
İlkuş'un ilerlemesi için vote ve yorumlarınızı eksik etmeyin.
Spoiler için tiktok.com/@astasya___
Hesabımı takip edebilirsiniz 🤗keyifli okumalar 🇹🇷❤️
GEÇMİŞ
Paşa, sert bir şekilde İlkuş'a baktı ve yine o kalın ses tonuyla konuştu:
"Senin en büyük düşmanın senin zaafın olan merhametin İlkuş !"
Gül gözlerinde beliren parıltıyla hiç tereddüt etmeden,omuzlarını hafifçe silkip karşındaki adama baktı. Ardından, soğukkanlı bir şekilde yanıtladı:
"Eğer merhamet zaafsa,o zaman en güçlü insanlar zaaflarını kucaklayanlardır.Acıyı hissedebilen, başkasının acısına da duyarsız kalmaz.Merhametim,beni sınırlamıyor,tam aksine beni özgür kılıyor."
Paşa, yüzünde gülümseme olmadan, gözlerinde ki sertlik ile tekrar konuştu:
"Merhametin, aklını sınırlıyor; düşüncelerini kesiyor; şüphelerini öldürüyor, İlkuş.
Aklın sınırlanırsa, gerçeği göremezsin; düşüncelerin kesilirse, bir adım bile ileri gidemezsin; şüphelerin ölürse, asla doğruyu bulamazsın.
Bulamazsan bilemezsin.
Bilmesen ölürsün! Bilmezsen ölürler..."
GÜNÜMÜZ,2 SAAT SONRA
"Ulan ben sana koca bul dedim de bu kadar hızlı mı bul dedim senin aklın başında mı Nisa iki saattir kendimi sıkıyorum mantıklı bir açıklama yap bana !"
Orhun'nun yükselmesiyle sırtımdaki tüyler bile yükselişe geçti.
Olayları özet geçecek olursak Rauf bey bunu duyduktan sonra Arda'yla dışarıda bir süre kavga etti.
Düğünde geriye kalanların takı takmaları ve son danstan sonra herkes dağıldı.Ve şu an büyükler dışında tim ve biz bizeydik.Hepimiz evde,bu iki kişiden bir cevap bekliyorduk.
Herkes sessiz sessiz koltuklarda oturup beklerken ben gelinliğimle Orhun bir aksilik yapmasın diye önünden çekilmeye korkuyordum.
"Bak hâla susuyor kızım cevap versene !"
"Bağırıp durma kıza !" Arda asla yapmaması gereken şeyi yaptığında, "Ulan birde konuşuyor musun sen?"diyerek Arda'nın üstüne yürüyecekken kolundan tutup önüne geçmemle öfkeden siyaha dönen gözleri beni bile dinlemeyecekti.Allah için tüm tim oturmuştu en başta da Ömer ve Aslan sanki Orhun timlerindeki adamı değilde herhangi birini dövecekmiş gibi rahattılar.Kimse önüne geçmiyordu ve ben bu iri kıyıma asla güç yetiremezdim.
"Bi sakin olur musun ya,otur şuraya !"
"Sakin mi olayım,ben sakin mi olayım ?" Şu an yapacağı en son şeydi kesinlikle .
"Evet sakin ol şu halime bakar mısın ? Üstümde gelinlik var ve ben şu an seni sakinleştirmeye çalışıyorum."
"Valla hakılsın kuzen sakın,sakin olma.Gül kocanın yanına otursana, benim canım kavga izlemek istiyor. Çekil şu aradan !"
Yiğit'e şaşırmaktan daha ötelerde bir bakışla baktım.
"Sen sussana kronik migren "Kumru Nisa'nın yanında oturmuş sakin sakin olayları takip ederken Yiğit'in dahil olmasıyla sessizliğini bozmuştu.
"Kızım sen bana bulaşmadan duramıyor musun? Karadul örümceği ! Orhun bak bu kızı uyar !"
"Orhun lütfen Arda'nın yerine ,Nörolokların 'Koma benzeri mental durum' olarak tanımlayacağı şu yaratığı döver misin ? Bana hakaret ediyor."
Yiğit kahkaha atarak koltuğa iyice yayıldı."Ulan Karadul sana iltifat beee!Onun sekiz gözünü görünce korkmuyorum senin iki gözün uykularımı kaçırıyor !"
Yuh artık Yiğit !
Kumru'nun gözlerine herkes eşek gözlü derken bunun söylediklerine pesss çektim.
"Sen benim güzel gözlerime kurban ol,Üsteğmen bozuntusu!"Allah'tan bu ikisi aynı koltuklarda oturmuyorlardı.
Kumru,bir bacağını diğerinin üzerine atmış, kollarını göğsünde bağlamıştı. Yüzündeki umursamaz ifade,Yiğit’i iyice sinirlendiriyor gibiydi.Yiğit ise koltuğa yayılmış, ayak bileğini diğer dizinin üzerine atmış uzun bacaklarını gözler önüne sermiş oturuyordu. Gözlerinde her zamanki gibi alaycı bir ışık vardı.
"Kara karga yine ötüyor !"
"Düzgün konuş benimle golgisiz salak !"
"Konuşmazsam ne olur pörtlek göz !"
"Bana bak hücresel atık !"
"Baktım... kara bir akrep görüyorum...!"
"Dikkat ette sokmasın canım !"
"Haşerelere karşı bağışıklığım var ama sokmak isteyen ezilmeyi göze alır ."
Kumru kollarını açarak hafifçe arkasına yaslandı."Sen daha götünü koruyamıyorsun,akrebi mi ezeceksin ?"
Çüş Kumru bu kadarınada çüş!
Yiğit’in yüzündeki ifade,Kumru’nun sözleriyle aniden değişti.Çenesini sıktı. O rahat, umursamaz hali bir anda kayboldu, yerini gergin, tehditkâr bir sessizlik aldı.
"Götünü koruyamıyorsun derken Kumru ?" Bu ses tonunu ilk kez duyuyor olmam beni ürkütmüştü.Ama Kumru’nun umurunda bile değildi. Hafifçe gülümsedi,sanki karşısındaki adamın damarlarındaki kanın kaynadığını görmüyormuş gibi.Sonra hiç hız kesmeden devam etti.
"Bir süre önce hassas bölgelerinde ağrı hissettiğini söyleyerek bana gelmiştin.Tahminimce,ilgili bölgeyi yeterince koruyamadığın için oluşan travmaya bağlı olarak yayılan,aralıklı ve kısa süreli nosiseptif ağrılar yaşıyorsun."
Kumru’nun cümlesi bittiği anda bacağını hızla aşağı indirdi,ayağını yere sağlamca basarken çıkan tok sesi duyduğumda içindeki gerilimi iliklerime kadar hissettim.
Gövdesi hafifçe öne eğildi,omuzları kasıldı.Gözleri buz gibi bir ifadeyle Kumru’ya kilitlenmişti.O an,Yiğit’in gözlerindeki karanlık şeyin sadece öfke olmadığını anladım. İçinde, meydan okuma ve sınırların çoktan aşıldığına dair keskin bir farkındalık vardı.
"Sen bana ne demek istiyorsun?" Sertçe dişlerini sıktı,çenesindeki kaslar gerilip belirginleşti. Öfkesi, odadaki havayı bile ağırlaştırıyordu. Gözlerimle onları takip etmekten, Orhun’un önünde durmaktan yoruldum. Ayaklarım, gözlerim ve kulaklarım artık bana karşı çalışıyor. Ve tam bu anın içinde,kulaklarından alevler fışkıran Yiğit,bu yorgunluğumun asla son bulmayacağını fazlasıyla hissettiriyor.
Çenesi, öfkesini kontrol etmeye çalışan bir adamın,kendini zorlarken sıkışan her kasını işaret ediyordu.Ama Kumru? O, en ufak bir geri adım atmak yerine yüzünde katısız nefret ve meydan okuyan gülümseme ile Yiğit’e bakıyordu.Gözlerindeki alaycı ışıltı, Yiğit’in içindeki fırtınayı daha da alevlendiriyordu.Kumru,sanki tam da bu anı bekliyormuş gibi,en derin öfkesini bile gözlerinde saklamadan Yiğit’e meydan okuyordu.O an, aralarındaki gerginlik daha da belirginleşti; birinin sabrı tükenmişken,diğerinin keyfi her geçen saniye artıyordu.
Tüm bu gerilimi bir anda yıkan, Hasan’ın gülünç çıkışıydı: "Götveren demek istiyor, komutanım."
O an, boğazımda sıkışan kahkahayı tutmaya çalıştım ama nafile, ağzımdan kaçan gülüşü bastırmakta geç kalmıştım.Bir anlığına,ortamın havası değişti,o gerginlik kırıldı.Yiğit’in başını hızla Hasan’a çevirişiyle içimdeki kahkaha daha da büyüdü. Gözlerinde öyle bir anlam vardı ki, Hasan bile refleks olarak geri çekildi. O an, sadece Hasan değil, etraftaki diğer tim üyeleri de bu olayı sessizce izlemeye başladı.Efsun abisine yapılan şeye tepki vermek yerine beni şaşırtıp elini ağzına kapattı,yanında oturduğu kocamın sırtına yüzünü sakladı.Şu an onun arkasına saklanmış gülüyor.Batur boğazını temizleyip ciddiyetini korumaya çalışsada bu durum hoşuna gitmiş gibiydi.Aslan yüzündeki sırıtmayı Yiğit'e gere gere gösteriyordu.Emre yüzünü tamamen Yiğit'e ters tarafa çevirmiş gülüşünü tutmaya çalışıyordu.Mehmet ensesini ovalarken Elif ablasına ne yaptın sen diye gözleriyle bakış atıyordu.
Nisa ve Arda ise şu an suçlu edasıyla oturdukları için tepkisiz ve kendi alemlerindeydiler.
Ömer'se yosunlarıyla sadece beni izliyordu,gözlerinin odağı dudaklarım olduğunda gülüşüme takıldığını fark ettim.
Böyle bakma be adam sen bana hayran hayran bakınca kalbim ruhunu teslim ediyor
Kendimi toparlamaya çalışırken, Kumru’nun keyifle geriye yaslandığını fark ettim.Resmen Yiğit’in sınırlarını zorlamaktan zevk alıyordu.
Yiğit tam ağzını açacakken Orhun sertçe araya girdi .
"Kesin artık..! Gül sende çekil önümden !"
Şu an varya resmen çığlık atacaktım.Hem ayakta durmaktan hem tartışma dinlemekten yorulmuştum.Yanaklarımı şişirip ofladım.
"Ya yeter ama yoruldum artık otur şuraya sakin ol !" Sesimdeki bezginlik barizdi.
"Hâlâ sakın ol diyor ya! Seni başı boş bırakırım bir bakarım tedbirsiz habersiz en boktan kampa sızmışsın,doktor hanımı boş bırakırım şehrin göbeğinde adam dövüp karakollara düşer,bunu boş bırakırım gider ülkenin en züppesini bulup ona nikahı basar ve sen bana diyorsun ki sakin ol.Sakinlik mi bıraktınız lan bende el birliğiyle sakinliğimin amına koydunuz !"
"Bir kere hak ettiler,yine olsa yine döverim." Kumru kendini geçen gün dövdüğü adamların olayında savururken Orhun elini alnına serçe yapıştırıp .
"Al işte,al! Bak bak dile bak,papuç kadar.Evlen lan sende evlen sende evlen kurtulayım hatta yok...Allah benim canımı alsın kökten kurtulayım!"
"Şu an sinirlendiğin için sempatik sinir sistemin aktive oluyor, bu da adrenal medulladan adrenalin ve kortizol salınımını artırıyor.Hormonların etkisiyle kalp debin artıyor, kardiyak output yükseliyor ve şu an nabzın 20 bpm'den fazla arttı.Boynundaki arteria carotis communis, sinir sıkışması nedeniyle kan akışında azalmaya sebep oluyor, bu da siyanoz gelişimine yol açarak derinin morarmasına neden oluyor.Şu an bilateral temporal bölgende ağrı hissetmeye başladın,değil mi? Çünkü yoğun stres ve öfke,tansiyon tipi baş ağrını tetikliyor.Ne zaman böyle sinirlensen,arteriyel kan basıncın yükseliyor ve hipertansif epizod gelişiyor.Eğer bu şekilde devam edersen,serebrovasküler olay miyokard enfarktüsü veya ani kardiyak ölüm,gibi ciddi komplikasyonlarla karşılaşman an meselesi.Kısacası şuraya sakin sakin oturmaz bu şekilde devam edersen Allah'ın canını alması çok da uzak değil."
"Kumruuu! " Onu uyarmamı zerre umursamadı.Bu kızın ayarı kesinlikle yok!
Emre"Anlattılarını anlayan oldu mu ?"
Hasan"Ne diyecek oğlum eğer bu şekilde sinirlenmeye devam edersen nalları diker tahtalı köye gidersin dedi ."
"Kim evlenecek lan seninle ?" Orhun,beyaz gömleğinin yakasının sıktığı,moraran damarlarıyla adeta kükremişti.
İlk önce Kumru'ya,sonra tüm time bakarak devam etti.
"Oğlum,bak aranızda ileride bununla evlenecek olan varsa şimdi çıksın karşıma, dayağını yesin,otursun.Bunu dövemiyorum,kocasının kemiklerini kıramazsam, namussuzum!"
Yiğit "Valla o salağı bende çok merak ediyorum " dediğinde ,Kumru yine laf sokmak için ağzını açacakken resmen cırladım!
"AYHHHHHHH...YETER...YETER,AMA ARTIK !"Parmağım tehdit modunu aldığında Kumru'ya doğru salladım.
"Bak Allah'ın adını veriyorum eğer tek bir laf daha sokarsan Kumru senin saçını başını yolarım !" Gözlerim Yiğit'e kaydığında darma dağın olan saçımdan geriye kalan kahkülümü öfkeyle savurup devam ettim.
"Sende eğer tek bir çıt daha çıkarır laf atarsan şimdi herkesin ortasında üniversitede başına gelen o rezil anını anlatırım hem Kumru'nun hem Timin diline düşersin ."
"Sana gelirsek " dediğimde gözlerimi kısarak Orhun'a baktım .
"Çirkefleşeyim mi Orhun'cum?"
Dediğimde gözlerimi gülümseyerek kırpıştırdım."Ben çirkefleşeyim mi ?"
Dudaklarını birbirine bastırdığında başını sallayıp alt dudağını temizledi.
"Ulan senden çektiğimi bu ikisinden çekmedim!"
"Orhunnn !" Dediğimde iki elinide kaldırdı.
"Tamam,tamam oturuyorum tamam...Kulağımı yırtma !"
Eliyle pantolunun diz kısmındaki kumaşını biraz yukarı çekip salonun orta sehbasına oturup suratıma baktı .
"Oldu mu ?"
"Oldu " dediğimde Kumru'nun yanındaki koltuk başlığına popomu yaslayıp kollarımı göğsümde birleştirdim.
"Şimdi gereksiz tartışmalar bitti, çocukça laf sokmalar çok şükür ki geride kaldığına göre önemli konumuza dönüyoruz ...!
Herkes senin gibi mantıklı bir açıklama bekliyor ve Nisa artık çocuk değil Orhun,ben çocuk değilim Kumru çocuk değil tamam bizi düşünüyorsun biliyoruz.Nisa için endişeleniyorsun biliyorum ama onu dinlemeden bağırıp durman hiç etik değil.Arda sürekli evlenip boşanan birisi değil hatta evlilik düşünen birisi hiç değil mantıklı bir açıklamaları olmalı.Her ne sormak istiyorsan lütfen sessizce sor cevap versinler olur mu ?"
"Herkesi mum etti la !" Hasan'nın sesi kulağıma dolduğunda umursamadım.
Biraz daha bu rezalet devam etseydi delirttiniz lan beni diyerek hepsini baltayla kovalayacaktım.Herkesin bir sabır noktası vardı ve ben aşırı sabırlı bir insanım.Çok zor taşar sabrım çok zor deliririm,malesef ki delirirsem bambaşka bir insana dönüşüyorum. Bunu en iyi bilen de şuan bunun olmasını istemediğinden masada oturuyor .
"Sessizce soruyorum Nisa hanım bu boku neden yediğinizi anlatın bana!"
Gerçekten fısıldayarak sormuştu,bana al sana sessizlik dercesine...
Dizleri titretirken,mavilerini dizinden kaldırmadan."Ben istedim ." Dedi
"Ne demek ben istedim Nisa! Sen bu yanında oturanın kim olduğunu biliyor musun abicim ? Günde kaç kızla takılıyor,en uzun ilişkisi kaç saat sürmüş biliyor musun içlerinden bir tanesini sevmiş mi biliyor musun ?"
"Bu evlilik gerçek değil !" Arda salona büyük bir bomba bıraktığında eliyle pürüssüz yüzünü sıvazladı.
"Benim hiç bir zaman gurur duyduğum bir ailem olmadı ben varlıkta yokluğu yaşadım.Hiç bir törenimde beni gurur duyarak izleyen bir aile üyem olmadı.Babam hiç bir zaman asker olmamı istemedi.
Özel kuvvetlere çağrıldığımda her mülakatı sınavı geçmeme rağmen kimse beni almıyordu.
Ne zaman kabul edilecek olsam ertesi günü babam nüfuzunu kullanarak bir şekilde engel oluyordu.
Sonra komutanımla tanıştım " dedi Ömer'i işaret ederek .
"O herşeye rağmen aldı beni time babama rağmen yaptığı yapmaya çalıştığı herşeye rağmen bırakmadı beni.Tamam kabul ediyorum ben kızlar konusunda sabıkalıyım ama bu demek değil ki bana iki gün önce yardım elini uzatan kıza zarar vereceğim."
Sözlerinin samimiyetini benim gibi herkes hissetmişti.Vatan hizmetine çöplük sıfatını yakıştıran vatanı koruyan adamın maaşını aşağılayan şahıs hakkında duyduklarım beni asla şaşırtmadı.Bu tipler genelde bu vatanın ekmeğini yiyip herhangi bir açıkta bu ülkenin sırtına hançeri ilk saplayanlar oluyor.Bizler teröristleri dışarıda avlarken gün be gün içimizde arttıklarını bilmemize rağmen buna göz yumuyoruz.İçimizdeki vatansızların bayraksızların temizlendiği bir Türk yurdu en büyük hayalim.Bunu yaşayıp görür müyüm bilmiyorum ama benden sonra gelecek nesil bunu görsün diye kanımın son damlasına kadar çabalamaktan geri durmayacağım.
"Babam,ben time geldikten sonra çok uğraştı ama başaramadı bir süredir yakamı bırakmıştı arayıp hakaret etmiyor günlerimi zehir etmiyordu.
Ta ki bir hafta önce arayıp şirketteki ortağının kızıyla evlenmek zorunda olduğumu söyleyene kadar.Artık pes etmiştim mesele evlilik değil ki keşke evlilik olsaydı seve seve evlenirdim. Yeter ki dursun diye yapardım ama ben evlendiğimde bitmeyecekti. Yüzünü daha çok görecektim ortağının kızıyla evli olduğumda yine askerliği bırakmam için çabalayacaktı.
Sonra Nisa,eğer başka biriyle evlenirsen baban seni evlendiremez tamamen vazgeçer dedi.Ve söylediği mantıklıydı.Biz yanlış veya doğru, bunu artık yaptık ."
Orhun gergince kalın ensesini ovaladığında Arda'ya bakıp dişlerini sıktı .
"Bak aslanım sakin olayım,olayım, diyorum.Ama olamıyorum...Ulan Bu amına koyduğumun dünyasında tek kız Nisa mıydı !?"
Elini çenesini sıvazlarken, Arda'nın sessiz kalması onu daha fazla sinir ediyordu .
"Belki şimdi içinden diyorsun ki bu sik kafalı herif,kim olarak bana hesap soruyor !
Diyorsun değil mi ?
Bak ben sana cevabını vereyim.
Ben ömrümü önce vatana sonra bu üç kıza verdim.Bu yanında oturan varya kanımdan değil ama canımdan.Yanında oturan bu şeytan üçkenindeki en masum halka,en küçük,en kırılgan en çok ağlayan,en duygusal,en geveze ve en çok hastalanan...
Nisa,bana en zor zamanlarımda geldi.İlk gelen oydu,ilk bulduğum oydu.Seninle en ortak noktam babalarımızın,bizlerden birşey koparması.Ben benden koparılanın yerini ilk Nisa ile doldurdum,Arda."
Orhun'nun ağzından çıkanlarla gözlerim Ömer'i bulduğunda ne bedeninde,ne yüzünde ne gözlerinde hiç birşey yakalayamadım.
Gözler kalbin aynısıdır ama bu Ömer için geçerli değil.Çünkü o istediği an ayna,kalbinin yansıması olmaktan çıkıyor; sadece kendime baktığım, anlamaya çalıştığım bir cam parçasına dönüşüyor.
"Bu yüzden o benim için çok değerli.Bana söyler misin ben şimdi ne yapmalıyım ? "
"Bu evlilik gerçek değil !"
Orhun kafasını salladığında sahte bir gülüş sundu."Gül'ün evliliğide sahteydi bak gelinlikle duruyor şimdi ."
"Aynı şey değil ! Merak etme bu evlilik asla gerçek olmayacak sadece bir süreliğine idare edeceğiz söz veriyorum o bu süre zafında asla incinmeyecek zarar görmeyecek.Nisa'ya o gözle bakmayacağımdan emin olabilirsin. Bana zor günümde el uzatan bir dosttan ötesi olmayacak !"
Arda'nın ağzından dökülenlerle arkadaşımın uzun süredir sessizce dizlerinde beklettiği denizleri bu sözleri söyleyenin yüzünü anında buldu.
Analiz yapmak istemiyorum çünkü bu ihtimal beni korkutuyor.Arda'ya güvensemde bu bakıştan sonra Nisa'ya güvenemem.Karşılıklı olarak sevip evlenmelerine isterdim hatta arkalarında da dururdum ama Nisa'nın Arda'ya tek taraflı kapılmasını asla istemiyorum.Bu evliliğin en tehlikeli tarafı bu.Çünkü Arda her kızın aklını başından alabilecek bir yakışıklılığa sahip.Tarzıyla,giyinişiyle,fiziğiyle yüzüyle ve soy adıyla çoğu kızın favori listesinde.
Ah Nisa'm sen çok masumsun...
"Peki " diyerek kafasını sallamıştı ama Orhun'u tanıyorsam,Arda'yı teke tek alıp,mutlaka konuşacak belkide dalacaktı.Arda az önce üstüne yürümesine asla tepki vermemişti.Büyük bir ihtimalle Orhun hırsını alırken o karşılık vermeyecekti.
"Sen neden yaptın Nisa hadi bu mecbur,zorunlu yada her ne haltasa sen neden yaptın abim?
Buna başka kız mı yoktu ?" Bu soruyu bende merak ediyorum ve cevabını henüz o kendine itiraf edememişken ben biliyordum.O gözlerin o bakışını biliyorum.Ben bu kızın sevdiğine, nefret ettiğine nasıl bakacağını çok iyi biliyorum.Keşke bilmeseydim.
"Biz...yani mesela Gül.Annesi vefat etmesiydi şu an vatana hizmet eder miydi ? Şu an bu mesleği yapar mıydı ?"
Suskunluğunu bu soruyla bozduğunda gözlerini yine dizine indirmiş giydiği gece mavisi elbisesinin eteklerini parmaklarıyla sıkıca kavramıştı.
Beyaz elleri mavilerini sıkmaktan sanki terlemişti.
"Yada benim Arda gibi bir ailem olsaydı.Bana sahip çıkıp şâşaalı bir hayat sunsalardı.Ben yine bu mesleği yapar mıydım ?
Hani sen hep derdin ya "beddelli asker olumaz.Vatan borcu para ile ödenmez." Babası zenginken bedelli yapmayanları bulunca alnından öpüyordun ya .Şu an yanımda oturan adam öyle biri.
Zengin bir ailede dünyaya gelmesine rağmen o hayatı reddedip vatan sevgisinden elinde silahla dağlarda terörist kovalıyor.
Sadece vatana hizmet etmek istediğini gördüm gözlerinde sadece bunu istiyordu.Evliliği ben teklif ettim bir süre anlaşmalı olarak evli kalacağız başka birşey yok.Bana kız bağır hatta kır ama beni anla olur mu ben kötü birşey yapmadım,Orhun ."
"Offff" dedi Orhun başını sallarken. Öfkesi dinmişti gözleri Nisa'ya şefkatle bakarken gülümsedi.Sanki az önce ki siniri için pişmandı buruk bir gülüştü yüzündeki.
"Bir anda yükseldim,özür dilerim. Hadiii... Gülsün o gök gözlerin bak yüzüme,abisi "
Nisa başını kaldırdığında sulanmaktan parlayan gözleri dolu dolu baktı Orhun'a .
"Bağırdın bana " Küçük bir çocukmuş gibi sergilediği tavırla tebessüm ettim.Şu an ona sarılıp öpmek istiyorum.
"Eşek kafalıyım ondan ." Dediğinde gözünü kırpan Orhun'la gülen dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Affet hadi boncuğum."
"Edeyim mi,gecesini mahfettiğim gelin ?" Bana hem pişman hem keyifle sorduğunda gülümseyip başımı salladım.
Mavileri sanırım bu seferde Kumru'ya affedeyim mi diye sormak için dönecekken Orhun'nun "Bokunu çıkardın ha gel buraya !"demesiyle Nisa'nın saatlerce uğraşıp yaptığı tüm saçını bir saniyede bozdu .
İki eliyle darma dağın edip birbirine karıştirdiği sarı saçların sahibi cırlayıp yumruklarını bacaklarına vursada Efsun'nun değimiyle bu iri kıyıma pek etki etmiyordu .
"Kumru,kurtar beni şundan Gül nolur ya !"
Valla başka zaman olsa olabilir ama şu an aşırı derecede kımıldamak istemiyorum ayaklarım ağrıyor.
Ne Kumru ne de ben hareket etmediğimizde Nisa hâlâ Orhun'un onun boynuna sardığı koluyla ondan kurtulmanın yerini alıyor .
"Ya Orhun yaaaaaaaaaağğğ !" Ses tonuna herkes gülmüştü.
"Evlenmek senin neyine ha neyine ?"
"Oh iyi yaptım yine olsa yine yaparım bırak artık beni boğulcam ya Gül nolur kurtar beni..."
Boncuğuma kıyamam ki ben...Elimi uzatacakken "Seninde saçlarını bozarım " dediğinde kaşlarımı kaldırdım.
"Ben Nisa'ya benzemem canım yumruğumu yersin ."
Tek koluyla Nisa'yı hâlâ karnında boynundan tutmaya devam ederken kahkaha attı.
"Bak sen, uzun süredir seni mindere sermiyorum ondan bu özgüvenin ?"
"Artık seremesin canım geçti o günler"dediğimde özgüvenimle kaşlarımı kaldırdım.
"Seremem " Dedi alay ederken
gülüyordu."Hamile oluşuna mı güveniyorsun ?"
"Hayır canım kocama güveniyorum ." Gamzemi gösterip gülümsedim.Hadi bakalım Orhun bey sıkıyorsa atak yapta göreyim.
Yüzüme çarpmak üzere olan yastığı son anda engellediğimde benden seken kırlet kumrunun kafasına çarptığında öfkeyle eline aldığı yastığı Orhun'un kafasına geçirecekken,Orhun yastığı daha Kumru'nun elinden çıkmadan avucunun içinde tutup kendine çekti. Kumru'yu omuzlarından tutmasaydım onun çekişiyle yastıkla beraber yere uzanacaktı.
"Hayvan !" Diye çemkildiğinde Orhun kırlenti kafasına vurdu.Açık olan saçları çarpmanın etkisiyle dağılıp çıtırdayarak elektiriklenmişti .
"Bu aralar gözüme çok batıyorsun Doktor hanım ! Boyunun ölçüsünü almama ramak kaldı haberin olsun ."
Bu uyarıyı kesin bir dille yaptığında,oflayarak dağılan saçlarini düzeltmeye başlamıştı.
"Sana gelirsek,ben seni evlenince kocanın arkasına saklan diye mi yetiştirdim ? Evlide olsan hâlâ senin üssünüm ." Dediğinde boğazımı temizledim.Tam o anda sanırım Nisa karnına dişlerini geçirdiği için kolunu çekip yüzünü ekşitti .
"Lan ! Koparsaydın!"
"Taş gibiler zorla geçirdim dişlerimi ama istiyorsan koparırım."
Nisa geri çekilip yolunmuş,darma dağın olmuş,yüzünü tamemen kapatan saçlarına üflüyordu .
"Görende Gül seni dinliyor sanacak ! Papucumun üssü!" Kumru sözü biter bitmez kafasına yastığı ikinci kez yediğinde sesli güldüm.
"Allah'ın cezası kafa bu kafa, Efsun çok haklı sen marangoz görmemiş iri bir kıyımsın,hem yalan mı söylüyorum ? Bu kızı sen böyle alıştırdın sen Paşa'ya şikayet etmediğin için başıboş alıştı.Kafasına göre Ali kampında selfi veli kapında mastır ...Korkuyorum bir gün ötükenden selfi yapacak.Yarın senin yerine başka biri geldiğinde ne yapacak ? Kimse senin gibi müsamaha göstermez !"
Ne kadar sinir olsamda Kumru haklıydı.Orhun'nun yerine başkası gelirse kesinlikle kafayı yerim...
"Çok konuşma keçi !"Yastık üçüncü kez de kafasına indiğinde dişlerini sıkarak tısladı.
"İnşallah yaralanır elime düşersin Orhun o zaman ben sana göstereceğim !"
"Yalnız ben daha affetmedim seni bana bağırdın !Arabamı değiştirirsen affederim."
Ah Nisa ...
"Onlar eskide kaldı abisi.Bundan sonra benim kartlarımı kullanmayacaksın ."
"Ne ?"
Harbiden Ne ?
Nisa ve Orhun'un kartları olmadan yaşamak.Bu kız ayda bir bilgisayar değiştiren teknoloji manyağı...Satın aldığı programların haddi var hesabı yok .
"Ne demek ne ? Evlendin artık bundan sonra kredi kartlarının borcunu kocan kapatacak,arabanı kocan yenileyecek, bu gün benim doğduğum gün diye her ayın 10 'unda ay günü hediyen olan çikolatalarını kocan alacak,görevde olup alamadığında borçlu çıkıp hesabına on bin TL atacak,yıllardır peşini bırakmayan o kıl kuyruk eski sevgilinle kocan uğraşacak .Mesela bundan birkaç hafta önce haberim yokken gidip buluştuğunda benim gibi tahammül etmeyecek.Artık ben müdahale etmeyeceğim kocan gidip dağıtacak kafasını öyle yalandan evlendik yok !"
"Ciddisin ?" Dedi Nisa kaşlarını düşürürken.
"Çok hemde "dediğinde gözlerini kırpık masaya ellerini yaslayıp keyifle sırıttı.
"Siz her ayın onunda Nisa'nın doğum gününü mü kutluyorsunuz ?"
Efsun'a kafamı salaladım."Hayır biz sadece Haziran'da kutluyoruz, Orhun on iki ay boyunca kutluyor ."
"Ne uzatıyorsun Gül? Kısacası sadece Orhun'u kazıklıyor desene ."
"Ulan şu kızda senin kardeşin.Bak geldiğinden beri kocasının dizinin dibinde akıllı uslu,sessiz sedasız oturuyor.Biraz örnek al !"
Elif harbiden Kumru'ya hiç benzemiyor .
"Benim karım bir tane o da bende"diyen Mehmet Elif'in yanağından bir makas aldığında kızaran yanakları anında belirdi.
"Ne örnek alacağım ya ? O beni örnek alsın "
"Allah korusun "diyen Mehmet'e ben dahil herkes gülmüştü.Bir dua ancak bu kadar içten edilebilirdi.
"Orhun ya şaka yapıyorum der misin ?" Nisa halâ aynı derdin tasasındaydı.
"Şaka yapmıyorum.Evlendin ve kurtuldum senden.Bitti boncuk hanım bundan sonra herşeyinle kocan ilgilenecek.Mesela sor bakalım kart borcunun ne kadar olduğunu duysa hâlâ evli kalır mı ?"
"Evli kalırımda merak ettim ne kadar borcun var ?" Diyen Arda'nın birazdan yaşayacağı şoktan haberi yoktu.
"300 bincik " diyen Nisa'nın eliyle yaptığı minik cik hareketi 300 bin için çok masumdu.
Arda "Birşey değilmiş ." Diyince Orhun sırıttı.
"Oğlum 300 bin askarisi " dediğinde herkesin ağzı bir ooo almıştı ."Ama bu askari hiç azalmıyor Türkiye'nin düşmanları azalır onun askarisi azalmaz.Başın sağ olsun koçum.Seninkisi biraz denize düşünce yılana sarılmak oldu !"
Nisa ona ters ters bakarken Arda bu durumu sanki pek umursamadı .
Hallederiz demedi ama paranın miktarını duyuncada şaşırmadı.Babası zengin olsada o adamdan para almadığına eminim.Çözemedim...
"Unutmadan bunun bir tane kıl kuyruk eski sevgilisi var.Ama harbiden kıl kuyruk düşün ki ben Nisa'nın borcu kadar üstünden geçtim yine banamısın demedi.Avukat, hatta bu şehirde. Nisa'nın peşinden gelip burada büro açmış.Avukat dediğime de bakma sapık orosbu çocuğunun teki dosyası bayağı kabarık.Mesela ben bunu karına deflarca söyledim dedim ki o piçle görüşme yanına gitme ama o dinlemeyip gidiyor tıpkı haftalar önce haberim olmayacağını sanıp gittiği gibi.Gerçek gözüyle bakmasanda senin nikahında başına birşey gelirse hesabını senden sorarım ."
"Orhun,yemin ederim ki bu sefer son dedi gelirsen rahatsız etmeyeceğim bir daha dedi o yüzden gittim."
"Otele çağırmış lan...Otele ! Nisa bak yine damarım atmaya başladı aklın nerede senin aptal mısın sen ?"
"Otele ?" Diye tekrar eden Arda kadar bende şaşkındım."Gittin mi ?" Nisa'ya döndüğünde arkadaşım yutkunarak kafasını salladı.
"Ama otelin kafesinde konuştuk zaten hemen kalktım."
Her ne kadar gidip o şerefsizin kafasını patlatmak istesemde Orhun kesinlikle giymeyeceksin diye kesin uyardığı için yapmamıştım.Kendisi
saplantılı manyağın teki oluyor.Şizofren statüsünde...
"Saf mısın sen ?" Diyen Arda'nın sanırım haklılık payı vardı.Orhun bilmiyor onun Nisa'nın boğazına bıçak dayayıp bundan bir önceki buluşmalarında tehdit ettiğini ve bu kız yine onunla buluşmaya gitmişti .
"O da soru mu koçum ?Bu aklının yüzde yüzünü teknolojiye verdiği için kendine pek birşey kalmıyor." Ayaklandığında pantolununu elleriyle düzeltti.
"Bu güne kadar ben uğraştım bundan sonra sen uğraş kolay gelsin Rabbim sabır versin ."
"Kalk keçi,eve bırakayım seni.Esma hadi gel sende ."
Sessizliğinden varlığını unuttuğum Esma,Orhun'nun bu teklifinden ürkütmüş gibi bakıyordu.Gelirken kiminle gelmişti ?
Kumru sıcak ses tonuyla ayağı kalkıp Esma'ya"Ben yanındayım " desede onda tık oynamamıştı.
"Neden geldiğimiz arabayla gitmiyoruz senin araban yok mu ?"
"O araba Orhun'nundu benimkisi serviste .Ben yanındayım Esma korkacak birşey yok içimizde en iyi olan odur emin ol ."
Bu konuda haklıydı.Gerektiği yerde öven gerektiği yerde gömen bir kardeşim var.
Ellerini,eteğinin üstünde sertçe ovalıyordu.Gelmesin demek istediği korktuğu her halinden belliydi .Ah güzelim ne kadar şey yaşattılar sana da bu kadar korkuyorsun ?
Kumru yüzüme ne yapalım diye baktığında Orhun'nun bakışlarında ki acıyı gördü.Cebinden çıkardığı anahtarı Kumru'ya uzattı.
"Kumru sen anahtarı al ben taksiyle peşinizden geleceğim."
"Neden peşimizden geliyorsun ?" Aslında çok diri bir kızdı bu kadar şeyden sonra böyle dik durması bile mucize fakat yinede aşmadığı şeyler var.Onlardan sadece bir tanesi Erkeklere asla güvenmiyor oluşu.
"Çünkü arabamı alıp şehir dışına çıkmam gerekiyor sabah sekizde ki toplantıya yetişmem gerekiyor." Tane tane ve tebbesümle yaptığı açıklama bile onu rahatlatmamıştı .
"Kızları ben bıraksam olur mu ?" Ayağı kalkan Batur'un bu haline anlam veremedim.Ha Orhun ha Batur ne fark edecekti?
Orhun "Benim için sorun yok da ?" Dediğinde Esma'ya baktı herkes,
"Senin için sorun var mı Esma ?" Diye soran Batur aşırı derecede gergindi.Sanki konuşurken sibiryanın soğuğunu doldurmuştu eve .
"Yok "dedi
Yok dedi...Esma yok dedi !
Az önceki yanlışı düzelteyim.Batur dışındaki erkeklere asla güvenmiyor .
Orhun bana sen ne döndüğünü biliyor musun diye gözünü kırptığında kaşlarıı kaldırdım.
Bende bilmiyorum ki ?
🌹
Ömer Arda'ile aşağıda birşeyler konuşacağını söylemişti.
Üstümdeki gelinlikten kurtulduğumda Nisa'nın bahsettiği bordo geceliği alıp geçen günkü gibi pat diye yakalanmamak için lavaboya girdim.
Üstümdeki herşeyden kurtulduğumda aynada gördüğüm göbeğime gülümsedim.
"Ne zaman geleceksiniz siz ? İçimdesiniz ve sizi özlüyorum ." Artık küçük kelebek çırpınmalarını ikiside geride bırakmıştı.Hareketlerini daha güçlü hissediyordum.
Birazcık karnımı sevdiğimde onun odaya girdiğini kapı sesinden anlayınca incecik kumaşı hızla üstüme geçirdim.
Saçıma sadece dağınık bir topuz yaptırmıştım ve sanırım gecelikle çok güzel uymuştu.
Vücuduma zarifçe oturumuştu.Ama haddinden fazla açıktı. İnce askıları omuzlarıma hafifçe yerleşirken, göğüs kısmındaki dantel detaylar tenime yumuşak bir kontrast katmıştı ve kapalı olan tek yer sadece göğüs uçlarımdıGeriye kalan kısımı ful danteldi.Göğüslerimin altını nazikçe saran lastikli bölüm, geceliğin akıcı yapısını dengeliyor.Kumaşı hafifçe dökümlü, kalçalarımın yanlarından özgürce açılarak bacaklarımı ortaya çıkarıyor. Satenin parlak yüzeyi, ışığa göre yumuşak yansımalar oluşturuyor ve her hareketimde akışkan bir görüntü sunuyordu.
Herşey çok iyidi ama sanki karnımla olmadı gibi .
Saçmalama Gül giydin artık adam ne dedi korkusuz istiyorum dedi .Ne zaman korktun sen ?
Büzdüğüm dudaklarımla ellerimi yıkadım.Soğuk suyu enseme dokunurken elimi yelpaze yaptım.
Yaptın yaptın,yapamadın mı artık hiç yapamazsın kendini tanıyorsun .
İstediğini yap Gül sınır yok !
Banyodan kendimi hızla dışarı attım biraz daha kalırsam vazgeçmem an meselesiydi.
"Gül benim siyah tişörtlerim nerede hiç birini bulamıyorum sen yerlerini mi değiştirdin ?"
Dolabın içine kendini sokmuş düzeni bozmadan çamaşırları karıştırıyordu.
Evet yerlerini bu gün değiştirmiştim.
Sırtı bana dönüktü ve üstündeki gömleği çıkarmış sırt kaslarıyla şaheser gibi karşımda duruyordu.
"Dur bakayım orada değiller ."
Koluna dokunduğumda hafifçe eğilip kocaman dolabın sol alt köşenine katlayıp koyduğum siyah tişörtlerden birini alıp ona uzattım.
Boğazındaki adem elmasının boğazını yarışını izledim.Çıplak ayaklarım yüzünden göğsüne geliyordum.
Elimdeki tişörtü çenemle işaret ettim.Ama o tişörte değil şu an sadece geceliğe bakıyordu.Başını sallayıp gözlerini yumup açtı.
"B-bu-bu,ne ?" Ömer kekeledi ! Yüzündeki afallamış ifadeyle alt dudağımı dişlerimin arasına geçirdim.
"Gecelik ." Dediğimde elimdeki tişörtle birlikte kollarımı arkamda birleştirip onunla aramda olan bir adımlık mesafeyi sıfıra indirdiğim.
"Her yerin ortada bu nasıl gecelik lan ?"
Ben bu adama boşuna dağ ayısı demiyorum.Kınamayın,A dostlar bu adam tam bir dağdan inme .
Şu an ona dağ kütüğü diye haykırmak varken gözlerimi kapatıp nefes aldım.
Elimde tuttuğum tişörtün dokusu dokundukça rahatlatandı bu yüzden gerginliğime iyi geliyordu .
Kapattığım mesafeyi açtığında eliyle ensesini ovaladı."Böyle mi uyuyacaksın ?"
Gözleri bacaklarımda dolaşıp kumaşın açık bıraktığı kalçalarımda taklı kaldığında bunu gerçekten sormuştu.
Kuru kuru yutkunuşları eli ensesinde dururken takılı kalan gözleri doğru yolda olduğumu gösterdi.
Sana dokunmayacağım demişti şimdi bu sözünü zorluyordum,böyle uyuma ihtimalim onu zorluyordu.Aslında fena fikir değilmiş...
"Evet sakıncası mı var ?" Açtığı mesafeyi kapatmak için adım atacakken ensesindeki elini geri çekip parmaklarıyla gözlerini ovaladı. Parmakları yüzüne sürtünerek indi aşağı.
"Güzelim git çıkar hadi üşütececeksin ."
Bunu yalvarırcasına söylemişti.Onun için giymiş olma ihtimalimi hiç düşünmemişti sadece bununla uyumak için giydiğimi düşünmüştü.Hadi ama ben gözünde onun için giymiş olamayacak kadar cesaretsiz miyim ?
Elimdeki tişörtü kücük komidinin üstüne koyduğumda ona doğru ilerledim.
Heycandan inip kalkan göğsüm nefesimi zorlarken parmak uçlarım parmak uçlarını değmişti.Yerden aldığım gözlerimi koyu yosunlarına çevirdiğimde elimin içini göğsüne koydum.Dokunuşumla duyduğum derin soluk,elimin altındaki sertliği taş gibi olan kasın kasılması içimdeki tüm cesaretsizliği silip süpürdü.Parmak uçlarımla yükselip boynuna dudaklarımı bastırdım.
Hırıltılı boğuk bir soluğu doldu kulaklarıma.
Boynuna sürttüğüm dudaklarım uyuştu."Üşümüyorum ki." Ağzımdan çıkanların yüzümü yakmaması için kendimi ana bıraktım.
Göğsümdeki elimi yavaş yavaş karın kaslarına doğru indirdim.
Avucumun altında ki kaslar nefesini tutmasıyla taştan daha taş bir sertlik alırken dudaklarımı bir kez bastırdım boynuna .Yorulan parmak uçlarımla daha fazla dayanamayıp geri çekildim.
"Ama madem sen çıkarmamı istiyorsun çıkarırım sevgilim."
Arkamı döndüğümde girdiği şoktan çıkamayan yüz ifadesiyle gülüşüm sessizce yüzüme yayılırken dudaklarımı ısırdım.
Bileğimin çekilmesiyle ben daha ne olduğunu anlamadan yatakta onun dizlerinin üstünde buldum kendimi.
Parmakları belimdeki tülün üstünden gezerken sertçe yutkundum.
Yosunlarının koyuluğu beni korkutmak yerine daha da tahrik ediyordu.Kan kırmızı dolgun dudakları İçimi yakarken onları öpme isteği yangınımı biraz daha harladı.
Olacaklar ihtimaller odanın ılık havası dışarıdaki ormanın sesi hepsi bir anda sustu.Dudaklarına dudaklarımı bastırdığımda kapandı gözlerim.Elim yanağındaki yerini aldığında onun karşılık vermeyişiyle durdum.
Geri çekildiğimde yanağındaki elimin titrediğini fark ettim.
Neden karşılık vermiyorsun demek istesemde yapamadım.Git çıkar demesi karşılık vermemesi ve sadece artık anlam yüklemek istemediğim bakışlarıyla eğdim kafamı.
Şu an oturup ağlayabilirim.Hamileyken bu giydiğimin ne önemi vardı ?
"Ben -"İçli soluk çektim."Ben senin için giymiştim ama galiba karnımdan pek dolayı olmadı."
Çeneme dokunan parmaklar yüzümü kaldırdığında baş parmağı usulca okşadı dudaklımın üstünü.Boynuma doğru eğildiğinde "Bana hatırlat,"diğer eli bacaklarımı ayırırken artık tamamen onun kucağında bacaklarımı aralamış oturuyordum.Belimi kendine doğru iteklediğinde kendisinide bana doğru itmişti.
"Neyi ?"Boynuma sürtündüğünde kalçalarımın üstündeki elleri beni kendine bastırmıştı.İnlememek için kendimi tuttuğumda avuçlarının altındaki eti sıkmasıyla bu sefer tutamadım.
"Bu gece hamile olduğunu bana sürekli hatırlat ." Boynumu emmekten morartacağına emindim.
Eli omzumdaki ipleri kollarımdan aşağı bıraktı.
"Bana söyle Gül.Bana sürekli hamile olduğunu söyle yavrum !"
Sırtım büyük bir gürültüyle yatakla buluştuğunda içim sallanmıştı. Dudaklarını dudaklarıma kapatmasıyla elleri ellerimi başımın üstünde yatağa sabitledi.
Şu an istesem bile kımıldayamazdım.Ağzımın içine dolan metalik tatla hırıltılı nefesi vücudunun ağırlığıyla birleşince beni yatağa resmen gömdü .
Üstümdekilerden ve üstündekilerden kurtulması saniyeler içinde gerçekleştiğinde tekrar yerini aldığında güçlü parmakları iki elimi tekrar esir aldığında nefesini kulağıma üfledi."Çok güzelsin kadın ! " Burnunu kulağımın altından çeneme kadar sürttü."Her yerin bu kadar güzelken ben sana acıyamam."
Sözü bittiğinde içimdeki büyük acıyla atacağım çığlığı dudaklarına hapsetti .
Ellerimi serbest bıraktığında tırnaklarım omzundaki derisini, dudaklarım alt dudağını kanattı.
Bundan aldığı haz onu daha fazla tahrik ettiğinde ağzımın içinde ki boğuk inlemeleriyle elleri tenime acımadı.
Parmak uçlarımı pazılarındaki damarlarda gezdirdim.Dudaklarının alt dudağıma baskısı başımın altındaki yastığı yatağa sıfır yapıştırdı.Hafif bir sızı,ardından gelen keskin bir acı... Ama geri çekilmedi.Aksine,bundan aldığı hazla soluğu daha ağırlaştı, gözleri koyu bir ateşle parladı.
Ağzımdan çıkan boğuk inlemeler arasında parmakları tenimi keşfederken acıyı unutturacak bir dokunuş bıraktı geriye. Nefesi tenime karışıyor, içimde bir yerlere dokunuyordu.
"Dur de..." Nefes nefese,titrek bir sesle söyledi.
Avuçlarımı ensesine yerleştirip dudaklarımı dudaklarına sürdüm, aramızdaki mesafeyi daha da eriterek. "Neden?"Fısıltım dudaklarına değdiğinde bir an tüm bedeni kasıldı, sonra gözlerini kaçırdı.
"Onlara bir şey olacak diye korkuyorum."İç çekişi havaya karışırken,sesi tedirgin ama aynı zamanda kontrolünü kaybetmek üzere olan bir adamın çaresizliğini taşıyordu. "Bu kadar ateşli olmak için bugünü mü buldun?"
Gözlerimi kısıp hafifçe gülümsedim. "Onları bahane etme,sen demedin mi ben o kadını istiyorum ?" Başımı yana eğip, nefesimi boynuna bırakırken mırıldandım. "İstediğin bu değil miydi sevgilim,yoksa korktun mu?"
"Yavrum...Yapma " Sesi, neredeyse yalvaran bir tonla titredi.Gözlerini kapattığında,yüzüme yayılan sıcak bir gülümsemeyle burnumun ucunu usulca burnunun kenarına dokundurdum.
"Yaptığım tek şey kocamı istemek…"
Barut ve portakal kokusu bu koku için can veririm...
Gözleri anında açıldı.Ellerini saçlarıma doladı,tutuşu sıkıydı ve bu artık onun tüm kontrolünü kaybettiğinin garantisi .
"Bir daha söyle" diye fısıldadı.
Dudaklarımı boynuna bastırdım, teninin sıcaklığı dudaklarıma sinerken sesim neredeyse duyulmazdı. "Gücün yetiyorsa,tekrar söylet..."
İçindeki kıvılcımı körükleyen son kelimelerdi bunlar
"Gül ,"Dedi hırlayarak.
"Seni dur diye yalvartmazsam,
yalvardığında da durursam siksinler beni ."
🌹
Krem rengi,vücudumu saran taytım ve ten rengi,ince askılı spor büstiyerimle oturduğum sandalyende 2kg lık Dumbbell'la kollarımı çalıştırırken aynada kendime baktım.Kalçalarım oturmama rağmen belirgin, üstümdeki kısa büstiyer göğüslerimi sıkıca kavrasada başarısız, bacaklarım sıkı ve güçlü görünüyor. Ayaklarımda beyaz Nike spor ayakkabılar ve dizime kadar çektiğim kalın, beyaz çoraplar var. Spor salonunun aynasında yansıyan görüntüm, hamile olmama rağmen birşey kaybetmemişti bu uzun zamandır verdiğim emeğin karşılığı gibi. Kendime hayranlıkla bakarken,içimde güçlü, fit ve enerjik bir hisle gülümsüyorum.
Hamileliğimin altıncı ayındayım ve vücudumun değişimine şahit olmak beni hem şaşırtıyor hem de gururlandırıyor. Karın bölgemde bir yuvarlaklık var, ama hala zarif ve dengeli görünüyor. Göbeğim, vücudumun geri kalanına göre daha belirgin ama yumuşak bir şekilde şekillenmiş. Gri taytım, karnımın etrafındaki hafif yuvarlak hatları nazikçe sarıyor, büstiyerim ise bedenimin diğer hatlarını tamamen ortaya çıkarıyor. Hamilelik süreciyle birlikte vücudum yumuşasa da hala güçlü hissediyorum. Bu mucizevi değişime uyum sağlamak güzel hissettiriyor .
Burası onun iki katlı evinin bodrum katındaki spor salonu.Salonun havası, sıcak ve rahatlatıcı bir atmosferle sarılmış.Duvarlar koyu tonlarda,belki kahverengi ya da gri,hafif kararmış,eski bir taş duvarın verdiği doğal hissi taşıyor. O loş ışık,odanın her köşesine bir sıcaklık yayıyor.
Salonda,ağır spor aletlerinin yanı sıra birkaç yumuşak,rahat minder de var; bunlar hem dinlenmek hem de yoga ya da pilates gibi düşük yoğunluklu egzersizler için ideal. Minderlerin üstü hafifçe yumuşak ama destekleyici, oturduğunda içine alan bir rahatlık sağlıyor.Arka tarafta bir köşe, spor sonrası gevşemek için tasarlanmış gibi. Birkaç büyük, rahat sandalye, belki bir küçük sehpa ile tamamlanmış, burada bir süre dinlenmek mümkün.
Aletler yer yer düzenli bir şekilde sıralanmış; halterler, dambıllar, cable makineleri ve çeşitli fitness ekipmanları, oldukça işlevsel bir şekilde yerleştirilmiş.Her şeyin özenle yerleştirilmiş olduğu,ancak aynı zamanda fazla steril olmayan,biraz sıcak bir düzen var.
Ve tüm bu düzenin içinde, en muazzam olup düzeni bozan bir şey var: Ömer’in şu an üstü çıplak, altındaki gri eşofmanıyla canıma kastı varmış gibi şınav çekiyor oluşu.
Aşağı indikçe sırtının ortasında lat kasları yavaşça açılıyor; iki güçlü kanat gibi genişleyip beline doğru inceliyor. O ince bel hattının hemen üzerinde,V çizgisi derinleşiyor.
Kalkarken,sırtının ortasında omurga boyunca hafif bir çukur oluşuyor; lat kasları daralıyor, trapezleri yukarı çekiliyor.Göğsü genişliyor,baklavaları taş gibi sertleşiyor; karın kaslarının her dilimi tek tek belli oluyor,izlerken bile o sertliği hissediyorum.
Ter damlaları sırtından aşağı süzülürken,her iniş kalkışında kol ve elindeki damarları yeterince belirgin değilmiş gibi yırtılacakmış gibi deriyi zorluyor.
Kollarındaki damarlar, ellerinin üstünde kıvrılarak yüzeyde belirginleşiyor. Hareketsizken bile, derisinin altında sabırsızca akan bir nehir gibi hissediliyorlar. Dokunacak olsam, o damarların altında kanın ağır ama güçlü bir basınçla aktığını hissedecekmişim gibiyken bu poziyonda şişip tekrar eski modunu alırken ben yutkunarak sadece izliyorum... Kasları her hareketle daha net, daha sert, daha belirgin.Her inişinde, sanki taş ve etten oyulmuş, terle parlayan canlı bir heykel gibi karşımda şekil değiştiriyor. Canlı... sıcak...taş... Ve her an daha da fazlasını gösterecekmiş gibi daha fazlası mümkün değilken ...
Bir anda durduğunda dirseklerini kırmadan bekledi.Başını usulca bana doğru çevirdiğinde elimde tutarken unuttuğum kollarımı ve parmaklarımı uyuşturan dambıllara baktığında utanarak gözlerimi çektim.
Çok pis yakanlandığım yetmezmiş gibi onun yeşillerinde çözemediğim ifadesiz bakışlarda kötü hissettirdi .
"Gel yanıma ."
Tok sesi salonda yankılandığında anlamsız baktım yüzüne .
"Gel güzelim ." O kadar uzun süredir çalışıyordu ki bana taraf döndüğünde göğsündeki terlere dalmamak için direndim.
"Gelip ne yapacağım ?"
"Gel sen !" Dediğinde gözünü kırpmıştı.İçimdeki kelebekler, elleriyle yüzlerine yelpaze yapıyordu.Elimdeki dambılları bırakınca uyşan kollarımı ovalayarak ona doğru ilerledim.Allah'tan sekiz kg olanları alacakken bana engel olmuştu yoksa şu an kollarım felç durumda olurdu.Bu adamın beni bu kadar etkilemesi bana özel değil ne kadar isterdim,tek bana özel olsa...
"Sırt üstü uzan " dediğinde minderi işaret etti.Göz bebeklerim açılarını parçalayınca yutkundum.
O kadar mı belliydi onu istediğim.Üstelik burası salon ?
"Yavrum aklından geçirdiğin şeyi yapmayacağım uzan ."Gülerek kurduğu bu cümleyle yerin dibine soktu beni.Bu adam neden sürekli beni bir kitap gibi okuyor.Gözlerimi kaçırıp daha fazla rezil olmamak için sorgusuz sualsiz uzandım yanına.Yerin dibine de uzanabilirim şu an ihtiyacım olan o.
Uzanır uzanmaz üstüme geldiğinde aptallık perilerim beni inatla terk etmiyordu .
Gitsenize ya !
Şınav pozisyonunu benim üstümde aldığında gözünü kırpıp aynı rutin ve hızla ben altındayken şınavını çekmeye başladı.Bu adam sabahtan beri beşyüzden fazla çekmişti üstelik hâlâ of bile demiyordu Nesin sen yavrum kalbime ve içimdeki ateşe düşman mı ?
Her inip kalkışında sert göğsü göğsüme taş gibi karın kasları karnıma dokunup kalkarken,yan taraflarımda duran terleyen ellerimin avuç içlerini taytıma bastırdım.
Nefesi kulağıma kontrollü çarpıp çarpıp yükselirken onun göğsünden damlayan damla benim göğsümün iki çatalının arasına düştüğünde yeşilleri oraya inmişti.Boynundaki adem elmasının deriyi sıyırarak aşağı inişiyle gözlerini yumdu.İki kolununda dirseklerini kırdığında aramızdaki farkı kapatıp kendini küt diye bıraktı.
Nefesi nefesime çarparken burun uçlarımız arasında milim fark vardı.
"Bu tarz şeyleri her spor yaptığında giyiyor musun ?"
Büstiyerden bu derken öyle bir bahsetti ki canlı bir varlık olsaydı sanki canını alacaktı.Kıskandığını iliklerime kadar hissederken,kıskandığını bir kere itiraf ettirebilmek için alt dudağımı temizledim.
"Evet " tekdüze sesle cevap verdiğimde boynunu sola doğru burnundan soluyarak kırdı.
"Açık giyiyen birisi değilsin ." Bu cümlenin tercümesi yalan söylüyorum de demekti ama dermiyim ?Asla hayır .
"Kolay bir iş değil yaptığım hocalar saatlerce çalıştırıyordu terlememek için bu taraz giyiniyordum. "
"Avucum kadarlar lan sen bunlara üç santimlik bez takp millete -"Gözlerini yumup alnını sol omzumun üstüne yasladığında gülmemek için dudaklarımı ısırdım ama daha fazla dayanamadığımda sessiz gülsemde bedenim hafifçe titrediği için anlamıştı.Alnını kaldırdığında yeşillerini kısarak baktı.Bu bakışlarıyla boğazımı temizleyip gözlerimi kaçırdım.
"Kalk bakalım !" Dediğinde üstümden kalkmıştı.Yerde uzanırken o hala o sert ifadesiyle baş ucumda dikilmiş kalkmamı bekliyordu .
Hamileyim ben dağ ayısı !
"Sende iyi alıştın ha,keyfin isteyince gel!keyfin isteyince uzan! Keyfin isteyince kalk !
Sinirlerimi bozuyorsun adam !"
Hırsla yerden kalktığımda aramızdaki iki adımlık mesafeyle gözlerine bakmaya çalıştım.
"Orada oturup tam 17 dakika 11 saniye boyunca kımılmdamadan uzaktan bakmak yerine yakından bakmanı istedim ."
Bu adamın zaman sayma,benimde bu adama hastalığım var.17 dakika boyunca hiç kımıldamadan bakmak nedir Gül ? Bu nasıl bir açlık nasıl bir yokluk ?
Ve şu an normalde olsa bana gülümseyecekken az önce sinir ettiğim için oldukça gergin bakıyordu .
Hadi ama altı üstü basit bir şaka ?
"Bakalım hocaların yeterince çalıştırmış mı ?"
"Sen ciddi misin ?" Cevap vermesine gerek yok çünkü bir adım daha geri çekilip bana sevdiği kadın değil de bir askeriymişim gibi baktığında ciddi olduğunu anladım.
İyi hoşta ben bu adamı kırk trilyon fırın ekmeği yesem yenemem.
"Yüzüme yumruk atmayı başarırsan kazanırsın."
Adamdaki öz güvene bak ! Sadece benim üstümden bahse giriyor !
"Neden sadece ben,sende birşey yapınca kazan !"
Beni duymazdan gelip "Acıma bakalım ne kadar sertsin ." Gözünü kırptığında meydan okuyan bakışlarıyla kafamı salladım.
Bileğimdeki tokayla saçımı hızla bir topuz yaptığımda kolumu daha saçlarımdan çekmemiştim ki yumruğu diyaframıma oynadı.Sola kaydıp bileğini avuç içimle ittiğimde o sert şap sesi duvarlarda yankılandı ikinci ses sırtımı dönüp göğsüne dirseğime geçirmemle geldi. Geri çekilsede bu durum canımı sıktı .
Oflayarak gözlerimi devirdim ."Diyaframa oynamak nedir Ömer ya,çocuk mu eğitiyorsun ?Hakaret etseydin daha az zoruma giderdi.Sert oynamayacaksan oynamayalım !"
Gülümsediğinde gözünü kırptı."Seninle sadece yatakta sert oynarım."
Allah'ım al canımı kalbim dayanmıyor .Bu taş heykel karşımda böyle dururken böyle konuşurken kalbim nasıl rayında atsın ?
"Bakalım ne kadar hızlısın ?" Sözü bitmeden dönen ayağı yüzüme oynadığında yapmak istediğini yutmadım.Bunu yaparken tüm gardını indirip göğsünü bana tekmem için açmıştı.Eğildiğimde üstümden geçen tekmesi yere inmeden ben ayağımın içini sol diz boşluğuna geçirdim.
Yarattığı boşluğu değerlendirmek istediğimde peş peşe karın boşluklarına inecek olan iki tekmemede eliyle engel oldu.Üstüne hızla gittiğimde dizimin hızını tek eliyle durdurdu.Şu an sadece savunma yapıyordu ve bu canımı sıkıyor .İçim gide gide karın kaslarına yumruğumu vursamda sinek konmuştan farkı olmadığı için dert etmedim.Boyu uzundu ve ona yetişemden yumruk atmam imkansızdı .
"Senden istediğim şeyi daha önce başaran kadınlar oldu.Çok zayıfsın !"
Geri çekildiğinde sarf ettikleri yüzünden tüm sinirli periler tepeme toplanmıştı.
Dördü sağ ikisi sol yumruklarını peş peşe engellerken kolunun altından sıyrılıp arkasına geçtiğimde sırt boşluğu yine ona işlemeyen yumruğumu yemişti.
Nerede açık verdim bilmiyorum ama kolunu boynuma dolayıp beni kilide almak istediğinde istediğim boy indirimini bana sunmuştu.Hamile olmasam üstüne uçarak yapacağım en sevdiğim hamlem,hamile olduğum için bana biraz imkansızdı ve o bana bu fırsatı istemeden verdi.Hafif kırdığı bacağına ayağımı basıp ,kalçam sırtında kaydığında bacaklarımı boynuna sarıp döndüm.Yüzüne geçirmek istediğim yumruğumu tuttuğunda diğer eli hem elimi kavrayıp beni duvarla arasına sıkıştırdığında şu an her taraftan kıskaca alınmıştım.
"Noldu yavrum ?" Bacağıma dudaklarını uzunca bastırdığında benden izinsiz çözülen bacaklarımı onunda yardımıyla
belime dolandı.
"Merak ettim kimdi o kız ?"
Ellerimi iki eline aldığında sırtım duvardan destek alırken diğer eli kalçamdan destek verdi .
"Kalçaları seninkileri tutmasada,senin fiziğine yakın biriydi ."
Diyorki benim yüzüme yumruk atma benim ağzımı burnumu dağıt,patlat ,kanat!
Öfkemi kontrol etmek için gözlerimi yumup açtığımda dudaklarımı hırsla dudaklarına kapattım.Ben sana göstericem bekle sen...Dişlerimden nasibini alan dolgun nemli dudaklarla ,dilimin ucuna değen metalik tat hırsımı almama yetmediğinde gülerek geri çekildi.Dudaklarını dudaklarıma sürterken .
"Şu üstünde olmayan şeyin şakasına sayarsın ." Çenesiyle göğsüne yapışan büstiyerimi işaret ettiğinde önce boğazımı sonra dudaklarımı temizledim.Yalan söylemişti.
"Ve "dediğinde eli hareketlendi."Bunların bende yarattığı etkiyi kimse yaratamadı."
Başını boynuma gömdüğünde ellerim elinde olmasına rağmen karın kaslarına kelepçeliyken sürtündüğünde kasılıp dudaklarını boynuma sertçe bastırdı.
Diğer eli canımı yaktığında ağzımdan kaçan iniltiyle başımı duvara yasladım.
Bunu bekliyormuş gibi başını bu sefer göğsümün iki çatalının arasına gömdüğünde ellerimi bıraktı.Baklavalarını avuç içlerimle okşarken onun eli yukarı yükselmişti.
"Ömer " İniltiyle çıkan sesimle kafasını kaldırmak yerine beni duvarla arasına daha sert sıkıştırdı.
Ellerim karnından başlayıp şişkin göğsüne kadar sürtündüğünde dişlerini derime geçirmişti.
Çenesini kavrayan parmaklarım yüzümü yüzüne yaklaştırdığında öpmek için eğildim.Nefesimi dudaklarına bilerek bıraktım.
O,dudaklarımı beklerken çenesine inen sağ yumruğumla başı omzuna doğru düştü . "Bu bayağı iydi"dedi.
Kendini toparladığında hiç birşey olmamış gibi başını boynum gömüp burnunu sürttü.
"Sağ savunman çok güçlü, hiçbir açık vermiyorsun.Yumrukların zayıf gibi görünüyor, ama bu tamamen bir yanılsama. Hızın öyle bir seviyede ki, rakip ne olduğunu anlamadan karşısına geçiyorsun.Her hareketin ölümcül. Güçlü yumruklar yerine, hızını ve tekme yeteneğini kullanıyorsun, bu da seni rakiplerin için bir tehdit haline getiriyor. Hamlelerin hepsi ölüm üstüne, sadece nokta atışı yapıyorsun.Zarar vermek için değil rakibini yok etmek için oynuyorsun.Tekmelerin mükemmel. Hedefin hep net; savunmada sakin ve sabırlısın, hücumda ise bir ölümcül makine gibi çalışıyorsun."
Hayır !
Ömer az önce oynadığım o küçük şakanın hesabını böyle soracak adam değildi.Bunu bahane etmişti.Beni böyle analiz etmek için bu oyuna çekmişti.
Nasıl dövüştüğüme defalarca şahit olmuştu. Başkalarıyla nasıl dövüştüğümü zaten biliyor bilmek istediği rakibim kendisiyken nasıl dövüşeceğimdi.Ona nasıl saldıracağımı zayıf ve güçlü yönlerimi görmek için yapmıştı.Yaptığı her hamle,beni kışkırtması bile beni ölçmek içindi.
Bunu bilerek yapmıştı ve ben şu an bunları bilmenin onu nasıl rahatlattığını büyük bir güçle hissediyorum.
Neden ?
Kafamdaki binlerce gizle başımı omzuna yasladım.
"Bunu bilerek yaptın ?" Dediğimde sessiz kaldı.Kaç tane şey taşıyorum içimde ? O herşeyimi bilirken ben ...?
"İndir beni !" Sorsam söylemeyecekti neden aptal gibi sorayım ki?
"Ömer indir beni !"
Elleri çekildiğinde onunla duvar arsından kurtulup sırtımı döndüm.
İki elimde ensemi serçe ovarken hemen arkama geldi.
Bu lanet olası kasabada birşeyler dönüyor hemde büyük birseyeler Ömer bunun içinde belkide baş karakteri.
Buraya gelmem ,onunla evlenmem... Lanet olsun ! Paşa onunla beni Arya Ömer üstünden pilan kurduğu için evlendirmedi.Paşa'nın kurduğu bir oyun var ve Ömer bu oyunu oynuyor !
Arya ölmemiş bile olabilir bana gösterdikleri kanıt oyun olabilir !
Elim gergince yüzümde gezindi.
"Gül " eli omzuma dokunmak istediğinde geri çekildim.
"Dokunma !"
"Saçmalama gel buraya !" Kolumdan tutup çevirdiğinde dilim söylemesede gözlerim nolur anlat dedi .
Çünkü korkuyorum çok korkuyorum !
Ben çok korkuyorum Ömer...
"Bakma bana öyle " dediğinde nasıl baktığımı bile bilmiyorum.Elini yanağıma koymak için kaldırdında elimle itip geri çekildim.
"Uzak dur lütfen !"
"Yapma,böyle bakma ,susma söz veriyorum ne sorarsan sor sınırları aşmadan elimden geldiği kadar sana dürüst olacağım yeterki uzak durma benden herşeyi seninle dolu dolu yaşamak istiyorum,bana dokunma deme ben seni hissetmeden yaşayamam güzelim ."
"Ne sorarsam mı ?" Başını salladığında ittiğim eli tekrar hareket ettiğinde bir kez daha itersem bu kadar güçlü olan adamın yıkılacağını hissettim.
Parmakları yanağımı okşadığında "Ne sorarsan "diyerek onayladı beni .
En baştan başlamalıyım.
"Kriptex'i açtın ve oyun başladı değil mi ?"
"Evet " dediğinde yukundu .
Derin bir nefes verip alnımı ovaladığımda ikinci soru için yumdum gözlerimi .
"Benimle evlenmende Arya'nın hiç bir ilişkisi yoktu.Bu...Bu Paşa'nın oynatmak istediği oyundu ." Elini indirdiğinde başını salladı.
"Doğru "
Dudaklarımı ısırıp gülümseyerek sordum.
"Neden ben ,neden benimle evlendin benimle ne alakası var bu oyunun ?"
"Bunun cevabı sınırları aşıyor Sakura'm sen benden iyi biliyorsun ."
Lanet olsun ki o bir asker ben bir istihbaratçıyım verilmemesi gereken bilginin önemini biliyorum.Başımı tamam dercesine salladım.Ve Arya'nın yaşayıp yaşamadığıda sınırları aşan soruma dahildi bu yüzden es geçtim.
"Neden bazen az önce yaptığın gibi birşeyleri bilerek yaptığını hissediyorum ? Rakibim Seniken nasıl davranacağımı bilmek sana ne kazandıracak ?"
"Bilmek zorundayım yaşaman için yaşamanız için daha az zarar görmen için herşeyini bilmek zorundayım.İleride ne olur bilmiyorum benimkisi sadece tedbir ."
"Sana güvenebilir miyim ?" Sanki bu soru can eviydi ?
Gözleri anında beni buldu.
Kimsin Ömer ?
Bu gün beni,yarın rakibin olursam zayıflığım ve güçlü yanlarım ne diye ölçerken ben senin ileride düşman olma ihtimalini neden hesaba katmamazlık yapayım ?
Annesiyle arasında ki ilişkiyi bilmiyorum.Bildiğim ve emin olduğum tek birşey var hiç birşey göründüğü gibi değil !
"Herşeyim varken kimsesiz büyüdüm ben .Odama ilk geldiğin gün varya ben ilk kez o gece kabus görmedim ve"bakışlarını kaçırdı döndü sırtını .
"Ve ?" Dediğimde ona doğru gittim her nedense içim,altıncı hissinin bende uyandırdığı sancıyla burkuldu .
"Bende Travmatik enürezis vardı ."
Enürezis Latince karşılığı gece ıslatma olan kelime umrumda değildi. Umrumda olan başına eklediği Travma'ydı .
Öyle bir sızı saplandı ki tam göğsümün ortasına dilim varmak istedi ama varamadı sana ne yaşattılar ki demek istedim, Sana o yurt dışında ne yaşattılar ?
Çocukken Ömer'le uyuduğum o gecenin ertesinde odama gelip yanında kalmamı istemişti.Hayır dememiştim.O iki ay kaldı yurtta ve ben iki ay boyunca her gece onun odasına gidip uyudum.Sorun şu ki ben bunun nedenini ona hiç sormadım gündüzleri başına bela oluyorum diye benden kaçan ama gece olup herkes uyuduktan sonra beni uykumdan uyandırıp odasına götürdüğünü biliyorum.
"Seninle uyuyarak aştım bunu."
Elim sırtına dokunmak istediğinde gözlerimi yumdum.Yutkunmak istediğimde yutkunmadığımdan dilimin olmayan kemiği kırıldı sanki .
"Sana orada ne yaşattılar ?"
Ne yaşattılar yarim,neden sırtın bana dönük neden içim canının hem şimdi hemde geçmişte çok acıdığını söylüyor ?
"Yaşatmadılar ." Dediğinde bir çocuğun ruhunu öldürdüklerini onun ağzından duymak ...Havada kalan elim yumruk olduğunda olduğunda ikinci darbeyi söyledikleriyle yedim."Terörün içinde büyüyen çocuk yaşamaz.Kendi yaşındaki çocukların tecavüze uğrayışına şahit olan çocuk yaşamaz her gün ölümü gören çocuk yaşamaz,her gün şiddet gören çocuk yaşamaz !"
Elimi hayır dememek için ağzıma kapattığımda gözlerimi yumup kendimi sıktım.Onu nerede büyütmüşlerdi ?
Paşa bunu nasıl yaparsın nasıl,nasıl ?
4 yaşındaki evladını terör yuvasına nasıl verirsin buna nasıl izin verirsin ? Nasıl birşeyin içine düştüm,bu nasıl bir oyun ?
"Neden yaptılar bunu Paşa bunu yapmaz,Ömer bu kadarını yapmaz ?"
"O,beni Arya'ya teslim etti ." Elim ağzımdan tüm takatini kaybetip düştüğünde yanağımdan süzülen tuzlu su dudaklarımın üstünden geçip çeneme indi .
"Benim senden başka kimsem yok...
On iki yaşımda da böyleydi, şimdi de değişmedi.
Bu dünyada bana ait olan tek şey sensin.Güvenip güvenmemek senin bileceğin iş…
Senden sakladığım bir değil, binlerce şey var.Bu yüzden bana güven deme hakkım yok ama, güveneceğin tek bir yer olsun…
Bil ki;
Dağlar yarılsa,
Dünya küle dönse,
Gökyüzü yıkılsa,
Ve kıyamet kapıma dayansa bile... unutma,
Benim sana olan sevdam,hiçbir felakete boyun eğmez.
Benden ötesi sen,
Senden ötesi... ölüm.
Ve sensizlik...
Adını anmaya bile korktuğum,
Kokunun, sesinin, gülüşünün olmadığı,
beni bekleyen sensizlik...
Sonu olmayan, dipsiz bir ölüm... Sakura..."
Yüzüme bile bakmadan salondan çıktığında kalbimdeki sancıya elimi bastırdım.
"Ona bunu neden yaptınız ?" Orhun'a bu yüzden kızgındı herkese abilik yaparken onu unutmuştu.Mecburdu unutmaya aralarında bir yaş fark varken Ömer'i nasıl koruyabilirdi ? Nasıl onu o cehennemden çekip çıkarabilirdi.İki evladınında ona soğuk olmasının sebebi buydu .
Yüzüme bile bakmadan salondan çıktığında, kalbimdeki sancıya elimi bastım. Gözlerim, bir türlü susturamadığım hıçkırıkların peşinden sürüklendi. Haykırmak istedim ama kelimeler yoktu, yalnızca boğazımda sıkışan bir acı vardı.
Yakıcı yaşlarım,sanki kalbimin derinliklerinden gelen bir kayboluşla sessizce yol aldı.Ağlamak,bir nehir kesildi içimde; ama bu nehir... Sadece soğuk, hıçkırıklı bir çığlık gibiydi. Her damla, sanki birer delik açıyor, kırık dökük bir kalbin parçalarını döküyor gibiydi.
Acı, her damlayla biraz daha derinleşiyor, ruhumun en uzak köşelerine işliyordu. Gözlerim... Bir çığlık, bir inilti olmadan, sadece ruhumun kayboluşu gibi süzülen yaşlarla doluydu. Sanki düşürdüğü damlalar bir yerde birikip boğuyordu beni.
İnsan, kendi yaşlarında boğulurmuş, derin denizlere gerek kalmadan...
Küçük bir çocukken neneler yaşadığını düşünmeye çalıştıkça, göğsümdeki kemiksiz, dört kapılı et parçasının dört kapısı da, yeri yerinden oynatan fırtınada açılmış gibi, pervazlarını parçalayarak durmadan kapanıp açılıyordu.
Gücüm yetmedi içimdeki bu kasırgayı durdurmaya.O,o cehennemde büyümüşken, ben içimdeki fırtınaya direnip kalbimin kapılarına elimi uzatıp kapatmadım.Acısını istedim, acısın,hatta kırılsın darma dağın etsin. Sanki kırılınca,dağılınca,paramparça olunca onu çektiği acılara denk düşecektim. Sanki kırılırsa,bu acıyı hafifletecektim.
Kanayınca hafifler mi kalp ?
İçim kanasın istedim.Nefesim beni boğarken düştüğüm bu dilsiz kuyudan beni çıkaracak tek kişi oydu.
Adımlarım beni ona götürecek merdivenlere yöneldi .
Esma'yı kurtardıktan sonra geceleri kabuslarıma giriyordu o odadaki cesetler tecavüzler ben bu yaşımda kaldıramamıştım çoğu şeyi ama o,o...
O,Orhun'u beklemişti belki aylarca bekledi abisini.Çocuk işte kendinden bir yaş büyük olan abisinin onu kurtaracağını ona geleceğini düşündü, bekledi.Ne kadar bekledin Ömer,
Ne kadar bekledin yarim?
Ne kadar bekledin de sonra vazgeçtin?
Umudunu öldürmüştü ,annesi babası varken hiç kimsesiz büyümüştü bir çocuğun büyüyeceği en son yer bile olamayacak yerde büyümüştü .
Dövdüler mi?
Silah mı verdiler eline?
Birini mi öldürttüler?
Kaç kişinin ölümüne, işkencesine, tecavüzüne şahit oldun?
Ve en korktuğum, en çok korkutan...
Ona... dokunmuş olma ihtimalleri.
Bunu yaptılar mı bilmiyor ama emin olduğum şey şu ki buna kesinlikle yeltenmiş olduklarıydı .
Yeri geldi onlarla yıllarca yaşadım aylarca aralarında onlardan biri gibi yaşadım.Masum ve güçsüz olan herşeyi yok edip kirletmek için bu dünyaya gelmiş pislik sürüsü onlar .
Boş olan salon ve mutfaktan sonra, kurtarmaya yeltensem de boşa çıkan yaşlarımla odasına doğru ilerledim.
Boş odayı görünce gözlerimi sımsıkı kapadım.Sıcacık yaşlarım arada sıkışınca göz kapaklarımın kenarlarını üşüttü.
Gitmiş miydi?
Lanet olsun, keşke sormasaydım, keşke hatırlatmasaydım... Avucumda sıktığım kapı kolunu geri kapatırken, duyduğum sesiyle anında bıraktım ve banyoya yöneldim.
Elini duşakabinin siyah mermerine dayamış, sırtı dönük duruyordu. Kolunu duvardan çekmeden beni gördüğünde şaşırmıştı.Islak kaşları, ıslak kirpiklerine değecek kadar gözlerine indi.
"Gül'üm!"
Burnumu çektiğimde nasıl gittiğimi bile fark etmedim. Kollarımı beline dolayarak başımdan akan buz gibi suyu umursamadan, başımı duvarla arasına sokup göğsüne yasladım.
Şu an sıcak olan tek şey, yanağımdan süzülen ve onun göğsüyle benim yanağım arasında kalan yaşlardı. Kalbinin atışını duymak, içimdeki fırtınayı hafifletmişti. Kolunu duvardan çektiğinde elleri hareketlendi.
"Şşş, dur bir dur, bak bana!"
Çözmek istediği kollarımı daha sıkı sardım.Hıçkıra hıçkıra ağlamak isterken,onları boğazıma gömüp sessizce ağlıyordum.
"Gül'üm, yüzüme bak!"
Su anında sıcağa dönerken, çenemi eliyle kavrayıp kaldırdı.
Diğer elinin parmakları,yanaklarıma dokunurken, başımızdan sular akmasına rağmen parmaklarını yanaklarımı kurutmaya çalıştı.
Koyu yosunları,gözlerime daldığında, içine derince çektiği nefesin ağırlığını hissettim.Suyu kapattığında,belimi saran eli,diğer kolunu bacaklarıma dolayarak beni kucağına almıştı.
Yere oturduğunda sırtını duvara yaslayıp bacaklarının üstünde bana yer verdi.İki bacağımı açıp kendine doğru çekti.
Kollarım, ondan ayrılmanın hüznünü yaşıyordu. Kendimi tutmasam,içimi çekerek ağlayacaktım.
Ellerimi avuçlarının arasına aldığında, suyun dağıttığı,topuzdan taşan saçlarımı yüzümden uzaklaştırdı.
"Neden bu kadar ağladın güzelim?"
Dudaklarımı büzüp ona sarılmak için hareketlendirdiğimde, elleri bileklerimi tuttu.
"Şşş Hayır,ağlamakta yok, sarılmakta! Soruma cevap ver."
"Kalbim acıyor."
Dediğimde, yeşillerine çöken ve asla tarif edemediğim bir bakışla, şefkat desem değil, acı desem değil, sanki tüm bunların karışımı olan adının konulmadığı bir duyguyla baktı.
Elleri bileklerimi tutarken, göğsüme doğru eğildi. Dudaklarını sol göğsüme, büstiyerin açıkta bıraktığı tenime bastırdığında,bekledi.
İçindeki fırtına dindi,açılıp kananan kapılar durdu.Sanki onları durdurmak fırtınayı kesmek için bekledi.Dinen sancılarım,aklımın gözümün önüne bundan üç yıl önce bir terör kampında şahit olduğum küçük bir çocuğun uğradığı zulmü getirdiğinde tuttuğum hıçkırığım ağzımdan kaçtı.
"Sana neler yaşattılar ? Sana neler yaptılar naptılar sana nasıl büyüdün orada nasıl...."bir hıçkırk daha çıktığında göğsüm koparak sallandı ."Nasıl... büyüdün Ömer ?"
Tenimden nefes soluduğunda ellerimi bıraktı.Bir eli belimde bir eli yanağımda yer aldığında baş parmağı yaş süzülen sol yanağımı okşadı .
"Kurban olduğum ağlama.Benim içinde olsa ağlama !" Dudaklarını alnıma bastırdığında "Düşündüğün şey olmadı bu bir ."
Dediğinde kendinden emin yaldan uzak sözü içime buz gibi bir su serpmişti.
"İkincisi ?" Dedim burnumu çekip yaşlarımı silerken o gülümsedi.
"İkincisi çok yanlış zamanda geldin güzelim."
Bu zamana kadar beni terk edip kalbime ziyarete giden aklım,başıma gözlerimin önündeki görüntüyle geldiğinde yutkunup gözlerimi kaçırdım.
"Şey ben bir anda öyle şey yaptım "Eli hâlâ yanağımdayken başını duvara yaslayıp cook cool gülümserken beni dinliyordu.
"Ney yaptın ?" Dediğinde sesi keyifle çıktı.
"Daldım " yutkunduğumda kalkmak için hareketlendim."Ben gideyim sen şey yap"
Şey nedir Gül ya? Duş almak ne zaman şey oldu !
Kalmak istesemde belim ve bacağımdaki elinin kuvveti buna izin vermediğinde,boyunumu hafifçe kırdım.
"Ömer bıraksana ."
"Ahirette bile bırakmam ." Dediğinde içimdeki kelebekler sırayla devrildi.Tam on ikiden vurduğu kalbimdi.Biri bu adamın benden daha iyi nişancı olduğunu ve beni kalbimden vurmaktan asla vazgeçmemesini söylebilir mi ?
"Ama gitmem gerek ben gideyim sen duşunu al hem ikimizde acıktık sen çıkana kadar birşeyler hazırlarım saat dörde geliyor."
"Ben sana açım ." Gözünü kırpmıştı.Açık kalan ağzımla yanaklarım yanarken o bu durumdan memnun bir şekilde beni keyifle izliyordu .Kim derdi robattan farkı olmayan adamın şimdi çapkın çapkın gülümseyeceğini ?Elimle ensemi ovaladığımda dizimin değdiği yerdeki beyaz pürüssüz taşları inceledim.
"Nerede..."Kulağıma hangi ara bu kadar yaklaşmıştı.Nefesi kulağımın altında boynumun derisini yakarken dudaklarını oraya bastırıp beni kavuran nefesiyle devam etti ."Nerede,benim dün gece dört saatin sonunda dur diye yalvartabildiğim o karım ?"
Nerede benim dilimin altındaki tükürük salgılayan bezlerim ? Ağzım kup kuru olurken boynuma sürttüğü dudaklarıyla benimle bilerek dalga geçip,bilerek kışkırtıyordu .
İçime aldığım uzun nefesi geri verirken bir elimi omzuna diğer elimi ensesine yerleştirdiğimde taş gibi vücudu içimi okşadı.Boynumdan çekilmediğinde ellerim tenini okşarken öyle kışkırtılmaz böyle kışkırtılır demek için fısıltıyla araladım dudaklarımı "Karını dört saatin sonunda ancak yalvartabildiğin için..."Elimi ıslak ama yumuşacık saçlarına daldırdım."Yorgun "
Sürtünen dudaklarının hareketi durduğunda keyifle zafer gülümsemesi sunma sırası bendeydi .
"Bunlar doğduğunda o dört saati dört dakikaya indirmezsem namerdim !"
Gülüşüm anında solarken sertçe yutkundum.Hamile olduğumu bilmediği zamanki halini hatırladığımda,bu kışkırtmamla beraber birleşen ses tonu bana herşeyi yutturdu.Bu adamın gücünün sınırları yok.
"Şimdi "dediğinde üstümdeki büstiyer yırtılmıştı.Artık alıştım canım alıştım.Bu adam yırtmadan duramıyor .
"Büstiyerimden ne istedin ya?"
Elleri sırtımda gezerken "Yavrum"dediğinde dudaklarını omzuma bastırdı."Sabahtan beri onunla karşımda dururken beni ne hale getirdiğini fark ettin mi ?"
"Altı üstü bir büstiyer ?"
"Avucum kadarlar lan,sen giyince altı üstü olmuyor,beni deli ediyor ."
"Şimdi "dediğinde dişlerini omzuma serçe geçirdi.Kapanan gözlerimle kollarımı boynuna sım sıkı doladım.
"O dört saati bire indirişimi izle yavrum."
BÖLÜM SONU
Bana Sövdüğünüzü biliyorum yapmayın öyle şeyler 😂🦋
Bu bölüm biraz değil bayağı bayağı bir günde dört mevsim gibi oldu.
Sizi seviyorum sağlıkla kalın 🇹🇷❤️
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 31.87k Okunma |
2.99k Oy |
0 Takip |
48 Bölümlü Kitap |