46. Bölüm

Bir Güzelim Meselesi 44🦋

Dahliaaa
d_ah_lia

HİRA

Dağılan kızıl saçlarıma elimi geçirip saç köklerimi hafifçe kaşıdım.
Sıcak yaz havasını gece bile serinletemiyor .

Bunaldığım sıcaktan dolayı bahçeye girerken kendimi serinletmek için elimi yelpaze yapıp salladım.Başımı kaldırıp iki katlı evimize baktım.
Üst katına taşınmak için abimi sonunda ikna etmiştim.Gerçi hukuk fakültesinden mezun olamayacağımdan oldukça emin olduğu için mezun olursan tek yaşamana izin veririm demişti .
Sanki beni Teksas'a gönderiyor tek yaşamama izin verdiği yer üst katları.En azından mezun olduğum için bir üst katta olsa abime söylediğini yedirtip birazcık özgür olabildim .

Salonun ışığı soluk yandığına göre abim Elif ile film izliyor olmalı.
Birkaç ay sonra küçük Mehmet doğacak bu yüzden heycanlıyım ama kız yeğenimin olmasınıda çok isterdim.

Cebimden çıkardığım anahtarla tam kapıyı açacakken duyduğum kedi sesiyle geri çıktım.

Nereden geldi o ses ?

Bahçeyi tararken saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırıp ahşap bahçe masasının altını görebilmek için eğildim .

"Pisi pisiii "

Tekrar miyavladığında ses sanki gökten geldi .

"Pisi pisi neredesin çık hadi ortaya seni biraz seveyim ."

Kesik çaresiz kırık bir mırıltı duyduğumda kafamı o tarafa çevirdim.Tepedeydi hemde en tepede çatıda.Su oluğunun içinde beyaz küçücükdü .

"Yaaaa sen oraya nasıl çıktın kıyamam inemiyor musun ?"

Kaşlarımı düşürüp dudaklarımı büzdüm .

"Ben kıyamam sana bekle kımıldama Hira ablan seni kurtarmaya geliyor şimdi ."

Küçük patisiyle oluğu yoklayıp yoklayıp yükseklikten aşağı bakıp miyavladı .

Arka tarafta,evimizin yanında bulunan yarım bir inşaat var.Yüksek ihtimalle oradan çıktı bizim çatıya .

Duvarın kenarında duran demir sürgülü merdive doğru ilerledim .
Sakarlığım tutar yanlışlıkla aşağı düşürürüm diye cebimden çıkardığım telefomumu taşın üstüne koydum.

Uzunluğunu artırdığım merdivenin basamaklarını dikkatli dikkatli çıkmaya başladım .
Aşağı bakma Hira bakarsan düşersin .
Hem nolmuş yani yüksekse,senin abin on iki bin metre yüksekten atlıyor .
Onunla aynı kanı taşıyorum değil mi ?

"Evettt bak işte çıktım " elimi onu almak için uzattığımda oluktan yukarı sıçradı .

"Yaaaa !" Deli mi bu hayvan ?

"Bak seni kurtarmaya çalışıyorum ileri gitme gel bana ! Gel pisi,gel pisi"

Bana inat olsun diye yaparcasına çatının ortasına doğru ilerledi .
Gözlerimi öfkeyle kıstım .
Sen kediysen bende Hira'yım .
Elimi kiremite sağlamca yerleştirdiğimde dizimi kırıp çatının ucuna yerleştirdim .
Bir anda kaybettiğim dengemle merdiven kaldırdığım ayağımın altından kayıp yeri boyladı .

Son anda yaptığım hareket yüzünden şu an hayattayım .
Anlımı dayadığım kiremitten başımı kaldırdığımda ucundan durduğum çatının ortasına doğru korkudan hızla ilerledim .

Gözlerim yavru kediyi aradı .
Yoktur...İnananmıyorum beni buraya çıkardı ve şimdi yok mu ?

Yanaklarımı şişirip ofladım .Salaksın Hira kedi çıktığı gibi inerdi .
Şimdi sen buradan nasıl ineceğini düşün !

Abim yine üstüme konuşacak !
Telefonum olsaydı Elif'e mesaj atardım abim fark etmeden merdiveni dayardı bende buradan inerdim .

"Offff Offfff !"

Ellerimi açıp yıldızların parıl parıl parladığı o güzel gece mavisine baktım .

"Allah'ım ben çıktım sen indir .
Sen istersen uçurarak bile indirirsin.Beni Mehmet kuluna muhtaç etme Rabbim ama şöyle yakışıklı kaslı uzun boylu geniş omuzlu esmer birine muhtaç edebilirsin tabi o da bana muhtaç olsun .Allah'ım gönder onu bana aminnn"

Salak mısın Hira !

Neyse konumuza dönelim.

Çatıyı mı taşlasam belki yengem çıkar.Yok abim varken dışarıya bakmaya Elif hayatta çıkmaz .

Belkide çıkar ama abimle birlikte çıkar .Çıktıklarında abime görünmeden Elif'e kaş göz etsem ?
Saçmalama kızım adam keskin nişancı hem çatıda biri var diye çekip alnımın ortasından vurabilirde .

Vah vah hızlı yaşadım çatıda genç öldüm...
Dudağımı ısırdığımda aşağıdan gelen sese yöneldim .

Yok artık !
Doğru gördüğümden emin olmak için gözlerimi ovuşturup tekrar baktım .

Hasan bahçenin demir kapısını açıp içeri girdi .
Sevinçten ellerimi şakırdattım .
Eli anında beline yöneldiğinde gözlerimi devirdim .
Ben biliyorum bunlar ölüm için kodlanmışlar.Hemen silaha sarılın hemen !

Çok geçmeden gözleri beni bulduğunda yüzünü şaşkınlık sardı .Neyseki beni görünce elini belinden çekti .

Yüzüne yayılan şaşkınlık, beni izleyince biraz daha arttı.
"Sen -" dediğinde, eliyle işaret etti. Kaşlarını biraz aralayarak kafasını salladı,sesli bir nefes verdi.

"Abin gerçekten haklı Hira! Senin gece gece çatıda ne işin var?"İlk sorduğu şey bu mu yani?İnsan bir önce iyi misin der!

Öküz!

Suratsız tebessümümle ters ters baktım."Ne işim olacak canım, evlenme yaşım geldi ya, çatıya çıkasım da geldi!"
Keskin bir bakış attı.Biraz sinir etmiş olabilirim.Ama sinirlendiğinde ayrı bir tatlı oluyor. Ve ilk kez ben ona yukarıdan bakıyorum.Adam böyle bile bir herkül… Gece mavisi tişört giymiş bir de. Ona bakmayı kesmeliyim evet kesinlikle kesmeliyim.

Boğazımı temizleyip çenemi dik tutarak devam ettim."Sende mantıklı soru sor, o zaman. Çatıya niçin çıkmış olabilirim yani?"

"Lan, bende onu soruyorum, mart kedileri gibi damlarda ne işin var?"
Lan mı?

Akıllı olmalıyım,eğer şimdi terslersem bu beni burada bırakır ama daha sonra lanı gösteririm sana.
"Tamam, indir beni. Ne istersen söyleyeceğim."

"Ne istersem mi?"

"Ne istersen dedim ya."O yüz bana sanki bir fırsat arayışındaymış gibi geldi hadi hayırlısı kolay yerden gelir inşallah .

"Yıllardır merak ediyorum, ekmek bir lira yirmi beş kuruşken fırından neden ekmek çaldın?"

Ohaa! Bu benim çocukken yaptığım şeyi hâlâ nasıl hatırlıyor?"Yunuslar kovalasın diye, üç tanesi de çok yakışıklıydı ama bende şans yok ki, bıyıklı göbekli zabıta amcacım kovaladı."Rezilliğimi anlatırken ortam bir anda sanki gerildi. Gözlerini net göremesem de, onu huzursuz ettiğimi hissedebiliyordum. Zaten benden zerre hoşlanmıyor. Böyle hareketlerimlede onu daha da soğutuyorum olmalıyım.

Hiç bir şey demeden, arkasını döndü,
"Heyyy, nereye gidiyorsun?"

"Uyumaya."

"Beni indirmeden nereye gidiyorsun, kim indirecek beni?"
Durdu.
"Yunuslar indirsin!"
"Telefonum üzerimde olsa size mi yalvaracağım? Ya siz nasıl insanlarsınız? Onu geçtim, hiç utanmıyor musunuz? Onu geçtim, nasıl askersiniz? Evde iki tane bordo bereli var, biri bile beni çatıdan indirmiyor, boyunuzdan posunuzdan utanın! Sizi şikayet edeceğim, genel kur-"

"LAN Bİ SUS!"

"Bana bak, ikide bir bana lan diyip durma! Birincisi bağırma, abim duyacak, ikincisi, beni indirmezsen buradan atlarım! "

Elimle aşağıyı işaret ettiğimde, yutkunarak yüksekliğe baktım.
Ama çok yüksek yaaaa…
Ellerini göğsünde bağlayıp çatının altına geldi.
"Atlarsın?" Kaşlarını kaldırıp meydan okudu. Sesinde hafif bir alay vardı.

"Evet, atlarım."başımı eğdim."Tutmayacaksın değil mi?" dedim, mahsun mahsun.

Kaşlarını ciddiyetle hayır dercesine kaldırdı. Hiçbir zaman umrunda olmadım ki onun, şimdi olayım.
Düşüp ölsem, bir saat sonra unutur.
Nolurdu biraz ılımlı yaklaşsan bana, böyle buz gibi olmasan? Biraz sevsen, biraz gülümsesen, nolurdu ki?

"Buradan inince o hayır diye kaldırdığın kaşlarını kıracağım."

"Boyunun yeteceği konular üzerinde eylem planla, çilli yerden bitme."

Sinirden kızaran yanaklarımı şişirdiğimde, eğilip kırık olan kiremeti ona fırlattım. Sonra biraz daha ileri gidip, uçtaki başka kırık kiremiti de ona fırlattım. Umurumda değildi, abimin duyup duymaması!

"Mehmet seni buradan asla indirmez, hazır kurtulmuş. Seni indirecek tek insan evladı benim ve sen bana kiremit fırlatıyorsun!"

"Attığın her kiremit için bir saat bekleyeceksin, +3 saatte benden ekle!"

"Hay Mehmet'in de, senin de!"

"Hira dur!" diye bağırsa da,dinlemedim.Ona taşları fırlatmaya devam ettim.Kafası kırılsın belki akıllanır !

Tırnaklarımı taşlara batırıp, koparabildiğim parçaları aşağı attım.
"Hira dur, düşeceksin!"

"Sanane be, düşersem düşerim sanane!"

"Çık geri !"

"Çıkmayacağım kırılsın kafan !"

"Hira, geri çık, bak,gelip indireceğim seni güzelim."

Güzelim? Güzelim dedi bana...
Başımı çevirip ona doğru dönecekken, ayağımı bastığım şeyin oluk olduğunu çok geç fark ettim.

Başımı çevirip ona doğru dönecekken, ayağımı bastığım şeyin oluk olduğunu çok geç fark ettim. Kırılan borunun içinden çıkan ayağımla sırt üstü düşerken tüm dünya bir anlığına durdu.

Bir saniye boyunca hiçbir şey yoktu, sadece sessizlik.Vücudum havada süzüldü, sanki her şey ağırlaşıp etrafımdan kaybolmuştu. Zihnimde tek bir düşünce vardı: "Düşüyorum…" Ama düşerken bir şey yoktu, her şey boştu, her şey bambaşka bir yerdeydi.

Yoğun bir boşluk… O kadar derin, o kadar karanlık ki, sadece içimdeki soğukluk yayıldı. Ölüm korkusundan önce, o boşluk beni sardı. Sonsuz bir boşluğa, yavaşça ama bir o kadar hızlı düşüyordum. Düşerken, sanki vücudum yerçekimini bile hiçe saymış gibi, sadece hızla bir noktaya ilerliyordu.Çığlık çıkarmak istedim, ama sesim boğazımda sıkışıp kaldı.

Hava, suratımı keserken çatı… bir anda korkutucu derecede uzaklaştı.
Düşüşüm,bana hiçbir şeye tutunma şansı bırakmamıştı.Gözlerim bulanıklaştı, bedenim kaybolmuştu.Sonra, her şeyin yavaşladığı o an geldi.

Hızla durdum,bedenim yerli yerine küt diye oturdu. O kadar yakındı ki ölüm, ama şimdi… şimdi çok uzak.Korkum hayatta kalmanın sıcacık hissiyle kaybolsada titriyorum .

"Şş aç gözlerini geçti"
Korkumdan ona sığındım. Sıkı sıkı yumduğum gözlerimle konuştum."Tutmasaydın düşmüştümmm "

"Hiç düşmeyeceksin "

Biraz daha beni göğsüne çektiğinde amberle karışık acı karanfil kokusunu içime çektim.Kulağımın altında gübürtiyle atan kalbini dinlerken o hareket etti .

Merdivenleri usul usul çıkarken ne gözlerimi açmaya nede kollarından ayrımaya niyetim vardı.Kolumu boynuna daha rahat tutunabilmek için attığım anda durdu.Şimdi beni pat diye indirip arkasına bile bakmadan gidebilirdi.Tenimin altındaki beden kasılıp taş kesildiğinde usulca araladım gözlerimi.

O tekrar hereket edip kapıyı açarken sadece izledim .Kahvelerinin kızıl toprak tonu sert yüz hatlarıyla birleşince haddinden fazla erkeksi bir hava veriyordu.Ayağıyla kapıyı açtığında tutamadım kendimi .

"Birşey sorsam bana dürüst olur musun ?"

"Yalan söylemeyi sevmem " dediğinde beni yatağıma yavaşça bıraktı. Sehpada duran sürahiye yöneldi .

"Ben yani -"

"İç,sonra sor " Bardağa doldurduğu suyu bana uzattığında önümde diz çökmüştü.
Beni şaşırtacak bir şekilde ayağımdaki ayakkabıyı çıkardığında bileğimi kontrol etti .

"Ağrın var mı ?" Oluğa giren ayağımın çiziklerinin üzerinde parmamaklarını gezdirdi .
"Bir dene üstüne basabiliyor musun ?" Bu ilgisi kalbime oturduğunda yutkunamadım.Elimde tuttuğum bardaktan bir yudum alıp sehpaya geri bıraktım.Söylediğini yapıp ayağımı hafifçe bastım.

"İyim "

"Biraz derin çizilmiş pansuman yapalım ecza dolabında vardır batikon "

Oturduğu yerden kalkıp kapıya yöneldi .Çektiğim nefesi sesli verdim .

"Beni sadece kardeşin olarak mı görüyorsun ?"

Olduğu yerde donup kaldığında kapıyı kapatan koca bedeni sanki oraya çivilendi.Sessizliğini ve hareketsizliğini koruduğu her saniye kalbim kulağımda korkuyla atıyordu.

"Dolap ne tarafta ?" Dediğinde göz kapaklarımı usulca yumdum sanki tüm yük onların üstüne bindi.

"Gerek yok pansuma teşekkür ederim hayatımı kurtardın bunu ne yapsam ödeyemem sağ ol artık gidebilirsin Hasan abi ! "

Sessizliğini korurken odamdan çıktı.Zırıl zırıl ağlamak için dış kapının kapanma sesini duymayı bekledim.İstemiyor kızım seni,bu adam seni hiç istemeyecek !

'Hasan'ı unutmak için daha kaç kişiyle kendini kandıracaksın Hira ?'

Sevda'nın sorusu beynimde çınlarken ellerimi kulaklarıma kapatıp kendimi yatağa bıraktım .

Kalbim sanki ruhuma batıyordu.Göğsümdeki ağırlıkla yüzümü gömdüğüm yastığa yaşlarım damladı.Yıllarca kendimi kandırdım hep kandırdım .Sevmediğimi kendime inandırabilirsem sevmem sandım .Olmuyormuş öyle yüreğe bir kez kıvılcım düşünce bir daha hiç sönmüyormuş.Kendimi bunun geçeceğine artık ikna edemiyorum .

Çalan zil ile göz yaşlarımı silip doğruldum.Elif gelmiş olmalı .Üstümdeki badiyi çıkarıp yatağa fırlattım.Askılı atletim bile beni boğuyordu.İkinci kez basıldığında açmak için kalktım .

Çiziklerin arasından sızan kan damlası parmağıma doğru süzüldü.İçimdeki de keşke böyle acısa.

Kapının kurpuna elimi koyup açtım. Karşımda gördüğüm Sevda'nın rengi mos mordu .Kollarını anında boynuna sardığında beni sıkıp durdu .

"İyimisin çok korkutum...ya sana birşey olsaydı ne yapardım ben ?"

"İyim ama biraz daha sıkarsan boğulacağım ."
Kollarına hafifçe dokundumda geri çekildi.Evet rahat bir nefes alabilirim.

"Nasıl oldu oraya na-" Yüzüme baktığında parmaklarını ıslak yanaklarıma sürdü."Sen ağladın mı ?"
Geri çekilip gözlerimi kaçırdım.Girmesi için açık bıraktığım kapıyı kapatıp peşimden geldi .

"Hasan iyi olduğunu söylemişti neden ağlıyorsun şimdi ne oldu ?"

"Seni o mu aradı ?" Sorumdaki o kişisini salonda otururken gördüğümde ağzımda bir o şekli aldı.
Gitmemiş miydi ?

Kaşlarını düzleştirerek beni incelediğinde saçlarımı karıştırdım .

"Sen niye ağladın ?"

"Sanane hem sen niye gitmiyorsun evimden ?"

"Sevda'nın gelmesini bekledim,çilli kedi.Elif'in tansiyonu düşmediği için bu gece hastanede kalacaklar.Merak etme iyi sadece tedbir amaçlı tutuyorlar.Abinde,Hira'ya göz kulak ol her an başına her işi açabilir diye beni gönderdi."

Elif'in hamilelik tansiyonu bu aralar biraz sıkıntılı yine düzeltemiyorlar galiba.Bende diyorum abim o kadar hırgüre rağmen dışarıya nasıl çıkmadı? Salak kafam !

"Neyse ne git artık evimden !"

Karşına geçip oturduğunda gözleri benimle Hasan arasında mekik dokuyan arkadaşımı kolundan tutup yanıma oturttum .

"Sen harbiden sorunlusun.Ben ne anlatıyorum işitiyor musun ?
Abine söz verdim yoksa meraklı değilim çoluk çocukla uğraşmaya "

Bana çocuk mu dedi o ?

Sevda elini elimin üstüne koyup mavi gözlerini büyütüp kafasını salladı .

"Sakin " dediğinde omzumu silktim .

"24 yaşındayım ben evlensem çocuğum olur düzgün konuş benimle !" Baştan aşağı beni süzdü.

"Sen daha kendine sahip çıkamıyorsun çocuk yapacakmış birde !" Bu adamın beni aşağılayıp durması canımı fazla sıkıyordu .

Yumruklarım yüzünden tırnaklarım avuç içime batıyordu.Şu an kafasını gözünü patlatmak istiyorum.Bir yandanda, böyle davrandıkça içimde birşeyler kırılıp canıma batıyordu.

Sevdiğim adamın gözünde ben buydum işte ötesi yok...

"Dışarı çıkalım mı Sevda ?" Biraz dolaşmak iyi gelirdi .

"Hayır !"

"Sen Sevda mısın ?"

"Ben izin vermiyorum birşey lazımsa söyle ben alırım "

"Yunus lazım hadi git al gel !"

"Hay seni başıma bela alan aklıma"eliyle ensesini ovaladı ."Kapat kulaklarını küfredeceğim "

Geriye yaslanıp ona dik dik baktım .
"Yunus bulsana bana bir tane sen askersin çevren geniştir ."

Çenesinin titrediğini saniselik gördüm .

"Balık mıyım lan ben nerden bulayım sana Foku ?"

"Fok değil yunus ,balık değil polis bilerek yapıyorsun bulmamak için !"
Kolumu telaşla salladı Sevda ;

"Hira bırak şimdi yunusu balığı sana çok kötü bir haberim var söylemeyi unuttum "
Ona sinirdende olsa bir tebbessüm sundum .

"Benimde sana kötü bir haberim var "

"Önce sen söyle " dediğinde alt dudağımı ıslattım ."Akınla ayrıldık "

"Yaaa" diyişine "Yaaaa " dedim .

"Öyleyse benim iyi haberim var .

"Ne ?"

"Ben senin telaşınla arabayı park ederken şey yaptım Akın'a çarptım ."

"Arabaya birşey oldu mu ?" Hasan'nın sorusu girdiğim şoktan beni çıkardı.

"Kaput biraz ezildi ama Akın iyi yani yürüyebiliyordu azda olsa "

"Masrafları ben yarın hallederim dert etme !" İyilik yaparken bile emir veriyor ruh hastası .

"Gerek yok ben hallederim "

"Olsun büroyu yeni açıyorsunuz hediyem olarak kabul edersin itiraz istemiyorum" ayağı kalktığında bana gözlerini değdirip geri çekti.

O araba Sevda ile benimdi.Ortak kullanıyoruz ama benim üstüme abim her ne kadar Sevda'nın üstüne yapmak istesede,o abisinden korktuğu için kabul etmemişti.Yıllardır kızı yiye yiye bitiremeyen lanet bir aile...

"Alt katta olacağım bir sorun olursa kapıyı saati sorun etmeden çalabilirsiniz iyi geceler "

Ondan geriye kokusu ve içimde bıraktığı acısı kaldığında dış kapının kapanması sesi ile ofladım.
Başımı Sevda'nın omzuna koydum .

"Nasıl dayanıyorsun içindeki o yangına ?" Dediğimde içinde İrfan diye yanan yangınına dokundum .

"Dayanmıyorum ki o yangını seviyorum "

Ağrılı bir kalbi seviyor yıllardır ve bende onun gibi olmamak için kaçıp dursamda her yolu denesemde aşk bana galip gelmişti .

"Hira " yüzüne baktım .

"Bu yüzden mi ağladın az önce "
Çaresizce kafamı salladım.Bagdaş kurup kucağıma aldığım kırlente sarıldım.

"Kaderin bana benzemesin istiyorsan erken davran ! Fırsatın varken git konuş söyle "

"Olmaz " duvarın boyasına daldı gözlerim .

"Neden olmazmış neyi bekliyorsun hayatına birini aldıktan sonra açılmayı mı ?"

"Sevda görmüyor musun bana çoluk çocuk diyor,kendine bakamıyorsun diyor.Abim göndermiş onu buraya gönderdiği için küfrediyor.Benimle beş dakika vakit geçirdiği için aklına küfreden adam beni hayatına mı alacak ?"

"Sende sevdirmeye çalış."

Kaşlarımı kaldırıp ona baktı.Mavi gözlerinde kurnaz bir ifade vardı .

"Hemen alt katta gecelikle yanına gitmeye ne dersin ?" Kırlenti kafasına vurduğumda kahkaha atıp eliktiriklenen saçlarıyla geri yaslandı .Tam ağzını tekrar açacakken kolunu cimcikledim .

"Sus !"

"Ay sen utandın mı ? Ohaa... kızardın sen...yanına o halde gitmeyi hayal ettin " Yanağıma sürttüğü etini itekleyip yanından kalktım .

"Uf Sevda ! Uzatma Elif'i ara bakalım nasıl,benim tekefonum aşağıda kaldı. ."Konuşurken kitaplığımda asılı duran oryantal kemerime gözüm takıldı.Sırıtıp ona doğru gittim.Parmağımla şakırdayan boncuklara dokundum .

Demek alt katta uyuyacaksın Hasan Ali Tunca...Bende seni bu gece uyutursam benimde adım Hira değil.

"Aradıktan sonra bana o çatıya niye çıktığını ve nasıl düştüğünü anlatacaksın "

Gel de anlat;kedi için çıktığımı, güzelim demesine düşüp gerçekten de düştüğümü...

BÖLÜM SONU

💃

 

Bölüm : 27.12.2025 18:36 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...