
YAZAR'DAN
♡Sevda♡
Genç kadın, altı yıldır aksatmadan geldiği o mezarın başına yine sessiz adımlarla vardı.
Eğildi, dudaklarını güneşin kavurucu sıcağıyla kızmış mermerin soğuk yüzüne usulca bastırdı.
Kömür karası uzun düz saçları toprağa düştü.Dudaklarını henüz çekmeden, masmavi gözlerinden süzülen bir damla yaş mermerin üzerinde kaydı.
İRFAN EFE ÖZTÜRK
Yaşı,kazınmış harflerin siyah çukurunda yol alırken, Sevda’nın yüreğine saplanan özlem daha da ağırlaştı.Alnını mermerin üzerine yasladı, elini göğsüne bastırdı.
"Biliyorum… Sen beni mezarında bile istemezsin. Ama dayanamadım, İrfan."
Aşk…
Aşk,rağmen sevmektir.
Sevmemesine rağmen, gururunu incitmesine rağmen, seni istememesine rağmen…
Her şeye ve herkese rağmen.
Çünkü sevda çift kişiliktir; ama aşk, tek başına da ayakta kalır.
İrfan Efe Öztürk…
Börü timinin, yıllar önce kalleş bir pusuda toprağa düştüğü sanılan genç Teğmeni.
Ve Sevda'nın…
Hiçbir zamana,hiçbir yere sığmayan imkânsız sevdası.
Bir insan adının kaderini ne kadar yaşayabilirse Sevda o kadar yaşadı.
Yıllar öncesini hatırladı .
İrfan'ı ilk gördüğü günü hatırladı.
Lisedeydi yine geçirdiği en zor günlerden biriydi.Gördüğü şiddet artık onun için rutin olmuştu tek korkusu sadece okuldan alınmaktı.Kader bir kez daha ördü ağlarını.İmtahan bu ya o gün en yakın kız arkadaşının doğum günüydü .
Bazılarıyla kan bağın olmasada can bağın çok kuvvetlidir.
Hira,kendisi için öyleydi.
Hira'nın abisinin asker olduğunu biliyordu ama o gece Mehmet'in yanındaki bir adama böyle delice karşılıksız tutulacağını bilmiyordu.
Sevda İrfan'a o gün kapılmıştı.
Sekiz yıl...
Onu ilk gördüğünde 16 yaşındaydı .
İzledi uzaktan sessizce sevdi .
En sonunda açıldığındaysa ondan duyduğu şeyi yıllardır unutmadı .
"Ben seni sevemem Sevda ."
"Hiç mi gururun yok kızım senin seni istemeyen bir adamın peşinde ne kadar koşacaksın ?"
Ama sözün keskinliği, sahibinin hükmü kadardı.Sevda o keskinliği hiç unutmadı.
Aşk işte:
Birinin eline en kekin bıçağı verip arkanı dönemektir .
Sonra bir gün öğrendi ki İrfan başkasıyla evleniyor.
Onun evlendiği gün, Ankara'yı terk etti.Ama ayrılıktan yalnızca bir ay sonra geri döndü.
Çünkü sevdiği adamın şehit haberi kulağına ulaştı.
O herkesten farklıydı,farklıydı çünkü herkes varlığına alıştığı şeyin yokluğunu yaşarken o yokluğuna aşık olduğu adamın toprak oluşuna şahit oldu .
"Toprağı özlemek diye birşey var İrfan,toprağa sarılmayı özlemek...
Allah düşmanıma vermesin bu acıyı. Hiç yetmiyor biliyor musun hiç dindirmiyor özlemini ama yinede yakıyor canımı yinede sarılmak istiyorum bu toprağa çünkü bu topraktan başka hiç birşey yetmiyor seni azda olsa hissetmeme ."
Kavrulmuş toprağı avuçlarının arasına aldı, kokladı.Kafasını yeniden o toprağa gömdü.
İrfan kokmuyordu,ama İrfan'a aitti işte.
"Ben senin yaşına yaklaştım ama sen hâlâ aynı yaşta kaldın İrfan..."
Yakıyordu bu canını çok acıtıyordu.Avucundaki toprağı göğsüne bastırdığında sım sıkı yumduğu gözlerinden yaşlar hızla süzüldü.
" Hukuk fakültesini de bitirdim. Yakında Hira'yla birlikte büro açacağız, biliyor musun? Hani beni kurtardığın o gün vardı ya… Ben o güne kadar edebiyat öğretmeni olmak istiyordum. Ama sen bana,'Kendini savunmayı öğrenmelisin, Maviş,' demiştin. Bak,büyüdüm artık. Öğrendim.Sadece kendimi değil, benim gibi olan binlercesini savunabilirim"
İrfan'nın naaşının kalktığı günü hatırladı.Annesi sadece bir kez gelmişti mezarına.Sonradan öğrendiki İrfan evlatlıkmış.
Bunu hatırlayınca canı bir kez daha yandı.
"Seni büyütürken kötü mü davrandılar sana ?
Benim gibi senide dövdüler mi İrfan ?"
"Keşke herşey bambaşka olabilseydi keşke hayatta olsaydın beni sevmeseydin ama hayatta olsaydın .Birazcık sevseydin beni ben sarardım tüm yaralarını ama biliyorum sevmezdin beni ."
Hızla sildi göz yaşlarını elinin tersiyle ve İrfan için yazdığı mırıldandı dudakları;
Bir hayal mi, yoksa gerçek mi,
Çözemiyorum artık;
Ben bana ait değilim,
Sana ait olduğum kadar.
Hayalin sadece hayalin,kanayan bir kitap gibi sayfa sayfa...
Bir ömür, sana yazılmış ama sana varamayan...
Bazı hayatlar vardır…
Daha başlarken eksik doğar.
Mutluluğu hiç tanımaz; tanımaya fırsat bulsa bile, avuçlarından kayıp gider.Ne başı güler, ne ortası, ne de sonu…
İnsan,"Belki değişir"umuduyla çırpındıkça, yarasını derinleştirir.
Kaderin ipini kendi elleriyle çekiştirir, düğümü sıkılaştırır.
Oysa bazen bırakmak gerekir…
Rüzgâra, akışa, suyun yönüne…
Belki hiç çırpınmasak, kader bizi yutmak yerine bilmediğimiz, ama aslında bize ait olan bir kıyıya taşıyacaktır.
Çaba,her zaman kurtuluş değildir.
Bazen durmak,susmak,beklemek gerekir.
Ve bazen de varlığınla teslim olmak…
Teslimiyet, boyun eğmek değildir.
Bazen en derin cesaret,hiçbir şey yapmadan fırtınanın dinmesini beklemek değil,fırtınanın dinmesini beklemekten vazgeçmektir.
Çünkü insanoğlunun vazgeçtiği her şey, aslında ona aittir.
Bölüm Sonu
Yazarım İRFAN KİM İRFAN KİM diyip durdunuz aha İrfan bu...
Sevda'ya Gül'e içimiz yandığı kadar yanacağız bu kesit kısa bir tanıtım içindi.
Sevdiniz mi Sevda'yı ,Hira'yı merak ediyorum .
İrfan hakkında ne düşünüyorsunuz ?
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 31.87k Okunma |
2.99k Oy |
0 Takip |
48 Bölümlü Kitap |