49. Bölüm

Pişman Edenin Namı Namert olsun 47 🦋

Dahliaaa
d_ah_lia

KUMRU'DAN :

Kızlarla olan gruba durmadan gelen mesajlar yüzünden uykumdan uyandığımda derin bir of çekip yüzümü yastığa gömdüm.
Uyumak istiyorum ya evren neden buna karşı ?

Yataktan doğrulduğumda, yüzümdeki saçlarıma sinirle üfledim. Saç tutamlarım havalanıp tekrar yüzüme geri döndüğünde, bir bildirim sesi daha duydum. Dişlerimi birbirine bastırarak, içimden çığlık atmak istiyorum yada sinirden ağlamak... Gerçekten offf...

Komidindeki telefonuma gözlerimi kısarak baktım.
Sakin ol, sakin ol...
Yapacak bir şey olmadığından, telefona ters bir şekilde bakarak, kolumu uzattım. Parmaklarımın ekranın dokunmatik kısmına basmasıyla aniden açılan ekranla guruba girdim.

"Tövbe!"

Ben uyanamadım galiba! Yanlış görüyorum,hâlâ rüya olmalıyım.
Arda, pembe peluşlu bir pijemayla yatağında mışıl mışıl uyuyor...
Yok yok, kesin rüya görüyorum.

"İyide Arda ne alaka, Yiğit'i görsem neyse!"

Ben az önce ne dedim ?

'Tü! '

Rüyamda ne işi olur o golgisiz salağın !"

Ağzımdan çıkan kelimelerle birlikte ekşiyen yüzümü toparladım.
Yataktan kalktığımda ekranda, bayağı bayağı pembe peluşlar içinde horul horul uyuyan Arda vardı.
Fotoğrafın altında ise Nisa ve kızların mesajları...

Nisa: 'Bakınnnn benim kocam❤️‍🔥!'

Elif: 'Canım bunu Mehmet'e giydirmeyi aşerdi 🤭?'

Manyak bunlar ya!

Genelkurmay bu grubu görse, kimse açıklayamazdı. Acıdım adamlara...

Esma: 'Kırk psikolog bir araya gelse, bir bordo bereliye bunu giydirmeye gücü yetmez. Aşkın gücü buna derim...'

Elif: 'Şu aşkın gücünü biraz da Batur'da mı kullansan Esma'cım?
Batur'a anası memleketten kız bulup duruyormuş, Mehmet söyledi. Hatta evlenmezsen sütümü helal etmem demiş.'

Esma: 'Hakkında en güzeli, iyisi, hayırlısı olsun.'

Verdiği cevap içimi burktu. Sevmesine rağmen uzak duruyor. Ne kadar kendi hayatını kurmayı denese de, uğradığı tecavüzler yüzünden Batur'a adım atamıyor.

Saat neredeyse beşe geliyordu.
Biraz daha uyuyabilirim.
Ekranı kapatıp telefonumu usulca yastığın altına koyduğum.Kollarımı açıp derin bi nefes çektim.

"Evet tekrar uyuyamaya haz-!"

Aşağıda çalınan yok pardon sanki koç başıyla kırılmaya çalışan kapımla anında yerimden fırlarken komidindeki tabancamı alır almaz hızla çıktım odadan .

Koşarken geceliğim ipine bastığım anda yere düşmem ile elimdeki tabancanın patlaması bir oldu.
Duvara saplanan kurşunla kulaklarım çınlarken aynı anda kırılan kapıdan içeri tabancasıyla giren adamın botlarıyla göz göze geldim.

Kapının biraz ilerisinde bir adım ötemde duran siyah komando botların bağcıklarından usul usul yukarı çıktım.Siyah kargo pantolonun sardığı uzun bacaklardan sonra koyu lacivert tişörtün dar geldiği göğüs kaslarından kalın ensesine çıktığımda yutkundum.Silahı bana doğrultulmuşken manzara haddinden fazla güzelde bu adam yatıp kalkıp sadece biceps mi çalışıyor ?
Kol kaslarındaki hayvanlığı kendisinin hayvanlığından daha büyük...

'Yiğit eşittir biceps ,biceps eşittir Yiğit.'Diyen iç sesime hak verdim.

Her hareketinde kasların üstündeki damarlar ve kasların sertçe hareket edişi çok güzeldi.

Ela gözleri önce benim elimdeki tabancaya ardında da duvaraya saplanan kurşuna baktı.
Patlamanın benden kaynaklandığını anlayınca temkinli tuttuğu tabancasının ucuna doğru avucunu yaklaştırıp aşağı indirip beline geri koydu.

Bana doğru hızla eğilişiyle gözlerimi yumdum.Dalga geçmesini sabah sabah asla çekemem .

"İyi misin ?"

Yüzüme elini koyduğunda tükürüğümün yerini bile unuttum. Kuru kuru yutkunurken o benim silahımıda elimden alıp onuda beline koydu.

"Düşme sesini duydum çok acıdı mı ?"

Suratına şu an aptal aptal baktığıma eminim kuruyan dudaklarımı aralasamda sesim çıkmadı.Kollarımın altından usulca tuttup tek hamlede beni kucağına aldı.
Bir eli belimdeylen diğeri bacaklarımdaydı.Elaları dizlerime bakarken karnıma doğru süzülen siyah geceliğimi dizlerime doğru çekmeye çalıştım.

"Sakar şurimşine" Ne dediğini anlamasamda onu ilk kez tam Trabzon ağzıyla konuşurken duydum.

Gözlerine daldığımda o alaylı elalardan eser yoktu öyle dolu dolu bakıyordu ki...Şu an neden bu adamın kucağında olduğum yada beni nereye götürdüğünü düşünmeyi reddettim.

Kokusu içime ılık ılık sızarken yapmamam gereken birşeyi yaptım...Başımı göğsüne yasladım.
Kalbinin en az 120 attığına eminim bu adam günde otuz km koşan biri.Nabzının altmışlarda sabit olması gerekirken böyle atması hiç normal değil.Odamın kapısını ayağıyla ittiğinde içeri doğru ilerledi.

İlk kez yeniliyorum içime...En sığınılmaz adama en sığınılası hissediyorum ...

Söz vermiştim kendime yaklaşmayacaktım,uzak duracaktım.
Ama bazı sözler kokular gibidir bir kez içine çektiğinde geri vermek imkansızdır.
Kendime verdiğim tüm sözlerin sessizce öldüğünü hissettim.Beni bıraktığında belindeki tabancamı çıkarıp emniyetini kapatınca komidine bıraktı.

Yanıma usulca oturdu.Yatağım onun iri bedeniyle çökerken hafif gıcırdadı.Uzun bacaklarını uzatıp birbirine sardığında ellerini yatağa koyup sırtını biraz geri yatırdı.Gözleriyse duvardaydı.
Aklımı başımdan almaya devam etmesin diye araladım dudaklarımı.

"Sen niye geldin ?"

"Hayırlı olsun demeye geldim "
Anlamadığım cevabıyla kaşlarımı gözlerimin üstüne düşürdüm .
Yüzü gayet ciddi dalga geçer gibi bir halide yok hatta onun ciddi olduğu nadir anlardan biri.

"Hayırlı olan ne Yiğit ?"
Yutkunduğunda bana hızla dönen gözlerinde gizli bir öfke vardı .

"İlk sevgilin "

Gözlerime inen kaşlarıma,açılan ağzımda eşlik ettiğinde dondup bekledim...
Elimi usulca kaldırıp konuşmaya çalışsamda birşey bulamadım .

Kendimi kaybedip kahkaha attığımda boynumu geriye atıp tavana baka baka güldüm .
Hatta o kadar güldüm ki gözlerimden yaş gelecekti şimdi ...

"Se...sen..." gülmemi durdurduğumda onun bana derin derin binlerce duygu barındıran yüzüne baktım .

"Sen bana teklifde bulunuyorsun doğru duydum değil mi ?
Ay yok yok doğru duydum ya bennn! "

"Sen-senin aklına sevgilin değilde ben mi geldim .İlk sevgilin diyince ben mi geldim aklına ?"

Bu ne saçmalıyor ya ?

Kafamdaki soru işaretleriyle yüzümü salladım .

"Yiğit ne saçmalıyorsun sevgilim falan yok !"

"Yok mu ?" Kaşlarını kaldırıp onu tasdik etmemi bekler haldeydi .

"Yok" dedim çenemi yukarı kaldırarak .

"Yok yani ?" Bu kadar yumuşak sormasa asla cevap vermezdim .

"Yok diyorum ya adam !"
Alt dudağını diliyle ıslattığında eliyle yüzünü sıvazlayıp tekrar bana baktı .
Kıstı gözlerini .

"Flört o zaman !"

Sabır çercesine nefes verip gözlerimi devirdim .

"O da yok "

"Yok mu ?"

"Yiğit bak artık sinirleniyorum yok diyorsam yok !"

"O zaman o amına koyduğumun puştu kim lan !?"

Beynim eror verdiğinde bunun neyden bahsettiğini anlamaya çalıştım.

"Seni rahatsız mı ediyor ?"

Omuzlarımadan hangi ara tuttu bilmiyorum ama bana bu kadar yakın olunca aklımın yerini unutuyorum.
Koca elleri arasında sıkışıp kalan omuz uçlarıma bakıp tekrar elalarına daldım.

"Söyle bana seni rahatsız mı ediyor o puşt ?"

Beni mi koruyor bu ? Burnumun dibinde burnundan solurken yukunup kokusunu ve yüzüme vuran nefesini içime çektim .

"Kimden bahsettiğini bilmiyorum hatta seni anlamıyorum hayatımda kimse yok Yiğit ."

"Bir kez daha söylesene ?" O sinir bozucu alay manyağı adam gitmişti yerine gözlerime minnetle bakan sakin sakin bakan hatta...hatta bana tutulmuş gibi bakan bir adam gelmişti .

O kadar yumuşak sormuştu ki yutkunup araladım dudaklarımı"Kimse yok hayatımda "

Gülümsediğinde ortaya çıkan sağ gözünün altında elmacık kemiğine yakın duran minik gamzesine daldım.O kadar farklı ki sanki...sanki dünyadaki herşeyi gözünün altındaki şu ufacık gamzeye değişmem.

Bana dogru biraz eğildiğinde sırtım usulca yatağa meyil aldı.Kalbim her yerimde atarken o bana doğru geldikçe ben sırtımı iyce eğiyordum.

"Yiğit ?" Fısıltılı çıkan sesime onun "Hı ?" Sesi eşlik etti .

"Sevgilimin olup olmaması seni neden ilgilendiriyor bir de?
Sen niye üstüme gelip..."

Sözüm yarım kaldı.

Dengemi kaybetmemek için refleksle yatağa tutunduğumda, sırtımla yatak arasında sadece bir karış mesafe kalmıştı.

"Gelip duruyon?"
Bakışları boynuma düşen siyah, dalgalı bir saç tutamına takıldı. Elini kaldırdığında parmak uçları, köprücük kemiğimin belirgin çıkıntısına değdi. içimden geçen ürpertiyi saklayamadım.Başımı istemsizce yana eğdiğimde, nefeslerimiz birbirine karıştı.
Dokunuşu,sadece tenime değil; irademe de değmişti.

Parmakları o kemiğin üzerinde sürtünerek yavaş yavaş ilerledi...Nefesimi tuttuğumda saçlarım omzumdan düştü,tam olarak yatağa yaslanmadığım içinde bir kısmı havada asılı kaldı, diğerleri ise yatağın üzerinde katlanıp duruyordu.

Burnunu burnumun ucuna sürttüğünde ağzının içinden çıkandan çok kolunu diğer tarafıma koyup beni altında kilit almasına takıldım .Trabzon ağzıyla birşeyler konuşup duruyor laz damarı tuttu...

Dudaklarını dudaklarımın üstünde toz kadar bir dokunuş yapıp kaldığında yumdum gözlerimi.Kalın üst dudağı alt dudağıma sürtünürken yataktan destek aldığım ellerim titriyordu.
Kalbim onun dokunduğu yerde atarken buram buram içime süzülen erkeksi ağır kokusu içime işleyip en ince damarlarımı sıkmama sebep oluyordu.

"İlkin de sonunda sadece benim acem kızı "

Yüreğim aklımı elinin tersiyle ittiğinde dudaklarını dudaklarıma kapattığında ellerim dayanamadı.Yatağa düşecekken kollarını sırtıma sarıp usulca bizi yatağa bıraktı.
Açmaya korktuğum gözlerim ve aralamaya çekindiğim dudaklarımla donup kaldım.Titreyen parmaklarım onun göğsüne dokundu.Usul usul hareketleri beni hiç bilmediğim bir yüksekliğe çıkardığında düşmemek için daha fazla tutundum ona.

Nefesinin ferahlığına ağır erkeksi kokusu eşlik ederken içimi yakan hise yenildim .Acemice araladığım dudaklarımla alt dudağının dokusunu hissettimde durdu.Sanki bana alan yaratmak öğretmek ister gibi.

Sırtımdaki eli beni kendine daha sıkı bastırdığında sert göğsü göğsüme yapışır yapışmaz kendini sıktığını fark ettim.Benim beceriksizce oyalanışıma o hiç beklemediğim bir şekilde karşılık verdi.Nefesimi içine çekti hemde ard arda...Saniselik bir süreden sonra tüm ağırlığını üstümde hissettim.Üst dudağıma dişlerini geçirdiğinde benim inlememle eli anında bacağıma dokundu.

Eli bacağımda yavaşça hareket ederken, vücudumun her bir parçası ona aitmiş gibi hissediyordum. Her nefesinde içime işleyen o erkeksi kokusu, içimdeki her duyguyu daha da yoğunlaştırıyordu. Bir kez daha dişleri dudaklarıma geçerken,inlememle zaman durdu. Hırıltılı bir nefesle avucunun içine aldığı etimi sıktığımda yine ağzının içine inlemiştim.Bunu bilerek mi yapıyor bilmiyorum ama kontrolünü kaybettiğine çok eminim.
Bacağımı biraz daha kaldırdığında tüm ağırlığını bastırdı.Tırnaklarımı anın verdiği o baş döndürücü dürtüyle pazılarına geçirdim .Hissettiğim sertlikle kendimi sıkarken o sömürdüğü dudaklarımdan bir anda ayrıldı.

Elini bacağımdan çektiğinde bedenlermizin arasına azda olsa mesafe koydu.Gözlerimi açmaya korkuyorum,hatta biraz titriyorda olabilirim.Dirseklerini kırıp başımı kollarının arasına aldığını biliyorum.Göğsüm hızla inip kalkarken onun nefesi boynuma vuruyordu.Titreyen parmaklarımın arasında tişörtü sırılsıklam olmuştu.Avucumun ortasına yapışan kumaşı onun göğsü değil benim terleyen avucum ıslatmıştı ve sanki şu an ben ateş gibi yaraken o ıslak kısım bizde soğuk olan tek noktaydı .

Bunu yapmamalıydım bunu asla yapmamalıydım.Ne yüzüne bakabilirdim ne de ona hesap sorabilirdim.Hiç bir erkeğin bu kadar yaklaşmasına izin vermemişken o...ona böyle ahh!

Neden Kumru neden ?

"Yiğit " sesimim nasıl çıktı aklım bile bilmiyor...

"Şşşş..."

Boynumu sola yatırdığımda içimdeki tek pişmanlık onunla bir sonumun olmadığını bilmekti.Bu beni boş bir hayale kaptıracak.Yiğit bu, yaptığı herşey iki dakikalık eğlenceden zevkten ibaret ötesi yok...
İçimi çektiğimde araladım daklarımı"Yanlış yaptık "

"Yanlışsa benim yanlışım " kalın despot sesiyle gözlerimi açıp duvara baktım .

"Pişman mısın ?"
Sorduğu soruyu kafamda tartmaya çalıştım.Fazla ciddiydi alt tarafı bir öpücük abartma demesini beklerken benden daha çok büyütüp bunu sormasını beklemiyordum.Hatta bunu sanki o pişmanmış gibi sordu.

"Sanki bana dokunmuşsun gibi soruyorsun alt tarafı bir öpücük Yiğit pişman olup olmam yarın umrunda olmaz !"

Kulak mememe burnunu sürttüğümde gözlerimi üstümde hâla hüküm süren etkisiyle yumup açtım .

"Allah'tan seni emanet almadan sana dokunmam acem kızı... Aldığım ilkine de gelirsek seni pişman edenin namı namert olsun."

Bu adam benden aldığı ilk öpücüğüme karşılık bunu mu söyledi şimdi ?
Yiğit sen nasıl bir şeysin...

Duyduklarım içimede milyonlarca çiçeği aynı anda açtırdığında deli gibi atan kalbimin sesini o bile duyuyordu. Yüzüne bakmak için tam kafamı çevirecekken görüş alanıma giren kapının önündeki bir çift topuklu ayakabı oldu.Duyduğum kısık kadın çığlığıyla Yiğit'i anında üstümden atttım.

Efsun,ellerini boyunun zorla yettiği Orhun'nun gözlerine kapatmaya çalışırken bende asıl felaket ve şaşkınlık yaratan şey ikizimdi ,o da buradaydı.Yağız, Yiğit'e hiç iyi bakmazken ilk olarak katlanan geceliğimi aşağı çektim.Tam ona yanlış anlama diyecekken Yiğit anında kolumdan tutup beni arkasına çekti .

"Geceliğinin çok kısa olduğunu söylemiş miydim ?" Diye fısıldarken bu manyağının derdini çözemedim .

"Söylememiştin ruh hastası !"

"İyi şimdi söylüyorum çok kısa !"
Ağzım açık kalırken onun tek derdi benim geceliğim miydi .Evimin içinde ikiz erkek kardeşim Orhun ve Efsun ve... ve bizi gördüler üstelik yatak odamda üstelik kısa geceliğimle üstelik önümde duran bu yarmayla !

"Sizin ne işiniz var burada üstelik sen kimsin lan ?"

"Bu soruyu benim sormam lazım o yavşak kuzenin bitti şimdide sıra sende mi üsteğmen ?" Söylediklerini resmen kulağı duymuyordu. Orhun anında ona doğru hareketlendiğinde Efsun kolundan tutmuştu.Orhun ile Yağız ezelden anlaşamazlardı ve az önce Savaş'a ettiği hakareti ne Yiğit ne de Orhun yutardı.Ellerimle saçlarımı geri attığımda ileri çıkıp Orhun'a doğru gittim .

Efsun korkuyla gücünün zerre yetmeyeceği binlerce istihbaratcıya yakın dövüş eğitimi veren adamın gözlerine yine bir umutla bakıyordu .
Ellerimle koluna dokunduğumda boynumu büktüm .

"Lütfen... Orhun lütfen " O hiç hayır demezdi bize ama şu an resmen gözleri ölüm sinyali veriyordu.Yağız'ın Gül'e olan ilgisini çocukluktan hepimiz bilirdik en çokta Orhun biliyordu.Bu günse iş bambaşka bir hâl almıştı işin ucunda hem kardeşi hemde Gül vardı.
Orhun'nun Savaş'a olan hasretini en çok ben bilirim.Kızların ikisine göre daha büyüktüm ben, çoğu şeyin farkındaydım. O zamanlar tabi Orhun'nun günlüğünü okumamımda buna katkısı var .

Kardeşini koruyamadığı için kendini suçladığı binlerce sayfa...
Savaş'ı götüreceklerken Orhun seni kurtaracağım diye söz vermiş.İkisi arasındaki küslük bu yüzden.Kardeşi fiilen terör sayılan bir yapının içinde büyürken,ona verdiği sözü tutup koruyamadığı yanına alamadığı için kendini hiç affetmedi .Belkide Savaş'da abisi ona seni kurtaracağım diye söz verip onu kurtarmadığı için affetmedi.Bilemeyiz küçük bir çocuğun annesi yanında olsada o yapının içinde büyümenin nasıl olduğunu, sonuç olarak hepsi katil...

Yineden şundaan çok eminim ki kırgında olsalar Orhun ve Savaş'ın kardeşlik bağları çok güçlü hemde bu gün burada Orhun'a kontrolünü kaybettirip Yağız'ı ortadan kaldıracak kadar kuvvetli.

"Ne o dilini mi yuttun Üsteğmen ?"

"YAĞIZ KES ŞUNU !" Bu sefer burnundan soluyan bendim .İşaret parmağını bana salladığında en az benim kadar öfkeliydi .

"Sen sesini kesiyorsun seninle sonra görüşeceğiz !"

"Benimle doğru konuş !"

"Doğru mu konuşayım ? Nisa gider bir askerle habersiz nikah kıyar Elif gider ötekine kaçar seni bu itle yatağında basarım Gül gider o yavş-"

Gözüm gördüğü hıza yetişemezken Yiğit'in yumruğuyla Yağız yatak odamdan çıkıp aradaki hole düştü.
Efsun' la çığlığımız birbirine karışırken ileri atılmak istediğimde Orhun bileğimden tutup geri çekti .
Efsun'un yüzünü göğsüne bastırdığında benide gitmemem için bileğimden tuttuğu yetmezmiş gibi birde başıyla karışmamam için serçe uyarı verdi.

Kaşlarımı düşürüp yalvaran gözlerle baksamda nafileydi.

"Kalk lan ! "

Yağız yerden doğrulmaya çalışırken Yiğit sakin sakin üstüne doğru gidiyordu şu an sadece sırtını gördüğüm adamın sıktığı yumruğu yüzünden kılcal damarları bile derisinden fırlayıp çıkmak istiyordu.O espirili eğlence delisi adam gitmişti yerine sürekli ağrasif gezen Savaş'ın yüz katı hassaslığında bir Yiğit gelmişti .Daha önce hiç görmediğim kadar ürkütücüydü.Benimle alay edip ayarlarımla oynayan adamı özleyeceğim aklıma gelmezdi .

"Yiğit nolur yapma !"

"Kalak lan kalk karşımda dik durmayı başarda onları tekrar söyle !"

Dudağından sızan kanını koluyla silen ikizim beni şu an Yiğit'ten daha fazla korkutuyordu.Çünkü onda daha önce hiç görmediğim bir kinle bakıyordu Yiğit'e.

"Zoruna mı gitti üsteğmen ? Yatarak da söylerim sizin ne mal olduğunuzu tüm avrupa ülkeleri biliyor kandan savaşdan beslenen barbarlar ordusu !"

"YAĞIZ ! ÇILDIRDIN MI SEN NELER SÖYLÜYORSUN !
YİĞİT LÜTFEN O KENDİNDE DEĞİL!"

Bağırışlarımı kimse duymazken Yağız'ı yakasından tutup kaldırdı.

"Yatarkende söylersin demek...deneyelim " dedi...ses tonundaki o dehşet verici sesini daha önce hiç duymamıştım .

Sözü biter bitmez Yağız'ı saniyeler sürmeden salonumun büyük penceresinden dışarı attı. Zaman ağırlaşsada cam parçaları çok hızlıydı .
Patlayan camla birlikte Orhun hem beni hem Efsun'u göğsüne sımsıkı çekti. Çığlığım camın gürültüsünün yanında hiçti.

"Yağızz!" Acı dolu çığlımla gözümden bir damla yaş süzüldüğünde o kanlar içinde yerde inleyen kardeşime doğru eğildi .

"Seni rahat yatırmamda söyletmem de it !"

Her ne oldu bilmiyorum ama Yağız'ın ağzından çıkan şeyi ben duymasamda o duymuştu.Ve duyduğu her ne ise yumruğunu camlara bastırdığının farkında bile değildi .

Boynunu hafifçe sola yatırıp bekledi .Sırtı hâla dönükken arkaya bakmamaya devam etti .Sanki bana bakmak istemiyor gibiydi .Biraz bekledikten sonra hiç birşey demeden ayağı kalkıp elinden damlayan kanlar ile ilerledi .

Orhun bileğimi bıraktığı anda bir doktor olarak Yağız'a gitmem gerekirken sıktığım yumruklarımla donup kaldım.Acıdan inliyordu sırtına saplanan camları daha görmeden korku sardı her zerremi.Onu bu hale getiren adamınsa bir kere bile yüzüme bakmadan gidişini izledim...

 

 

BÖLÜM SONU

İlkuşu çok özlemişim 🥺🥺🥺
Sizde çok özlediniz biliyorum .
Sizide çok özledim oy benim güzel okurlarım...

Güzellerim ben ameliyat oldum
Hatta şu an ameliyatımın 7. Günündeyim bölümü öyle düzenleyip attım .Bundan öncesi içinde farklı bir şehire taşınma işlerim oldu.
Bu yoğunluk inanın çok fazla.
Hafta sonu yetiştirmem gereken bir ödevim var ama yine bölüm atma ihtimalim var.
Dersler okul taşınma sağlık derken kitaptan çok uzak kaldık ama bitti başlıyoruz inşallah...

Şimdi öncelikle çok önemli birşey var !!!

KİTABIMI,ESERİMİ KOPYALAMAK ÇALMAK YADA TASARLADIĞIM PROJEYİ AYNEN KENDİ KİTABINA YAZANLAR VARMIŞ BANA BİLGİSİ GELDİ İLK VE SON UYARIM OLUR...

İlkuş'un projesi hiçbir askeri kurguda yok ki kitabın sonunu daha bilmiyorsunuz.İşleyiş ve ilerleyiş olarak çok ağır ve klişelerden uzak ters köşeli bir kurgu bunları zaten biliyorsunuz o yüzden kimse askeri kurgu türü olarak diğerleriyle aynı diyemez.Kimsenin emeğine el uzatmayın.

ADLİYE KORİDORLARINDA KARŞILAŞMAYALIM ARKADAŞLAR KİMSENİN BAŞI AĞIRMASIN
İLKUŞ BENİM GÖZ BEBEĞİM ONUN HAKKINI KİMSEYE YEDİRMEM .
AMELİYATLI HALİMLE BÖLÜM ATTIĞIM KİTAP İÇİN HERŞEYİ YAPARIM BUNU UNUTMAYIN
TAKİPTEYİM TAKİP EDEN BİRKAÇ OKURDA VAR .

Yazdıklarınızı silip kendi emeğinizle yeniden yazmanız için iki haftanız var.

Bilginize...

Yiğidoyu özlediniz mi ?

Yağız sizce nasıl biri ?

Bölüm nasıldı ?

Birde hatalar için kusuruma bakmayın Sağlıkla kalın Rabbime emanetsizniz sizi çok seviyorum...

 

Bölüm : 24.03.2026 13:47 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...