48. Bölüm

Kefaret 46🦋

Dahliaaa
d_ah_lia

ÖMER

Restoranta girdiğimde göz göze geldiğim korumalar ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Benim varlığım onlara bir soru sormuş gibiydi ve cevaplarını bir adım geri çekilerek kendileri vermek zorunda kaldılar.İçlerinden birinin bile beni izlemeye cesaret edemediğini görüyordum.

Aradığımı bulduğumda ona doğru ilerledim.Valkow, yerinde öyle rahatça oturuyordu ki, masada sadece kendi gücüne güveniyor gibiydi.

Kapatıkları restorantta ki iş adı altında uyuşturucudan silah kaçakçılığına kadar her türlü pisliği barındıran görüşmelerini beni görmeleri yarıda kesti .

Anında oturduğu yerden ayağı fırlayınca arkasındaki sandalyenin geri çıkışındaki gıcırtı boş mekanı salladı .

Boynumu hafifçe kırıp arkamda duran itlerinin cesaretini yokladım.İstediğim cevabı alınca gözlerim patronlarını buldu, yukunuşu içinse çok erkendi.İçindeki huzursuzluk her hareketinden belli oluyordu.Sessizliğim, bir tehdit gibi havada asılı kaldı.

Bana çok tanıdık bir duyguya hakimdim .İnsan bir odada yalnızca sessizliğini koruyarak,karşısındaki anlamadan önce onları etkisi altına alır.O an sadece bu etkinin dozu artsın diye bekledim.

Gözlerimi ayırmadan onu izlemeye devam ettim.Düşmanı tamamen ezmek, felsefemdir.Bazen herşeyle bazen bir şeyle yaparım .Bu gün 'bir' Valkow ben sabırlı bir adamım ama günü gelince herşeyle...

"Bende bu Bozkurdu benim yanıma hangi Karadeniz rüzgarı attı diyordum..Meğer karısı atmış.
Karın istihbarıçı diye bu ülkede istediği gibi at koşturamayacağını öğrendimi yoksa ağlayarak sana mı geldi ?"

Gül'ün konusunun geçmesi kanımı şah damarıma yığdı.İçimdeki her şey bir adım daha öne çıkarken, dışarıya hiç bir şey yansıtmadım.Bu itin işini,iş birliği yaptığı Ataman Cori'den sonra halladeceğim .

Gül mekanına baskın yaptığında birkaç korumasını hırpalamış bu itte güvenlik kayıtlarını kullanarak hakkında soruşturma başlattırmıştı .
Ah güzelim bazı fevri hareketlerini hâlâ kontrol edemiyorsun ...

Burnumu çekip, masadaki metal yemek bıçağının yansımasında,yüzümü gördüm. Soğuk, keskin yüzeyinde her düşüncemi, her niyetimi yansıtıyordu. Parmağım, bıçağın üstünde yavaşça gezindi. Bir çizgi gibi, her hareketim bir öncekinden daha belirgin, daha tehditkar...

"Karımla uğraşmaya devam eder," boynumu ona çevirdiğimde parmağımın ucunda soğuk metali hissettim .

İçindeki korku, ne kadar derinse, benden gelen ses de o kadar derindi."Ona açtığın soruşturmayı geri çekmez, erkek gibi davranmazsan...
sana çok koca bulurum Valkow.

Ve eğer karım bana ağlayarak gelmiş olsaydı şu an ilk kocan bendim."Sesim herşeyin habercisiydi.
Mesele sadece soruşturma değildi mesele bende gördüğü soğuk bir hesaplaşmamışlıktı .

Bıçağın üzerinden parmağımı sürterek geri çektiğimde gömleğimin yakalarını elimle düzelttim.Hafifçe bir adım geriye atıp arkamı dönüp ilerledim.
Şimdilik işim bitmişti.

Daniev'in manevi oğlu,Ataman Cori...
Bana ait olan herşeyi benimle birlikte bitirmeye and içtiklerini biliyorum .
Büyük projeye başlamadan önce sonucunun,bu ve bunun gibi şeyler olacağını bildiğimiz birşeydi.Beni zorlayan uykularımı kaçıransa ilk hedef olarak Gül'ü seçmiş olmaları .

Bildiğim ikinci şeyse benim küçük zeki karımın ona kurdukları pilanı çözmüş olması...

Benimle paylaşmamasıysa ya onda yarattığım güvensizlik yada başka birşey ve bu gün anladım ki ;
Gül başka bir sebepten dolayı bunu benden saklıyor.
Lanet olsun ki gerçeği ne Paşa ile ne diğer üsleriyle paylaşmış.
Her ne yapacaksa kafasında kurduğu oyunu herkesten uzak tek başına yapacak .

Arabaya bindiğimde Yiğit'den gelen aramaya cevap verdim .

"Ne var lan ?"

"Ne kadarda cilveli açıyorsun telefonu böyle yapma yavrum sonra elimden bir kaza çıkacak "

"Yiğit konuşmak için kırk beş saniyen var "

"Auuu hızın hoşuma gidiyor vahşi erkeğim benim "
Gaza yüklenirken sabır çektim .

"Siktir git Kumru ile flört et ! "

"İkizler bizde kalacak bu gece onu haber verdim.Ayşe sultan ile Efsun geldi hem ne o öyle Kumru ile flört falan kadın zevklerimle hiç örtüşmeyen bir kadını bana nasıl yakışt-" Kapattığım telefonu aracın önüne fırlattım.

Bir dahakine yirmi saniye vereceğim.
Huzur yok bundan!

Kolumdaki saate baktığımda gece yarısını çoktan geçmişti.Kokusu burnumda tüterken evin önüne çektim aracı.İndiğimde evin camlarına baktım, ışıklar sönüktü.Gül'üm uyumuş olmalı.

Eve elimde tuttuğum telefona Live'den gelen mesaja bakarken girdim.Cevap yazıp ekranı kapatmak üzereyken ellerini göğsünde bağlamış kırmızı geceliğiyle bana bakan karımı görmeyi beklemiyordum .

Siktir !

Askılı geceliğine kollarını sardığı için gözüm göğsüne takıldı.Zorla yutkunduğumda kuru boğazımı yardım.
Bacaklarını kapatmaya yetmeyen kalçasının altında biten parça ayarlarımı sikip attı .
Kendine gel oğlum bu gün kız seni istemedi .
İsteyene kadar bekleyeceksin !

Elimi alnıma çekip yan döndüm .
Ulan yıllardır sana yanan adama bu yapılır mı,yavrum beni mi sınıyorsun ?

Ona bakmadan üst kata gitmem kendimi buz gibi suya sokmam lazım.

"Neredeydin ?" Sesindeki siniri çözemedim .

"İşim vardı "

Patır patır merdivenleri inip dibime kadar girecekken arkamı dönüp merdivenleri çıkmaya başladım .
Şu hale bak karımdan kaçıyorum !
Ulan Savaş ulan Savaş sen bu hallere düşecek adamıydın ?
Karın gecelikle karşılasın seni,sen kaç !

"Farkında mısın bilmem ama ne yapıyordun demedim neredeydin diye sordum konum yani yada kordinat geçmek gibi düşünebilirsin "

Üst dudağım havalanırken o peşimden gelip bıcır bıcır kafamı ütülüyordu.Çekip öpmek için çok doğru bir zaman değil .

"Sen beni dinliyor musun ?" Dinlemek ne demek her harfine tahrik oluyorum.

Odaya girdiğimde peşimden gelmesini beklemiyordum .Gelme be güzelim gelme !

"Ömer !" Bu sefer gerçekten sinirlenmişti .
Gömleğin düğmelerini açan parmaklarımı durdurdum .
Kaşlarını çatmış sinirden alt dudağını ısırırken yine kollarını göğsüne başlamış bir ayağını öne çıkarmış titretiyordu.

Dolgun kırmızı dudakları hafif ucu kızarmış fındık burnu,dağınık kalçasına kadar uzanan saçları ,bana sinirli bakan öpülesi kara gözleri .Öfkeyle kapatıp açtığı kara kirpikleri ahhhh ...!

"Bir kez daha sormayacağım-" Ellerini indirip yumruklarını sıktı .
Yutkunduğumda boğazımı ıslattım .

"Nerede olduğunu !
Son kez soruyorum neredeydin ?"Elimi kaşınan enseme attım.

Neredeydim lan ben ?

"Susup durmasana be adam soru soruyorum cevap vermek çok mu zor ?!"

Bu halde sormasan oldukça kolay olurdu.Sanki herşey bedenime dar geliyordu .Cebimde titreyen telefon yüzünden gözlerini pantolonuma indirdiğinde yüzünde çözemediğim bir ifade vardı.

"Neyse ben gideyim rahat rahat cevap ver Live'ye "

Ne ? 

Düşürdüğü yüzüyle önümden geçecekken, kolundan tuttum.
Ne serttim ne de tereddütlü.
Sadece gitmesine izin vermeyecek kadar nettim.

"O da ne demek öyle ve niye düşürdün sen yüzünü ?" sesim alçaktı.

Kolunu geri çekilmek istedi.İzin vermedim.Onu incitmemek için parmaklarımı dikkatli tuttum.
Ne bir baskı, ne bir gevşeklik...
Sınırını bilen bir hâkimiyetti.

Burnundan soluyarak,bakışlarını aşağıdan yukarıya bana diktiğinde,kara gözleri bir anlığına kirpiklerinin gölgesinde kayboldu.
Siyah kirpikleri,kaşlarına değdi.

Bu,o küçük hareketi,
o bakışı,
ayrı seviyorum.
Arabama ilk bindiği o anı hatırladım; patlayan evin önünde bana öyle bakmıştı.Gözlerindeki o karışık, korku ve cesaret...bana meydan okuyan bir bakış.

"Bırak kolumu!"
Sesi titremiyordu,bakışları meydan okuyordu.Beni şu an sadece tırnaklarıyla bile parçalayabilir.
Asi karım benim,hâlâ aynı ateş.

"Bırakmazsam ne yaparsın?"
Alt dudağımı ıslatıp ona doğru eğildiğimde,saçlarına burnumu sokup, koklamamak için kendimi tuttum.
Bu kadının her nefes alışında,her küçük hareketinde, içimde bir yanım patlamak istiyordu.

"Kırar mısın yoksa?"

"Kırarım !" Kaşlarını çatıp çenesini dikti.Öfkesi yüzüne oturmuştu.
Bu işte birşey vardı ama hadi hayırlısı.

Biraz daha üstüne gitsem, içinde tuttuğu sorunun hepsi bir an patlayıp ortaya çıkardı.
Ama... bu her neyse onu üzen bir şeydi.Şu an, son nefesime kadar bir kez bile incitmek istemediğim tek kişi oydu.
O yüzden geri durdum.

Biraz duygusal tarafına oynayayım bakalım...
Tırnaklarını neye çıkardın yavrum.

"Dene ama..."
Kaşlarımla yatağı işaret ettim.
"İşin sonu yatakta biter."

Gözbebekleri bir anda büyüdü.
Dudaklarını birbirine bastırdı; nefesini tuttu.
Aynı hırsla baktı bana.
Aynı meydan okumayla.

Yok oğlum...
Bu yumuşamaz.

"Ömer bırak kolumu, çok ciddiyim!"

Sesindeki titreme, ciddiyetinden değil; bastırdığı şeydendi.

"Sorun ne güzelim," sesim alçaldı.
"Söyle, bırakacağım."

Alt dudağını içten ısırdı.
Gözlerini kaçırdı.

"Yok bir-"

"Var bir şey yavrum."
Parmaklarımın arasında küçük kalan çenesini tuttum.Yüzünü kaldırdım.

"Söyle bana kurban olduğum, sorun ne?"

"Yok sorun."
Kirpiklerini kırptı,yüzü duruldu.
İçinden üzülüyordu; saklayamadığı yerinden.

Gözlerini bırakmadan sordum:
"Peki... Live'yi mi araştırdın?"

İnkâr etmedi.
Sadece baktı.

"Ondan aldığım istihbaratlar benim için çok kıymetli güzelim."

Boğazı hafifçe hareket etti.
Alt dudağını diliyle temizledi.

"O da..."
Sesinin ucu yarım kaldı.
Gözleri kaçtı, sonra geri döndü.
"O da kıymetli mi?"

Çattığım kaşlarımla olan biteni bağdaştırmaya çalıştım.
Ellerimi itip yanımdan geçti, yatağın kenarına oturdu.
Öyle sıradan bir oturuş değildi bu;
sanki dünyanın bütün yükünü omuzlarına almış gibiydi.

Omuzları düşüktü.
Sessizliği, söylediği her şeyden daha ağırdı.

Kıskanmıştı.
Ne öğrendi, kafasında ne kurdu bilmiyorum.
Ama bu hâli...Tanıyordum.Bilmeden de olsa,kalbinde açtığım eski yaralara dokunuyordum.

O yaralar kapanmamıştı.Sadece üstü örtülmüştü.Farkında olmadan,
yarasına yara açıyordum.

"Gece yarıları eve gelmeler...
Telefondan başını kaldırmadan içeri girmeler.
Beni görünce cevap vermeyip kaçmalar..."

Sesi yükselmiyordu.
Zaten yükselmesine gerek yoktu.
Her kelime, olduğu yere çakılıyordu.

"Live... ben yokken o varmış yanında.
Hatta çocuklar da tanıyormuş onu."

Bakışlarını duvardan çekti.
Gerginlikten birbirine dolanan ayak parmaklarına indirdi gözlerini.
Sanki gözlerimi yakalarsa, söylediği her şey daha gerçek olacakmış gibi kaçıyordu.

"-Hatta aynı..."
Bir an durdu.
Nefesi takıldı.

"Aynı evde...
Yani senin o dört yıl boyunca kaldığın o evde kalıyormuş-
sizinle kalıyormuş."

Dudakları titredi.
O titreme...
Beni yıllar öncesine, o odadaki yalvarışlarına savurdu.
Onu bu yıkıntıyla, bu yangınla nasıl tek başına bıraktığımı yüzüme çarptı.

Gül'üm...Yandığım...

Gözlerimi yumdum.
Göz kapaklarımdaki soğukluk, içimdeki yangınla tezat oluşturuyordu.

Live...
Sadece benim olmadığım gecelerde çocuklarla kalıyordu.
Onları ölü gösterdiğimiz için her gün yanlarına gidemiyordum.
Yokluğumda ona emanet ediyordum.
Bazen de Gülsüm bakardı.

Ama bunların hiçbiri,
onun kalbinde kurduğu sahneleri yıkmaya yetmiyordu.

Yanına oturdum.
Onun baktığı duvara baktım.
Gerçeği söylemesem... kafasında daha fazlasını kuracaktı.
Söylesem...
Canı yine acıyacaktı.

Telefonu cebimden çıkardım.

Elini tuttuğumda, yüzüme masum masum baktı.
O bakış...
Hiç değişmemişti,ölürüm ben doya doya sevemediğinim bu kara gözlere.

Parmak izini yıllardır değiştirmemiştim.
Beş aylık hamileydi; uyurken ayarlamıştım.
Buna rağmen, bir kez bile telefonuma elini uzatmamıştı.

Parmağını ekranın dokunmatiğine değdirdiğinde,Live ile olan mesajlar açıldı.Valkow'la Ataman'ın birlikte çekilmiş fotoğrafları duruyordu ekranda.

"Onunla hiç beraber kalmadım," dedim."Ben olmadığım zamanlarda çocuklarla vakit geçirirdi."

Elini geri çektiğinde parmakları çarşafı sıktı.Bakışlarını bile aldı benden .Sanki gözlerini çevirirse,kalbi daha fazla dağılacakmış gibi.

"Ben onlara hasretken..." dedi,sesi kısıldı,
"Sen onları Live'ye emanet ettin.
Doğru anladım değil mi?"

Dudaklarını birbirine bastırdı.
O an, içinde kopan fırtına
ilk beni yıktı.

Bu mesleğe ilk adımımı attığımda,
bunun kendini adayanların hikâyesi olduğunu biliyordum.
Vatan, kendini adayanların omzunda yükselir.
Ne adadıysan,
kefaretin odur.

Ben...
Koklamaya kıyamadığım parmağının ucu kırılsa,
can evim yanacak bir kadından;
en güzel yıllarını,
iki canını,
inandığı, sığındığı, sevdiği adamı aldım.

Onu hayatta tutmak için,
hayatını parçaladım.

Bazen düşünüyorum...
Keşke başka bir hayat mümkün olsaydı.
Keşke söz konusu vatan olmasaydı.

"Peki neredeydin ?" Yüzüme bakıyordu yüzüne bakamazken .

"Valkow'a gittim "

"Benim için mi ?"

"Evet "

Uzun bir sessizlikten sonra yatağa uzanıp sırtını bana döndüğünde gücüm ağrı saplanan göğsüme elimi koymaya yetmedi .

Üstümdeki gömleği çıkardığımda sırt üstü yanına uzandım.Dirseğimi kırıp elimi boynumun altına koydum .
Kalbimin gerçekten sıkıştığını hissetsemde basmadım elimi üstüne .

"Peki benden niye kaçtın ?" Hızla dönüp bunu sormasını beklemiyordum.
Kolumun altına kadar yanaşıp küçük bir çocuk gibi merakla yüzüme baktı .
İçime çektiğim nefes göğsümü şişirsede soğutmadı yangını .

"Bu halde karşılamasaydın kaçmazdım ."

Üstünü baştan aşağı süzerken bu haline içim gülümsemek istesede gülemedim .

"O aklından neler geçirdin,seni aldattığımı mı ?" Tiksinerek kurduğum cümleden sonra onu yastıktan başını kaldırdı.

"Yooo " Önüne gelen saçını kulağının arkasına sıkıştırdığında bana çekingen baktı .

"Yine ihtiyacın var mı ?"

Göğsüme bakan kara gözleri, geçen gün söylediklerimi hatırlattı bana.
Ona ihtiyacım olduğunu söylemiştim .
Sesli bir nefes verdim. Bana yaklaşmakta tereddüt eden bedenini belinden kavrayıp göğsüme çektim. Giydiği kumaş avucumun altında kaydı.

Başını kaldırıp göğsümün üstünden bana kirpiklerini kırparak bakarken öpülesi dudakları yerine fındık burnunun üstüne dudaklarımı bastırdım.

"Hep var sakuram ." Başını tamamen yasladığında saçları göğsüme dağıldı .Belimdeki elimle onu biraz daha sıktım.Çıplak omzuna dudaklarımı bastırdım.Kapanan gözlerimle kokusunu içime çekerken orada kaldım .

"Sana birşey sorabilir miyim ?"

"Sor kurban olduğum "

"Ama kızmayacaksın " Gözlerim anında açılırken sesindeki karmaşa hayra alamet değildi .

"Sana kızamam "
Benden cesaret alarak yanağını tenime sürttü.

"Tamam şimdi şöyle düşün bazen özel görevde başka bir erkekle yemekler falan oluyorya hani mesleğim yüzünden o tarz şeylere katılsam mesela sen şey yapar mısın beni affeder misin ?"
Kanım katran gibi kaynarken alt dudağımı yalayıp dişlerimi geçirdiğimde yüz kaslarım istemsiz oynadı .

Neyi yokluyorsun Gül?
Cümleyi kurarken çuvallamıştı bu kadın bana o konuda asla hesap vermez.Bunları daha önce defalarca yaşadık.Başka birşey var bambaşka birşey bundan daha ağır birşey .

"Sessiz kalıp sorularıma cevap vermediğin zaman kafanı patlatmak istiyorum !"
Yumruğunu göğsümde sıkıp kalkmaya çalıştığında güçsüz bedeni beline kilitlediğim kolum yüzünden göğsüme geri düştü .

"Bıraksana beni ya !"
Çıplak bacakları bacağımın kenarında sürtünürken yumdum gözlerimi .

Ya sabır,ya sabır sınavım bir değil ki !

"Ömer bıraksana ya istemiyorum !"

Başımı hafifçe eğdim. Alnımı alnına yaklaştırdım ama değmedim. Aramızda sadece nefes vardı. Onunki düzensizdi, benimki kontrollü."İstemiyorsun ?"

Küçük burnundaki öfkeli nefesi tenime vurup durdu o bile yakıyor ki,sikeyim böyle işi!

Hırsla bakan gözlerini kıstı .

"İstemiyorum !" Dediğinde boşta duran elimle geceliğinin askılığını omzundan düşürdüm.Burnumu tenine sürterken bendeki herşeyi şaha kaldıran kokusunu çektim .

"Ya uslu durur kocanın göğsünde uyursun yada seni istiyorum diye sabaha kadar kıvrandırırım yavrum "
Söz ağzımdan çıktığı an, sesimin tonu bile bana ait değildi.Yanağını göğsüme bastırdığında sessiz kaldı.Eli karnımın üstünde hafifçe kımıldarken yüzünün sıcaklığını hissettim .

"Ömer..."
Adımı söylerken sesi titredi. Bu titreme, içimdeki sabrı yerle bir etmeye yetti.

"Seni şu an dövmek istiyorum!"

Sesimi alçalttım, yüzümü kulağına yaklaştırdım."Senden gelen herşeye razıyım kadın sende benim yapacaklarıma razı mısın ?"

Sessizliğini koruyup yüzünü kaldırmadı hatta elinden gelse utançtan yanan yanaklarını kalbime kadar sokacaktı .

"Bana bu gece beni sınamak için içlik giymediğini karşıma böyle çıktığını itiraf etmeye ne dersin ?"

Yerinde hafifçe kımıldadığında sessizliğini korudu.Olay şimdi çözüldü .
Bu geceliği bilerek giydi ama Live hakkında aldığı istihbarat,ona ben eve girmeden hemen önce ulaştığı için bu işten vazgeçti.Kıskançlığı ona ne giydiğini unutturmuştu .
Küçük şeytan !
Oyun istedin demek ?

♡Gül♡

Sadece içimden geldiği içindi.Yüzüğü parmağıma takınca sadece içimden gelmişti.Bir gecede olsa mutlu olsun mutlu olayım istedim,eskisi gibi ama olaylar çok farklı ilerledi .

"Düşündüğün gibi değil "
Kuruyan dudaklarımı ıslattığımda saçlarımı geriye attım.Ağzının içinden tuaf seslerle homurdandı .
Düşürdüğü askılığımın ipinin orada durması beni huykandırmıştı.Kolum altımda kaldığı ve onunda beni kendine yapıştırdığı için oradan çıkaramıyorum.Aşırı daraldım.

"Ömer ya ufffff !"
Sonunda gevşettip kolunu yatağa bıraktığında elimi onun göğsüne koyup doğruldum .
Düşürdüğü askılığı çıkarmak için uzatacağım elimi tuttu.

"Yapma " dediğinde gözleri şu an tamamen onun odağında olan göğüslerimdeydi.Yutkunduğunda diğer eli gözlerimi kapatmama sebep olacak bir dokunuş yaptı .
Diğer ipide düşürdüğünde gecelik anında belime yığılmıştı .

"Bunlar..." avuç içini ikisininde ucunda sürtünüp dururduğunda gözlerim kapandı."Sende avucum kadar olan tek şey " dokunuşları asklımı almak ister gibi o kadar incedendiki kendimi sıktım .

Dudaklarını göğüs ucumda hissettiğimde bu şekilde daha fazla duracak direnci bulamadım .Kolumu kırıp onun üstüne eğildiğim.Ağzına tamamen almasıyla diğer tarafıda avucunda sertçe sıktı .
Öyle bir açlıkla sömürüyordu ki onu bırakıp diğerine geçtiğinde kalçamı kavrayan parmakları beni üstüne çekip oturttuğu anda durdu .

"İçinde birşey yok lan ! Kadın sen beni neyle sınadığının farkında mısın !?"
Anında anlması beni şaşkına çevirirken gözlerimi açtığım anda altımdaki taş gibi sertliğine kendime engel olamayıp sürtündüm .

Benim inlememle onun ağzının içinde oynadığı et parçasına dişlerini geçirmesi aynı anda gerçekleşti .
O dursada ben durmadım.Bunu tekrar yaptığımda benimle beraber herşey alt üst oldu.
Onu anında üstümde kendimi altında buldum.
"Özür dilerim yavrum..."
"Ne için ?" Yırttığı gecelikle ağzımdan bir çığlık kaçtı.Hayır gecelik için değildi o özür ...

İnip kalkan açıktaki göğüslerimden başlayıp bakışları daha önce hiç görmediğim bir açlıkla yavaş yavaş aşağı inmeye başladığında ellerimi kullanmak istediğim anında engel oldu .
Başımın üstünde birleştirdiği ellerimle üstüme eğildiğinde dudaklarıma kapandı.Öpmüyordu resmen sömürüyordu.Ağzıma sızan kan tatını sıkıp uyuşturduğu dudaklarımdan dolayı geç hissettim.

Duyduğum kemer sesiyle, üstündeki herşeyden kurtulma süresi arasında resmen zaman yoktu .
Eli en tehlikeli yerlerde dolaşırken iniltim ağzının içine karıştı. Bileklerimi serbest bırakmasıyla tırnaklarımı sırtına geçirip üst dudağını ısırdım .
Ayrılıdığında gözlerime baktı.
Kolunu başımın yanına dayadığında burnu burun ucuma değiyordu.Kasları karnımın üstünde bana ağırlığını verirken çıldırmak üzereydim.
Bakışları içime işledi, girişimde yerini alan taş gibi erkekliğinin ucununun sürtünmesiyle alt dudağımı ısırıp gözlerimi yumdum.
Hızla inip kalkan gögüslerime bedenini kapattı.

"Bunun için yavrum " Bir anda itmesiyle hem acı hem zevk hemde tam alamanın doğurduğu zorluk yüzünden tırnaklarımı sırtına çığlıkla geçirdim.

🦋

Yüzümü kaşındıran her neyse elimle uzaklaştırmaya çalıştım.Yorgunluktan açılmayan
göz kapaklarımın üstüne dünya çökmüştü.Usul usul mızmızlanarak açmaya çalıştım.
Sisler dağılmaya başlayınca uykuda beni zincirleyip geri çekmeye çalıştı .

Gözlerimin önünde bana boncuk boncuk bakan kara gözler uzun kırpışıp duran kirpikler bakıyordu .

"Annecimm!"
Gökçe'min yanağıma kondurduğu sulu öpücükle dünyanın en güzel gününe uyandım.

"Babam annemi uyandırmamanı söylemişti !" Küçük oğlumun sesini takip ettiğimde agrasif bir şekilde kız kardeşine bakıyordu .

"Ama ben uyandırmadim ki annem uyandı öyle değil mi anne ?"

Onu kendime çekip doya doya sarıldım.Lüle saçlarının kokusunu içime çekip öptüm.

"Öyle tabi " Bize bakan oğluma kolumu açtığımda beni reddetti .
Alparslan beni reddetti ?

"Annecim neden gelmiyorsun ?"

"Babam çok yorgun olduğunu söyledi sarılamam. "

Kollarını göğsünde birleştirmiş bize bakıyordu.Kızımın sulu öpücükleriyle gülümsedikten sonra ona gözlerimi kısarak baktım .

"Annem gelir misin seni çok özledim"

"Olmaz babam seni rahatsız etmemezi söyledi ama Gökçe yine dinlemedi !"

Hay babanın kemiğine tüküreyim !

"Alparslan kızıyorum ama !"

Yatağımda gecede kalma yorgunluğumla oturur pozisyona geçer geçmez ağzımı açık bıraktı .

"Sakin olmayı öğrenmelisin anne,bir yetişkin olarakda bize bunları senin öğretmen gerekiyor."

Terliğim nerede benim ?

Bu gün öğrendim ki anne terliği ilkel birşey ama ben bu kadar politik bir çocuğa terlik fırlatırsam olacakları tahmin bile edemiyorum .Birkaç gün sonra beş yaşına girecekler ve Alparslan'a bu yaşın neler getireceğini de hiç tahmin edemiyorum .

Kızım kucağımda saçlarımla oynarken bir anda attığım çığlıkla karnımı tuttum .

"Anne !" İkisininde aynı anda seslenince tuttum kendimi .
Oğlum anında yatağa çıkıp karnımdaki elimin üstüne elini koyduğunda küçük bedenini tuttuğum gibi yatağa yatırdım.

"Demek anneye sarılmazsın ha !"

Karnını gıdıklarken yeşilleri yaşadığı ihaneti anlayınca kızamadan gülmeye başladı.

"Anne yapma !" Gülerek ellerimi itmeye çalışırken Gökçe'de bana katıldı .Kahkahası duvarları yıkarken ayaklarıyla çırpınıp durdu .

"Ba-baaa-aa!"

"Ba-baaa kurtar-beni !"

Nefesini toplaması için durdum. Boynunu öpüp devam ettim.

"Anne yapma yap-mayın !" Güzel gözlerini gülmekten kısıp kısıp açtı .

"Babaaaa!"

O daha sözünü bitiremeden kendimi alttan kızımıda üstümde buldum .Bir anda olay tersine döndüğünde babasının koluna sarılıp kalkan oğlumla kalkmaya çalışsamda imkansızdı.Ömer hem kızımım hemde benim bileklerimi birbirine yapışık tutuyordu.

Baba oğul gözleriyle birşeyler konuştuklar.Alparslan anında bir eliyle beni bir eliyle Gökçe'yi gıdıklamaya başladı.Gözleriyle konuşan odama gözleriyke konışan bir çocuk doğurmuştum çok güzel .

Oarmakları huylandırınca dizlerimi kırıp bacaklarımı kendime çektim .
Aslında gıdıklamam ama küçük elleri aşırı huylandırıyordu.Kızım çığlık çığlığa topuklarıyla babasının göğsüne vurup durdu .

"Baba -yapmayın !"

"Baba ağlarım baba ağlarım acıtıyor ııııı-"
Küçük bücürün zayıf nokta bulup oynamasıyla kahkahayı bastım.
Demogoji hangi ara öğrenmişti bu ?
Kıpırdadıkça saçlarım yatakta dağılıp durdu. Ömer iki bacağının arasında bacaklarımı sıkıştırıp üstüme eğildiği için kurtulamıyordum.

"Anne kurtar bizi anne !"

"Ömer " Gülüşümü biraz azalttım, bakışları yüzümdeydi .

"Bırak !"

Beni pisliğine hiç duymamaya çalıştığında meydan okuyan bakışlarına kaşlarımı kaldırdım.

"Anne !Annecim kurtar bizi yapmayın"

"Öyle mi Ömer bey ?"

Bakışlarımı dudaklarına indirdiğimde
kendimi biraz yukarı ittim.Tüm gece bir an bile durmamıştı.Uykuya nasıl daldığımı bile hatırlamıyorum belki o halde bile uyumuş olabilirim.Bacak aramda hissettiğim sertlik ile gözleri dün gecenin doyumsuzluğunu verdi.

"I still want it."[Onu hâlâ istiyorum.]

Yeşillerindeki alevler anında harlandığında hislerinin onu gevşetmesini beklememe kalmadan bileklerimi tutmada büyük bir boşluk bıraktı.Gardını indirdiğinde Gökçe'yi üstümden kaydırıp bileğini tutup omzuna dirseğimi koyduğumda bu sefer o yüz üstü düşmüştü.
Saçlarım boynuna doğru düşerken yüzüne eğildim.

Kolunu çevirdiğim için etkisiz bir halde duruyordu ve ben sırtında oturuyorum.Bu tutuş onun çok durdurmazdı.Hamle yaptığı anda gücüne direnmem imkansızdı ama düşman olsaydı öldürmem için yeterli bir açıktı.Şu an tek bir hareketiyle tekrar alt üst olabilirdik ama o daha çok ona söylediğim şeyin etkisindeydi şu an.

"Biliyorum güzelim "

Söylediği şeyle anında üsttünden kalktım.Ben onu şey için söylemiştim ya !

Kızım ve oğlum bana şaşkın şaşkın bakarken Ömer'de doğruldu .
Kaşımın kenarını parmağımla hafifçe kaşıyıp gözlerimi kaçırdım .

"Babamı yendi " diyen Gökçe'em hayatının şokunu yaşamış gibiydi.Babası onun için yenilmezdi.

"Annem seni nasıl yendi baba ?" Alparslan'nın yüzündeki ifade beni biraz rahatsız etti.Utanmasam çocuklara trip atacağım.

"Annenizin beni ilk yenişi değil "
Yeşilleri bana daldığında gizli bir tebessüm sundum .İlk itirafını hatırlattı bana .
'Ben ırkımın asil kızına yenildim' demişti...

"Nasıl yani ?"

"Büyüyünce anlarsın oğlum "
Alparslan'nın saçlarını karıştırdığında Gökçe gamzesini gösterirken saçlarını havalı havalı arkaya attı .Hareketlere bak aynı Efsun...

"Büyüyünce bende annem gibi olucam"

"Annen gibi olman için önce birşeyler yemelisin küçük hanım " burnunun ucunu sıktığında kurtulmak için direndi .

"Baba ufffff,sıkma yaaa !"
Mızmızlanan kızını tek hamlede patates çuvalı gibi sırtına attı.
Lüle saçları babasının sırtından aşağı sarkan Gökçe çığlığı bastı .

"Baba düşücem baba !"

"Bu dün gece o evde kalmayı kabul ettiğin için hanımefendi ."

"Amcam istedi ama "

"Sende benim evim var diyecektin başkasının evinde kalmak ne oluyor babayla anneyi bir daha bırakacak mısın ?"

Oğlumla ikisinin peşinden ilerlerken Ömer hayret ettiriyordu .Başkasının evi dediği (Yiğit'in evi )

"Hayır "

"Söz mü? " kafasını sallayarak onay verdiğinde mutfağa girmiştik.
"Söz "

Tavada kızaran patatesleri Ömer yukarıya çıkmadan önce hazırlamış olmalı.Neyseki az daha gelmesek yanmak üzereymişler .Telaşla patatesleri çıkarmaya başladım .

"Ağrın var mı güzelim ?"Eli kızının saçlarındayken bana neden o soruyu sorduğunu hatırlayınca kızaran yanaklarımla kafamı hayır diye salladım.

"Baba besleme ne demek ?" Oğlumun sorusu ile kaşlarımı gözlerime indirdim .

"Bunu nereden duydun oğlum ?"

"Bize böyle bakan kötü kadın söyledi"
Hareketlerini takip ettiğim kızım önündeki tabağa elinden geldiği kadar sinirli baktı .Kaşlarını çatarken küçük bunun kenarları içe çekildi .Burnundan soluyormuş gibi yaptı .Bu haline dayanamadım.Kızartmaları masaya koyaraken yanağını öptüm .

"Siz onunla tek mi kaldınız ?"

Kimden bahsettiğini anlamak zor değildi.Ömer'in hâlası .
Dede falanda gelmişti Efsun ve Ayşe teyzede gelmişti.Zaten Yiğit'in annesinin yani Ayşe sultanın,eltisi Gülsüm'e nedenini çözemediğim bir sevgisi var.Dün de cümbür cemaat hep beraberlerdi .

"Baba,Gökçe'ye beklemesini suyu Efsun halamdam istemesini söylemiştim ama beni dinlemedi.Kendisi almaya çalıştı sonrada bardağı kırdı"
Bir yerinde birşey var mı diye minik ayaklarını kontrol ettim.

"Ama baba onlar Orhun amcamla tartışıyordu"

"Tartışıyor muydular ?" Kafasını sallarken patatesini ısırdı .

"Evet anne hemde Efsun hâlam amcama adam değilsin dedi .
Sonrada amcam sinirlendi beni yanındaki yavuklarla karıştırma ağzını topla dedi ."

Lavuğa yavuk diyişine güldüm .

"Sonra ben bardağı kırdım o kadın geldi.Bize anası bitti sıra bunlarda beslemeler dedi.Bağırdı bize baba.Sonrasını anlatamam çünkü Efsun halam bizi yukarı çıkardı ama Yiğit amcamın sesini duydum.Büyük dedeye bir daha bunlar evime gelmeyecek seni bile çiğnerim dede dedi.
Yiğit amcam kocaman dedeyi nasıl çiğneyecek anne ? "

Anlattıkları sabrımın sınırlarını zorlarken bir tutam lüle saçını kulağının arkasına sıkıştırdım.
Ömer ile kesişti gözlerim yeşillerindeki siyahlık beni bile ürkütüyordu.Masada sıktığı yumruğuna sadece bende değil meyve suyunu içen oğlumda baktı .

"Yiğit amcan orada çiğnemek derken dedeye senin bile sözünü dinlemem manasında söylemiş annecim."

"Ama büyüklerin sözü dinlenir amcam saygısızlık mı yaptı şimdi ?"

"Biz büyükler çok sinirlenince hatalar yapabiliriz Yiğit onu kızgınlıkla söylemiştir eminim ki dedesinden sonra gidip hemen özür dilemiştir.Önemli olan hiç yanlış yapmamak değildir yanlış yaptıktan sonra..."elimi küçük kalbinin üstüne koydum."Şuranın sesini dinleyip kırdığımız üzdüğümüz kişinin gönlünü alabilmemiz ve bir daha asla aynı yanlışı yapmamamız."

"Anne biliyon mu ?"elini ağzına kapatıp kıkırdadığında Ömer'de benim gibi ne oluyor bakışı attı .

"Neyi annecim ?"

"Yiğit amcam kumru teyzemi öpmüş "

"Ne ?" Tepkimi kontrol edememişken Gökçe kıkırdadı.

"Öpmüş öpmüş anne !"

"Sen nereden biliyorsun ?" Oğlum şu an benim aklıma bile gelmeyen en mantıklıyı sormuştu.

"Ayşe sultana Efsun halam söylerken duydum.Ayşe sultanda 'şükürler olsun sonunda zaten pek sevmiştim o kızı' dedi ."

"Kapılarını dinledin bu doğru değil !"

"Hayır dinlemedim bikere onlar bağırıyordu tamam mı ?!"

Kızımamı şaşırayım yoksa olanlara mı ?

"Anne biliyon mu birde amcam eve eli kanlı geldi." Kardeşine baktı ."Bunda kapı dinlemedim sen uyuyodun amcam geldi bende gördüm.Bide Hira abla çatıdan düşmüş Hasan abi kurtarmış.Yiğit amcam dedi ki Mehmet yine dellenmiştir.Ben dinlemedim duydum."

Duydum şüpheli dinledim gerçek...
Kızıma yanlışları mı söyleyeyim yoksa anlatıklarına mı yetişeyim bilemedim .

"Güzel kızım kapı dinlemek çok kötü birşey bunu bir daha yapma lütfen insanların özelleri var saygılı olmalısın ."

"Ama anne ben dinlemiyom ki kulağım duyuyor " Sokrates kalkta savunma gör !

"Kulağımı böyle kapatarak mı dolaşmalıyım ?" Ellerini tutup kulaklarından uzaklaştırdım.

"Neden bunu yapıyorsun?
Doğruyu söylersen kızmam ki sana babanda kızmaz "

"Sizde yalan söylüyorsunuz !" Hırsla kollarını göğsünde birleştirip başını eğdi .

"Ne zaman yalan söyledik annem ? Beni üzüyorsun"

"Ayrılacaksınız bize yalan söylüyorsunuz işte oyun yapıyorsunuz bize çocuğunuz diye kandırıyorsunuz.Sen boşayacakmışsın babamı öyle söylemişsin.Babamda elini sallasa ellisiymiş ona kız mı yokmuş keşke biz hiç doymasaymışınız "

Son cümlesi göğsüme zehirli bir ok gibi saplandı.Doğdukları gün üstüme azap çökmüşken ben bir kere bile kurmadım o cümleyi bir kere bile aklımdan geçmedi.Dolan gözlerimi yumup açtığımda titreyen dudaklarımı araladım ;

"Bunu kimden duydun Gökçe ?!"

"Amcama sordum elini sallasa ellisini öğrendim ben.Hem sen hamileykende babamda bizi karnında istememiş "

Çenemi sıktığımda titreyen elimle boynu ovaladım.

"Kimden duydun ?" Titreyen sesimle yinelediğim soruma cevap vermedi.
Kontrolümü kaybetmek üzere olduğumu biliyorum.Sıkışan göğsüme elimi bastım.

"Annecim " Göğsümdeki elime küçük elini uzattığında anında ayağı kalktım .
Karşılarında ağlamak isyemiyorum...istemiyorum.

"Kimden duydun diyorum sana ?"

"Babannem söyledi Live ablayla konuşurlarken duydum,annecim özür dilerim üzülme nolur söz bir daha yapmiycam ." Arkamı döndüğümde sım sıkı yumduğum gözlerimden sıcak içimi yakıp kavuran damlalar düştü.
"Annecim gitme -"
Elimin tersini sesim çıkmasın diye ağzıma kapattığımda titreyen içimle mutfaktan çıktım.

Onlar görmeden çıktım .Her zaman kaçılmaz, o an gidilmesi gereken bir yer vardır. Odaya girdiğimde hava bile suskundu. Dolabın kapağını açtım.En altta duran dibe sakladığım küçük sandığı aldım.Yatağın kenarına oturup onu kucağıma koydum.

Parmaklarım titriyordu. Titremesine şaşırmadım. İnsan,en çok alıştığı acıya dokunurken titrer.
Kalbimdeki sızı, yer değiştirdi; göğsümden boğazıma doğru yürüdü. Nefesim daraldı. Sandığın kapağını açtım. Yıllardır sakladığım bez parçalarını çıkardım. İlk doğduklarında üzerlerine o evde sardığımız o bezler... Kokuları kaybolmasın diye kapalı tuttum;ben kokularını sakladım onlar acılarıyla kaldı.

Kapının açıldığını biliyordum. Ömer'in içeri girdiğinide ama başımı kaldırmadım.Alt dudağımı dişlerimin arasına alıp kendimi tuttum.Yanıma çöktüğünde yatağın çöküşüyle birlikte kokusu sardı etrafımı.
"Tutma kendini," dedi kısık bir sesle.
"Bahçedeler... duymazlar."

Bunu bekliyormuşum gibi içimde biriken herşey döküldü.

"Ben... bir kere bir kere olsun keşke doğmasaydılar demedim.Ben onların acısından yandım Ömer yandım tükendim.Kimsenin tükenemeyeceği kadar tükendim.İçim yanarken ben insanların arasında dolaştım.Benim içim yandı ben hiç birşey olmamış gibi insanların arasında dolaştım."
Kolları beni göğsüne çektiğinde batan boğazıma aldırmadım .

"Benim sevdiğim adam o gün yandı ! " Yumruğum göğsüne indi,
"BENİM SEVDİĞİM ADAM BENİ O GÜN BIRAKTI ! İKİ TANE EVLAT VERDİĞİM GÜN BANA DÜNYADA CEHENNEMİ YAŞATTI BENİ KANDIRDI ! BENİ ALDATTI ! BENİ İKİ ÇOCUKLA GÖZÜ KANLI BIRAKTI !"
Vurdukça o daha sıkı sardı beni. Bastırdı sıcak göğsüne.O sıcaklık, bana hem teselli hem de acımı hatırlatan bir yankıydı.

"NİYE YAPTIN ? NİYE YAPTIN ÖMER ! HİÇMİ SIZLAMADI KALBİN HİÇMİ DÜŞÜNMEDİN BENİ ?"
Çatladı sesim...Kırıldı,parçalandı.

"İzledin,"dedim.
"Çığlıklarımı izledin.Gördüm seni. Ben ölürken sen baktın.
Beni yaktın... yanarken seyrettin.
İzledin...
Ben yandım sen izledin..." Her vuruşum güçten değil, çaresizliktendi.
Buydu asıl çaresizlik:
Çare yanı başımdaydı ama ben artık iyileşmek istemiyordum.

Bu acı benim evimdi.
Öyle ağırdı ki, nefes almak bile bir yüktü. Gözlerimi kapattım; geçmişin bütün kırık dökük anları, kaybettiklerim, yitirdiğim zamanlar ve yarım kalmış hayaller bir anda yıkıldı göğsüme.

Dermanım tükendiğinde tişörtünden kucağına düştü ellerim.Sadece o tutuyordu beni sım sıkı.
Gözlerindeki ıslaklığı boynumda hissettiğimde, kendi gözyaşlarımı görmezden gelmeye çalıştım; ama nafile. Her damla, geçmişin ağırlığını içimde yeniden şekillendiriyordu.

Boğazımı yaran yutkunmayla sıktım kendimi.Kollarımı beline sardığımda dağı taşı inletecek bir "of" çıktı ağzımdan.

Yüz yıllık göz yaşıyla kollarında ağladım.Güçlü olduğum için değil... güçlü olmak zorunda bırakıldığım için değil... sadece acıya bağlandığım için.
Belki de, insanın en karanlık gerçeği budur: Acıyla yaşamak, onu bırakmamaktan daha kolaydır.

BÖLÜM SONU

Ömer'im de Ömer'im...

Her şey vatan için unutmayalım 🇹🇷

Bölümü beğendiniz mi ?
Onları çok özlediniz biliyorum bende çok özlemişim...

Ömer'i hâlâ affetmeyenleriniz var ne yapsın artık bu adam...

Gül için şunu söyleyeceğim kendi yolu çizdi o,yani o acıyla hep yaşayacak.
Bazıları acıyı sever arkadaşlar Gül'üm de öyle.

 

Bölüm : 28.12.2025 19:03 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...