
Bölüme başlamadan önce lütfen yıldıza basın.Yorumlarınız benim için çok değerli.
İnstagram : rabiaasln_
Tiktok :astasya___
Keyifli okumalar 🦋❤️🇹🇷
•••
Dakikalar önce herkesi eve çağırıp başından sonuna kadar her şeyi anlatmıştım. Şimdi hepsi, cam sehpanın tam ortasında duran bilekliğe bakıyordu.
Ortamdaki ölü sessizliğini, yaramazlıkta sınır tanımayan kızım bozdu. Sehpada duran bilekliği almak için, küçük boyuna aldırmadan minik, mor taytının sardığı tombul bacağını koca sehpanın üstüne atmaya çalışıyordu. Başaramadıkça daha da hırslanıyor, mızmızlanıyordu. Sanırım onu ben doğurmamış olsam, dokuz aylık olduğuna asla inanmazdım.
Alparslan, eve geldiğimden beri başını göğsüme yaslamış, minik kolunu boynuma dolamış şekilde kucağımda oturuyordu. Güzel gözlerine bakarken, gür saçlarını alnından geriye itip küçük bir öpücük kondurdum.
"Ayı-daaaaa!"
Bilekliğe ulaşmak için her yolu deneyen afacan, son çareyi köle gibi kullandığı Arda'da bulmaya çalıştı.
Fakat Arda, şu an iki elini çenesinin altında birleştirmiş, dirseklerini dizlerine yaslamış hâlde, onun ulaşmaya çalıştığı bilekliğe bakıyordu.
Başka zaman olsa, Gökçe adını söylesin diye tüm servetini satıp ona koşacak olan adam, şu an zerre kıpırdamıyordu.
Tuhaf olansa,herkes şok içindeyken benim aşırı derecede mutlu hissetmemdi.
"Ayı-daaaağğğ!"
Poposunda kurt kaynayan çocuğum, ellerini cam sehpaya vura vura Arda'yı çağırmaya devam ediyordu. Başka zaman olsa Gökçe bir şey istediğinde birbirlerini ezen timin üyeleri, şu an ölüden farksızdı.
"Şimdi şu an, şu sehbaya tırmanmaya çalışan, her gün saçlarımı yolan yer cücesinin babası yaşıyor mu?"
Kumru, şoku ilk atlatan olmuştu. Gökçe bir süre sonra pes ettiğinde, kendini yere, poposunun üstüne bıraktı ve Yiğit'e gülümseyerek baktı.
Lüle lüle saçları, her imeğinde ileri atılan eliyle birlikte büklüm büklüm sallanıyordu.
O kadar tatlıydı ki, şu an tutup ısırmak istesem de, ağlamasına yüreğim dayanamayacağı için, kucağımdaki oğlumu içime çekip sarılmakla yetindim.
"Yido..."
Milletin çocuğu "anne" baba" der, benimkisi sanki onu onlar doğurmuş gibi sadece üç kişinin adını sayıklayıp duruyordu: Yiğit, Arda ve Batur.
Muhteşem üçlüsü... Bunlar için resmen kendini paralıyor.
Şimdi de Yiğit'in dizlerinin dibine çökmüş, ona tırmanmaya çalışıyordu. Küçük, tombul kafasıyla alttan alttan Yiğit'e bakıyordu.
Fakat Yiğit,onu fark etmeyince bu kızımı bile şaşırttı.
Yiğit,Gökçe için her türlü hayvana dönüşebilen, her türlü taklidi yapabilen, "öl" dese ölecek bir amcayken... Şu an bu hali, kızımın canını sıkmıştı.
Tırnaklarıyla pantolonunu kedi gibi tırmalamaya başlayınca, kendimi tutamayıp kahkaha attım ve sonunda herkes,içine düştüğü donukluktan sıyrıldı.
"Gülüyor!" dedi Nisa.
"Utanmasa göbek atacak!" diye ekledi Kumru. Ona abartma der gibi baktım.
"Şimdi sen diyorsun ki... Savaş yaşıyor?"
"Arkadaşım, sen bir ara hastaneye git de zeka testi yaptırsınlar sana."
Yiğit, ağzımdan çıkacak o cevabı o kadar çok bekliyordu ki, Kumru'yu zerre takmadı.
Gülümseyip başımı sallayınca, kızımı hızla ayaklarının dibinden kapıp havaya fırlattı.
Gökçe sevinçten çığlık atarken, ben de ağzıma gelen yüreğimle çığlığı bastım:
"Yiğiiiit!"
Kızımı tavana doğru fırlatıp tuttukça, aklım çıkıp çıkıp yerine oturuyordu.
"Baban yaşıyor amcam, baban yaşıyor!" diye bağırdı,bir yandan da kıkır kıkır gülüyordu.
"Yiğit düşüreceksin! Yiğit!"
Resmen tavana kadar fırlatıyor, tekrar tutuyordu.
Alparslan'ı hemen Nisa'nın kucağına bıraktım. Oğlum, emziğini anında ağzından düşürüp ağlamaya başladı.
"Allah seni kahretmesin Yiğit!"
Kızımı çekip aldığım anda, sanki insan evladı değil de bir topmuş gibi, Arda onu ben daha ne olduğunu anlayamadan kollarımdan çekip aldı ve tekrar Yiğit'e fırlattı.
Ardından Yiğit tekrar Arda'ya...
Gülmekten bayılacak hale gelen, saçları kendinden önce havada uçuşan kızımın keyfini, araya girerek bozduğumda,Arda'nın karnına dirseğimi,Yiğit'in dizine de tekmemi geçirdim.
Biri böğrünü tutarken, diğeri kahkahalarla dizini sarıyordu.
"Bir daha bunu yaparsanız ikinizi de vururum!"
Hırsımı alamayınca Yiğit'in diğer dizinede tekmeyi geçirdim. Kahkaha atarak kendini koltuğa Batur'un yanına kollarını açarak genişçe bıraktı.
"Vur Gül vur OHHHHHHH BEEEEEEE! ALLAH'IM SEN ÇOK BÜYÜKSÜN !"
Arda, kucağımdaki kızımın yanağına öpücük kondururken, kızım kendini öptürmeye adeta dünden değil, karnımdayken razıymış gibi mayışık mayışık bakarak gamzesini gösterdi ona.
Küçücük bedeniyle o kadar tatlı bir teslimiyet içindeydi ki insanın içi eriyordu.
Arda mutluluktan hızını alamayıp Gökçe'den vazgeçtiğinde gaza gelip çok yanlış birini, herkesin içinde öptü.
Nisa kıpkırmızı olurken, Arda, arkadaşımın yanaklarını elleriyle tutup bir sağlı bir sollu şapur şupur öpüyordu.
Batur, "Lan gerizekâlı!" diyerek yastığı fırlattığında, Nisa'nın kucağındaki oğlum bile şaşkınlıktan ağlamayı bırakmıştı.
Gökçe, Batur'un bu hâline bakıp resmen kucağımda gülme krizine girmişti.Batur'un yastığı Arda'ya fırlatması fazlasıyla hoşuna gitmişti ve hayretler içinde bakakaldım.
Güldükçe, yeni çıkan alt dişinin beyazlığını, tombul yanağındaki gamzesinin içe çöküşünü, lüle ama ince ve az olan saçlarının güldükçe bukle bukle sallanışını tebessümle izledim.
"Şu tipe bak ya ben bunu yerim !" Mehmet, kucağımdaki kızıma doğru elleriyle "gel" işareti yaptığında, Gökçe gülüşünü zorla içine çekip durdurdu ve hemen ona atlamak istedi. Ancak geri çektim.
"Bu günlük bu kadar yeter Gökçe Hanım, seni onlara verince göklerde kartal oluyorsun!"
"Başka zaman artık, gamzeli papatyam. Annen olmadığında," deyip ona göz kırpan Mehmet'e verdiği karşılığa herkes kahkaha attı.
"Iıığğ!" deyip yanağını omzuma yasladı. Ona öyle hayran hayran bakıyordu ki ben Ömer'e bile böyle aşkla bakmamıştım.
"Bu yaşta bu cilve fazla değil mi lan?
Kız, çek o gözlerini!"
Yiğit'in onu kıskanmasına artık herkes alışmıştı.
Domatese dönen boncuğumun yanına oturduğumda, oğlum kucağıma gelmek için hareketlendi.
İki yavrumu da kollarıma alıp saçlarını koklayarak öptüm.
Gökçe, herkese cana yakın davranır, özellikle kızları satar time deli olurken, Alparslan benim dışımda kimsenin kucağına gitmez, başkasının kucağına ağlamaz ve en kötüsü huysuzlanırsa benden başka kimse onu susturamaz.Zaten bu huyu yüzünden Esma onu karargaha getirmek zorunda kalmıştı ve gelincede kızın başına üzücü bir olay gelmişti.
"Bu kadar basit mi, Gül?"
Düşüncelerimden sıyrıldığımda, tüm gözler benimle birlikte yanımda oturan Kumru'ya döndü.
Neye öfkelendiğini biliyordum.
Topuzundan düşen kahkülünü kulağının arkasına sıkıştırdı.
Kollarını dizlerinin üzerine yaslayıp ellerini birbirine geçirdiğinde,
"Sen anladın beni, cevap ver. Bu kadar kolay mı affedeceksin?" diyordu bakışlarıyla.
Kalbimden aşağıya doğru akan acıyı bir tek Allah biliyordu.
Tamam, bunu yaptı.
Neden yaptığı hakkında şu an bir bilgiye sahip değilim.
En mantıklı sebep bile aklımda savunma olarak kabul görmezdi.
Ama kalbim...
İşte o, beni dinlemiyordu.
Derin bir nefes aldım.
Titreyen ellerimi öne doğru uzattım.
Dolan gözlerimi onlara kilitleyerek alt dudağımı dişlerimin arasına aldım.
"O... O yandığında, ben onun gözlerini son bir kez görmek istedim, Kumru."
Ağlamamak için gözlerimi kapattım, derin bir nefes soludum.
"Ben... Onun gözlerini açmak isterken-"
Çıkmadı kelimeler boğazımdan.
Titreyen elimle boynuma oturan o yumruğu hafifletmeye çalıştım.
Boğazım sıkılıyordu.
"Açmak isterken derisi kalktı, derisi kalktı... Elime yapıştı."
Kalbime batan sancılarla nefes almakta zorlandım.
Kalbim, nefesimi kesiyordu.
Hem de artık ileri derecede.
Nisa,Gökçe'yi kucağımdan alıp Arda'nın kucağına verdiğinde, elleriyle yanaklarımı kıskaca aldı.
"Tamam, tamam. Sıkma kendini," dedi şefkatle.
Mavi gözleriyle bana öyle sıcak bakıyordu ki boynumu büktüm.
"Onun değilmiş, Nisa. O deri onun değilmiş.
Ben buna nasıl sevinmem?
O nefes alıyor.
Ellerimdeki onun derisi değilmiş.
O yaşıyor, Nisa.
İyi ya da kötü, ben affettim demedim ki...
Sadece ellerimdeki deri onun değilmiş.
Değilmiş işte."
"Değilmiş ya... Sen ona bakma, Gül'üm."
Alparslan, sanki hissetmiş gibi minik ayaklarını bacaklarıma bastırıp yüzüme doğru tırmandı.
Ağzındaki emziğiyle birlikte kollarını boynuma doladı, başını Ömer'in asla vazgeçmediği yere,bastırdı.
Herkesin ortasında hüngür hüngür ağlamamak için kendimi sıktım ama bu durum, tutunmamı iyice zorlaştırdı.
Ondan aldığı yeşil gözler benim zaten şifamdı.
Ama şimdi sanki her şeyi daha iyi anlayıp babasının yerini doldurmaya çalışıyordu.
Kollarımı sımsıkı sardım minik bedenine.
Gökçe bülbül gibi şakırken, o ise sadece iç çekiyordu.
Şu anda boynumda, kendi kendine mırıldanıyordu.
"Timin bu kasabaya neden getirildiği, aklımdaki tek soruydu.
Ama zaman ilerledikçe, Gül gibi benim de şüphelerim arttı."
Aslan'ın şüphelenmemesi zaten büyük bir zafiyet olurdu.
Uykusu gelen kızım, kendini Esma'nın kucağına attığında, Esma ayaklandı.
"Ben Gökçe'yi uyutsam iyi olacak," dedi.
Başta çocukları ona bırakmaya dersleri var diye razı olmasam da, Batur'un 'Onlara Esma baksın bu ona iyi gelecek,' demesiyle ikna olmuştum.
İki evladımı da gözüm kapalı emanet edecek kadar güveniyordum Esma'ya.
Ama böylesi ağır konuları onun yanında konuşmak bana doğru gelmiyordu.
O da bunu hissetmiş olacak ki Gökçe'yi bahane edip kalktı.
Fazlasıyla anlayışlı olması...
Çok güzel bir kalbi var.
Onu kirletmek isteyen her şeye karşı tertemiz ve güçlü bir yüreği var.
Merdivenlerden çıkışını tek takip eden ben değildim.Batur bana yakalansada bozuntuya vermeden boynunu Yiğit'e taraf çevirdi.
"Herkes bildiği herşeyi anlatsın yoksa bu işin içinden çıkamayız.Gül özellikle sen anlatacaksın biz hepimiz Savaş'ın birşeyler sakladığından zaten şüpheleniyorduk.Buradaki kilit taşı sensin ."
"Komutanım,doğru söylüyor vahşirella.Timin içine bilerek girdin.Sen girdikten sonra biz şehit vermedik vesen girdikten sonra tim nefes aldı."
"Ne yani amaçları Gül'ü time yakınlaştırmak mıydı?" Ah be Batur, bilmediğiniz o kadar çok şey var ki... beynim yanmak üzereyken Aslan cevap verdi .
"Hayır,amaçları Gül'ü kahraman gibi gösterip Savaş'a yakınlaştırmaktı."
İşte bu ihtimali ben hiç düşünmemiştim...
"Oyundu !"dedim aklıma gelen maziyle .
Lanet olsun herşey başından beri pilanlı bir oyundu.
"Aslan,Esin'e durakta yapılanlar oyundu.Bilerek yaptılar bu pilanlıydı."
Ömer...Ömer bunun pilanlı bir oyun olduğunu en başta anlamıştı .
Bu yüzden bana sormuştu.
'Esin'e oyun mu oynadın?'
'Ben hiçbir zaman masumları ve sevdiklerimi kullanmam .'
'Ben ikiside değilim.'
Ömer,ilk anda fark etmişti durak olayının oyun olduğunu...
"Bu oyunu kuran kim ?" Emre kilit noktaya parmak bastığında gözlerimi bu cevabı bize verebilecek olan tek kişiye çevirdim .
"Nisa ,Esin'nin başına o olayın geldiği gece eve bomba yerleştirildiği istihbaratını sen verdin bana,bunun kaynağı kimdi ?"
Mavileri dalgalanmadan beklediğim yanıtı verdi.
"Paşa."
Yiğit bezgin bir nefes verip boynunu koltuğun başlığına yasladı.
"Amcaaaa! Amcaaaa!!!"
Gergince tavana dikti gözlerini.Aslan zerre şaşkınlık barındırmayan yüzüyle birşeyler düşünmeye devam etti.
"Bu adam neyin peşinde ?"
Kuruyan dudaklarımı ıslattığımda cevap verdim.
"O kadar çok soru var ki Kumru,her soruya cevap bulabiliriz ama o sorunun cevabını,
O;adamın kurduğu oyun bitmeden asla öğrenemeyiz ."
"Gül herşeyi toparlayıp baştan sonuna kadar özet geçmeni istiyorum."Aslan'nın bu istediğine istemeden gözlerimi kaçırdığım.
Bunu yapamam !
"Gül,biz senin kim olduğunu bilmeden seni koruyamayız.Savaş'a seni yakınlaştırmaya çalışmalarının bir sebebi olmalı kimsin sen ?"
Bende bilmiyorum ki !
Ah Ömer nasıl bir işin içindesin ? Amaç ne ?
Sen kimsin?
Ben kimim ?
Kriptex'i bilmeleri sorun olmaz.
"Elime bir Kriptex geçti.Bu tür kriptexler derin devletin kullandığı bir tür gizli kasa gibi birşey.Geçmiş ,gelecek ve şimdiki zamana dair herşeyi kapsayan silindir şeklinde olup yüz şifreyle korunan bir nesne.Ve tek bir yanlış şifre denemesinde içindeki bilgileri kendisi imha ediyor."
Hepsi kulak vermişken devam ettim.
"Bu nesneler bazen bir aileye bazen de herhangi birine miras olur.Şifreyi kıracak tek kişide o dur.Bana bu şifreyi çözebilecek kişinin Ömer olduğu söylendi.Görevim onunla yakınlık kurup kriptexi açtırmaktı.
O kadar saçma geldi ki devlet neden kendi subayına bunu aç demiyorda gizliden beni kriptexi açtırmam için kullanıyor diye aylarca düşündüm ve cevabı en sonunda buldum.
Kriptex'in sahibi Ömer değildi bendim."
Şaşkınlıklarına kafamı sallayıp,gözlerimi yumup açtım .
"Ve inanın bana kriptex'in sahibi olmam dışında bildiğim hiç birşey yok ! Nasıl açılacağı şifrenin ne olabileceği hakkında hiç bir fikrim yok .
Ömer'e gelirsek başlarda içinizdeki hainin,o olduğundan şüphe duyuyordum.
Ta ki bir gün bana 'Haini bulursan kriptex'i açarım '
Teklifiyle gelene kadar."
"Sende bunu yuttun ," diyen Yiğit hakıydı.Ömer fazlasıyla manipüle etmişti beni .
"Eniştem bunu neden yaptı ?"
Nisa'ya cevabı Arda verdi.
"Çok basit.Gül'ü kendine daha fazla yaklaştırmak istedi kısacası babasının başlattığı oyunu o,devam ettirdi.Gül'ün görevide komutanımıza yakın olmayı gerektirdiğinden,bu yemi itiraz etmeden yuttu."
"Arya'nın ölmediği ne zaman anladın?"dedi Aslan .
"Melis'le olan maçta ." Nasıl diyen , bakışlarını çok bekletmedim.
"O gün ben bıçakla Melis'e zarar verdiğimde,Çelik albay müdahale etmek istedi ama hemen ardından Ömer albaya öyle bir baktı ki adam kımıldayamadı.Tüm bu tuaflıklar beni herşeyi baştan sona düşündürmeye itti çünkü Ömer beni çok uzun süreli bir manipilasyona sokmuştu.
Arya ölmüş olamaz çünkü Paşa Ömer'i Arya olmadan şah olarak kullanamaz.
Arya ölmüş olamaz çünkü..."
Yiğit "Çünkü ne ?"
"Paşa düşmanlarını asla öldürmez kullanır hemde sonuna kadar kullanır ölmüş olamaz çünkü amaç her ne ise bu amaç uğruna 4 yaşındaki oğlunu Arya'ya 12 yaşına kadar teslim etti."
"Kendinizi çok yormayın kısacası Savaş ya bizim tarafımızda yada baştan beri annesinin,ki 4 yaşından 12 yaşına kadar annesiyle büyümüş bir çocuk annesinin davasına kolay kolay ihanet etmez ."
Kumru'nun söyledikleriyle hepsi ona ters ters baksa da herkesin içinde bu ihtimalin yüzde birde olsa doğru olma ihtimali vardı .
Yiğit "Ağzından hiç hayır çıkmaz mı senin ?"
Emre:"Öyle şey mi olur ? Komutanımız yapmaz !"
Batur:"Ben yaparım o yapmaz !"
Hasan sahte bir gülüşle girdi araya "Babamdan şüphe ederim komutanımdan asla !"
Mehmet "Buna cevap bile verilmez!"
Aslan "Ben kardeşimi tanıyorum !"
Arda"Ömer Savaş Bozkurt bu yaa ! Tek sevdam vatan diyen adama kimse hain diyemez ! "
"Sen Gül ? Sende onlarla aynı fikirde misin ? "
"Kumru !" Nisa gözlerini büyütüp uyarsada,Kumru benden cevap almadan rahatlamayacaktı .
"Değilim !"
Tim benden beklemedikleri cevapla yerlerinde huzursuca kımıldadılar .
Gözlerimi kucağımda uslu uslu emziğini emerken beni izleyen oğlumun babasından aldığı gözlerine indirdim.Gülümseyip yumuşacık yanağında gezdirdim parmağımı.
Benim canımın canı...Özlemimi acımı azaltan şifama baktım.
"Ömer'in gözlerinde okuduğum ilk zaaf şehitti.Bu kadar kontrollü bir adamın yenemediği öfkesinin kaynağını bu evde onunla karşılıklı oturduğum zaman gördüm.Söz konusu şehit olduğunda gözlerinin içinin titrediğini gördüğüm adamdı o.Ben olabilir mi olamaz mı değerlendirmesi asla yapmam,farkındaysanız o kelimeyide kullanmıyorum !"
"Ben Melis'le Savaş'ı konuşuyorlarken duydum.Melis,Savaş'a Gül senin gerçekte kim olduğunu bilse gibisinden birşey ima etti.Uzun zaman önceydi cümleyi tam hatırlamıyorum ama devamını beynim bı şekilde tamamlamışta olabilir çünkü bu golgisiz salak dinlememe izin vermedi !"
Yiğit tam ona cevap verecekken beynimdeki soru işaretleri bir anda kutularına tek tek oturdu.Elimi hızla susması için kaldırdığında ayağı kalktım.
Buldum !
"Haini buldum,G'yi buldum !"
Hasan "Kim?"
Arda:"Vahiyle mi indi Gül...! Kim ?"
Aslan "Söylesene Gül,kim ?"
Bu nasıl bir oyundu ? Oğlumu tek kolumla turaken yumduğum gözlerimi açıp ciğerlerime sıkıştırdığım havayı sesli geri verdim.
"Ömer biliyordu ! Hainin kim olduğunu biliyordu ve onu yönetiyordu."
"Bir bok anladıysam siksinler beni !"
Hasan'nın ettiği küfüre,Batur kafasına attığı tokatla cevap verdi.
"Düzgün konuşsana lan biz çok mu bir bok anladık siktiğimin işinden !"
Sanırım herkes şu an herşeyi unutmuş Batur'a bakıyordu.Ağzından ilk kez küfür duyuyordum ve farkında olmadan ettiği küfürü herkesin bakışlarından sonra fark etmişti .
"Küfredebiliyormuş..." Nisa hayretler içinde Batur'a bakarken,
Kumru "Adama,Meryem Ana kilisesindeki bakire rahibeyken onu domuz ahırında sevgilisiyle sevişirken yakalamış gibi bakmaya son verin !"
Bu arada sanırım Kumru haklı adama şu an hepimiz öyle bakıyoruz.
"Kusura bakmayın kızlar bir anda kontrol edemedim kendimi ."
Ah Batur üsteğmenim sen erkeklerin baş tacısın...
"Herkes senin gibi olabilse dünya kadınlara cennet olurdu üsteğmenim."
Evet Kumru'nun tebessüm etmeden kötü kötü bakmadan insancıl konuşabildiği anlar vardır nadirde olsa vardır.O mucizevi anlardan birini şu an yaşıyoruz ve o kadar haklı ki !
"Esdağfurullah"
"Övgü ve kabulleriniz bittiyse Gül sen devam et ,kim o orosbu çocuğu?"
"Bunu söyleyeceğim ama önce bana hepiniz bir söz vereceksiniz ."
"Ne sözü ?" Yiğit'in bu tavrına bakılırsa ağzımdan G'nin gerçek ismi çıkar çıkmaz gidip kafasına sıkacak.
"Bu tavrın için söz vereceksin hepiniz vereceksiniz ona dokunmayacak bilmiyormuş gibi davranmaya devam edeceksiniz ."
"Ben söz veremem kardeşim o amına koyduğum yüzünden kollarımda can verdi !" Hasan'nın haklı çıkışı durumu zorlaştıracaktı.
"Yedi sülalesinin sikmezsem Emre değilim !"
"Ohoooo beyler işimiz var sizinle !" Kumru iç sesimdi .
"Ben sessiz sessiz ajanlık oyunları oynayamam öyle bir niyetim olsaydı bordo bere takmazdım kafama !"
"Yiğit ,bu basit birşey değil Paşa ve Ömer onun hain olduğunu bilmelerine rağmen bilip sustularsa bunun sebebi vatanın lehine olduğu içindir.Ve üzgünüm bunu size söyleyemem !"
"Herkes Gül'ün söylediğini yapacak aksini görürsem kimsenin gözünün yaşına bakmam timden ihracını veririm !"
Aslan soğuk nefesiyle ortama yargı dağıttığında tim sessizliğe gömülmüş kendilerini sıkıyorlardı.
"Anlaşılmadı galiba !" Diye yinelediğinde hepsi aynı anda "Emredersiniz komutanım !" Demişti .
"Kim ?" Aslan'nın kahvelerinde ki merak öfkesini gizleyemiyordu kolay değildi asla değildi.Kardeşlerinin şehit olmasına sebep olan şerefsize göz yummak birşey olmamış gibi devam etmek asla kolay değildi.Bir asker için hiç değildi heleki o ölüm makinesiyse...O bordo bereliyse!
Ama yapmak zorundaydılar onları durduran Aslan'nın emriyken,Aslan'ı durduracak tek şey Ömer susutuysa bir bildiği vardı düşüncesi.
"Bir asker,üst rütbeye saygı göstermek zorundadır.Askeri hiyerarşi,disiplinin ve düzenin sağlanması için temel bir gerekliliktir. Emirler ve görevler, bu hiyerarşi içinde eksiksiz ve hızlı bir şekilde yerine getirilmelidir. Saygı, sadece askeri düzenin korunmasını değil,aynı zamanda güvenliği ve takımın etkinliğini de doğrudan etkiler.Bu kurallara uymamak, hem kişisel hem de birliğin başarısı için kabul edilemez.Heleki bu kurala uymayan kişi üç yıldızlıysa ...
Baştan beri bu kadar basit birşeyi anlayamamış olmama kızıyorum.
Hiç bir yerde bir yüzbaşı bir albayı gözleriyle durdurmaz eğer o albay hain,o yüzbaşı o hainden daha yukarıda bir mevkide değilse ."
"ÇELİK !" Yiğit elini masanın üstündeki çay bardağına öfkeyle vurduğunda bardağın karşı duvara uçup paramparça olarak yere yığılmasını izledim.
Oğlum kucağımda haretlenirken tim ölüm sessizliğinde ki azrail sıfatına bürünmüştü.Şu an hiç birinin kanı sanki akmıyordu.
"Nisa çelik albayı izlemeni istiyorum.Aynı şekilde,Arya'nın tüm geçmişini istiyorum girdiği siteden, kullandığı tuvalete kadar aldığı nefesten verdiği karbondiyoksite kadar herşeyini bul çünkü Ömer onun yanında.Albay bizi Arya'ya,Arya bizi Ömer'e götürecek ve tüm bunlardan asla Paşa'nın haberi olmayacak !"
"Pilanın ne ?"
"Kim olduğumu öğrenmek için her pilanı yapacağım Kumru."
"Savaş ile karşı karşıya gelince ne yapacaksın ?Bu çok riskli neyin içinde olduğunu bilmiyoruz."
"İçine girmeden ne olduğunu asla bilemeyiz.Karşı karşıya gelince ne yapacağını Ömer düşünecek,ben değil !"
"Bunu unut Gül !" Aslan'nın korumacı yapısı boşunaydı.
"Benim işim bu ,sızmak benim en iyi yaptığım şey.Bu yüzden kimse karışmayacak,bakalım Ömer bey karısını karşında görünce ne yapacak !"
"Sen delirdin mi zaten seni arıyorlar Paşa boşuna mı sana ülke dışına çıkma yasağı koydu ?"
"Bilmediğim oyunu bozarım Nisa ! Birazda paşa hissetsin arkasından oyun çevirmenin ne olduğunu !Sen söylediğimi yap ve eğer beni oyalamak için bu işi geciktirirsen yada engel olmak için herhangi birşey yaparsan ve ben bunu hissedersem iki çocuğumun canı üstüne yemin ederim ki seninle olan herşeyimi bitiririm !Şimdi ya bana beni Ömer'e götürecek birşey bulacağına söz ver yada ben yapamam de bende başka yol bulayım ? "
BÖLÜM SONU
"Gül yine tuzağa mı düşecek sizce yoksa Ömer'le karşılasacak mı ?
Sarılacaklar mı ?
Yoksa birbirlerine silah mı çekecekler ?"
Olacak olanları tahmin edebilecek olan var mı merak ediyorum...
Kafanız çok karışıyor biliyorum bunun sizinle ilgisi yok arkadaşlar hatta rahat anlayın diye bu bölümün yarısını ayırdım daha uzundu bu bölüm.Bazılarınız anlamıyoruz diye yazıyor .Bir pazıl gibi düşünün,kitabın ilk bölümünden itibaren her bölüme pazılın parçlarını serptim.Hepsini aklınızda tutmanız oldukça zor bu yüzden birşeyleri açıklarken size hatırlatmak için elimden geleni yapıyorum sizden ricam sabırlı olun.Ömer ile Gül'ün çok hızlı aşık olduğunu söyleyenler 7,8 bölüm sonra bunun sebebini anlayacaklar.Kurgu çok uzun bu yüzden başta hızlı olmaları gerekiyordu.
Diğer bölümde görüşmek üzere sizi seviyorum❤️
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 31.87k Okunma |
2.99k Oy |
0 Takip |
48 Bölümlü Kitap |