15. Bölüm

Kayıp🌹15

Dahliaaa
d_ah_lia

 

Yanında oturan Esma'ya göz ucuyla baktıp gözümü tekrar yola çevirdim.

"Esma ."

"Hı?" Dedi tatlı sesiyle ,örttüğü toprak rengi şalı güzel gözlerini gün yüzüne sermişti ve o gözlerde araca bindiğimizden beri bana birşeyler söylemekten çekinen hal vardı .

"Söylemek istediğin şeyi çekinmeden söyle ." Dediğimde bana doğru döndü.

"Babamla annem severek evlenmişler hatta dedem vermiyormuş ama babam asla vazgeçmemiş " Dediğinde,derinlere dalmıştı gözleri.
"Babam annemin gözlerine baktığında sanki dünyayı arkasına alırdı."Acı bir tebbesüm sardı yüzünü.

"Böyle seven erkek bulmak isterdim babam gibi bakan bakarken kıyamayan sonra derdim ki yer yüzüne babam gibi seven başka bir erkek gelemez,gelmiş.Savaş abi sana o kadar güzel bakıyor ki onun sana olan bakışları bana babamı hatırlatıyor.
Belki bana kızacaksın belki benim haddimede değil ama yuva yıkılınca arş titrermiş bu yüzden boynuma borç bunları söylemek.O çok güçlü birisi,seni koruyor senin için endişeleniyor.
Seni çok seviyor sen benim yüzümden vurulduğunda nasıl feryat ettiğini gözlerimle gördüm.O güçlü adam iki dakikada sanki yok oldu seni kucağında tutarken elinin titreşini Arda'ya yalvarını gözlerimle gördüm.Bu adam senin dün anlattığın kişi olamaz yada belki bir sebebi vardır "

Beni iki ara bir derede bırakan düşüncelerime sahip olan birileri varmış.Dün döndüğümüzde eve gitmeyip kızlara geçtim.Kusmaktan içim dışıma çıktığı için üstüme hepsi bir taraftan gelince olayları yüzeysel olarak anlatmam Esma'yı fazla etkilemiş gibi gözüküyor.

"Şu an kızgın olabilirsin ama bence ona bu gerçeği söyle yine kabul etmezse o zaman boşanırsın ." Sessiz kalmak dışında hiç birşey yapmadım.

"Kızdın mı bana ?"

"Hayır tabiki kızmadım Esma, Nisa ve Kumru neyse sende öyle kardeşimsin bundan sonra birşeyleri söylerken isterken rahat ol.Birde lütfen bunlar aramızda kalsın ben şu an ne yapmam gerektiğini inan hiç bilmiyorum ."

Kliniğe yaklaştığımızda başını sallayarak beni onayladı .

"Beni boşverde seni çok iyi gördüm üniversite sınavınada hazırlanıyormuşsun çalışırken hazırlanmak zor olmuyor mu?"

"Hayır,zorlanmıyorum hatta çiceklerin içinde çalışmak bana çok iyi geliyor."buruk dolu tebessümüne gülümsedim.

"Peki bakalım öyle diyorsan öyle olsun.Hedefin ne ?"

"Psikoloji ." Nisa'nın söyledikleri aklıma geldi .
"Nisa söylediklerinde haklı mı yoksa ?" Gözümü kırptığımda bezgince bir nefes verdi .

"Sanada mı söyledi ?" Dediğinde bezgince bir nefes verdi .

"Başka kime söyledi ki ?"

"Sen yokken sizinkiler piknik düzenledi herkesin ortasında Esma'nın doktoru o kadar yakışıklı ki bende yerinde olsam ondan esinlenir kesinlikle psikoloji okurdum dedi ."

Nisa asla toplum içinde bilerek boşboğazlık yapmaz.Amacın neydi boncuk ?

"Sen onu takma Nisa bu kim bilir aklından neler geçti? Doktorun bahsettiği kadar yakışıklı mı peki ?" Göz kırptığımda oflayışına güldüm.

"Tamam tamam özür diliyorum ." Kliniğin önünde durduğumda ellerimi teslim oluyormuş gibi kaldırdım.

"Estağfurullah hem o benim önce abim sonra doktorum sizin gibi o da benim için değerli ."

"Peki bakalım inelimde şu değerli abinle tanışalım ha ?" Dediğimde kemerimi çözdüm .

Esma araçtan indiğinde ardından indim.
Kliniğe giriş yaparken çalan telefonumda gördüğüm isimle kaşlarım kalktı .

"Efendim ?"

"Gül selamûn aleyküm rahatsız etmedim inşallah " Çekingen sesi beni iyice şaşırttı.

"Aleyküm selam Batur estağfurullah ne kusuru buyur."

"Ya şey ben cuma'yı kıldım."
Sustu ...
"Allah kabul etsin ."

"Şey aslında şey demek için aradım." O şeylerken ben bahçede kalmıştım.Esma saati geldiği için çoktan gözden kaybolmuştu .

"Ney demek için aradın ?"

"Cumada kek dağıttımda duydum ki siz klinikteymişsiniz benim olduğum camiyede yakınsınız kliniktede dağıtsam olur mu diyecektim sevabına ."

"Klinikte ? "

"Evet "

"Kek ?"

"Evet kek,olmaz mı ?"

"Olurda,o kadar yer varken neden klinik ."

"Bunlar okunmuş kek ondan hani oradaki hastalara şifa olsun diye hepsine tek tek okudum ."

"Eee getir dağıtalım belki şifa olur ."

"Tamam hemen geliyorum.Esma yanında mı ?"

"Yok ben-"

"Nasıl yok onu tek mi bıraktın, sen yanında değil misin ?"
Sözümü kesip endişeyle olaya dalışı bana aklıma gelmiyecek şeyleri düşündürmeye başlattı.

"Batur sakin ol izin vermedin cümlemi tamamlamama,yok derken ben bahçedeyim o içeri yeni girdi ."

"Kapat iki dakikaya ordayım ." Kulağımda düşen çağrıdan geriye kalan dıt sesiyle birlikte kapat diyip kapattığı ekrana baka kaldım.

"Bunların hepsi odun ya yüzüme kapattı! Neyse ya çok oylandım"

Klinik kapısından içeri adım attığımda steril kokuların hâkim olduğu geniş ve modern lobiye göz gezdirdim. Danışmanın arkasında, koyu renkli üniformasıyla genç bir kadın oturuyordu. Kararlı adımlarla masaya yaklaşıp nazikçe seslendim:

"Kolay gelsin."

Kadın başını kaldırıp profesyonel bir gülümsemeyle karşılık verdi:
"Hoş geldiniz, buyurun?"

Gözlerimi kısa bir an etrafta gezdirdikten sonra doğrudan konuya girdim:
"Esma Çaykara’nın yakınıyım.Şu an görüştüğü doktorun hangi odada olduğunu öğrenebilir miyim?"

"Malesef efendim, eğer randevunuz yoksa sizi içeri alamam."

Kaşlarımı çatıp derin bir nefes aldım. Bu kadar katı bir prosedür beklemiyordum. Sabırlı bir ifadeyle açıkladım:

"Biz birlikte geldik. Sadece kısa bir telefon görüşmesi yapıyordum, içeri geçeli en fazla on dakika oldu."

"Maalesef dediğim gibi yardımcı olamıyorum.Yakınınız çıkana kadar burada bekleyebilirsiniz."

Sabırla derin bir nefes aldım ama içimde yükselen öfkeyi bastırmak giderek zorlaşıyordu. Ellerimi masaya dayayarak biraz daha yaklaştım.

"Bakın, ben doktoruyla görüşmek istiyorum. Bu kadar saçma bir prosedür olabilir mi? Hapishane mi burası?"

"Hanımefendi, lütfen sesinizi alçaltın. Zorluk çıkartırsanız güvenliği çağırmak zorunda kalacağım."

Bu… bir tehdit miydi?

"Sen beni tehdit mi ediyorsun?"

Kadın gözünü bile kırpmadan elini telefonun yanındaki düğmeye götürdü ve yüksek sesle seslendi:

"Güvenlik!"

"Ne oluyor burada ?"
Başımı sesin geldiği yere çevirdiğimde bize doğru gelen kişiden gözümü çekmemi sağlayan kadının söyledikleri oldu .

"Yalçın bey bende dışarı attırıyordum özür dilerim"

"Sen kimi dışarı attırıyorsun ya !"

"Hop hop hop sakin lütfen Aylin sen işine dön hanfendi sizde benimle şöyle gelin ."

Elini koluma doğru uzattığında geri çekilmiştim.

"Pardon ,özür dilerim yanlış bir harekette bulundum galiba sizin açınızdan.Şöyle buyurun konuşalım ."

"Ne konuşacaksınız benimle ?" Normalde böyle bir insanmıyım onu bile hatırlamıyorum hormonlarım dengemi alt üst etti galiba .
Karşımdaki adamı incelemek istemesemde gözlerimi kısarak yaptım bunu.Kahverengi gözleri yuvarlak dolgun yüzü hafif kavisli burnu uzun boyuyla tuaf bir aurası vardı.

"Sanırım beni arıyorsunuz Yalçın Kınay sizde Esma'nın bahsettiği şu kahraman olmalısınız ."

Önce uzattığı ele sonrada da yüzüne tekrar baktığımda jetonum sonunda düşmüştü.Elimle ensemi hafifçe kaşıdım.

"Şey ya kusura bakmayın olay çıkarmak istemezdim sinirlerim bu aralar biraz gergin ben sizinle tanışmak istedim ama izin verilmeyince biraz sinirlendim ."

Gülümseyip kafasını salladığında boşta kalan elini kaşlarıyla işaret etti.

"Ah pardon !" Uzattığı eline elimi geçte olsa uzattım.

"Gül,Gül Ateşkan Bozkurt ."

"Memnun oldum ."

"Bende "elimi usulca çektim.

"Esma'nın çizmesi gereken birkaç resim kaldı odamdan birazdan çıkar o çıkana kadar size birşeyler ikram edeyim."

"Hayır,hiç gerek yok teşekkür ederim."

"Peki ısrar etmeyeceğim ,benimle ne için görüşmek istemiştiniz ?"

"Ben birkaç aydır yokum onunla ilgilenemedim aylardır sizinleymiş hem durumunu öğrenmek hemde ona iyi gelecek şeyler için neler yapabileceğimi soracaktım."

"Esma,ağır ve çok katmanlı bir travma yaşadı. Fiziksel,psikolojik ve duygusal olarak derin yaralar almış.Ama dört ay önceye kıyasla daha iyi durumda. İlk başlarda dış dünyayla bağ kurmak istemiyordu. Güvensizlik, yoğun korku ve çaresizlik hissi hakimdi. Şimdi ise en azından kendini ifade edebiliyor."

Bir an duraksadı, kelimelerini özenle seçti.

"Travma sonrası stres bozukluğu hâlâ etkisini sürdürüyor. Zihni, tehlikenin geçtiğini kabullenmekte zorlanıyor. Bu yüzden bazı tetikleyicileri var: Ani sesler, belirli kokular,belirli kelimeler…Bazen dissosiyatif tepkiler veriyor,yani aniden kendini geçmişteymiş gibi hissediyor.Bedeni de travmayı unutmuş değil; zaman zaman psikosomatik belirtiler gösteriyor.Mide bulantıları,ani baş ağrıları,uyku bozuklukları gibi."

"Ancak şunu bilmelisin; Esma’nın iyileşmesi doğrusal bir süreç değil. Bugün iyi olabilir ama yarın aynı stabilitede olmayabilir. Bunu bir ‘ilerleme’ ve ‘gerileme’ döngüsü olarak düşünebilirsin.Genel tabloya bakarsak, şu an kendini biraz daha güvende hissediyor. Çizim yapmak ve yazmak ona yardımcı oluyor. En azından duygularını bastırmak yerine dışa vurmayı öğreniyor."

"Senin dönüşün önemli olacak. Seni sık sık sordu. Bazen en büyük destek,sadece var olmaktır."

"Geceleri uyuyamıyor tek başına,zaten biliyorsunuzdur güçlü gözüküyor ama sadece öyle gözüküyor.Yaşadıklarını unutup bir gün tamamen iyileşir mi ?" Aklım yaşadıklarını hayal etmeye yetmezken unutup unutmayacağını merak ediyordu.

"İyileşmek, 'geçmişi silmek' değil, onunla yaşamayı öğrenmektir. Esma da bunu yapmaya çalışıyor."
Kahvelerine derince baktım sorsam mı sormasam mı diye ve biri galip geldi .

"Size konudan bağımsız birşey sorabilir miyim ?"

"Tabi ki ?"

"İnsanlar bazen karakterlerinden bağımsız,tamamen zıt,ondan hiç beklenmeyecek bir eylemde yada sözde bulunduklarında biz o insanı o eyleme yada söze göre mi yoksa normal karakterlerine göre mi değerlendirip yolumuza devam etmeliyiz ?"

"Bir insanın anlık davranışı, genellikle duygusal ya da psikolojik bir tepki olur.Bu,onun tüm karakterini göstermez.İnsanlar zorlayıcı durumlarla karşılaştıklarında, normalde yapmayacakları şeyler yapabilirler.Önemli olan,o davranışı bir bütün olarak, kişinin geçmişi, yaşadığı travmalar ve genel psikolojik durumu ışığında değerlendirmektir. Yani,sadece tek bir anlık eyleme bakarak, bir kişiyi yargılamak yanıltıcı olabilir."

"Anladım.Teşekkürler ederim."

"Rica ederim görevim ,sinirleriniz bu yüzden mi gergin ?"

Saçımı kulağımın arkasına attım.
"Yok ya ,aslında var yani onunda etkisi var ama başka sebebide var ."

"Esma'dan sonra iki saat boşluğum var isterseneniz dinlerim sizi ."
Yumuşak ses tonu sanki hayır dememem için yaratılmıştı .
"Çok teşekkür ederim ama gerek yok."

"Mesleğiniz için reddediyorsanız eğer size bunun güvencesini verebilirim."
Ah doktor bunlar seni aşan işler ...

"Dediğim gibi gerek yok !"

"Biliyor musunuz ben sizin gibi birini beklemiyordum."

"Anlamadım nasıl ?"

"Esma'nın bahsettiği Gül'ü beynimde sizden çok farklı çizmiştim."

"Nasıl çizmiştiniz ?"

"Böyle baklavaları olan vurduğunu oturtan erkek gibi,sert bakan"dediğinde kaşlarını çatmasiyla gülmüştüm ve o da bana eşlik etti .

"Ama görüyorum ki yanılmışım şu an karşımda cennetten düşmüş melek kadar güzel bir bayan var ."

Tam arkamda hissettiğim gölge arkamı dönmeme izin vermeden belime kolunu sardığında burnuma dolan kokuyla sertçe yutkundum.

Burada ne işi vardı,hangi ara gelmişti ?
Beni kendine sımsıkı sarıp koluna yapıştırdığından değil,cesaret edemediğimden yüzüne bakamadım çünkü giydiği siyah kazaktan bile kaslarının nasıl gerildiğini hissediyordum.

Duymuştu söylediğini duymuştu.Karşımdaki şaşıran adamın kahveleri,kolunu belime bir anda saran Ömer'den geri adım atmadan sabitken; kimseden çıt çıkmıyordu .

"Hocam hepsini yaptım bi- "Esma elindeki kağıtlarla karşıdaki odadan çıktığında karşılaştığı manzara yüzünden son sözlerini yutmuştu .

"Kağıtları masama bırak Esma'cım "

"Cım,mı ?" Yabancı sesin sahibi elindeki kek dolu kutuyla belirdiğinde Yalçın'a üzülmeye başladım.

"Anlamadım beyfendi ?"

"Bende anlamadım doktor mesela sen her hastanla böyle samimisin yoksa bu Esma'ya mı özel ?"

Allah'ım yarabbim Ya rasülüllah ...
Bu çocuğa ben yokken ne yedirip ne içirdiler içine resmen Ömer'in hayvanlığı kaçmış .Elimi Batur'un omzuna sahte sesli bir kahkahayla vurdum.

"Ahahahah şakacı şey ya "dedim Doktor'a bakarken "Batur çok şakacıdır,şaka yapıyor işte ,hatta çokta temiz kalplidir hatta kliniğinize sırf Esma'ya siz çok iyi geldiniz diye kek dağıtmak istedi."

Ben yalandan kırk takla atıp zorla gülümserken,Batur Yalçın'ı öldürmek için yemin etmiş gibi bakmaya devam etti.

"Batur'cum' versene kutuyu !" Kolunu sıvazlayan elime baktığında memnun olmayan bir ifadeyle elindeki kutuyu uzattı ama Yalçın almak yerine sadece karşısındaki iki adamı izlemeye devam etti

Kafayı mı yedin doktor sen ?

Bu ikisi seni çiğnemeden yer,yer !Şu tiplere baksana biri kas yığını bir doksan üç boyunda dağ ayısı öteki bir seksen dokuz boyunda içi iman doluyken şu an şeytanın mızrağı elinde olsa gözlerine sokacakmış gibi bakan sıksa suyunu çıkartacak içinde Ömer'in hayvanatlığını taşıyan kızgın boğa .

Korkumdan Ömer'in yüzüne bakamıyordum ama tahmin etmek zor değildi .

"Kutuyu alsanıza ."
Bunlara resmen itekleye itekleye birşeyler yaptırıyordum ya .

"Normalde böyle şeyleri kabul etmeyiz ama senin hatrın için bu seferlik kabul ediyorum."

"Hatrı için,demek !"dedi nefes kesen buz sesiyle.
İşte şimdi bittik ...Beni biraz daha kendine çektiğinde önüme gelen saç tutamımı gözlerimin içine bakarak kulağımın arkasına attığında soğukça gülümsedi.
"Bu ne hatrından bahsediyor güzelim ?"
Yutkunmuştum,vallahi bende bilmiyorum ki ne hatrından bahsediyor ama biraz daha böyle bakarsan bana yutkunmak isteyip yutkunamamaktan bayılacağım.

Çenemi baş parmağıyla usul usul okşadı."Eğer onda hatrın varsa,senin bendeki hatrın bile onu buraya gömmeme engel olamaz.Var mı onda hatrın ?"

"Biz-az önce tanıştık ,yok-yani yoktur ."

"Hiç değişmemişsin Savaş ."
İçine çektiği nefesini tutmuştu hemde belimdeki eli giydiğim beyaz gömleğin kumaşını yumruğu arasına alarak.

Bir dakika bunlar önceden tanışıyor mu ?

Esma ürkek adımlarla Batur'un yanında durduğunda Yalçın'da Batur'un elinden kutuyu almıştı.

"Konuştuklarımızı unutma ve egzersizlerinide mutlaka yap tamam mı ?" Buz gibi suratına nazaran Esma'ya karşı yumuşak çıkmıştı sesi ve Esma sadece kafasını sallayarak yanıt verdi.

Kahveleri beni bulduğunda korktuğum şeyi yaptı.Neyi vardı bu adamın ? Sanki gördüğü herşeye rağmen inadına yapıyordu.

"Tanıştığımıza tekrar memun oldum Gül,Esma'da numaram var başka sormak istediğin şey olursa istediğin zaman bana ulaşabilirsin ."

Allah'ım nolur bir arıza çıkmasın .

"Karımın sana soracağı hiçbir şey olamaz !"

"Onun adına mı karar veriyorsun ?"

"Cık"dedi ağzının içinden .

"Senin iyiliğin için karar veriyorum."

"Yıllardır söylediğim gibi seninde tedaviye ihtiyacın var Savaş bir tarafta nefret ettiğin varoluşunu düşünüyorsun diğer tarafta seni boşanmak üzere olan karın-."

Belimden çekilen kol ve Yalçın'nı yüzüne inen yumrukla Esma çığlığı basarken danışmadaki kız güvenliğe koştu .

Yere yığılan Yalçın'nın üstüne ağzından savurduğu küfürlerle tekrar atlamak istediğinde arkadan beline sardım kollarımı.Sırtına başımı gömdüğümde korkudan titreyen kollarım,bacaklarım ve bedenimle ne kadar sıkı sarılabilirsem o kadar sıkı sarıldım.

"Yapma nolur,nolur ?"

İki kolunun yumruğununuda öyle sıkıyorduki benim titremem korkudan onunkisi kendini sıkmaktandı.

"Çek ellerini !"

"Hayır ,benim için yapma nolur gidelim evimize gidelim!" Bir damla yaş süzüldü gözlerimden çok özlemiştim kokusunu tenini varlığını herşeyini çok özlemiştim.
Dev cüssesinin yanında küçücük kalan bedenim ona ne kadar direnebilirdi ki ?

Kollarımı elleriyle tuttu ve fırlattı.
Yüzünü yüzüme döndüğünde yosunları bana sana yazıklar olsun dercesine baktı.Ve ardını dönüp onu durdurmak için gelen güvenliğin omzuna çarıpıp gitti.
Yanlış anlamıştı lanet olsun Yalçın'a ondan boşanacağımı söylediğimi düşünüyor.Esma söylemiş olmalı ve o bunu ben söyledim sanıyor .
Koşarak peşinden gittim.

"Ömer !"

"Ömer dur !"

Dönen kapıdan çıktığında aramızda fark yaratan kapının arkasında kaldım.Cama ellerimi vurdum.

"Ömer dinle beni lütfen dinle !"

"Ömer !"

Yağan yağmura kendimi attığımda arabasına çoktan binmişti .
Şimdi o arabanın içinde,ben kliniğin önünde yağan yağmurun altında ona yalvaran gözlerle bakıyordum.
Ben arabasına gidene kadar o çekip giderdi bu bahçeden .

Yağmur damlaların karıştığı göz yaşımı elimle sildiğimde o arabayı çalıştırmıştı .
Bu bahçeden çıkarsan peşinden gelmem sana kendimi açıklamam yüzbaşı yapma bunu bize.Aracın camları içeriyi göstermesede gözlerinin bende olduğunu biliyorum.

Gaza yüklendiğinde ümitsizce yumdum gözlerimi.Oluk oluk üstüme boşalan yağmur kalbimin gözyaşlarıydı.

Arabası bir anda ayaklarımın önünde durduğunda indirdi camları öfke saçan gözlerini gözlerimden çekmeden uzanıp kapıyı içeriden açtı.

"Bin !"
Ölüm kadar kesin sesiyle yutkunduğum. Direksiyonu sıkmaktan moraran parmaklarında takılı kalırken benim için açtığı kapıdan geçip geçmemek arasında gidip geliyorum .Çünkü çok sinirli.

"Islanıyorsun binsene şu arabaya !"

Kafamı sallayıp içeri geçtim,çektiğim kapıyla emniyet kemerini taktım ve o da indirdiği camları kapattı.
Saniyesinde ıslanan saçlarımdan süzülen yağmur damlaları giydiğim yırtmacı olan kırmızı çiçekli eteğimin üsüne damlıyordu.

Yüzüme kısa bir bakış attıktan sonra orman yoluna sapmıştı .

Yüzümdeki suları silerken ıslanan saçlarımı sırtımdan boynuma topladım.Sabahın sahte güneşine aldanıp yırtmaçlı kırmızı bir etek sıfır kol beyaz bir gömlek ve çizme giymiştim.

Islanmayı seviyorum ama bu karnımdaki ufaklık için geçerli değil üstelik beyaz gömlek anında su kesilmiş bedenime yapışmış durumda.Sıktığım saçlarımdan damlayan sularla ona baktım.

Ah adam sana yenilen kalbime kızamıyorum ki sana kızayım.
Özlediğim yeşillerini yoldan ara ara ayırıp bana baksada bu uzun sürmüyordu.

"Ben ona öyle birşey söylemedim." Dediğimde buz gibi suratı sertçe bana döndü.

"Çıkar üstündekini !"

"Ne?"

Arabanın silecekleri yağan yağmura yetişemiyorlarken o evin yolundan sapıp bulduğu ilk sığ ağaçlığa girdiğinde arabayı durdu.

Ne dedi bu ya ?

Üstündeki siyah kazağını bir çırpıda üstünden çıkardığında gözümün önündeki üçken manzarayla yutkundum.

Sinirden hala inip kalkan şişkin göğsü parlak bronz teni oturduğu için daha fazla taşan baklavaları ve bana eliyle uzattığı kazağı.

"Gerek yok !"dediğimde bakışlarımı vicudundan güçlükle çektim.Alt dudağına dişlerini sertçe geçirdiğinde yutkunmasıyla aşağı inen adem elması içimde tuaf şeyler uyandırıyordu.
Bu adamın bu kadar yakışıklı olması adalet mi ?

"Gururun beni gözlerinle yemene karşı gelemiyor kazağı mı sorun ediyorsun ?"

Anında havalanan kaşlarımla,buz gibi ses tonunda zerre alay barındırmayan cümlesine nefesimi tuttum, yutkundum.

"Gurur yapmıyorum,beni yanlış anlamanı istemediğimden bindim arabana yoksa işim olmaz seninle Arya öldü herşey bitti yüzbaşı sen yoluna ben yoluma boşanıcaz gerek yok bunlara."

"Bitti mi ?" Dediğinde bana doğru eğildi .
Portakal kokusu buram buram dolarken ciğerlerime yosunlarının karanlık köşelerine daldı gecelerim.

"Bitti "dedim iteleye iteleye çıkardığım sesimle.Emniyet kemerimi açtığında üstümden hızla kayıp yerine geri çekilen kemeri takip ederken bir anda belime doladığı koluyla belim gerildi ve saniyesinde kendimi onun kucağında buldum.

Siyah çizmelerim az önce oturduğum koltukta kalırken o gözümün içine baka baka giydiğim gömleğin yakasından tutup bir anda yırttı.
Fal taşı gibi açılan gözlerimle arabaya dağılan düğmelere baktım.
İnsan gibi çıkarmak ne bilmiyor musun adam ? Her üstümde bulduğunu yırtıyor bu ya .

Üstümden ayırdığı gömlekle karşısında sadece içimdeki beyaz südyenle kalmıştım.Ne yapacağımı bilmeden üstüme kapatacak bişey arasamda bulamadım çünkü hem kazağını hemde gömleğimi arka koltuğa atmıştı .

"Sen ne yapıyorsun!Neden sürekli kıyafetlerimi parçalıyorsun ?"
Yeşilleri sorumu takmadan kendime sardığım kollarımın üstünde durdu .

"Hâlâ kızarıyorsun " dediğinde yüzünü boynuma doğru yaklaştırdı.
İnip kalkan sert göğsü kollarıma çarparken yetmezmiş gibi şimdide nefesini boynumda hissediyordum.

"Hâla utanıyorsun ." Dudaklarını boynuma bastırdığında kapandı gözlerim,kesildi nefesim.

"Beni bu kokudan mahrum ettiğin 4 ayın,gece gündüz demeden sana birşey olacak korkusuyla aklımı yedirdiğin bir asrın hemde o şerefsizin yanına bu şekilde-"Dediğinde elini eteğin yırtmacının açıkta bıraktığı bacağıma bastırdı."gitmenin bedelini ödediğinde, sana yemin ederim utanmayı unutmuş olacaksın."

Ettiği tehditle yerimden kımıldayamadım.Dudaklarını omzuma bastırdığında her hücrem tek tek titredi.

"Ömer " Kapattığım gözlerimi açtığımda o bastırdırdığı dudaklarınını köprücük kemiğime sürttü.
"Ben -"dediğimde eli çıplak belimi sardı.Kalbim beni yaşatmak için değil artık öldürmek için deli gibi atıyordu.
"Ben,ben senden boşanacağım."

Dilimden dökülenler ne kalbimin ne ruhumun ne bedenim istedikleriydi.

Kendini geri çektiğinde eli belimdeydi.Sırtını koltuğa yasladı.Kaşları beni sorgular şekilde kalkmıştı .

Sesli bir nefes çektiğinde başını yaslayıp gözlerini yumdu .Kemikli yüzü yeni çıkan sakalları dolgun biçimli dudakları alnından düşen birkaç tutamı sığ kirpikleri ah be adam bana yolumu şaşırtacak tek insansın .

Gözlerini açtığında bacağımda duran elini ensesine atıp serçe ovaladı .

"Ben ölü bile olsam beni boşayamazsın beni ne bu dünyada nede diğer dünyada boşayamazsın Gül.Bir daha ağzından bu sözü duyarsam sana acımam!"

Gülümseyerek alt dudağımı dilimle temizledim.Şimdi az öncenin aksine iki çift öfkeli göz birbine takıldı.Gök gürledi ama ne o nede ben bu çekimi kesmedik.

"Seni istemeyen bir kadını yanında zorla mı tutacaksın ?" Gözleri kısıldığında bana doğru eğildi .

"Beni istemeyen?" Dediğindeyse bu soru,sözde soru cümlesiydi .

"Benden ancak beni istemediğinde boşanabilirsin !"

"Seni istemiyorum!" Gözlerinin içine bakarak kurduğum cümle beni yaralasada onda nasıl bir etki bıraktığını sahte gülüşünden anlayamadım.

"İstemiyorsun öyle mi ?"
Sınavına girsem kaybedeceğim soruya kuyruğumu güçlükle dik tutarak cevap verdim."İstemiyorum"

"Deneyip görelim küçüğüm." Nefesi dudaklarıma çarptığında bacağımdaki eli yukarı doğru hareketlendi .

"Ömer "Diğer eli yanağımda yerini aldığında baş parmağı dudağımın kenarını usul usul okşadı .

"Çok isterdim.Görevden geldiğimde bana kapıyı lüle lüle saçları,kap kara gözleriyle tıpkı annesine benzeyen minik bir Ağustos böceğinin açmasını ."
Kulağımdan sızan sözlerin sahibinin gözlerine bakmak istediğimde alnını alnıma yasladığından dolayı yapamadım.
"Yüreği yüreğimde atan,vatan kadar sevdiğim ırkımın bu asıl kızından bir çocuğumun olması,şu dünyada senden sonra herşeyden çok istediğim bir hayal ."

"Gül'üm " dediğinde eli boynumdan süzüldü.

"Senin uğruna cihanı yakarım kadın ama bizden olan o minik canı koruyamazsam senin içinde yanacak olan o ateşi yaktığım cihan söndüremez ."

"Çok merhametlisin kadın haddinden fazla merhametlisin halâ tanıdığım o minik kızsın.Biz bir savaşın içindeyiz ben her an sana birşey olacak diye korkmaktan aklımı kaçırmak üzereyken bizden bir parçanın tırnağı kanasa senin hissedeceğin acı beni öldürür Gül.Sana birşey olursa dayanamam,kadın seni koruyamazsam bu hayatı kendime zindan ederim onu koruyamazsam senin yüzüne bakamam.Ama sana söz veriyorum sana istediğin hayatı vereceğim ne pahasına olursa olsun bunu yapacağım.Şimdi bana dürüstçe söyle boşanmak istemenin sebebi benim seni kırmış olmam mı yoksa başka bir sebebi mi var güzelim ?"

Aklım beni yine bırakıp gittiğinde yumdum gözlerimi.Bunun içinmiydi adam,bunun için miydi o kötü sözlerin ?
Bu kadar yakınken parmakları tenimi talan ederken sözleri ördüğüm tüm duvarları tek bir darbede yıkmışken aklım beni nasıl terk etmezdi ?

"Cevap ver neden boşanmak istiyorsun ?"
Sebebi ne olursa olsun karnımdakini istemeyecek yada ben mi mantıklı düşünemiyorum ?

"İstemiyorum seni "dediğimde titreyen dudaklarımı dişlerimin arasına aldım.
Burnunu burnuma sürttü.
"Bu yalanın senin zararına ." Usulca dudaklarımın üstüne dudağını bastırdığında açmakta zorlandığım gözlerimi artık asla açamazdım.

O kadar yavaşdı ki içimde kaynayan hislere yeniliyordum.
Yavaşça ayrıldığında yine açmaya cesaret edemedim.Dudakları tenime sürte sürte kulağıma doğru kaydı.

"Çok güzelsin herşeyinle ve ben herşeyi güzel bu kadını çok özledim."
Belimdeki eli beni kendine iyice çektiğinde bacağıma koyduğu eliyle kucağına bacaklarımı aralayarak oturmamı sağladı ve şimdi gözlerimi açtım .

Bu adam canı her istediğinde beni oyuncak bir bebek gibi çevirip duruyordu.Koyulaşan yeşilleriyle buluştuğumda belimdeki eli beni kendine daha fazla çekti .
Sırtımda gezinen parmakları bana nefes almayı unutturmuştu .Ve kollarımı sarmaktan uyuştuğum südyen,saniyesinde arkadan açıldığında sanki ben onu hiç tutmuyormuşum gibi arkadaki koltuğu boyladı.

"Ömer !" Dudaklarıma az öncekinin aksine sertçe yapıştığında diğer eli göğsümü saran kollarımı zorlanmadan benden ayrıldı.Gücüne normalde bile direnemezken hissettirdiği şeyler yüzünden kaybettiğim halimle asla direnemezdim .

Karşılık vermeyişimin onu gittikçe daha fazla hırslandırdığını hareketlerinin sertliğinden anlıyordum.
Ve hiç beklemediğim birşeyi yaptığında acı bir çığlık ağzımdan kaçmıştı istediği boşluğu oluşturduğunda araladığım dudaklarımdan içeri girdi.

Direnme diyen iç sesime sonunda yenileceğimi bilerek direndim.Belimden çektiği elinden hemen sonra oturduğumuz koltuk geriye doğru tamamen yaslanırken bile benden ayrılmadı sırtı düzleşip yatay duran koltuğun şeklini aldığında iki elini belime doladı dudaklarını dudaklarımdan koparmadan beni alta kendini üste çıkardığında ağzımdan çıkan boğuk nida ağzının içinde kayboldu .

"Karşılık ver !" Arzuyla yoğrulmuş sesine sadece gözlerimi yumdum.
İnatla karşılık vermeyişime karşılık elinin baskısı beni çileden çıkaracak kadar artıyordu.

Dudaklarını boynuma indirdiğinde sayısız öpücükleri ellerimi nereye koyacağımı şaşırtmıştı.Hareketleri aklımı zorluyordu.

"Ömer "

"Bunlar neden bu kadar sert ?" Soruları umrumda değildi ve onunda umrunda değildi.Dudakları en uçlarda dolaşırken omuzlarına ellerimi koydum.

"Nolur yapma !" Dedim.

"Söyle !"

"Neyi ?" Dediğimde o karnımdan aşağı indirdi dudaklarını.

"Neden boşanmak istediğini söyle !"

Yukarı katlanan etek ve yırtılan son parçayla yine karşısındaydım.

"Sen yırtmadan duramıyor musun ya ?"
Nefes nefese hırsla sorduğum soruya dudaklarını oradan ayırmadan sessiz kalarak ve sadece kemer sesiyle cevap verdi .

Ağırlığını üstüme bıraktığında burnu şimdi burnunun ucuna sürtüyordu .
Çıplak sırtında tutunan ellerimle gözlerinin içine bakıyordum.
İki elinide saçlarıma usulca geçirdiğinde burnumun ucuna minik bir öpücük kondurdu.

"Söyle güzelim !"
Yeşillerine baktığımda kuruyan dudaklarımla yutkundum.
Yosunları en derinime bakarken bacaklarımın hissettiğim herşeyiyle tırnaklarımı sırtına geçirdim.

"Bu kadar isterken "dediğinde dudaklarını dudaklarıma sürttü,onun hareketiyle az önce açmakta direndiğim ağzımdan bir inilti daha koptu.
"Sana istemediğini söyleten ne ?"
"Ömer " Düşünce yetkimi kaybetmiştim altında resmen titriyordum ve o bana işkence çektirmek için sadece bekliyordu.
"Söyle ." Yumuşacık ses tonuyla kulağıma doğru kaydığında teni tenime yapışmıştı.Karnımda hissettiğim karslarıyla yutkunup gözlerimi yumdum.
"Ömer nolur ?"

"Nolur,Ne ?"

Bilerek yapıyordu inadıma az önce tıpkı benim yaptığım gibi .

"Boşanmayacağım lanet olsun yap şunu !"

"Bu ihtimal zaten ölüydü,söyle neden bunu istedin,neden o cehennemi benden uzak kalmak için tercih ettin ?"

Elimi saçlarına geçirdiğimde dudaklarımı dudaklarına kapattım.
Sert kıvrımlarına dişlerimi geçirdiğimde hareketsiz kalan bu sefer oydu şu an resmen sinirden ağlamak istiyorum.

Hırsla ayrıldığımda inip kalkan göğsüm göğsünün altında ezilmesine rağmen hareketsizdi.

"Seni öldürmek istiyorum !" Dişlerimi sıkarak konuştuğumda üst dudağı yukarı kalktı .Eli beni daha fazla delirtmek için hareket ettiğinde ağzımdan yine bir initli kopmuştu.

"Bunlar neden bu kadar sert ?"
Çünkü hamileyim dağ ayısı !
Saçımı başımı yolmak istiyorum şu an istediği cevabı vermenin vakti asla değil .

"Ne istersen söyleyeceğim ama şu an bitir bu işkenceyi nolur ? "

Dudaklarını boynuma basırtığında oranın moraracağını biliyorum.

"Ne istediğini söylemekle başla !"

"Seni şu an öldürmek istiyorum !"

"Ne istediğini söyle yavrum !" Bu nasıl bir ses tonu be adam ?

"Seni istiyorum !" Dudaklarını boynumdan çekmeden konuştu .

"Bana tam 4 kere istemediğini söyledin !"

Saymış birde ya !

"Senin intikamına tüküreyim adam !"
Her hareketinde bir gram daha eriyorum .
"Yap artık şunu !"

"Ömer !" Diye inlediğimde artık ağlamak üzereydim.
"Şşşş"kulağıma çarpan nefesi her hücremi ayakta bekleten onun oradaki varlığıyla ağlamak istiyorum.
"O orosbu çocuğunundan uzak duracaksın.Yemin ederim öldürürüm onu !"

"Sen kıskan- "

Keyifli çıkan sesim anında soldu.Bir anda hamlesini yaptığında ağzımdan kaçan acı dolu çığlıkla kafamı geri yasladım.

"Sınama beni Gül.Beni kendinle sınama !"

"Ve bir daha asla kendini benden mahrum etme !" Bu sanki bir emirden çok bir yalvarıştı.Ve bu kadar öfkesine rağmen sanırım acımın geçmesini bekliyordu.

Ellerini yanaklarıma kapattığında yumup açtım gözlerimi ve dudaklarını dudaklarıma kapattında hareket etti.

Dudaklarımı içimi parçaylan sert hareketlerinin zıttına usul usul öperken acı yerini zevke bıraktı.

Gücü karşında deli olurken altımdaki koltuğun cızırtısıda seslerimize eşlik ediyordu.

Ellerimi karın kaslarına koyduğumda hırıltılı bir nefesle dudaklarımı dudaklarından ayırdığında ,boğuk bir inleme koptu ağzımdan içimi artık zevkten ve acıdan hissetmiyordum.

"Benimsin kadın sen benimsin ."

Hareketleri ne kadar sertleşebilir dedikçe daha fazla sertleşirken tüm duvarlarımı zorlayışıyla titremeye başlamıştım.

Dişlerimi omzuna geçirdiğimde içime hissettiğim sıcaklıkla son vuruşlarını beni tutmasa yerimden edecek sertlikte yaptığında içimden çıkmadan durdurdu hareketlerini .

Hâlâ dinleyen yağmur damlalarının camdan süzülüşünü yorgun gözlerimle izlediğimde sıcacık elleri yüzümü sardı.

"Yoruldun mu ?"

"Evet "

"Neden yavaşsın ?"

"Dur demeyi bilmiyorsun güzelim bu beni körüklüyor ."

Boynuna dudaklarımı bastırdığımda kokusunu içime çektim.
"Durma sende !"
Derin bir nefes verdiğinde çenemi tutup kendine çevirdi.Zevkten koyulaşan yeşillerine baktım.

"Canın acıyınca söyle içini parçalasam of demiyorsun !"

Sözünü destekler şekilde dediğini yaptığında tırnaklarımı kollarına geçirdim.

"Tüm gücün bu mu yüzbaşım ?" Bu ses benden mi çıktı bilmiyorum ama öyle bir ihtiyaç ve arzuyla söyledim ki gözlerinin koyudan zifiri siyaha anında kayışı meydan okuduktan sonra beni korkutsada artık çok geçti.

Beni yüz üstü çevirdiğinde saniyesi dolmadan yerini aldığında şiddetinin sesi arabanın camlarına çarptı. Gözümden acıyla yaş gelsede dur demedim.

Göğsünü sırtıma kapatı,dudaklarını ve dişlerini omzumda gezdirirken artık dur demek istesemde bana bu fırsatı ağzımdan çıkan iniltilerim yüzünden vermiyordu .

Çıkan seslere hiç beklemediğimiz bir ses karıştığında nerenin kırıldığını bilmem uzun sürmedi koltuğun çat diye düşüşüyle ben şok olurken o bunu zerre umursamadı.

🌹

Yediğim altıncı dürümün poşetinide masaya bıraktığım.Gözlerimi poşatten çektiğimde herkesin gözlerinin üstümde olduğunu gördüğümde çiğnediğim son lokma boğazımı yararak indi mideme.

"Niye öyle bakıyonuz ya ?" Dudaklarımı büzdüğümde hepsi aynı anda ellerini salladı .

"Sakın ağlama !" Altı erkeğin ağzından aynı anda anı hareketle çıkan cümleyle gözlerimi açtım .

"Hepiniz aynı anda söylediniz ."Rahat bir nefes verip geri yaslandılar.

"Savaş seni ağlattığımızı duyarsa hepimizi şapa oturtur senin haberin var mı ?" Dedi Yiğit.
Batur kafasına şaplağı geçirerek "Terbiyeli konuş lan gevşek herif !" Diye çıkıştı.

"Yalan mı oğlum ? Gül sende kurbanın olayım hormonların mı bozuldu o 4 ayda ne olduysa git Kumru sana ilaç falan versin ha bire ağlanır mı ya ?"

Düşen yüzümle geri yaslandığımda kafamı önüme eğdim.Ömer olsaydı böyle olmazdı ki ...

"Sen Yiğit üsteğmenimize bakma Gül onu bu gün Kumru biraz sinir etti ondan bu gerginliği ." Diyen Mehmet'e baktığımda omzumu silktim."Yok ya haklı durmadan yanınızda ağlıyorum kim olsa aynısını der,haklı."

"Ya olur mu öyle şey yengem,sen bizim başımızın tacısın " dedi Hasan .

Emre "Öyle vallahi kahrınıda çekeriz nazınıda sen bizim asenamızsın "

Batur "Doğru söylüyor çocuklar Komutanımızın Gül'üsün sen emanetsin bize hem bendeki yerinde çok ayrı başımın üstünde yerin var "

"Kaçak gelin,bendeki yerinde çok ayrı öyle düşünme sen canımızsın."

"Öyle miyim ?" Dediğimde gözlerim dolmuştu .

"Öylesin tabi "Yanımda oturan Arda'ya gözlerimi yumarak buruk bir tebessüm sunduğumda aynı şekilde karşılık vermişti.

"Alınma hemen ya dişi vahşirella pamuk gibisin bu aralar ben o yanındaki çırpı bacaklı karga'ya sinirliyim."

"Bu çapsız üsteğmen bozuntusu yine boş boş mu konuşuyor Ahretim ?"
Kumru ve Nisa ellerinde kahveyle timin dinlenme odasına girdiklerinde kesinlikle Yiğit'le Kumru didişmesi dinleyecek halde değilim .

Ömer beş gündür yok.Aslan yüzbaşım o ve Paşa nereye gittiklerini kimsenin bilmediği bir toplantıya gittiler ve gidiş o gidiş ...
Arabadaki günün ertesi günü yola çıkmışlardı ve ne bir ses nede bir haber var .
Esin her gün arayıp bir haber var mı diye sorarken hayır demek benimde artık canımı sıksada Kargahta oturup haber beklemekten başka yapabileceğim birşeyim yoktu .

"Gül !"

"Efendim " Nisa bana bezgin gözlerle bakıyordu elindeki kahveyi bana uzattığında burnuma gelen iğrenç kahve kokusuyla midem kalktığında elindeki kahveyi elimle itekledim.

"Dökün şu kahveleri ya iğrenç kokuyorlar !"

"Kızım manyak mısın bu en sevdiğinden kendine gelirsin diye yaptım ."

"Ya Nisa istemiyorum uzağa git otur kalk yanımdan pis kokuyor !"

Ben kösede otururken Nisa ortamıza Kumru'da onun yanına oturmuştu .

"Bu bu günlerde iyi değil "dedi kaşlarıyla Kumru'ya beni işaret ederken .

"Kocası yok ya ondan !" Dedi Kumru .
Nisa fazla olan kahvesini masaya bıraktığında bana göz kırptı.

"Bende mi evlensem napsam ya böyle senin gibi Leyla Leyla dolaşırım."

"Evlende ebenininkini gör birde sanki kapına evlen benimle diyip dizilmişler gibi konuşuyorsun " dedi Kumru .

Sarı kahkülünü kulağının arkasına sıkıştırdığında Kumru'ya tepeden egola baktı.

"Gül,Kumru unutmuş kapıma dizilenleri hatırlatsana ?" Kumru'nun gözlerinde gördüğüm zafer pırıltısı iyi şeyin alameti değil umarım aklıma gelen şey onunda aklına gelmemiştir .

"Valla benim tek hatırladığım kapımıza kadar gelip sana müzik dinleten Çeto "
Zor tuttuğum gülüşüm şişen dudaklarımdan patlayıp çıkmıştı .

Elimi ağzıma kapattığımda Nisa Kumru'ya kaşlarını kaldırıp işaret parmağıyla tehdit etti .

"Sakın "

"Kumru sakın !"

"Gül,Çeto hangi müziği açmıştı ya hani o şarkı yüzünden Orhun'dan dayak yemişti ?"

Nisa bana dönüp sert baktığında ellerimi teslim olur gibi kaldırıp gülen yüzümü soldurdum.Taki Kumru'nu şarkıyı mırıldayana kadar .

"Çalkala kızım Çalkala
Şehriye çorbası gibi
Allah sana mal vermiş gümrük kapısı gibi
Kaldır kaldır vur yere muhtar kellesi gibi"

Gülmemek için ısırdığım dudağım Yiğit'in attığı kahkahasıyla dişlerimin arasın kopup çıktığında Kumru devam etti .

"Ata kuleden at beni
Gülüm aman aman aman
İn aşağı tut beni in aşağı tut beni
Gel yanıma güzelim
Gülüm aman aman aman
Bir azıcık öp beni birazıcık öp beni "

Gülüşümü timin attığı kahkaha bastırdığında Nisa barut fıçısı olmuş yüzüyle Kumru'ya bakıyordu .

"Sonra ne oldu ?" Herkes gülerken Arda'nın böyle bir ortamda bu kadar ciddi kalıp ciddi ciddi soru sorması beni şaşırtmıştı .

"Nolucak ?"dedi Kumru kahvesinden bir yudum alıp geri yaslanırken devam etti "Orhun çocuğu bir temiz döndükten sonrada hoparlörü götüne bağlayıp bu şarkiyla evine gönderdi ."

"İşte,kimin kuzeni"Yiğit böbürlenerek arkasına yaslandiğinda Kumru elindeki kupayı masaya bıraktı. Ayağını ayağının üstüne attığında gözlerini Yiğit'e dikti .

"Valla uzaktan yakından alakanız yok Orhun'un tırnağındaki tek bir hücrenin çekirdeğine bile benzemiyorsun ."

Fizik olarak oldukça fazla benziyor olsada sanırım Kumru haklı Orhun'la ne Savaş'ın ne de Yiğit'in bir benzerliği var bu üç Bozkurt erkeğinin birbirleriyle yapılı vicutları dışındaki kalan her konuda zerre benzerlikleri yok.

Yiğitciddileşen yüzüyle boğazını temizledi."Çok doğru ben bakıcılık yapacak bir adam değilim o sabır yok bende ."

Ağzından çıkan söz üçümüzüde dumura uğrattığında Kumru gülümseyip kafasını salladı .

"Orhun'la tanıştığımda Orhun 13 yaşındaydı ikimizde çocuktuk ve her mesleğin bir disiplini vardır. Bakıcılığın premsiplerinden en önemlisi 18 yaşını doldurmuş olmak .Yani sandığın gibi Orhun bize bakıcılık yapmadı biz bir aileydik Nisa düştü ben kaldırdım Gül düştü Orhun kaldırdı bizler senin gibi zenginlik içinde büyümedik Üsteğmenim bizim bizden başka kimsemiz yoktu bir daha bizim ilişkilerimize bu tip yakıştırmalarda bulma çünkü buna diğer şebekliklerin gibi tahammül göstermem!"

"Neden bu kadar yükseldin anlayamadım doktor ? İlk kez feministliğine ters düşen birşey yaptın Orhun'u savundun şaşırdım."

Amacın ne Yiğit ? Hepsinde ortak olan birşey daha var analiz yeteneği ve Yiğit şu an Kumru'ya yem atarak neyi anlamak istiyordu.

"Orhun hepimiz için çok kıymetli çok değerli öl dese üçümüzde ölürüz .Bu sizdede var Üsteğmenin timinizdekiler için sizde aynısını yapmaz mısınız ?"
Kumru'ya bırakmadan cevap veren Nisa olmuştu .

"Bizler askeriz bu bizim için bir onur sadece birbirimiz için değil hiç tanımadıklarımız içinde ölüyoruz.Zaten askeri diğer mesleklerden ayıranda bu.Gül'ü anlarımda bu sizin için zor bir tercih olmalı sonuçta can kıymetli ."

Arda olaya bambaşka yere çekerek dahil olduğunda neyi sorguladıklarını anlamakta zorlanıyordum .
Neden bu konu ikisinin ilgisini bu kadar çekti ?

"Gül yetenekleri yönünden bir bordo bereliyi aratmayacak kadar güçlü bir istihbaratçı size benziyor olması sizinle çok ortak yönü olması sizi yalnızca onun devlet terbiyesiyle büyüdüğünün yanılgısına düşürüyor hepimiz geçmemiz gereken şeylerden geçtik devlet töresiyle büyütüldük.Sandığınız gibi sadece bir Doktor değilim ve o da sadece bir Hacker değil.Söz konusu vatan olduğunda can verenlerdeniz astsubayım."

"Aldın mı cevabını devrem git şu köşede utanda gel " dedi Emre

"Ne utanacağım oğlum devlet terbiyesiymiş,hah altı üstü sarı bir bilgisayar kurdu."

Eyvahhhhh ! Allah'ım nolur acil birşey olsunda bu gereksiz tartışma son bulsun yoksa Arda'nın ağzını burnunu Nisa'ya bırakmadan ben dağıtacağım .

"Gelll!" Batur bağırdığıda hepimizin gözleri konuşan askeri buldu .

"Komutanım ." Selam verdiğinde hazır olunu Batur bozdurdu ."Rahat koçum
hayrola niye geldin sen ?"

"Komutanım İbrahim albay hepinizi acil operasyon merkezinde bekliyor ."

"Hayırdır koçum ?"

"Bizimkiler " dedi kekeleyerek.

"Ne olmuş bizimkilere ?"

"Konuşsana oğlum !"

"Komutanım bindikleri helikopter düşürülmüş."

Yüreğime bir anda saplanan sızıyla kendimi herkesten önce koşarak opersayon merkezine doğru attığımda peşimden kırmızı halının serili olduğu uzun koridor bana bir ömür gibi gelmişti.

Kapının ne zaman açıldığını, içeri nasıl girdiğimi bilmiyordum. Beynim uğulduyor, nefesim düzensizleşiyordu. Dev ekrana yansıyan uydu görüntüsüne kilitlendim. Alevler içinde döne döne düşen bir helikopter… İçim buz kesti, dizlerimin bağı çözüldü.

Titreyen elimle ekrana uzandım, sesim boğazımda düğümlendi.

"Kim… Kim vardı içinde? Kim vardı?"

Odanın ortasında dimdik duran koca albay gözlerini sıkıca yumdu,başını yana çevirdi.Yüzü taştan bir heykel gibi donuktu.

İçimde bir şey koptu.

"Yok…" dedim, çatlayan dudaklarımı ıslatmaya çalışarak. Boğazımdaki düğüm nefes almamı bile zorlaştırıyordu.Gözlerim ekrandaki alevlerin arasında, içinden birinin çıkıp çıkamayacağını görmeye çalışıyordu. Olmaz… Hayır, bu gerçek olamaz!

"Yok… Onlar değil, değil mi?"

Biri bana "hayır" desin.

"Gül…"

Koluma uzanan eli hızla silktim. Karşımda gözleri yaşlarla dolmuş Nisa vardı. Beni susturmaya, sakinleştirmeye çalışıyordu ama ben nefes bile alamıyordum.

"Nisa, sen anlarsın! Hadi bak! Hadi bak, düşen helikopterde onlar yok de! Nerede olduklarını söyle!"

O susuyordu. O susuyordu ve bu sessizlik içimi lime lime ediyordu.

"Kızım,sakin ol!"

Başımı hızla sallayınca her şey etrafımda dönmeye başladı. Ayaklarımın altından yer kayıyordu. Biri beni tuttuğunda göğsüme saplanan sancıyla irkildim. içimde bir sancı kıvrıldı. Önce hafifti.Sonra bir bıçak gibi derime saplandı. Karnım… Midem bulandı,gözlerim karardı.

Sıcak bir şey içimde kaydı. Boğazıma mide bulandıran bir korku düğümlendi.

Olmaz… Olmaz, olmaz, olmaz!

İçimden bir çığlık yükseldi ama dudaklarımdan tek bir kelime bile dökülmedi.

Ömer ...

"Gül, bak bebeğe bir şey olacak! Kendine gel sıkma kendini!"

Kumru'nun sesi beynimde bir şimşek gibi çaktı.

Oda bir anda sessizleşti.

Gözlerim bulanıklaşırken herkesin bakışlarını üzerimde hissettim. Kumru'nun ağzından dökülen sözler havada asılı kaldı.

Biri nefesini tuttu. Biri başını kaldırdı. Gözler üzerime saplandı.

Herkes o an öğrendi.

Sadece Ömer bilmiyordu.

Ömer artık asla bilemeyecekti…

Ömer öldü mü?

Bebeğime birşey olur mu ?

Kelimeler boğazıma düğümlendi, gözlerim yavaşça beni tutan Yiğit’e, Nisa’ya ve diğerlerine kaydı. Şok içindeydiler.

Gözlerim karardı, dizlerim çözüldü.
İçimde bir şeyler kopuyordu. Vücudum bu yükü taşıyamıyordu.

Nefesim göğsüme saplandı. Biri adımı söyledi.Biri bedenimi sarstı.

Ama ben hiçbirini hissetmiyordum.

Kaydığımı hissederken son duyduğum şey birilerinin adımı haykırışıydı.
Son gördüğüm şey, Ömer’in gözlerinden sonra kararan dünya oldu.

🌹🌹🌹

Başım zonkluyordu.Göz kapaklarım ağırdı, sanki uyanmaya direnen bir bilinçle mücadele ediyordum. Ciğerlerime çektiğim hava yabancıydı. Antiseptik, ilaç ve hafif bir yanık kokusu…

Gözlerimi araladığımda beyaz tavana odaklandım. Kalbim hızlandı. Hastanedeydim.

Elimi kıpırdatmaya çalıştım, bileğime takılı serumu fark ettim. Derin bir nefes aldım, ama ciğerlerim bile bu nefese alışık değildi. Bir şeyler yanlıştı. Son hatırladığım şey…

Ömer.

Yataktan doğrulmaya çalıştım ama bedenim hâlâ halsizdi. Aniden başım döndü, tekrar yastığa düşerken dudaklarımdan titrek bir fısıltı döküldü.

"Ömer"

Odada yalnızdım. Cevap veren kimse yoktu. Kalbimin ritmi bozuldu, nefesim düzensizleşti. Ellerimle battaniyeyi sıktım, hatırlamak için zorladım kendimi.

Helikopter… Düşmüştü.

Ona ne olmuştu?

Üstümdeki çarşafı attığımda kolumdaki serumu çıkardımp.Kenarda duran botlarıma doğru ilerledim.

"Gül dinlenmen lazım senin ayakta ne işin var !" Kumru açtığı kapıdan girmeden ben omzuna çarpıp çıktım.
Ayağımdaki beyaz botların hastanenin koridorundaki beyaz fayanslarda çıkardığı gıcırtıyla ilerledim.
O iyidi o iyi ...
İyisin iyisin hayattasın hissediyorum.

Karşıdan bana doğru gelen Yiğit ve yanındaki bayan doktor beni ayakta gördüklerinde şaşırmışlardı .

"Gül !" Yiğit'in karşında durduğumda ondan tek istediğim şeyi dudaklarından dökmesini bekledim.

"Yaşıyor de !"

"Gül hanım şu an ayakta olmanız çok riskli bebeğin durumunu tehlikeye sokuyorsunuz !"

"Bana yaşadığını söyle !"

"Gül o hayatta ama senin şimdi odanda dinlenmen gerekiyor ." Kolumdan tutup odayı işaret ettiğinde önce eline ardından gözlerine baktım.

"Nerede ?"
Yutkunduğunda gözlerini kaçırdı.Kuruyan dudağımı ıslattığımda sorumu yineledim."Nerede ?"
"Bilmiyoruz !"

Esirdi ! Ömer esirdi ...

"Üçüde mi ?" Dediğimde başını salladı.
Kolumu kolundan çektiğimde omzuna çarpıp geçtim.

Ben dağ farelerine ilkuşu özellettim.

"Gül bu şekilde hiç bir yere gidemezsin !" Diye bağırdı Kumru .

"Gül bekle !" Dedi Yiğit .

Elimi karnıma yerleştirdiğimde hastaneden çıkmıştım.Karşıda ki taksi durağına doğru elim karnımdayken ilerledim.

"Nereye gidiyorsun kızım sen delirdin mi ? Hamile hamile nereye gidiyorsun, Gül sana diyorum !" Kolumdan tutup çevirmesiyle ikidir kolumu tutan Yiğit'e artık sabrım taşmak üzereydi .Kumru yanıma geldiğinde elini omzuma koyup okşadı.

"Stresten uzak durman lazım eğer gidersen onu kaybedebilirsin Ahretim yapma bunu!"

"Kolumu bırakıyor musun yoksa Kumru kolunu alçıya mı alsın ?"

Elini kolumdan çektiğinde ellerini göğe açtı ardından bezgince yüzüne yapıştırdı.
"Allahım erkeğini aldında dişisini bana imtihan diye mi bıraktın !"

"Gül lütfen gitme !"

"İkinizde kafayı mı yediniz ? Adamların ellerindeki kişi kim sizin haberiniz var mı PAŞA !PAŞA ! Kumru,ellerindeki adam senin saçını okşayan Demirhan değil .
Senin amcan olan Demirhan değil.
PAŞA ellerinde ve onu konuşturmak için elleride büyük İKİ koz var ! Onu konuşturmak için Aslan ve Ömer'e yapabileceklerini tahmin edebiliyor musunuz!?"

"Şimdi ben bebeğimi korurum siz ikiniz daha fazla beynimi yemeyin çünkü düşünmem lazım.Yiğit ben İbrahim albayla görüşeceğim beni ona götür ."

Bölüm : 21.04.2025 06:05 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...