13. Bölüm

Hiçlik🥀13

Dahliaaa
d_ah_lia

 

Başımı göğsüne yasladığım adamın huzurla nefes alış verişini saatlerdir izliyorum.Yanağımın altında her nefes alış verişinde inip kalkan göğsünün altında atan kalbin sesi ruhumun melodisiydi.

Parmak uçlarım baklavalarının çukurunda gezinirken keskin yüz hatlarının şaheserliği içime sığmıyordu.
Bu adama ait olan herşey kalbime fazlaydı sanki ben yoktum içim onunla dolup taşıyordu.

Nasıl bir duygu bilmiyorum ama sorsalar ki aşk nedir ?
O derim...Sadece 'O' ondan ötesi israf ondan ötesi aşka hakaret .

Uyanmasın diye kımıldayamadığımdan saate bakamadım.Güneş cama bu açıdan vurduğunda göre öğlen çoktan olmuştu.
Bana duş aldırıp içmem için birde ağrı kesici verdikten sonra ortalığı topladıktan sonra uyumuştu.

Uyandığımdan beri o uyanmasın diye bastırdığım arzuma yenik düştüm.Boynuna dudaklarımı bastırdığımda kokusunu içime çektim.
Boynuna iyice sokulurken belimdeki elinin hareketiyle onu uyandırdığımı fark ettim.Tek koluyla beni kendine çektiğinde omzuma bir öpücük kondurmuştu.

"Bilerek mi yapıyorsun yavrum ?"

Yeşil gözleriyle benim günüm şimdi doğmuştu. "Neyi bilerek mi yapıyorum?"
Burnundan derin bir nefes çekip ağzından verdiğinde kuruyan dudaklarımı ıslattım.

"Sabır oğlum sabır ."

"Kendi kendine mi konuşuyorsun benimle mi çözemedim."

"Anlamıyorsun değil mi ?" Baş parmağını alt dudağıma sürttü.

"Uyandığından beri elin kolun hiç rahat durmadı şiş olan bu dudaklarında aynı şekilde.Kontrol bağımlısı bir adamım ama söz konusu sensen ben kontrölümü kaybediyorum Gül.Şimdi bana acımayıp benden uzaklaşmazsan bende sana acımam!"

Bu nasıl bir tehdittir ya ?
Ona doladığım kolumu usulca geri çekerken utancımdan yanan yüzümü yastığa indirdim.Aklımda deli gibi koşmaya başlayan tek bir soru vardı.
Ne yani ben bu adama hiç sarılamayacak mıyım ?

"Sor hadi ?" Derken yosunları gecelerime gülümsedi.Boşuna demiyorum bu adamın zihin okuma yeteneği var diye.

"Bundan sonra ben sana hiç sarılamayacak mıyım?"
Açılan gözleri kalkan kaşları...
Başını gülümseyerek geriye yatırdığında sessiz gülüşünün izi olan inci gibi dişlerinin parıldayışını izledim.
Başka yerde gülme be adam .

"Gel buraya " dediğinde beni tekrar göğsüne çekmişti çıplak omzuma dudaklarını bastırıp orada derin bir soluk çektiğinde çenemi kavrayan parmakları yüzümü yüzüne kaldırdı.

"Bazen diyorum ki bu kadar yürekli olunmaz bir kadın bu kadar korkusuz bu kadar güzel olamaz hepsini bir arada taşıyamaz ama sen yine şaşırtıyorsun ve bazen o kadar masum oluyorsun ki sana bakarken incitirim diye korkuyorum."

Her harfi ruhumun en karanlık,güneşe en uzak köşesini okşarken gülümsedim.Ben gülümsedim o tam o anda gamzemin üstüne bir öpücük kondurdu .

"Bana sarılma demedim dün beni o kadar tahrik ettin ki aşırı sert davrandım bu yüzden bir kaç gün senden uzak durmam lazım,senin iyiliğin için,sadece kokun beni atağa geçirip çileden çıkarmak için yeterli."Gözünü kırptığında elimi yanağına yerleştirdim.
Avuç içime batan yeni kesilmiş sakalların,bu dokunuşu hoşuma gitmişti .

"Anne olmak istiyor musun ?" Bir anda hissizleşen ses tonuyla kurduğu cümleyi düşündüm.
Bu güne kadar hiç düşünmediğim bir şeydi anne olmak çok uzaktı bana.Evlenmek uzaktı bana ama şimdi ...

"Dürüst olmak gerekirse bu güne kadar ne evlilik ne anne olmak aklımın ucundan geçmedi.Şimdi sen diyeceksin ki çocukken istiyordun,çocukluk aklı işte..."O rezil halim aklımın ucuna geldiğinde kendime göz devirdim.
"Bu meseleğe niyet ettikten sonra kesinlikle hiç bir zaman düşünmedim zaten düşünecek vaktimde yoktu.
Ama şimdi ben yıllar sonra bir ev buldum annemin sıcaklığı gibi değil ama sıcacık bir yuva güven veren kar yağsa kıyamet kopsa başıma yıkılmayacağını bildiğim bir yuva buldum kendime.
Yani kim istemez ki sevdiği adamdan çocuğu olsun."
Gözlerimi gülümseyerek yeşillerine daldı .

"Senin gibi yeşil gözleri olan sana benzeyen bir erkek çocuğu isterim."

"Anladım "Hissiz sesinden hiç bir anlam çıkaramadım.

"Peki sen ister misin ?" Sessizlik odaya hakim olurken o gözlerini gözlerimden kaçırdı.Çalan zil tüm atmosferi dağıtırken derin bir nefes verip ayaklandı.

Dolabından aldığı siyah tişörtü üstüne geçirirken zile ısrarla basılıyordu.Kalkmak için hareketlendim.
"Sen dinlen ben bakıp geleceğim " başımla onayladığımda çıkıp gitmişti .

Elime aldığım telefonumun ekranına düşen onlarca bildirime ağzım açık baka kaldım.Ben telefonumu asla sessize almam o almış ya...

"Ömer! "

Nisa 16 kere
Kumru 7 kere aramıştı .Aşağıdan gelen sesler tek kişiye ait değildi ordu mu geldi eve ?

Çarşafı üstümden attığımda üzerimde onun olan duştan sonra giydirdiği tişörtü ve pijeması vardı.

Aşağıdan gelen gürültüler artarken zile bir kez daha basılmıştı.
Allah aşkına ne oluyor aşağıda ?

Aniden kalkışımla kasıklarıma giren sancı belimi bükmüştü.
Seslerin yarısı tanıdık yarısı yabancıyken kendimi toparlayıp hızla odayı terk ettim.

İndiğim merdivenlerin karşında oturan iki kadınla olduğum yere çakılıp kaldım .

Salonda oturan Elif ile korktuğum başıma gelmişti elimi sertçe alnıma vururken gözleri beni buldu .

Oturduğu yerden kalkmıştı.Ağlamaktan şişen gözleri içime işlerken dudaklarımı birbirine bastırdım .

"Elif dışarıda ne oluyor ?" Açık olan kapı şu an bana bir görsel sunmuyordu.

"Babamlar ve zivan aşireti kapıda " Ağzım açık kalırken "Seni Zivan aşiretine mi verdiler ?" Dediğimde kafasını salladı .Kumru'nun annesinin evlenebilmek için çocuklarını sokağa attığı adam Elif'in öz babasıydı.Zorda olsa kız kardeşleriyle bağlantıyı ne Yağız nede Kumru kesmişti ikisininde istediği kardeşlerini bu hayattan zarar görmememsiydi .

Çekmeceden aldığım tabancaya şarjörü taktığımda silahı ipini belime göre sıktığım eşofmanın beline yerleştirdim.

"Ne duyarsanız duyun sakın çıkma " Onu arkamda bırakırken açık olan kapıdan çıkıp arkamdan çektim.
Çelik kapının kapanma sesiyle herkes bana bakarken ben gördüğüm mazaraya zerre şaşırmadım evin önüne çekilen ondan fazla aracın etrafında duran korumalar Börü timi Nisa Kumru ve onların tam karşında duran 3 kişi ve ben şimdilik sadece birini tanıyorum Kumru'nun üvey babası...Diğer iki kişiden biri tahminen otuz üstü yaşlardayken diğeri benimle aynı yaşlardaydı .

Ömer bana sanki mayınlı bölgeye giriş yapmışım gibi bakarken sertçe yutkundum.

"Seni alakadar eden birşey yok komutan karşımızda durma zararlı çıkarsın !"

Elif'in babası konuşurken ettiği tehdin sahibinin ne kadar tehlikeli olduğunu ben bile bilmiyordum.

"Naparsın mesela ?"
Elleri arkasında bağlıyken onlara doğru bir adım attığında bende arkasında ki yerimi almıştım.

"Söylesene Raşit ağa ne yaparsın ?"

"Azdan az çoktan çok gider komutan "

Boğazını sesli temizlediğinde bu hali beni bile korkutuyordu.

"Benden gidecek olan çok ne ?"

"Benden ne gittiyse senden de o gider yüzbaşı!"

Yaşı otuz üstü olan esmer zayıf uzun boylu konuşurken gözlerini benden çekmemişti.Neyi ima ettiğini anlayamamışken Ömer"in arkasında sıktığı yumruklarının gıcırtısı kulaklarıma kadar ulaştı .

"Yüreğin yetiyorsa karıma doğru sadece bir atarsın !"

Her kelimesi yuvadan boşalan kurşun kadar sert,hızlı ve öldürmeye meyilliydi.Elif'i vermek istedikleri adamın bu olduğunu şimdi anlamıştım.Buradaki bahis bendim Elif ondan kaçmıştı benden ne gittiyse senden de o gider derken beni kast ediyordu .

"O yürek varsa sende at !"

"Kimden kimi alıyorsun lan siz hepinizin götünden kıl alır etek giydirir ibreti alem olsun diye Urfa'da gezdiririm!"

İlk silahı çeken bana bakarken onun korumaları silahlarını bellerinden çıkarana kadar börü Ömer hariç tabancalarını onlardan önce çekmişti.
Sanırım şimdi boku yemişlerdi .

"Evin sol ve sağ köşesinde arkanızdaki demir kapının üstündeki kameralar yedi yirmi dört ses ve görüntü kaydediyor.
Haneme silahlı itlerinizle izinsiz girdiniz.
Devletin iki yüzbaşı iki üsteğmen dört teğmen ve üç personeline silah çektiniz.
Çekilen silahların ve çoğunun ruhsatı yok.

Olay sırasında evde bulunan [devletin iki yüzbaşısı, iki üsteğmeni, dört teğmeni ve üç personel], baskıncıların ateşli silahlarla hedefi olmuştur. Baskın sırasında herhangi bir kayıp olmadığı, ancak baskıncıların tamamen etkisiz hale getirildiği tespit edilmiştir.

Sonuç:
Olay, terör bağlantılı bir silahlı saldırı olarak değerlendirilmiştir. Baskıncıların cenazeleri ilgili işlemler için [Urfa Adli Tıp Kurumu'na] sevk edilmiştir. Soruşturma devam etmekte olup, olaya ilişkin tüm bulgular Cumhuriyet Savcılığı'na iletilmiştir."

Ömer'in ayakta yazdığı olay yeri inceleme raporuna ağzım açık kalırken Raşit'in baş hareketiyle silahlar indirilmişti.

"Bizim derdimiz seninle değil komutan askerin senin olsun kızımı ver bana onu alıp gideceğim"

"Elif benim karım ve hiç bir yere gelmiyor bundan sonra da gelmeyecek !"

Mehmet adeta kükreyerek ortaya atıldığında timin en aklı seliminden olan adamın gözünün döndüğü raddeye şahit oluyordum.Hasan yanlış bir harekette bulunmasın diye Mehmet'in kolundan tutarken çıkmaza saran bu işin nasıl toparlanacağını düşünemiyordum.

"Senden önce benim karımdı "Bunu bilerek yaparken ileri doğru çıkmak isteyen Mehmet'in omzuna dokunan Aslan'ın uyarıcı bakışları şimdilik işe yaramıştı .

"Ondan önce senin seni istemeyen nişanlındı karın değildi Mehmet'le hem dini hem resmi nikahı var.Hazan ağa bu sevdadan vazgeçeceksin tıpış tıpış çöplüğüne geri döneceksin ."

"Herkes çöplüğüne dönecek olursa senin gidecek yerin kalmaz Kumru! Bizde babası belli olmayana ne diyorlardı bak şimdi unuttum ?"

Yiğit'in attığı adımı Ömer bileğine dokunup geri çekerken yanımda duran Kumru'yu bu sefer durdurmadı.

"Herkes kendi namusundan sorumludur ama illede konuşalım diyorsan konuşalım papucumun ağası.Bana dil uzatmadan önce dön kendine bak.Allah biliyor beni sadece doğuran o kadına günahımı bile vermem ama en azından yatağına yıllardır tek bir erkek giriyor seninkinin yatağına şu ardında koruma diye taşıdıkların bile girmiştir !"

Füze atsaydı bu kadar etki yatamazdı.Korumalar kafalarını öne eğerken açılan çakı sesine yönelen gözlerim geldiğinden beri sesi hiç çıkmayan gencin,çektiği bıçağı Kumru'ya saplamak üzereyken bileğinden yakaladım.

Esen rüzgar soğuk havayı ilk kez tenime işlerken fark etmeseydim olacak olanları düşünmeden önce beni saran öfkeye bu gün esirdim.
Kırdığım bileğinden düşmek üzere olan bıçağı elime aldığımda kabzası avucuma keskin ucu boynuna dayanmıştı .

Silahlar ikinci kez çekildiğinde tek bir fark vardı hepsi bana doğrultulmuştu ama bu dakikadan sonra hiç birşey umrumada değildi.

"Ne demiştin Raşit ağa azdan az çoktan çok giderdi değil mi ?"

"İndir o bıçağını !" Ses Hazan'dan gelirken başımı ona doğru çevirdim.

"Gerçekten çok sabırlı biriyimdir Hazan ağa sana hak verdiğim tek konu Nişanlandığın kızı kaçması geriye kalan herşeyde sen dibine kadar haksızsın evimize onlarca itinle geldin sustuk kardeşimizle zorla nişanlandın sustuk kocamın karşında bana karşı imalarda bulundun sustum.İnsanları anasından babasından vurdun sustum ama biraz önce kardeşin bu bıcağı Kumru'ya saplamak istedi.Bana can veren Allah şahidim ki kardeşlerime ölüm uzatana ecel olurum.Dua et Dua et ki erken davrandımda Kumru'ya birşey olmadı!"

"Çek o bıçağı cezası neyse ben vereceğim !"

"O silahlar inmez onun kılına zarar gelirse sizi buraya diri diri gömerim !" Tehdit Ömer'den gelirken kulaklarıma Hozan'ın ağzından savrulan bir küfür dolduğunda adamlarına verdiği işaretle silahlar indirilmişti.

"Komutan karına söyle çeksin bıçağını !"

"Ben karıma emir vermiyorum."

"Nasıl erkeksin lan sen bir tane karıya söz geçiremiyor musun !?"

"Birincisi bir daha bana lan dersen o dilini koparırım lağm çukuruna basarım, ikincisi ben yanımda evcil kedi değil aslan gezdiriyorum,erkeksen bıçağı elinden gitte sen al üçüncüsü silahlarınızın ucu karıma 45 derecelik açıyla bile bakarsa buradaki kimsenin başı baş üstünde kalmaz!"

Kalbim gülümserken kendimi şurada erimemek için toparladım.

"Sen niye hiç konuşmuyorsun bıçağı çekerken bayağı cesaretliydin ?"

"Kocana mı güveniyorsun ?"
İlk kez konuştuğunda gülümsedim.

"Senin abine güvendiğinden daha çok ."

"O zaman bundan sonra kocan olmadan sokağa çıkma!" Bu bana mı demişti bunu ?
Kafamı sallayıp bıçağı boynundan anında çektim.Bu varya bu benim kırmızı çizgimdi ne demek kocan olmadan çıkma! Ne demek ?
Bu ülkede kadınlar kocaları olmadan sokağa çıkmaktan korkuyor böyleleri var bu ülkede peşindeki sapıktan korktuğu için sokağa çıkmaktan korkan kadınlar malesef var .
Bu ve bunun gibileri yüzünden var bunlar nefes aldıkları için çoğu kadın dışarıda rahat nefes alamıyor .

"Ne dedin sen?"

"Bir daha söyle duymadım !"

Ne aşiret ne olacaklar umrumda değildi.Göğsüm.hırsla inip kalkarken elimdeki bıçağı sıkmaktan elim titriyordu .

"Ne dedin sen az önce ?!"

"Kocan olmadan sokağa çıkma dedim!"

Alt dudağımı dişlerimle sertçe kaşıdığımda gözümü kırptım.

"Farz et ki şu an sokaktayım kocam da yok hadi yap ne yapacaksan !"

Söylediklerimi idarak etmekte zorlanırken gözlerim arkamda duran adama kaydı."Ömer ne edeceğin küfüre nede kaldıracağın ele tepki verecek !" Boynumu tekrar ona çevirdiğimde elimdeki bıçağı biraz ileriye fırlattı.

"Sana fırsat yap hadi ne yapacaksın !"

Sadistce sırtışı bunun gerçekten hastalıklı olduğun kanıtıydı.Bakışları pisçe beni süzdüğünde elimi dağınık saçlarımın arasından enseme yerleştirip boynumu sağa doğru kırdım.

"Ben ona benzemem "dediğinde kaşlarıyla Ömer'i işaret etti .
Gözleri boynumda takılı kaldı. Geceden kalan Ömer'in boynumda bıraktığı morluktan yürüyeceğini anlamak zor değildi .

"Onun al-"Sözünü tamamlayamadan benden yediği kafayla arkasında duran korumalara çarparak düşmekten kurtulmuştu .Kanayan burnundan elini çektiğinde" Bırakın lan sizde !"diye korumlara çıkıştı.

Yumruğuyla birlikte yürüdü.
Kolunu tuttuğumda burnunun üstüne yerleştirdiğim yumrukla sarsılırken ensesini serçe yere doğru eğdim.
Burnuna giren diz kemiğimle kopardığı inilti çok hoştu ama bu kadar kolay değildi .
Dizimin rotası karın boşluğuna döndüğünde ağzından süzülen kanlar hırsıma yetmedi.Yüzüne yumruğum son kez indiğinde yere yığılmasına suratına attığım sert tekme oldukça yardımcı oldu .

Korumaları bu sefer tutamamıştı onları yarıp yere kanlar içinde serilen pisliğin yanında diz çöktüğümde saçlarımı elimin tersiyle sırtıma attım.

"Öğreneceksiniz,kadınlara dokunulmayacağını öğreneceksiniz,önünüzdeki beyninizden küçük olan organınıza güvenip onları tehdit etmemeyi öğreneceksiniz.Ya böyle dayak yiyerek yada gebererek !"

Sessiz kalışıyla nefesimi sesli verdim.
Burnumu çekip diz çöktüğüm yerden kalktım.Gözüm ilerideki maskotlara takıldı."Geçin lan arabalara gidiyoruz kaldırın şunuda yerden !" Ah çok üzüldüm şimdi ya aşiret ağasının kardeşi bir kadından herkesin gözü önünde dayak yedi.Toparlanırlarken Hazan tam karşımda durdu.

Ağzını açacakken gözünü üstümüzden ayırmayan Ömer'e baktığında vazgeçip araca doğru ilerledi .

Herkes çekildiğinde Ömer'in bana ölüm sinayali veren bakışlarından kaçmak için eve doğru ilerledim.

Kumru koluma girdiğinde Nisa'da diğer kolumdaki yerini almıştı .

"Sen yine mis gibi kokuyorsun ha aslan kız !" Dalga geçen Nisa'ya ters ters bakarken kahkaha atmıştı .

"Burnun acıyor mu çok sert vurdun sana kaç kere şöyle kafa atma diyeceğim bir gün kıracaksın burnunu ." Kumru burnuma dokunup dururken uflayıp elini uzaklaştırdım.

"Kumru yapma şunu !"

"Geçen gün için küs müsün bana ?"
Bana uysal kedi bakışları atarken kafamı salladım .
"Değilim doktor hanım ."

"Kalbini kırdığım için özür dilerim ahretim."

Ayağımdaki terlikleri çıkarıp içeri girdiğimde ona gülümsedim.
"Ahirette hesaplaşırız ahretim." Kırpığım gözümle salonda bizi bekleyen Elif ayaktaydı .
Ve hiç beklemediğim birşey yapmıştı koşup Mehmet'e sarılmıştı .
Sanırım kimse böyle birşey beklemiyordu en çokta Mehmet. Komutanlarından utanmış olmalı ki Elif'in sırtına elini dostça vurdu .
Bu haline gülümserken üstümde hissettiğim bakışlardan kaçamıyordum.

"Açmısınız ben çok açım ?" Diyen Hasan'a herkes tuaf tuaf baktı .

"Yuh lan daha gelmeden önce 14 tane lahmacun yedin !" Yiğit'in isyanına tebessüm ettiğimde "Oturun hadi birazdan birşeyler hazırlarım ben ."

"Bak sen şu vahşirellaya evi iyice sahiplenmiş !"Herkes yavaş yavaş otururken Ömer Yiğit'e ters ters baktı.

Kumru oturduğunda benide yanına havyani gücüyle çekti.Oturur oturmaz kasıklarıma giren ağrıyla sesli bir inilti kopmuştu ağzımdan .

"Noldu lan ?" Dedi Kumru
"Kızın yaralı kolunu çekip birde ne oldu mu diyorsun ?"
Nisa imdadıma yetişirken mavi gözlerine minnetle baktım.
Kumru kıstığı gözleriyle beni süzerken saçımı kulağımın arkasına sıkıştırdım, gözleri farklı bir havayla kısıldı .

"Boynuna ne oldu senin ?" Dediğinde elim boyuma gitmişti .

"Birşey yok ya ?"

"Mos mor olmuş kızım ne demek birşey yok!" işörtü çekiştirip dururken kendimi hemen geri çektim.Lanet olsun ya bu kadar insanın önünde ne yapıyorsun sen Kumru ?

"O şey ya alerji o !"

Tişörtü düzeltip saçları mı o tarafa toplarken yüzüm yine yanmaya başlamıştı .
"Ne alerjisi kızım alerjiyi mi tanımıyorum dur da bakayım boynuna!"

"Alerji işte Kumru !"

"Ne evde akrep mi var !" Nisa elini ağzına kapatıp çekyatın üstüne sıçrayarak çıktığında oflayarak gözlerimi devirdim.

"Ne akrebi kızım delirdin mi ?"
Arda'ya bakıp kafamı salladım gerçekten delirdi evet.Ben akrep görünce vücudum dışarı atar hatta korktuğum tek hayvan ,bu garibimde alerji dediğim için evde akrep gördüğümü düşünüyor .

"Nisa insene şuradan !" Kumru'yu umursamayıp omzunu silkti.

"İnmem ya biri beni bu evden hemen çıkarsın Allah razı için çıkarın!"
Timin soru işaretleriyle bakan gözlerine cevap verdim.

"Akrep görünce alerji oluyorum da o bu yüzden böyle davranıyor Nisa ."

"Amann boncuk bacım korktuğun şeye bak komutanım onu çoktan öldürmüştür ."

"Komutanım ölüsü nerede eve götüreyim de kızlarım yesin ."

"Sen kızlarına akrep mi yediriyorsun Hasan astsubayım?"
Elleri ağzında tepemde ayakta dikilen Nisa sanırım Hasan'nın kızlarım diye bahsettiğinin yılanlar olduğunu bilmiyor bilse bu sefer tavana çıkar .

"He ya benimkiler çok seviyor ."Hasan'nın keyifle sırıtarak verdiği cevapla gözlerini büyüttü.

"Akrep mi seviyorlar ?"

"Evet dedim ya ."

"Kaç yaşındalar ?"

"Biri üç diğeri altı daha küçükler . İkiside ellerinden öper ablası görsen o kadar seversin ki nasıl tatlılar ."

Arda "Kesin çok seversin kesin, bir görsen Nisa aynı sana benziyorlar ."

"Yok lan büyük olan aynı şu kargaya benziyor ." Yiğit'in Kumru'yu yılana benzettiğinden şimdilik haberi olmayan Kumru bunun altında birşey olduğunu bildiğinden bana bunlar ne ayak diye bakış attı.Ama önce şu tepemdeki Nisa'yı indirmeliyim.

"Boncuğum şuraya otursan mı ? " Kolunu çektim"Nisa'm akrebi evde görmedim operasyonda gördüm otur şuraya."

"Baştan söylesene ya ne ödümle oynuyorsun Gül ?"

"Dinledin mi ?" Yanımda oturduğunda sarı saçlarını eliyle düzeltmeye başladı.

"Hasan astsubayım sen bildiğim kadarıyla evli değildin yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum."

"Doğru hatırlıyorsun,yoksa bana birini mi buldun ?"

"Yok ya kimseyi bulmadım.Peki daha önce evlenip boşandın mı ?" Yuh Nisa!Allah'tan adam böyle birşey yapmadı pat diye böyle sorulur mu ?

"Nisa komutanımın kızım dediği şeyler senin sandığın gibi insan değil onlar yılan ." Emre konuştuğunda Nisa'nın şaşkın yüzü gerçekten çok tatlı gözüküyordu .

"Yılan mı besliyorsun sen evde ?" Yüzünü buruştururken tüm bedeni bir anda titredi .

"Evet görmek istersen beklerim misafiri çok seviyorlar ."

"Yemeyi mi ?" Dediğinde herkes alttan gülmüştü .Odayı telefonun sesi aldığında cebinden çıkardığı aramayı reddetti ama ben kayıtlı olmayan numaranın kime ait olduğunu biliyorum.

"Niye arıyor bu ?"
Omzunu silkip telefonunu uçak moduna aldığında masaya bıraktı.

"Bilmiyorum ."

"Nisaa!" Akılanmamıştı aldatıldı hâlâ akıllanmadı .

"Birşey yok Gül uzatma ."

"Tabi tabi birşey yok buluşmaya gitti ." Kumru'nun ağzından çıkanlarla şoka uğrayan yüzümü nasıl düzelteceğimi bilmiyorum.

"Kumru !"

"Yalan mı gitmedin mi ?"

"Nisa gittin mi gerçekten ?"
Hayal kırıklığına uğratma beni gitmedim de.
"Gittim ."dedi mavilerini kaçırarak .
Elimle yüzümü sıvazladığımda geriye doğru yaslandım.

"Bilmediğin şeyler var yemin ederim yalnızken konuşalım bana hak vereceksin ."

"Hâla hak vereceksin diyor ya delireceğim,kızım sen salak mısın aklını bilgisayar masasında mı bırakıyorsun kalkarken ?"

"Hiç birşey bilmiyorsunuz !"

"Neyi bilmiyoruz !" İkimizde aynı anda sorduğumuzda aynı numaradan gelen ikinci aramayla telefonunu alıp salonu terk etti .

"Salak "

"Kumru "uyarı dolu sesimi tınlamadı.

"Hiç öyle Kumru diyip durma,en baştan söylüyorum Gül,ben bununla uğraşamam.Sen bir gün varsan bir ay yoksun ben sürekli takip edemiyorum kırksekiz saat nöbet tutuyorum uyumaya vakit bulamıyorum ki bununla ilgileneyim Orhun'a haber vereceğim o uğraşsın en azından çözer."

"Abla onun hayatına sencede çok fazla müdahale etmiyor musun ?" Soru Elif'den geldiğinde Kumru'nun fırlattığı yastık yüzünde patladı .

"Sen hiç konuşma küçük şeytan ! Fazla müdahaleymiş görende genişlikten yırtılan bir ailede büyüdü sanacak! Senin hayatına geç müdahale etmemin sonucu az önce kapıdaydı !
Eski nişanlını az önce kapıdan kovduk."

"Abla ya !" Oflayarak dağılan saçlarını düzenliyordu .

"Ben ne yaptım ?"

"Mehmet'i kıskandırmak için adamın teklifini kabul edip daha sonrada zırlaya zırlaya pişmanım diye beni arayan kimdi ?"

Duyduklarımla ağzım açık kalırken Mehmet bu konunun açılmasından oldukça rahatsız olmuş bir şekilde eliyle ensesini ovaladığında Kumru'ya bakıp gözlerimi devirdim.

"Ben onun sadece yemek teklifini kabul ettim." Her harfin üstüne basa basa söylesede bu Mehmet'i sakinleştirmek yerine daha fazla gerdi .

"Neyse olmuş bitmiş birşey geçmişi konuşmaya gerek yok şu an ikinizde evlisiniz iyisiniz sevindim hem senin adına Elifcim,hemde Mehmet senin adına.Mutluluklar diliyorum tüm kalbimle."

"Yüzün gibi kalbinde çok güzel Gül abla teşekkür ederim.Bende size mutluluklar diliyorum birbiriniz için yaratılmış gibisiniz darısı ablamın başına ."

Övdü,teşekkür etti,tebrik etti en sonunda da ablasını sinir etmek için laf attı .Tebessüm ederek kafamı salladığımda Ömer'in bana olan bakışlarıyla kesiştim.
Böyle güzel bakılır mı,Adam?
Ve işin en tuaf yanı berbat bir haldeydim üstüm başım saçlarım ama yinede öyle içten öyle derin bakıyor ki sanki dünayada sadece ben varmışım, bir tek ben değerliymişim gibi .

Oturduğum yerden kalkarken boğazımı temizledim .
"Ben bir yukarı çıkayım gelirim birazdan"dediğimden salonu terk edip merdivenleri çıktım .O öyle baksada üstümü değiştirmeliyim.

Odaya girdiğimde kapattığım kapı arkamdan açılmıştı .

"Gelelim sana,benden ne saklıyorsun çabuk dökül o alerji yalanını ancak Nisa yutar !" Dediğinde yeni iç çamaşırı almak için açtığım çekmeceden çıkartığım çamaşırın üstünde dün Ömer'in içmem için verdiği ağrı kesici vardı.Ondan gizli buraya tıkıştırmıştım ve hap kumaştan ayrılıp Kumru'nun ayaklarının altına yuvarlanırken eğilip almıştı .

"Birşey saklamıyorum diyorum ya Kumru yine inatlaşmaya başladın !" Dediğimde iki elinin arasında tuttuğu hapı bana gösterdi .

"Kullandığın hap ayağımın altına geldi hâlâ inkar ediyorsun ."
Kendimi çamaşır dolabına yaslarken kaşlarım gözlerime inmişti .
"Basit bir ağrı kesici Kumru müfettiş Gadget gibi davranıyorsun ."

"Ağrı kesici mi?"

"Evet ağrı kesici ."

Dudaklarını ıslattığında bir süre sadece yüzüme baktı .

"Bir saniye bir saniye sen bunu ağrı kesici diye mi kullanıyorsun?"

"Beni biliyorsun ağrı kesici kullanmam Ömer verdi kullanmam için benden o görmeden buraya tıkıştırdım ."

Elini saçlarına geçirdiğinde gözlerini yumdup açtı."Gül bu ağrı kesici değil! "

"Ağrı kesici değil mi ?"
Yutkunup kafasını salladığında söylemekten çekindiği birşey vardı .

"Ağrı kesici değilse ne o ?"

"Bu..." Söyleyemedi.

"Kumru söyler misin ağrı kesici değilse ne o ?"

"Gül,Ömer sana ağrı kesici değil doğum kontrol hapı vermiş ."

Hani çok heycanlı çok mutlu olduğumuz bir an olur ve tam o anda herşey çok kötü olur ya öyle bir his .
Sanki bir çocuktum aldığım elma şekeri elimden kayıp toprağa düşmüştü.Bana acıyan gözlerle bakışına daha fazla dayanamayıp gülümsedim.

"Sen aşağı in ben üzerimi değiştirip geleyim."

"İstiyorsun değil mi ?" Dediğinde bakışlarımı cama çevirdim.

"Giyinebilir miyim Kumru ?"

"Peki "dediğinde odayı terk etmişti .

Kendimi yatağa bıraktığımda dolabın aynasında gördüğüm yüze uzun uzun baktım.Dağılan saçlarım,şiş dudaklarım,beyaz tenim ve boynumda ondan kalan iz...

'Ne sandın aptal! Ne sandın anne baba olacağımızı mı ? '
Elimdeki kıyafetleri sıkarken dolan siyah gözlerime odaklandığımda alt dudağıma dişlerimi geçirdim.
Düşünmemen lazım,düşünmemen lazım Gül...
"Kendine gel sen bu değilsin !"
Burnunun ucunu usulca silip göz altlarımda ellerimi gezdirip ayağı kalktım.

Üstümdekilerden hızla kurtulduğumda duman rengi geniş kumaş pantolunu üzerinede onun bir tık açık rengi olan gri örme kazağı geçirdim.Siyah kemeride belime taktıktan sonra lavaboya ilerledim.

Soğuk suyu defalarca yüzüme çarptıktan sonra koyu siyah kaşlarımından süzülen damlaları izledi gözlerim.Elimi lavabonun tezgahına yaslarken daha bu sabah bana sorduğu soru aklıma geldi.Akan suyun musluğunu sertçe kapattım.
Peçeteyle yüzümü kuruttuğumda elimdekileri çöpe bastım.

Saçlarımı serumla nemlendirdikten sonra tarayıp yukarıda topladığımda çeneme kadar uzanan kahkullerimi iki yandan serbest bıraktım.

Bu model her zaman beni en güzel gösteren şekildi.Ucu kalkık olan burnunu ve elmacık kemiklerimi belirgin kılıyordu.Lavabodan çıktığımda aynanın karşına usulca oturdum.Kaçtığım düşüncelerimin beni yakalayıp boğması an meselesiydi .

Açılan kapıya dönmeme gerek kalmadan o içeriye girmişti.
Gözleri önce aynadaki yüzüme değdi ve ardında tek bir yere düşüp kaldı.
Masanının üstünde duran hapa,Kumru çıkarken buraya bırakmış .

"İçmemenin özel bir sebebi var mı ?"
Yüzüne bakmak istemesemde aynadan takip ettim onu.Yatağa oturduğunda gözleri hâlâ bendeydi .

"Ağrı kesici kullanmam ."

"Ağrı kesici olmadığını biliyorsun ." İtiraf edişi sinirlerime dokunmuştu .

"Olmadığını biraz önce öğrendim."

"Kullanman gerekiyor ."
Gülümserken kafamı sallayıp ayağı kalktım.Avucuma aldığım hapa boş gözlerle baktım.

"Beni aptal yerine koyduğunu bu kadar rahat itiraf etmen güzel." Derin bir nefes çektim içime yeşillerine takılsada gözlerim devam ettim.
"Bana sorman gerekiyordu,bana bunu söylemen gerekiyordu benden habersiz bunu nasıl yaparsın ?
Bu senin tek başına karar verebileceğin birşey değil Ömer neden beni salak yerine koydun ?"

Ayağı kalktığında attığı her adımda sanki kalbim acıyordu kırılmıştım bir şey var içimde ve canımı yakıyor.

"Seni aptal yerine koymadım,anne olmayı çok istiyorsun Gül ve sadece istiyorsun ."

"Ömer sen dün bana birşeyler söyledin sen ben o zindana gitmeden önce birşeyler itiraf ettin ." Parmağımdaki yüzüğü kaldırdım.

"Sen dün bunu verdin bana. Biz bir şeyler yaşadık ama şimdi öyle davranıyorsun ki... Öyle bakıyorsun ki... Sanki benim bunu istemem yalnışmış gibi konuşuyorsun."

"Yanlış değil mi?"
Sesindeki soğukluk,odadaki tüm sıcaklığı çekip aldı.İçimde titreyen o narin umudu, buz gibi bir çeliğe çarptı ve paramparça etti.

"Sen bizden anne baba olur mu sanıyorsun ?"
Ne sıcaklığı ne şefkati hiç birşey yoktu şu an karşımda duran adam bana sanki kilometrelerce uzaktı.

"Neden olmaz ?" Çatallayan sesime engel olamamıştım.

"Karşımda hâlâ o dünkü çocuk var,çocuk hevesi olan bir çocuk,bu yüzden olmaz."
Bütün dünya üzerime çöktü.

"O kamp senin bu kamp benim demeden soktuğum orosbu çocuklarıyla görevin için yakınlık kurarken karnın da can taşımayı hayal ediyorsun bu yüzden olmaz .

Ne sanıyorsun ki hamile kaldığında gözlerim dolarak karnını mı okşayacağım?

Ben bunu yapacak bir adam değilim bu yüzden olmaz .Senden anne benden Baba olmaz ."

Söylediği her kelime, göğsüme inen bir darbe gibi ağırdı. Kalbim sıkıştı, nefesim boğazıma düğümlendi ama ağzımdan tek bir kelime çıkmadı. Gözlerimde biriken yaşlar, içimdeki kırılgan umutları camdan bir duvar gibi ayakta tutmaya çalışıyordu. Ama o duvar...
Bir anda tuzla buz oldu.

Bana değil, içimde büyüttüğüm hayale saldırıyordu.
Bir aile olabileceğimizi hayal eden, içinde bir parça mutluluk saklayan o küçük kıza saldırıyordu.

Uyanmak istedim.
Kalbi taştan gibi sertleşmiş bu adamın gözlerinin içine bakarken uyanmak istedim.

Bükülmüş boynum, dolan gözlerim... Beni bu kâbustan uyandırır sandım.
Beni uyandırır da, gözlerimin içine her baktığında içimi okuyan adam, acımı görür sandım.

Ama yanılmıştım...
Bana baktı, gördü... Yine gördü içimi.
Sadece bir fark vardı.

Bana kıyamayan o adam yoktu yerinde.
Yerinde,sanki beni hiç tanımamış gibi duran, sert, uzak ve yabancı biri vardı.

Ve ben...
İlk kez hiçleştiğimi hissettim.

Gözümden süzülen yaşların sıcaklığı bile varlığımı hatırlatmadı.
Sanki bu odada yalnızdım.
Sanki Ömer'in gözleri üzerimde olsa da,artık beni görmüyordu...

BÖLÜM SONU

Selammmm
Savaş'a sövdüğünüzü hisseder gibiyim yapmayın öyle şeyler sjsjja
Gelecek bölümde görüşmek üzere şu yıldıza basın lütfen
Ae olun 🌹

Bölüm : 21.04.2025 05:58 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...