44. Bölüm

Tarih İlk Kez Kaçtığıma Şahit Olacak 42🦋

Dahliaaa
d_ah_lia

 

 

Oy vermeyi bol bol yorum yapmayı unutmayın keyifli okumalar güzellerim...

 

KUMRU:

"Teyze, bunu da mayene et hadi!"

Boncuk gözleriyle,elindeki diğer bebeği de dilini tam çeviremese bile check-up yaptıran cadıya gülümseyerek baktım.

"Tamam,çok sağlıklı ama bu kadar makyaj yapmak bebekler için doğru değil teyzecim." Yaparken kendi cildine de kimyasal karıştırıyordu.

Elimdeki bebekten gelen parfüm kokusu Nisa'da bile yoktu,buna emindim…
Kız hala ya çeker diye boşuna dememişler. Aynı Efsun; hatta onu bile sollar büyüyünce.

Çalan kapıya doğru giden Hira, bana kim geldi acaba diye baktığında bilmiyorum dercesine dudaklarımı büktüm.
Gece nöbetinden çıkıp gelmiştim, uykum vardı.
Savaş ve Gül'ün ara sıra ortadan kaybolmasına alışmıştım artık.
Çocukların bakıcıları biraz sıkıntılı olduğu için Hira'ya şimdilik ben eşlik edecektim.Sağ olsun itiraz etmeden kabul etmişti yardım etmeyi.

Yiğit,elindeki poşetle görüş alanıma girdiğinde gözlerimi devirip peşinden gelenlere baktım.
Batur, her zamanki gibi Gökçe’ye göz kırpar kırpmaz; yanımdaki cilveli bücür hemencecik boynunu omzuna yatırıp yapılan jeste hayran hayran baktı.Bu kızdan cilve öğrenmem lazım,galiba anasının bastırdığı dişil enerji kızında patladı.

"Bak işte,bunu kıskanırım!"

Mehmet,Gökçe’nin minik burnuna parmağının ucuyla dokunup dikkatini kendine çektiğinde bizim bücür hiç gecikmeden "Kuçak " diye kollarını ona uzattı.

Mehmet’in kucağına alınınca birbirlerine sımsıkı sarıldılar.

Sanki kırk yıllık bir bağ…
Geçmişe dönecek olursak,doğdukları gün,ebeden önce ikisini de Börü kucağına almıştı .
Hiç unutmam o kara günü…

İkizler sağlık muayenesine giderken üzerlerinde Börü'nün kıyafetleri vardı.Ceket,yelek ne varsa onlara giydirmişlerdi.
Hastane odasında herkes, "Sağlıklılar mı, iyiler mi?" diye hem Savaş'a yanıp hem de ikizleri beklemişti.

Koca parmaklarını sımsıkı tutan ikizlere hayran hayran bakıyorlardı.
Silah tutmaya alışkın,emirle yaşayan bu sert adamların bakışlarında ilk kez bu kadar sessizlik, bu kadar duygulu kırılganlık vardı.Tüm çocuklara karşı merhametleri de yapacakları da sonsuzdu ama onlar için ikisi başkaydı.
Komutanlarının öldüğü gün,ondan geriye sadece bu iki küçük can kalmıştı.Time kalan en ağır emanetler onlardı…
Belki de bu yüzden aralarındaki bağ bu kadar kuvvetliydi.

"Uçurmak yok mu beni?"
Şimdi anlaşıldı.O cilvenin sebebi .

Mehmet gülümseyip yanağını uzattı."Şuraya bir öpücük alırsam belki anlaşabiliriz küçük hanım."

İstenileni kıkırdayarak yaptığında herkes gülümsedi.Bebekkende Börü bunu havaya atıp tutuyordu. Daha o zamanlar bu tavana atılıp tutulmayı deli gibi seviyordu.
Yanakları o zamanlar çok tombuldu ve gülmekten o tombul yanakları kıpkırmızı olurdu.
Ben düşüncelerimden koptuğumda, havada top gibi uçarken attığı kahkaha evin duvarlarını bile mutlu etti.

Batur,tuttuğu gibi onu Yiğit'e attı. Ardından ara vermeden Mert'e, ondan Yavuz'a, ondan tekrar Mehmet'e…Uçuşan lüle saçları iniş yapamadan kendini yine amcasının kollarında buldu.

Gözlerim yorulduğundan takip edemezken,ne bu adamlar yorulmuştu ne de Gökçe.Yiğit hariç, hepsi çoğu zaman somurtur. Şu an ise yaramaz ama mutlu çocuklar gibiler.

Batur:
"Gımıldan gımıldan!"
Yiğit:
"Gımıldanı ver!"
Mert:
"Ah, şöyle nazlım da… Gımıldanı ver."
Gökçe'yi fırlatan türküyü çığırıyordu.
Mehmet:
"Gımıldan gımıldan, gımıldanı ver."
Yavuz:
"Ah, şöyle güzelim de gımıldanı ver."Kulaklarıma inanamazken devam ettiler.

Gökçe'nin uçarken saçtığı kahkahalara hepsi gülümsüyordu.
Yavuz hariç hepsi türküyü katletseler de en son ne zaman böyle eğlendiklerini kendileri bile bilmiyordur.

Mert:
"Ateş attım havaya da bak, gülüşe gülüşe!"
Yiğit:
"Senin gavur babanı da ben getirdim imana!"
O kadar vurgulu söyledi ki dudaklarımdan sesli bir kahkaha kaçtı.Yeğenini sanki kalbine sokmak istercesine sarılıp öptü.
Kıvırcık saçlarını terleyen alnından uzaklaştırıp defalarca öptü.
Yiğit'in Gökçe sevgisi bambaşkaydı.
"Amca… amca… dur yaaaaa....!"Minik elleriyle onun yüzünü iteklemeye çalışıyordu.

Gökçe'yi tanımayanda sanır ki Yiğit'in öpüşlerinden sıkılıyor.İstemem yan cebime koy yapıyordu bücür.

Bu adamları sessiz sessiz izleyen Alparslan,çizdiği resmin üstüne kalemi bıraktığında; başını okşayan Batur’a yeşil gözleriyle hayran hayran baktı.

"Alparslan babasından boks dersi alıyor beyler denetleyelim mi ne dersiniz ?" Gökçe'yi usulca yere bıraktı.Sanki çocuk Alparslan değilde Yiğit.

"Savun bakalım kendini !"

Küçüğüm,daha ne olduğunu anlamadan kendine doğru gelen adamlara baktı.Ardından kendinden emin bir şekilde ayağa kalkıp minik parmaklarını yumruk yaparak savunma pozisyonu aldığında, Hira'yla birbirimize bakıp tebessüm ettik.

Alparslan süper zekâ bir çocuk.Algı yeteneği inanılmaz derecede... Gördüğü her şeyi ilk saniyesinde çözüp anlamlandırabiliyor.Bu sadece benim onda keşfedebildiğim .

"Tek mi buldunuz lan çocuğu ?" Batur oturduğu yerden kalktığında sonucu bende merak etmeye başladım .

Gözlerim hızlarına yetişemezken Batur'un tuttuğu Yiğit'e,Alparsalan yumruk atmaya başlamıştı .

"Daha sert daha sert ! "

Batur'un dediğini yaparken Mert tarafından geri çekildiğinde hıncını alamayıp ona vurmaya başladı .
Yavuz kahkahayı basarken konuştu."Hay maşallah,aslanım benim vur acıma !"

Batur ,Mert’in kollarından kurtarıldığında, fırsat bu fırsat deyip tekrar amcasına yöneldi…Biraz da benim yerime vur teyzecim! En sevdiğim yeğenin ebediyen sensin.
Utanmasam koltuğa çıkıp tezahürat yapacağım.

Birbirleriyle uzun süre boğuştuktan sonra biri gülmekten öteki savaşmaktan yorulan çocuklar koltukta oturuyordu .
Hira telefonuyla uğraşırken timde karşımdaydı .

Gökçe oturduğun yerden hiç yorulmamış gibi kalktığında hayret ettim.Enerjisi kesinlikle bitmeyen bir çocuk .Hepimiz ne yapacağını merak ederken elindeki küçük pembe tepsisi ve çay takımıyla odaya tekrar girdiğinde gülmemek için kafamı çevirdim .

"Onlar ne kıvırcığım ?"

"Çay amca size çay demliyorum" dediğinde ocak setinin üstüne küçük çaydanlığını koyup kaynamasını bekledi .

"Kimin yeğeni be..! Baktı aç susuz oturuyoruz birşeyler ikram edeyim dedi birileri gibi yan gelip yatmıyor ."

Bana laf çarpan Yiğit'e gözlerimi çevirdim, ters ters süzsemde umursamadı.Üstündeki kaşe çeketini çıkardığında siyah tişörtüyle kalıp geriye yasladı .
Traş olmadığından sakalları yüzüne tuaf bir hava vermişti.Yeğenin çaylarını beklerlerken kollarını göğsünde birbirine bağladığından kıstırılan pazıları şişliğini ikiye katlamıştı.

Bir doksan boyu yüzünden genişçe oturamadığı için sehpayala koltuk arasına sığmayan bacaklarını sehbanın üstüne uzatarak yayıldı.
Elini ensesine atıp orayı hafifçe kaşıdığında oluşan kızarıklık dikkatimi çekti .Herkes kendi halinde takılırken kızarıklığa daha yakından bakabilmek için ona biraz yaklaştım.

Elini boynundan çekmeden bana baktı,kaşlarını indirip ne yapmaya çalıştığımı çözmeye çalıştı.

Saçımı kulağımın arkasına sıkıştırdımda elimle kaşımaktan tahriş ettiği benek benek yaralara dokundum.Parmak ucundaki derimisi ateş gibiydi yoksa ben mi iyi değilim ?

"Ne zamandır var bu ?"

Normalde olsa asla yapmayacağım şeyi yaptım.Sadece içimden dokunmak gelmişti bu dürtüye engel olamadım .Cevap gelmeyince tekrar sormak için ona dönüğünde mesafeyi hangi ara bu kadar indirdiğimi bilmiyorum .

O kadar yakın ki gözlerinin koyuluğunda kendimi görürken soluduğu nefes dudaklarıma çarpıyordu.Elmacık kemiklerinin belirginliğini çıkan sakalları bile gizleyemiyordu. Esmer tenine saplanan sakalındaki her kılın derisinde saplanışını bile hayran hayran izledim.Bana o kadar güzel geliyorlar ki dokunma dürtüsünü yenmekte zorlana zorlana gözlerimle baktım .

"Yeni " Dudaklarından çıkan şeyi anlamadım .

"Ney yeni ?"

Gözleri dudaklarımı takip ederken düğüm gibi kilitlendim.Kalbim yerinden çıkmak üzereydi.

"Kızarıklık yeni-yeni oldu yani "

"Anladım " dediğimde kafamı salladım ."Revire uğrarsan krem veririm,iyi gelir ilerlemesin ."

"Olur " dediğinde sesli yutkundu.

"Biz kalksak olmaz mı ?"
Mert'in sesiyle geri çekildim. Batur'un bizi süzen bakışlarıyla kesişip kaçtığımda Hira ile karşılaşmayı beklemiyordum.Ondanda kaçmaktan başka çarem yoktu.

"Evet amcacım çayını sonra içelim biz kalksak iyi olur ."

"Benimle oynanadan mı gideceksiniz zaten hiç gelmiyorsunuz ? Annemle babamda hep gidiyor hep tek oynuyorum ben "

Kollarını göğsünde birleştirip hepsine yarı kızgın yari nazlı baktığında kimse bu saatten sonra itiraz edemedi .

"Hadi getir cimcime ama içince kalkacağız! "

Yavuz'un kıyamayıp kabul etmesiyle havalara uçan cadı sevinçten onun kollarına kendini atacakken bir anda geri döndü.Oyuncak sepetinin içinden altığı pembe peluş tavşan şapkayla koca adama yetiştiremediği küçük kollarıyla sarıldı .
Sarılır sarılmaz yanağına da bir öpücük kondurdu.Yavuz bu mutlulukla tam eriyecekken kafasına takılan şeyin omzundan sarkan kuyruğuna baktı .

Eliyle dokunduğunda tiksinir gibi yok yok sanki dünyanın en iğrenç şeyine dokunuyormuş gibi yüzü şekilden şekile girdi.

"Gökçe bu ne ?"

"Tavşan kulaklığım kimseye asla vermem ama sen gitmek istemedin ya sana verdim." Boynunu büküp dizlerinde oturduğu adama herzaman ki şirin bakışlarını atsada bu Yavuz'u kesmedi .

"Bu sana daha çok yakışır hadi sana taka-"

"Hayır olmaz ben çay getirecem çıkarma tamam mı ? " Kafasını sallaya sallaya indi dizlerinden.

"Gökçe bu kız şeyi !
Ben erkeğim abicim çıkartayım ha ?"

"Yok yok çıkarmak yok pek de yakıştı maşallah benim devreme !" Mert peluşun ucuna dokunup sıktığında kulaklar şişip dikeldi,ortaya çıkan seste cabası.Bu sefer kimse kendini tutamadı.

"Öten şey taktı kız sana sen seçilmiş kişisin devrem benim,öt devrem !"der demez tekrar şişirdi.Bu durum tam Yiğit'in alaylık konusuydu ses çıkarmaması dikkatimi çekti.

Başımı çevirdiğimde bana bakıyor oluşuyla gülen yüzüm yavaşça soldu .
Neden bilmiyorum ama onun bakışını terslemek varken kaşımın kenarını kaşıyıp yanımda usulu uslu oturan Alparslan'nın saçlarını okşadım .

"Yakıştı ha devrem "

Mert'in alay ederek peluşu okşayan eline vurdu."Bir daha sıkarsan o elini-" Batur'un boğaz temizlemesiyle Yavuz edeceği küfürü yuttu."Mukayet ol o eline,sırıt sen sırıt görüşeceğiz seninle !"

"Sırtmayıp napacağım şuraya baksana bacağımın çeyreği kadar şey esir aldı bizi bırakmıyor üstelik devremi öttürüyor !"

"Senin şimdi varya! " Tam üstüne atlayacakken,Mert yanıma pat diye oturup Alparslan'ı kucağına aldı.

"Çocuklara kötü örnek olmayalım devrem otur yerine otur aaa çok ayıp !"

"Çömez uğraşma ,Peker sende otur yerine ! Babası canımıza az okuyordu kızıda el attı işimiz bitsin gidelim!" Yiğit konuşsada cesaret edip bakamadım.Bu gün ne oluyordu bana bilmiyorum.Ona ne olduğunu hiç bilmiyorum.Bu ciddiyet çok tezat.

"Amcaaa"

"Söyle amcam söyle pudinkli püsküvülü pastam söyle püküllü belam söyle kıvırcığım!"

"Evi sallamayın çay getiriyorum size "

"Evi mi sallamayalım ?"

Çocuk haklı hepsi ayı gibi evi sallıyorlar .Az önce Alparslan'la oynarlarken ev yıkılacak sandım.

"Bunu sana diyor milföy hamurum nefes alma sakın kız çayları dökecek !"

"Gevşek"

Batur'a sataşırken Gökçe tepsideki pembe fincanları hepsine dağıtmaya başlamıştı .

"Gökçe şu zımbırtıyı kafamdan çıkartabilir miyim ?
Hem biz çay içmiştik başka zaman içelim seninle "

"Hayır olmaz çıkarma !
Oyun bozmak yok kollarım küssün mü size ?"

"Kollarım küssünmü ne oluyor ?"

"Yani bir daha sarılmam demek istiyor Batur abi .
Helal olsun Gökçe sana sen ki bunları böyle dizdin kısır günü yaptırıyon ya ben senden razıyım "

Hira'ya kesinilikle katılıyorum.

"Gülme ! Utanacağına gülüyorsun bak daha beş yaşında hepimize çay ikram ediyor yirmi dört yaşındasın mutfağın yolunu bilmiyorsun "

Mehmet'e omzunu silkti.Abi kardeş ilişkileri çok garipti ama Elif ile ikisi arasındanda su sızmaz.

"Sen benimle uğraşacağına haline yan abi.Beş tane özelci beşininde elinde küçük Pembe çay fincanı...
Gökçe bak bunların elleri çok sabittir ablacım bebeklerine çok güzel Eylenier çekerler ip gibi."

Bücürün gözleri öyle bir açıldı ki heycandan,sanki Dünya'yı ona verdiler.

"Gerçekten miii ?"

"Sus kız çeyrek savunucu aklına sokma o her neyse!
Sende parlatma o gözlerini hemen gerçek değil,yok gerçek!
Şuna bile maskara ettin bizi amcam bırakta gidelim"

"Hira abla sen bardakları topla ben hemen geliyorum ."
Ateş almış gibi merdivenleri paytak paytak inmeye başladı .

"Kız cimcime yavaş in merdivenleri hem ben anlamadım sen bize ne yaptıracaksın ?
Ben bu cadıdan korkuyorum "
Yavuz başına geleceklerden gerçekten habersizdi.Korkmakta da oldukça haklı bir bordo bereliye peluş tavşan kulaklık takan,neler yapmaz ki ?

"Kuaförcülük oyniycaz Hira abla ben gelene kadar bunları tut,sakın kaçmayın !"

"Hira sen varyaaa...bunlar hep senin başının altından çıktı."

Mehmet elindeki kırlenti kız kardeşine fırlattığında Hira yüzüne gelenden kurtulamasada kahkahayı bastı .

"Keskin nişancılığın biraz işe yarasın fenamı işte ? Hep bana yastık fırlatarak köreltme kendi..."

"Yok yok onun babası dinazor anası horoz ! Bunlar da başımıza o babana üreme yasağı koymadıklarından geliyor"

Yiğit bu sefer beni bile güldürmüştü .

Telaşa düşen börü görmek,inanılmaz keyifli.

Yavuz oturduğu yerden hızla kalktığında başındaki peluşu tiksinerek koltuğa fırlattı.

"Erkekliğin onda dokuzu kqçmak diyen doğrudemiş.Kalkın abi kalkın"Camı açtığında yüksekliğe baktı.Yok artık daha neler Gökçe alt katta olduğu için camdan mı atlayacak bu ? "Tarih ilk kez kaçtığıma şahit olacak " der demez kendini aşağı bırakan Yavuz'a ağzım açık kaldı .

"Atladı mı o ?" Diyen Hira ile şaşkın şaşkın bakıştık .

"Üzülerek belirtiyorum ki benim de kaçtığıma tarih ilk kez şahit oluyor !"Dedi Mert .

Ruh hastası bunlar... o da attı kendini .

"Benimde " dedi Yiğit ,o atlar atlamaz peşinden "benimde " diyerek takip etti onu Mehmet .

"Benimde...Ya Allah ! "
Son olarakta Batur aşağı atladığında ağzım beş karış açık kaldı .

"Bunlar manyak !" Diyen Hira'yı kaşlarımla onayladım.İlk Yavuz atladığında camı gösteren işaret parmağı havada asılı kalmıştı.
Kendimi silkelediğimde parmağını elimle aşağı indirdim.

Yaşadığım şoku boşverip kolumdaki saate baktım."Bundan sonrasıyla sen ilgilenir misin? Benim ikisizim gelmiş olmalı."

"Elif yengemin bahsettiği abisi mi neydi adıı... Yağız-yağız değil mi ?"

"Evet "

"Ben hallederim zaten birkaç saate gelirler "

"Teşekkür ederim kolay gelsin.Sanırım Börü'nün yokluğunu fark eden Gökçe biraz huysuzlanacak"

"Sorun yok anlaşırım o fındıkla "

Tebessümle merdivenlere yöneldiğimde anası kılıklı minik de kucağındaki paketi açılmamış bebeğiyle yukarı çıkıyordu.Elektirik çarpmışa dönen saçlarını karıştırıp hızla eğilip öptükten sonra kapıdan dışarı çıktım .

 

 

BÖLÜM SONU

 

Bölüm : 26.12.2025 20:14 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...