sabah ışığında daha da belirgin görünüyordu. Omuzlarındaki apolet, geniş omuzlarını iyice vurguluyor; kumaşın altındaki kaslı kollar direksiyona hâkimiyetini belli ediyordu.
Bir aracı sollamak için uzun uzun kornaya bastı,gaza yüklenmesiyle resmen uçtuk.
"Dalağını siktiğimin yavşağı!"
Bu gün Yiğit bildiğimiz Yiğit değil sanki ya ...
Cıvık hali çekilmiyor ama sinirli hali hiç çekilmiyor.
Geride bıraktığı araca aynadan baktım.
"Emir değil mi o ?"
Rüzgâr saçlarımı yüzüme savuruyordu; elimle tuttum, ondan bir cevap bekledim. Ama bana bakmadı, sadece kireç gibi yüzüyle vitesi değiştirdi.Evet meslektaşımdı o.
"Yiğit, yüzün ruh görmüş gibi,özüne dön bu sen değilsin.İnana bana hiç çekilmiyor bu halin. "
Alttan bir bakış attığında bile yüzündeki ifade taş gibiydi. Ela gözleri, uzun kirpiklerinin gölgesinde daha da keskin görünüyordu. Sivri çenesi, sıkı dolgun dudakları... O an fark ettim, ne kadar nefret etsem de yüzünden gözlerimi alamıyordum. Kabul, bu adamın konuşmasına sinir oluyorum; ama konuşmamasına da çıldırıyorum.
"Sevmediğim birini görünce,bok kokusu burnuma geliyor gibi istemsiz yüz ifadem değişiyor, doktor!"
Bu nasıl bir benzetme ya ?
"Ağzını kapat, sinek girecek."
Ne dediğini bir an anlayamadım. Şaşkınlığımı saklamak istedim ama sesim titrek çıktı.
"Hı ?"
Başını yana eğip gülümsedi, ama o gülüş sinir bozucu olduğu kadar tehlikeli bir yakınlığa da davet gibiydi. Bedeni bana doğru yaklaştığında, üniformasının kumaşı hafifçe hışırdadı; sert omuzları neredeyse bana değecekti.Yaklaştıkça nefesim daraldı, göğsümdeki sıkışma arttı. Sinirlenmek istiyordum, ama öfkemin içinde istemsiz bir çekim kıvılcımı dolaşıyordu.
Parmağını çeneme koyduğunda içimdeki bütün savunmalar dağıldı.
Dokunuşu ne sertti ne de yumuşak... Çenesindeki keskin hatlar bu mesafeden daha belirgindi; ela gözleri doğrudan dudaklarımda geziniyordu.
Parmağı dudaklarımı kapatırken, aynı anda zihnimi de susturuyordu.Yüzüm kızarırken gözlerimi kaçırdım.
Geri çekildiğinde rahat bir nefes almak istesemde yapamadım.Önüme gelen saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırdım .
"Senin hiç sevgilin olmadı mı ?"
Bir anda sorduğu soruyla kafamı kaldırdım.
"Durduk yere nereden çıktı bu soru ?"
"Ya hiç sevgilin olmadı yada benden etkileniyorsun pörtlek gözlü kara karga ."
Toparla şimdi Kumru !
Salaksın Salak !
Sesimi kontrol edip boğazımı temizledim .
"Olmadı sevgilim senin neyinden etkileneyim ya?"
Üst dudağı havalandığında attığı zarfa düştüğümü geç fark ettim .Bilerek yaptı.
Sevgilin oldu mu diye sorsaydı sanane diyeceğimi yüzde yüz ikimizde biliyoruz.
Köşeye sıkıştırıp sorduğu için mecburen cevap vereceğimi biliyordu .
"Biliyordum o pörtlek gözlere kimsenin bakmaya cesaret edemeyeceğini ."
Yumruklarımı sıktığımda içimden sabır çektim.Çalan telefonum ona olan nefret dolu bakışlarımı kestiğinde kız kardeşimin aramasını cevapladım.
"Efendim Elif ?"
"Abla biz karakoldayız gelmen lazım ."
HİRA
Hırsımdan tırnaklarımı kemirirken karşımdaki bunamış kadın kenafir gözleriyle üçümüzü süzüyordu .
Birazdan abim içeri girecek ve beni bu sefer kesin öldürecek .
Anlatsamda inanmaz ki ya ?
Sevda elime vurduğunda esmer güzel arkadaşımın mavi gözlerine baktım .
"Yeter tırnaklarını yiyip durma artık"
"Sevda,abim bu sefer kesin beni keser napsam kaçak yollarla yurt dışına mı kaçsam ?"
Emniyet amiri boğazını temizlediğinde sesimi kestim.
Çiçeği burnunda yengem yorgunluktan başını omzuma yasladığında gözümün önüne gelen kızıl saçlarıma üfledim.
Sağımda Sevda solumda Mehmet abimin bir tanecik karısı Elif Yengem parntez açalım
(hamile) yengemle kukuma kuşu gibi oturmuş Mehmet assubayın gelip idam fermanımı vermesini bekliyorum.
"Yenge bu sefer işin içinde sende varsın Kocan kesin beni kesecek ."
"Ben sakinleştiririm onu sen sessiz kal ."
"Yok yenge yok! Bu sefer işin içinde karnındaki fındıkta var kesin beni kurşuna dizecek hamile karımıda karakola düşürdün diyecek. Kefenimi yüzde yüz pamuklu istiyorum birde-"
"Kızım bir sus artık içimizi şişirdin! Mehmet abi öcü değil ya anlatırız anlar bizi ."
"NERDE O ?"
Oturduğum yerden sıçradığımda Sevda'ya kaşlarımı düşürüp baktım .
"Aha öcü geldi vallaha geldi !"
Eteklerim tutuşurken ellerimi birbirine vurdum.
"Amirim nolur beni içeri atın ben mühbbet yemeye razıym ,azılı suçluyum ben,ben iflah olma- !"
Sevda dirseğini karnıma dürttüğüne emniyet amirine bakıp gülümsedi .
"Espiri yapıyor amirim espiri ."
Bordo bereliler her zaman hayat kurtarmıyor ey cemaiti müslim.Bunu şu an arkasında bir orduyla içeri giren astsubay başçavuş Mehmet Altay'ın yüzünde bakan herkes rahat rahat görebilir .
Abim benden önce karısını sağlam mı diye yoklarken birazcık daha sindim Elif'in arkasına .
Gözlerimi arkasındakilere çevirince Yiğit ve Batur abi komisere doğru ilerleyip onunla tokalaştıktan sonra davetiyle oturdular.
Emre'yide tanıyorum ama arkadaki iki uzman yeni gelmiş olmalı.
Sarışın olan uzman göle attığım anasının tam yapamadığı gelinlikle karşısında oturan kadını inceliyordu.
İncelerken kafası karışmış olacakki kısa sarı saçlarını karıştırıp yanındaki badisinin koluna vurup sence bu ne ayak işareti yaptı .
Etraf gümbürtüye giderken abim polis amcacığımla konuşurken arada bir bana ters ters bakıp tekrar devam ediyordu.
Deli gibi sevdiği karısına bile pas vermeden olayı dinlemeye odaklandıysa işim bitik.Olsun ben bir suçum olmadığını biliyorum.
Bu sefer bir suçum yok ya!
Elif ben ve Sevda gölün yanında otururken karşımıza bir damat bir gelin çıktı .Buraya kadar herşey normal .
Bu karşımda gelinlikle oturan kem gözlükenafir suratlı milkanın mor ineği gibi sarkmış kadını daha yakından gördüm .
Gelinin boyu bir doksan damadın boyu bir almış.
Tamam bu da normal olsun ama gelinin eli adamın elinin on katı.
Bu terslikte bir iş olduğunu fark esince damada gidip abi sen eminmisin dedim ?
Birde dişi örümcek çiftleştikten sonra erkeğini yiyor buda seni yer demiş olabilirim.
Sonrada olaylar büyüdü.Kadın benim üstüme gelince Elif hamile hamile araya girdi kadında ona vuracakken ben kendisini göle attım.
Atmasaydım hepimizi buldozer gibi ezerdi bu yarım kalmış .Haksız mıyım ama kemiklerimizi ezerdi valla.
Göle atayım kurtulayım derken benide göle çekince Elif beni Sevda Elif'i ,Damatta gelini tutmaya çalışınca hepimiz gölü boyladık .
Kumru ablanın iymisiniz sorusuyla kafamı salladığımda odanın köşesinde beni izleyen adamı yeni farkettim.
Hasan Ali Tunca abimin badisi.
Adamdaki karizma mısırın taş heykellerinde yok .Kas ayrı birşey doğuştan yapılı olmak ayrı birşey .
Börünün hepsinin ayrı bir hayvanatlığı varda bu sanki ayrı bir seviye.Kemikleri kalın bu adamın.
Kahveleri,kavisli burnu en çok dikkatimi çekense güneş vurunca koyu kahve uzun kirpiklerinin tane tane durması .
Sadece fizik olarak bile her kızın hayaliyken o kirpikler ne abimin badisi ?
Onu her gördüğümde yıllar önce ona kafayı takan şu an konuşmadığım herkese boncuk dağıtan kız arkadaşım geliyor .
Taktik asla şamazdı Hasan senden hoşlanıyor diyerek ağzımı aradığı gün niyeti asla ben değildim.Benim üzerimden Hasan hakkında bişeyler öğrenmekti.
Yer mi lan anadolu çocuğu ?
Bazı kızlar vardır arkadaş gibi gözüküp senin sahip olduğun şeyleri isterler o tiplerdendi.Gerçi ben bu adama istesem bile sahip olamam çünkü benden vebalıymışım gibi uzak duruyor.
Hasan yıllanlardan hoşlanıyor evinde de iki yılan besliyor diyince Hasan'nın evine girme hayalleri battı.Benim hoşlanmadığım birşeyden asla hoşlanmazdı o narsist teanger.
Yedirir miyim ben be yurdumun askerini hemde bordo berelisini hemde heykeltırşını hemde her defasında abime karşı beni koruyanı ?
Koruyanı demişken abim bas bas böğürürken ben Hasancığıma doğru minik minik adımladım.
Kedi gibi yanına sokulduğımda baştan aşağı beni süzerken ıslak kızıl saçlarımı yanagımdan uzaklaştırıp ona boynumu bütüm.
Bir almış boyumla bir 85 üstü olan adama beni kurtar yalvarışı attım.
"Yine ne işler aştın sen başına ?"
Sessizice sorduğu soru için bana doğru hafifçe eğilmişti.
Ellerimi teslim olur gibi havaya kaldırıp ona masum masum baktım.Bu taktiğim bu adamda hep işe yarıyor.Kıyamadığını hissediyorum.
"Vallahi billahi bu sefer çok masumum komutanım " Parmak uçlarımla yükselebildiğim kadar yükeselip kulağına fısıldadım."Beni kurtarır mısınız ?"
Yutkunduğunda benden bir adım uzaklaştı.Sürekli bunu yapıyor oluşuna alışkınım ama kalbim her defasında kırılıyor işte .
Yanağımı içten ısırıp bozuntuya vermeden toparladım kendimi .
İçim ondan uzaklaş derken ben olduğum yerde donup kaldım.Gelin bağırıp çağırırken herkes kargaşayı izliyordu.
"Özür dilerim Hasan abi..." Yüzüne bile bakmadım zaten öyle bozuyorki insanı,nasıl bakabilirim ?
Plotoniğe bağlamamak için yıllardır Şehit olan İrfan abiyi unutamayan Sevda gibi olmamak için karşılıksız bir aşka kurban gitmemek için direniyorum.Yaklaşmamaya çalışıyorum zaten ne zaman yaklaşacak olsam anında aramıza buz duvarları indiriyor.Mesleki mi bilmiyorum ama yaklaşılmaz adam bunlar.
Kalbimi sürekli doldurmaya çalışsamda bir türlü dolduramıyorum.Doğru adamı bulsamda bu adama aşık olma korkusundan kurulsam çünkü sürekli savunma halinde durmaktan yoruldum.
İsmini bile bilmediğim hafif kumral kıvırcık saçlı uzman konuştuğunda odaya odaklandım.
"Kurban olduğum Allah'ım bu gün biter mi ?"
"Şuraya bak karımı evde bırakıp nezaretlerden topluyorum.Elif konuş susma bak elimden bir kaza çıkacak hepsini camdan attırma bana!"
"Bana ne bağırıyorsun? Hamileyim ben hamile !"
Kıyamam yengeme yaa benim yüzümden düştü buralara olaya daha fazla kayıtsız kalamadım .
"Abi bağırma yengeme bizdekide kulak zaten gölde su kaçtı kulağıma."
Kulağımı ovalarken devam ettim .
"Hep bu dublajı kaymış anasının tam yapamadığı kadın yüzünden!"
"Duydunuz değil mi hepiniz şahitsiniz!HAKARET ETTİ BANA Yosma ! ŞİKAYETÇİYİM BU KADINDAN ŞİKAYETÇİYİM HEPSİNDEN ŞİKAYETÇİYİM!"
Ben bunun erkek gibi olan o ses tellerini yolarım ha !
"Bana bak şimdi alırım seni ayağ-"
Üstüne yürüyecekken anında ensemden geri çekilmem yetmezmiş gibi birde elini ağzıma kapattı.
Sırtım göğsüne tamamen yapıştığında elimle kurtulmaya çalıştım.
Bu az önce benden kaçıyordu şimdi kendine yapıştırdı.
Offfff offffff !
"Şaka yapıyor abla şaka ! Bakın kızıl kafasını nasıl sallıyor! Kızımız bu sene mezun oldu.Tazecik avukat kendisi gerek yok böyle şeylere.Ben size ıslanan gelinliğin aynısından alırım.Büyütmeyelim konuyu."
Kafamı kaldırıp ona ters ters baktığımda resmen kukla bebek gibi oynatıyordu beni .
Yontulmamış kereste !
"Faki duydun değil mi bana abla dedi!"
Benden mikropmuşum gibi kaçıyor, sana abla demiş çok mu, pis kokona ?!
"Amirim bundan da şikayetçiyim.
Bu kızıl şeytan benim kocama dedi ki, Dişi örümcek çiftleştikten sonra nasıl ki erkeği yerse bu kadında seni yer yer dedi!"
"Hoksoz moyom omo ?"
Elini ağzımı kapattığı için ağzımın içinden homurdayınca hırsımdan elini ısırdım ama öf bile demedi .
"Isırma la elimi uslu dur,ufacık bişeysin zaten sen bu dev kadını nasıl attın o göl acayip merak ediyorum..."
Acı kahve kokusu burnuma dolunca kalbimde hissettiğim tuaf huzur beni rahatsız etti .
Hasan olmaz Hira bu adam olmaz kızım!
Sevda gibi acı mı çekmek istiyorsun ?
"Hira pekte haksız sayılmaz...Gardaşım sen bunu gece mi gördün? Sen hiç demedin mi bu kadın beni ekmek arası yapar o gece "
"Yoro bo Yoğot obo !"
"Komutanım siz anlıyonuz mu ne diyor?"
Biri bu sarışın uzmana bu soruyu sormak yerine komutanına elini ağzımdan çekmesini söylemesini söyleyebilir mi ?
"Yürü be Yiğit abi diyor bu kızıl çilli cüce!"
Gözlerimi tepeye dikip elini bir daha ısırıp yine ters ters baktım.Şaşı olucam böyle baka baka !
Kaşlarıyla Kıvırcık uzmana işaret ettiğinde kıvırcık benim önüme geçti.
Bu nedir ya karakolda esir alınıyorum kimsede tınlamıyor beni ?
"Bakma öyle senin ağzını açarsam asla çıkamazsın bu karakoldan "
Ay beni düşünürmüş düşünceli kalas...
Bok aşık olurum sanaaaaa !
Olmayacağım asla olmayacağım .
'Allahım itinayla rica ediyorum olmayayım nolurrr ?'
"Sen şimdi şikayetini geri alıyor musun almıyor musun?"
Kumru ablanın sesi var görüntüsü yok.
Bu kadının aurası felaket ya !
Ulaşılamaz gibi birşey .
Büyük gözleri o kadar çekici ki kız halimle uzun uzun bakmak istiyorum esmer bomba resmen !
"Almıyorum."dedi anasının yanlış ürettiği.
"Beyfendi karınızın Vaginoplasty cerrahi İşlem geçirmiş. Bir doktor olarak söylüyorum ki ben bile zor fark ettim potansiyel bir dolandırıcı bu.Yerinizde olsam sizi,kadınım diye kandırdığı için şikayetçi olurdum.Ayrıca o ameliyat mahkeme kararıyla oluyor görüyorum ki siz yasal olmayan yollara başvurmuşsunuz..."
Ağzımdaki el gevşediğinde hırsla kuruldum .Belliydi zaten bunun dönme olduğu .Üstümdeki gözleri umursamadan saçımı başımı düzelttim.Senden nefret ediyorum abimin badisi !
"Aha vallaha biliyordum bunun şey olduğunu, aklımda tek bir soru var ben düşündükçe namussuzum uykularım kaçıyor şeyi merak ediyorum onun ek-"
"YİĞİT !"
Batur abi uyarınca susan Yiğit abiye tebbesüm ettim .
Favorim ya !
Bunun gibi Öküz değil !
Sohbet edilebiliyor,gülüyor,insan bir kere insan !
Fakciğimin şok olmuş yüzüne bakınca üzüldüm ya ! Adam neye uğradığını şaşırdı.
"Damat Abi buradan çıkınca kartımı vereyim sana boşanmak istersen bana ulaşman ye-"
" HİRAAAAA!!!!
Abimden kaçmak için Hasan'a doğru gidecekken vazgeçip Yiğit abinin kolunun arkasına saklandım .
"Komutanım şu askerinizden beni korur musunuz ?" Koluna iki elimlede sarıldığımı geç fark ettim tam çekecekken gözünü kırpmasıyla rahatladım .
"Şuradan çıkalım yarım edeceğim sana çilli "
Fısıldayıp parmağının ucuyla burnuma vurduğunda özgüvenle dik durum .
Hey yavrum hey önüme dağ gibi üsteğmeni almışım feriştahınız gelsin !
Hasan'nın değişik bakışlarına anlam veremedim.Yine niye sinirlendi bu abimin badisi olan yılan besicisi ?
Yılanlarla çiyanlarla yatıyor benden kaçıyor ! Ey gönül gel sen kırılmada göreyim...
Umursamayıp gözlerimi ondan çekince Kumru ablanın gözlerinin takıldığı noktaya baktım.Yiğit abinin kolunu tutan ellerime odaklanmıştı .
Gözlerimi kısıp inceledim.
Vallahide birşey var billahide var .
Varda tek taraflı mı acaba ?
Ah ya nolur olmasın...
İkisini yan yana koyuncada acayip yakışıyorlar .Of iki üzümlü bomba .
Oldukça kısık sesimle dilimi haraket ettirdim .
"Yiğit abi Kumru ablanın sevgilisi var mı ?"
"Nerden çıktı bu soru?"
"Hiç öyle alıcı gözüyle baktımda çok güzel kadın boş olmaması lazım diye düşündüm."
Kaşlarını kaldırıp bana bakarken dilini alt dudağında gezdirdi.Sanırım ne yapmaya çalıştığımı anladı.
Utanıp gözlerimi ayaklarıma indirdim .
Bu adamlar niye bu kadar uyanık ya ?
Ama ben cevabımı aldım.
Yiğit abi bir konuda sessiz kalıyorsa orada mutlaka çok önemli birşey vardır.
Çözeceğim bu işi ...
☆☆☆
Abimin senden adam olmaz adlı çalışmasının binbirinci senfonizi dinlemekteyiz .
Jipinin direksiyonuna elini bir kez daha indirdiğinde ön koltuğa biraz daha sindim.
Birkaç dakika önce çıktığımız karakoldan güç bela ayrılmıştık.
Sevgili yengemi ablası aldı.Abla kardeş kafa dinleyecekmişler.
Aslında Kumru abla biraz durgundu Elif'de yalnız bırakmak istemediği için onunla gitti.Tabi abimede tiripli olduğunu unutmayalım.
Sevda ise bu gün cuma olduğu için söylemesede İrfan'nın mezarına gitti .
Altı yıl oldu tamı tamına altı yıl her cuma o mezara gitmekten vazgeçmediği gibi şehit olmuş bir adamı sevmektende vazgeçmedi.
Garibimin ne özlemi bitti ne de sızısı.
Ne aileden yüzü güldü nede aşktan .
Çalıştığı parayı abisine verirken kendisi Hukuk fakültesini,benim dışında herkesten sakladığı hayır sever bir adamın bursuyla okudu.
Haberleri olsa onuda alırlardı elinden .Sevda'nın hikayesine girmemek için arka tarafa baktım.
İsimlerini yeni öğrendiğim iki yeni üye Batur abiye cumaya geleceklerini söyleyip işleri olduğunu söyleyerek ortamdan ayrıldılar.
Yiğit ve Batur abi artık abimin fırçasından bezmiş gibiydiler .
Hasan sessiz takılırken Emre abi kablolu kulaklığıyla müzik dinliyordu.
Sanırım kablolu kulaklıla müzik dinleyen bir o bir de ben kaldım.
Az önce elektirikçi nizamettin onu iki kez arayıp müzik keyfini bozmuştu.
Kablolu kulaklık takılı olunca telefon arayan kişiyi sesli bir şekilde dile getiriyor .Komik geldi bana bu durum.
"Kız kardeşim büyüdü avukat olacak diyorum. Sonra onu karakollardan topluyorum Hira !"
Yanaklarımı şişirip ofladım !
"Abicim kadın bana diyor ki kadın dediğin şöyle olur böyle olur sen nasıl kadınsın diyor? Kendiside her tarafı sarkmış milkanın mor ineğine benziyor ne yapsaydım sussamıydım?"
"Ne dedi bu Milkanın neyi neyi ?"
Yiğit abiye döndüp gülümsedim.
Ağzımı tam açacakken, Hasan'nın bana sert bir bakış atmasıyla kelimeleri unuttum.
"Var ya hani şu mor inek sütlerin üstünde olan ondan bahsediyor."
Benim yerime açıklama yaptı iyi hoşta ben buna ne yaptim niye kinle bakıyor ki ?
"Benzetmeye gel!
Dedem boşuna demiyor iki tane kadının olduğu yerde bulunmayın diye bak bulununca böyle oluyor."
"Yiğit abi senin dedenin her hafta Rio karnavalı gibi yerleri gezip bunu söylemesi çok abes değil mi?"
"Ben bu kızın dilinden anlamıyorum." Diyen Batur abiye sevgili öz abim anında cevap verdi.
"Komutanım ben doğdu doğalı anlamıyorum."
"Lan hepsini anladımda Hasan'nın instagramına girip 15 kişiye niye evlenme teklifi edersin bana mantıklı bir açıklama yap Hira!!!!"
"Sen nerden biliyorsun?"
Hasan'cım badisine ismimi söylememeyi akıl etmişken keşke olayı anlatmamayıda akıl etseydi.Şimdi nerden biliyon diye sormazdı.
"Kardeşimi tanımıyor muyum ben, O haltı yese yese benim kardeşim yer !?"
'Adam nasılda tanıyor beni '
R yok kızım .Hasan'a sinir oldum yaptım diyemezsin sonuna kadar mantıklı savunma yap avukatsın sen !
"Prenses gibi takılıyorsunuz ağırdan almalar falan bende mevzuya toptan el attım. Hemcinslerim bir anlıkta olsa taş fırın osmanlı erkeğinin nesli tükenmemiş desin istedim"
"Bu aynı Yiğit'in kız versiyonu yine ben arada bir Yiğit'i dövüp rahatlıyorum Allah yardımcın olsun kardeşim."
Aşk olsun Batur abi ya !
"Amin komutanım amin çok amin !"
"Hira ben arkandayım .
Kız haklı beyler,altı ay askerlik yapıp bot bağcığı bağlamayı öğrenemeyenler var !
Bu arada meslek seçimin mükemmel, Batur'u dava edeceğim avukatım olur musun?"
Bu da soru mu Yiğit abi ?
Arkamda duran tek adamı ipten bile alırım .
"Olurum ne zaman istersen" Kocaman gülümsediğimde bana aynı sıcaklıkta karşılık verip o da gülümsedi .
Abileri takas edebilsek abimi anında şutlardım.
"Olur diyor! Yok az kaldı sıkacağım kafama! "Seni okutan aklıma tüküreyim. kimse seni tanımadan seni evlendirmem lazım kimse tanımadan acilen evlendirmem lazım. Alan varsa söyle ona,seni alsın namussuzum üstüne ne kadar para isterse vereceğim !"
Abim cinnet geçiriyor ama bu güne kadar iyi dayandı .
"Yeter kızın üstüne gittiğin rahat bırak artık oğlum ."
Canım Yiğit abim ya! Yiycem şimdi !
Bu adamı sevmeyen ölsün ölsün...
"Abi tamam artık büyüdü diyorum ama büyümüyor bu!
Ne çektiğimi Allah biliyor !"
"Bak ne güzel söyledin abicim artık büyüdüm! Sana diyorum ki Abi İran İsrail'i vurmuş,sen bana diyorsun ki
'Karışma sen!'
Akıl var mantık var ben İranla İsrail'e nasıl karışabilirim ya?
Ayrıca ben birşeye karışmıyorum adım çıkmış bir kere !"
"Ulan emniyet müdürüyle ilk sen bayramlaşırsan tabi adın çıkar ! Kız mı büyüttüm mafyamı belli değil.
İran ile israile gelirsek senin işin hiç belli olmaz bir tek mosat kaldı elden geçirmediğin ondan karışma diyorum .
Seni büyücülerin evinden aldım karakoldan aldım tinercilerin elinden aldım.
Lan tımarhaneden bile aldım keşke bıraksaydım orada kalsaydın !
Bak güzelim bak meleğim çilli bacım seni mosadın elinden alamam sakın Hira sakın bak !
Çünkü artık elimden bir kaza çıkacak çeki düzen ver kendine !"
Arka taraf şoka uğrayınca açıklama yapmak için boğazımı temizledim .
"Tüm bunları başıma aştım,aştım ama sorunki neden aştım ?"
Hepsi bir anda "Neden aştın ?" Diye sorunca anlatmaya başladım.
"Bir tane kız arkadaşım aradı dedi ki sevgilimden ayrıldım çok kötüyüm yanıma gel dedi.
Size bir arkadaşınız arasa zor durumdayım gel dese gitmez misiniz gidersiniz .
Bende gittim birde ne göreyim ?"
Elimi yanağıma yaslayıp kafamı salladım .
Bunlar üç maymun gibi yine hep bir ağızdan merakla
"Ne gördün ?" Diye sordu .
Hasan herşeyi bildiğinden sadece beni izliyordu .Öyle inceliyorki yıllar önce yüzümde sönen sivilcemin cv sini bile okuyor .
"Bu salak kalkmış sevgilisi geri dönsün diye büyücüye gitmiş .
Eve girince çığlığı bastım zaten her taraf korkunç hayvan iskeletletiyle doluydu.
Büyücüde bu büyüyü yapmadan kimse evden çıkamaz diyince bende abime beni kurtarması için mesaj atmıştım.Şimdi benim burada suçum var mı söyleyin .Var mı ?
Vicdansız olsaydım o kızın yanına gitmezdim buradaki tek suçlu benim vicdanımdır !
Tımarhaneyide merak ediyorsunuz biliyorum.
Orayada düştüm,düştüm ama sorun ki neden düştün !"
"Neden düştün ?"
Şaşkın şaşkın bana manüpüle olup yine üçü birden sorunca gülmemek için kendimi tuttum.
Ciddileşip başımı dik tutup arz makamına açıklamaya başladım .
"Banka oturmuş kitap okuyordum.
Yanıma bir tane saçı başı dağınık yüzü kan içinde bir kadın geldi.
Bana dedi ki eski sevgilimden kaçıyorum bana şiddet uyguluyor şizofrenin teki.
Ablamdan çok korkuyor ona ablam olduğunu söylersen gider dedi .
Beni korur musun dedi.
Siz olsanız kabul etmez miydiniz .Tabiki ederdiniz .
Buradaki tek suçlu yine vicdanımdır .
Ben nereden bileyim bu kadınla birlikte bir delinin daha kaçtığını diğer kaçan delinin de kızıl saçlı olduğunu.
Gelen görevliye götüremezsin
ben ablasıyım sen kimsin ? Diyince .
Adam bu deliyle birlikte benide tuttuğu gibi tımarhaneye kapattı .
Yaa işte benim başıma gelen pişmiş tavuğun başına gelmiyor diye abim bana böyle haksızlık yapıyor.
Batur abi sen inançlı adamsın ne zaman iyilik yapmak istesem başıma bela alıyorum diye abim bana kızıyor .
Mesela ben bu gün o damadı uyarmasaydım adam hem hukuken yasak olan hemde islama göre günah olan bir evliliğe maruz kalacaktı .
Ben sevap işliyorum abim bana kötü davranıyor ! Arkamda durması sahip çıkması gerekirken böyle bağırıp çağırıyor "
Dudaklarımı büzüp içimi çektim.
"Üzülme abicim ben senin arkandayım .
Abin akşam sana birşey derse hemen beni ara !"
Canım Batur abim !
"Komutanım bari siz yapmayın zaten baş edemiyorum arka çıkmayın şuna manüpüle ediyor sizi !"
"Abi kızın bir suçu yokki boşuna üstüne gitme bence "
Emre'm tatlı şeker oğlan. Allah seni müzik dinleyip dinleyip hasretini çektiğin kim olduğunu kimsenin bilmediği kıza kavuştursun .
"Ben zaten en başından beri arkasındayım Hira'nın.
Değil mi kız "
Öyle valla, beni karakoldan beri savunuyor .
"Abi bende bunu merak ediyorum sen neden hiç birşey bilmediğin halde en başından beri Hira'nın arkasında duruyorsun ?"
Hasan'nın tuaf sorusuna Batur abi cevap verdi.
"Niye olacak dişi versiyonu ondan !!"
"Öyle mi kız ufaklık sence dişi versiyonum musun ?"
"Sanırım ben seni sollarım." Dediğimde Hasan hariç hepsi sesli güldü.
BÖLÜM SONU
Yiğit'i özlediniz mi ?
Hira'ya hâlâ kızgınmısınız ?
Hasan ve Hira olur mu sizce ?
Bide Nisa ile Arda'nın ağzından bölüm istiyormusunuz ona göre yazayım .
Sizi çok beklettiğim için özür dilerim ama hayat benim için bu aralar bayağı kötü ilerledi arkadaşlar.Kafamı toparlayıp iİlkuş'a yönelemedim bunu bilmenizi isterim .
Birkaç bölüm daha atacağım bayağı kendimi zorlayıp yazdım .
Sizden rica ediyorum bölümlere yorum ve beğeni yapın çünkü okuyucu sayıdı çok düşük .
İstemezmisiniz İlkuş kitap olarak kutulu setiyle önünüzde dursun lütfen birazcık destek 🦋
Beni ve hikayeyi takip etmeyenleriniz edebilir mi ?
Biraz sayımız artsın
Uzunca bir süre beklediğiniz hatta hiçbir hakaret yanlış bir üslup kullanmadınız bana karşı sizi çok seviyorum 🥺 İlkuş ailesi 🦋❤️🇹🇷
Aklınıza takılan her soruyuda sorabilirsiniz...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 31.87k Okunma |
2.99k Oy |
0 Takip |
48 Bölümlü Kitap |