
En karanlık anların
ben sana yetişene kadar olacak .
Yazın inanılmaz sıcağı beni bunaltırken eski tip sıvası olmayan kırmızı tuğlarlarla örülmüş his ve kurşunların duvarlarında iz bıraktığı yapının içindeki herkesin hareketlerini yaklaşık beş saattir takip ediyorum.Klasik bir terör ininde uzun süre kalmaktan daha kötü birşey varsa o da bunların oksijen israfına engel olamamak.
Suriye'nin yine ortasında bir tane kansızı arıyoruz.Bu sefer birşeyler oldukça farklı olmalı ki Paşa beni sahaya indirdi.Time bile bilgi verilmemmişti.Sadece Destan'ı alıp Ankara'ya götürme talimatı var. Sorgusunda da bizden kimse olmayacak ve özellikle bu operasyonu Ömer'den saklıyorlar .O yüzden yanımda sadece Yiğit var kimsenin bir bilgisi olmadan ikimiz ayrıldık Türkiye'den .
Yiğit ise kulağımdaki kulaklıkla tam beş saattir kendi kendine birşeyler konuşuyor,bir kere bile susmadan. Görüş açımda olmasada üstüne eski bir şalvar giymek onu rahatsız etmişti .Şimdi dışarıda bozuk araba tamircisi gibi davranıyor .Bence pek iyi bir seçim değildi ama neyse .
"Gül ben neden bir türlü mutlulaşamıyorum ?"
Sorularına göz devirmekten artık gözlerim devrildi.Aralarında birşeyler konuşup gülen lağm farelerinin kokusu midemi bulandırdı.Kapıdan dışarı çıktığımda benden yaklaşık yetmiş metre uzakta elindeki bezle dökülen arabayı silen Yiğit'e baktım.Pardon silmiyordu döve döve ovuyordu .
"Victor hunk sen hiç teröristin boklu arabasını temizledin mi ? Bakta sefillik gör bak ! " Elindeki kirli bezi kaputa fırlatıp isyan edişine güldüm .
"Destan'ın buraya gelmesine az kaldı dayan biraz daha " Yarım saate falan gelir paket yapıp çıkarız.
"Çocukken hep bu yaşlarımı hayal ederdim şu hale bak ! Gomando olacam çatışacam bâh bâh bâh ulan özelci oldum yine çatışamıyom !
Ben ekşın istiyom Gül. Kaos istiyorum risk istiyorum heval öpmek istiyorum hem ne demiş çok zeki ünlü güçlü bir düşünür üsteğmen ?
Demiş ki en iyi heval,öptüğüm heval ."
Gülerken dilimle alt dudağımı temizledim.Dikkat çekmemek için biraz daha ortaya ilerlemeye başladım .Ellerindeki keleşlerle yanımdan geçenlerin bakışları üstümdeydi .
"Kumru ile senin aranda birşey mi var ?" Fısıldasamda duyduğuna eminim.Dün kızımın söylediği herşeyi ayrıntılı öğrenmeme fırsat bulamadan göreve çıkmıştım .
"Benim ne işim olur o kara kargayla vahşirela ? Eğer onu soruyorsan aramızda kalsın kendisi bana çok aşık ama daha haberi yok ."
Birinin omzuma çarpmasıyla arkamı dönmeme gerek kalmadı . Dört kişi Yiğit'e doğru gidiyordu.Hayır bu şüphe değildi bu çok emin olduklarının yürüyüşüydü.
Umarım yanılıyorumdur...umarım .
Elindeki bezle ovalamaya devam edelerken hafifçe boynunu çevirmeden omzunun üstünden arkasına baktı.
"Siktir !"
"Hayatımda benim kadar bana bela olan bir Allah kulu daha yok ! Ben ekşın istiyorum derken,blöf yapıyordum Allah'ım keşke hemen kabul etmeseydin."
"Hey sen !"
Sol bileğimin iç kısmına kolumdaki bıçağı düşürürken belimdeki tabancamı hissettim .Gözlerim herşeyi taradı . Esen sıcak boğucu rüzgarın kumları kaldırışını Yiğit'in onlara doğru dönüşünü ve biraz geri arkamda tetikte bekleyenlerin nefesleri .Hilal çizerek Yiğit'e doğru dikkat çekmeden ilerledim .
"Kimsin sen ?"
"Michael Jackson "
Yiğittt!
Ah Yiğittt!
Hâlâ alay ediyor.
O kadar rahat o kadar sakin ki
koca kampın silah doğrulttuğu o değildi .
"Bu o !"Önündeki dörtlünün silahları anında doğrultulmasının ardından tüm kamp da namlunun ucuna Yiğit'i aldı .
'Bu o' mu ?
Kahretsin tuzaktı !
Ortada av yoktu av bizdik. Fark edemedim !
Destan ike yıllar önceden kapanmamış bir hesabım vardı.
Onu buraya Ataman ile bağlantısı olduğu için almaya gelmiştik ama görünen şu ki alınmak üzere olan biziz...
"Yaklaşma...O bordo bereli!" Yiğit'in üstünü aramaya doğru giden salağı içlerinden biri durdurmuştu. "Çık geri! Ölmeyi bayılmak mı sanıyorsun, gerizekalı? Üsteğmenmiş,özel kuvvetlerden!"
"Üstündeki her şeyi yere at! Kulaklık, silah, bıçak, telsiz... Ne varsa at yere!"
Gözlerim Yiğit'e sabitti. Elleri havadayken çok kısa olacak şekilde beni kontrol ediyordu .Beni bekliyordu,alanın tam ortasındayım sağlam bir yere geçmek yerine ona doğru hilal çizerek ilerlemeyi tercih ettiğim için kızdığına eminim.Beni bulmamış olmamaları şu an tek avantajımızdı.
"ASKER ÜSTÜNDEKİ HERŞEYİ YERE AT YOKSA O BEYNİNİ PATLATIRIM HEMEN ŞİMDİ ! " Elaları beni tekrar kontrol ettiğimde ona taraf geçmiş olsamda beni beklemeye devam etti.
Tüm silahlar ona doğruydu.Tek boşluğu arabanın yola taraf olan sol kısmıydı geriye kalan üç tarafında hedef noktasıydı. Dikkatlerini üstüme çekmem gerekiyordu.
"Benim gibi narin keyifli espirütüel medeni bir adamın üstünede bu kadar gelinmez ki.İlkel üçgüdülerimi zor zaptediyorum itinayla ikaz ediyorum ki onları uyarmayın çünkü-"
"LAN KESSS ÜÇ SANİYEN VAR AT HERŞEYİ !"
"Çükümü ye sen benim !"
"ÜÇÇÇ!"
İşaret verdiği anda belimden çıkardığım tabancadan çıkan kurşun önünde duranı onun kucağına doğru yıktı. Hedeflerini şaşırdıkları anda taşın arkasına sığındım.Bulunduğum kaya kurşun manyağı olurken kafamı çıkarıp yakında duranlardan sadece birini indirip geri çekildim.Çok tahlikeli bir vaziyetteyiz kurşunlar üstüme sağnak sağnak yağan dolu gibiler...
"Yiğit iyimisin ?"
"Kötü olduğumu gördün mü vahşirella ?"
Gülümseyip rahat bir nefes verdim.
"Çıkmamız lazım !" Yakındı bana elindeki silah onu idare etsede beni etmezdi.Sayıları çok fazla. Soldan ecellerine gelenleri aldığımda topuğum toprağı hırsala kazıdı.
Paşa,Albay İbrahim Sargınç ve Nisa dışında hiç kimse bilmiyordu bu operasyonu nasıl tuzağa çekildik ? Timin bile haberi yoktu !
Son üç kurşunum kaldığında Yiğit'e baktım .Elinde ki keleş dışında bir de belinde tabancası vardı ama ne kadar idare ederdi işte bu muamma.
Arabanın arkasında sırtı bana dönüktü.Sinirlendiği için boynundaki puşiyi çıkarıp yere küfrederek attı. Benim düşündüğüm şeyi o da düşünüyordu.
İndir indir bitmiyorlar ya !
"Gül çık dediğimde çık buradan !"
Kaşlarım havalanırken iki kişiyi daha aldım.Biten mühimmatımla sırtımı taşa yasladım .
"Gül çıkman lazım!"
"Çok konuşuyorsun Yiğit!"
"Teslim olursanız ölmezsiniz! Buradan çıkış yok, silahlarınızı atın!"
"Götün yiyorsa gel de al lan amına koyduğum!"
"Asker,Ataman size çok para veriyor! Öldüremem sizi, haber bekliyor benden!"
"Atamanıda sikeyim Daniev'i de sikeyim sizide sikeyim orosbu çocukları"
Jammer yüzünden çekmeyen telefonu fırlatmamak için elimi, avucumdaki telefonla birlikte kayaya hırsla indirdim.
Son kurşun namluda bekliyordu.
Hemen önümde, kendini hâlâ bir şey sanan adama baktım.
"Ne oldu vahşirella?"
"Sıkıştık kaldık burada, mermi de bitti."
Öfkeyle burnumdan solurken, Yiğit hiç acele etmeden az önce indirdiklerinden söktüğü şarjörü keleşe taktı.
Nasıl yaptığını görmedim.
Ne zaman yaptığını da.
Bu ruh hastasına yetişemiyorum herkes koşarken o yürüyordu.
Manyak...
O dört adamın şarjörünü hangi ara boşaltıp üstüne almıştı, hâlâ anlamıyordum.
"Seni tanımasam ilk kez sıkıştığını düşüneceğim Gül ."
"Yoksa kocan yok diye mi böylesin?"
Göz kırpıp sola eğildiğinde, iki kişiyi daha aldı.
Nefesi bile değişmedi.
Sonra yine siperinin arkasına yaslandı.
"Farkında mısın ?" dedim, tabancayı sallayarak."Tek bir mermim kaldı. Birazdan seninki de bitecek."
Güldü.
"Neye üzüldüğümü biliyor musun?
Yiğit ve üzülmek...
Yan yana gelmesi tuhaf kelimelerdi.
Elimdeki bıçakla oynarken, o konuşmaya devam etti,Konuşurken de indirmeye...
"Kamuflajımı hep temiz tutardım,"
"Sahaya çıkarken bile katlayışına dikkat ederdim."
Bir an sustu.
Sesi ilk kez çatışmanın gürültüsüne karıştı.
"Şehit olursam...
Temiz temiz gömüleyim diye."
Boynuna dolanan tozu eliyle silip ekledi, sanki bu da küçük bir detaymış gibi:
"O...o şu an üstümde yok."
Gözlerindeki o hüznü gördüğümde içimi tuhaf bir hüzün sardı.Kamuflajıyla şehit olmak istiyor onların çaputlarıyla değil...
"Amcan Demirhan," dedim,
"Eğitimde canıma okurdu. Öyle böyle değil."
Tırnağımın ucunu gösterdim.
"Şu kadarcık bile acımazdı."
Kafamı pis sulara gömerdi.
Dakikalarca bekletirdi.
Pes ediyorum diye işaret verirdim ama kafamı o sudan yine kaldırmazdı .
En sonunda baloncukları, ölü gibi serbest bırakırdım da öyle çıkarırdı.
Gecenin ayazında bataklığa sokardı.
Hatalıktan bir ay yattığımı bilirim.
Ben vazgeçerdim...
O vazgeçmezdi.
Hep derdi ki;
Bırakırsan, şehit olursun.
Ama bırakmazsan bu vatan bir evlat daha kazanır.
Ne öğretti dersen çok şey derim Yiğit...Ama en çok vazgeçmemeyi öğretti."
Sırıttığında dudaklarını ıslattı.
"Sen yine mi hamilesin, ne bu duygusallık?"
"Kumru haklı, biliyor musun sen aşırı mikrop bir şeysin!"
"Özel kuvvetler kadınları bu yüzden almıyor; ne dram yaptın, uuuufff!"
"Az önce götünü ben kurtardım, hatırlatırım! Yemin ederim seni bayıltır, buradan tüyerim Yiğit!"
Sırıtışı arttı.
Resmen üstüme geliyordu.
"Bak, bir de bu yüzden almıyorlar," dedi."Cephede yanınızdaki adama gıcık olup onu düşmana teslim etme potansiyeli var sizde.
Kadınlara güven olmuyor."
Tabancayı hafifçe kaldırdım, parmağım tetiğe alışkanlıkla oturdu.
"Son kurşunumu kafana sıkma potansiyelim de var mı, bak bir ?"
Bana kısa,ölçen bir bakış attı.
Dudaklarını birbirine bastırıp kafasını hafifçe salladı.
"Hemde acayip var, !"
Solumda hissettiğim seslerle kafamı çıkardığım anda yürüyenler yere yığıldı.
Yiğit'e başımla teşekkür ederken aynı şekilde kafasını biraz sağa yatırıp karşılık verdi .Daralan ruhum sıkışmışlığın hissiyle canımı sıkıyordu.
Elindeki silahı attığında belindeki siyah bıçağını çıkardı.
İkimizde birbirimize baktık, derin bir iç çektim .
"Ömer'i özledim " Kaşlarını kaldırıp gülümsedi .
"Affettin mi ?"
Cevap vermeyip dudağımı kıvırmayı tercih ettim.Yaklaşıyorlardı.
"Kızardın sen !
La affetmişsin...
Vahşirella insan affettiğini şimdi mi söyler ? "
Ömer ve çocuklar gözümün önünde geldiğinde içimdeki sızı yük gibi çöktü göğsüme.
Arabanın etrafından yaklaştıklarında Yiğit soldan girenlere oynadı.Sırtı mecburen beş kişi için dönüktü. Sağdakilerden ilk geleni kalan son kurşunumla diğerini fırlattığım bıçağımın göğsüne saplanmasıyla durdurdum.
Çembere on kişiden fazlası tarafından alındığımızda onlarla aramızdaki mesafe yüzünden durdum.Bıçaklarım artık kurşundan hızlı değil !
Yiğit küfrederken gözlerimi yumdum.Önümüze yığılmaya devam ettiler .
"Direnirse kızın kafasına sıkın !"
Gözlerini sabır diler gibi kapattığı anda yüz kasları sinirden seğredi.
Sakin olması için ona baktım.Bu gün ben burada olmasaydım asla teslim olmazdı.Onlarda esaret söz konusu değil...Son kurşunu kendilerine saklayan adamlar onlar.
Alkış sesi duyduğum anda ses yöneldim.Kanım öfkeden kaynarken ellerini birbirine vura vura bize doğru gelen Destan'dı.
Hâlâ aynı pislikti ...
Başıma gelecekleri bildiğimdem çenemi dik tuttum.Uzun yüzü beni ele geçirmenin zevkiyle otuz iki dişini gösterdikçe midem bulandı.O kasabaya gitmeden hemen önce tanıştım onunla.
Kıriptex'i bundan almıştım,tabi alırken birkaç günlük ağır işkencesine maruz kalmış olsamda kriptexin yanında çektiğim işkenceler deryada bir dirhemdi.Şu an ki kuyruk acısıda ondan .
"Sana karşılaşacağız demiştim İlkuş !"
Yüzümdeki makyaj ve lense rağmen tanımamıştı beni hayır...
Biri bizi yine sırtımızdan vurdu.
İçimizde yine bir Daniev köpeği var karşımdaki de onun köpeklerinden bir diğeri.Baştan beri kamptaydı...Biz dışarıdan gelmesini beklerken o içeride bizi bekliyordu.
Bana doğru son dört beş adımı kalmıştı.Yiğit'in bir adım atıp beni arkasına alması ile hepsinin eli tetiğe gitti.
"Delirdin mi sen !" Ani hareketi yüzünden o parmaklardan biri tetiğe basabilirdi neyseki yapmadılar.Emir kuvvetli yerden,Ataman bizi diri istiyor .
"Arkamdan sakın çıkma !"
Şaka barıdırmayan despot sesine anlam veremedim.
"Onu benim elimden sen mi alacaksın asker ?"
Ağzının içinden sert yankılı bir "cık" sesi çıkardı .
"Onlar Gül'ün koruyucu melekleri Destan! Hep böyleler "
Beynimde çalkalanan tını beni tek bir yüze götürdü.Kahbe bunca zamandır gebermemişti .
"Ataman'nın,hayatının her anında bordo berelilerin arkasına saklanan bir zavallı için bu kadar servet ödemesi...Üzücü. "
Yiğit önüme neden geçti bilmiyorum ama geçtiği için minnettarım bu kadının yüzüne tahammülüm yok.
"Yılanlar ölmüyor deri değiştiriyor Melis.Yeni derinide soysun diye mi uğraşıyorsun ?"
"Onun ağzı yok mu neden sen konuşuyorsun ?"
Ya sabır… Yiğit gerçekten haklı. Kadını görünce, sanki ağzını fark etmeden açtığım beyaz bir torbadan yılan çıkmış gibi hissediyorum.
"Dengi değilsin !"
"Ne o Savaş sana mı verdi karısını ?"
Aldığım tüm sabır eğitimini bir cümlenin sikip atacağını söyleselerdi asla inanmazdım.Bunun cesedi bile dünyayı kirletmeyecek öyle yok edeceğim .Öne doğru adım attığım anda Yiğit kolumdan tuttu.
"Onlarla mesafeni koru !"
"Yiğit bırak !"
"Söylediğimi tekrar ettirme bana!"
Elaları öfkeden alev alırken siniri bana değildi.Her ne kadar en elit birim olup savaşır gibi eğitim alsalarda Melis'in söylediği cümle onuda delirtmişti .Burnundan soluyarak kolumu bıraktığında geri adım atmam için bana baktı.
"Güven bana geri çık..." Az öncenin aksine daha kontrollüydü .
Başımla usulca onaylayıp iki adım geri attım .
Aklından geçen şeyi çözemedin neyi bekliyorsun Yiğit,ne yapacaksın ?
"Onu arkana alarak koruyabileceğini mi düşünüyorsun komutan?"
Destan'ın in iğrenç kahkahasına karşı Yiğit sessizliğini korudu,kendinden fazla emindi ama nedenini bir türlü çözemedim.
Benim bilmediğim birşey mi var neyi kaçırdım ?
Az önce kamuflajlı olmadığı için şehit olma ihtimali onu üzen adam şimdi neye güveniyor ?
"Börü olmadan sen bir hiçsin İlkuş !"
Kaşlarım kalkarken dilimin ucunu arka alt dişlerimde sürttüm.Koskoca bir çemberin içindeyiz. Hepsi silahlı… ama yine de içlerinden tek bir kişi bile Yiğit'e doğru adım atıp beni onun arkasından almaya cesaret edemiyor. Namlular bize doğrultulmuş olsa da, karşılarında bir özelci varken ölümün onlara daha yakın olduğunu biliyorlar.
Bu yüzden dinleme Gül ne derse desin dinleme !
"Kocan olmadan sen bir hiçsin Gül. Bundan bir yıl önceki hâlini hatırlıyor musun? Yürüyecek gücün bile yoktu. Ölüden farksızdın.
Hatırla… Paşa yoktu. Nisa yoktu. Kumru, Orhun, tim… kimse yoktu. Kocan da yoktu. Sen sadece bir hiçtin, Gül… bir hiç!
Hep dediğin gibi… sen kimsesin!"
"Kes lan o sesini !" Yiğit'in sesi bana artık uzaktan uğultu olarak geliyordu .
Sıktığım yumruklarım boynumdaki damarlara ağrı olarak saplandı.
Tırnaklarımın arasında hissettiğim sıcak sıvı içimdeki ateşin sadece zerresiydi .
"O acınası halini hatırla İlkuş çünkü ben hatırladıkça çok keyif alıyorum.
Hiç kimse yoktu ve sen hiçtin ! O iki piçin bile yoktu çocukların bile yoktu!"
Yiğit'i ardımda bırakıp ona nasıl ilerlediğimi bilmiyorum ama kafamdan aşağı kaynar sular dökülüyordu.Kolumdan tutup geri çekildiğim anda yer yerinden oynadı.
Metrelerce ötedeki mağaralarda sırasıyla patlayan bombalar asla umrunda değil .
Ben bu orosbuyu istiyorum !
Ne arabanın arkasına hangi ara çekildiğimi,nede birinin taramalıyla az önce etrafımızda bariyer kuran herkesin içinden saniyeler içinde geçişi takip edebildim .
"Savaş'a destek atmam lazım seni bırakacağım sakın bir delilik yapma duyuyor musun beni ?
Gül sana söylüyorum !"
Omuzlarımdan silkeleyen Yiğit artık canımı sıkıyordu ! Kollarından iteklediğimde engel olacağını bildiğimden yüzüne yumruğumu geçirdim.
Fırsattan istifade arabanın arkasından çıktım.Arkamdan bağırıyordu .
Yerdeki leşlerden birinin silahını alır almaz kurşunlar bana yöneldi.
Bulduğum ilk varilin arkasına sığındıp boynumu esnettim .
Hıncımı alacak tek şey iki kaşlarının ortalarıydı .
'Nerdesin Melis nerdesin sen ?'
"Gül çıkma oradan !"
"O orosbuyu istiyorum Yiğit,değil sen babam mezardan kalksa engel olamaz !" Varilin arkasından açığa fırladığımda önüme çıkanlardan aldığım can bile öfkemi dindirmiyordu .
Şu an bana uzak olsa da Ömer'in silahı beni koruma ateşine almıştı.
Biraz gerideki araba freni kulaklarımı tırmaladı.Sırtımı döndüğümde uzaklaşan jipleri gördüm !
Kurşunlarım jantlara,arka kaputa çarpıp yankı yaparken tüm şarjörü boşalttım .Araçlar gözden kaybolurken hırsla indirdim silahı .
Arkamı döndüğümde varile tekmeyi bastım .Sinirden alnımdan terler süzülüyordu.Saçlarıma parmaklarımı taktım, üstündeki siyah gömleği çıkarıp attım !
Kaçtı kaçtı elinden kaçtı !
Beni şu an üstümdeki atlet bile sıkıyor!
Offf
Kanlı toprak, yerdeki cesetler susan silah sesleri ve bana doğru gelen iki adam...
Elimi alnıma yaslayıp açtığım ağzımla nefes almaya çalıştım .Yiğit'e öfkeyle bakarken şu an yakasına yapışıp hepsi senin yüzünden diye dalmak istiyorum !
Beni bıraksaydı Melis şu an elimde olacaktı !
Elimi ağzıma kapatıp sırtımı onlara döndüm.Sakinleşmem lazım.Sakin ol Gül sakin ol...
Derin derin nefes alıp verdikçe birşey canımı yakıyordu .Dişlerimi,her çektiğim derin nefeste birbirine bastırdım.
Ömer'in burnunu saçlarımda hissettim.Kokumu içine çekişi ile yumdum gözlerimi.Arkamdaydı ...
"Komutanım !" Hasan'nın seslenişiyle onlara yöneldim.Tempolu vaziyette kan ter içinde kalmış timi gördüm.Sanırım Ömer önceden buradaydı hatta bayağı önceden ve timde hepimize yetişmek için çıkarılmıştı .
"Destek geldik de gerek kalmamış amma temizlik yapmışsınız " omzuna yasladığı tüfeğiyle yerdeki leşlere baktı .
"Herkes iyi değil mi ?"Aslan'ın sorusuyla Batur'da devresinin omzuna elini koydu.Sağlamlığını onu sarsarak kontrol ediyordu.
"İyiyiz iyi" Yiğit bana bakınca biraz yüzü düştü onunda canının sıkıldığı belliydi ."Savaş yetişmeseydi durum sıkıntılıydı."
"Komutanımızın maşallahı var " Mert Ömer'e hayranlıkla gülümsedi .
"Yaşlanmış komutanınız ilk zamanlarından eser kalmamış " Sinirimi ancak Ömer ile atabilirim.Tek kaşı havalandığında ben birşeyi şu an fark ettim .
Gözlerinde lens var !
Siyah lens takmış bu !
Sivil giyinmesi normalde lens ne alaka ?
"Ben mi yaşlanmışım ?"
"Evet,ben senden çok indirdim !"
At yalanını… kim tutarsa tutsun. Adam az önce koskoca kampı tek başına temizlemişti.
Üst dudağı hafifçe kıvrıldı.
"Gülme!" dedim sertçe.
"Sen bir daha lens takma yavrum...Sonra kör oluyorsun.”
Benim lenslerime laf atan adamın gözünde lens var… Komik bile değil. Gözlerimi kısarak onu baştan aşağı süzdüm.
"Sen şuna lens takınca seni daha çok 'kıskanıyorum' Gül desene...Ayrıca sana yerimizi kim uçurdu?"
"Kuşlar."
Kaşlarım neredeyse gözlerimin üstüne düştü.
"O kuşu yakında yolacağım. Söyle o Live’ye."
Şaşırması bile sinirimi bozuyordu.
"Nereden anladın?" dedi.
Elimi kaldırıp onu baştan aşağı işaret ettim.
"Seni bu kılığa anca bir kadın sokar da oradan."
İçten, sessiz bir gülüş kaçtı dudaklarından. Alt dudağını diliyle ıslattı.
"Korkma… ben giyinirken o yanımda değildi."
Omzumu umursamazca silktim.
"Bana ne be ? Ne yaparsan yap."
"Live ile mi?"Fazlasıyla keyifli bir tonla sordu bu soruyu...inadıma sordu!Gel de sinirden patlama.
Alt dudağımı kısa bir an ısırıp bıraktım.Öfkemle birlikte içime çöken o garip kıskançlığı bastırmaya çalışıyordum.Parmağımı ona doğrultup bir adım attım.
"Ömer seninle kusursuz cinayet işlerim.
Kafana burada sıkarım.
Sonrada bölgedeki yüksek riskli temaslar sırasında terör unsurlarıyla girilen sıcak çatışmada meydana gelen zaiat olarak kayıtlara işletirim. Tüm ülkeylede yasını tutarım! Operasyonun doğal kaybı olarak tarihe geçersin!"
"Nefes al yavrum sonrada -" çıkardğı çeketini bana uzattığında kaşlarıyla işaret etti."Bunu giy."
"Beni tak ruh hastası giydiklerimi değil !" Zaten cinlerim hiç olmadıkları kadar tepemde Melis'i de Live'yi de yolmama az kaldı !
"O tırnaklarını neye çıkardın bilmiyorum sorun bendeyse hallederiz ama şimdi buralarda itin köpeğin içinde böyle dolaşma yavrum!"
Bana uzattığı çeketini tam elinden alacakken gözlerine bir kez daha bakınca vazgeçtim.Yeşil gözlerinin yerini Live'nin taktığı siyah lensleri almıştı.Ciğerlerimdeki tüm nefesi dışarıya kese kese verdim.
"İstemez kalsın hem sanane benim ne giydiğimden ?!"
Çenemi dikleştirip ona doğru bir adım attım.Burnumdan solumamak için yumruklarımı sıkıyordum.
Üst dudağı havalandığında kaşının kenarını gülümsemesini bastırmak için kaşıdı.
"Bu soruyu bana, giydiklerim yüzünden öfkeden yanakları kızaran karım mı soruyor?"
Elimi hırsla göğsüne vurdum;belki biraz olsun geri çekilir diye… ama nafile. Adam sanki taştan oyulmuş gibiydi. Yumruğumun değdiği yerde yankılanan tok ses, sessizliği bıçak gibi yardı. Bir anda çevre güvenliğini sağlayan timin bakışları üzerimize döndü; hepsi şu an bize bakıyordu.
"Sırıtıp durma,Ömer! Çekil önümden!
Hem bana ne seni kimin giydirdiğinden? Ayrıca hatırlatayım… 'Karım'demeden önce birkaç kez düşün. Taliplerinin önünü kesmeyelim. Annen bulacakmış ya sana kız… Ha, bir de elini sallasan ellisiymiş!"
Gözlerimi devirip omzuna çarptım. Yanından geçip gitmek için bir adım atmıştım ki kolumu aniden yakaladı.
Boynumda dolaşan parmaklarını hissettiğim anda gözlerimi kapattım. Dokunuşu beklediğimden daha yavaştı… daha bilinçli. Saçlarımı nazik ama kararlı bir hareketle sol omzuma topladı; sağ tarafımı tamamen açıkta bırakmıştı.
"O benim annem değil ! "
Sesinin sertliği kadar, kolumu kavrayan parmaklarının aniden sıkılması da beni ürkütmüştü.
Gülsüm'den nefret etmiyordu; ona karşı ölümüne bir kin besliyordu.
'Annen' demem onun gibi bir adamın öfke kontrolünü yitirmesine yetmişti.
Beni asıl korkutan ise bu kinin şiddeti değil,parmakları benim kolumu kavramışken bile öz denetimini kaybedebilmesiydi…
Boynumda hissettiğim sıcak nefesiyle bir an durdu.Ardından, kolumdaki baskı yavaşça gevşedi,parmaklarının gerginliği nihayet azalmaya başlamıştı.
"Live'dan sadece nerede olduğunu öğrendim. İkisiyle de görülecek bir hesabım vardı. Karım buralarda tuzağa çekilmemiş olsaydı,onları görmek üzereydim zaten… neyse.
O küçük burnunu öfkeden kızartan konuya gelirsek;
Sana verdiğim sözü unutmuşsun Sakuram. Söz vermeseydim de hiçbir şey değişmezdi… bende senin izin var, kadın. Senin izinin üstüne kimse el süremez.
Benim bir tane helalim var...
Şimdi...Elliside sana kurban olsunda böyle dolaşmaya devam edersen ilk kurban erkekler olacak ! "
Sözleri havada asılı kalırken, omzuma bıraktığı ceketinin portakal kokusunu içime çektim. Kalbim, onun bana ilk kez yaklaştığı o kasabada, patlayan evin önündeki gibi atıyordu.
Aşk bu muydu?
Hiç geçmemek… ilk günkü gibi, hiç eksilmemek mi ?
Elindeki silahıyla benden uzaklaştığında, sanki görünmeyen bir el aramızdaki bağı çekip koparıyormuş gibi hissettim
Arkamdan çekilmesiyle bu yaz gününde sırtıma karlar yağmaya başlamıştı .
Timine doğru yürüyüşünü izlerken göreve çıktığım için boynumdan astığım yüzüğümü parmağımla okşadım.
Yetişmişti, tutmuştu bana verdiği sözü;
Aldığı yüzükle önümde diz çöktüğünde sarf ettiği an zihnimde canlandı.
'Ben seni karanlıkta bırakmamak için bir ömür harcayacağım.En karanlık anların ben sana yetişene kadar olacak .'
Yüzümdeki gülümsemeyi kadrajıma sırıtan bir Yiğit girdiğinde fark ettim .
Boğazımdaki gıcığı temizlemek için öksürdüm.Batur'un omzuna kolunu yaslayıp benim yüzümü parmağıyla daire içine aldı .
"Milföy hamurum şu sıfat sana bir yerden tanıdık geliyor mu ?"
"Yoo"
"Geliyor geliyor,şeye benziyor
Tunca'nın geçen gün cüzdanına bakıp sırıtmasına "
Hasan, cüzdanına bakıp sırıttı mı?
Aklıma gelen mi acaba ?
"Ben mi ?
Sen yanlış görmüşsün komutanım "
"Şşt bana bak cüzdanda parada yoktu oraya neyi sığdırdında bakıp bakıp sırıtıyordun .Hadi Gül kocasının ona aldığı yüzüğü okşayıp sırıtıyordu peki sen neyi okşuyordun?"
Hasan'nın yüzü renkten renge girerken Yiğit yaptığı şakanın ucunun Hira'ya kadar gittiğini bilse bunu denemezdi bile.
Mehmet'in Hasan'a yaklaştığını görünce benim bile kalbim küt küt atmaya başlamıştı.Elini Hasan'nın omzuna koyup sıktı.
"Valla bende çok isterim bunun başını bağlayalım ama yok işte olsa ben bilirim.
Hasan benden birşey saklamaz.Saklamazsın değil mi gardaşım ? "
Sorduğu soruyla tuttuğum nefesimi rahatça geri verdim.Bir an cüzdanına bakalım diyecek sandım.
Baş belası Yiğit ! Gözlerimi kısarak Yiğit'e baktığımda dili tutulan garibim Hasan'a yardım elimi uzattım.
Üzgünüm Yiğidocum konuyu dağıtmam lazım...
"Bencede saklamaz anlatacak olsa ilk sana anlatır.Devresi dururken sana mı anlatacak Yiğit ?"
"Tesüf ederim vahşirella benden dış kapının dış mandalıymışım gibi bahsettin."
"Alınma hemen mesela Batur'da ilk seninle paylaşır "
"Babayı paylaşır!
Bu daha Esma'yla paylaşamıyor !"
"Yiğit !" Batur'un onu uyaran ses tonuna aldırmadan devam etti.
"Ne Yiğit ne ?
Artık evlen milföy hamurum ben sesin için diyorum yaşlandın sen yaşlandın.Yıllar önce senin düğününde takarım diye aldığım altınlarla şu an ev alıyorum o derece.
Kıllarına ak düştü ak !"
Herkesin yüzü gülmeye başlarken ikisi didişmeye devam etti.
"Seni küçük ajan"
Ömer'in kulağıma eğilip fısıldadığıyla gülüşümü durdurdum.Herşeyi anlamıştı.Bu adamın beni bu kadar iyi okumasını sevmiyorum.
Ona doğru dönerken Emre'nin elindeki telsizle koşarak gelişini gördüm.Bu geliş hiç hayra alamet değil.
"Komutanım karargah !"
Aslan durumun ciddiyetiyle Ömer'e doğru yaklaşırken bende derin bir nefes verdim .
"Börü 1 dinliyor "Ömer karşıdan ne duyduysa ilk Aslan'a ardından da Mert'e baktı.
"Pilot kurtulmuşmu komutanım ?"
"Emredersiniz komutanım!"
İşittiklerimle gözlerimi yumduğumda yüreğim burun kemerimle birlikte sızladı.Mert'in ileri doğru gelmesiyle Ömer'e odaklanmayı bıraktım .
"Komutanım hangi flo ?"Mert'in sesi titriyordu.İçimde kötü bir his büyüdü… Allah'ım,düşündüğüm şey olmasın.
"Emre en yakın kordinatları geçtiler.Börü olabildiğince hızlı ilerliyoruz enkaz bize yakın-"
"Komutanım hangi flo ?"
Bu sefer sorarken sesini yükseltmişti.Bu öfke değildi, çaresiz bir ısrardı.
"Pars 7 "
Sessizlik bir anlığına her şeyi bastırdı.
"Peki pilot-kim ?"
"Üsteğmen...Damla Arıkan !"
BÖLÜM SONU
Selam dostlarım 🦋
Biraz yoğun geçiyor hayatım ama buralardayım şu durağan sahnelerden bu bölümden sonra çıkıyoruz.
Kitabın finali tahminimce 80.bölümlerde olur ve o bölümler daha sürükleyici olacak .
Damla ile Mert'in ilişkisinin nasıl olacağını tahmin edebilen var mı ?
Sormak istediklerini sorabilirsiniz
Sizleri seviyorum hoşça kalın İlkuş ile kalın 🇹🇷❤️
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 31.87k Okunma |
2.99k Oy |
0 Takip |
48 Bölümlü Kitap |